DÜNYA - 23 Ocak 2026 Cuma 10:11 | Son Güncelleme : 23 Ocak 2026 Cuma 10:14

Trump: "İran’a doğru giden büyük bir filomuz var, ne olacağını göreceğiz"

A
A
A
Trump: "İran’a doğru giden büyük bir filomuz var, ne olacağını göreceğiz"

ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki gelişmeleri yakından izlediklerini belirterek, "Her ihtimale karşı o yöne doğru çok sayıda gemi sevk ettik. Büyük bir deniz filosu bölgeye doğru ilerliyor. Ne olacağını göreceğiz. Umuyorum ki hiçbir şey olmaz, ancak onları çok dikkatli şekilde takip ediyoruz" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantılarının ardından ülkesine dönüşte uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Trump, Grönland ve Barış Kurulu konusundaki süreçlerin çok iyi gittiğini söyledi. Grönland konusunda çerçevesi belirlenen anlaşmanın "süresiz" olduğunu yineleyen Trump, "Ortada gerçek bir müzakere var ancak zaman sınırı yok. Süre sınırsız; yani bu kalıcı bir düzenleme. Daha önce 99 yıl, 50 yıl gibi süreler konuşulurdu ama burada süreklilik söz konusu. Her şey masada. Askeri seçenekler de dahil olmak üzere her türlü adım değerlendirilebilir. Ancak müzakereler devam ediyor, sonucu göreceğiz. Ben olumlu olacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu.

"Grönland için satın alma bedeli yok"

Grönland konusundaki anlaşmanın herhangi bir satın alma bedelini içermediğini belirten Trump, "Bir satın alma bedeli yok. ABD, egemenlik açısından zaten önemli kazanımlar elde ediyor. Anlaşmada bizim için çok güçlü unsurlar var. Ayrıca bunun Avrupa için de faydalı olduğunu unutmamak gerekir. Biz iyi durumdaysak, onlar da iyi durumda olur. Eğer biz iyi olmazsak, bu Avrupa için de iyi olmaz. Çünkü sistemi bir arada tutan yapıdayız; bütünlüğü biz sağlıyoruz" dedi.

"NATO da sürece dahil olacak"

Anlaşmanın amacının Grönland üzerinde tek taraflı bir kontrol sağlamak olmadığını belirten Trump, "Hep birlikte çalışacağız. NATO da bu sürece dahil olacak. Bazı adımlar NATO ile eşgüdüm içinde atılacak, ki olması gereken de budur" diye konuştu.

ABD açısından kayda değer bir maliyet oluşmayacağını belirten Trump, "Sadece ‘Altın Kubbe’ (Golden Dome) olarak adlandırılan yapının inşası söz konusu. Bu projeye katılım sağlayacağız. Ortaya çıkacak yapı benzersiz olacak. Teknolojimiz zaten son derece ileri düzeyde" değerlendirmesini yaptı.

"Danimarka bu konsepti kabul etti mi?" sorusuna "Herkesin bu fikre sıcak baktığını düşünüyorum" cevabını veren Trump, sürece dair somut gelişmeleri 2 hafta içinde kamuoyu ile paylaşacağını belirtti.

Trump, Ukrayna savaşının uzamasını eleştirdi

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği son görüşmeye ve barış müzakerelerine değinen Trump, "Ancak daha önce de Başkan Zelenskiy ile pek çok iyi toplantı yaptım ve sonuç alınamadı. İlginçtir 35 yıllık bir savaşı bir günde, 32 yıllık bir savaşı iki günde bitirdim. Diğer bazı savaşlar en fazla dört gün sürdü. Buna rağmen bu savaş uzadıkça uzuyor. Açıkçası, önceki bazı çatışmalardan daha karmaşık olduğu da söylenebilir" diye konuştu.
Buna rağmen savaşı bitirmeye yönelik müzakerelerin önemine vurgu yapan Trump, "Her türlü görüşme olumludur. Görüşme olmazsa hiçbir şey ilerlemez. İlk üç yıl boyunca kimse görüşmedi. Biden döneminde de görüşme olmadı. Basit bir gerçek var: Görüşmezseniz sonuç alamazsınız. Biz görüşüyoruz ve ne olacağını göreceğiz. Umarım çok sayıda hayat kurtarabiliriz" dedi.

