GÜNDEM - 04 Nisan 2026 Cumartesi 09:06

"Osmaneli-Bursa-Bandırma Hızlı Tren Hattı Projesi" çalışmaları yerinde incelendi

A
A
A
"Osmaneli-Bursa-Bandırma Hızlı Tren Hattı Projesi" çalışmaları yerinde incelendi

"Osmaneli-Bursa-Bandırma Yüksek Hızlı Tren (YHT) Hattı Projesi" kapsamında yürütülen çalışmalar, Osmaneli Kaymakamı Abdüssamed Kılıç tarafından yerinde incelendi.


Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve Osmaneli-Yenişehir-Bursa-Bandırma güzergâhında planlanan 201 kilometre uzunluğundaki hızlı tren hattı projesinde çalışmalar aralıksız sürüyor. Saatte 250 kilometre tasarım hızına uygun şekilde projelendirilen hat kapsamında 25 tünel ve 16 viyadük inşa edileceği, projenin tamamlanmasıyla birlikte yılda yaklaşık 30 milyon yolcuya hizmet verilmesinin hedeflendiği bildirildi. Bilecik’in Osmaneli ilçesinde Osmaneli Kaymakamı Abdüssamed Kılıç, Osmaneli-Bursa-Bandırma Yüksek Hızlı Tren hattında yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Bölgenin ulaşım altyapısını güçlendirmesi ve ekonomik gelişimine önemli katkı sağlaması beklenen projede çalışmaların son aşamaya geldiği ifade edildi.


Osmaneli Kaymakamı Abdüssamed Kılıç, "Bu proje sadece ulaşım değil, aynı zamanda Osmaneli’nin ve bölgemizin ekonomik geleceği için de büyük bir yatırımdır. Çalışmaların geldiği noktadan memnunuz ve süreci yakından takip ediyoruz" dedi.



