EĞİTİM - 07 Mayıs 2026 Perşembe 15:04

Bolu’da özel öğrenciler atık yağlardan sabun yapmayı öğrendi

A
A
A
Bolu’da özel öğrenciler atık yağlardan sabun yapmayı öğrendi

Bolu’da atık yağları geri dönüştürerek doğal sabun üreten meslek lisesi öğrencileri, özel eğitim gören öğrencilerle atölye çalışmasında bir araya geldi. Kalıplara birlikte sabun döken öğrenciler, hem sıfır atık bilinci kazandı hem de üretmenin mutluluğunu paylaştı.


Bolu İzzet Baysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik" teması doğrultusunda örnek bir projeye imza attı. "Atık Yağlar Geleceğe Değer Katıyor" projesi kapsamında il genelindeki kurumlardan toplanan atık yağlar, okulun kimya laboratuvarında işlenerek zeytinyağlı, bıttım, pirinçli, tarçınlı, portakallı, zerdeçallı ve güllü gibi tamamen doğal sabunlara dönüştürülüyor. Üretimde kullanılan ahşap kalıplar ise yine okulun mobilya atölyesindeki öğrenciler tarafından özenle hazırlanıyor.


İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde yürütülen proje kapsamında meslek liseli gençler, Emine Mehmet Baysal Özel Eğitim Uygulama Okulu’nu ziyaret etti. Kimya Öğretmeni Sibel Çobanoğlu öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, özel öğrenciler hazırlanan doğal sabun karışımlarını ağabeyleri ve ablalarıyla birlikte kalıplara döktü. Renkli anlara sahne olan etkinlikte özel öğrencilerin mutluluğu yüzlerinden okunurken, Bolu İl Milli Eğitim Müdürü Cemal Turan da atölye çalışmalarını yerinde inceleyerek, öğrencilerle yakından ilgilendi.



"İl genelindeki tüm kurumlardan atık yağları topladık"


Projenin eğitim ve farkındalık boyutuna dikkat çeken Kimya Öğretmeni Sibel Çobanoğlu, il genelindeki atık yağları topladıklarını vurgulayarak, "Milli Eğitim Bakanlığımızın ’Maarifin Kalbinde Marifetli Gençler’ temasıyla çıktığımız bu yolda bugün olduğu gibi özel eğitim okuluna geldik. Bunun dışında anaokulu, ilkokul ve ortaokullarda da çalışmalar yaptık ve yaklaşık 350 öğrenciye dokunabildik. Bunu yaparken okulumuzda iki yıldır yürüttüğümüz ‘Atık Yağlar Geleceğe Değer Katıyor’ adlı kampanyamız vardı. Bu doğrultuda yaklaşık 350 öğrenciye ulaştık. Okullarına gittik, özel eğitim kurumlarını bugün olduğu gibi okulumuza davet ettik ve atölye çalışmaları yaptık. Ayrıca il genelindeki tüm kurumlardan atık yağları topladık ve bunları değerlendiriyoruz. Amacımız, sıfır atık kapsamında gelecek nesillere gençlerimizin neler bırakabileceğini göstermek" dedi.



"Doğal ve kaliteli sabunlar elde ediyoruz"


Üretim aşamasında "soğuk proses" yöntemini kullandıklarını ifade eden Çobanoğlu, piyasadaki ürünlerin aksine doğal ve kaliteli sabunlar elde ettiklerini belirterek, "Atık yağları topladıktan sonra önce süzüyoruz. Daha sonra sabun yapımında kullanılan kostik maddesiyle belirli bir formülasyon oluşturarak içine esans, parfüm ve değerli yağlar ekleyip sabun üretiyoruz. Bu sabunlar soğuk proses yöntemiyle yapılıyor. Yani piyasadaki ürünler gibi değil, gliserini içinde kalan, doğal ve kaliteli sabunlar elde ediyoruz. Karışımı kalıba döktükten sonra çırpma ve sabunlaşma işlemlerinin ardından yaklaşık üç haftalık bir bekleme süresi oluyor. Çünkü ilk aşamada pH değeri oldukça bazik oluyor ve cilde zarar verebiliyor. Üç hafta sonunda ise kullanıma hazır hale geliyor" diye konuştu.



"Anneler evlerindeki atık yağlardan Arap sabunu da yapabilirler"


Evdeki atık yağların değerlendirilmesi konusunda annelere de seslenen Çobanoğlu, "Annelerle de atölye çalışmaları yapılabilir. Ayrıca anneler, gerekli önlemleri alarak evlerindeki atık yağlardan Arap sabunu da yapabilirler. Sabun üretilebilir ancak burada belirli bir formülasyon ve iş güvenliği kuralları var. Bu süreç yemek pişirmek gibi değil, belirli oranlar ve kimyasal hesaplamalar gerektiriyor. Kurallara uyulduğu takdirde güvenli şekilde yapılabilir" ifadelerini kullandı.



"Amacımız, bu çalışmaları daha geniş kitlelere yayabilmek"


Pandemi döneminde bir kimya mühendisinden esinlenerek başladığı bu yolculukta hedeflerinin daha geniş kitlelere yayılmak olduğunu ifade eden Çobanoğlu, "Pandemi sırasında bir kimya mühendisinin atık yağlardan Arap sabunu yaptığını görmüştüm. Açıkçası oradan esinlendim. Ayrıca çocuklara uygulamalı olarak neler yaptırabileceğimi düşündüm ve bu yola çıktık. Şu ana kadar 350’den fazla kişiye ulaştık. Amacımız, bu çalışmaları daha geniş kitlelere yayabilmek" dedi.



Bolu’da özel öğrenciler atık yağlardan sabun yapmayı öğrendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.
Van Van’da "Benden Sonra Ölüm Gelir" oyunu sahnelendi Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) Muradiye Fatma Tülin-Prof. Dr. Mustafa Gediktaş Öğrenim Birimi’nde geleneksel tiyatro etkinlikleri kapsamında program düzenlendi. Etkinlikte konuşan İzkolektif Tiyatro Topluluğu Yönetmeni ve Eğitmeni Cihat Ölmez, Van’da tiyatroya farklı bir soluk kazandırmak amacıyla yola çıktıklarını belirterek, ilk oyunları olan "Benden Sonra Ölüm Gelir" adlı eseri seyirciyle buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Kısa sürede genç ve dinamik bir ekiple dört temsil gerçekleştirdiklerini ifade eden Ölmez, tüm oyunların kapalı gişe oynandığını belirtti. Van seyircisinin nitelikli tiyatroya olan ilgisinin kendilerini motive ettiğini kaydeden Ölmez, "Van seyircisinin derinlikli tiyatroya olan özlemini bir kez daha görmüş olduk" dedi. Oyunun insanın iç dünyasına, yalnızlığına ve hayatla ölüm arasındaki ince çizgiye dokunduğunu ifade eden Ölmez, "Seyirciye sadece eğlence sunan değil aynı zamanda düşündüren ve iz bırakan yapımlar ortaya koymayı hedefledik. Van’da tiyatronun gelişmesi ve gençlerin sanatla daha fazla buluşması adına uzun vadeli bir tiyatro anlayışı oluşturmak istiyoruz. Bizim için tiyatro sadece sahneye çıkmak değil; emek, disiplin, eğitim ve ruh meselesidir. Daha güçlü projelerle seyircinin karşısında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Ölmez, desteklerinden Muradiye Öğrenim Birimi Sorumlusu Buket Müjde başta olmak üzere etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür etti.