GÜNDEM - 03 Şubat 2026 Salı 11:02

Bilecik Belediyesi Şubat ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi

A
A
A
Bilecik Belediyesi Şubat ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi

Bilecik Belediyesi Şubat ayı meclis toplantısı, Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı başkanlığında gerçekleştirildi.


Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılan toplantıda 6 gündem maddesi görüşülerek karara bağlandı. Parti sözcülerinin konuşmalarıyla başlayan toplantıda, Mardin’in Nusaybin ilçesinde Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saldırı kınandı. Toplantıda, belediye meclis üyeliğinden istifa eden Gökhan Sınmaz’ın yerine Ücret ve Tarife Komisyonu’nda kalan süreyi tamamlamak üzere yapılan seçimde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Mehmet Cansız üye olarak seçildi. Bilecik Belediyeler Birliği Meclisi üyeliğinde ise kalan süreyi tamamlamak üzere CHP grubundan Kutay Tekin seçildi. Mecliste ayrıca Beşiktaş ve Hürriyet mahallelerinde imar planı içerisinde kalan imar yollarına sokak ismi verilmesi konusu görüşüldü. Gelirler Müdürlüğü’nün görev ve çalışma usullerini düzenleyen Görev ve Çalışma Usullerine Dair Yönetmelik Taslağı da meclis gündemine alındı.


Toplantının son bölümünde, Mali Hizmetler Müdürlüğü Görev, Yetki ve Çalışma Yönetmeliği’nin yürürlükten kaldırılarak yeni hazırlanan yönetmelik taslağı görüşüldü. Hisselerinin tamamı Bilecik Belediyesi’ne ait olan BİLTUR Gıda Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sermayesinin artırılması konusu ise yapılan oylamada oy çokluğuyla kabul edildi.



Bilecik Belediyesi Şubat ayı meclis toplantısı gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP lideri Bahçeli: "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" MHP lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Terörsüz Türkiye süreci hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Kim veya kimler bu hedeflere dudak büküyorsa; kuraktır, kukladır, korkaktır, karanlıktadır. Kim veya kimler söz ve eylemleriyle bu hedefleri baltalama amacındaysa maksatlıdır, marazlıdır, mahsurludur, maşadır. Kim ve kimler, makesin yerine makusu tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyor, bu suretle ’Terörsüz Türkiye’, ’Terörsüz Bölge’ hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü işbirlikçidir. Sözün doğru olması kadar millete mensubiyet ve sadakat hissiyatının da ağır basması, ağırlığınca da mücevher gibi parlaması usulen de esasen de gerek ve yeter şarttır" diye konuştu. "Sağlam temeller üzerine daha güçlü, ileri demokratik ve hukukî yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir" Terörsüz Türkiye sürecinin önünde engel ve sıkıntı oluşturan kurumsal ve yasal düzenlemeleri iyileştirmenin TBMM’nin temel varlık sebeplerinden birisi olduğunu dile getiren Bahçeli, "Birliktelik ve dayanışma kültürünün önemini kabul etmeyenlerin ya da ediyor gibi görünüp sürekli çark edenlerin farklılık ve çatışma noktalarının kurumlaşmasına sürekli vurgu yapması, demokrasiye değil anarşiye çanak tutmaktır. Gerçek duygusal kopuş da aynısıyla böyle doğacaktır. Dünyanın her demokratik rejiminde geçerli olan veya olması beklenen bu gerçeğe saygı duyulmalı ve riayet edilmelidir. Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, demokratikleşme projeleri, böyle bir duyarlılıkla ele alındığı ve asgari müşterekler zemini üzerine bina edildiği sürece anlamlı ve kalıcı olacaktır. Bu sağlam temeller üzerine daha güçlü, ileri demokratik ve hukukî yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir. Yapay çatışma alanları oluşturmak, devamlı oyun bozanlık yapmak, olmayan tıkanmadan, görülmeyen güven krizinden bahsetmek yüreklice ifade ediyorum ki, sorumsuzluk örneği, makusa hizmet örgütlenmesidir. ‘Terörsüz Türkiye’ ile ‘Terörsüz Bölge’ hedefleri bir yanda demokrasi namusunu savunmak, diğer yanda insan hakları ve özgürlüklerin açılan bayrağı altında toplanmaktır" dedi. "Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur" Milli birlik ve kardeşlik duygusunu karartmanın ve kaskatı hale sokmanın emelini taşıyanların tarihin uçuruma yakın yerinde durduğunu söyleyen Bahçeli, "Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olamayacaktır. Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir. Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur. Bu durum beklenen, olması gereken gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle ilişkilidir, aynı zamanda bunu destekleyen, tescilleyen gelişmedir. 