EKONOMİ - 04 Kasım 2025 Salı 19:37

ASO Başkanı Ardıç: "Yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almakta başarılı olamadığı gibi reel sektörü de nefessiz bırakıyor"

A
A
A
ASO Başkanı Ardıç: "Yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almakta başarılı olamadığı gibi reel sektörü de nefessiz bırakıyor"

ANTALYA (İHA) – Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Acilen üretim ekonomisine geri dönmeliyiz. Ülkemiz ekonomisinin itici gücü üretimdir, sanayidir, ihracattır. Bu gücü korumanın yolu da ekonomik ve finansal istikrarı üretimle uyumlu hale getiren dengeli politikalardır" dedi.


ASO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Antalya’da gerçekleştirildi. ASO Başkanı Seyit Ardıç’ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda güncel ekonomik gelişmeler, ekim ayı enflasyon verileri ve sanayicilerin beklentileri ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Ardıç, ihracatçı firmalara verilen yüzde 3 oranındaki Döviz Dönüşüm Desteği süresinin Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile 6 ay daha uzatıldığını ve bunun ihracatçılar için olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.



"Ekonomide belirsizlik ve öngörülemezlik artık yeni normalimiz"


Ardıç, ABD’nin artan gümrük tarifelerinin sadece ticaret dinamiklerini değil aynı zamanda küresel siyaseti de etkileyerek dünyayı yeni bir dönüşüm sürecine sürüklediğini söyleyerek, ABD ve Avrupa Birliği’nin yeni tarifeler uygulamasının uluslararası bir tepkiyi tetikleyerek piyasalardaki belirsizlik ve oynaklığı arttırdığını söyledi. Ardıç, "Belirsizlik ve öngörülemezlik artık yeni normalimiz. IMF’nin verilerine göre, küresel belirsizlik tarihin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Ekonomik aktiviteye yönelik beklentiler hala pozitif seyretse de, güven endekslerinde sert bir bozulma dikkat çekiyor. Bu tablo, modern ekonomilerin derin çelişkisini gözler önüne seriyor, Büyüme devam ediyor, ancak güven eriyor" dedi.


Dijitalleşme ve yapay zekanın üretim süreçlerinden lojistiğe kadar her alanı dönüştürdüğüne vurgu yapan Ardıç, aynı zamanda iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik odaklı politikaların da ekonomilerin geleceğini şekillendirdiğine dikkati çekti. Ardıç, sanayi sektöründe teknolojinin önemine de değinerek, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, yapay zeka ve dijitalleşmenin dönüştürücü etkilerinin, bölgesel çatışmalar ve büyük güç rekabetinin ülkeleri ortak çözümleri aramaya zorladığını söyledi.



"5 yıl sonra kullanılan her iki üründen biri Çin malı olacak"


Çin’in üretim ritmine de vurgu yapan Ardıç, dünyanın temposunu aşmaya başladığını belirterek, otomasyon ve akıllı teknolojilerin kullanımıyla artık Çin’in tüm dünyada zirveye oynadığını dile getirdi. Ardıç, Çin’in bu tempoyla devam etmesi halinde 2030 yılında milli gelir büyüklüğünde Amerika’yı geçeceğini ve 5 yıl sonra kullanılan her iki üründen birinin Çin malı olacağına işaret etti. Ardıç, gelecek dönemde rekabetin sadece tarifelerle değil yeni teknolojiler, dijitalleşme, sürdürülebilirlik standartları ve tedarik zinciri teşvikleri üzerinden süreceğini söyleyerek, "Çin küresel ekonomide hâkimiyetini her geçen gün arttırırken; Amerika Birleşik Devletleri de korumacı önlemlerle oyunun kurallarını yeniden yazmaya çalışıyor. Yüksek korumacı tarifelerden standartlara ve tedarik mimarisine doğru evrilen ticaret savaşları kızışıyor. Bu savaşın kazananları, bu yeni dönemi erken okuyup, inovasyon, üretim, pazar üçgenini aynı anda optimize edenler olacaktır" dedi.



"Yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almakta artık başarılı değil"


Ekim ayı enflasyonunun aylık yüzde 2,55 olarak açıklanmasıyla yılsonu enflasyonunun Merkez Bankası ve OVP tahminlerinin üzerinde kalma olasılığı belirgin şekilde arttığını aktaran Ardıç, "Merkez Bankası, son Para Politikası Kurulu Toplantısı’nda politika faizini 100 baz puan düşürerek yüzde 39,5’e indirdi. Karar metninde ise, ‘dezenflasyon hızında belirgin bir yavaşlama’ olduğuna dikkat çekti. Fiyat istikrarını sağlamak için yaklaşık 2,5 yıldır uygulanan yüksek faiz politikası, uzun vadede maliyetleri artırarak enflasyonu yeniden besleyen bir döngüye dönüştü. Yani, enflasyonu durdurmak için kullanılan araç, ne yazık ki enflasyonun kaynağı haline geliyor. Bu süreçte üretim maliyetleri artıyor, yatırımlar erteleniyor, krediye erişim neredeyse imkansız hale geliyor. Kısacası, tek başına yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almakta başarılı olamadığı gibi reel sektörü de nefessiz bırakıyor" açıklamasında bulundu.



"Mevcut dezenflasyon politikası yapısal reformlarla desteklenmediği sürece üretim yerine ithalatı daha cazip hale getiriyor"


İmalat PMI endeksinin son 19 aydır 50 eşik değerinin altında kalmasının üretimde daralmayı işaret ettiğini kaydeden Ardıç, gıda hariç alt sektörlerin tamamında olumsuz seyrin kalıcı hale geldiğini söyledi. Sanayi üretim endeksinin ağustosta sınırlı yükseliş gösterse de alt sektörlerde genele yayılan bir artışın olmadığını da ifade eden Ardıç, aynı şekilde kapasite kullanım oranlarının da yüzde 73,8 seviyesiyle son 5 yılın en düşük düzeylerinde olduğunu dile getirdi. Ardıç, son açıklanan reel sektör güven endeksi içindeki yatırım harcamalarının bu yıl serinin en düşük seviyelerine gerilediğini de kaydederek, "Mevcut dezenflasyon politikası yapısal reformlarla desteklenmediği sürece, üretim yerine ithalatı daha cazip hale getiriyor. Bugün birçok sektör, üretimin değil, ithalat yapmanın daha karlı olduğu bir noktaya doğru ilerliyor. Bu tablo maalesef sürdürülebilir değildir. Sanayisizleşmeye giden bu süreci sonlandırıp, acilen üretim ekonomisine dönmeliyiz. Unutmayalım; ülkemiz ekonomisinin itici gücü üretimdir, sanayidir, ihracattır. Bu gücü korumanın yolu da, ekonomik ve finansal istikrarı üretimle uyumlu hale getiren dengeli politikalardır. Enflasyonun temel ve yapısal sebeplerine yönelik tedbirler almadan, yalnızca yüksek faiz uygulayarak halkın satın alma gücünü aşındırıp, reel sektörün üretim kapasitesini zayıflatarak sorunu çözmek mümkün değildir. Özetle sürdürülebilir fiyat istikrarı ancak talep ve arzı eş zamanlı güçlendirecek bütüncül politikalarla mümkündür" ifadelerini kullandı.



"Nitelikli eğitim sistemi, sürdürülebilir kalkınmanın da temel formülüdür"


Ekonomide bilgi, kültür ve kurumların önemine dikkati çeken Ardıç, "Bugün inovasyona açık bir kültür, güçlü kurumlar, bilim ve teknolojiye yatırım yapan bir eğitim sistemi ve Ar-Ge’ye dayalı üretim modeli kurmadan, dünya ekonomisinde üst sıralara çıkmamız mümkün değildir. Kurumsal bağımsızlığı koruyan, girişimcinin önünü açan ve bilimi rehber edinen yaklaşım artık bir zorunluluktur. Bugün geldiğimiz noktada sanayicinin rekabet gücünü sadece döviz kuru ya da işçilik maliyeti değil; teknoloji, Ar-Ge, fikri mülkiyet ve marka belirliyor. Sonuç olarak; güçlü kurumlar, rekabetçi piyasalar, nitelikli eğitim sistemi, yetkin insan kaynağı ve verimli Ar-Ge politikaları; sadece bir ekonomik reçete değil, sürdürülebilir kalkınmanın da temel formülüdür" şeklinde konuştu.



