ÇEVRE - 09 Ağustos 2023 Çarşamba 13:12

Pil Fabrikası yeniden şehre kazandırılıyor

A
A
A
Pil Fabrikası yeniden şehre kazandırılıyor

Kepez Belediyesi, Dokuma Fabrikası’ndan sonra şehrin bir diğer endüstriyel mirasın arazisini de şehrin hizmetine açıyor. Eski Antalya Pil Fabrikası’nın yeniden şehrin hayatına kazandırılmasına yönelik çalışmalar başladı.


Dönemin gazeteleri tarafından ‘Balkanların ve Orta Doğunun en büyük askeri pil ve batarya fabrikası törenle hizmete girmiştir’ şeklinde haberleştirilen Antalya Pil Fabrikası, 1974 yılında hizmete açılmıştı. Makine Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından fabrika, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan çeşitli pil ve bataryaları üretmek amacıyla kurulmuştu.


Askeri siparişlerin azalmasından sonra ticari pil üretimine geçen fabrika, dönemin hükümeti tarafından zarar ediyor gerekçesiyle 31 Aralık 1998 kapatılmıştı. O tarihten beri atıl halde kalan fabrikanın binaları ve yeşil alanları, Cumhuriyetinin ikinci yüzyılında Antalya’ya, kültür, sanat, spor ve eğitim tesisleri ile Millet Bahçesi olarak hizmet vermeye hazırlanıyor.



Tütüncü yoğun bir mesaiyle tahsisi aldı


Bu değerli arazi, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün kararlı tavrıyla yeniden şehrin hizmetine açılıyor. Başkan Hakan Tütüncü, halkın kullanımına açtığı eski Dokuma Fabrikası’na komşu olan pil Fabrikası yerleşkesinin tahsisini belediye alabilmek için Ankara’da yoğun bir mesai harcamıştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, geçtiğimiz aylarda 132 bin metrekare arazi üzerinde yer alan ve 1998’de üretimin durduğu Antalya Pil Fabrikası’nı, Kepez Belediyesine tahsis etmişti.



Komşu iki kıymetli arazı Antalya’nın oldu


Bu tahsis kararıyla Fabrikalar Mahallesi Namık Kemal Bulvarı’nda, şehrin tam merkezinde yan yana bulunan iki sanayi yerleşkesinin kıymetli arsaları ve binaları şehre kazandırılmış oldu. Kepez Belediyesi, Dokuma Fabrikası yerleşkesini; binalarını, müze, kütüphane, sanat galerisi ve bilim merkezi gibi tesislere, arazisini de yeşil alana dönüştürerek halkın kullanımına açmıştı.



Kepez’in 22. Kütüphanesi Pil Fabrikası’na


Pil fabrikası yerleşkesi de aynı mantıkla kent hayatına kazandırılıyor. Dokuma mantığı ile şekillendirilecek olan pil fabrikasının binaları, eğitim, spor, kültür ve müze tesislerine, yeşil alanları da Millet Bahçesi haline getiriliyor.


Bu mantıkla fabrikanın lokal binası kütüphaneye dönüştürülüyor. İhale sürecinin tamamlanmasından sonra 870 metrekare kullanım alanı olan binanın kütüphaneye dönüştürülmesi çalışmaları başladı. Böylece fabrika binasının yeniden hayata kazandırılmasına yönelik de ilk adım atılmış oldu. Yüklenici, firma mimari yapısını koruyarak, lokal binasını kütüphane dönüştürüyor.


Firma, kütüphane binasının tadilat, elektrik, mekanik, tesisat imalatları ile mobilya tefrişat işlerini gerçekleştirecek. Kepez Belediyesinin 22. kütüphanesi olan Pil Fabrikası Kütüphanesi’nin yapımının bu yılın son çeyreğinde tamamlanarak, hizmete açılması planlanıyor.



Tütüncü, kütüphane şantiyesini gezdi


Başkan Hakan Tütüncü de, Pil Fabrikası’nı ziyaret ederek, kütüphane çalışmasını denetledi. Başkan Yardımcısı Sebahat Adanır’dan kütüphane projesiyle ilgili bilgi alan Tütüncü, açıklamasında, lokal binasının kütüphaneye dönüştürülmesi projesiyle pil fabrikasının yeniden şehrin hayatına kazandırma çalışmalarının resmen başladığını belirtti.