30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varmışlardır. Bu gelişme Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır. Devlet otoritesi sağlanmıştır" ifadelerini kullandı. "Bize düşen, PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir" 27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan çağrının 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığı bulduğunu ve çok önemli bir etabın böylelikle geçildiğinin altını çizen Bahçeli, "Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış bühtanlara aldırış etmeden elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım. PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir. Araplar, Kürtler, Türkmenler, diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış ve herkes somut gelişmeleri benimsemiştir. Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir. Buna karşı azami derece ve düzeyde sabırlı, tedbirli, temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır" diye konuştu. "Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulmasını, Ahmet Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesini hüsran verici bir hezeyan olarak niteleyen Bahçeli, "Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir. ‘HTŞ’ye kravat takmakla olmaz’ demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış. Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin. Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel. Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen. Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et. CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır. Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir. Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır" dedi. "ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır" ABD’nin silaha ve zora dayalı müdahalelerinin sömürüye ve yayılmaya dayalı mütecaviz taleplerinin bağımsız devletlerin egemen eşitliklerini tartışmaya açacak noktaya kadar geldiğini ifade eden Bahçeli, "Venezuela’dan sonra, İsrail’in tahrik ve tacizleriyle ABD’nin İran’a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asal bir tehlikedir. İran’a askeri hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri işbaşına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir. Venezuela’dan sonra sırayı İran’ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. Siyonizm’in dürtmesiyle ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır. Böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir" şeklinde konuştu. "Epstein belgelerinin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur" Epstein belgeleri hakkında konuşan Bahçeli, "Skandal itiraflar, dehşet verici çarpıklıklar ne hikmetse ABD’nin Suriye’de SDG/YPG’ye sırt dönüp Ahmet eş Şara’yı desteklediği, ayrıca İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir. İşkence gören çocuklardan taciz ve tecavüze uğrayan reşit olmayan kız çocuklarına varıncaya kadar kan donduran iğrençliklerin yaşanması, pek çok siyasetçi, devlet adamı ve meşhur ismin karıştığı ve katıldığı skandallar furyası insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır. Cinsel istismar suçlusu milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin olarak yayımlanan belgelerin zamanlama itibarıyla manidar bir dönemde deşifre edilmesi hem tuhaf hem de akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur. İnsanlık ayıplarının, insani felaketlerin, kirli ilişkilerin merkezinde yer aldığı bu tehdit mekanizmasının organize halde siyasi ve stratejik hedefleri gözettiği kanaatimce çok mümkündür. İnsani değer ve mirasın ayaklar altında çiğnenmesi, çocukların bu faciada kullanılmaları nice çatıları uçuracak, nice şöhretli insanı rezil edecek kırattadır. Ahlaki yarılmanın, ahlaktaki dağılmanın, Lut Kavmi’ne benzer toplumsal yapılardaki kokuşmanın; hazza, hıza, hırsa ve dipsiz şehvet ve şöhrete dalmanın sonu ve sonucu yeryüzü cehenneminin yanan ateşine odun taşımakla eşanlamlıdır. Değerlerin müdafaa edilmesi şarttır" ifadelerini kullandı. "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" Konuşmasını sonunda Milliyetçi Hareket Partisi’nin doğru bildiği yoldan ayrılmayacağını belirten Bahçeli, "Onlar Milliyetçi Hareket Partisi’yle, Milliyetçi Hareket Partisi de Türkiye ve dünya sorunları ile uğraşmaya devam edecektir. Biz siyaseti, ‘siyaset olsun diye’ değil, milletimize ve ülkemize hizmet için yapıyoruz. Çünkü başkaları gibi ilkeleri, nezaketi, hoşgörüyü unutma lüksüne sahip değiliz. Bu aziz vatan hepimizindir, temel varoluş sebebimizdir. Bunun için her şeyimizdir, her şeyden de azizdir. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum. Ama aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" dedi.