"Teknolojiyi sanayimize entegre edemezsek, birçok firmamız ciddi ölçüde rekabet gücünü kaybedecek"


Ekonomide teknolojinin önemine vurgu yapan Ardıç, "Teknolojiyi sanayimize entegre edemezsek, yakın gelecekte birçok firmamız ciddi ölçüde rekabet gücünü kaybedecek, hatta kapanma riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Ülkemiz sanayisinin güçlü bir üretim kapasitesi var ancak katma değeri yüksek üretim oranımız hâlâ arzu edilen seviyede değil. Verimliliği artırmak, enerji yoğunluğunu azaltmak ve küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkmak için dijitalleşme, Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarına hız vermek zorundayız" değerlendirmesinde bulundu.


Dünya Bankası’nın ‘sanayi sektörü işçi başına katma değer rakamlarına’ göre Türkiye AB ülkelerine göre yüzde 46, OECD ülkelerine göre ise yüzde 48 daha düşük katma değer üretiği bilgisini veren Ardıç, bu farkı kapatmanın yolunun orta ve uzun vadede Ar-Ge, inovasyon, nitelikli insan kaynağı; yani toplam faktör verimliliğinden geçtiğini kaydetti.



"Ar-Ge ile ticari başarı arasındaki köprü oluşturulmalı"


Ardıç, 2002 yılında 1,2 milyar dolar olan Ar-Ge harcamalarının 2024’te 20 milyar dolara çıktığını ve yaklaşık 17 kat arttığını söyledi. Son 10 yılda 10 imalat sanayiine 38,5 milyar dolar Ar-Ge harcaması yapıldığını söyleyen Ardıç, buna rağmen toplam ihracat içindeki yüksek teknoloji payının hala yüzde 3,5 seviyesinde olduğunu dile getirdi. Ardıç, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Demek ki sorun, ‘ne kadar harcadığımızda’ değil, ‘nasıl harcadığımızda’. Veriler şunu gösteriyor; Ar-Ge harcaması yapmak, teşvikler vermek, Ar-Ge merkezleri kurmak yetmiyor. Asıl gerekli olan; Ar-Ge ile ticari başarı arasındaki köprüyü kurabilmek. Ar-Ge’yi ürünleştirmek. Yani patent ve marka odaklı Ar-Ge yapabilmek. Sonuç olarak dünya ile kıyasladığımızda zaten daha düşük Ar-Ge harcaması yapıyoruz onun da karşılığını alamıyoruz."


Program, Ardıç’ın konuşmasının ardından ‘Yılın Komiteleri Ödül Töreni’ ile devam etti.