Tütüncü, konuşmasında pil fabrikası yerleşkesinde yapacakları çalışmalarla ilgili de şunları söyledi: “Kütüphanenin yapımını bu yılın sonunda tamamlamayı planlıyoruz. Çocuklarımızı, inşallah yılsonu itibariyle kütüphanemizde kitapla, ders çalışma ortamıyla buluşturacağız. Fabrikanın diğer binaları da kültür, sanat, müze gibi projelere konu edeceğiz. Eski Antalya Pil Fabrikası yerleşkesi, halkımızın nefes aldığı nitelikli bir yeşil alan da olacak. Pil Fabrikası’nı, hemen yanındaki DokumaPark’la da birleştirdiğimizde, kültür ve sanat adamız ile yeşil alanımız daha da büyüyecek. Bu, şehir adına önemli bir hayalimizdi. Bu hayalimizi gerçekleştirmekten, Antalya’mıza silinmez bir hatıra daha bırakacak olmaktan ve eserler zincirimize yepyeni muhteşem bir halka ekleyecek olmaktan dolayı çok mutluyuz. Buradaki projelerin var olma aşaması bizi en çok heyecanlandıran işlerin başında geliyor. İnşallah bu projeleri kısa sürede tamamlayarak, bu güzelim eski fabrikanın hatıraları içinde bulunduğu yeşil dokuyla birlikte şehre armağan edeceğiz. Önemli bir endüstriyel mirası daha hemşehrilerimizle buluşuyor.”



Cemil Meriç Kütüphanesi’ne kardeş geliyor


Kepez Belediyesi, daha önce de Dokuma Fabrikası’nın trafo binasını, Cemil Meriç adıyla kütüphane haline getirmişti. Yaklaşık 100 bin kitap kapasitesi olan ve çok sevilen Cemil Meriç Kütüphanesi, her gün yüzlerce kişiyi kitap ve bilgiyle buluşturuyor. Kepez Belediyesinin 22’nci kütüphanesi olan Pil Fabrikası Kütüphanesi’nin de yoğun bir ilgi görmesi bekleniyor.



