GENEL - 20 Şubat 2020 Perşembe 13:36

Bursa, 3. Dünya Alpagut Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak

A
A
A
Bursa, 3. Dünya Alpagut Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak

Son iki yıldır Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılan Dünya Alpagut Şampiyonası, bu yıl Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Bursa’da yapılacak.

Son iki yıldır Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapılan Dünya Alpagut Şampiyonası, bu yıl Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Bursa’da yapılacak. Şampiyonanın tanıtım toplantısına katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, alpagutun spordan öte yüzlerce yıl öncesine dayanan Türk kültürünün önemli bir parçası olduğunu söyledi.


Bursa’nın turizmden aldığı payı artırmak maksadıyla tanıtım çalışmalarına ağırlık veren Bursa Büyükşehir Belediyesi, kasım ayında yapılacak 3. Dünya Alpagut Şampiyonası’na hazırlanıyor. Son iki yıldır Azerbaycan’ın başşehri Bakü’de yapılan Dünya Alpagut Şampiyonası, bu yıl Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla 20-22 Kasım 2020 tarihleri arasında 40’ı aşkın ülkeden yaklaşık 650 sporcunun iştirakiyle Bursa Nâim Süleymanoğlu Spor Kompleksinde gerçekleştirilecek. Bursa’nın uluslararası alanda tanıtımına katkı sağlayacak şampiyonanın tanıtım toplantısı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Alpagut Türkiye Federasyonu Başkanı Cemal Ersoy ve Dünya Alpagut Federasyonu Teknik Direktörü ve Avrupa Federasyonu Başkanı Tuncay Meriçli’nin katıldığı toplantıyla Merinos AKKM’de yapıldı. Alinur Aktaş, geleneksel sporların, sadece bir spor dalı olmaktan öte, Türk kültürünün önemli yansımaları olduğunu söyledi. Geleneksel spor oyunlarının her zaman dayanışmayı, kaynaşmayı, birlik ve beraberliği güçlendirdiğini ifade eden Başkan Aktaş, “Yüzlerce yıl öncesinden gelen ata sporlarımız, inançlarımızla, örf ve jdetlerimizle şekillenmiş, bizim kimliğimizin bir parçası olmuştur. İnsanlık tarihinin en zengin kültürlerinden birine sahip olan kültürümüzde güreş, okçuluk, cirit, binicilik gibi sporlar yüzlerce yıl önceki coşkusuyla hâlâ varlığını sürdürüyor ve toplumumuz tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Bizler kültürümüzün birer aynası olan bu sporlarımızı destekleyerek geleceğe taşınması için çalışıyoruz” dedi.


Dövüş sporuna Türkçe bakış


Dünya Alpagut Şampiyonası’nın 2018 ve 2019 yıllarında Azerbaycan’ın başşehri Bakü’de yapıldığını hatırlatan Başkan Aktaş, bu yılki şampiyonaya Bursa olarak ev sahipliği yapacak olmanın mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti. Alpagutun, bir dövüş sporunun dünyaya Türkçe bakışı olarak yansıması olduğunu ifade eden Başkan Aktaş, “Bu spor, dünyanın en eski milletlerinden biri olan Türk insanın, binlerce yıl nasıl hayatta kaldığını ispatlayan, aslında oyun ve sporla kendini koruma ve savunma tekniklerinin yeniden dünyaya bir spor dalı olarak sunulmasıdır. Alpagut, Türklerin kendi oyunlarının yine kendi dünya görüşü ve günümüz dövüş teknikleriyle harmanlanarak bir spor dalı olarak ortaya çıkmış hâlidir. Bu düşünce yalnızca Türkler arasında kalmamıştır. Türk insanın spor ahlâkı, rakibe saygı, olgun fertler yetiştirme yöntemi bugün 3 kıtada 30’u aşkın ülkede ve binlerce sporcu ile yapılmaktadır. Ben şampiyonanın Bursa’mıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.