"Ukrayna barışı için herkes taviz verecek"

"Ukrayna barışı için Rusya’nın da taviz vermesi gerekecek mi?" sorusu üzerine Trump, "Tavizler verilecek. Bu tür bir anlaşmanın sonuçlanması için herkes taviz veriyor. Avrupa da sürecin bir parçası olacak; olmak zorunda. Açık konuşmak gerekirse bu mesele Avrupa’yı beni etkilediğinden daha fazla ilgilendiriyor. Bunu öncelikle hayat kurtarmak için yapıyorum. İkinci olarak Avrupa için yapıyorum. ABD açısından doğrudan etkisi sınırlı" ifadelerini kullandı.

"Hem Putin hem de Zelenskiy anlaşmaya istekli"

Ukrayna savaşını bitirmeye yönelik anlaşmaya yaklaştıklarını belirten Trump, "Bazı dönemlerde Putin anlaşma istemedi, bazı dönemlerde Zelenskiy istemedi. Üstelik bu dönemler genellikle birbirinin tersiydi. Şimdi ise ikisinin de anlaşmaya daha istekli olduğunu düşünüyorum. Bunu zaman gösterecek" diye konuştu.

Son görüşmelerinde Zelenskiy’nin barış istediğini dile getirdiğini yineleyen Trump, "Bir anlaşma yapmak istediğini söyledi. Açıkçası söyleyebileceği başka bir şey de yok. Gerçekler ortada. Altı-yedi aydır konuşulan konuların dışına çıkılmıyor. Geldi ve anlaşma istediğini ifade etti. Bence istemesi gerekiyor. Çünkü bu süreç Ukrayna halkı için son derece zor, gerçekten çok yıpratıcı" şeklinde konuştu.

"Bölgeye doğru ilerleyen çok büyük bir donanmamız var"

İran ile ilgili bir soruya yanıt veren Trump, "İran’ı yakından izliyoruz. Her ihtimale karşı o yöne doğru çok sayıda gemi sevk ettik. Büyük bir deniz filosu bölgeye doğru ilerliyor. Ne olacağını göreceğiz. Umuyorum ki hiçbir şey olmaz, ancak onları çok dikkatli şekilde takip ediyoruz" dedi.

Kendisinin yaptığı çağrı sonrasında İran’ın 837 kişinin idamını durdurduğunu hatırlatan Trump, "Ancak şunu da söyleyeyim: Bölgeye doğru ilerleyen çok büyük bir donanmamız var. Belki kullanmak zorunda kalmayız. Göreceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

"İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in görevden çekilmesini ya da sürgüne gitmesini istiyor musunuz?" sorusu üzerine Trump, "Şu aşamada bu konuya girmek istemiyorum. Ama ne beklediğimizi çok iyi biliyorlar" dedi.

Trump’tan İran’a uyarı

İran ile müzakereye açık olduklarını belirten Trump, ülkenin nükleer tesislerine yönelik saldırıları hatırlatarak, "Eğer yeniden aynı şeyi yapmaya kalkarlarsa, orayı da aynı şekilde, hatta çok daha kolay vururuz" uyarısında bulundu. İran’la iş yapan her ülkenin yüzde 25 oranında gümrük vergisine tabi olacağını hatırlatan Trump, bu vergilerin "çok yakında" yürürlüğe gireceğini söyledi.

