ÇEVRE - 14 Haziran 2023 Çarşamba 21:09

Dünyaca ünlü Salda Gölü’nde su altı arama kurtarma tatbikatı

A
A
A
Dünyaca ünlü Salda Gölü’nde su altı arama kurtarma tatbikatı

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Arama Kurtarma Birimi (MEB AKUB) ekipleri Salda Gölü’nde su altı arama kurtarma tatbikatı gerçekleştirdi.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Arama Kurtarma Birimi (MEB AKUB) ekipleri Salda Gölü’nde su altı arama kurtarma tatbikatı gerçekleştirdi.



Milli Eğitim Bakanlığına ait Arama Kurtarma Birimleri MEB AKUB 2023 yılı eğitim faaliyetlerine aralıksız devam ediyor. Eğitim faaliyetleri çerçevesinde 81 ilin il koordinatörünün katılımıyla Burdur’da 5 günlük eğitim semineri düzenleniyor. Eğitim faaliyetinin bugünkü programı da Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü’nde gerçekleştirildi.



Seminer için Salda Gölü’ne gelen ekipler su altı ve üstü arama kurtarma tatbikatı gerçekleştirdi. Senaryo gereği göle bırakılan cansız manken Burdur İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne bağlı (AFAD) dalgıçlar tarafından arama tarama çalışmalarının ardından bulunarak sudan çıkarıldı. Bu tatbikatta MEB AKUB ekiplerine afet bölgelerinde arama kurtarma ve boğulma vakalarında nasıl hareket etmeleri gerektiği öğretildi.



"81 ilde İstanbul’da 2 tane olmak üzere 83 MEB AKUB ekibi oluşturduk"


Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürü İşyeri Sağlık ve Güvenliği Daire Başkanlığı Güvenlik Hizmetleri Koordinatörü Gökalp Akdoğan eğitim faaliyetleri ile ilgili yaptığı açıklamada “Milli Eğitim Bakanlığı olarak 2021 yılında Afet ve Acil Durum Yönetimi Genelgemizi yayınladık. Bu genelge çerçevesinde 81 ilde İstanbul’da 2 tane olmak üzere 83 MEB AKUB ekibi oluşturduk. Bu ekiplerimiz 25 asil 5 yedek üyeden oluşuyor. Bu ekiplerimizle her sene düzenli olarak tatbikatlar gerçekleştiriyoruz. 2022 yılında Aksaray’da tatbikatımızı gerçekleştirdik. Bu yıl yani 2023 yılı içerisinde Burdur ilimizde tatbikatımızı gerçekleştiriyoruz.” dedi.



"Şu anda 2 bin 500 kişilik bir ekibimiz var"


Milli Eğitim Bakanlığı İşyeri ve Sağlık Güvenliği Birimi Daire Başkanlığı MEB AKUB sorumlusu Şube Müdürü Metin Tayarer ise MEB AKUB ekiplerinin deprem bölgesinde yaptığı çalışmaları; “Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminde 5000 kişi ile faaliyet gösterdik. Deprem bölgesinde arama kurtarma faaliyetlerinde yer aldık. Okullarımızda çıkartmış olduğumuz yemekler ile vatandaşlarımıza yemek ikramında bulunduk. Çadır kentler oluşturduk. Çadır kentlerin koordinasyon merkezlerini sağladık. Aynı zamanda çocuklarımızın psikolojik destek almaları için MEB AKUB ekipleri çadırlarını ve malzemelerinin yerleştirilmesini temin ettik. Şu anda 2 bin 500 kişilik bir ekibimiz var. Bu ekibimizi akredite edeceğiz en kısa zamanda. Bu gelişim seminerlerimiz ile birlikte en üst seviyeye ulaştırmak için 2027 yılı için stratejik hedeflerimiz var. Sayımızı 10 bine ulaştırmak için çalışmalarımız devam ediyor” sözleriyle açıkladı.



"Çocuklarımıza bu eğitimi kazandırmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz"


Burdur MEB AKUB Lider Yardımcısı Nurcan Kunt Erol ise MEB AKUB bünyesinde eğitimlere katılmanın onları daha bilinçli hale getirdiğinden bahsettiği açıklamasında “Bu kadar 81 ilden liderlerimiz ile bir araya gelmekten gurur ve onur duyuyorum. Afet bölgelerinde liderlerimiz hep birlikte çalıştılar. 11 ilde farklı şekilde gruplandılar. Bu süre içerisinde bu eğitim birbirimizle koordine olmamızı sağladı. Ve birlikte hareket edebilme bilinci kazandık. Bu sürecin planlanmasında yer aldım. 5 günlük programda yer aldım. Biz öğretmenler olarak çocuklarımıza bu eğitimi kazandırmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz” dedi.