"Osmaneli-Bursa-Bandırma Hızlı Tren Hattı Projesi" çalışmaları yerinde incelendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Doğal taşın kalbi İzmir’de atacak: Marble için hazırlıklar başladı 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında Fuar İzmir’de düzenlenecek Marble İzmir-Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı için kurulum süreci başladı. Bu yıl 31. kez kapılarını açacak Marble İzmir’e sayılı günler kala ilk doğal taş blokları ve makineler alandaki yerini alırken, Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkan ürünler dünya ile buluşmaya hazırlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir, bu yıl da sektörün en önemli buluşma noktalarından biri olmaya hazırlanıyor. Kurulum çalışmalarının başlamasıyla birlikte açık sergileme alanına ilk blok taşlar indirilirken, hollerde de stant kurulumları başladı. Binlerce yıldır doğal taşta dünyanın en önemli rezerv alanlarından biri olan Türkiye’nin bu alandaki gücünü dünyaya gösteren Marble İzmir için, ülkenin dört bir yanındaki ocaklardan çıkarılan blok taşlar Fuar İzmir’e getiriliyor. Operasyonun ilk gününde onlarca doğal taş, iş makineleri ile sergileme alanına indirildi. Fuara getirilen ilk doğal taşlar ise Afyon Alimoğlu firmasının Burdur bölgesindeki ocaktan çıkarılan Burdur Beji ile Başaranlar Mermer’e ait Muğla bölgesindeki ocaktan çıkarılan Monte Bianco mermer blokları oldu. Profesyonel alıcılarla buluşuyor Dünyadaki doğal taş rezervinin yaklaşık yüzde 35’ine sahip olan Türkiye, çeşitlilikle de dikkat çekiyor. Ülkemizde 80’in üzerinde farklı yapıda, 120’nin üzerinde renk ve desende doğal taş rezervi bulunuyor. Uluslararası piyasada bilinirliği yüksek pek çok doğal taş çeşidi, Marble İzmir’de, dünyanın dört bir yanından gelen profesyonel alıcılarla buluşuyor. Ağırlıkları 20 ile 30 ton arasında değişen ham blokların alandaki yerleşimi 14 Nisan’da açılacak fuar öncesine kadar devam edecek. Türkiye’nin farklı bölgelerinden Fuar İzmir’e taşınan farklı renk ve özellikteki bloklar, fuar süresince ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Fuara kadar bine yakın blok taşın alana getirilmesi planlanıyor. Doğal taş ürünlerinin ve makinelerin sergileneceği hollerde de kurulum başladı. Makine ve teknoloji firmalarına özel olarak ayrılan C Hol’de alana yerleştirilen ilk makine, Demmak Makine tarafından üretilen yerli, 12 tonluk blok taş kesme makinesi oldu. Yeni iş birliklerine kapı aralayacak Marble İzmir kapsamında açık alanda blok taşlar ve iş makineleri sergilenirken, A ve B hollerinde doğal taş firmaları yer alacak. C Holü’nde makine ve teknolojiler ziyaretçilerle buluşacak. Bu yıl D Holü ise "D-esign Arena" konseptiyle tasarım odaklı etkinliklere, alanında uzman isimlerin ve mimarların katılacağı söyleşilere, Heykel Çalıştayı’nda ortaya çıkacak eserlere ve genç tasarımcıların 8. Uluslararası Doğal Taş Tasarım Yarışması’nda hayata geçirdikleri projelere ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin doğal taş zenginliğini ve üretim gücünü uluslararası alıcılarla buluşturan Marble İzmir, dört gün boyunca sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirerek yeni iş birliklerine zemin hazırlayacak.
Antalya Kitap aşkı çocuklukta başladı, 11 bin kitaba ulaştı Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşayan 77 yaşındaki Mehmet Kaya, kitaplara adadığı yaşamıyla dikkat çekiyor. Çocukluk yıllarında başlayan okuma sevgisini bir ömre sığdıran Kaya, 18 yıldır yaşadığı evini adeta dev bir kütüphaneye dönüştürdü. Bugün evinde yaklaşık 11 bin kitap bulunduğunu belirten Kaya, bunların 10 binini okuduğunu ifade ederek, kitaplarla kurduğu bağın sıradan bir alışkanlığın çok ötesinde olduğunu ortaya koyuyor. 77 yaşındaki Mehmet Kaya’nın kitaplarla tanışması henüz küçük yaşlarda başladı. O yıllarda eline geçen her kitabı okumaya çalışan Kaya, zamanla bu alışkanlığını vazgeçilmez bir yaşam biçimine dönüştürdü. Aradan geçen yıllar boyunca kitap biriktirmeye devam eden Kaya, 18 yıl önce yerleştiği evinde koleksiyonunu büyüterek her odayı kitaplarla doldurdu. Bugün evine girenleri raflar dolusu kitap karşılıyor. Günlük yaşamında kitap okumayı merkezine aldığını dile getiren Kaya, boş kaldığı her anı kitap okuyarak değerlendirdiğini söyledi. "Azim ve tutkunun yaşı yok" Sadece okumakla yetinmeyen Kaya’nın bir diğer tutkusu ise şiir. Yıllar içinde şiire olan ilgisini geliştiren Kaya, hem şiir okumaya hem de yazmaya başladı. Duygularını kaleme dökerek ifade etmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Kaya, bu ilgisinin zamanla şiir kitapları yazmasına vesile olduğunu söyledi. Evindeki kitapları büyük bir özenle koruyan Kaya, oluşturduğu bu kütüphanenin sadece kendisi için değil, aynı zamanda gelecek nesiller için de önemli olduğunu düşünüyor. İlerlemiş yaşına rağmen okuma ve yazma azminden hiçbir şey kaybetmeyen Mehmet Kaya, kitaplarla iç içe yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Onun hikâyesi, okuma alışkanlığının bir insanın hayatını nasıl şekillendirebileceğini gözler önüne sererken, azim ve tutkunun yaşı olmadığını da bir kez daha ortaya koyuyor. "Okumaya devam ediyorum" Okumaktan hiçbir zaman vazgeçmeyen Kaya, "Okumaya hasret bir babanın çocuğuyum, babam beni okutmaya çalıştı. Okurken daha güzel sözler öğrenmeye başladım ne kadar güzel söz öğrendiysem daha güzelin peşinde koştum. Kendimi daha güzel adam yapmak için şiir yazmam gerektiğine inandım. Şiirler yazdım dergiler çıkarttım kitap okumak benim yalnızlığımı giderdi. Benim insanlık tarafımı inşa etti. Daha çok okuyunca kitap okumanın mutlak surette insanın insan olması gerektiğine inandım. Bu inancımın peşinden gittim. Ülkeme dair, insana dair, aşka dair, evine ekmek götüremeyen babalara dair şiirler yazdım. 