GÜNDEM - 02 Haziran 2026 Salı 11:29

Aydın’da kadınların anne olma yaşı 27’ye yükseldi

A
A
A
Aydın’da kadınların anne olma yaşı 27’ye yükseldi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılı Doğum İstatistikleri’ne göre Aydın’da canlı doğan bebek sayısı azalırken, kadınların anne olma yaşı da 27’ye yükseldi.



Türkiye İstatistik Kurumu 2025 yılı Doğum İstatistikleri’ne göre, Aydın’da canlı doğan bebek sayısı 2020 yılında 11 bin 900 iken bu sayı yaklaşık yüzde 18 azalarak 2025 yılında 9 bin 777 olarak gerçekleşti. 2025 yılında Aydın’da canlı doğan bebeklerin 4 bin 714’i kız, 5 bin 63’ü ise erkek oldu. Türkiye genelinde ise canlı doğan bebek sayısı 2025 yılında 895 bin 374 oldu.


Aydın’da doğurganlık hızı düştü


Bir kadının doğurgan olduğu dönemi olan 15-49 yaş grubu boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade eden toplam doğurganlık hızı Aydın’da düştü. 2020 yılında 1,58 çocuk sayısı olan Aydın’ın doğurganlık hızı 2025 yılında 1,31 oldu. Annenin eğitim durumuna göre doğurganlık hızı verilerine bakıldığında ise hiç bir okul bitirmeyen annede 1,30, ilkokul mezunu annede 2,23, ortaokul mezunu annede 1,88, lise mezunu annede 1,20, üniversite ve üstü eğitimi olan annede ise doğurganlık hızı 1,13 çocuk oldu.


Kent-kır sınıflandırmasına göre Aydın’ın 2025 yılı doğurganlık hızı kırsalda 1,52, orta yoğunluktaki kentte 1,48, yoğun kentte ise 1,17 çocuk sayısı oldu.


Kadınların anne olma yaşı yükseldi


İllere göre ilk doğumdaki ortalama anne yaşına bakıldığında ise 2025 yılında Türkiye genelinde 27,5 olan ortalama anne yaşı Aydın’da 27,1 oldu. 2020 yılında 26,7 olan anne olma yaşı Aydın’da son 5 yılda yükseldi.



