ASAYİŞ - 09 Şubat 2026 Pazartesi 09:32

Bolu’da heyelan nedeniyle kapanan yol tekrardan ulaşıma açıldı

A
A
A
Bolu’da heyelan nedeniyle kapanan yol tekrardan ulaşıma açıldı

Bolu’nun Seben ilçesinde aşırı yağış nedeniyle kapanan yol, ulaşıma tekrardan açıldı.


Bolu genelinde etkili olan yağmur, Seben ilçesinde hayatı olumsuz etkiledi. Bolu-Seben kara yolunun Korucuk köyü mevkiinde aşırı yağışlar sonucu toprak kayması meydana geldi. Heyelanda dağdan inen toprak ve kaya parçaları yolu tamamen trafiğe kapattı. Ekiplerin çalışmaları neticesine yol yeniden ulaşıma açıldı.



"Gerekli güvenlik kontrolleri yapılmıştır"


Bolu Valiliği’nden yapılan açıklamada yolun tekrardan ulaşıma açıldığı belirtilerek, "Heyelan sonrası, Seben Kaymakamlığı koordinesinde, İl Özel İdaresi, Seben Belediye Başkanlığı, Orman İşletme Müdürlüğü ve Karayolları ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında yol temizliği tamamlanmış olup, gerekli güvenlik kontrolleri yapılmıştır" ifadeleri kullanıldı.