Pil Fabrikası yeniden şehre kazandırılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya ATSO’nun 144. yılında ekonomi ve Antalya uyarısı: "Deniz trafiğimizi arttırarak, karayolu sıkışıklığımızı bir şekilde azaltalım" Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, küresel gerilimlerin tarım, turizm ve sanayi üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek, "Göç alan bir şehiriz. Fakat şehrimizi düzenlerken bu kadar trafik yoğunluğunu hiç düşünmemiştik. Antalya için istediğimiz şu; ilçeler ve şehir merkezi arasında denizimizi sadece yüzmek için kullanmayalım, serinlemek için kullanmayalım. Deniz trafiğimizi arttırarak, karayolu sıkışıklığımızı bir şekilde azaltalım" dedi. ATSO 144. Yıl Vergi ve Ali Bahar Özel Ödülleri Töreni, ATSO Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Törende konuşan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile eski Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, küresel gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerinden Antalya’nın üretim gücüne, turizmden altyapı ihtiyacına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Programın sonunda 144. Yıl Vergi ve Ali Bahar Özel Ödülleri sahiplerine takdim edildi. "Küresel gerilimler bugün askeri müdahalelere yol açtı" Açılış konuşmasını yapan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 144. yılın önemine dikkat çekerek bölgede yaşanan savaş, huzursuzluk ve gerilimlerin Türkiye ekonomisini de doğrudan etkilediğini söyledi. Hacısüleyman, "Şu anda bölgemizde cereyan eden savaş, huzursuzluk, türbülans, gerilim adına ne derseniz deyin bizleri de etkiliyor. İnşallah kısa sürede ateşkes sağlanır ve ekonomiyi etkileyen bazı konulara tekrar çözüm üretme şansımız olur. Ama görünen şu ki, ticaret savaşları olarak başlayan, gümrük tarifeleriyle başlayan gerilimler bugün askeri müdahalelere yol açtı ve şu an da dünya ekonomisinde jeopolitik riskler giderek artıyor" dedi. Artan petrol fiyatlarının üretimden ulaştırmaya, lojistikten hizmet sektörüne kadar tüm alanlarda girdi maliyetlerini yükselttiğini ifade eden Hacısüleyman, bu durumun Antalya’nın üç ana lokomotif sektörü olan tarım, turizm ve sanayiyi doğrudan etkilediğini kaydetti. Hacısüleyman, "Petrol fiyatlarının artması başlı başına bütün hizmetlerde, üretimde, ulaştırmada ve lojistikte girdi maliyetlerinin artmasına sebep oluyor. Bu da hem tarımı etkiliyor, hem turizmi etkiliyor hem de sanayiyi etkiliyor" diye konuştu. "Gübreye erişimde yaşanan sıkıntı pahalılığı artırıyor" Hacısüleyman, gübre sektöründe yaşanan küresel kısıtlamalara değinerek, "Tarımsal üretimin ana faktörlerinden bir tanesi, fidenin ve tohumun dışında gübredir. Gübre ihracatının hem Çin hem Rusya tarafından yasaklanması, gübrenin bileşenlerini oluşturan ürünlerin ve yapı taşlarının kısıtlanması Türkiye’de de tarımsal faaliyetlerde ve ürünlerde pahalılığa yol açmaya başlıyor" ifadelerini kullandı. Turizm sektörünün de savaş ve risk ortamından etkilendiğini belirten Hacısüleyman, lojistik giderleri ile sigorta maliyetlerindeki artışın paket tur fiyatlarına kadar yansıdığını söyledi. Hacısüleyman, "Turizmde lojistik dediğimiz bir unsur var. O da esas olarak taşıyıcılarımızın, uçaklarımızın yakıt fiyatlarının artmasıdır. Bu da bilet fiyatlarının artması, paket tur fiyatlarının yükselmesi anlamına geliyor. Sadece bununla kalmıyor. Savaş ve riskler sigorta maliyetlerini de artırıyor. Hem gemi taşımacılığında hem uçak taşımacılığında hem de karayolu taşımacılığında birçok maliyet yükseliyor" dedi. "Turizmin yüzde 63’ü Antalya’da gerçekleşiyor" Antalya’nın turizmdeki ağırlığına işaret eden Hacısüleyman, kentin Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı. Hacısüleyman, "Antalya turistik bir kent. Ana lokomotifi ihracat gelirleri 18 milyar dolarla ülkemizdeki başkent ve lokomotif üretici durumdadır. Türkiye’nin 150 milyon gecelemelik bir turist kapasitesi var. Bunun 95 milyonu Antalya’da gerçekleşiyor. Yani turizmin yüzde 63’ü Antalya’da gerçekleşiyor. Turizm neden ana lokomotif? Çünkü turizm her sektörden mal ve hizmet alıyor. Hepimiz turizme mal veya hizmet üretiyoruz. Ürettiğimizin fazlasını ülkemizin diğer bölgelerine gönderiyoruz. Bir kısmını da ihracat şeklinde yapılandırıyoruz. Ama bu lokomotifte en küçük bir titreme dahi herkesi etkileyebiliyor" diye konuştu. "Mart ayında başlayan huzursuzluk rezervasyon