Aydın’da kadınların anne olma yaşı 27’ye yükseldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gaziantep’in yöresel lezzetleri bayramda yoğun ilgi gördü Kurban Bayramı tatilinde gastronomi şehri Gaziantep, zengin mutfağı ve yöresel lezzetleriyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası oldu. Türkiye’nin gastronomi başkenti olarak öne çıkan Gaziantep, Kurban Bayramı’nda sadece tarihi ve kültürel değerleriyle değil, eşsiz mutfağıyla da ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim yaşattı. Bayram tatili boyunca binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan kentte, beyran, kebap çeşitleri, baklava ve yuvalama gibi yöresel lezzetler en çok tercih edilen yemekler arasında yer aldı. Beyran sofraların baş tacı oldu Gaziantep mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan beyran, bayram boyunca en çok ilgi gören yemeklerin başında geldi. Kent genelindeki yöresel restoran ve lokantalarda günlük yaklaşık bin tabak beyran tüketildiği öğrenildi. Sabahın erken saatlerinden itibaren yöresel restoranlarda oluşan yoğunluk, bayram süresince devam etti. "Kurban Bayramı oldukça yoğun ve hareketli geçti" Bayram dönemindeki yoğunluğu değerlendiren Yesemek İşletme Müdürü Yusuf Pektaş, Gaziantep’in beklenenden fazla ziyaretçi ağırladığını belirterek, "Kurban Bayramı oldukça yoğun ve hareketli geçti. Deniz turizmini tercih etmeyen birçok yerli turist Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yöneldi. Bu illerin başında da Gaziantep geldi. Tarihi mekanlar, müzeler ve doğal yaşam parkının yanı sıra kentimizin yöresel lezzetleri de büyük ilgi gördü. Özellikle beyrana yoğun bir talep vardı" dedi. "Bayramda günlük ortalama bin tabak beyran satışı yaptık" Restoranlarında günlük ortalama bin tabak beyran tüketildiğini ifade eden Pektaş, "Bayram döneminde de beyrana olan ilgi azalmadı. Vatandaşlar sıcak havalar tam anlamıyla etkisini göstermeden önce kentimizin bu özel lezzetini tatmak istedi. Biz de günlük ortalama bin tabak beyran satışı yaptık. Bunun yanında sarımsak kebabı, yenidünya kebabı, içli köfte, yuvalama ve zeytinyağlı kuru dolma gibi yöresel yemeklerimize de yoğun ilgi gösterildi" ifadelerini kullandı. "Yerli ve yabancı misafirlerimizi memnuniyetle ağırladık" Gaziantep’e gelen turistlerin yöresel yemek ve kebaplarla kentin mutfak kültürünü yakından tanıma fırsatı bulduğunu söyleyen Pektaş, "Misafirlerimiz ilk etapta açık restoran bulamadıkları için hayal kırıklığı yaşadı. Ancak turistlerin Gaziantep mutfağını deneyimleyebilmesi için işletmemizi bayramın ikinci günü hizmete açtık. Gelen yerli ve yabancı misafirlerimizi memnuniyetle ağırladık. Kurban Bayramı’nda ülkenin birçok noktasında kebap tüketiliyor ancak Gaziantep’e özgü yöresel yemekler başka şehirlerde bulunmadığı için ziyaretçilerimiz özellikle bu lezzetleri tercih ederek kentin mutfak kültürünü yakından tanıma fırsatı buldu" diye konuştu.
Manisa Köse’den dikkat çeken açıklama: "CHP’deki kriz siyasete güveni zedeliyor" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan son siyasi gelişmeleri değerlendirerek, parti içi tartışmaların muhalefetin topluma umut olma iddiasına zarar verdiğini söyledi. Köse, siyasette kişisel hesaplaşmalar yerine milletin sorunlarına odaklanılması gerektiğini ifade etti. CHP’de son dönemde yaşanan değişim tartışmaları, parti yönetimine yönelik eleştiriler ve belediyeler üzerinden yürüyen siyasi polemiklerin kamuoyunda güvensizlik oluşturduğunu belirten Fatih Köse, "Türkiye’nin ana muhalefet partisinin sürekli iç çekişmelerle gündeme gelmesi, toplumun siyasete olan güvenini zedeliyor. Vatandaş ekonomik sorunlara, geçim sıkıntısına çözüm beklerken muhalefetin kendi iç gündemine sıkışması ciddi bir eksikliktir" dedi. "Muhalefetin topluma güven vermesi gerekiyor" Muhalefetin temel görevinin alternatif politikalar üretmek olduğunu vurgulayan Köse, "Siyaset kurumu polemiklerle değil proje ve vizyonla güç kazanır. Türkiye’nin bugün ekonomi, genç işsizliği, eğitim ve sosyal adalet gibi temel meseleleri varken, siyasi partilerin enerjisini iç mücadelelere harcaması toplumda hayal kırıklığı oluşturuyor" ifadelerini kullandı. CHP yönetiminin yaşanan süreçleri sağduyu ile yönetmesi gerektiğini kaydeden Köse, parti içindeki fikir ayrılıklarının demokratik zeminde çözülmesinin önemine dikkat çekti. "Kutuplaştıran dil terk edilmeli" Sert siyasi söylemlerin toplumsal ayrışmayı