Bolu’da heyelan nedeniyle kapanan yol tekrardan ulaşıma açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İletişim Başkanı Duran: "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar, fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir. Sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir" dedi. İletişim Başkanlığı’nca düzenlenen ’Asrın İnşası Güçlü Türkiye’nin İhya Vizyonu Paneli’nde konuşan Duran, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarını toprağa vermek zorunda kalan vatandaşlara ise sabır ve metanet diledi. "Devletimiz ilk andan itibaren tüm imkanları ve birimleri ile sahaya indi" Deprem sonrası süreci, Türkiye için devlet-millet dayanışmasının en güçlü şekilde tezahür ettiği bir diriliş hikayesi olarak tanımlayan Duran, ilk andan itibaren devletin tüm imkanları ve birimleri ile sahaya indiğine vurgu yaparak, "Sivil toplum kuruluşlarımız hiçbir tereddüt göstermeden, adanmışlık ruhuyla görev üstlendi. Vatandaşlarımız ise yalnızca ellerindekiyle değil; yüreğiyle, dualarıyla ve umutlarıyla yardıma koştular. Bir cana daha ulaşabilmek, bir enkazın başında daha umut yeşertebilmek, bir afetzedeye daha yalnız olmadığını hissettirebilmek için hep birlikte büyük bir gayret ortaya koyduk. Bu nedenle şunu söylemek gerekir; biz bu felaketin üstesinden teknik kapasitemizin yanı sıra, toplumsal vicdanımız ve dayanışma gücümüzle geldik" dedi. "İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur" Ortaya koyulan güçlü irade ve birlik ruhunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan kalıcı ve kapsayıcı bir yenden inşa ve ihya süreciyle kurumsal çerçeveye kavuşturulduğunu kaydeden İletişim Başkanı Duran, "Türkiye bu süreçte milletin ve devletin el ele verilmesiyle ’yapılamaz’ denileni yapmış ve insan merkezli yaklaşımıyla dünyaya yeni bir standart sunmuştur. Altını özellikle çizmek isterim ki bu süreç, yalnızca yıkılanların yerine yenilerini koyma çabası değildir. Bu süreç, Cumhurbaşkanımızın her fırsatta altını çizdiği ’hiçbir vatandaşı sahipsiz bırakmama’ anlayışının ve ’kimsesizlerin kimsesi olma’ sorumluluğunun hayata geçirilmesidir. 455 bin konutun vatandaşlarımıza teslim edilmesi bunun en önemli tezahürlerinden biridir. İnşa ve ihya çalışmalarıyla depremde ağır yara alan tüm şehirlerimiz bugün yepyeni çehrelere kavuşmuştur. Tüm bunlar, fiziksel bir yapılanmayla sınırlı değildir. Sosyal adaletin, ekonomik direncin ve toplumsal iyileşmenin de yeniden tesisini ifade etmektedir" diye konuştu. "200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik, doğruları milletimizle paylaştık" Afet ve sonrasındaki sürecin, gerçeği merkeze alan güçlü bir iletişim ortamının ne denli hayati olduğunu bir kez daha gösterdiğini ve bu dönemde sağlıklı bir iletişim ortamının tesisi için yoğun gayret sarf ettiklerini dile getiren Duran, "Yalanların, kurgulanmış içeriklerin ve çarpıtılmış bilgilerin, özellikle kriz anlarında ne kadar hızlı yaygınlaşabildiğini ve etkide bulunabildiğini hep birlikte tecrübe ettik. Bu dönemde, dezenformasyonun kimi zaman kasıtlı yönlendirmelerle, kimi zaman da bilgi eksikliğinden kaynaklanan yanlış aktarımlarla yaygınlaştığına şahit olduk. Toplumun huzuruna kasteden, afet sahasında asayişi zedeleyen ve arama kurtarma faaliyetlerini sekteye uğratan bu yanıltıcı bilgilerle mücadele edilmesi son derece önemliydi. Bu çerçevede, 200’e yakın dezenformatif içeriğe müdahale ettik, doğruları milletimizle paylaştık" açıklamasında bulundu. "CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasına gelen toplam 1,7 milyon başvuru hassasiyetle takip edildi ve çözüme kavuşturuldu" Devletin ilgili kurumlarıyla koordineli şekilde kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla gayret ettiklerini söyleyen Duran, "Milletimizle kesintisiz iletişimi sürdürmek adına CİMER kriz iletişim stratejisini derhal uygulamaya geçirdik. Bu çerçevede 6 Şubat sabahı saat 08.30 itibarıyla depremzede vatandaşlarımız için özel bir iletişim kanalı olarak hizmet veren CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasını kullanıma sunduk. CİMER ’Deprem Acil’ uygulamasına gelen toplam 1,7 milyon başvuru kapsamındaki her türlü talep ve ihtiyaç kurumlarımız ile eşgüdüm içinde takibe uğraştık ve çözüme de kavuşturduk. CİMER Çağrı Merkezi üzerinden ise deprem sonrası 3 aylık süreçte 7 gün 24 saat çalışma esasıyla 220 binin üzerinde çağrıyı cevapladık" şeklinde konuştu. Duran, 6 Şubat depremleri sonrasında bölgede görev yapan 11 ülkeden 32 uluslararası gazetecinin geçen hafta yeniden deprem bölgesine geldiğini ve depremin yıkımına şahit olan basın mensuplarının 