"Çok önemli ülkeler Barış Kurulu’na katıldı"

Trump, İngiltere ya da Fransa’nın Barış Kurulu’na katılması hâlâ mümkün mü?" sorusu üzerine, "Bence katılmak isteyecekler. Çoğu ülkede başbakan ya da cumhurbaşkanı doğrudan imza atabiliyor. Bugün de bunun örneklerini gördünüz. Unutmayın, davet mektupları sadece iki gün önce gönderildi ve şimdiden yaklaşık 30 ülke katılım gösterdi. Üstelik bunlar çok önemli ülkeler. Bazı ülkelerde ise yasal kısıtlamalar var. Örneğin İtalya başbakanı bana açıkça katılmak istediğini söyledi, hatta çok istediğini belirtti; ancak parlamentodan onay alması gerekiyor. Polonya için de benzer bir durum söz konusu. Bazı liderlerin yetkisi var, bazılarının yok. Çoğunun yok. Yani kimi ülkeler için yasal onay şart" ifadelerini kullandı.
İkinci görev döneminin sona ermesinin ardından Barış Kurulu başkanlığını sürdürebileceğinin sinyalini veren Trump, "İstersem buna hakkım var. Ne olacağını zamana bırakacağım. Ama beni bu rolde görmek istiyorlar. Teorik olarak bu görev ömür boyu olabilir. Bundan emin değilim; bunu isteyip istemediğimi henüz bilmiyorum" dedi.

Trump, Putin’in 1 milyar dolarlık Gazze Barış Kurulu önerisini olumlu karşıladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ABD tarafından dondurulan Rus varlıklarından 1 milyar doları Gazze Barış Kurulu’na aktarma önerisini de değerlendiren Trump, "Oldukça ilginç. Kendi parasını kullanacağını söylemiş. Bu durumda benim açımdan sorun yok" dedi.

"Xi ile görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum"

Trump, "Bu yıl Çin Devlet Başkanı ile kaç kez görüşmeyi düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine de, "Bir ziyaret gerçekleştireceğim. Nisan ayında ben gideceğim; yılın sonuna doğru da kendisi gelecek. Devlet Başkanı Xi Jinping ile yeniden görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Kendisiyle her zaman çok iyi bir ilişkimiz oldu. Eşi de son derece etkileyici biri. Başkan Xi gerçekten dikkat çekici bir lider" açıklamasında bulundu.

