KÜLTÜR SANAT - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 09:52

Alanya Kalesi’ndeki 800 yıllık miras turist akınına uğruyor

A
A
A
Alanya Kalesi’ndeki 800 yıllık miras turist akınına uğruyor

Antalya’nın Alanya ilçesinde, Alanya Kalesi içerisinde yer alan Süleymaniye Camii, hem yerli hem de yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri haline geldi. 13. yüzyılda 1. Alaaddin Keykubad döneminde inşa edilen cami, geçirdiği değişimlere rağmen tarihi dokusunu korumayı sürdürüyor.


İlk olarak Selçuklu mimarisiyle inşa edilen yapı, zaman içerisinde çeşitli nedenlerle özgün görünümünden uzaklaştı. 16. yüzyılda ise Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniden yaptırılarak bugünkü görünümüne kavuştu. Bu yeniden inşa süreci, camiye hem Selçuklu hem de Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan eşsiz bir karakter kazandırdı. Caminin özellikle giriş kapısı, minberi ve ahşap işçiliği ilk yapıldığı dönemin estetik anlayışını yansıtarak ziyaretçilere adeta görsel bir şölen sunuyor. Ahşap detaylarda kullanılan ince işçilik, dönemin ustalığını gözler önüne sererken, yapının tarihi atmosferini daha da güçlü kılıyor.


Akustiği sağlamak için 60 adet küp


Öte yandan caminin dikkat çeken bir diğer özelliği ise akustik sistemi oldu. İlk inşa edildiği dönemde sesin cami içerisinde dengeli bir şekilde yayılması amacıyla yerleştirilen toplam 60 adet küp, dönemin mühendislik anlayışını ortaya koyuyor. Ancak zaman içerisinde yapılan restorasyon çalışmaları sırasında bu küplerden birinin üzerinin sıva ile kapatıldığı biliniyor. Tarihi ve mimari özellikleriyle öne çıkan Süleymaniye Camii, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlarken, Alanya’nın kültürel mirası içerisinde önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Özellikle kaleye çıkan turistlerin uğrak noktalarından biri olan cami, geçmiş ile günümüz arasında köprü kuran önemli yapılardan biri olarak dikkat çekiyor.


Caminin genel tarihi hakkında bilgi veren Reşat Reşatoğlu ‘’Camiyi İlk yaptıran kişi 1. Alaaddin Keykubat. İlk yapıldığı zaman Alaaddin cami olarak adlandırılıyor. Burası bir fetih camisidir. Malum o dönemin anlayışına göre fethedilen şehirlerin en yüksek mevkilerindeki düz alana bir cami inşa edilirdi. Cami 300 sene sonra Osmanlı dönemindeki Kanuni Sultan Süleyman devrine gelmiş ve o dönemde bir şimşek çarpması sonucu büyük hasar görmüş. Ondan sonra hasar görmeyen yerlerde yıkılarak temeller muhafaza edilerek yeniden ayağa kaldırılmış. Bu sefer de Kanuni Sultan Süleyman bizzat kendi cebinden parayı gönderdiği için ve o dönemde yapıldığı için Süleymaniye cami olarak adlandırılmıştır’’ dedi.


