ASAYİŞ - 11 Eylül 2023 Pazartesi 20:52

Bitlis merkezli 7 ilde FETÖ operasyonu: 9 gözaltı

A
A
A
Bitlis merkezli 7 ilde FETÖ operasyonu: 9 gözaltı

Bitlis merkezli 7 ilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda 9 kişi gözaltına alındı.


Edinilen bilgiye göre, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde Bitlis Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik Bitlis, İzmir, İstanbul, Van, Ankara, Burdur ve Afyonkarahisar’da 8 Eylül’de eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda hakkında yakalama kararı çıkarılan 11 şüpheliden 9’u yakalanırken, firari 2 şüphelinin yakalanması için çalışmalar devam ediyor.


Adliyeye sevk edilen 9 şüpheliden 1’i tutuklanırken, 6’sı adli kontrol şartıyla, 2 şüpheli ise Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifade işlemleri sonrasında serbest bırakıldı.



Bitlis merkezli 7 ilde FETÖ operasyonu: 9 gözaltı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakım sorumluluğu olanların 18-74 yaş nüfus içindeki oranı yüzde 43,1 oldu 18-74 yaş grubundaki 59 milyon 127 bin kişinin yüzde 43,1’ini bakım sorumluluğu olanlar oluşturdu. Bu oran erkeklerde yüzde 40,6 iken kadınlarda yüzde 45,6 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı İş ve Aile Yaşamının Uyumu araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Buna göre, 18-74 yaş grubundaki 59 milyon 127 bin kişinin yüzde 43,1’ini bakım sorumluluğu olanlar oluşturdu. Bu oran erkeklerde yüzde 40,6 iken kadınlarda yüzde 45,6 oldu. Bakım sorumluluğu olanların işgücüne katılma oranı yüzde 60,5 oldu 2025 yılında 18-74 yaş grubunda işgücüne katılma oranı yüzde 58,2 oldu. Bu oran bakım sorumluluğu olanlar için yüzde 60,5, bakım sorumluluğu olmayanlar için yüzde 56,4 oldu. Kadınlarda bakım sorumluluğu olanların işgücüne katılma oranı yüzde 37,8 iken olmayanlarda yüzde 41,7 olarak gerçekleşti. Bu oran erkeklerde ise sırasıyla yüzde 86,0 ve yüzde 70,0 oldu. İstihdamda olup sadece çocuk bakım sorumluluğu olanların oranı yüzde 39,0 oldu 18-74 yaş grubundaki istihdamdaki kişilerin yüzde 39,0’ının sadece çocuk bakım sorumluluğu bulunmakta. Diğer taraftan istihdamdaki kişilerden sadece torun bakım sorumluluğu olanların oranı yüzde 2,3 ve sadece yetişkin (15 yaşın üstünde bakıma muhtaç eş, çocuk veya akraba) bakım sorumluluğu olanların oranı ise yüzde 2,3 oldu. Çocuk ve yetişkin bakımı veya torun ve yetişkin bakımı sorumluluğunu birlikte yürütenlerin oranı ise yüzde 2,1 olarak gerçekleşti. Çocuk bakım sorumluluğu olan istihdamdakilerin yüzde 14,0’ı kurumsal bakım merkezi kullandı 15 yaş altında çocuk bakım sorumluluğu olan ve istihdamda olan kişilerin yüzde 14,0’ı kurumsal bakım merkezini, yüzde 1,6’sı evde ücretli bakımı, yüzde 1,4’ü ise her ikisini birlikte kullandı. Bu kişilerden yüzde 83,0’ı profesyonel bakım hizmeti kullanmadı. İstihdamda olup yetişkin bakım sorumluluğu olanların yüzde 17,0’ı evde ücretli bakımı, yüzde 3,6’sı ise kurumsal bakım merkezini kullandı. Bu kişilerden yüzde 79,3’ü ise bakım hizmeti kullanmadı. İstihdamda olup çocuk bakımını kendisi veya eşiyle birlikte yürütenlerin oranı yüzde 50,8 