ÇEVRE - 23 Ocak 2026 Cuma 15:33

Uzmanından Bitlis için "kar ve su hasadı" uyarısı

A
A
A
Uzmanından Bitlis için "kar ve su hasadı" uyarısı

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği (ASAD) üyesi Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, karın yalnızca bir yük ya da tehdit olarak görülmemesi gerektiğini, doğru planlama ile önemli bir su kaynağına dönüştürülebileceğini söyledi.


Bitlis gibi kentlerde yoğun kar yağışının ardından çoğu zaman karın temizlenip kenara itildiğini ya da kontrolsüz şekilde eriyerek akıp gittiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, kırsalda çığ, kent merkezlerinde ise çatı ve saçaklarda oluşan kütle ve sarkıtların can ve mal kaybına yol açabildiğini kaydetti. Bu risklerin temelinde, karın yönetilememesinin yattığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, bilimsel açıdan bakıldığında karın, yağmur kadar önemli bir su girdisi olduğunu vurguladı. Bu noktada "su hasadı" yaklaşımının devreye girdiğini ve su hasadının yağmur veya kar şeklinde gelen suyun kaybolması yerine planlı biçimde toplanması, yönetilmesi ve yeniden kullanılması anlamına geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Arya Biçen, su hasadının az gelişmiş ülkelerde su kıtlığına karşı alternatif bir kaynak olarak kullanıldığını, gelişmiş ülkelerde ise içilemez su kullanımlarında destekleyici bir sistem ve taşkın kontrolü aracı olduğunu kaydetti. Biçen, bu uygulamanın yeni olmadığını; sarnıçlar, toplama havuzları ve çatı sistemlerinin tarihi örnekler sunduğunu hatırlattı. İklim değişikliğiyle birlikte kuraklık, düzensiz yağışlar ve artan su stresinin, su hasadını stratejik bir planlama aracı hâline getirdiğini vurgulayan Biçen; Avrupa ülkeleri, ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya’da yeni yapılarda bu sistemlerin ya zorunlu tutulduğunu ya da teşvik edildiğini söyledi. Türkiye’de de 2024 yılında yürürlüğe giren Su Verimliliği Yönetmeliği ile su hasadının bina, parsel ve kentsel ölçeklerde planlama süreçlerine entegre edilmesinin hedeflendiğini belirten Biçen, "Su hasadı artık gönüllü bir tercih değil, planlamanın bir parçasıdır" dedi.


Soğuk iklimlerde su hasadının kar üzerinden yürütüldüğünü ifade eden Biçen, karın doğru yönetildiğinde kentsel sistem için önemli bir girdiye dönüşebileceğini söyledi. Çatı temelli su hasadı sistemlerinin ABD ve Kuzey Avrupa’daki kentlerde hem su talebini hem de yüzey akışını ciddi biçimde azalttığını belirten Biçen, bu sistemlerin basit oluklardan ibaret olmadığını; doğru eğim, filtrasyon ve depolama içeren entegre yapılar olması gerektiğini vurguladı.


Yol ve kamusal alanlardan kar yönetimine de değinen Biçen, Japonya ve Norveç’te yol karının doğrudan kanalizasyona verilmediğini, özel toplama ve eritme alanlarında kontrol altına alındığını; Güney Kore’de ise yol güvenliği sağlanırken eriyen suyun yönlendirildiği altyapı sistemlerinin kullanıldığını aktardı. Bitlis özelinde tek tip bir çözümden söz edilemeyeceğini ifade eden Biçen, kent merkezinde çatı temelli sistemlerin, yol ve meydanlarda ise karın doğrudan eritilmesi yerine pilot toplama ve arıtma alanlarının denenebileceğini söyledi. Biçen, kırsal ve yüksek kesimlerde ise karın erken erimesini önleyen, depolamaya dayalı yaklaşımların daha uygun olacağını belirtti.



"Mesele, karın ne kadar yağdığı değil, yağan karla ne yaptığımızdır"


"Bitlis gibi karla yaşayan kentler için mesele, karın ne kadar yağdığı değil; yağan karla ne yaptığımızdır" diyen Biçen, karın yalnızca bir risk olarak görülmesi hâlinde kayıp yaşanacağını, su hasadının bir parçası olarak ele alındığında ise kentin iklim değişikliğine karşı daha dayanıklı hâle geleceğini ifade etti. Su hasadının yalnızca teknik bir uygulama değil, suya bakış açısını değiştiren bütüncül bir planlama yaklaşımı olduğunu vurgulayan Biçen, bunun Bitlis için kritik bir öneme sahip olduğunu dile getirdi. Ayrıca Anadolu Sualtı Araştırmaları ve Sporları Derneği bünyesinde de çalışmalar yürüttüğünü belirten Biçen, özellikle havza ölçeğinde su ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güçlendirmeye yönelik saha araştırmaları yaptıklarını, bilimsel veri ürettiklerini ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı önemsediklerini ifade etti. Biçen, "Suyu yalnızca tüketilen bir kaynak değil, korunması gereken bir ekosistem bileşeni olarak ele alıyoruz" dedi.