akışlarını yavaşlattı" Mart ayında başlayan huzursuzluğun rezervasyon akışlarında yavaşlamaya neden olduğunu belirten Hacısüleyman, sezon içinde tam toparlanma sağlanamaması halinde kayıpların tek haneli oranlarda hissedilebileceğini söyledi. Hacısüleyman, "Biz diliyoruz ki turizmde hiç kayıp vermeden hareket edelim. Ancak Mart ayında başlayan bu huzursuzluk rezervasyon akışlarında yavaşlamaya sebebiyet verdi. Bu yavaşlama, eğer sezon içerisinde tam toparlanma olmazsa tek haneli eksilmelere sebep olabilir. Bunlara hazırlıklı olmalıyız" dedi. Tarım, turizm ve sanayiye destek çağrısı Bu süreçte ekonomi yönetiminin sektörlere destek vermesinin önemine işaret eden Hacısüleyman, sağlanacak desteklerin ekonomiye katlanarak geri döneceğini söyledi. Hacısüleyman, "Turizm sektörünü bir şekilde destekleyebilirsek, tarım sektörümüzü bir şekilde destekleyebilirsek, sanayi sektörümüzü bir şekilde destekleyebilirsek, teşvikler oluşturabilirsek, destekler çıkarabilirsek bu alanda kat ve kat geri dönüşümüz olacak. Vereceğiniz destek boşa gitmeyecek, bize ekonomi olarak geri dönecek" ifadelerini kullandı. Yıl sonu enflasyon hedefleri ile faiz politikalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Hacısüleyman, yaşanan gelişmelerin ekonomik beklentiler üzerinde etkili olabileceğini vurguladı. Hacısüleyman, "Yıl sonu için hedeflediğimiz enflasyon değerlerinden bir miktar feragat etmek zorunda kalabiliriz. Yine meclis konuşmalarımızda söylediğimiz gibi faizlerin daha iyi bir ortama doğru geri gelmesi anlamında da Merkez Bankamızın alacağı kararlarda bir miktar gecikme olabilir. Bunlara da hazırlıklı olmalıyız. Beklemediğimiz bu durum bize finansmana ihtiyacımız konusunda tekrar düşünmeye sebebiyet veriyor" dedi. "Deniz trafiğini artırarak karayolu sıkışıklığını azaltalım" Antalya’nın geleceğine ilişkin yürüttükleri "Antalya 2050 vizyonu" çalışmasına da değinen Hacısüleyman, kentte nüfus ve turist sayısının hızla arttığını, ancak altyapının aynı hızla gelişmediğini söyledi. Hacısüleyman, 25 yıl önce Antalya’nın nüfusunun 1 milyon 700 bin, turist sayısının ise 3 milyon 400 bin olduğunu, bugün ise nüfusun 2 milyon 700 bine, turist sayısının da 17 milyona ulaştığını belirtti. Kentin özellikle trafik yoğunluğu açısından yeni çözümlere ihtiyaç duyduğunu ifade eden Hacısüleyman, "Göç alan bir şehiriz. Fakat şehrimizi düzenlerken bu kadar trafik yoğunluğunu hiç düşünmemiştik. Antalya için istediğimiz şu; ilçeler ve şehir merkezi arasında denizimizi sadece yüzmek için kullanmayalım, serinlemek için kullanmayalım. Deniz trafiğimizi arttırarak ve oluşturarak karayolu sıkışıklığımızı bir şekilde azaltalım. Tabii ki birçok sebep olabilir. Ama bizi en çok sıkıştıran trafik ne zaman? Yaz aylarında. O yüzden burada devlet olarak birlikte hareket edersek o zaman bunu yapma şansımız var. Çünkü yerel yönetimlerin bunlara kaynak ayırması mümkün gözükmüyor. O nedenle bunu ülkemizin, Antalya’mızın projesi olarak görmekte fayda var" dedi. Hisarcıklıoğlu: "ATSO, Avrupa’nın güçlü odalarıyla aynı standartta hizmet veriyor" TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu da, ATSO’nun Antalya’nın marka şehir haline gelmesinde çok önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Odamız kendini sürekli geliştirmekte, gelecek nesillere daha güçlü ve rekabetçi bir Antalya bırakmak için projeler hayata geçirmektedir. Antalya’da iş dünyamızın nabzını en iyi şekilde tutarak üyelerimizin sesine tercüman olmaktadır. Sorunlarının çözümü için devreye girmekte ve bunları sonuçlandırmaktadır" diye konuştu. KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak için geçen yıl KGF kefaletli Nefes Kredisi’nin yeniden başlatıldığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, küresel gelişmelerin reel sektör üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Şu günlerde zor bir dönemden geçiyoruz. Kuzeyimizde ve güneyimizdeki savaşın ateşi giderek büyüyor. Küresel ekonomide belirsizlikler ve maliyetler artıyor. Tedarik zincirleri bozuluyor, öngörülebilirlik azalıyor. Enerji arzı açısından kritik önemde olan ve dünya petrol ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda bekleyen gemi sayısının 2 bine ulaştığı tahmin ediliyor" ifadelerini kullandı. Dünya genelinde fiyatların yükseldiğini, büyümenin yavaşladığını ve stagflasyon riskinin arttığını belirten Hisarcıklıoğlu, "Bu tür küresel şoklar