oldu Bakım sorumluluğu olan istihdamdaki fertlerden çocuk bakım hizmeti kullanmayanların yüzde 50,8’i bakımı kendisi veya eşiyle birlikte yürüttü. Bu kişilerden yüzde 19,7’si çocukların kendilerine bakabildiğini belirtirken, yüzde 17,6’sı profesyonel bakım hizmeti maliyetinin yüksek olduğunu ve yüzde 5,5’i ise bakımı büyükanne, büyükbaba veya diğer yakınlarıyla yürüttüğünü belirtti. Yetişkin bakımında profesyonel bakım hizmetine ihtiyaç duymayanların oranı yüzde 72,6 oldu İstihdamda olup yetişkin bakım hizmeti kullanmayanların yüzde 72,6’sı profesyonel bakım hizmetine ihtiyaç duymadığını belirtti. Yetişkin bakım hizmetini kullanmayanların yüzde 17,9’u profesyonel bakım hizmetinin maliyetinin yüksek olduğunu ve yüzde 5,3’ü ulaşılabilecek mesafede bakım hizmetinin veya boş kontenjanın bulunmadığını beyan etti. İş ile bakım sorumluluğunu birlikte yürütmede en önemli zorluk uzun çalışma saatleri oldu İstihdamda olup bakım sorumluluğu olanların yüzde 70,1’i işi ile bakım sorumluluğunu birlikte yürütürken herhangi bir zorluk yaşamadı. Zorluk yaşayan 4 milyon 303 bin kişinin yüzde 38,4’ü uzun çalışma saatlerini, yüzde 26,9’u zahmetli ya da yorucu işi ve yüzde 8,9’u ev ile iş arasındaki ulaşımın uzun sürmesini neden olarak belirtti. Uzun çalışma saatleri nedeniyle zorluk yaşayan erkeklerin oranı yüzde 39,3 iken bu oran kadınlarda yüzde 36,4 oldu.
Antalya Antalya’da ormanlara girişler yasaklandı, jandarma vatandaşları tek tek uyardı Antalya Valiliğince yayımlanan genelge kapsamında 1 Mayıs-31 Ekim tarihleri arasında ormanlara girişler yasaklanırken, Manavgat’ta jandarma ekipleri devriye görevi yaparak vatandaşları anonslarla ve sözlü olarak uyardı. Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte orman yangınlarının önlenmesi amacıyla Antalya Valiliği tarafından 2026/3 Sayılı Orman Yangınlarını Önleme Genelgesi yayımlandı. Antalya Valisi Hulusi Şahin imzasıyla yayımlanan genelge kapsamında 1 Mayıs-31 Ekim 2026 tarihleri arasında ormanlara girişler yasaklandı. Genelgede belirlenen piknik ve mesire alanlarında ise 31 Ekim’e kadar 21.00-08.30 saatleri arasında mangal, semaver ve ateş yakılmasının yasak olduğu belirtildi. Denetimlerin genel kolluk kuvvetleri, orman muhafaza memurları, zabıta ve özel güvenlik ekipleri tarafından düzenli olarak gerçekleştirileceği, kurallara uymayanlar hakkında adli ve idari işlem uygulanacağı bildirildi. Devriye görevi yaparak vatandaşları anonslarla ve sözlü olarak uyardı Antalya Valiliği’nin genelgesi doğrultusunda Manavgat Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri tarafından orman girişlerine yasaklara ilişkin afişler asıldı. Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Jandarma Karakolu ekipleri ise Sorgun Çamlığı’nda devriye görevi yaparak, vatandaşları anonslarla ve sözlü olarak uyardı. Dron destekli denetimlerin de gerçekleştirildiği bölgede, jandarma ekiplerinin orman yangınlarının önlenmesine yönelik çalışmaları vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılandı. Vatandaşlar, ormanların korunmasına yönelik duyarlılık ve bilgilendirme çalışmaları nedeniyle ekiplere teşekkür etti.