"Cuma gününe kadar dolu dolu arama kurtarma talimatı çalışmaları yapılacak"


Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü İşyeri ve Güvenliği İş Sağlığı koordinatörü İlhami Dal ise Burdur’daki eğitim faaliyetleri ile ilgili yaptığı açıklamada; “81 il koordinatörümüzün ilk defa Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü çerçevesinde bir hizmet içi eğitim kapasite seminerini almış bulunduk. Burdur’da ilk günden itibaren öncelikle eğitim amacının yanında bizim Burdur’umuzun genel kültür, sosyal hayatının da tanıtımını, çünkü Burdur’da bir deprem bölgesi, birinci bölgede. Burada bakanlığımızdan farkındalığı bir arada yaşamak amacıyla Burdur’u tercih etmesini istedik. Cuma gününe kadar dolu dolu arama kurtarma talimatı çalışmaları yapılacak. Dağda arama kurtarma, gece kampı, yangın, araçta sıkışma eğitimlerinin tamamı ile devam edecek” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alanyalı hayırseverden ALKÜ’ye bina bağışı Alanyalı hayırsever Alirıza Bacaksız tarafından Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’ne (ALKÜ) bağışlanan bina için protokol imzalandı. Geçtiğimiz yıl kurulan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Destek ve Yardım Vakfı’na (ALKÜDEV) bağışlar devam ediyor. ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan öncülüğünde kurulan ALKÜDEV’e Alanyalı hayırsever Alirıza Bacaksız tarafından Çarşı Mahallesi Kaleyolu mevkiindeki bir bina bağışlandı. ALKÜ Senato Salonu’nda Rektör Türkdoğan ve hayırsever Bacaksız tarafından bağış için imzalar atıldı. Rektör Türkdoğan, eğitime yapılan her katkının geleceğe bir yatırım olduğunu belirterek, "ALKÜDEV’in kurulmasıyla birlikte üniversitemiz adına eğitim ve öğretime yapılan katkılar devam ediyor. Bacaksız ailesi tarafından eğitime verilen bu destekle vakfımız ve üniversitemiz gücüne güç katacak. Bu anlamlı bağışı bulunma erdemi gösteren Alirıza Bacaksız ve ailesine yürekten teşekkür ediyor, bağışın ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Hayırsever Alirıza Bacaksız da, aile olarak eğitime büyük önem verdiklerini dile getirdi. Ülkenin daha hızlı kalkınması adına bu tür bağışların fazlalaşması gerektiğini belirten Bacaksız, "Alanya’mız adına yaptığımız bu bağıştan dolayı büyük bir gurur yaşıyoruz. Bağışın milletimize, ülkemize hayırlı olmasını dilerim" dedi. Konuşmalar ve imzaların atılmasının ardından tören, hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi. İmza törenine Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Işık Bayraktar, ALKÜ Genel Sekreteri Hüseyin Er, bağışçı Alirıza Bacaksız’ın yakınları katıldı.
Ankara HÜDA-PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf edilmelidir" Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf edilmelidir. Yani bir tek çocuk öleceğine yüz köpek ölsün" dedi. HÜDA-PAR Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Yapıcıoğlu, TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, ’Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin, "Kimine göre aslında asıl mesele Kürt meselesidir veya kimine göre bu bir demokratikleşme meselesidir. Eğer bazı adımlar atılırsa zaten diğerleri kendiliğinden yoluna girmiş olacaktır. Dolayısıyla farklı tanımlar olduğu için çözüm önerileri farklılaşabiliyor. Ve herkesin beklediği çözüm farklı olduğu için sürecin ilerleyip ilerlemediği konusundaki yorumlar da farklılaşabiliyor. Bize göre süreç uzarsa tıkanma riski o zaman doğacaktır. Mümkün olan en yakın zamanda, en geniş şekilde bu sorunlarımızı çözmemiz gerekiyor. Sorun ile meseleyi birbirinden ayırmak, yani şiddet sorunuyla Kürt meselesini birbirinden ayırmak gerekir" ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması önemli" sözleri hakkındaki soru üzerine Yapıcıoğlu, "Tabii ki şu son dönemde sıkça tartışılan MHP lideri Bahçeli’nin son çıkışından sonra iyice tartışılan bir mesele vardı. Abdullah Öcalan’ın statüsüyle ilgili, statüsü ne olacak diye veya bir statü gereklidir diye. Sayın Bahçeli’nin çıkışı eğer önceki söyledikleriyle MHP’nin Komisyon’a sunmuş olduğu raporla birlikte