kaçınılmaz olarak ülkemizi de etkiliyor. Girdi maliyetlerimiz artıyor, krediye erişim zorlaşıyor ve faizler yükseliyor. Belki de ilk defa hem yurtiçi hem de yurtdışı talebin birlikte daralacağını hesaba katmamız gerekiyor. Reel sektör olarak özellikle nakit akışını çok daha iyi yönetmemiz gerekiyor. Bilançolarımızda döviz cinsinden borç-alacak dengesinde de dikkatli olunması gerekiyor" dedi. Türkiye özel sektörünün krizlere uyum sağlama kapasitesinin yüksek olduğunu da vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "Türkiye, dinamik, esnek ve kriz tecrübesi olan bir özel sektöre sahiptir. Bu sayede şoklara uyum sağlama kapasitesi yüksektir. Geçmişte de bunun örnekleri yaşanmıştır. Milletimiz de sakin bir tutum sergilemiş, panik hareketlere tevessül etmemiştir" diye konuştu. Çavuşoğlu:"Antalya diplomaside, bilimde ve küresel kararlarda da merkez olacak" AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu ise Antalya’nın yalnızca turizm ve tarımda değil, diplomasi, bilim ve küresel organizasyonlar bakımından da öne çıkan bir şehir olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, "144 yıl bir şehrin ticari hafızasıdır, Antalyamızın ekonomik olarak teminatıdır. Antalya Türkiye’nin turizme açılan kapısıdır. Nisan ayında Antalya Diplomasi Forumu ile Antalya, küresel diplomasinin yeniden kalbi olacak. Ekim ayında Uluslararası Uzay Kongresi ile bilim ve teknolojinin merkezi haline gelecek. Dünyanın en büyük zirvesi KOP-31 İklim Zirvesi ile içeriden ve dışarıdan 100 bin insanın katılacağı, dünyanın geleceğine yön veren kararların alındığı bir şehir olacak" dedi. Antalya’nın ekonomik büyüklüğüne ve vergi performansına da dikkat çeken Çavuşoğlu, "Türkiye’nin altıncı büyük ekonomisiyiz. Diğer taraftan 60 bini aşkın kurumlar vergisi mükellefi ve 300 bini aşan gelir vergisi mükellefi bulunmaktadır. Bu, üretimin yaygınlığını ve ticaretin de derinliğini göstermektedir. Antalya sadece kazanan bir şehir değildir. Kazandığının karşılığını ülkesine fazlasıyla ödeyen bir şehirdir. Ve vergi kaçakçılığının en düşük olduğu illerden bir tanesidir Antalya. Antalya kendisine yapılan yatırımı fazlasıyla ülkenin ekonomisine katma değer olarak sağlayan bir şehirdir" dedi. Devletin de Antalya’nın değerinin farkında olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Özellikle tüm bu kriz ortamında, tasarruf döneminde de Antalya’mıza hükümetimiz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yatırımları getirmek için çalışıyoruz. Antalya’nın altyapısı çok önemli. Yollar ve otoyolların yapılması ve yenilenmesi, onkoloji merkezi gibi hastaneler ve sağlık hizmetleri, genişletilen havalimanları, gençlerimize yönelik spor salonları, yurtlar, gençlik merkezleri, tarımı destekleyen göletler, barajlar ve sulama sistemleri gibi önemli yatırımları Antalya’mıza getirmek için çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya milletvekilleri, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, STK temsilcileri ve iş insanlarının katıldığı törende konuşmaların ardından ATSO 144. Yıl Vergi ve Ali Bahar Özel Ödülleri sahiplerine takdim edildi.
Mardin Mardin’de TÜGVA "İhtisas Akademi Lansman Programı" Mardin’de Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından "İhtisas Akademi Lansman Programı" düzenlendi. Artuklu Üniversitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. TÜGVA İhtisas Akademi Lansman Programı’nda konuşan Vali Tuncay Akkoyun, Mardin’in tarih boyunca medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu belirterek, şehrin köklü eğitim geleneğine vurgu yaptı. Zinciriye, Kasımiye ve Hatuniye medreselerinin ilim yolculuğundaki önemine değinen Akkoyun, bu mirasın en güçlü taşıyıcılarının gençler olduğunu ifade etti. TÜGVA’nın gençlere yönelik çalışmalarını "gönüllere dokunan bir irfan hareketi" olarak nitelendiren Akkoyun, vakfın sadece projelerle değil gençlerin karakter gelişimine katkı sağlayan faaliyetleriyle de öne çıktığını söyledi. Gençlerin ilmi, ahlaki ve sosyal yönden gelişimini esas alan bu tür programların medeniyet tasavvurunun temelini oluşturduğunu dile getirdi. "İlk emri ‘oku’ olan bir medeniyetin mensuplarıyız" diyen Akkoyun, okuma kültürünün önemine dikkat çekerek, düşünme ve üretme becerilerinin gençlere kazandırılması gerektiğini belirtti. Vali Akkoyun, gençlerin geçmişi bilen, geleceğe yön veren bireyler olarak yetişmesinin önemine