artırdığını da dile getiren Fatih Köse, "Türkiye’nin artık gerginlikten değil birlik ve ortak akıldan beslenen bir siyasete ihtiyacı var. Kutuplaştırıcı dil kısa vadede siyasi kazanç sağlayabilir ancak uzun vadede toplumsal barışı yıpratır" diye konuştu. Köse, tüm siyasi partilerin vatandaşın beklentilerine kulak veren, çözüm odaklı ve yapıcı bir siyaset anlayışı benimsemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Ankara MHP lideri Bahçeli: "Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır" dedi. MHP lideri Bahçeli TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. CHP’deki "mutlak butlan" kararı sonrası yaşanan gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, "Manevi iklimiyle barış, huzur ve kardeşlik zemini olan bayram; Cumhuriyet Halk Partisi açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği bir zamana dönüşmüştür. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir.Türkiye’nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, hukuki ve siyasi mücadele yerine fiziki mücadele gibi toplumsal huzuru bozacak, provokasyonları artıracak tehlikeli söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. Politik amaçlar uğruna millî hafıza mekânları ve millî kahramanlar üzerinden toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup geliştirilmemesidir. Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır" ifadelerini kullandı. "Bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır" Türkiye’yi karıştırmaya kimsenin cüret etmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir. En başında CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahsetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır. Unutulmamalı ki yaşanan bölgesel gelişmeler ve terörsüz Türkiye sürecinde, ortak akıl ve güçlü siyasal kurumlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulacaktır" dedi. "Kudüs Paktı teklifimizin ciddiyetle ele alınması gerektiğini önemle hatırlatıyorum" "Terörsüz Türkiye"nin terörsüz bölge adımıi Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın ilk stratejik hamlesi olmanın yanında 21’inci yüzyılda değişen dünya dinamiklerine karşı yeni güvenlik konseptinin miladı olduğunu söyleyen Bahçeli, "Bu noktainazarıyla belirtmek isterim ki Türkiye’nin bir yönü doğuya, diğer yönü ise batıya bakan, gövdesi Maveraünnehir’den Anadolu’ya taşan Selçuklu Kartalı modelimizin dayandığı temel esas Türk ontolojik güvenliğidir. 20’nci yüzyıla sıkışmış güvenlik konseptini aşan, 21’inci yüzyılın imkân ve ihtiyaçlarına mütenasip yeni güvenlik paradigmamızdır. Küresel sistemde yaşanan çöküş ve bölgemizde yaşanan kaos bize bir kere daha göstermiştir ki Türkiye’nin güvenliği sadece siyasal egemenliğinin tecessüm ettiği coğrafyadan müteşekkil değildir. Türkiye’nin güvenliği kuzeyde Kırım’ı, güneyde Yemen’i, doğuda Doğu Türkistan’ı, batıda Bosna’yı, Kosova’yı ihtiva eden geniş ve büyük Türk-İslam coğrafyasıdır. Bu coğrafyanın tarihi hakikati, kültür ve medeniyet birikimi, politik dinamiği, stratejik perspektifi Türk ontolojisinin güçlü ve sağlam zeminini teşkil etmektedir. Bugün Gazze’de, Kudüs’te, Filistin’in dört bir yanında yaşanan zulüm; sadece bir coğrafyanın değil, tüm ümmetin imtihanıdır. Bir kez daha, İslam dünyasının ayağa kalkabilmesi, Müslüman feryadına son verilebilmesi, kalıcı barış ve istikrar için ‘Kudüs Paktı’ teklifimizin ciddiyetle ele alınması gerektiğini önemle hatırlatıyorum" diye konuştu. "Batı’nın gücü ve egemenliği zayıflarken Doğu’nun dünya ekonomisi ve siyasetindeki ağırlığı artmaktadır" İslam dünyasının ayağa kalkması ve İsrail haydutluğuna haddi bildirilmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Filistin özgürleşmeli, kutsal topraklar huzura kavuşmalı, İslam coğrafyasına düşen emperyalizmin gölgesi geri gelmemek üzere yok edilmelidir. Dikkatinizi çekmek isterim ki Birleşmiş Milletler can çekişmektedir. Avrupa Birliği ve NATO gibi birlikler her geçen gün kan kaybetmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası düzen temelinden sarsılmaktadır. Batı’nın gücü ve egemenliği zayıflarken Doğu’nun dünya ekonomisi ve siyasetindeki ağırlığı artmaktadır. Dünyada yeni bir denge arayışı başlamışken, İslam coğrafyasının bir ve beraber olup yeni bir güç merkezi olarak öne çıkması elbette ki mümkündür ve bir o kadar da elzemdir. Türkiye buna hazırdır. Türk milleti; Türk dünyasının ve İslam aleminin güçlü bir birlik