Kapısında makili hat ile Fatiha yazısı


Süleymaniye caminin kapı girişinde inşaat sırasında Makili hat ile Fatiha suresi yazısının dikkat çektiğini aktaran Reşatoğlu ‘’İç özelliklerinin en önemlisi akustiktir. Malum o zaman mikrofon yok en arkadaki cemaate ses ulaşması lazım. Eski camilerin tamamında bu vardır. Osmanlı o özelliği bu eksikliği burada da çözmüş. İmam efendi ön tarafta namazı kıldırırken en arkadaki cemaatin bu sesi aynı şekilde duyabilmek için kubbenin dört köşesine on beşer tane küçük küpçüler yerleştirmek suretiyle sese akustik vermişler. Tabi restorasyon sırasında bir tanesi kapatılmış dolayısıyla atmış olması gerekirken 59 tane kalmıştır. bu caminin en önemli özelliklerinden bir tanesi de kapısının, pencere kanatlarının, kürsünün ve mihrabın orijinal olmasıdır. Son dönemlerde yaygınlaşan en önemli olaylardan bir tanesi karekod uygulamasıdır. Dolayısıyla biz karekod uygulamasını 500 sene sonra günümüzde biz yaşarken Osmanlı zamanında karekod uygulamaları arkamda gördüğünüz caminin iç pencerelerin kapısında makili hat ile bir kare içerisinde peygamberimizin adı nakşe edilmiştir. Yine caminin ana kapı girişinin üstündeyse sol ve sağ kanatta bir karekod kare içerisine ile Fatiha suresi nakşedilmiştir. Burada anlamlar vardır. Fatiha giriş anlamına geldiği, hem camiye giriş, hem Kur’ana hem de İslam’a dine girişi ifade eder’’ ifadelerine yer verdi.


