EKONOMİ - 06 Aralık 2025 Cumartesi 11:15

Bölgenin değeri: Ardahan Kavılcası

A
A
A
Bölgenin değeri: Ardahan Kavılcası

Ardahan Üniversitesi Dünya Toprak Günü kapsamında "Buğdayın Atası Ardahan Kavılcası Etkinlikleri-2" programına ev sahipliği yaptı.


Aşık Şenlik Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe, Ardahan Vali Vekili Mustafa Berat Kasımoğlu, Rektör Prof. Dr. Öztürk Emiroğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yıldız, Genel Sekreter H. Caner Akkurt, Tarım ve Orman Bakanlığı Yayın ve Tanıtım Hizmetleri Daire Başkanı Şaban Özakın, Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci, SERKA Ardahan Koordinatörü Eren Yurtalan, Erzurum Orman Bölge Müdürü Serkan Karakurt, akademik ve idari personel, panelistle ve çok sayıda öğrenci katıldı.


Protokol konuşmalarında Kavılca buğdayının bölgesel değeri vurgulandı. Programda konuşan Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci, Kavılca buğdayının yalnızca bölgenin kadim bir tarım ürünü değil, aynı zamanda Ardahan’ın geleceğe dönük ekonomik vizyonunda yer alması gereken stratejik bir marka değeri olduğunu dile getirdi. Demirci, Kavılcanın işlenmesi, ambalajlanması ve katma değer üreten bir ürün haline getirilmesinin, şehrin ekonomik büyümesine doğrudan katkı sağlayacak önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Erzurum Orman Bölge Müdürü Serkan Karakurt ise, iklim değişikliğiyle mücadele eden güncel ormancılık uygulamalarını anlattı.


Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Öztürk Emiroğlu ise konuşmasında, Kavılca buğdayına yönelik yürütülen bilimsel çalışmaların yükseköğretim sistemi içinde özgün bir model oluşturduğunu belirterek, "Üniversitemiz, bu yıl 80 dönümlük uygulama arazisinde Kavılca buğdayının üretim ve hasadını başarıyla tamamlamıştır. Standlarımızda gördüğünüz kavılca unu, bulguru ve makarnası, üniversitemizin bilimsel üretim kapasitesinin somut çıktılarıdır."


Rektör Emiroğlu, konuşmasının devamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, bölgesel kalkınma üniversitelerine sağladığı güçlü destekten dolayı teşekkür ederken; YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a da yükseköğretimde yerel üretimi ve üniversite-bölge bütünleşmesini teşvik eden vizyoner yaklaşımları dolayısıyla teşekkür etti. Ayrıca, Prof. Dr. Özvar’ın Kavılca üzerine yürütülen çalışmaları "yükseköğretim adına örnek bir model"olarak nitelendirmesinin kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu vurguladı. Tarım ve Hayvancılık Bilimleri Enstitüsü’nün yerel tohumların korunması, yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi ve çiftçilerin güncel bilgiyle desteklenmesi açısından bölgeye stratejik katkılar sunacağını da ayrıca ifade etti.


Etkinliğin panel bölümü; toprak, bitki besleme, organik gübre yönetimi, iklime dirençli ormancılık, yerel buğdayların besin değerleri ve sürdürülebilir üretim modelleri gibi geniş bir alanı kapsayan bilimsel sunumlarla gerçekleştirildi. Murat Mengüloğlu, Murat Kurt, Selen Beder ve Çağdaş Göl toprak ve doğal kaynaklar ekseninde değerlendirmelerde bulunurken; Prof. Dr. Hamit Köksel ve Dr. Ayten Salantur Kavılca buğdayının besinsel özelliklerinden çeşitlerine, yerel üretimdeki öneminden sürdürülebilirlik perspektifine uzanan kapsamlı bilgiler sundu. Sunumlarda Kavılcanın düşük glüten oranı, yüksek besin değeri ve bölgesel kalkınma potansiyeli ortak bir vurgu noktası olarak öne çıktı.


Oturumların ardından panelistlere teşekkür belgeleri Rektör Emiroğlu ve SERKA Ardahan Koordinatörü tarafından takdim edildi. Programın devamında Ardahan üniversitesi tarafından çiftçilere Kavılca tohumu dağıtımı yapıldı.


Program kapsamında "Doğa Bize Emanet" temalı dış mekân sergisi açıldı; öğrencilerin ekolojik farkındalık çalışmalarından oluşan sergi, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Etkinlik, Kavılca unundan ve diğer yerel ürünlerden hazırlanan kokteyl ile sona erdi.



