ASAYİŞ - 05 Şubat 2026 Perşembe 09:41

Bursa’da yangını vatandaşlar film izler gibi izledi

A
A
A

Bursa’nın bir iş yerinde çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alındı.

Yangın, merkez Yıldırım ilçesi Yavuzselim Mahallesi’nde bulunan bir iş yerinde meydana geldi. Henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangını fark eden çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Kısa sürede adrese ulaşan ekipler, alevlere müdahale ederek yangını kontrol altına almak için yoğun çaba sarf etti. Yaklaşık 1 saat süren çalışmaların ardından yangın kontrol altına alınırken, çevrede toplanan vatandaşların yangını adeta film izler gibi izlediği görüldü. Yangının çıkış nedeni araştırılırken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Ahmet Berke Erdal - Serkan Bozkurt

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Bilim Kadınları İçin" Programı 24. dönem başvurularını açıyor L’Oréal Türkiye, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliğiyle yürüttüğü "Bilim Kadınları İçin" Programı’nın 24. yılında yeni başvuru dönemini açıyor. Genç bilim kadınlarının araştırmalarını desteklemeyi ve görünürlüklerini artırmayı hedefleyen programa başvurular 6 Şubat-1 Haziran 2026 tarihleri arasında alınacak. L’Oréal Türkiye’nin, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliğiyle yürüttüğü "Bilim Kadınları İçin" Programı, bilimde cinsiyet eşitliğini güçlendirmek ve kadınların bilime katkılarını görünür kılmak amacıyla 24. kez hayata geçiyor. Türkiye’nin uzun soluklu kurumsal sosyal sorumluluk programlarından biri olan program, genç ve yetenekli bilim kadınlarının özgün çalışmalarını destekleyerek bilimsel mükemmelliği teşvik etmeye devam ediyor. 24. dönem başvuruları 6 Şubat-1 Haziran 2026 tarihleri arasında alınacak. "Bilim Kadınları İçin" Programı kapsamında bu yıl seçilecek 4 genç bilim kadınına, bilimsel araştırmalarında kullanmak üzere her biri 400 bin TL değerinde proje desteği sağlanacak. Programa, özgün bilim projelerine sahip 40 yaş altı, "Yaşam ve Çevre Bilimleri" ile "Fiziki Bilimler" alanlarında çalışan bilim kadınları başvurabilecek. Adaylar, başvurularını belirtilen tarihler arasında Turkey - National program | For Women in Science üzerinden çevrimiçi olarak gerçekleştirecek. Başvurular; bağımsız UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Bilim Jürisi tarafından akademik yetkinlik, bilime katkı, yenilikçilik, uygulanabilirlik ve sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda değerlendirilecek. "Hedef, bilimin geleceğine kalıcı katkı sağlamak" Bilimin dönüştürücü gücünü ve programın uzun soluklu etkisini vurgulayan L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu şöyle konuştu: "L’Oréal Türkiye olarak bilimin ve teknolojinin dünyayı değiştireceğine inanıyoruz. 23 yıldır yürüttüğümüz ‘Bilim Kadınları İçin’ Programı kapsamında 128 kadın bilim insanını destekledik; 1 bilim kadınımız uluslararası mükemmellik ödülü, 5 bilim kadınımız ise ‘Uluslararası Yükselen Yetenek’ unvanı aldı. Şimdi 24. yılımızda, yeni kuşak bilim kadınlarını bu yolculuğa davet ediyoruz. Amacımız yalnızca başarılarını taçlandırmak değil; bilim kadınlarının çalışmalarını desteklemek, görünürlüklerini artırmak ve bilimin geleceğine kalıcı katkı sağlamak." YÖK verilerine göre Türkiye’de kadın araştırma görevlilerinin oranı yüzde 55 iken profesörlük düzeyinde bu oran yüzde 35’e kadar düşüyor. Buna karşın "Bilim Kadınları İçin" Programı kapsamında desteklenen bilim kadınlarının büyük çoğunluğu akademide üst düzey pozisyonlara yükselerek bilime katkı sunmayı sürdürüyor.
