EĞİTİM - 04 Şubat 2026 Çarşamba 11:43

Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu

A
A
A
Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Tematik Buluşmalar" söyleşisinde Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, Bursa’nın işgal yıllarından modern bir Cumhuriyet kentine dönüşüm sürecini anlattı. Arslan, "Bursa sadece Osmanlı’nın değil, Cumhuriyet modernleşmesinin de laboratuvarı olmuştur" dedi.


Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen "Tematik Buluşmalar" söyleşisinin bu ayki konuğu, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan oldu. Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen "Atatürk Bursa’sında Modernleşme: Lider ve Şehir" başlıklı söyleşide Arslan, Atatürk’ün Bursa’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin arka planını ve kentin sosyal, ekonomik ve kültürel değişimini katılımcılara aktardı.


Bursa’nın genellikle "Osmanlı’nın ilk başkenti" kimliğiyle ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, kentin Milli Mücadele ve Cumhuriyet dönemindeki stratejik öneminin de en az Osmanlı dönemi kadar kritik olduğunu vurguladı. 19’uncu yüzyıl sonunda Bursa’nın kozmopolit yapısı ve ipek ticaretine dayalı güçlü ekonomisinin, savaşlar ve Yunan işgaliyle büyük bir yıkıma uğradığını hatırlatan Arslan, "İşgal, meclis kürsüsüne siyah örtü örtülmesine neden olacak kadar derin bir yastı. Ancak Cumhuriyet, yangın yeri olan bu şehri yeniden ayağa kaldırdı" diye konuştu.


Atatürk’ün Bursa’yı 17 kez ziyaret ettiğini ve bu gezilerin sıradan geziler olmadığını ifade eden Arslan, şu detayları paylaştı: "Atatürk, Mudanya Mütarekesi’nden hemen sonra, henüz saltanatı kaldırmadan Bursa’ya gelerek nabız yoklamıştır. Bursa, devrimlerin, özellikle de Şapka İnkılâbı’nın toplumsal kabulü açısından bir laboratuvar işlevi görmüştür. Henüz kanun çıkarılmadan Bursalılar, Atatürk’ü şapkalarıyla karşılayarak değişime destek vermiştir. Atatürk, protokol kurallarından hoşlanmaz, halkın, esnafın, öğrencinin içine karışırdı. Bu samimiyet, devrimlerin tabana yayılmasını sağladı."


Arslan, söyleşide, Cumhuriyet öncesi el tezgahlarına dayalı ipek üretiminin, Cumhuriyet ile birlikte Merinos ve Gemlik Suni İpek gibi fabrikalarla endüstriyel bir boyuta taşındığına dikkat çekti. Arslan, bu fabrikaların sadece üretim yeri değil; sineması, spor alanları ve sosyal tesisleriyle kente modern yaşam kültürünü getiren merkezler olduğunu belirtti.


Doç. Dr. Arslan, konuşmasının sonunda 1923 ile 1938 yılları arasındaki değişimin o dönemin tanıkları tarafından "hayal edilemez" olarak nitelendirildiğini söyledi. Arslan, "Savaştan çıkmış, nüfusunu ve sermayesini kaybetmiş bir şehirden; sanayisiyle, eğitimli kadınlarıyla, sosyal hayatıyla modern bir kent ortaya çıkarıldı. Bu dönüşümün mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Bursa’nın her sokağında iz bırakmıştır" ifadelerini kullandı.


Söyleşide katılımcıların sorularını da yanıtlayan Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan’a günün anısına hediye verildi.