Düzce Yığılca’da derelere 50 bin kırmızı benekli alabalık yavrusu bırakıldı Düzce’nin Yığılca ilçesinde balık popülasyonunun arttırılması için dere ve akarsulara 50 bin adet benekli alabalık bırakıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi kapsamında, Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce su kaynaklarının zenginleştirilmesi, doğal balık popülasyonunun desteklenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla balıklandırma çalışması gerçekleştirildi. Bu kapsamda, Bakanlığa bağlı Abant Alabalık Su Ürünleri Üretim İstasyonu’nda üretimi yapılan toplam 50 bin adet kırmızı benekli alabalık yavrusu, Yığılca ilçemizde bulunan dere ve akarsulara bırakıldı. Gerçekleştirilen çalışma ile Düzce’de doğal su kaynaklarının korunması, sucul ekosistemin desteklenmesi ve sürdürülebilir balıkçılığın geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bölgenin doğal türlerinden biri olan kırmızı benekli alabalığın uygun su kaynaklarına bırakılmasıyla, doğal yaşamın devamlılığına katkı sağlanması amaçlanıyor. Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, Düzce’nin su kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla çalışmaların devam ettiğini belirterek, "Bakanlığımızın Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi kapsamında Yığılca ilçemizdeki dere ve akarsulara 50 bin adet kırmızı benekli alabalık yavrusu bıraktık. Bu çalışmalarla hem doğal balık varlığını desteklemeyi hem de gelecek nesillere daha zengin ve sağlıklı su kaynakları bırakmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Uzun ayrıca, su kaynaklarının korunmasının yalnızca kurumların değil toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, vatandaşların özellikle av yasaklarına uymaları, üreme dönemlerinde hassasiyet göstermeleri ve dere yatakları ile su kaynaklarının korunması konusunda duyarlı davranmaları gerektiğini ifade etti.
Adana Amerika’da öldürülen Yağmur’un babası: "Kızım rüyalarıma giriyor" Adanalı sosyal medya fenomeni Yağmur Taktaş’ın Amerika’da aç bırakılıp işkence görerek ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada hakkında yakalama kararı bulunan ressam sevgilisi A.C.F., halen yakalanamadı. Yağmur’un babası Orhan Taktaş, kızını rüyalarında gördüğünü belirterek, "Rüyalarımda bana, ’baba, o cani hala yakalanmadı mı’ diyor. Artık bu acıya dayanamıyorum. İrkilerek uyanıyorum" dedi. Bir televizyon yarışmasıyla ünlenen Adanalı sosyal medya fenomeni Yağmur Taktaş (28), 3 Nisan 2024’te ABD’de fenalaşması sonrası kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Taktaş’ın cansız bedeni, 20 Nisan’da hava yoluyla getirildiği Adana’daki Kabasakal Mezarlığı’nda toprağa verildi. Taktaş’ın ailesi, daha önce darbedilen ve dalağını kaybeden kızlarının ölümüne sebep olduğunu iddia ederek avukatları aracılığıyla Türk asıllı ABD vatandaşı ressam sevgilisi A.C.F.’den (40) şikayetçi oldu. Uyuşturucu verilip aç bırakıldığı ortaya çıktı Taktaş ailesi, Yağmur’un sevgilisi tarafından uyuşturucuya alıştırıldığı, alıkonularak darbedildiği ve tutulduğu yerde aç bırakıldığı iddiasında bulundu. Bu şüphe üzerine aile, avukatları aracılığıyla cenazenin çıkarılıp, Türkiye’de otopsi yapılması için başvuruda bulundu. Başvurunun kabul edilmesiyle