oluşturmasından yanadır. Asırlar öncesinden bizlere seslenen Bilge Tonyukuk’un ‘Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi; bizde hepsini yakacak ateş idik’ sözlerinden mülhem diyorum ki; şayet hedefinde Türkiye olan varsa unutulmasın ki bu milletin imanla yoğrulmuş iradesi, her türlü kuşatmayı yarmaya, her türlü kirli hesabı bozmaya muktedirdir" dedi. "Başkan Trump’ın dengelerini ve ayarlarını bozmuş görünmektedir" ABD’nin İran’da öngördüğü hedeflere ulaşamadığını ifade eden Bahçeli, "Başkan Trump’ın dengelerini ve ayarlarını bozmuş görünmektedir. ABD fena halde bocalamakta, Trump’ın konuşmalarından savaşın kesif tesiriyle muvazeneyi kaybetmiş olduğu anlaşılmaktadır. Zira boş tehditler savururken zaaflarını ortaya koymakta, hiddetlenirken de perde gerisinde yıkıcılık ve bölücülük için verdiği desteği ifşa etmektedir. Ne tuhaftır ki; siyasi hedefleri Netanyahu’nun belirlediği bir savaşı, Amerikan askerlerinin sürdürmesi ve kazanması beklenmektedir. Bu her şeyden önce akla mantığa aykırıdır. Nitekim Amerikan ordusunun farklı unsurlarından üst düzey komutanlar haklı olarak buna karşı çıkmaktadır. Ancak Trump, bunları dinlemek yerine itiraz edeni görevden almak yoluna gitmektedir. Trump; her geçen gün ABD halkının desteğini kaybederken, ABD askerleri savaş motivasyonunu yitirmektedir. ABD’nin inandırıcılığı ve müttefiklerinin ona olan saygıları ve bağlılıkları da her geçen gün zayıflamaktadır. ABD’nin bu kadar kayıpla kalıcı bir kazanım elde etmesi mümkün olmayacaktır" ifadelerini kullandı. "ABD İsrail’e kayıtsız şartsız destek vermekten vazgeçmeli, siyasi baskı uygulamalıdır" ABD’nin derhal bu savaşı durdurması ve bölgedeki varlığını sonlandırıp çekilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "ABD İsrail’e kayıtsız şartsız destek vermekten vazgeçmeli, siyasi baskı uygulamalıdır. İslam ülkeleriyle Kudüs Paktı oluşturulmalı, ekonomik, siyasi ve askeri yeni bir birlik kurulmalıdır. Doğu Akdeniz’in, Körfez’in ve Kafkasların siyasi ve ekonomik güvenliğini bölge ülkeleri sağlamalı, bölgesel gelişmeler ABD yahut başka bir ülkenin müdahalesine ve insafına terk edilmemelidir. Ukrayna-Rusya savaşı sonlandırılmalı; bunun için Türkiye ile birlikte Türk Devletleri Teşkilatı gibi yeni aktörler devreye girmelidir. Şüphe yok ki Türkiye tüm bu süreçlere ev sahipliği yapabilecektir. NATO’nun etkin üyesi aynı zamanda birçok doğu ittifakına üye olan Türkiye, diğer arabulucu ülkelerle birlikte, bölgesel dinamikleri dikkate alan bir politika ortaya koyabilme potansiyeline sahiptir. Türkiye, sözüne güvenilen itibar edilen, kudretli ve kabiliyetli bir ülkedir. O sebeple küresel barış ve huzur için atılacak her adımda, başlatılacak her girişimde Türkiye’nin etkin bir rol üstlenmemesi için hiçbir sebep yoktur. Üstelik Sayın Cumhurbaşkanımız bölge ülkeleriyle birlikte savaşan tarafların inandığı ve güvendiği bir liderdir" dedi. "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşma yolunda birçok engeli aştık, mesafe aldık" "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin Bahçeli, "Terörsüz Türkiye ile bu ilkelerimizi gelecek vizyonumuzla bütünleştirmek arzusundayız. Terörü bu topraklardan tamamen çıkarmak, bölgemize istikrar getirmek ve emperyalizmin hedeflerini çöpe atmak çabasındayız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşma yolunda birçok engeli aştık, mesafe aldık. Milletçe bir oldukça ulaşamayacağımız hiçbir hedef de kalmayacaktır. Nitekim milli birliğimizi güçlendirerek Türk ve Türkiye Yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz. Provokasyonlara aldırmadan Cumhur İttifakı birlikteliğinde Türkiye’yi ekonomik, askeri ve siyasi olarak milletler camiasında en üst sıraya taşıyacağız. Büyük bir inanmışlık ve adanmışlıkla Türkiye’yi süper güç ve lider ülke yapmak için azimle çalışacağız" diye konuştu.