İstanbul Bakan Ersoy: "13 binden fazla eser ait olduğu topraklara geri getirildi" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "2002-2026 yılları arasında toplam 13 bin 449 eser ait olduğu topraklara getirildi. Bu eserlerin büyük bölümünü oluşturan 9 bin 134’ü son 8 yılda ülkemize kazandırıldı" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Ersoy, müzeden sahneye, kütüphaneden kazı alanlarına kadar kültür ve sanatın birçok alanında Türkiye’nin 2025 yılında Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştığını söyledi. "Türkiye Kültür Yolu Festivali uluslararası bir kültür markasına dönüştü" Bakan Ersoy, "2021 yılında 80 mekanda ve 2 binin üzerinde sanatçıyla başlattığımız kültür-sanat yolculuğunu ’Dünyanın En Büyük Festivali’ haline dönüştürdük. Her geçen yıl artan ivmesi ile Türkiye Kültür Yolu Festivali, ‘ölçeği’, ‘yaygınlığı’ ve ‘etkisiyle’ uluslararası bir kültür markasına dönüştü. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023 yılından itibaren Avrupa Festivaller Birliği üyesi olan festivalimiz; geçtiğimiz yıl 8 ay boyunca 20 şehirde binden fazla etkinlik noktasında 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’den fazla etkinliğe sahne oldu" dedi. 2026 yılında Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya illerinin de festivale dâhil edilerek 26 ilde düzenleneceğini kaydeden Ersoy, "Şehirlerimiz merakla bekliyor biliyorum; festival takvimimizi de belirledik. Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin sosyal medya hesaplarından tarihlerimizi açıklıyoruz. 2027 yılında Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ illerimiz de doyasıya festival coşkusunu yaşayacak" ifadelerini kullandı. Ersoy, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine 32 unsurun kaydedilmesiyle Türkiye’nin dünyada en fazla unsur kaydettiren ikinci ülke olduğunu hatırlattı. Ersoy, "102 usta ’Yaşayan İnsan Hazinesi’ olarak tescillendi. Bu başarı kültürel süreklilik açısından büyük önem taşıyor’’ şeklinde konuştu. "Devlet tiyatrolarında seyirci sayısında hedefimiz 2,5 milyona ulaşmayı hedefliyoruz" Devlet Tiyatrolarının 2002’de 28, 2017’de ise 41 sahneyle faaliyet gösterdiğini hatırlatan Ersoy, "Bugün 59 sahneye ulaştık. 2025-2026 sezonunda bu sayıyı 64’e çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. Ersoy, seyirci sayısının da 2,5 milyondan yukarılara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti. Her geçen gün yeni oyun sayısını artırdıklarını ve geçen sezon sahnelenen yerli oyun sayısının 99 olduğunu söyleyen Ersoy, "Bu oyunlarımızı, seyircilerimizin yoğun ilgisini çeken yabancı eserlerle birleştirerek başarıyı yakalıyoruz. Geçtiğimiz sezon Kerbela, Rembetiko Efsanesi, Dracula Bir Dehşet Anatomisi, Anna Karanina gibi eserler büyük ilgi görmüştü. Bu yıl da Faust, Büyük Romulus, Ölü Çınarlar ve Gümüş Patenler gibi prestijli eserlerimizi sanatseverlerin beğenisine sunuyoruz" ifadelerini kullandı. Devlet Opera ve Balesinin 2024-2025 sezonunda bin 228 temsil ile tarihi bir başarıya imza attığını belirten Bakan Ersoy, bu yıl için hedeflerinin bin 350 temsil ve seyirci sayısının da 775 bin olduğunu ifade etti. "Biletleri 45 saniyede tükenen oyun: Fındıkkıran" Birçok oyunun beğeniyle takip edildiğini ve kapalı gişe sahnelendiğinin altını çizen Ersoy, "Bir gerçek var ki o da Fındıkkıran. Bu eser tüm dünyada yeni yıl eseri olarak sahneleniyor. Bu yıl tüm bölge müdürlüklerimizin de katılımıyla genel