Atatürk ve Cumhuriyet’in Bursa’daki izleri Nilüfer’de konuşuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Aile Platformu’ndan "Gökkuşağı Faşizmi" adlı belgesele destek Eskişehir Aile Platformu, "Gökkuşağı Faşizmi" adlı belgeseldeki uzmanların, LGBT medyası tarafından hedef gösterilmesine tepki gösterdi. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, geçtiğimiz günlerde Tabii dijital platformunda yayınlanmaya başlanan "Gökkuşağı Faşizmi" adlı belgeselde akademik bilgilerini ve bilimsel verileri paylaşan uzmanların, LGBT lobilerini hem ekonomik açıdan finanse eden hem de medya propagandası yoluyla destekleyen oluşumlar tarafından linç edilmesine karşı sessiz kalınmayacağı belirtildi. Eskişehir Aile Platformu Temsilcisi Yasemin Çetinkaya; LGBT propagandasına karşı uluslararası akademik çalışmaları veriler ışığında aktaran bilim insanlarımıza yönelik tehdit, karalama ve linç kampanyaları kapsamında hedef gösterilerek zarar görmelerine izin vermeyeceklerini dile getirdi. Platform adına yapılan basın açıklamasında Yasemin Çetinkaya, şu ifadelere yer verdi, "Bilim insanlarına yönelik baskı, hakaret ve itibarsızlaştırma yoluyla yapılan sözel saldırıları kınıyor ve "Gökkuşağı Faşizmi" belgeselini destekliyoruz. Söz konusu belgeselde, genetik biliminin akademik veriler ile aydınlattığı üzere cinsel kimliğin ve biyolojik cinsiyetin değiştirilemez olduğu kanıtlanmıştır. Cinsel yönelimin ise, medya propagandası yoluyla gençlerimize empoze edildiği ve nesillerimizin LGBT örgütlerinin çıkarlarına alet edildiği ortaya konmuştur. Çocuklarımızın ve gençlerimizin; biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimi, ideolojik dayatmalara alet edilemeyecek kadar son derece hassas bir konudur. Türkiye Büyük Aile Platformu ve Eskişehir Aile Platformu olarak; ailelerin, eğitimcilerin, alanında uzman akademisyenlerin ve bilim insanlarının ortak bir akılda birleşerek hem nesillerimizi hem de toplumsal değerlerimizi korumak adına yaptıkları ve yapacakları tüm çalışmaları savunuyoruz. Kimlik gelişimi sürecinde olan gençlerimizin; siyasal, kültürel, ideolojik ve sosyolojik dayatmalar ile toplumsal değerlerimizle çatışan cinsel yönelimlere ilgi duymaları için beyin yıkama ve zihin kontrol çalışmaları ile manipüle edilmelerine asla izin vermeyeceğiz. Toplumumuzun temel yapı taşını oluşturan aile birliği ve nesillerimizin sağlıklı gelişimi platform olarak en hassas değerimizdir. Bu hususta LGBT kapsamındaki cinsel yönelimlerin korku ve baskı dili ile değil; bilimsel veriler ışığında objektif ve sağduyu temelinde ele alınması gerektiğini savunuyoruz. Modern bir toplum, bilim ve özgür ifade ile var olabilir. Bu kapsamda alanında uzman akademisyenlerimizi sonuna kadar desteklemeye ve bilimsel özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz. Toplumsal huzuru zedeleyen kutuplaştırıcı dilin terk edilerek sadece bilimsel kanıtlar ile gerçeklerin aydınlatılması gerektiğine inanıyoruz. Toplumun bütün kesimlerini sağduyuya, saygıya ve yapıcı bir diyaloğa davet ediyoruz. Aile yapımızı, kültürel değerlerimizi ve çocuklarımızın geleceğini korumak adına çalışmalarımızı durmaksızın sürdüreceğimizi de kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. Eskişehir Aile Platformu olarak bu süreci dikkatle takip ediyor ve kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu hissediyoruz."