işaret etti. Konuşmasında bilim insanlarına da değinen Vali Akkoyun, El-Cezeri ve Aziz Sancar gibi isimlerin izinden gidecek yeni nesillerin yetişeceğine inandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine de vurgu yapan Vali Akkoyun, Türkiye’nin küresel gelişmelere karşı adalet ve vicdan eksenli bir duruş sergilediğini belirtti. Mazlumların yanında olmanın ve haksızlıklara karşı durmanın önemli bir sorumluluk olduğunu söyledi. Gençlere yönelik yatırımların süreceğini ifade eden Akkoyun, Mardin’de çocukların ve gençlerin refahı için çalışmaların kararlılıkla devam edeceğini kaydetti. Vali Akkoyun, TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederek, "İhtisas Akademi Programı"nın gençler için hayırlı olmasını temenni etti. Mardin TÜGVA İl Başkanı Emin Kurtay ise, gençliğin sadece geleceğin değil, bugünün de en büyük gücü olduğunu vurguladı. Mardin’in tarihi ve kültürel zenginliğine dikkat çeken Kurtay, "Mardin, tarihin taşlarla nakşedildiği, inançların ve kültürlerin aynı gökyüzü altında kardeşçe yaşadığı kadim bir şehir. Bu şehirde genç olmak sadece bir yaş aralığı değil; bir mirası taşımak, bir medeniyeti omuzlamak demektir" ifadelerini kullandı. Türkiye Gençlik Vakfı olarak gençliğe bakış açılarını da paylaşan Kurtay, gençlerin yalnızca geleceğin teminatı olarak görülmediğini belirterek, "Gençlik bugünün en büyük gücü, en sahici hakikati ve en büyük umududur" dedi. İhtisas Akademi Programı’nın önemine değinen Kurtay, programın sadece bir eğitim faaliyeti olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "İhtisas Akademi’yi bir akademi programı olmasının ötesinde bir ufuk, bir istikamet ve bir inşa süreci olarak görüyoruz. Bu programla hedefimiz; gençlerimizin entelektüel birikimini güçlendirmek, düşünce dünyasını ve hayallerini derinleştirmek, sadece bilgiyle donanmış değil aynı zamanda hikmetle yoğrulmuş bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamaktır." Programa katılan TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, TÜGVA’nın yaklaşık 13 ana proje ile gençlere ulaştığını belirterek, bu projeler arasında en kıymetlisinin İhtisas Akademi olduğunu ifade etti. Programın mottosunu da paylaşan Beşinci, "Her yerde olan hiçbir yerdedir. Bir yerde olan her yerdedir" sözleriyle ihtisaslaşmanın önemine dikkat çekti. Bu yaklaşımın programın içeriğini, üslubunu ve hedefini yansıttığını belirten Beşinci, gençlerin belirli alanlarda uzmanlaşmasının gerekliliğini vurguladı. Gençlerin kişisel gelişimlerine katkı sunmayı amaçladıklarını dile getiren Beşinci, İhtisas Akademi kapsamında eğitimler, alanında uzman isimler ve tecrübeli gazetecilerle gençlerin bir araya getirileceğini söyledi. Bu buluşmalar sayesinde bilgi ve tecrübe paylaşımının sağlanacağını ifade etti.
Ankara İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, nefretin dili yerine; barışın evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, nefretin ve çatışmanın dili yerine; barışın, adaletin ve merhametin evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir" dedi. İletişim Başkanı Duran sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde bölgesel ve küresel gelişmelere yönelik açıklamaları; birlik, kardeşlik ve ortak değerler etrafında kenetlenmemizin tarihi bir sorumluluk olduğunu açıkça ilan etmektedir. Ülkemiz uluslararası alanda ‘Güvenli Liman Türkiye’ olarak anılıyorsa bu, ırk, mezhep, din ve dil ayrımlarını reddeden; insanlık ortak paydasını önceleyen duruşumuzun neticesidir. Türkiye, nefretin ve çatışmanın dili yerine; barışın, adaletin ve merhametin evrensel dilini savunmaya kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin mazlumların yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Duran, "Bu çerçevede ülkemiz, krizlerin ortasında istikrarı temsil eden, kaos ve savaş çığırtkanlıklarının içinde ‘Barışın Anahtarı’ olmayı sürdürmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği üzere, ülkemiz hakikati korkusuzca dile getiren, mazlumun yanında duran ve küresel barış için sorumluluk üstlenen bir duruş sergilemektedir. Dün olduğu gibi bugün de bölgesel ve küresel gelişmeleri doğru okuyan, sağduyulu ve ilkeli politikalarıyla öne çıkmaktadır. Bu anlayışla; insani ve vicdani duruşumuzu esas alarak nerede bir mazlum varsa yanında olmaya, barış ve istikrar için tüm imkânlarımızla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.