müdürlüğümüzün tüm salonlarında sahnelendi, hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de oynandı. Bu temsillerin her birinde biletler sadece 45 saniye içinde tükendi. Biletini gişeden almak isteyenler gece 3-4 gibi sıraya girdi. Benzer bir ilgiyi düzenlediğimiz festivallerde de yaşadık. Bu yıl ikincisi düzenlenen Anadolu Opera ve Bale Festivali yine büyük yankı uyandırdı. Geçtiğimiz yıl Şırnak’tan başlamıştık bu yolculuğa bu yıl ilk durak Bartın oldu. Bu tablo, kültür ve sanatı erişilebilir kılma vizyonumuzun, nitelikli üretimi yaygınlaştırma hedefimizin ve sanat kurumlarımıza duyduğumuz güvenin somut sonucudur" dedi. Ersoy, sinema alanındaki destekleri stratejik yatırım olarak nitelendirerek; 2017 yılında 305 projeye yaklaşık 56 milyon lira destek sağlandığını, 2025 itibarıyla proje sayısının 390’a, destek tutarının ise 491,6 milyon liraya ulaştığı bilgisini paylaştı. Sinemayı turizm tanıtımında etkili kullanmaya başladıklarının önemine dikkat çeken Ersoy, "Mini dizi stratejimiz ile ülkemizin tarihi ve turistik yerlerini Türk dizilerinin büyük üne sahip isimleri ile tanıtıyoruz. Ülkemizi bir hikâye üzerinden tanıtarak turistleri davet ediyor, bu yaklaşımı da proaktif bir stratejiye dönüştürüyoruz. Biliyorsunuz Türk dizileri tüm dünyada 1 milyardan fazla kişiye doğrudan ulaşıyor. Amerika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada, üç kıtada ve yaklaşık 170 ülkede Türk dizilerini izlemek mümkün. Biz de bu başarıyı tanıtım stratejimizin bir parçası haline getirme kararı aldık. Detayları kısa süre sonra kamuoyu ile paylaşacağız ancak şu bilgiyi sizlerle paylaşabilirim. Bu yıldan itibaren en az 3 kıtada, 10 ülkede yayınlanan dizilerimizde ülkemizin tanıtım stratejileriyle uyumlu içerik sunan bölümleri destekleyeceğiz. Böylelikle hem doğrudan milyonlarca insana ulaşacağız hem de ülkemizi, kültürümüzü dünyaya tanıtan dizi sektörümüze destekte bulunacağız" açıklamasında bulundu. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün 2017-2018 döneminde 585 etkinlik düzenlediğini, bu rakamın 2024-2025’te bin 6’ya çıktığını belirten Ersoy, bu sezon ise bin 500 etkinlik hedeflendiğini söyledi. "Rami Kütüphanesi’nde 3,6 milyon ziyaretçi" Kütüphaneler alanındaki gelişmeleri de paylaşan Ersoy, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kararlılıkla ilerlediğimiz ’Türkiye Yüzyılı Vizyonu’ çerçevesinde kütüphanelerimiz bizim için büyük önem taşımaktadır. 2002’den 2025’e uzanan bu yolculukta kütüphanelerimiz; yaşayan, üreten ve buluşturan mekânlara dönüştü. Bugün sayısı bin 300’ü aşan kütüphanelerimiz; öğrencinin, araştırmacının, çocuğun ve gencin ortak yuvasıdır" diye konuştu. Ersoy, "Attığımız kararlı adımlar neticesinde 2017’de 93 bin olan oturma kapasitemizi yüzde 60 büyüme ile 150 bine çıkarttık. Kullanım alanımız ise 2017 yılında 313 bin metrekareydi, bugün 789 bin metrekareye çıktı. Bu da yüzde 152 büyüme demek. İnşallah 2026 yılı sonunda 1 milyon metrekareye ulaşacağız. Kütüphanelerimizi de sanatsal ve kültürel etkinliklerle de buluşturduk. Geçtiğimiz yıl Rami Kütüphanesi’nde 3 milyon 600 binden fazla ziyaretçi ağırlandı. Burada düzenlediğimiz 2 bin 944 etkinliğe de 819 bine yakın kişi katıldı. Türkiye, bilgiye yatırım yapan; kültürü geleceğe taşıyan güçlü bir vizyona sahiptir. Kütüphanelerimizin aydınlığında büyüyen bir Türkiye’yi hep birlikte inşa etmeye devam edeceğimizi söylemekten de büyük onur duyuyorum" şeklinde konuştu. Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun faaliyetlerine ilişkin de bilgi paylaştı. Ersoy, "Kurumun envanterinde 2017 yılında 541 bin eser bulunuyor. Bu sayının 2025 itibarıyla 776 bin 700’e ulaştı" dedi. "13 binden fazla eser ait olduğu topraklara geri getirildi" Ersoy, 2020 yılında kurdukları Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığı ile kültür varlıklarının iadesinde yeni bir dönemin başladığını belirterek, yürütülen sistemli çalışmaların bu alanda tarihi bir ivme sağladığını söyledi. Ersoy, "2002-2026 yılları arasında toplam 13 bin 449 eser ait olduğu topraklara getirildi. Bu eserlerin büyük bölümünü oluşturan 9 bin 134’ü son 8 yılda ülkemize kazandırıldı" dedi. Arkeoloji alanında dönüşüm başlatıldığını da vurgulayan Ersoy, "Geleceğe Miras vizyonu doğrultusunda arkeoloji alanında başlatılan dönüşümle birlikte Türkiye’de artık 12 ay süren kazı dönemi kalıcı hale geldi. 2018 yılında başlatılan bu uygulamayla yalnızca kazı süreleri değil, ayrılan kaynaklar da rekor seviyelere çıkarıldı. 2025 itibarıyla 255 kazı alanı proje kapsamına alındı" diye konuştu Ersoy, mevsim koşullarına uygun biçimde tüm yıla yayılan arkeolojik faaliyetlerle birlikte akademik üretimin de desteklendiğini; 2025 yılında bin 200’ün üzerinde uzman ve 3 binin üzerinde çalışanın istihdam edildiğini kaydetti. "Gece müzeciliği 600 bin ziyaretçiye ulaştı" Ersoy, Gece Müzeciliği uygulamasının, kültürel mirasın korunmasının ötesine geçerek onu çağdaş yöntemlerle buluşturduğunu ve bu sayede turizmin yıl geneline yayıldığını vurguladı. Ersoy, "2025 yılında ise Gece Müzeciliğini 27 müze ve ören yerine yayarak bu vizyonu daha da büyüttük. Anadolu’nun dört bir yanına uzanan bu uygulama kapsamında yaklaşık 600 bin ziyaretçiye ulaştık" dedi. "AKM, CSO ADA ve İzmir Kültür Sanat Fabrikası ilgi odağı oldu" AKM’de 3 bin 102 etkinlik gerçekleştirildiğini, toplamda 3,5 milyon kişinin etkinliklere katıldığını dile getiren Ersoy, "Yapamazlar, edemezler diyenlere karşı Cumhuriyetimizin 98. yıl dönümünde yani 2021 yılında halkımıza armağan ettiğimiz Atatürk Kültür Merkezi İstanbul’daki kültür ve sanat aktivitelerinin odak noktası oldu. ‘Ankara’nın kangreni’ olarak anılan CSO Ada Ankara’yı da 11,5 yıl gibi kısa bir sürede bitirdik ve 2020 yılında sanatseverlerle buluşturmuştuk. Başkentin kültür sanat adasında 900 etkinliğe ev sahipliği yaptık ve 554 bin sanatseveri ağırladık. Cumhuriyetimizin 100. yılında hizmete açtığımız İzmir Kültür Sanat Fabrikası da Ege’nin incisi İzmir’e çok yakıştı. İzmir tarihinde önemli yere sahip olan bu mekanı tarihi bir dönüşüm ile bugünkü haline getirdik. Halkımızın da yoğun ilgi gösterdiği bu kültürel merkezde geçtiğimiz yıl 540 etkinlik gerçekleştirilirken 600 bin sanatseveri misafir ettik. AKM, CSO ADA ve İzmir Kültür Sanat Fabrikası ilgi odağı oldu" açıklamalarında bulundu. Haydarpaşa ve Sirkeci garları sanat adasına dönüşüyor Haydarpaşa ve Sirkeci garları ile ilgili projelerden de bahseden Ersoy, "Haydarpaşa ve Sirkeci garları sanat adasına dönüşüyor. Bakanlığımız ile Devlet Demiryolları arasında Ağustos 2024’te imzalanan protokol kapsamında, İstanbul’un iki ikonik tren garı olan Haydarpaşa ve Sirkeci Gar Sahalarını da kültürel ve toplumsal miras olarak da bütüncül bir yaklaşımla koruyarak şehre kazandıracağız. Sultan II. Abdülhamid’in bizlere mirası olan bu iki muazzam eseri, İstanbul’un yeni kültür sanat adası haline dönüştürüyoruz" ifadelerini kullandı.