Anadolu Su Altı Araştırmaları ve Sporları Derneği (ASAD) Başkanı Mehmet Salih Aygün de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, dernek olarak özellikle havza ölçeğinde su ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu kapsamda saha araştırmaları yürüttüklerini, bilimsel veri ürettiklerini ve kamuoyunda farkındalık oluşturmayı önemsediklerini ifade eden Aygün, suya yalnızca tüketilen bir kaynak olarak değil, korunması gereken bir ekosistem bileşeni olarak yaklaştıklarını vurguladı.



Uzmanından Bitlis için "kar ve su hasadı" uyarısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa 8 kilo altının kaybolduğu zırhlı araç kazasına ilişkin firmadan açıklama: "Külçelerin bulunacağına dair kanaatimiz tamdır" Bursa’nın Karacabey ilçesi yakınlarında altın sevkiyatı yapan zırhlı aracın yaptığı kazada 8 kilogram altının kaybolmasına ilişkin olarak firma, olayda herhangi bir sabotaj ya da kasıt bulunmadığını, kayıp altınlara ilişkin arama çalışmalarının güvenlik güçleriyle koordineli şekilde sürdüğünü açıkladı. İzmir-İstanbul Otoyolu’nun Bursa’nın Karacabey ilçesi mevkiinde 20 Ocak gecesi altın taşıyan zırhlı aracın karıştığı trafik kazasına ilişkin firma tarafından yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, "Yaşanan olayda herhangi bir sabotaj, kasıt ya da art niyet söz konusu değildir. Kazaya karışan araçta görev yapan personellerimiz, tamamı kendi bünyemizde yer alan güvenilir ve deneyimli çalışma arkadaşlarımızdır. Personelimizin sağlık ve güvenliği şirketimiz için her şeyin önündedir. Meydana gelen bu elim kazada görevli personellerimizin hafif yaralanmalarla kurtulmuş olması en büyük tesellimizdir. Kaza sonrası yapılan kontrollerde araçta taşınan 11 adet 1 kilogramlık külçe altının bir kısmının kazanın etkisiyle aracın iç bölümünde farklı noktalara savrulduğu tespit edilmiştir. Kayıp olduğu değerlendirilen külçelere yönelik arama çalışmaları, hurdaya dönen araç içerisinde ve olay sahasında güvenlik güçleriyle koordineli şekilde titizlikle sürdürülmektedir. Söz konusu külçelerin de bulunacağına dair kanaatimiz tamdır. Süreç, ilgili tüm kurumlarla iş birliği içerisinde şeffaf ve kontrollü biçimde yürütülmekte olup, gelişmeler kamuoyuyla paylaşılacaktır" denildi.
Aydın 4 yılın sonunda valilik, Hisar Camii için adım attı Didim Hisar Mahallesi sınırlarında yer alan ve restorasyonunun tamamlanmasının ardından 2022 Temmuz ayında güvenlik gerekçesiyle kapatılan camii için Aydın Valiliği adım attı. Caminin yeni restorasyon süreci kapsamında, Aydın Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü’nün 2026 Yılı Yatırım Programı’na 7 milyon TL ödenek dahil edildi. Didim’de 2020 yılında 588 bin 820 TL bedelle ihale edilen yenileme çalışmaları tamamlanan Hisar Camii, 2021 yılında yeniden ibadete açılmasına rağmen, Temmuz 2022’de yapının bir duvarında meydana gelen açılma nedeniyle güvenlik gerekçesiyle cami tekrar ibadete kapatılmıştı. Caminin kapatılması mahalle sakinlerine tepkisine neden olmuştu fakat beklenen haber Aydın Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü’nden geldi. 2021’de ibadete açıldı 2022’de kapatıldı Yaklaşık iki asırlık geçmişe sahip olan yapı, 1998 yılında kültür varlığı olarak tescil edildi. Geçmişte kilise olarak yapılan ve Cumhuriyetin kurulması sonrasında bölgeye gelen muhacirler tarafından camii olarak kullanılan Hisar Camii için 2020 yılında adım atıldı. 2020 yılında 588 bin 820 TL bedelle ihale edilen yenileme çalışmaları tamamlanmış ve cami 2021 yılında yeniden ibadete açılmıştı. 7milyon ödenek ayrıldı Ancak Temmuz 2022’de, yapının bir duvarında meydana gelen açılma nedeniyle güvenlik gerekçesiyle cami tekrar ibadete kapatıldı. Sorunun giderilmesi ve yapının güçlendirilmesi amacıyla başlatılan yeni restorasyon süreci kapsamında, Aydın Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü’nün 2026 Yılı Yatırım Programı’na 7 milyon TL ödenek dahil edildi. 4 yıldır kapalı olan camii yerine mahalle sakinleri ibadetlerini caminin arkasında yer alan ve eskiden okul olarak kullanılan atıl bir binada yerine getiriyor. Caminin açılmaması zaman zaman mahalle sakinlerinin tepkilerine neden olmuş ve basın yoluyla yaşanan sıkıntılar dile getirilmişti. Camii için yeniden adım atılması mahalle sakinlerinde memnuniyete neden olurken, çalışmaların ne zaman başlayacağı ise merakla bekleniyor.