Covid döneminde Çin ile ilişkilerin oldukça gerildiğini aktaran Trump, "Ancak şu anda mükemmel bir noktadayız. Zaten bunu rakamlarda da görüyorsunuz. Tarım ürünlerimizi yoğun şekilde satın alıyorlar. Özellikle soya fasulyesi alımları çok yüksek. Bu durum çiftçilerimizi memnun ediyor, beni de memnun ediyor" dedi.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TŞOF tarafından basılmış ve mühürlenmiş plakalara cezai işlem uygulanmayacak Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılan ve mühürlenen plakalara kanunda belirtilen standartların dışında dahi olsa cezai işlem uygulanmayacak. İçişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, plaka değişim işlemleri sırasında yoğunluk ve kuyruk oluşması üzerine İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda, denetimler 1 Nisan 2026 tarihine kadar rehberlik ve bilgilendirme çalışması şeklinde gerçekleştirilecek. Ayrıca bu kapsamda 27 Şubat’tan itibaren kesilen cezaların, Bakan Çiftçi’nin talimatlarıyla iptal edilecek. Yetkilendirilmiş kuruluş olan Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından basılmış ve mühürlenerek vatandaşlara verilmiş plakaların, kanunda belirtilen standartlar dışında dahi olsa cezai işleme konu edilmeyecek. Sadece vatandaşın, yetkili kuruluş tarafından basılmış ve mühürlenmiş plakayı aldıktan sonra plaka üzerinde ekleme veya değişiklik yapması durumunda 4 bin TL idari para cezası ve diğer müeyyidelerin uygulanacak. Yetkili kuruluş olan TŞOF dışında, yetkisiz şekilde plaka basan yerlerden alınan gayriresmi, sahte plakaları araçlarında kullananlar için ise 140 bin TL idari para cezası ve diğer müeyyidelerin uygulanmasına devam edilecek. Ayrıca edinilen bilgilere göre bunun da kanunun açık amacı olan başta uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı ve terör gibi suçlarla mücadele kapsamında kamu düzeninin sağlanması ve vatandaşlarımızın güvenliğinin temini açısından önemli bir gereklilik olduğu ifade edildi.
Ankara İletişim Başkanı Duran Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile iftarda bir araya geldi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile iftarda bir araya geldi. Düzenlenen iftar programı hakkında sosyal medya hesabından paylaşım yapan Duran, medyanın Ankara Temsilcileri ve Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ile bir arada olmaktan memnuiyet duyduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak Türkiye’nin iletişim gündeminde çok sayıda konuya vaziyet etmek durumundayız. Bu bir yönüyle bir devlet sorumluluğu ama diğer yönüyle baktığımızda hepimizi de içine alan çok genel bir kamu sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirirken, bir ilke olarak, bir prensip olarak sürekli basın mensuplarıyla temas halinde olan, kapıları açık ve iletişimi güçlü bir konumda olmaya çalışıyoruz" ifadelerine yer verdi. Paylaşımında doğru bilginin önemine dikkati çeken Duran, "Dünyanın giderek daha kırılgan ve krizlere açık bir dönemden geçtiği bu süreçte, doğru ve teyitli bilginin önemi her zamankinden daha büyüktür. Kriz dönemlerinde yapılan en küçük hatanın dahi büyük yanlış anlamalara ve ciddi sonuçlara yol açabildiğini unutmamak gerekiyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; diplomasiden güvenliğe, ekonomiden bölgesel ve küresel barış girişimlerine kadar pek çok alanda yoğun bir gündem yürütmektedir. Türkiye’nin küresel ölçekte artan etkisi, iletişim alanında da güçlü, koordineli ve etkin bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır" ifadelerini kullandı. Duran’ın yaptığı paylaşımda, İletişim Başkanlığı’nın amaçlarına değinilerek, "İletişim Başkanlığı olarak amacımız; devletimizin politikalarını ve faaliyetlerini hem milletimize hem de uluslararası kamuoyuna doğru, hızlı ve güvenilir şekilde aktarmaktır. Dezenformasyonla mücadele artık yalnızca medya alanının değil; aynı zamanda demokrasi, güvenlik ve toplumsal huzurun da önemli bir parçasıdır. Bu nedenle sorumlu, dengeli ve teyit edilmiş bilgiye dayalı habercilik her zamankinden daha kıymetlidir. Bu duygularla, gerçeğin peşinden ayrılmayan, sorumlu habercilik anlayışıyla görev yapan tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyor; her zaman yanlarında olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerine yer verildi.
Çankırı Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Alpaslan: "Türkiye turizmde dünyada 4’üncü ülke" Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4’üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4’üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye’nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.