3 yılın ardından gerçekleşen büyük değişimi gözlemleme imkanı bulduğunu kaydetti. Duran, 2024’ten bugüne kadar toplam 26 ülkeden 366 gazetecinin Türkiye’nin yürüttüğü inşa ve ihya çalışmalarını yerinde görmesini sağladıklarını dile getirerek, "Bu bizim insanımızın diriliş, başarı hikayesidir ve tüm dünyanın da bunu alkışlaması yerindedir" dedi. "Asrın Felaketinin 3. Yılı: İnşa ve İhya Çalışmaları" adlı kitabında da konunun dikkate sunulduğunu aktaran Duran, sözlerine şöyle devam etti: "Takdim yazısını Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı eserimizde, asrın felaketinin ilk anından itibaren yürütülen çalışmalar yer almaktadır. Kitabımın içeriğinde, dünyadaki büyük afetler ve 6 Şubat depremlerinin küresel etkileri değerlendirildi, afete yönelik detaylı veriler infografikler şeklinde paylaşıldı. Bütün bunların yanı sıra, afet sonrası yürütülen çalışmalar; sağlık, eğitim, ekonomi, sosyal hizmetler ve iletişim gibi birçok başlık altında bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildi. Bu yönüyle kitabımız, dayanışma ruhuyla yürüttüğümüz inşa ve ihya tecrübesini kayıt altına alan ve gelecek nesillere de bunu anlatan bir başvuru eseri olmuştur."
Trabzon Trabzon’da İstanbul’dan sonra bir ilk: Füniküler hattı Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Meydan-Çukurçayır arasında hayata geçireceği füniküler sistem hattının tanıtım toplantısı yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, 2 yılda tamamlanması planlanan bin 542 metre uzunluğundaki fünikiler sistemle Meydan’dan Çukurçayır’a 3 dakika 42 saniyede ulaşılabileceğini açıkladı. Proje İstanbul’dan sonra ilk kez Trabzon’da uygulanacağı kaydedildi. Trabzon’da Meydan-Çukurçayır arasında bin 542 metre uzunluğunda hayata geçirilmesi planlanan Füniküler Hattı Projesi için Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı ve Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin katılımıyla tanıtım toplantısı düzenlendi. "Sadece İstanbul’da kullanılıyor" Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Türkiye’de Füniküler sistemin sadece İstanbul’da kullanıldığını belirterek, "Çukurçayır bölgemizde yaşayan 41 bin 737 nüfusumuz var. Önemli bir nüfus. Dolayısıyla burada ulaşım sistemine yönelik yeni bir model üzerinde çalıştık. Bu da, Türkiye’de sadece İstanbul’da bulunan yapım modeliyle uygulanan, Füniküler sistemi olarak tanıdığımız bir sistemdir. Yaklaşık 3 dakika 42 saniye gibi bir sürede Meydan’dan vatandaşlarımız Çukurçayır’a ulaşabilecek. Bunun çalışmasını bugün itibarıyla başlatıyoruz. Şehrimize hayırlı olsun diyoruz. Bu vesileyle, şehir içi trafik noktasında çok önemli bir adımı atmış olacağız. Aynı zamanda, vatandaşlarımızın trafik nedeniyle özellikle yaşadığı stresi azaltacak bir modeli de ortaya koyuyoruz. Artık bundan sonra halkımızın yaşam standardı dediğimiz konuların başında, halkın psikolojisi ve stres düzeyi de yer almaktadır. Sadece ekonomik ve sosyal standartları değil, bunları da düşünmemiz gerekmektedir. Bu projeye katkı sağlayan başta değerli mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" dedi.
İstanbul CANiK ve SYS Grup’tan Suudi Arabistan’da gövde gösterisi Samsun Yurt Savunma (SYS Grup), bünyesindeki CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS ile oluşturduğu entegre savunma çözümleriyle dünyanın en önemli savunma sanayi buluşmalarından Suudi Arabistan’daki World Defense Show’da ilgi odağı oldu. SYS Grup, muharebe sahasında kendini kanıtlamış güvenlik çözümleriyle dünyanın farklı bölgelerinde değişen savunma ihtiyaçlarına güçlü çözümler sunmayı sürdürüyor. Dünyanın en hızlı büyüyen savunma sanayi pazarlarından biri olan ve 100 milyar doları aşan savunma projeleriyle dikkati çeken Suudi Arabistan, 8-12 Şubat tarihleri arasında World Defense Show (WDS) 2026’ya ev sahipliği yapıyor. Sektörün en büyük etkinliklerinden biri olan ve küresel savunma devlerini buluşturan fuarda, Türk savunma sanayinin global arenadaki güçlü temsilcilerinden SYS Grup, bünyesindeki şirketlerin kabiliyetleriyle oluşturduğu entegre savunma çözümleriyle adeta gövde gösterisinde bulundu. Grup bünyesindeki CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS iş birliği, hafif silahlardan orta kalibre toplara, deniz platformlarından kara araçlarına kadar geniş bir yelpazede uçtan uca, anahtar teslim savunma çözümleri sunuyor. Özellikle kinetik İHA karşı tedbir (C-UAS) sistemleri, meskun mahal çatışmaları ve çok maksatlı görevlerde tercih edilen VENOM LR ile donatılmış TRAKON 30 uzaktan kumandalı silah sistemi (UKSS), SYS Grup’un "birleşik ekosistem " sunduğu en çok tercih