Sakarya Sakarya’da trafik kurallarını ihlal edenlere 83 milyon liranın üzerinde ceza Sakarya Valisi Rahmi Doğan, kentte ocak ayında gerçekleştirilen operasyonlarda çeşitli suçlardan aranan 2 bin 589 şahsın yakalandığını, trafik denetimlerinde ise 83 milyon liranın üzerinde ceza uygulandığını bildirdi. Rahmi Doğan, Valilikte düzenlenen ’Aylık Asayiş Bilgilendirme Toplantısı’nda, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri tarafından, 1-31 Ocak 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Doğan, kent genelindeki operasyonlarda 2 bin 589 şüphelinin yakalandığını, haklarında adli ve idari işlem yapıldığını belirtti. Vali Doğan yakalanan şüphelilerin adreslerinde ve araçlarında ise, "5 kilo 837 gram skunk, 9 kök skunk bitkisi, 3 kilo 340 gram metamfetamin, 4 kilo 122 gram sentetik cannabinoid (bonzai), 241 gram sentetik cannabinoid (bonzai) hammaddesi, 78 mililitre bonzai hammaddesi, 4 bin 4 adet uyuşturucu hap, 943 gram esrar, 16 kök kenevir, 9 gram kokain, 41 gram amfetamin, 23 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 8 adet hassas terazi, 183 bin 955 tl uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen para, 35 adet puro, bin 624 adet paket sigara, 10 adet sigara yapımında kullanılan makineler, 104 adet sigara yapım malzemeleri, 17 milyon 846 bin 150 adet dolu ve boş makaron, 7 adet makaron doldurma makinesi, 4 bin 482 kilogram tütün, 3 bin 120 adet açık tütün, 174 adet paketlenmiş tütün, 64 kilogram nargile tütünü, 9 bin 072 adet tarihi eser altın sikke, 41 adet cep telefonu, 141 adet cep telefonun aksesuarı, 92 adet cep telefonu yedek parçası, 33,5 litre alkol, 110 litre etil/metil alkol, 34 litre sahte alkollü içki, 12 adet alkollü içki aroma kiti, 20 adet alkol içki kiti - aroması, 2 bin 200 adet sahte-taklit konfeksiyon malzemesi, bin 200 adet sahte-taklit güneş gözlüğü, 800 adet sahte-taklit ayakkabı, 6 adet hayvan (cites çerçevesinde 4 adet lemur, 2 adet papağan), 71 adet ruhsatsız tabanca, 63 adet ruhsatsız tüfek, 25 adet kurusıkı tabanca, 24 bin 780 adet mühimmat (dolu-boş fişek), çalıntı; (7) oto, (5) motosiklet, (6) bisiklet ele geçirilmiştir. Kumar oynadığı tespit edilen 10 şahsa adli ve idari işlem uygulanmış ve 2 iş yeri geçici süreyle mühürlenmiştir. Fuhuştan 13 şahsa adli ve idari işlem yapılmış, 10 şahıs tutuklanmış, fuhuş yaptırılan 5’i yabancı toplam 14 kadın kurtarılmış, yabancı uyruklu 5 şahıs sınır dışı edilmiştir" dedi. Aranan bin 645 kişi yakalandı Denetimlerde, haklarında kesinleşmiş hapis cezası ve yakalama kararı bulunan bin 645 kişinin yakalandığını vurgulayan Doğan, "162 şahıs ifadeye yönelik, 282 şahsın, 0-5 yıl arası kesinleşmiş hapis cezası, 50 şahsın, 5-10 yıl arası kesinleşmiş hapis cezası, 26 şahsın, 10-20 yıl arası kesinleşmiş hapis cezası, 8 şahsın, 20-30 yıl arası kesinleşmiş hapis cezasının olduğu tespit edilmiştir. DEAŞ, PKK/KCK, FETÖ/PDY ve Terörizmin Finansmanına yönelik yapılan çalışmalarda 21 şüpheli yakalanmış olup, 4 şahıs tutuklanmıştır. Göçmen kaçakçılığı çerçevesinde 262 yabancı uyruklu şahsa adli/idari işlem yapılmış olup, 2 şahıs tutuklanmıştır" diye konuştu. Trafikte 83 milyonun liranın üzerinde ceza Trafik denetimlerinde 241 bin 928 aracın kontrol edildiğini dile getiren Doğan, "Kural ihlali yapan ve eksikliği bulunan 25 bin 411 araca yasal işlem yapılmış, 2 bin 120 araç trafikten men edilmiştir. 509 adet sürücü belgesi alkol, uyuşturucu, drift, ceza puanı aşımı gibi sebeplerden dolayı geri alınmıştır. Abartı egzozdan 124 araca, yüksek sesle müzik dinleyen 199 araca, hatalı parktan 5 bin 897 araca cezai işlem uygulanmış, alkol ve uyuşturucu etkisi altında araç kullanan 326 araç otoparka çekilmiştir. Toplam 83 milyon 865 bin 185 lira trafik idari para cezası karar tutanağı düzenlenmiştir" şeklinde konuştu. Denizde yasa dışı faaliyete ceza kesildi Vali Doğan, Sahil Güvenlik Karakol Komutanlığı ekipleri tarafından deniz araçlarına yönelik kontrollerinden söz ederek, "Aranan şahısların yakalanmasına yönelik 266 şahsa UYAP sorgulaması ve 81 yabancı uyruklu şahsa İnterpol sorgulaması yapılmıştır. 60 adet deniz aracı kontrol edilmiştir. Yasa dışı faaliyetler icra eden 11 şahsa yasal işlem ve toplamda 106 bin 830 TL idari para cezası uygulanmıştır. 44 adet balıkçı gemisinde bulunan 22 bin 119 litre yakıta Ulusal Marker ve ÖTV’siz yakıt denetimi yapılmıştır. Yasadışı avlanmış olan 43 çuval- bin 290 kilogram deniz şırlanına el konulmuş ve denize iadesi sağlanmıştır" ifadelerini kullandı.