Eskişehir Ressamı depremde tuttuğu fırça hayata bağladı Hatay depremine resim yaparken yakalanan ve asrın felaketinde komşularını kaybeden, felaketin ardından Eskişehir’de göç eden 50 yaşındaki ressam Ayten Cömert, "Depreme resim yaparken yakalandım. O resim fırçası beni hayata bağladı diyebilirim" dedi.Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerde 11 ilde büyük yıkım ve akabinde can kayıpları yaşanmıştı. Depremin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçmesine rağmen sarsıntı anı ve yaşanan kargaşa, o bölgede yaşamış olan vatandaşların hala zihninde dün gibi canlı kalıyor. Bölgedeki yıkımdan dolayı başka illere taşınan vatandaşlar, yeni düzenlerini kurdular. Diğer iller gibi Eskişehir’e de göç eden depremzedeler burada hayatlarını sürdürüyor. Onlardan biri olan 50 yaşındaki 3 çocuk annesi Ayten Cömert, Hatay’ın Antakya ilçesinde saat 04.17’de resim yaparken asrın felaketine yakalandı. Depremde oturduğu site enkaza dönen Cömert’in komşularının çoğu ikinci sarsıntıda hayatını kaybetti.Resim yapmak depremzede için daha anlamlıDepremden 1 yıl sonra eşini de kaybeden Ayten Cömert, o anları anlatırken yaşadığı acı ve korku gözlerinden net bir şekilde okunuyor. Enkazdan yaptığı tabloları çıkaran Cömert, sarsıntı da zarar gören resimlerini halen saklıyor. Deprem anında tuttuğu fırçadan dolayı ailesini erkenden uyandırarak evlerini terk etmelerine vesile oldu. Resim yapmanın kendisi için depremden sonra ayrı bir anlamı olduğuna değinen Cömert, duygu ve düşüncelerini tuvale dökmeye devam ediyor."Resim yaparken yakalandık ve gerçekten çok kötüydü"Konuyla alakalı konuşan depremzede Ayten Cömert, "Depreme resim yaparken yakalandım. O sırada sergiye hazırlanıyorduk, büyük bir tuval yapıyordum. Konusu şuydu; harman kaldıran bir kadın, çok güzel ve büyük bir resimdi. O an, ’Hocam kızmadan tablodaki kadının yüzünü bir düzelteyim,’ dedim. Vallahi, ’Sabaha kadar uyuyamasam da olur,’ diyordum çünkü ertesi gün çok yoğun çalışacaktık, sergi çalışmalarına başlamıştık. Yoğun bir şekilde çalışıyorduk ve vaktimiz kısıtlıydı. Biz enkaz altında kalmadık ama ev çok fena haldeydi, yani sağ çıktık diyelim. Ama ablam burada, o enkazdan çıktı. Zaten bütün mahallemiz yıkıldı. Oturduğum yerin tamamı gitti; sadece bizim binamız ve yanındaki bahçeli ev ayakta kaldı. Oturduğumuz site dört binalıktı; üç binası yıkıldı, bizimki daha sağlam yapılmış. İçime bir şey mi doğdu nedir, bir türlü yatamadım, uyuyamadım. Gençler de ayaktaydı, ’Çocuklar, bir kahve yapın,’ dedim. Üst komşumuzun oğlu da bizdeydi, ’Aaa Ayten Teyze, uyumamışsın,’ dediler. ’Yok, uyumadım’ dedim, çünkü elimde bir iş vardı, bunu bitirmem lazımdı. Uykum gelse de o gün uyumayı düşünmüyordum ama içimde garip hisler vardı tabii ki. Evet, resim yaparken, kahve içerken yakalandık ve gerçekten çok kötüydü. Asırların felaketi, ben eşimi depremden sonra kaybettim. Ailesinden kayıplar olunca o da hastalandı; rahmetli zaten hastaydı, bir yıl sonra vefat etti. Eşim öleli iki yıl oldu. Sitemizin dışındaki binalarda, apartmanlarda çok ölüm oldu. Belki bir gün önceden selamlaşıp merhabalaşmışımdır o insanlarla. O betonların altından sadece seslenebiliyorsun, ’Abi, hocam’ diye sesler geliyordu. Çocukları geliyor; ’Baba, baba kurtarın kızımı,’ diye bağırıyorlardı. O çok beyefendi bir adamdı, çok üzüldüm. Sekiz on yaşlarında ufak çocuklar vardı, başlarını okşadım, ailece hepsi öldü" dedi."Bundan sonraki hayatımda tek gayem resim yapmak"Depreme uyanık yakalanmasına vesile olan resim ve tuttuğu fırça hakkında da konuşan 50 yaşındaki ressam Ayten Cömert, "Yani her fırçayı tuttuğumda o günü hatırlıyorum. Zaten çok kötü