POLİTİKA - 21 Mayıs 2024 Salı 20:58

TBMM’de 6-8 Ekim olayları tartışması yaşandı

A
A
A
TBMM’de 6-8 Ekim olayları tartışması yaşandı

TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti grup önerisi görüşmeleri sırasında 6-8 Ekim olayları tartışması yaşandı.

TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti, 6-8 Ekim olaylarının araştırılması için grup önerisi verdi. Grup önerisi üzerine DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş konuştu. Beştaş, 6-8 Ekim olaylarını hatırlatarak, “Kobani’de ne oldu? 15 Eylül’de IŞİD, Kobani’yi kuşattı ve Salih Müslim acil yardım talebinde bulundu, yüz binlerce insanın, 400 bin Kobanilinin ölüm tehdidi altında olduğunu ifade etti. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Stefan de Mistura 7 Ekim’de açıklama yaptı ve katliam riskine dikkat çekti, ’Kobani halkını koruyalım’ çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun da Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri de aynı çağrıyı yaptı. Bütün dünyada bu çağrılar çığ gibi büyüdü ve 25 Eylülden sonra bütün dünyada, bütün kıtalarda Kobani halkıyla dayanışma eylemleri yapıldı ve IŞİD protesto edildi. Bu protestolar 25 Eylül’de başladı, neden 6 Ekim geçiyor; onu da bir soru olarak koyuyorum. 6-8 Ekim’de genel kabul gören veri -çünkü iktidar soruşturmuyor, kovuşturmuyor, failleri bulmuyor, yakalamıyor, ceza vermiyor- 54 ölüm ve bunların 47’si partimizden, HDP’li, partimizin üyeleri, yöneticileri” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, 2 bin 700 müştekinin bütün suçlardan beraatine karar verildiğini aktardı.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz da, 6-8 Ekim olaylarına gelene kadar yaşananları anlattı.

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre ise, 6-8 Ekim olaylarına ilişkin davayla ilgili olarak, "Bu dosyadaki ana kurgu şunun üzerine kurulmuş, iddianamede ’Abdullah Öcalan’dan aldıkları talimat üzerine sosyal medya paylaşımlarıyla, demeçlerle halk sokağa çağırıldı ve onlarca insanın ölümü, yaralanması, maddi, manevi zararlar ortaya çıktı, bundan ötürü bu insanlar cezalandırılmalıdır’ deniliyor değil mi? Burası net. Peki, değerli arkadaşlar, öyleyse Abdullah Öcalan niye bu dosyada sanık değil? Bakın, çok net bir soru soruyorum size. Öyleyse Abdullah Öcalan niye bu dosyada sanık değil? Niye biliyor musunuz? Cezaevinde olması engel değil yani bunu da mı biz söyleyelim. Çünkü yargının bir siyasi operasyon olarak kullanıldığının onlarca delilinden biri. Bakın, size bir şey daha söyleyeceğim; bunun cevabını veremeyeceksiniz, biliyorum, bir şey daha söyleyeceğim: Değerli arkadaşlar, bu dosyaya ilişkin kamuoyunca çok tartışma oldu ve bütün tartışmalarda ’Yasin Börü’nün katilleri, katilleri’ dendi. Bakıyorsunuz, o, 40’a yakın ilde o kadar vatandaşımız hayatını kaybetti, yaralandı, postaneler yakıldı, okullar yakıldı; bunlara ilişkin kurulan bir hüküm yok. Demokratik bir ülkede ne olması lazım? Bütün bunları yapanların faillerinin cezalandırılması lazım. nerede? Suçun işlendiği yerde. Öyle değil mi? Yani demokratik bir ülkede olması gereken bu değil midir? Peki, değerli arkadaşlar, bunu da geçtik” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, IŞİD’in bir kenti yok etme tehdidi olduğu için demokratik çağrı yapıldığını iddia etti. Beştaş da, 6-8 Ekim olaylarında Kürt düşmanlığı yapıldığını ve IŞİD tarafından Kürt kökenli insanların yok edilmek istendiğini öne sürdü.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin de, Kobani’de yapılan konusunda herkesin destek vereceğini belirterek, "Ama siz kendi içinde yaşadığınız şehirleri altüst etmeye davet ediyorsunuz. PKK’nın yaptığı davete icabet ediyorsunuz, üstelik el yükseltiyorsunuz. Sizin birinci meseleniz asla ve asla bu ülke değil, sizin meseleniz bu ülke değil. Siz Meclisi bir araç olarak kullanıyorsunuz, bir daha söylüyorum” dedi.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu, çözüm sürecinde toplumu ikna için hükümetin, devletin yürüttüğü bir süreç olduğunu hatırlatarak, o süreçte kendilerinin de bunun niçin gerekli olduğunu anlatmaya çalıştıklarını söyledi.

Ahmet Umur Öztürk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Savcılıktan İBB davasında avukat savunmaları sırasında görüntü alındığı iddialarına ilişkin açıklama Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri’de görülen İBB davasında avukat savunmaları sırasında başka yerden takip edilecek şekilde görüntü kaydı alındığı iddialarının asılsız olduğunu açıkladı. Bir televizyon programında Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü’nde görülen ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davası sırasında sanık avukatının söz alarak, duruşma salonundaki kameraların değiştirildiği, bu kameraların duruşmadaki avukatların bilgisayar ve telefonlarını görecek şekilde konumlandırıldığını öne sürdükleri belirtildi. Programda avukatların bu görüntülerin başka yerlerden takip edildiğinden şüphelendiklerini ve bu durumun savunma hakkını ihlal ettiğini belirttikleri belirtildi. İddialara ilişkin başsavcılıktan açıklama Konuya ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, "Cumhuriyet Başsavcılığımız görev ve sorumluluk alanı içerisinde yer alan Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü içerisinde bulunan duruşma salonları, bilindiği üzere taraf sayısı fazla olan ve güvenlik riski taşıyan dava dosyalarının duruşmalarında yoğun şekilde kullanılmaktadır. Gelişen teknolojik imkanlar doğrultusunda kampüs içerisinde zamanla yenilenen güvenlik sistemlerinin savunma hakkının kısıtlanması ya da taraf avukatlarının veya katılımcıların bireysel alanlarının kayıt altına alınması gibi bir amacı taşımadığı gibi 1 No’lu duruşma salonunun görüntüleme güvenlik sistemlerinin iyileştirilmesi planlaması duruşma tarihinden çok daha önce yapılmış olup, somut dava dosyası ile ilgili değildir" ifadelerine yer verildi.