edilen ürünler arasında yer alıyor. SYS Grup bünyesinde yer alan Birleşik Krallık merkezli AEI Systems tarafından geliştirilen ve düşük geri tepmeli yapısıyla sınıfında fark oluşturan 30x113 mm VENOM LR, fuarın en çok ilgi gören orta kalibre topu oldu. VENOM LR, FNSS tarafından üretilen Pars Alpha 8x8 platformu üzerinde, ÇAKA 30 ATO Uzaktan Komutalı Silah Sistemi (UKSS) entegrasyonu ile sergilendi. Bu çözümler, SYS Grup’un platform üreticileriyle olan yüksek uyum kabiliyetini de gözler önüne serdi. Grup şirketlerinden UNIROBOTICS tarafından geliştirilen TRAKON 30 UKSS ise orta kalibre topların yüksek ateş gücünü yapay zeka tabanlı yazılım ve hassas stabilize sistemlerle birleştirerek, fuarın teknoloji odağındaki sistemleri arasında yerini aldı. Tekerlekli/paletli zırhlı araçlardan deniz platformlarına kadar geniş bir yelpazede görev yapabilen TRAKON 30, hareket halindeki platformlarda dahi yüksek ilk atımda vuruş oranıyla öne çıkıyor. TRAKON 30, AEI Systems’in düşük geri tepmeli VENOM LR topuyla birleştiğinde, günümüzün en büyük tehdidi olan İHA ve drone sürülerine karşı maliyet etkin ve yüksek imha gücüne sahip bir çözüm sunuyor. Krallığın "onaylı tedarikçisi" Grup şirketlerinden CANiK’in Orta Doğu’daki varlığı ise yalnızca teknolojik bir arzın ötesinde, derin bir güven ilişkisine dayanıyor. Geçtiğimiz yıllarda Suudi Arabistan Kara Kuvvetleri için gerçekleştirilen 12.7x99 mm ağır makineli tüfek tedarik süreçlerinde tüm zorlu testleri başarıyla tamamlayan CANiK, Krallığın "onaylı tedarikçisi" konumuna yükselmişti. WDS 2026, bu köklü iş birliğinin yeni nesil sistemlerle bir üst seviyeye taşınması açısından kritik bir önem taşıyor. SYS Grup CEO’su Cahit Utku Aral, yaptığı değerlendirmede, "İhracat, SYS Grup ve CANiK için yalnızca bir ticari faaliyet değil, stratejik bir büyüme alanıdır. Bugün, küresel ölçekte en üst ligde yer almanın verdiği motivasyonla emin adımlarla ilerliyoruz. Orta Doğu bölgesi, hızlı değişen güvenlik dinamikleriyle birlikte muharebede kendini kanıtlamış, güvenilir ve sürdürülebilir sistemlere ihtiyaç duyuyor. Biz de bu ihtiyaca yalnızca katalog çözümleriyle değil, sahada performansı ispatlanmış sistemlerle yanıt veriyoruz. AEI Systems ile birlikte yıllık 400 adedin üzerinde orta kalibre top üretim kapasitesine ulaşmış durumdayız. Bu kapasite ve entegrasyon yetkinliğimiz sayesinde, bu segmentte dünya genelinde fark oluşturan bir konuma ulaştık. WDS 2026, bu vizyonumuzu bölgedeki stratejik ortaklarımızla paylaşmak adına en kıymetli platformdur. Fuar boyunca ürünlerimize gösterilen ilgi sonucunda da yeni iş birliklerine kapı araladık. SYS Grup olarak bugüne kadar olduğu gibi bize güvenen ihtiyaç makamlarına, kuvvetlere en iyisini sunmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.
Bayburt Uluslararası Dede Korkut Öykü Yarışması başvuruları 13 Ocak’ta sona erecek Dede Korkut Platformu tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Uluslararası Turan’a Doğru Dede Korkut Öykü Yarışmasında başvuru süresinin bitmesine son 5 gün kaldı. Lise öğrencilerine yönelik organize edilen yarışmada başvurular 13 Şubat tarihinde sona erecek. Milli Eğitim Bakanlığı ile paydaş üniversitelerin katkı sunduğu yarışmaya Bayburt’tan da yoğun ilgi bekleniyor. Başvuruları 2 Ocak’ta başlayan yarışma, Türkiye genelinin yanı sıra Türk Dünyası’ndan da öğrencileri bir araya getiriyor. Bayburt İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Kahraman, yarışmaya büyük önem verdiklerini söyleyerek, bu yıl geçen yıla kıyasla daha fazla eserin gönderileceğine inandığını dile getirdi. Bayburt’un sözlü kültür açısından güçlü bir şehir olduğunu vurgulayan Kahraman, Dede Korkut anlatılarının bu geleneğin önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Kahraman, "Öğrencilerimizin kalemi güçlü. Geçtiğimiz yıl Türkiye dördüncüsü çıkarmıştık. Bu yıl daha üst dereceleri Bayburt’umuza kazandıracağımıza inanıyorum" dedi. Dede Korkut Platformu Başkanı Ünal Yaşaroğlu da yarışmanın Türkiye ve Türk Dünyası’nı kapsayan önemli bir kültürel organizasyon olduğunu belirterek, Bayburt’un Dede Korkut ile olan tarihî bağlarına dikkat çekti. Yaşaroğlu, "Bayburt, Anadolu’da Dede Korkut’la hem kabri hem de hikâye kahramanlarıyla güçlü bağları olan bir şehir. Bu nedenle Dede Korkut’un torunları Bayburtlu evlatlarımızdan yoğun katılım bekliyoruz" diye konuştu. Öte yandan final programı 2 Nisan’da İstanbul’da gerçekleştirilecek olan yarışmada, birinciye 50 bin, ikinciye 40 bin, üçüncüye ise 30 bin TL para ödülü verilecek. Yarışma kapsamında ayrıca Dede Korkut temalı önemli bir çalıştay düzenlenecek.