Ankara Bakanı Fidan’dan Endonezya’ya ziyaret Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Endonezya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 3 Haziran’da Endonezya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Bakan Fidan son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a refakatle 11-12 Şubat 2025 tarihlerinde Endonezya’yı ziyaret etmişti. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarınca Bakan Fidan’ın söz konusu ziyaret kapsamında gerçekleştireceği görüşmelerde; liderler düzeyinde ortaya konan karşılıklı siyasi irade kapsamında ikili iş birliğinin tüm alanlarda daha da geliştirilmesini teminen atılabilecek adımları ele alması, ikili ticaret hacminin 10 milyar dolar düzeyine çıkarılması için altyapı, enerji, ulaştırma, dijitalleşme, yapay zeka, yüksek teknoloji ve helal gıda gibi sektörlerdeki ortaklıkların derinleştirilmesi gerektiğine dikkat çekmesi, iki ülke arasında savunma sanayii alanındaki projelerin seyri ile geleceğe dönük iş birliği imkanlarını değerlendirmesi, Gazze’deki gelişmeler konusunda yakın istişare halinde bulunan Türkiye ve Endonezya’nın, Filistin’de adil ve kalıcı bir barışın tesisi için müşterek çalışmalarını sürdüreceğini ifade etmesi, işgalci İsrail’in Gazze’deki ateşkes ihlalleri, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki provokatif eylemleri ve Lübnan’daki işgalini genişletmesi karşısında uluslararası toplumu harekete geçirmeye yönelik ortak gayretlerin kararlılıkla sürdürülmesinin elzem olduğunu vurgulaması, İran ve Hürmüz Boğazı’ndaki durum, Suriye, Rusya-Ukrayna savaşı, Somali, Sudan ve Libya’nın yanı sıra Asya-Pasifik bölgesindeki küresel ve bölgesel güvenliği ilgilendiren gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunması, Türkiye ve Endonezya’nın BM, G20, İİT, ASEAN, MIKTA ve D-8 gibi çok taraflı platformlardaki iş birliğini ele alması öngörülüyor. Türkiye-Endonezya İlişkileri Türkiye ile Endonezya arasındaki diplomatik ilişkiler 1950 yılında tesis edilmiş olmakla beraber, iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin tarihi kökleri 15. yüzyıla dayanıyor. İki ülke arasındaki ilişkiler, 2011 yılında ’Stratejik Ortaklık’ seviyesine yükseldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2022 yılında gerçekleştirdiği Endonezya ziyareti sırasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) mekanizması kuruldu. YDSK Birinci Toplantısı 12 Şubat 2025 tarihinde Endonezya’da düzenlenmiş olup, bir sonraki toplantının 2027 yılında Türkiye’de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Ayrıca, anılan toplantı öncesinde hazırlık mahiyetinde Dışişleri Bakanları düzeyinde ’Ortak Stratejik Planlama Grubu’ toplantısının düzenlenmesi öngörülüyor. Türkiye-Endonezya 2+2 Dışişleri ve Savunma Bakanları Birinci Toplantısı, Dışişleri Bakanı Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ev sahipliğinde, Endonezya Dışişleri Bakanı Sugiono ile Savunma Bakanı Sayın Sjafrie Sjamsoeddin’in katılımlarıyla 9 Ocak tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi. 2025 yılında Türkiye ile Endonezya arasındaki ticaret hacmi 2,5 milyar dolar seviyesini aştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Endonezya’yı 2025 yılında ziyareti sırasında açıklanan hedef doğrultusunda ikili ticaret hacminin 10 milyar dolar seviyesine yükseltilmesi hedefleniyor.
İstanbul FIVB İletişim Komisyonu Üyesi Dr. Varuna Suthra, Türkiye Voleybol Federasyonu’nu ziyaret etti FIVB İletişim Komisyonu Üyesi, Kalinga Endüstriyel Teknoloji Enstitüsü (KIIT) ve Kalinga Sosyal Bilimler Enstitüsü (KISS) Uluslararası İlişkiler Direktörü Dr. Varuna Suthra, aynı zamanda İsviçre-Hindistan Parlamento Grubu Sekreteri Dr. Varuna Suthra, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ı ve federasyonun Ankara’daki merkez ofisini ziyaret etti. FIVB Başkanı Fabio Azevedo’nun tavsiyesi doğrultusunda gerçekleştirilen ve TVF Uluslararası İlişkiler ve Organizasyon Direktörü Nilüfer Shimonsky’nin eşlik ettiği ziyarette Dr. Suthra, Hindistan’da voleybolun gelişimine katkı sağlayacak örnek uygulamaları yerinde incelemek amacıyla Türkiye Voleybol Federasyonu’nun kurumsal yapısı, tesisleri ve altyapı organizasyonları hakkında bilgi aldı. Gerçekleşen ziyarette TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ile de bir araya gelen Dr. Suthra, Türk voleybolunun son yıllarda elde ettiği uluslararası başarıların arkasındaki sistemli yapılanma, sürdürülebilir altyapı modeli ve stratejik yönetim anlayışı hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Federasyon tesislerini gezen Dr. Suthra, daha önce farklı ülkelerde benzer incelemelerde bulunduğunu ancak Türkiye Voleybol Federasyonu’nun kurumsal vizyonundan, tesisleşme seviyesinden ve altyapıya verdiği önemden son derece etkilendiğini ifade etti. Türk voleybolunun dünya çapındaki başarısını artık çok daha iyi anladığını belirten Dr. Suthra, Türkiye’nin voleybol alanında birçok ülke için ilham verici bir model oluşturduğunu dile getirdi.