EĞİTİM - 10 Mayıs 2024 Cuma 18:17

YÖK Başkanı Erol Özvar: "Rekabet, ilim alanında yarışmanın tezahürüdür”

A
A
A

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, uluslararası alanda başarılı olmanın yolunun üniversitelerin tatlı bir rekabete açılmasından geçtiğini belirterek, “Etik değerlere dayalı bir rekabet, üniversitelerimizin verimliliğini, etkinliğini arttıracaktır” dedi.

Bitlis Eren Üniversitesinin (BEÜ) merkezi konferans salonunda düzenlenen “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Programı”, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Burada konuşan YÖK Başkanı Erol Özvar, “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Projesi”nin önemine değinerek, “Yükseköğretim Kurulu olarak, yükseköğretimde çeşitliliğinin artırılması hedefi doğrultusunda, Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Projesini 25 üniversitemizle başarıyla yürütüyoruz. ‘Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Projesinin etkinliği artırılacaktır’ ifadesiyle devletimizin üst politika belgesinde de yerini almıştır. Yükseköğretim Kurulu olarak yükseköğretimin tüm süreçlerinde ‘çeşitlilik, farklılaşma ve bölgesel gelişme odaklı’ bir planlama anlayışını ve yaklaşımını önemsiyoruz. Yapısal değişim niteliğindeki en önemli girişimlerimizden birisi olan üniversitelerimizin misyon farklılaşması odaklı ihtisaslaşmasına yönelik çalışmalarımızı da bu kapsamda değerlendiriyor ve bu alandaki faaliyetlerimizi üniversitelerimiz ve tüm paydaşlarımızla birlikte bundan sonra da güçlendirerek devam ettirmeyi düşünüyoruz” dedi.

YÖK Başkanı Özvar, Yükseköğretim Kurulu tarafından 25 üniversitenin katılımıyla yürütülmekte olan “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Programı” kapsamında üniversitelerin, eğitim öğretim ve araştırma geliştirme gibi birincil faaliyetlerinin yanı sıra bulundukları ilin ve bölgenin doğal, ekonomik, ticari, sanayi ve sosyal potansiyelinin etkin olarak kullanılması, yerel ekonomik hayatın geliştirilmesine katkı sağlanması, bölgenin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirilmesinin amaçlandığını söyleyerek, şöyle devam etti:

“Yükseköğretim Kurulu, Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Programı ile üniversitelerin bulundukları bölgelerin ihtiyaçları, sahip oldukları potansiyel ve kapasiteyi göz önüne alarak bölgesel kalkınmanın sağlanmasında öncü, yönlendirici ve aktif bir rol oynamalarını hedeflemektedir. Yine bu programla üniversitelerin bölgesel kalkınmayı sağlamak üzere kendi hedeflerini ve stratejilerini bölgeleriyle ilişki kurarak yeniden tanımlamaları, vizyon ve misyonlarını bölgenin ihtiyaçları kapsamında farklılaştırmaları beklenmektedir.”

YÖK Başkanı Erol Özvar, uluslararasılaşmanın Yükseköğretim Kurulunun en önemli stratejik hedeflerinden biri olduğunu belirterek, “Bizim uluslararasılaşma ile anladığımız şudur, saygınlığı olan öğretim elemanlarının gelip gittiği bir yer olma özelliğini kazanma, uluslararası öğrenciler için bir odak, bir cazibe merkezine gelme, bilimsel faaliyetleriyle, ilim insanlarının gelmek için uğraş verdiği bir merkez olmak için uğraş verdiğini anlıyoruz. Bugün üniversitelerin uluslararası etkileşime açılmadan gelişmeleri imkansızdı. İlim bir sosyalleşme işi ise ki gerçekten öyledir, bunu sadece milli sınırlarımızda değil aynı zamanda uluslararası alana, küresel ölçeğe taşımak zorundayız. Biz ululararasılaşmadan bunu anlıyoruz. Ürettiğimiz bilimsel çıktıların başkaları tarafından fark edilmesi, onlar tarafından benimsenmesi bu ülkenin en önemli yumuşak gücüdür. Üniversiteler bilhassa gelişmiş ülkelerin çok değerli bir yumuşak gücüdür. Uluslararası alanda başarılı olmanın yolu, üniversitelerimizin tatlı bir rekabete açılmasından geçmektedir. Etik değerlere dayalı bir rekabet, üniversitelerimizin verimliliğini, etkinliğini arttıracaktır. Rekabet; işbirliğine engel değildir, işbirliği de rekabete engel değildir. Rekabet, ilim alanında yarışmanın tezahürüdür. Bu bakımdan üniversitelerimizin rekabet etmesi çok önemli. Rekabet de ancak farklılaşmayla olur. Bu bakımdan üniversitelerimizin rekabet üstünlüğü üretebilecek taraflarını geliştirmek zorundadır” şeklinde konuştu.