değerlenebilirse bence o zaman daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmış olur. MHP’nin Komisyon Başkanı’na sunmuş olduğu rapora göre Türkiye’de Kürt meselesi yoktur, sadece şiddet sorunu var. Eğer sorun sadece şiddet sorunuysa elbette bu sorun şiddeti bırakıp, siyasi yol ve meşru yöntemlerle bundan sonra yoluna devam etmeleri isteniyorsa, kimin şiddeti bırakması isteniyorsa onunla konuşulur. Bu gayet doğal ve anlaşılır bir şeydir. Ama eğer sorun değil, mesele konuşulacaksa yani Kürt meselesi konuşulacaksa, ki MHP’ye göre böyle bir meselemiz yoktur, bize göre var olan bir meseledir" dedi. "Bize göre Türkiye yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç duyuyor" Yeni Anayasa tartışmaları hakkında da konuşan Yapıcıoğlu, "Yeni bir yüzyıla giriyoruz. Cumhuriyetin 2. yüzyılında bütün ağırlıklarından kurtulmuş, sorunlarını çözmüş, kendi iç barışını tam anlamıyla sağlamış, kardeşliğini pekiştirmiş, iç cepheyi tahkim etmiş bir şekilde girmek zorundayız. Bu da bir tercih değil, bir zorunluluktur. Ya hep beraber birbirimize sıkıca kenetleneceğiz, aramızdaki sorunları adaletle çözeceğiz. Ya da işte çevremizdeki ateş çemberlerini görüyoruz. Bu durum artık herhangi bir izaha ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Dolayısıyla bizim kendi bütün meselelerimizi ve sorunlarımızı, halkın bütün meşru taleplerini karşılayacak tam bir toplumsal mutabakat ile mümkün olan yine en yüksek seviyede bir katılım ile yeni bir Anayasa’ya Türkiye’nin ihtiyacı var. Türkiye, 1980 askeri darbesinin sonucunda yapılan 44 yıllık bir darbe anayasasıyla yönetildi. 44 yıldır bu Anayasa’da 20’den fazla kez değişiklik yapıldı. Anayasa’nın belki yarısından fazlası değişti ama hala o darbeci ruh anayasaya sinmiş durumdadır. Bize göre yeni bir Anayasa’ya Türkiye ihtiyaç duyuyor ve Türkiye’nin vakit geçirmeksizin bunu sakin bir şekilde sükunetle, birbirini anlamaya çalışarak tartışmasının zamanı gelmiştir, hatta geçmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf da edilmelidir" Başıboş köpek sorunu hakkındaki soru üzerine Yapıcıoğlu, "Uzun bir süredir Türkiye’nin gündeminden çıkmış ama bir kez daha başıboş köpeklerle ilgili bir gündemimiz oluştu. Maalesef 5 yaşındaki bir yavrumuz köpek saldırısında hayatını kaybetti. Ben bir kez daha ailesine sabır diliyorum. İnşallah bir daha benzer bir olay yaşanmasın. Şimdi bu sorunlar gündeme getirildiğinde birileri sanki bu sorunları gündeme getirenler için bütün hayvanlara düşmanlık yapıyor ya da merhametsizce bütün hayvanların öldürülmesini istiyor gibi bir propaganda yapıyor. Bu doğru değil. Elbette hayvana merhamet gerekir. Hayvan aç bırakılmamalı, susuz bırakılmamalıdır. Hatta hasta ise tedavi edilmeli. Lakin o hayvan eğer insan sağlığını tehdit eder bir noktaya gelmişse o zaman durum farklılaşır. Mutlaka insanların zarar görmeyeceği bir tedbir almak gerekir. Bu tedbir nedir? Neyse o. Eğer o hayvanı insanlardan uzaklaştırmak, bir yere kapatmak gerekiyorsa, hayvan saldırgansa, iyileştirilemiyorsa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf da edilmelidir. Yani bir tek çocuk öleceğine yüz köpek ölsün" cevabını verdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "İstanbul’u küresel ölçekte öne çıkan bir merkez haline getireceğiz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katılım finans sektörünün Türkiye ekonomisinin stratejik bir bileşeni haline geldiğini belirterek, "2018’de 2,5 trilyon dolar olan küresel İslami finans varlıklarının 2029’da 9,7 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. İstanbul’u bu alanda küresel bir merkez yapma kararlılığımızı sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen Katılım Finans Zirvesi’ne katıldı. Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) ve Anadolu Ajansı iş birliğiyle, Ziraat Bankası Oditoryumu’nda gerçekleştirilen programda Yılmaz; sektörün dünü, bugünü ve geleceğine dair kritik veriler paylaştı. "Yaklaşık 127 milyar dolarlık varlık büyüklüğüyle Türkiye, dünyada 9. sırada yer alıyor" Katılım finansın risk paylaşımını esas alan ve reel ekonomiyi destekleyen yapısına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin bu alandaki yükselişini rakamlarla özetledi. Yılmaz, "İslami Finans Gelişim Endeksi’nde 2012 yılında 23. sırada olan ülkemiz, 2025’te 10. sıraya yükselmiştir. Yaklaşık 127 milyar dolarlık varlık büyüklüğüyle Türkiye, dünyada 9. sırada yer alıyor. 