Gaziantep Gaziantep’te ihtiyaç sahibi vatandaşlara Ramazan müjdesi: ’BakkalKart’ Gaziantep’te Ramazan ayında ihtiyaç sahibi vatandaşları ve mahalle bakkallarını desteklemek adına hayata geçirilen "BakkalKart Alışveriş Çeki" projesinin protokolü imzalandı. BakkalKart projesi ile en az 52 milyon TL’lik yardım ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Gaziantep’te valilik, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ile Gaziantep Bakkallar Odası arasında "BakkalKart Alışveriş Çeki" projesinin protokolü imzalandı. Bu yıl üçüncüsü yapılan BakkalKart projesi ile 52 milyon TL’lik yardım ulaştırılacak, hem ihtiyaç sahipleri hem de mahalle bakkalları desteklenecek. "BakkalKart, Türkiye’de kabul edilen bir Gaziantep Modeli oldu" Bakkal Kart projesi ile ilgili bilgi veren ve projesinin bir ’Gaziantep Modeli’ olduğunu belirten Gaziantep Valisi Kemal Çeber, "Bakkalkart Alışveriş Çeki projesinin protokolü için bir aradayız. Bu proje artık Türkiye’de kabul edilen bir Gaziantep Modeli oldu. Gaziantep’te ihtiyaç sahibi kardeşlerimiz ve desteklenmesi gerek mahalle bakkallarımız var. Bunlara bu yardımları ulaştırmak için devlet kurumlarımız ve hayırseverlerimiz var. Bu nedenle en faydalı model olarak Bakkalkart projesini uygun gördük. Biz bu kartları ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ulaştıracağız, onlar da bu kartlarla sisteme dahi olan mahalle bakkallarına gidecek. Kartın sistemi uygun gerçek kart olduğunu anında tespit edilecek ve vatandaşlarımız alışveriş için kartlarını kullanabilecek" dedi. Hem ihtiyaç sahipleri hem de mahalle bakkalları desteklenecek Projenin amaçlarıyla ilgili de bilgi veren Vali Kemel Çeber, "Biz bu kartlarla ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım ulaştırmayı, mahalle bakkallarının yaşamasını ve nefes almasını sağlamayı ve hayırseverlerin yardımlarını en uygun şekilde yapmalarını sağlamayı amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. Projeye hayırseverler de destek olabilecek İsteyen hayırseverlerin belirlenen hesap numaralarına diledikleri kadar para göndererek BakkalKart projesine destek olabileceklerini de belirten Vali Çeber, "Hayırseverlerimiz de yaptıkları yada yapacakları hayır miktarı kadar bizden satın alıp kendi yardım etmek istediği kişilere dağıtabilirler. Onun dışında bizim bu iş için oluşturulmuş özel hesapta hayırları toparlıyoruz ve ondan sonra aldığımız kartları vakıflarımızdan düzenli olarak yardım alan vatandaşlara ile bize başvurup da uygun görülen vatandaşlara dağıtıyoruz" şeklinde konuştu. "İlk etapta 33 bin kartla toplamda en az 52 milyon TL’lik yardım ulaştırılacak" Projenin 3 yıl önce başladığını da hatırlatan bu yıl üçüncü kez yapılan proje ile en az 52 milyon TL yardımı ihtiyaç sahiplerine ulaştıracaklarını belirterek, "Bu kampanyayı ilk olarak 3 yıl evvel başlattık ve yaklaşık 40 milyon TL’lik yardımı bakkalları da destekleyerek vatandaşlarımıza ulaştırdık. Geçen yılki kampanyada ise yine 40 milyon TL’lik yardımı ihtiyaç sahibi vatandaşlara ulaştırdık. Bu sene de ilk etapta 33 bin kart bastırdık. Her bir kartımızın değerli bin 500 TL. Yani toplamda 52 milyon TL’lik kart bastırılmış durumda. Gelecek yardımlara göre de bu miktar artacak. Kartlarımız bin 500 TL değerin de ancak ihtiyaç sahibinin durumuna göre kimisine 1 kart, kimisine 2 kart, kimisine de 3 kart verilebilecek" diye konuştu. Vali Kemal Çeber, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından da özel olarak desteklenen projenin hayırlı olmasını dileyerek Ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlara ulaşmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Protokol imza törenine Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Sorumlu Vali Yardımcısı Bülent Uygur, Şahinbey Kaymakamı Mehmet Emin Taşçı, Şehitkamil Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı İsmet Özcan ile Bakkallar Esnaf Odaları Başkanı Vakkas Katırlı katıldı.