ASO Başkanı Ardıç: "Yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almakta başarılı olamadığı gibi reel sektörü de nefessiz bırakıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul CHP Genel Başkanı Özel: "Geleceğine sahip çıkmak için, ülkesine sahip çıkmak için hep birlikte yine birlikteyiz, yine meydandayız" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Saraçhane’de düzenlenen ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisi tarafından Fatih Saraçhane’de düzenlenen ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katıldı. Mitinge CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Dilek İmamoğlu ve partililer katıldı. Özel, "Bu yolda size, bize ömür biçenler oldu, ‘dayanamazlar, dağılırlar, vazgeçerler, teslim olurlar’ dediler. Teslim olmayanlar burada. Değerli İstanbullular, bugün her şeyin başladığı yerde, milletin evinde Saraçhane’deyiz. Korkanların sığınağı değil, cesurların meydanındayız. Tam 365 sabah oldu, tam 365 akşam. 365 kez doğdu güneş, 365 kez battı. ‘Bir Ekrem’i aldık, işi bitirdik, onları sindirdik’ sanıyorlardı. Bir yıl önce bir iftar vaktiydi, Ekrem Başkan’ın 31 yıllık diplomasını iptal ettiler. İşte o gün Ekrem Başkan’ın kapısına gelenler onu Vatan Emniyet’e götürdüğünde eşi Dilek Hanım, evlatları ve yol arkadaşları dimdik ayaktaydı. O gün hep beraber buradaydık. O gün ‘Ne olacaksa olacak ama bugün olacak’ dedik. Biz darbenin hedefinde olan kişinin Ekrem Başkan, hedefinde olan eylemin partinin iktidara yürüyüşü, hedefinde olan mekanın Saraçhane olduğunu biliyorduk. Burayı savunmak için sizlere çağrı yaptık. Bunu duyar duymaz bir yasağı duyurdular. ‘Üç kişi bir araya gelmeyecek, beş gün boyunca eylem, toplantı ve yürüyüş olmayacak ve herkes evinde oturacak’ dediler. Yetmedi, metroları kapattılar. Otobüsleri durdurdular, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. İşte o gün Vatan Emniyet’in önünde 4 bin Cumhuriyet Halk Partili ve Beyazıt Meydanı’nda İstanbul Üniversiteliler barikatla, bariyerle karşı karşıyaydılar" dedi. Güçlerini milletten aldıklarını belirten Özel, "Saraçhane’de yakılan meşale tüm Türkiye’de gür alevlere dönüştü. Boğaz’ı aştık, karşıya geçtik, Maltepe’de 2.2 milyon olduk. Sonrasında her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde, her hafta sonu Anadolu’nun bir ilinde buluştuk. Buranın kıvılcımıyla oralarda kor alevler olduk. Biz bir eyleme, bir mücadeleye, çağırıyoruz insanları. İşte 98’incisi geride kaldı. Bugün akşam 99’uncu eylemde, hep birlikte yeniden Saraçhane’deyiz. Hep beraberiz. Bu süreçte bize destek veren tüm siyasi partilere, başta ilk gün buraya koşup gelen tüm genel başkanlara, tüm siyasi partilerin mensuplarına, kadın kollarına, gençlik kollarına, Türkiye’nin tüm demokratlarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sendikalara, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, 98 eyleme katılan 15.5 milyon yürekli kahraman insana teşekkür ediyorum. En büyük alkışı bu kahramanlar hak ediyor. Biz gücümüzü bu meydandan, bu meydanın mücadele azminden, Atatürk’ün emaneti cumhuriyeti, onun en önemli kazananı sandığa inananlardan, seçme hakkına sarılanlardan, seçtiğine sahip çıkanlardan alıyoruz. Asla ve asla hiç kimseyi geride bırakmayacağız. Geleceğine sahip çıkmak için, ülkesine sahip çıkmak için hep birlikte yine birlikteyiz, yine meydandayız, yine eylemdeyiz, yine ayaktayız. Ve bugün Çanakkale Deniz Zaferi’nin tam 111’nci yıl dönümü. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm şehitlerimizi, gazilerimizi minnetle anıyoruz, rahmetle anıyoruz" şeklinde konuştu.
İstanbul 15 Temmuz Derneği’nden 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde iftar Şişli’de 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü vesilesiyle 15 Temmuz Derneği tarafından iftar programı düzenlendi. İftara katılan Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, "Yaşadığımız süreçte, etrafımız ateş çemberiyken Sayın Cumhurbaşkanımızın dirayeti, cesareti ve liderliğiyle memleketimizde Türkiye Yüzyılı hedeflerine ilerliyoruz" dedi. İstanbul Şişli’de, 15 Temmuz Derneği 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin anısına bir iftar programı düzenledi. Etkinliğe Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, milletvekilleri, belediye başkanları, şehit yakınları ve gaziler, iş insanları ve davetliler katıldı. Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, "Yargı mensuplarımızın cesaretiyle ve elbette ki Cumhurbaşkanımızın dirayeti ve cesaretiyle önemli bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. Değerli misafirler nasıl ki 15 Temmuz Gecesi’nde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve cesaretine nasıl şahitlik ettiysek bugün de yaşadığımız süreçte, etrafımız ateş çemberiyken, onun dirayeti, cesareti ve liderliğiyle memleketimizde Türkiye Yüzyılı hedeflerine ilerliyoruz. Ben yeniden bu derdi gönüllü olarak dert edinen bütün kardeşlerimizi yürekten tebrik ediyorum" diye konuştu. Etkinlik sonrası basın mensupları ile bir araya gelen 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, "Ramazan ayı içerisinde bir iftar programımıza Sayın Adalet Bakanımızın katılacağı bir program düzenledik. Eski Bakanlarımız ve devlet erkanından devletimize hizmet etmiş bir çok tanıdık sima vardı. Asıl misafirlerimiz şehit ailelerimiz ve gazilerimizdi. Yoğun bir şekilde ailelerden de katılan oldu. Biz burada şehit ailelerimizi bir araya getirmek suretiyle, şehitlerimizi hatırlamak, onlar adına dua etmek ve onlara yönelik duygularımızı ifade etmek için bir araya gelmiş olduk. Çok duygulandıklarını ifade ettiler. Özellikle hain darbe girişimini gösteren anlık görüntülerde ben yüzlerce kez izlememe rağmen o sıcak duyguları hala yaşıyorum. Aileler de çok hüzünlendiler. Ben de onlara, ‘Siz bir kahramanın eşisiniz, bir kahramanın çocuğusunuz, bir kahramanın annesi babasısınız. Bir hüzün olacak ama bir yandan ise size ömrünüzün sonuna kadar içinizde taşıyacağınız bir gurur yaşatmış oldular. Ne mutlu ki bu güzel evlatlara sahip olmuşsunuz Biz de size müteşekkiriz iyi ki böyle evlatlar dile getirmişsiniz’ dedim" dedi.
Aydın Başkan Çerçioğlu muhtarlara seslendi: "Söz veriyorum daha fazla çalışacağız" Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu Aydın genelinde görev yapan muhtarlar ile iftar sofrasında bir araya geldi. Muhtarların mahallelerin sesi olduğunu kaydeden Başkan Çerçioğlu, "Söz veriyorum bundan sonra mahallerimize ne yaptıysak kat kat fazlasını yapacağız" dedi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu Aydın’da görev yapan mahalle muhtarlarını iftar yemeğinde ağırladı. Karaelmas Düğün Salonu’nda muhtarlarla buluşan Çerçioğlu, mahallelerin temsilcileri olan muhtarlarla yakından ilgilenerek sohbet etti. Edilen dualar eşliğinde oruçlarını açan muhtarlar, Çerçioğlu ile aynı sofrayı paylaştı. İftar yemeği sonrasında konuşan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, "Biz Aydın Büyükşehir Belediyesi olarak devletimizin şefkat elini yerelde en güçlü şekilde hissettirmek için sizlerle beraber çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz. Bizim anlayışımızda halka hizmet en büyük değerdir. Bu yolda başta valimiz olmak üzere milletvekillerimiz, mülki erkan ile eş güdümlü çalıyoruz. Muhtarlarımızın rehberliğinde Aydın’ın her köşesine hizmet götürdük. Bundan sonra da söz veriyorum kat kat fazlasını hep birlikte yapacağız. Bu birlik, beraberlik tablosu Aydın’ın gücünü göstermektedir. Aydın Büyükşehir Belediyesi olarak siyasi görüşü ne olursa olsun herkese eşit davrandık, tüm vatandaşlarımızı kucaklayan, ayrıştırmayan, birleştiren bir anlayış içerisinde olduk. Özellikle sizlerin de çok iyi bildiğiniz gibi sosyal belediyecilik ilkemizle kimseyi geride bırakmadan bu kadim toprakların bereketini yine bu toprakların insanları ile paylaşıyoruz. Aynı sofranın etrafında kurduğumuz bu samimiyet, bu birliktelik geleceğe dair en büyük teminatımızdır. Şehrimizin huzuru ve kalkınması için emek veren tüm mülki amirlerimize, mahallelerimizin sesi olan muhtarlarımıza, ilçe belediye başkanlarımıza, meclis üyelerimize, milletvekillerimize, il ve ilçe başkanlarımıza çok teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum. Bir teşekkürüm de Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörümüze olacak. Aydın Büyükşehir Belediyesi ve üniversite iş birliği ile kentimizi ilgilendiren çok güzel projelere imza atıyoruz, kendilerine de çok teşekkür ediyorum. Bu vesile ile Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, tüm sevdiklerinizle birlikte daha nice bayramlar diliyorum" ifadelerini kullandı. Başkan Çerçioğlu’nun konuşmasının ardından muhtarlar Çerçioğlu’na bugüne kadar yanlarında olup mahallelerine yaptığı hizmetlerden dolayı çiçek takdim etti. Kürsüden inen Çerçioğlu muhtarlardan yoğun ilgi gördü. Programın ardından Çerçioğlu muhtarlarla tek tek tokalaşıp salondan uğurlarken, muhtarlar da Çerçioğlu’na kendilerini misafir ettiği için teşekkür etti. Programa, Aydın Valisi Yakup Canbolat, AK Parti Aydın Milletvekilleri, ilçe kaymakamları, belediye meclis üyeleri, siyasi parti il başkanları ve davetliler katıldı.