2026 Mart itibarıyla sektörün aktif büyüklüğü 4,7 trilyon TL’ye ulaşırken, katılım bankacılığının toplam sektör payı yüzde 9,5’e çıkmıştır" ifadelerini kullandı. Borsa İstanbul’un üçte biri ‘Katılım’ endeksinde Sektörün derinleştiğine vurgu yapan Yılmaz, sermaye piyasalarındaki tabloyu şu sözlerle aktardı: "Borsa İstanbul’da işlem gören 605 şirketten 258’i Katılım Endeksi’nde yer alıyor. Bu şirketlerin toplam piyasa değeri 6,5 trilyon TL ile tüm endeksin yüzde 33’ünü oluşturuyor. Ayrıca 2026 Nisan itibarıyla 92 yatırım fonu ’Katılım Şemsiye Fonu’ altında işlem görürken, 65 emeklilik fonunun büyüklüğü 894 milyar TL’ye ulaştı." Yeni strateji belgesi yolda: 2026-2029 vizyonu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ayrıca, sektörün yapısal sorunlarına çözüm üretecek yeni bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını müjdeledi. 2026-2029 dönemini kapsayacak olan Katılım Finans Strateji Belgesi hazırlıklarının sürdüğünü belirten Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi’nin bu vizyonun en büyük kaldıracı olacağını vurguladı. "Finansal kümelenmenin ötesinde bir vizyon" Son olarak İstanbul Finans Merkezi’nin sadece bir bina topluluğu değil, "Türkiye Yüzyılı"nın finansal vizyonu olduğunu söyleyen Yılmaz, "İstanbul’u küresel ölçekte öne çıkan bir katılım finans merkezi haline getirme kararlılığındayız. Atacağımız adımlarla bu alandaki kurumsal yapıyı güçlendirerek, Türkiye’nin küresel finans sistemindeki yerini sağlamlaştıracağız" ifadelerine yer verdi. Zirveye İstanbul Valisi Davut Gül, TCMB Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve çok sayıda sektör temsilcisi katılım sağladı.
Antalya 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali başlıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 8-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nde lezzet buluşması yaşanacak. "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi gerçekleştirecek Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali, gastronomi dünyasını Antalya’da bir araya getirecek. 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin resmi açılışı 8 Mayıs Cuma günü saat 17.00’de Karaalioğlu Parkı’nda gerçekleştirilecek. "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla gerçekleştirilecek gastronomi festivalinde katılımcılar Akdeniz yeşillikleri ve endemik bitkileri daha yakından tanıyacak. Festival süresince yerel ve uluslararası şeflerin düzenleyeceği atölye çalışmaları, tadım etkinlikleri, gastronomi yarışmaları, paneller, söyleşiler ve birçok aktivite olacak. Katılımcılar Antalya mutfağını da yakından tanıma şansı bulacak. Yanık dondurmanın hikayesi tanıtılacak Gastronomi festivalinde Antalya’nın örtü altı tarımdaki potansiyeli, zengin gastronomisi ve tescil edilmiş 19 coğrafi işaretli ürünü ile şehrin gastronomi kimliği ön planda olacak. Antalya’nın tanınmış restoran ve işletmeleri festival alanında açacakları stantlar ile eşsiz lezzetlerini Antalyalılarla buluşturacak. Türkiye’nin ünlü şefleri, otel ve restoran profesyonelleri, yatırımcılar, lokal ve uluslararası gıda firmaları, yeme-içme profesyonelleri, gastronomi, tarım ve turizm yazarları ile vatandaşlar bir araya gelecek. Antalya’nın meşhur yanık dondurmasının hikayesi de festivalde katılımcılara tanıtılacak. Ünlü şefler Antalyalılar ile buluşacak 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nde Refika Birgül, Mehmet Akdağ, Hazer Amani, Elif Korkmazel, Mehmet Yalçınkaya, Ömür Akkor, Arda Türkmen, Türev Uludağ, Rafet İnce, Somer Sivrioğlu gibi Türkiye’nin tanınmış şefleri gastronomi severlere ile bir araya gelecek. Ünlü şefler Antalya’nın lezzetlerinden hazırlayacakları özel sunumlar vatandaşlarla deneyimlerini paylaşacak.