Bursa TEK Enerji ile 3 bin 500 megavatlık kapasite yatırımına dönüşüyor Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından duyurulan 3 bin 500 megavatlık yeni kapasite tahsisi, belediyelerden kamu binalarına, sanayi tesislerinden ticari işletmelere kadar tüm öz tüketim grupları için yeni bir dönemi başlattı. Duyurunun ardından sektörün öncü firmalarından Tek Enerji, artan enerji maliyetleriyle zorlanan her ölçekteki işletme ve kurumun enerji projelerini hayata geçirmek üzere uzman kadrosuyla stratejik hazırlıklarına hız verdi. Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve yeşil dönüşüm hedefleri kapsamında 2026 yılı için duyurulan ek kapasite tahsisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, kapasite artışının Türkiye genelinde enerjinin yerinde üretimini teşvik ederek işletmelere enerji projelerinde yeni bir hareket alanı açacağını belirtti. "Yatırımlar şebeke ile buluşuyor" Sektörün uzun süredir bir kapasite genişlemesi beklediğine dikkat çeken Tek Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Şahintaş, "Sanayicimizin güneş enerjisine olan ilgisi üst seviyede. Ancak mevcut şebeke kapasitelerinin doluluğu, birçok stratejik yatırımın bekleme listesine alınmasına neden oluyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Alparslan Bayraktar’ın açıkladığı 3 bin 500 megavatlık bu yeni alanın, işletmelerin enerji maliyetini ve karbon emisyonlarını azaltması anlamında önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Tek Enerji olarak bu sürecin mühendislik ve uygulama aşamalarında tüm tecrübemizle sahadayız" dedi. Yeşil ihracat için kritik eşik İbrahim Şahintaş, 2026 yılının Türkiye’nin ihracat vizyonu için de belirleyici olacağını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: "Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) artık kapımızdaki bir gerçek. Bu kapasite tahsisi, Türk sanayicisinin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü koruması için verilmiş bir ’yeşil pasaport’ hükmündedir. Enerjisini yerinde, güneşten üreten işletmeler, hem faturasını kontrol altına alacak hem de küresel ticaretin yeni kurallarına tam uyum sağlayacaktır."