Bölgenin değeri: Ardahan Kavılcası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’da sahte ve kaçak ilaç deposuna suçüstü baskın: 1,5 milyon sahte hap ele geçirildi, 2 gözaltı İstanbul’da bir imalathaneye düzenlenen kaçak ilaç operasyonunda 2 şüpheli yakalandı. Operasyonda 1,5 milyon sahte hap ile yaklaşık 10 milyon sahte hap üretimine yetecek miktarda ham madde ele geçirildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yasa dışı ilaçlarla oluşan kamu zararının engellenmesine ve halk sağlığının korunmasına yönelik çalışma yaptı. İlaç kaçakçılığına yönelik yürütülen çalışmalarda, 8 Nisan Çarşamba günü sahte ve kaçak ilaçların piyasaya sürüldüğünün belirlenmesi üzerine, Bayrampaşa ilçesinde tespit edilen adrese yönelik operasyon gerçekleştirildi. Baskında 2 şüphelinin gözaltına alındığı belirtildi. Yapılan aramalarda; yasadışı kimyasal etken maddeler kullanılarak üretilen 1,5 milyon sahte hap ile yaklaşık 10 milyon sahte hap üretimine yetecek miktarda ham madde ele geçirildi. Soruşturma aşamasında yakalanan şüphelilerden 1’i yürütülen tahkikat işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli makamlarca emniyetten serbest bırakıldı. Diğer zanlının ise "kişilerin hayat ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapmak veya satmak" tan sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildiği öğrenildi.
Ordu Doğadan topluyor, türkülerle örüyor: 45 yıllık usta dikenli sarmaşıktan balık sepeti örüyor Ordu’nun Altınordu ilçesinde 62 yaşındaki Turgut Özcan, doğadan topladığı dikenli sarmaşıklarla balık sepeti örerek geçimini sağlıyor. Altınordu ilçesi Kayabaşı Mahallesi’nde yaşayan Turgut Özcan, tam 45 yıldır doğadan topladığı dikenli sarmaşıkları kullanarak, geleneksel yöntemlerle balık sepeti örüyor. Bu zanaatı çocuk yaşta yaşlı bir komşusundan öğrenen Özcan, her gün el emeği ile işlediği dikenli sarmaşıklarla bir sepet örüyor. Sepetleri örerken türkü söylüyor Özcan, sepet örerken bir yandan da türküler seslendiriyor. İnsanların merak üzerine satın aldığı balık sepetlerine talebin güzel olduğunu ifade eden Özcan, doğada artık eskisi kadar sarmaşık bulamadığına dikkat çekti. Doğadan topladığını el işçiliği ile buluşturuyor Çocuk yaşlarında başladığı mesleğini 45 seneden bu yana devam ettirdiğini kaydeden Özcan, "Dağlardan dikenleri kesip getiriyorum ve balık kapanları yapıyorum. Bu işi yapan da kalmadı. Dikenim olursa günde 2 tane yapabiliyorum. Diken bulması mesele, artık eskisi kadar bulunmuyor. Araba tutup köylere gidiyorum, oradan dikenleri kesip gelip evimin önünde balık kafesleri yapıyorum. Dikenleri kestikten sonra hemen yapılmıyor, 15-20 gün kadar kuruma süresi var" dedi. "Sepet ören komşumu izleyerek öğrendim" Çocukluk yıllarında balık sepeti ören bir komşusunu izleyerek bu zanaatı öğrendiğini belirten Özcan, "Bununla derede, denizde, yaylada balık tutuluyor, her yere atılır. Bunun içerisine ekmek ve taş konuluyor, sapına ip bağlanıyor ve suya atılıyor. Sonrasında sabah gidip balıklar alınıyor" diye konuştu. "Sepetler uzun ömürlü" Sepetlerin 6-7 sene kadar çürümeden kullanıldığını ifade eden Özcan, "Kullanılmadığı sürece 30 yıl dahi çürümeden duruyor, uzun ömürlü. Bu, bölgede ‘melocan’ olarak da bilinen bitkinin dikeni. Bu işi benim haricimde yapan bir kişi daha vardı, o da rahatsızlandı, başka yapan da yok" ifadelerine yer verdi. "Yaz aylarında talep artıyor" Yazın sepetlere talebin arttığını ve fiyatının bin 500 ile 2 bin lira arasında olduğunu söyleyen Turgut Özcan, "Mevsimi gelince isteseler de bulamayabiliyorlar. 100 tane kadar yapmıştım, şimdi 5 tane kaldı, hepsi satıldı. Tokat, Giresun ve Ankara’dan dahi geliyorlar. Bununla balık yakalaması keyifli oluyor" şeklinde konuştu. Sepetlerin kullanımı nesiller öncesine dayanıyor Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde yıllar boyunca kullanılan sepetler, ekmek parçaları ve içlerine konan taşlarla akşamdan suyun bir noktasına bırakılıyor. Sepetler sabah sudan çıkarıldığında ise balıkların içerisinde yakalandığı görülüyor. Sepet ile balık avcılığının bölgede uzun yıllardır kullanıldığı biliniyor.