Bitlis Ahlat’taki Ahıska Türkleri iftar sofrasında bir araya geldi Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaşayan Ahıska Türkleri, düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhunu yansıtan programa çok sayıda davetli katıldı. Ahlat Belediyesi’ne ait bir alışveriş merkezinde düzenlenen program öncesinde Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Ahıska Türkleri ile kısa bir toplantı yaparak sorun ve taleplerini dinledi. Daha sonra iftar programına geçildi. Kadir Koçak tarafından yapılan duanın ardından oruçlar açıldı. İftar sonrası konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, Ahıska Türklerinin tarih boyunca büyük zorluklar yaşadığını belirterek şu ifadeleri kullandı; "Siz kıymetli Ahıskalı Türkler vatan kavramının ne demek olduğunu en iyi bilenlersiniz. 1944 sürgününden beri bir sürü sıkıntılar çektiniz, bir sürü zulümler gördünüz, zorluklar yaşadınız. Ama hiçbir zaman ümidinizi kaybetmediniz. Öz yurdunuza, öz vatanınıza bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle gelerek burayı kendinize vatan edindiniz. Hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın iskan kararnamesi ile yaklaşık 300’e yakın, 280 civarında hanemiz şu an Kubbet-ül İslam, şehitler diyarı Ahlat’tasınız. Siz de artık birer Ahlatlısınız. Siz de artık birer Bitlislisiniz ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısınız, Türk vatandaşısınız. Elbette daha önceden ayrıldığınız topraklarınızı özlediğiniz konular olacaktır. Bu insani bir şey. Ama şunu bilin ki bu topraklar da sizin öz vatanınız. Ve biz Ahlatlı hemşerilerimizle sizleri hiçbir zaman ayrı görmüyoruz. Onlar da çok güzel bir kaynaşma içerisindesiniz. Bundan dolayı da çok büyük memnuniyet duyuyoruz. Çünkü sizlerin çalışkanlığını, sizlerin vatan sevgisini ben çok iyi biliyorum. Sizler, Ahıskalı Türkler bulundukları coğrafyaya her daim sadakatle bağlanmıştır. Her daim hizmet etmeyi prensip edinmiştir ve her zaman oraya en güzel şekilde uyum sağlamıştır." Programda konuşan Yavuz Gülmez ise bölgedeki gelişmelere dikkat çekerek Ahıska Türklerinin yaşadığı zorluklara değindi. Gülmez, "Etrafımız ateş çemberi. Dün Suriye’de olanları gördük. Ondan önceki günlerde Afganistan’da olanları gördük. Şimdi de İran’da olanları görmekteyiz. Bu acıları en fazla yaşayan halk da aslında sizlersiniz. Ben bazen bazı ortamlarda Ahıskalı kardeşlerimizi eleştiren bazı kesimlere şu cevabı veriyorum: Bunlar sınır boylarında bizim namus bekçiliğimizi yaptılar. Ve bu vatanı hakkıyla müdafaa eden çok kıymetli değerlerimizdir diyorum. Biz de Ahlatlılar ve Türkiye vatandaşları olarak ensar vazifemizi yerine getirip bu muhacir kardeşlerimize gönül soframızı, yüreğimizi, kalbimizi açmak mecburiyetindeyiz" diye konuştu. Son olarak konuşan Dünya Ahıska Türkleri Birliği Genel Sekreteri Fuat Uçar ise Ramazan ayının huzur ortamında geçirilmesinin önemine değindi. Uçar sözlerini şöyle sürdürdü; "Değerli halkımız Allah’a şükürler olsun ki yine böyle mübarek bir ayda dünyanın gözbebeği huzurlu bir ülkede vatanımızda bir Ramazan ayını daha idrak ediyoruz. Bu hakikaten de şükredilmesi, her zaman akıldan çıkarılmaması gereken bir durumdur. Bayrağın altında huzurla yaşamak, dünyadaki en lüks yerlerden daha güzeldir. Çünkü vatansızlığın ne kadar acı bir şey olduğunu en iyi bilen Ahıskalı Türklerdir. Bu sebeple böyle güzel bir yerde, hele hele Ahlat gibi kutlu şehirde yaşamak ayrı bir gurur vesilesidir. Aslında bizim Ahıskalı Türklerin buraya yerleşenleri şanslı. Ahlat gibi Türk’ün, dedelerimizin ilk birinci vatanı olan yerde yaşamak bir ayrıcalık. Hakikaten de bunun farkındalığını anlamak lazım. Bu sebeple her zaman bizimle beraber olan, bize gerçekten gönülden her türlü çalışmamıza destek veren devletimizdir. Allah bu devlete zeval vermesin. Ve bunun da arkasında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin olmasıyla bu işler olmuştur. Allah razı olsun." Yapılan konuşmaların ardından toplu hatıra fotoğrafıyla birlikte program sona erdi. İftar programına; Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl, Türk Akraba Toplulukları Daire Başkanı Anıl Gündüç, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Barış Soyal, İl Emniyet Müdürü Koray Şensoy, Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez, İl Özel İdare Genel Sekreteri Adem Aydoğdu, Dünya Ahıskalı Türkler Birliği (DATÜB) Genel Sekreteri Fuat Uçar, Göç İdaresi Başkanlığı Basın Müşaviri Ömer Çetin, İl Göç İdaresi Müdürü Cihan Cavli ve ilgili kurum amirleri yer aldı.