Dünya Göçebe Oyunları’nın da bu yıl Bursa’da yapılacağını hatırlatan Başkan Aktaş, bu tür uluslararası faaliyetlerin şehrin tanıtımı açısından önemli bir araç olduğunu da sözlerine ekledi.


Alpagut Türkiye Federasyonu Başkanı Cemal Ersoy da alpagutun bir anlamda Türklerin hayat ve spor felsefesi olduğunu vurguladı. Günümüzde karate, judo, güreş, jiu-jitsu ve tekvando gibi adlarla sergilenen spor dallarının aslında alpaguttan alındığını ifade eden Ersoy, “Ama ne yazık ki biz şampiyonalarda salonlara girdiğimizde başka ülkelerin bayraklarına selâm veriyoruz. İlk kez kardeş ülke Azerbaycan’da gerçekleştirilen faaliyetle ata sporumuz alpagut 40’ı aşkın ülkeyi sardı. Alpagut Türk sporu olarak anılacak ve bu spor bizim bayrağımızın altında, bizim ahlâkımızla, bizim an’anelerimizle yapılacak. Şampiyonamızın ana sponsorluğunu üstlenen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum” dedi.


Dünya Alpagut Federasyonu Teknik Direktörü ve Avrupa Federasyonu Başkanı Tuncay Meriçli de alpagut sporunun teknik özellikleri hakkında bilgi verdi.