Balıkesir AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’dan Balıkesir Üniversitesine ziyaret AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu’yu makamında ziyaret etti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın Balıkesir Üniversitesi’ni ziyaret ederek, Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu tarafından üniversitede yürütülen akademik ve bilimsel çalışmalar, üniversitenin son dönemde hayata geçirdiği akademik atılımlar ile devam eden bilimsel projelere hakkında bilgi aldı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın ve beraberindeki heyet, ziyaretin ardından Balıkesir Üniversitesi Teknokent’te incelemelerde bulundu. Heyet, Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve BAÜN Teknokent Genel Müdürü Öğr. Gör. Burcu Aydemir’den yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyarette Yalçın’a, AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Taylan Öztaylan, AK Parti MKYK Üyeleri ve İnsan Hakları Başkan Yardımcıları Mehmet Umur ile Arzu Silin Günaydın, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, AK Parti Gençlik Kolları MYK Üyesi ve İnsan Hakları Başkanı Pırıl Özçelik eşlik etti. Rektör yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Prof. Dr. Murt Doğdubay ve Prof. Dr. Fatih Satıl’ın da yer aldığı ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesiyle sona erdi.
Erzurum ETÜ’lü akademisyen Doç. Dr. Çoşkun’dan, Ortaçağ İran tarihine ışık tutan iki kitap Erzurum Teknik Üniversitesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Derya Coşkun’un, Taberistan Melikleri Bâvendîler ile Herât merkezli Kert Hanedanı’nı konu alan iki kapsamlı akademik çalışması yayımlandı. Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Derya Coşkun’un Ortaçağ İran coğrafyasındaki yerel hanedanlıkları ele alan iki yeni kitabı okuyucuyla buluştu. Çalışmalar, siyasî tarih kadar sosyal, ekonomik ve kültürel unsurları da merkeze alarak dönemin çok boyutlu bir analizini sunuyor. "Taberistan Melikleri Bâvendîler (44-749 / 665-1349)" adlı eserde, coğrafî yapısı nedeniyle merkezi otoritenin nüfuz etmekte zorlandığı Taberistan bölgesinin tarihsel serüveni ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Bâvendîler’in Sâsânîler’den başlayarak Selçuklular ve Moğollar dönemine uzanan uzun hâkimiyet süreci; askerî stratejiler, diplomatik ilişkiler ve pragmatik siyaset anlayışı çerçevesinde değerlendiriliyor. Kitapta ayrıca Fârim, Sârî ve Âmül gibi şehirlerin ilim, ticaret ve şehircilik açısından bölgesel merkezler hâline geliş süreci de inceleniyor. Coşkun’un ikinci eseri "Herât’tan Yükselen Işık: Kert Hanedanı (643-791 / 1245-1389)" ise Herât merkezli Kert Hanedanı’nın tarih sahnesindeki rolüne odaklanıyor. Gurîler döneminden Moğol hâkimiyetine uzanan süreçte Kert meliklerinin siyasî mücadeleleri, İlhanlılar ve Çağataylılar arasındaki denge politikaları ve bağımsızlık girişimleri kitapta ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Eserde, Herât’ın yalnızca bir idare merkezi değil, aynı zamanda kültür ve imar faaliyetleriyle öne çıkan bir şehir hâline gelmesinde Kertler’in katkıları da vurgulanıyor. Her iki kitapta da klasik tarih anlatısının ötesine geçilerek, bölgesel güçlerin uzun süre ayakta kalmasını sağlayan sosyal yapı, ekonomik dinamikler ve kültürel üretim süreçleri değerlendiriliyor. Çalışmalar, Ortaçağ İran tarihi ve İslam dünyasındaki yerel hanedanlıklar üzerine çalışan araştırmacılar için önemli birer başvuru kaynağı niteliği taşıyor.