Tekirdağ Tekirdağ’da bir aylık asayiş bilançosu: 226 bin kişinin kimlik sorgusu yapıldı Tekirdağ’da son bir ayda terör, narkotik, kaçakçılık ve göçle mücadele kapsamında yüzlerce operasyon gerçekleştirildi. Yapılan uygulamalarda 226 bin kişinin kimlik sorgusu yapılırken, 101 milyon TL’lik vergi kaybının da önüne geçildi. Vali Recep Soytürk, ocak ayı asayiş bilançosunu açıkladı. Kentte kamu düzeninin korunmasına yönelik faaliyetlerin aralıksız sürdüğünü belerten Vali Soytürk, son bir ayda yapılan uygulamalarda 226 bin kişinin kimlik sorgusunun yapıldığını ifade etti. Terörle mücadele kapsamında 7 operasyon düzenlendiğini aktaran Soytürk, yakalanan 15 şüpheliden 6’sının tutuklandığını, 5 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildiğini söyledi. Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele çerçevesinde 51 operasyon gerçekleştirildiğini belirten Soytürk, bu operasyonlarda gözaltına alınan şüphelilerden 4’ünün tutuklandığını kaydetti. Narkotik suçlarla mücadelede ise 761 operasyon yapıldığını dile getiren Soytürk, 883 şüphelinin yakalandığını, bunlardan 86’sının cezaevine gönderildiğini açıkladı. Uyuşturucuyla mücadele kapsamında yapılan çalışmalarda 4 bin 120 gram çeşitli uyuşturucu maddeler, 5 bin 481 adet uyuşturucu hap, 2 bin 531 gram esrar ve 65 bin 796 adet sentetik ecza ele geçirildiğini belirten Soytürk, kaçakçılıkla mücadelede ise 39 milyon makaron, 37 bin 734 paket kaçak sigara, 4 bin 739 litre kaçak içki ve 273 kilogram kaçak tütünün ele geçirildiğini bildirdi. Bu operasyonlar sayesinde 101 milyon TL’lik vergi kaybının önüne geçildiği ifade edildi. Yasadışı göçle mücadele kapsamında 10 operasyon düzenlendiğini söyleyen Vali Soytürk, 8 organizatör ile 114 düzensiz göçmenin yakalandığını, 6 şüphelinin tutuklanarak cezaevine teslim edildiğini aktardı. Öte yandan Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince bin 948 kişinin sorgulandığı, 366 gemi ve teknenin denetlendiği bildirildi.
Diyarbakır Diyarbakır’da ev hemodiyalizi ile hastalara konforlu tedavi imkanı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği, böbrek yetmezliği yaşayan hastalar için yaşam kalitesini artıran ev hemodiyalizi uygulamasıyla dikkat çekiyor. Hastane bünyesinde iki yılı aşkın süredir sürdürülen uygulama sayesinde hastalar, hastane ortamına bağlı kalmadan kendi evlerinde diyaliz tedavisi alabiliyor. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise Diyarbakır’da sağlık hizmetlerinin yalnızca hastane duvarlarıyla sınırlı kalmadığını vurguladı. Asiltürk, ‘’Sağlık hizmetini vatandaşımızın ayağına götürmek, yaşam kalitesini artıran uygulamaları yaygınlaştırmak temel önceliğimizdir. Ev hemodiyalizi uygulaması, hastalarımızın hem tedavi konforunu hem de günlük yaşamlarını doğrudan olumlu etkileyen çok kıymetli bir hizmettir. Bu hizmetin ilimizde başarıyla uygulanıyor olması bizim için gurur vericidir’’ dedi. İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enver Yüksel, böbrek yetmezliği gelişen hastalarda renal replasman tedavilerinin zorunlu hale geldiğini belirterek, "En iyi tedavi seçeneği böbrek naklidir. Ancak nakil şansı olmayan hastalarda diyaliz tedavileri devreye girer. Bu noktada ev hemodiyalizi, hastalarımıza hem tıbbi hem de sosyal açıdan önemli avantajlar sunmaktadır" diye konuştu. Ev hemodiyalizinin, hastaların haftanın üç günü merkeze gitme zorunluluğunu ortadan kaldırdığını ifade eden Doç. Dr. Yüksel, hastaların eğitim sürecinin ardından tedaviyi kendi evlerinde, hekim ve hemşirelerin rehberliğinde güvenle uygulayabildiğini vurguladı. Doç. Dr. Yüksel, "Ev hemodiyalizinde seanslar hastanın ihtiyacına göre daha sık ama daha kısa süreli yapılabiliyor. Bu sayede kan daha iyi temizleniyor, sıvı kontrolü daha etkin sağlanıyor ve hastaların ilaç ihtiyacı belirgin şekilde azalıyor. Merkezimizde ev hemodiyalizi uygulayan hastalarımızda böbrek yetmezliğine bağlı ilaç kullanımının yok denecek kadar azaldığını gözlemliyoruz" şeklinde konuştu. Uygulama kapsamında hastaların evlerine ücretsiz olarak su arıtma cihazı ve diyaliz cihazı kurulduğunu belirten Doç. Dr. Yüksel, şu ana kadar 5 hastanın eğitim sürecini tamamlayarak evde diyalize başladığını, yeni hastalar için de değerlendirmelerin sürdüğünü kaydetti. Ev hemodiyalizi hakkında bilgi almak veya bu tedaviye geçiş yapmak isteyen hastaların, hastanenin diyaliz ünitesine başvurabilecekleri belirtildi.