Alpagut Türkiye Federasyonu Başkanı Cemal Ersoy ve Dünya Alpagut Federasyonu Teknik Direktörü ve Avrupa Federasyonu Başkanı Tuncay Meriçli, toplantının sonunda Başkan Aktaş’a “Yargan” yani öğretmen kıyafeti hediye etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Depremzede aile: "İnsanlar arkamızdaki güçlü iradeye güvensin" Adana Valisi Mustafa Yavuz, kent genelinde yapılan deprem konutlarının yüzde 98 seviyesine ulaştığını belirtti. Depremde evleri yıkılan ve TOKİ konutlarında yaşamaya başlayan çift ise, "Allah devletimizden razı olsun, insanlar arkamızdaki güçlü iradeye güvensin" dedi. 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde evleri yıkılan binlerce depremzede için 11 ilde TOKİ tarafından yapılan konutların inşa süreci devam ediyor. Depremde 418 kişinin hayatını kaybettiği Adana’da ise 11 bina deprem sırasında yıkılırken, çok sayıda bina da ağır hasar gördü. Depremden etkilenen aileler için TOKİ tarafından yapılan 13 bin 517 bağımsız bölümün yüzde 98’i tamamlanırken, kalanların inşası ilçelerde devam ediyor. Adana Valisi Mustafa Yavuz, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 il arasındaki Adana’da evleri yıkılan hak sahipleri için Çukurova ilçesindeki Şambayadı Mahallesi’ndeki yapılan TOKİ 3. Etap’ta incelemelerde bulundu. Mehmet Serkan Sertoğlu ve ailesinin evine de misafir olan Vali Yavuz, aileyle sohbet etti. Daha sonra basın açıklaması yapan Vali Yavuz, depremin 3’ncü yıldönümü olduğunu hatırlatarak, "11 ilimizde ve Adana’mızda asrın felaketini yaşadık. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ise sabırlar diliyorum" dedi. "Tüm imkanları seferber ettik" Vali Yavuz, "6 Şubat depremlerinde 50 binden fazla vatandaşımızı maalesef kaybettik. 100 binden fazla vatandaşımız yaralandı. Bugün hala tedavisi devam eden vatandaşlarımız var. Adana, belki 11 il içerisinde depremin etkisi en az hissedilen illerden oldu. Buna rağmen 13 binamız maalesef çöktü. Adana’da 418 vatandaşımızı kaybettik, bin 700’den fazla vatandaşımız yaralandı. Tabi ki bu asrın felaketini yaşadığımız günlerde bende Adana’da görev yapıyordum. Hem bu depremleri yaşadık hem de aylarca bu depremin yaralarının sarılması noktasında vatandaşlarımızla birlikte sahada olmaya gayret ettik. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz tüm imkanlarını seferber ederek vatandaşlarımızın yanında oldu" diye konuştu. "Allah bir daha böyle bir afet yaşatmasın" Asrın felaketinin ilerleyen günlerde asrın dayanışmasına dönüştüğüne dikkati çeken Vali Yavuz, "Şimdi de asrın inşası devam ediyor. Şuanda 11 ilimizde ve depremden etkilenen illerimizde ilçelerimizde büyük bir inşa faaliyeti devam ediyor. Şuan içinde bulunduğumuz Çukurova ilçemizin Şambayadı Mahallesi’nde de bu inşanın en güzel örneğini görüyoruz. Burada 341 dairemizde vatandaşlarımız yerleşti, yaşıyor. Adana’mızda, ilçelerimizde devam eden inşa faaliyetleriyle birlikte kalıcı konutlarla ilgili yüzde 98 seviyesinde çalışmalar devam ediyor. Merkezde hak sahibi olan tüm vatandaşlarımızın kuraları çekilerek kendilerine teslim edildi. Kentte 13 bin 527 bağımsız bölümümüz orta hasar ve üzerinde zarar görmüş oldu. Yaklaşık 3 bin 237 binamız da ağır hasarlı olarak tespit edildi. Adana’da bu hasarlı yapıların yıkım çalışmaları yüzde 96 seviyesinde gerçekleştirilmiş ve hafriyatlar kaldırılmış oldu. Kalıcı konutlara hızlı bir şekilde devam edildi. Hızlı bir aksiyonla 13 bin 429 bağımsız bölümümüzün ihalesi yapıldı ve bunlardan da 12 bin 73 konutumuzun hak sahiplerine teslimi yapılmış oldu. İnşallah Allah bir daha böyle bir afet yaşatmasın" ifadelerini kullandı. Depreme merkez Çukurova ilçesi Turgut Özal Bulvarı’nda yakalanan ve evleri ağır hasar alıp yıkılan depremzede Uğur ve Mustafa Çetinkaya çifti de hak sahibi ailelerden biri. Evleri yıkılan, kızları Beyza deprem korkusu nedeniyle beyin kanaması geçirip tedavi gören çift, şimdi yeni evlerinde yaşıyor. İHA’ya konuşan Uğur Çetinkaya, "Allah devletimizden razı olsun. O günleri bir daha yaşamak, hatırlamak dahi istemiyorum. İnancımızı kaybetmiyoruz, her zaman devletimizin arkamızda durduğunu hissediyorum. İyi ki devletimiz var, sadece insanlarımız güvensin, arkamızda büyük bir güç, büyük bir irade var" dedi.