İstanbul Vodafone’dan yerli tedarikçilerine global pazarlara açılma imkanı Vodafone Türkiye’nin geleneksel tedarikçi buluşması İstanbul’da gerçekleştirildi. Yaklaşık 500 tedarikçi firmanın yöneticilerinin katıldığı ‘Vodafone Türkiye Tedarikçi Zirvesi 2026’da şirketin son 20 yılda ettiği başarıların yanı sıra geleceğe yönelik hedef ve stratejileri de paylaşıldı. Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, Türkiye’nin dört bir yanından tedarikçilerini bir kez daha İstanbul’da buluşturdu. Vodafone Tedarik Zinciri Yönetimi ekibi tarafından düzenlenen etkinliğe teknoloji, yazılım, telekomünikasyon, üretim ve hizmet sektörlerinden, farklı büyüklüklerde yaklaşık 500 tedarikçi firmanın yöneticileri katıldı. "Geleceğe birlikte bağlıyız." mesajının verildiği toplantıda, Vodafone’un Türkiye’deki 20 yıllık yolculuğunun yanı sıra geleceğe yönelik hedef ve stratejileri de paylaşıldı. Etkinlik kapsamında düzenlenen panel ve sunumlarda 5G hazırlıkları, sürdürülebilirlik, iş sağlığı ve güvenliği, yerli ve milli tedarikçi ekosistemine yönelik yatırımlar gibi konular ele alındı. Gerçekleşen zirvede, şirket stratejik önceliklerini aktaran konuşmasında Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şunları söyledi: "Vodafone Grubu olarak, Avrupa ve Afrika’nın en büyük telekom ve teknoloji şirketlerinden biriyiz. Toplamda 60 ülkenin 15’inde kendi markamızla faaliyet gösteriyor, 330 milyondan fazla bireysel müşteriye ve 4,7 milyon işletmeye hizmet sunuyor, dünya genelinde 220 milyondan fazla cihazı birbirine bağlıyoruz. Ülkemizde ise Cumhuriyet tarihinin en büyük iki uluslararası doğrudan yatırımcılarından biriyiz. 20 yılda yaptığımız toplam yatırımın reel değeri 480 milyar TL’yi aşmış durumda. Türkiye’de 50 milyar TL’lik satın alma hacmine, bin 200’ün üzerinde tedarikçi ve yaklaşık 6 bin satış noktasından oluşan çok büyük bir ekosisteme sahibiz. Bu ekosistemle, yaklaşık 40 bin kişilik doğrudan ve dolaylı istihdam oluşturuyoruz. Tedarikçi yönetiminde birlikte çözüm geliştirmeyi esas alan stratejik ortaklıklar kurmaya önem veriyoruz. Sadece fiyat odağıyla bakmayarak, kurumsal hassasiyetlerimiz konusunda bizimle paralel düşünen ve hareket eden firmalarla çok daha fazla işbirliği yaptığımız bir çalışma biçimine geçtik. Kendini geliştirmeye devam eden, kısa vadeli getiri yerine uzun vadeli sürdürülebilir değer oluşturmaya odaklanan ve kalite, hız ve dijital yetkinlikler anlamında fark oluşturan tedarikçilerimiz için hem Türkiye’de hem de global pazarlarda büyüme fırsatları sunmaya odaklanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de tedarikçilerimizle birlikte üretecek, Türkiye’de kazandıklarımızı yine Türkiye için değere dönüştüreceğiz." Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hana Jalel ise şöyle konuştu: "Şirket olarak uzun yıllardır hedefimiz sektörde gelir bazında en hızlı büyüyen operatör olmak. Son 2,5 yıldır bu hedefi istikralı bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de başardıklarımızla Vodafone Grubu’nun global finansal tablolarında da önemli bir yere sahibiz. 2025-26 mali yılımız da bu açıdan başarılı geçiyor. Nisan-Eylül 2025 dönemini kapsayan mali yıl sonuçlarımıza göre, şirketimizin servis gelirleri 64,8 milyar TL olarak gerçekleşti. Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kârımız 23,7 milyar TL oldu. Bu sonuçlarla, gelir bazında en hızlı büyüyen operatör olma hedefini mali yılımızın ilk yarısı itibarıyla da gerçekleştirmiş olduk. Bu yolculukta bizimle birlikte olan tedarikçilerimize teşekkür ediyoruz." Vodafone tedarikçi yönetiminde global fırsat ve standartlarla değer üretiyor Yapılan açıklamaya göre, küresel ölçekte 26 milyar euronun üzerinde bir satın alma gücüyle dünyanın en büyük tedarik organizasyonlarından biri haline gelen şirket, ölçek ekonomisi oluşturmasının ötesinde; tedarikçileri için farklı ülkelere açılma ve ihracat fırsatları sunuyor. Tedarikçi yönetiminde uluslararası en iyi uygulamalarla tam uyum sağlayarak küresel standartlarda bir çalışma modeli benimseyen şirket, İş Sağlığı ve Güvenliği (ISG) gerekliliklerini tüm tedarikçi ekosistemine entegre ederken, siber güvenlik ve veri koruma alanlarında en yüksek seviye kontrollerle tedarik zinciri güvenilirliğini güçlendiriyor. Şirket ayrıca kapsayıcılık ve çeşitlilik prensiplerini tedarikçi seçim ve değerlendirme süreçlerinin temel bileşenlerinden biri hâline getirmiş durumda. Çevresel etki azaltımı ve gezegenin korunmasına yönelik sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda çalışan şirket, tüm tedarikçileriyle birlikte çevresel sorumluluğu esas alan, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir değer zinciri oluşturmayı hedefliyor.