Taktaş’ın cenazesi, 6 Mayıs 2024’te fethi kabir yapılarak Adana Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü. Kısmen bozulduğu tespit edilen cenazeden alınan örnekler, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. A.C.F. hakkında yakalama kararı çıkartıldı Taktaş ailesinin başvurusu üzerine New York’taki Columbia Üniversitesi’nde hazırlanan otopsi raporunda genç kızın vücudunda farklı türlerde uyuşturucu maddelere rastlandığı, otopsi videosunda ise darba bağlı morluklar ile sigara söndürme izlerinin bulunduğu belirtildi. Geçtiğimiz yıl Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebiyle 5’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından A.C.F. hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Taktaş ailesinin, Türkiye’de yargılanmasını istediği A.C.F. ise halen aranıyor. "Kızım rüyalarıma giriyor" Gazetecilere açıklamalarda bulunan Yağmur’un babası Orhan Taktaş, kızını rüyalarında gördüğünü anlatarak, şunları söyledi: "Evlat kaybetmenin acısını anlatamam. Yüreğimiz kan ağlıyor, bu cani halen bulunamadı. Kızımın katillerinin yakalanmasını talep ediyorum. Gerçekten de çok büyük bir acı yaşıyoruz. Kızım rüyalarıma geliyor. ’Baba, o cani hala yakalanmadı mı’ diyor. Artık bu acıya dayanamıyorum. İrkilerek uyanıyorum." "Koklayacak bir şeyi bulamıyorum" Yağmur’un annesi Ayhan Taktaş ise kızından hatıra kalan bir tutam saçı sakladığını, onunla avunduğunu anlatarak, "Kızımın katilinin tez zamanda yakalanmasını istiyorum. Çocuğumun kaşlarını bile kazımış bu cani, düşünebiliyor musunuz? Kötü şeyler yaşadım bu süreçte. O kabir açıldı ya o kadar kötü oldum ki anlatamam duygularımı. Bu, bir annenin yaşayacağı en ağır şey. Benim çocuğum Amerika’dan geldi ama hiçbir kıyafeti bana verilmedi. Sadece bir tutam saçı verildi. Başka bir şeyini görmedim. Koklayacak bir şeyi bulamıyorum. Tek başımıza kaldık, bir tane evladım vardı onu da benden koparttı" diye konuştu. Ailenin avukatı Fethi Öksüz ise "Yağmur’un katil zanlısı elini, kolunu sallayarak ABD’de geziyor. Annesi de onu finanse ediyor. Türkiye’de bir yakalama kararı çıkarılmış olsa da şahısla alakalı etki doğuran bir karar olmadı. Yağmur bir Türk vatandaşıydı. Ülkenin neresinde, dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun bu kişi adalete teslim edilmeli" ifadelerini kullandı. "Otopsi raporları cinayet iddiasının doğru olduğunu bizlere gösteriyor" Türkiye’deki fethi kabir sonrası hazırlanan 2 otopsi raporunun da incelendiğine dikkat çeken avukat Öksüz, "ABD’den gelen raporun gecikmesinden dolayı Türk hekimler bu rapor üzerinde yeni bir çalışma yapıyor. Dosyada gizlilik kararı var ancak otopsi raporları cinayet iddiasının doğru olduğunu bizlere gösteriyor. Zaten Yağmur’un mesajlaşmalarında ’Bu adam beni öldürecek. Pasaport ve çantama el koydu, gitmeme izin vermiyor’ şeklinde ifadeler de var. Raporda da Yağmur’un darp edildiği, hatta işkenceye varacak şekilde beden bütünlüğüne zarar verildiği ortaya konuldu" dedi. Şüpheli A.C.F.’nin bir an önce yakalanmasını istediklerini belirten Öksüz, "Bu konuda Türk ve ABD adli makamlarının iş birliği içerisinde bu sorunun çözümüne yoğunlaşmasını talep ediyoruz. Geldiğimiz nokta itibarıyla annenin de babanın da dayanacak gücü kalmadı" diye konuştu.