İzmir Rahim ağzı kanserine karşı ‘Güç sende’ söyleşisi Acıbadem Kent Hastanesi ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanseriyle mücadelede erken teşhisin önemi anlatıldı. Katılımcılar, bilgilendirme toplantısının ardından Japon iyileştirme sanatı Kintsugi atölyesinde bir araya gelerek farkındalık etkinliğine imza attı. Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı ve 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanserinin aşı, tarama ve farkındalıkla önlenebileceğine dikkat çekildi. Acıbadem Kent Hastanesi ile Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, uzmanlar ve katılımcılar rahim ağzı kanseriyle mücadele yöntemlerini konuştu. Sanatçı Berna Laçin’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin ardından katılımcılar, Japon iyileştirme sanatı olarak bilinen "kintsugi" atölyesine katılarak farkındalık çalışmasına destek verdi. "Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin ediliyor" Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye ve dünyadaki rahim ağzı kanseri verilerini paylaştı. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının yüz binde 4,5 civarında olduğunu belirten Prof. Dr. İtil, bu oranın gelişmemiş ülkelerde yüz binde 30 seviyelerine kadar çıktığını kaydetti. Bulaşma oranlarına ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. İtil, "Türkiye’de yaklaşık 8 ila 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca serviks kanseri öncüsü lezyonların görülme sıklığı çok daha yüksektir." dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) stratejisine değinen İtil, hedeflerin tutturulması halinde hastalığın yok edilebileceğini vurguladı. İtil, "Hedef kitlenin yüzde 90’ının aşılanması, toplumun en az yüzde 70’inin taranması ve tarama sonucu pozitif çıkan veya lezyon saptanan hastaların yüzde 90’ının tedaviye erişiminin sağlanması gerekmektedir. Bu hedefler tutturulduğunda, serviks kanseri bir ülkeden tamamen yok edilebilir. Avustralya, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi aşılama oranlarının yüksek olduğu bölgelerde, 2030 yılından sonra serviks kanserinin tamamen eradike edilmesi öngörülmektedir." ifadelerini kullandı. "30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz tarama yapılıyor" Prof. Dr. İtil, kamuoyunda HPV ve aşılamayla ilgili bilgi kirliliği yaşandığına dikkat çekerek, doğru bilgilendirmenin önemine işaret etti. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) şubelerinin her ilde hizmet verdiğini hatırlatan İtil, şunları söyledi: "Bugüne kadar yaklaşık 16 milyon kişi tarandı. 30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz HPV ve serviks kanseri taraması yapılmaktadır. HPV pozitif çıkan hastalara daha sık tarama, kolposkopik inceleme ve gerektiğinde biyopsi gibi ileri tetkikler uygulanmalıdır. Serviks kanseri, yüzde 99,5 oranında HPV kaynaklı olduğu için sebebi bu kadar net bilinen, yoğun tarama programları ve aşılamayla önlenebilen ender kanser türlerinden biridir." Berna Laçin: "Sağlık sorunları utanç kaynağı olmamalı" Etkinliğin moderatörü Sanatçı Berna Laçin, kadın sağlığı konularının kültürel kodlar nedeniyle konuşulmaktan çekinildiğini ancak bu durumun sağlığı olumsuz etkilediğini belirtti. Kadınların tarihsel süreçte sağlık alanında geri planda kaldığını ifade eden Laçin, "Kendi meselelerimiz hakkında konuşmaktan çekindik ve utandık. Ancak bu buluşmayı, sağlık sorunlarının ayıp olmadığını bilmek, vücudumuzu tanımak ve farkındalık kazanmak adına bir bilgilendirme faaliyeti olarak nitelendirebiliriz." şeklinde konuştu. Meme kanserindeki farkındalığın rahim ağzı kanseri için de oluşturulması gerektiğini vurgulayan Laçin, aşılamanın önemine değindi. Laçin, "Rahim ağzı kanseri özelinde bir aşı mevcuttur. Devletin bu aşılamaları üstleneceğine dair duyumlar alıyoruz; bu çalışmaların bir an önce hayata geçmesini umuyorum. Böylece gençlerimiz, henüz hastalıkla tanışmadan önlem alabilir. Önleyici tedbirler, hem birey hem de toplumun sağlık yükü açısından büyük önem taşımaktadır." dedi. "Meme kanserine gösterilen hassasiyeti rahim ağzı kanserine de göstermeliyiz" Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk ise derneğin kadın kanserlerine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla yola çıktığını ifade etti. Kanserin küresel ölçekte en sık görülen ikinci ölüm sebebi olduğunu hatırlatan Öztürk, "Meme kanseri, hakkında sıkça konuşulan bir alan olmakla birlikte; benzer sıklıkta görülmesi ve önlenebilir nitelikte olması nedeniyle rahim ağzı kanseri konusunda da bir kampanya yürütmekteyiz. Özellikle çocukluk çağından itibaren uygulanabilen bir aşısının bulunması, hastalığın tedavisinin ve koruyuculuğunun mümkün olması büyük önem arz etmektedir." açıklamasında bulundu.