(RK-SM-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Yurtlig Futbol Grup Şampiyonası heyecanı Denizli’de yaşandı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü tarafından üniversite öğrencileri arasında düzenlenen Yurtlig Futbol Grup Şampiyonası, Denizli’nin ev sahipliğinde tamamlandı. 28 Nisan-05 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen turnuvada 9 ilden 178 sporcu kıyasıya mücadele etti. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Yurtlig Futbol Grup Şampiyonası, Denizli’nin ev sahipliğinde gerçekleşti. 28 Nisan - 05 Mayıs tarihleri arasında Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü organizasyonunda gerçekleşen turnuva, 9 ilden 178 sporcunun kıyasıya mücadelesine sahne oldu. Pamukkale Kocaçukur’da gerçekleşen açılış seremonisinin sporcular Pamukkale Travertenleri, Hierapolis Antik Kenti ve Karahayıt’ı ziyaret ederek Denizli’nin tarihi ve doğal güzelliklerini yakından tanıma fırsatı buldu. Yoğun müsabaka temposu öncesi Honaz Göz mesire alanında düzenlenen piknik etkinliğiyle bir araya gelen öğrenciler kaynaşma imkânı yakaladı. 9 ekipten 178 sporcunun mücadele ettiği şampiyona, Buldan, Honaz ve Kınıklı Futbol Sahalarında oynanan karşılaşmalarla büyük heyecana sahne oldu. Fair-play ruhunun ön planda olduğu turnuvada, takımlar üst tura çıkabilmek için tüm güçlerini ortaya koydu. Kınıklı Futbol Sahası’nda oynanan yarı final ve final müsabakalarının ardından dereceye giren takımlar belli oldu. İzmir takımı turnuvayı şampiyon olarak tamamlarken, Manisa ikinci, Uşak üçüncü, Afyonkarahisar ekibi ise dördüncülüğü elde etti. Düzenlenen ödül töreninde dereceye giren takımlara madalya ve kupaları, Gençlik ve Spor İl Müdürü Süleyman Erdoğan tarafından takdim edildi. Turnuvayı şampiyon olarak tamamlayan İzmir takımı, bir sonraki etap olan Türkiye Şampiyonası’nda mücadele etmeye hak kazandı. Şampiyonanın final karşılaşmasını tribünden takip eden Gençlik ve Spor İl Müdürü Süleyman Erdoğan; böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek "Sporun gücüyle gençlerimizi bir araya getiren bu tür organizasyonlar, hem sportif gelişime hem de sosyal kaynaşmaya önemli katkılar sağlıyor. Tüm takımlarımızı gösterdikleri mücadeleden dolayı tebrik ediyor, Türkiye Şampiyonası’nda başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.
İstanbul Küçükçekmece’de yol verme tartışması kamerada İstanbul Küçükçekmece’de içinde yolcuların bulunduğu İETT otobüsünün şoförüyle bir otomobil sürücüsü arasında yol verme tartışması yaşandı. Şoföre hakaret eden otomobil sürücüsüne "trafikte saldırı amacıyla araçtan inmek", "duraklamanın yasaklandığı yerde durmak", "saygısızca araç kullanmaktan" toplamda 182 bin 246 lira para cezası kesildi. Edinilen bilgiye göre, Küçükçekmece Halkalı Caddesi’nde bir İETT şoförüyle, otomobil sürücüsü arasında yol tartışması yaşandı. İçinde yolcuların bulunduğu otobüsün şoförü, "Sana bu insan hiçbir şey demedi. Devam et sen. Sen telefonla yolda duruyorsun. Yolcularıma da küfür et tamam mı? Polise vereceğim. Sen karakola git. Sen telefonla yolda duramazsın" dedi. Zaman zaman küfür ettiği duyulan otomobil sürücüsü ise tartışmada, "Ayıp değil mi sizin yaptığınız. Karakola şimdi gidiyorum" diye karşılık verdi. Otobüste bulunan yolcular otomobilin plakasını almaya çalışırken, tartışma bir süre sonra tarafların oradan ayrılmasıyla sona erdi. O anlara ait görüntüler sosyal medyaya düşerken, yapılan çalışmalarda sürücülerin R.A ve S.D olduğu tespit edildi. Otomobil sürücüsü R.A’ya, "trafikte saldırı amacıyla araçtan inmek", "duraklamanın yasaklandığı yerde durmak", "saygısızca araç kullanmaktan" toplamda 182 bin 246 lira para cezası kesildi. Şahsın aracı 60 gün trafikten men edilerek, sürücü belgesine ise 60 gün süreyle el konuldu. Ayrıca iki sürücü hakkında adli başlatıldı.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz "Türkiye savunma sanayiinde bir devrim yaşadı" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayiinde yaşadığı gelişime işaret ederek "Son 23 yılda Türkiye Cumhuriyeti savunma sanayiinde bir devrim yaşadı. Ben bir değişim yaşadı demiyorum bir devrim yaşadı. Geçmişte yüzde 80’in üzerinde dışa bağımlı olan savunma sanayiimiz, bugün yüzde 80’in üzerinde yerli ve millî imkânları olan bir savunma sanayiinde ulaştık" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen SAHA EXPO Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a fuar ziyaretinde Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ve SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar da eşlik etti. Heyet, fuar kapsamında ASELSAN ve Baykar stantlarını ziyaret ederek yeni nesil savunma sanayi ürünleri hakkında yetkililerden bilgi aldı. ASELSAN standında sergilenen Tufan ve Kılıç denizaltı araçları da incelenirken, sistemlerin teknik özelliklerine ilişkin bilgi alındı. Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayindeki gelişimini yansıtan ürünlerin incelendiği ziyarette, yüksek teknolojiye dayalı sistemler dikkat çekti. Fuarda yapılan incelemelerde, Türkiye’nin savunma sanayinde son yıllarda kaydettiği ilerlemeye vurgu yapılırken, yerlilik oranının artmasıyla birlikte dışa bağımlılığın azaldığı ve ihracat kapasitesinin güçlendiği değerlendirildi. Program kapsamında fuar alanını gezen heyetin, farklı stantları da ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı. "Türkiye savunma sanayiinde bir devrim yaşadı" Fuarda açıklamalarda bulunan Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayiinde yaşadığı gelişime işaret ederek, "SAHA Expo’yu gezme imkânımız oldu. Açıkçası ürünlerin tamamını görmeye vakit yetmedi; çok daha fazla zaman ayırmak gerekiyor. Ancak gördüklerimizle büyük bir gurur duyduk. Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği noktayı somut ürünlerle ortaya koyan çok önemli bir fuardayız. Son 23 yılda Türkiye Cumhuriyeti savunma sanayiinde bir devrim yaşadı. Ben bir değişim yaşadı demiyorum bir devrim yaşadı. Geçmişte yüzde 80’in üzerinde dışa bağımlı olan savunma sanayiimiz, bugün yüzde 80’in üzerinde yerli ve millî imkânları olan bir savunma sanayiinde ulaştık. Burada en kritik hususlardan biri, Türkiye’nin bu alanda erken yola çıkmış olmasıdır. Bugün dünya savunma sanayiinin önemini kavrakmış durumda ama Türkiye bunu çok daha önceden yaptı. Bunun avantajlarını da bugün net şekilde görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Savunma sanayii olmayan bir ülkenin bağımsız dış politikası olamaz" Türkiye’nin artık savunma sanayiinde ciddi bir kapasiteye ulaştığına dikkat çeken Yılmaz, "Bugün 20 milyar doların üzerinde cirosu olan, geçen yıl itibarıyla 10,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirmiş bir sektörden söz ediyoruz. Türkiye, bu alanda dünyanın 11’inci büyük ihracatçısı konumundadır. İnşallah kısa vadede ilk 10 arasında da gireriz. Savunma sanayii, güvenlik açısından çok çok önemli elbette. En az bunun kadar önemli olan bağımsız dış politika açısından da kritik. Savunma sanayii olmayan bir ülkenin bağımsız dış politikası olamaz. Bu sektör, Türkiye’nin genel bağımsızlığına ve dış politikadaki hareket alanına büyük katkı sağlamaktadır. Bunun yanı sıra savunma sanayii; ekonomik ve sosyal refah açısından da önemli. Katma değeri yüksek bir ekonomi inşa etme sürecinde en kritik sektörlerden biri savunma sanayii. Burada elde ettiğimiz yetkinlikler, doğrudan ihracat ve doğrudan istihdam yoluyla refaha katkıda bulunduğu gibi, sivil endüstrilere de bu teknolojiler sirayet ederek topyekün ekonomimizin teknolojik seviyesini yükseltiyor" şeklinde konuştu. Savunma sanayiinde oluşan ekosistemde genç girişimcilerin ve yeni işletmelerin dikkat çektiğini vurgulayan Cevdet Yılmaz, "ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ ve Baykar gibi büyük firmalarımızla gurur duyuyoruz. Bunlar aynı zamanda birer ’amiral gemisi’. Bunların etrafında ikinci üçüncü halkalarda çok sayıda firmalar gelişiyor. Bunlar da yenilikçilik ve girişimcilik kapasitemizi destekliyor. Fuarda 200’ün üzerinde yeni ürünün sergileniyor. Bundan da iftihar ediyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde savunma sanayiimizi daha da geliştirerek ve derinleştirerek ileriye taşımaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; mühendislerimizin, girişimcilerimizin, kurumlarımızın ve şirketlerimizin katkısıyla bu sektörü çok daha ileri seviyelere ulaştıracağız. Dost ve kardeş ülkelerle iş birliklerimizi artırarak, küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu olmayı sürdüreceğiz" diye konuştu. 23 Nisan’da Ermenistan’da Türk bayrağı yakılmasına ilişkin soruya yanıt veren Cevdet Yılmaz, "Geçen yıl yaşanan menfur hadise hepimizi derinden üzdü. Ben geçen Ermenistan’daydım, bu konuyu da konuştuk. Sayın Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın bu olayı kınadığını biliyorsunuz. Aynı şekilde Ermenistan Meclis Başkanı da olayı kınadı ve Ermenistan kamuoyundan da tepkiler geldi. Buna da sevindik. Biz Güney Kafkasya’da kalıcı bir barışın tesis edilmesini istiyoruz. Ermenistan ve Azerbaycan bu süreçte önemli bir ilerleme kaydetti. Artık barışa çok az kaldığını değerlendiriyoruz. Bu barışın sağlanmasıyla birlikte Güney Kafkasya, stratejik önemi yüksek bir bölge olarak hem bölgesel hem de küresel ölçekte çok daha farklı bir rol oynayacak. Özellikle orta koridorun gelişmesi ve Zengezur Koridoru’nun açılması ile birlikte hem güvenliğin hem de refahın artacağına inanıyoruz. Bu vesileyle Azerbaycan’a gönülden selamlarımı iletiyorum.