77 yaşındayım okumaya devam ediyorum’’ dedi. "11 bin kitabım var" Evinde 11 bine yakın kitap olduğunu ve radyoya olan ilgisinin geçmişte izler bıraktığını vurgulayan Mehmet Kaya, "Benim evimin her tarafı kütüphane. 11 bine yakın kitabım var. 10 binini okumuşumdur. Okuduğum her kitaptan kendime bir şeyler aldım. Onlardan nimet devşirdim bir güzellik aldım o güzelliğin devam etmesi için de tekrardan kitap okumaya başlıyorum. Kitaplarla mutlu oluyorum. Kitabı her elime aldığımda gönlüme bir bahar gelmiş oluyor. Radyo bana geçmişimi hatırlatıyor annemi babama hatırlatıyor radyodan şiirler dinliyorum kasetlerden şiirler dinliyorum. En az bin 500’e yakın kasetim var. Her odamda bir radyo vardır. Yazı yazarken, kitap okurken şiirler dinliyorum’’ ifadelerini kullandı. "Kitap okumadığın gün karanlıktasın" Karanlıkta kalmak istemeyen gençler için kitap okumanın değerli olduğunu söyleyen Kaya, ‘’Gençlere yegane tavsiyem durmadan kitap okusunlar. Teknoloji gelişti ama mutlaka kitap okusunlar, kitapların sayfasını çevirsinler kitapların kokusunu alsınlar. Gençler evlenirken düğün davetiyesi yerine kitaplar gönderin, davetiye masraflarına kitap alın kitap gönderin. onlar da sizin sayenizde kitap okusunlar bu yeni bir alışkanlık olsun. Kitap okumadığın gün karanlıktasın. Karanlıkta kalmak istemiyorsan kitap oku’’ şeklinde konuştu.
İstanbul Arnavutköy’de hafriyat kamyonunun çarptığı kadın hayatını kaybetti İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde hafriyat kamyonunun çarptığı yaya hayatını kaybetti. Kaza, dün akşam saat 17.20 sıralarında Arnavutköy ilçesi Fatih Mahallesi Fatih Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, H.A. idaresindeki 34 LA 5011 plakalı Mercedes-Benz marka çekici ve buna bağlı 34 GF 6028 plakalı hafriyat kamyonu, İstanbul Havalimanı istikametine seyir halindeyken kırmızı ışıkta durdu. Hafriyat kamyonu, yeşil ışığın yanmasıyla birlikte hareket ettiği sırada yolun sağından karşıya geçmeye çalışan Sadegül Koyuncu’ya çarptı. Ağır yaralanan Koyuncu, olay yerine sevk edilen 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından bilinci kapalı şekilde Arnavutköy Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede yapılan tüm müdahaleye rağmen kadının yaşamını yitirdiği öğrenildi. Kaza nedeniyle İstanbul Havalimanı istikametinde yol trafiğe bir müddet kapatıldı. Kaza anı güvenlik kamerasında Kaza anı cadde üzerinde bulunan bir işletmenin güvenlik kamerası tarafından görüntülendi. Görüntülerde, kadının yolun karşısına geçmeye çalıştığı esnada duran kamyonun hareket ettiği ve kör noktasında kalan kadını görmeyerek sürüklediği, bir müddet ilerledikten sonra durduğu görüldü. Öte yandan cep telefonu kameraları ile çekilen görüntülerde kadına sağlık ekiplerinin kalp masajı yaparak müdahale ettiği anlar yer aldı.
Erzurum Denizi olmayan Erzurum’da yılda 300 tona yakın balık üretiyorlar Erzurum’un Oltu ilçesinde bulunan Ayvalı Baraj Gölü’nde kafes balıkçılığıyla yapılan alabalık ve somon üretiminde bu yıl 300 tonluk üretim hedefleniyor. Oltu Çayı üzerine kurulu ve kentin ikinci büyük enerji santrali olma özelliği taşıyan baraj, balık üretimiyle de bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Baraj gölünde yedi yıldır kafes balıkçılığı yapan üretici Ünsal Bingül, üretim sezonunun Ekim ayı ortalarında başladığını ve Haziran ortalarına kadar sürdüğünü belirtti. Bölgenin mikroklima özelliğine dikkat çeken Bingül, kış aylarında üretimin daha verimli olduğunu ifade etti. Üretilen balıkların Kasım ayında somon adayı olarak Karadeniz’e gönderildiğini söyleyen Bingül, yıllık üretimin 250 ila 300 ton arasında değiştiğini dile getirdi. Devlet desteklerinden faydalandıklarını vurgulayan Bingül, üretimi her yıl artırarak hem istihdam sağladıklarını hem de bölge ekonomisine canlılık kazandırdıklarını kaydetti. Somon üretimi yapılıyor 3 yıldır barajda faaliyet gösteren üretici Fikret Demirci ise yavru balıkların kara tesislerinde yumurtadan çıktıktan sonra baraja getirildiğini belirtti. Balıkların burada büyütülerek 200-250 gram ağırlığa ulaştığında satışa sunulduğunu ifade eden Demirci, talebe göre somon üretimi de yaptıklarını söyledi. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) destekleriyle faaliyetlerini sürdürdüklerini dile getiren Demirci, sektöre yeni girişimcilerin de ilgi göstermeye başladığını ifade etti. Hem dış pazara hem de restoranda satış yapıyor Barajda üretim yapan bir diğer işletmeci Ali Pınar ise bölgedeki mikroklima sayesinde yılın yaklaşık 8 ayında üretim yapılabildiğini söyledi. Balık yetiştiriciliğinin mevsimsel bir iş olduğunu ancak Ayvalı Barajı’nın bu açıdan avantaj sağladığını belirten Pınar, işletmelerinde yetiştirilen balıkların hem kendi restoranlarında tüketildiğini hem de dış pazara sunulduğunu kaydetti. Yılda yaklaşık 30 bin müşteriye hizmet verdiklerini ifade eden Pınar, üretilen balıkların Rusya ve Japonya başta olmak üzere çeşitli ülkelere ihraç edildiğini söyledi. Bölge halkına ekonomik katkı sağlamaktan memnuniyet duyduklarını belirten üreticiler, gençlerin de sektöre yönelmesini istediklerini dile getirdi. Yaz aylarında su sıcaklığının 26 dereceye kadar yükselmesinin balık üretimi açısından olumsuzluk oluşturduğuna dikkat çekildi.