İzmir 12. Yargı Paketi ile boşanma davalarında iki aşamalı yargılama dönemi başlıyor Gündemde olan 12. Yargı Paketi kapsamında boşanma davalarında "iki aşamalı yargılama" ve "aile arabuluculuğu" sistemlerinin hayata geçirilmesi planlanıyor. Yeni düzenleme ile taraflar boşanma konusunda hemfikir ise süreç hızlıca sonuçlanırken, maddi ve hukuki anlaşmazlıklar ayrı bir aşamada görülmeye devam edecek. Hazırlıkları süren 12. Yargı Paketi’nin, 2026 yılının ilkbahar aylarında TBMM’ye sunulması ve boşanma davalarının yıllarca sürmesinin önüne geçmesi hedefleniyor. Yeni paketle birlikte birinci aşamada mahkeme öncelikli olarak tarafların boşanmasına ve velayet gibi acil durumlara hükmedecek. Nafaka, maddi ve manevi tazminat ile mal paylaşımı gibi çekişmeli mali uyuşmazlıklar ise ikinci aşamada veya ayrı bir dava dosyası üzerinden değerlendirilecek. Ayrıca çekişmeli davalarda aile arabuluculuğu müessesesi devreye girecek. Hakimin yönlendirmesiyle arabuluculuk sürecine dâhil olan tarafların uzlaştığı hususlar hızla kesinleşecek. Yeni paketin; usul ekonomisini sağlamayı, mahkemelerin iş yükünü hafifletmeyi ve tarafların boşanma sürecinde yaşadığı psikolojik ile ekonomik yıpranmayı en aza indirmeyi amaçlayan pratik bir sistem reformu olması öngörülüyor. Yargılama süreleri kısalacak 12. Yargı Paketi ile boşanma süreçlerinin hızlanacağını belirten Avukat Yasin Ulu, düzenlemenin davaların kolaylaşacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Ulu, "Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in açıklamalarına baktığımızda, bu paketteki ana hedefin yargılama sürelerinin kısaltılması ve mahkemelerin iş yoğunluğunun azaltılması olduğunu görüyoruz. Anlaşmalı boşanmada her iki taraf da tam bir mutabakat sağladığı için tek celsede boşanma gerçekleşiyor. Asıl problem, her iki tarafın boşanmayı istediği fakat boşanmanın sonuçlarında anlaşamadığı durumlarda ortaya çıkıyor. Nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımı gibi konulardaki anlaşmazlıklarda yeni paket devreye giriyor. Düzenleme, şayet her iki taraf da boşanmayı istiyorsa boşanmanın hızlıca karara bağlanarak kesinleşmesini öngörüyor. Boşanmanın sonuçları olan velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi konuların yargılamasına ise devam edilecek." diye konuştu. Yeni bir hayat kurma imkanı Düzenlemenin vatandaşlar için önemli bir avantaj sağladığını kaydeden Ulu, "Boşanmanın sonuçları 8-10 yılı bulabildiği için kişiler mutlu olmadıkları bir evlilikte uzun süre kalmak zorunda kalmayacak. Her iki taraf boşanmayı istediğinde derhal bir uzlaştırmacı tarafından boşanma gerçekleşecek. Boşanmanın sonuçlarına ilişkin yargılama devam ederken, taraflar kendi yaşamlarına odaklanıp yeni bir evlilik dahi yapabilecek." şeklinde konuştu. Dava dilekçelerine dikkat Sosyal medyadaki yorumlarda vatandaşların sürecin kolaylaşmasına dair bazı yanılgılara düştüğüne dikkat çeken Ulu, "Vatandaşların yorumlarına ve anketlere baktığımızda kafaların biraz karışık olduğunu görüyoruz. ’Madem boşanmalar hızlanıyor, o zaman basit bir dava dilekçesiyle hemen boşanmayı sağlayabilirim’ düşüncesi büyük bir yanılgı olur. Adalet Bakanımızın buradaki ana hedefi yargılama sürecini hızlandırmaktır. Şayet boşanma davalarını delilsiz, hazırlıksız ve boş bir dilekçe ile açarsanız, aynı hızla ret kararıyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu tasarı Meclis’e sunulduktan sonra en kısa sürede yasalaşacaktır." ifadelerini kullandı.