günler yaşadım. Resim, mutsuz ve hüzünlü hayatıma bir güzellik getirdi. Zaten resim yapmayı çok seviyorum; bu şekilde üzerimdeki yükü atmaya çalıştım ve benim için iyi oldu. Kimin emeği geçmişse sağ olsun. Ayşe Ünlüce hanımefendi sergimizin açılışını yaptı, çok güzel anlar yaşadık. Bizi destekleyen herkese çok teşekkürler; harika bir sergimiz oldu, satış da yaptık. Tabii ki satışlarımızın gelirini öğrencilere vakfettim; Hatay’dan gelen üniversite öğrencilerine bağışladım. O resim fırçası beni hayata bağladı diyebilirim. Bundan sonrası için zaten tek gayem bu; çocuklarım büyüdü, en küçüğü 25 yaşında olan ikizlerim, abileri daha da büyük. Bundan sonraki hayatımda tek gayem resim yapmak ve öğrencilerimize, gençlerimize destek vermek" diye konuştu.
Antalya Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde göz hastalıklarına lazer ile tedavi Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Refraktif Cerrahi Merkezi açılışı Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan tarafından yapıldı. Merkezde miyop, astigmat, hipermetrop gibi göz hastalıkları lazer ile tedavi edilecek. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Refraktif Cerrahi Merkezi açılışı yapıldı. Açılış töreninde konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Bugün hastanemiz için yine gurur verici bir an yaşıyoruz. Refraktif Cerrahi Merkezimizin açılışıyla, Antalya’mız ve bölgemiz için bir ilki daha hep beraber hayata geçireceğiz. Göz sağlığı bu anlamda daha güçlü, daha erişilebilir ve daha modern bir hizmeti sunacak hastalarımıza" ifadelerini kullandı. "2025 yılında 80 bine yakın ameliyat yaptık" Üniversitede son 5 yılda alt yapıya yönelik kapsamlı çalışmalar yapıldığının altını çizen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Akdeniz Üniversitesi bu 5 yılda bence iyi bir yol kat etti. Hep beraber katettik bu yolu. Geçen yıl 80 bine yakın ameliyat yaptık hep beraber. Birçok insanın sağlık sorununu çözdük, insanlara şifa olma görevini hep beraber üstlendik doktorlar olarak ve destek personelimiz olarak" şeklinde konuştu. "İnsanların hayatlarına dokunuyoruz" İnsanlara umut olmanın ve onlara dokunmanın çok kıymetli olduğunu söyleyen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Biliyorsunuz çok vahim bir kazayla biz pazar sabahına uyandık ve maalesef 10 vatandaşımızı kaybettik. Üçü de maalesef gencecik Akdeniz Üniversitesi öğrencisiydi. Allah’tan rahmet diliyorum. Bu haberi aldığım zaman çok üzülecek vaktimiz bile olmadı. Çünkü 5 hasta Akdeniz Üniversitesi’ne sevk edildi. 3 hastanın durumu bir hayli ağırdı ve Ömer Özkan hocam ve ekibimizle beraber ameliyata aldık. Orada şunu gördüm; ameliyattan dışarıya çıktığımız anda yaklaşık 50-60 hasta yakınının sizin gözlerinizden, ağzınızdan çıkacak şeyleri umut etmesi o kadar farklı bir şey ki yaptığımız iş çok kıymetli hocalarım, çalışma arkadaşlarım" ifadelerini kullandı. "İnsan kaynağımızı en üst seviyeye taşımak için uğraşıyoruz" Daha fazla insana umut olmak için hem insan kaynağı hem de altyapının gerekliliğine değinen Rektör Prof. Dr. Özkan, "Akdeniz Üniversitesi olarak da hem altyapısıyla hem insan kaynağımızla bunu en üst seviyeye taşımak için uğraşıyoruz. Hatta biz ilk geldiğimiz dönemde tomografimiz bile yoktu. Hep beraber el ele vererek altyapıyı güçlendirmeye çalıştık." dedi. Rektör Özkan altyapıyı güçlendirmek için çalışmaya devam ettiklerini bu merkezin de bu kapsam da önemli bir adım olduğunu kaydetti. "Kornea hastalıklarının tedavisinde de kullanılacak" Açılan merkezle ilgili bilgi veren Rektör Özkan, "Bu merkezimiz de hipermetrop, miyop ve astigmat için çok güncel tedaviler sunacak