YÖK Başkanı Erol Özvar:

BEÜ Rektörür Prof. Dr. Necmettin Elmastaş ise projeye 6 ay önce dahil olduklarını belirterek, “Bu proje, YÖK Başkanlığı öncülüğünde Cumhurbaşkanlığı Stratejik ve Bütçe Başkanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı işbirliğiyle hayata geçirilmiş ve üniversitelerimizin bulundukları bölgelere olan katkılarını arttırmayı ve belirli alanlarda ihtisaslaşmalarını teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Günümüzde küreselleşme, uluslararası ilişki ve politikaların temelini oluşturan kavramlardan biri haline gelmiştir. Bu meyanda Türkiye gibi hızla gelişen ülkeler, küreselleşmenin yanı sıra bölgesel bağları güçlendirmeyi ve bölgesel bağları ve kalkınmayı desteklemeyi önemsemektedirler. Özellikle son yıllarda bölgesel kalkınma anlayışıyla yeniden şekillenmiş ve uluslararası işbirliklerine açık bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu çerçevede üniversitelerin bölgesel kalkınmadaki rolü büyük önem taşımaktadır. Üniversiteler her küresel gelişmeleri takip ederek küresel düzeyde etkili olmayı hem de bulundukları bölgelerde sıkı bir işbirliği içerisinde olarak bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlamaktadırlar” diye konuştu.

Düzenlenen programa YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, BEÜ Rektörür Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, 25 farklı üniversite rektörü, akademik personel ve öğrenciler katıldı.

YÖK Başkanı Erol Özvar:

Vahit Olcay

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Uzmandan uyarı: "Çocukların beyin gelişimi anne rahminde başlar" Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, çocukların beyin sağlığını korumanın önemine dikkat çekerek, "Çocukların beyin sağlığını korumak, anne karnından başlayıp, yetiştiği ortam ile devam eder. Ev içerisindeki her eylem geleceğin bireyini yetiştiriyor" dedi. Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırının ardından çocukların maruz kaldığı şiddet ortamı ve görüntüler, uzmanların gündemine geldi. Özellikle erken yaşta şiddetle karşılaşmanın çocukların psikolojik ve nörolojik gelişimini olumsuz etkileyebileceği belirtilirken, ailelerin bu süreçte daha bilinçli davranması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, çocukların sadece fiziksel değil, zihinsel ve duygusal sağlığının da korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. "Çocuk yetiştiği ortamla şekillenir" Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, çocukların beyin gelişiminin çok erken dönemde başladığını belirterek, "Çocukların beyin sağlığını koruma anne rahminden itibaren başlar. Annenin hamileyken beslenmesi ve aldığı destekler, çocuğun hem zihinsel hem bedensel sağlığını belirler. Ancak süreç doğumla bitmez, çocuk yetiştiği ortamla şekillenir" dedi. "Çocuklar söyleneni değil, gördüğünü yapar" Çocukların en büyük öğrenme biçiminin taklit olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şen, "Çocuk istediğiniz kadar ‘şunu yapma, bunu yapma’ deyin, aslında sizi örnek alır. Gözünü açtığı andan itibaren anne ve babayı tanır ve onları kopyalar. Ev içinde konuşulan her söz, yapılan her davranış geleceğin bireyini oluşturur. Eğer evde saygı ve sevgi yoksa çocuğa dışarıdan ne kadar olumlu içerik verilirse verilsin bunun etkisi sınırlı kalır" diye konuştu. "Şiddet görüntüleri çocuğun zihninde kalıcı iz bırakır" Şiddet içeriklerinin çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çeken Şen, "Çocuk yanınızdayken onu yok sayıp şiddet içerikli diziler izlerseniz, farkında olmadan o çocuk da izler ve gördüğünü kopyalar. Bu sadece ekranla sınırlı değil; arkadaş çevresi ve dış ortam da etkili. Kahramanmaraş’taki gibi olayların görüntüleri de çocukların zihninde ciddi izler bırakabilir. Bu nedenle aileler çok daha dikkatli olmalı" ifadelerini kullandı. "Toplum olarak sorumluluk almalıyız" Ailelere ve topluma çağrıda bulunan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, "Anne babalık fedakarlık gerektirir. Televizyonlarda şiddet ve olumsuz içeriklerin azaltılması gerekiyor. Önce herkes kendine bakmalı. Çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için toplumun her kesimi sorumluluk almalı. Daha nazik, daha saygılı, daha bilinçli bir ortam oluşturursak çocukların beyin gelişimini de koruyabiliriz" dedi.
Düzce Mesleki gelişmeleri sahadan gelen uzmanlar anlattı DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesinde düzenlenen ormancılıkta transport süreçleri ve yeni gelişmeler konferansında Orman Fakültesi öğrencilerine mesleki gelişmelerin sahadan gelen uzmanlar anlattı. Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde düzenlenen "Ormancılıkta Transport: Kesimden Depoya Yeni Gelişmeler" başlıklı konferans, Düzce Orman İşletme Müdürü Orman Yüksek Mühendisi Murat Yıldız ve Aksu Orman İşletme Şefi Orman Yüksek Mühendisi Mustafa Görkem Ciritcioğlu’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Konferansın açılış konuşmasını yapan Orman Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Yılmaz Türk, ormancılık teşkilatının üniversite ile güçlü bir iş birliği içerisinde olduğunu vurgulayarak, mesleki gelişmelerin sahadan gelen uzmanlar aracılığıyla öğrencilere aktarılmasının önemine dikkat çekti. Programda söz alan Düzce Orman İşletme Müdürü Murat Yıldız ile Aksu Orman İşletme Şefi Mustafa Görkem Ciritcioğlu, ormancılık faaliyetlerine ilişkin güncel uygulamalar ve saha deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Konuşmalarda; ormancılıkta sürdürülebilirlik, ekolojik yöntemler, damga ve barkod uygulamaları, sürütme teknikleri, sürütme yollarının planlanması, üretim süreçleri, fiyatlandırma ve transport faaliyetleri gibi pek çok konu ele alındı. Kırsal bölgelerde nüfusun azalması ve yaşlanması nedeniyle ormancılık faaliyetlerinde iş gücü temininde zorluklar yaşandığını belirten Murat Yıldız, bu durumun teknoloji kullanımını zorunlu hale getirdiğini ifade etti. Yeni makine ve ekipmanların kullanımının artırılması gerektiğini dile getiren Yıldız, öğrencilerin meslek odalarına kayıt yaptırmalarının ve kariyer planlamalarını bilinçli şekilde oluşturmalarının önemine değindi. Ayrıca Orman Genel Müdürlüğü tarafından meslek ve istihdam alanına yönelik yeni çalışmaların sürdüğünü ve yakın zamanda tamamlanmasının beklendiğini ifade etti. Mustafa Görkem Ciritcioğlu ise ormancılık faaliyetlerinde arazi eğimi ve sürütme mesafesinin doğru hesaplanmasının önemine dikkat çekti. Üretim süreçlerinde planlamanın hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik olduğunu vurgulayan Ciritcioğlu, orman içi yol çalışmalarının erozyon, heyelan ve toprak kaybına neden olmayacak şekilde planlanması gerektiğini belirtti. Ayrıca transport süreçlerinde traktör kullanımının teşvik edilmesinin, hem yol altyapısının korunmasına hem de maliyetlerin düşürülmesine katkı sağlayacağını ifade etti.