bize. Sadece tedavi değil ben buradan araştırma da istiyorum hocalarım. Bunu da buradan belirtmek istiyorum. Çünkü çok güzel bir alet anladığım kadarıyla. Sadece gözlükten kurtulmayacak hastalarımız, aynı zamanda kornea naklinde ve kornea hastalıklarında da bu elimiz ayağımız olacak bu alet" dedi. "Bölgemiz için referans merkezi haline gelecek" Merkezin bölge için bir referans merkezi olacağını kaydeden Rektör Özkan, "Halkımıza yüksek teknoloji ve akademik güvence ile tedavi imkanı sunacak olan Lazer Merkezimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnanıyorum ki Refraktif Cerrahi Merkezimiz kısa sürede bölgemiz için yine olduğu gibi bir referans merkezi haline gelecek. Üniversitemizin sağlık alanında da önemli bir güç olacak. Emeği geçen herkese, herkese ama hem alımında hem bundan sonraki hizmetinde çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, sağ olun, var olun" şeklinde konuştu. Konuşmanın ardından Rektör Özkan ve beraberindeki heyet açılış kurdelesini keserek Antalya ilinde kamu kurumları arasında tek olma özelliğini taşımakta olan merkezi gezdi ve bilgi aldı. Törene Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları, akademisyenler ve hastane çalışanları katıldı.
Kayseri Palancıoğlu’ndan 6 Şubat mesajı: "Birlikte kenetlendik, her zorluğu birlikte aştık" Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, 6 Şubat 2023 yılında yaşanan ve 11 ili etkileyen asrın felaketi olan büyük depremlerin 3. yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Depremde hayatını kaybedenleri rahmetle anarken, depreme dayanıklı şehirler inşa etmenin önemine de değinen Başkan Palancıoğlu, "Asrın felaketi olarak nitelendirilen ve ülkemizin karşılaştığı en büyük afetlerden biri olan 6 Şubat depremi üzerinden 3 yıl geçti. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, 11 ilimizde büyük yıkımlara yol açmış ve 50 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Büyük felaketinin üzerinden 3 yıl geçti; ancak kaybedilen canlarımızın acısı hala yüreğimizde. 6 Şubat depremi, ülkemizin bir gerçeği olan deprem felaketine rağmen daha duyarlı ve bilinçli olmamız gerçeğini bir kez daha ortaya koydu." dedi. Melikgazi Belediyesi olarak depremin hemen ardından bölgeye yardımları ulaştırdıklarını söyleyen Başkan Palancıoğlu şunları söyledi: "Yaşadığımız her badirede olduğu gibi 6 Şubat depreminde de bir olduk, birlikte kenetlendik, her zorluğu birlikte aştık. Afetin hemen ardından, arama kurtarma ekiplerimizle, iş makinelerimiz ve konteyner, yardım tırlarımız ile deprem bölgesine ulaşarak depremzede vatandaşlarımızın yanında olduk. Tüm imkanlarımızla yardım seferberliğine katılarak enkaz altından birçok canımızı kurtardık. Deprem koordinasyon merkezimiz ile düzenli bir şekilde yardım tırlarını bölgeye ulaştırdık. Depremden sonra hayatın normale dönmesi için Melikgazi Belediyesi olarak Elbistan’a çarşı kurduk, sonrasında Adıyaman’a çarşı kurduk. Dulkadiroğlu ilçesine yaşam alanı kurduk. İftarlar düzenledik. Var gücümüzle depremzede kardeşlerimizin yanında olmaya çalıştık. Bu kapsamda bizde Melikgazi Belediyesi olarak kentsel dönüşüm alanında da önemli adımlar atıyor, daha sağlam bir ilçe inşa etmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Yatay mimari projemiz ve güçlü denetim mekanizmalarımızla da bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Unutmayalım ki, deprem doğal bir afettir ve buna hazırlıklı olmak en önemli alınacak tedbirdir. Bu vesile ile depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim, ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten korusun, bizleri bir daha böyle büyük acılarla sınamasın."