GÜNDEM - 16 Ocak 2026 Cuma 18:12

Hasar gören ve beşik gibi sallanan köprü yıkılıyor

A
A
A
Hasar gören ve beşik gibi sallanan köprü yıkılıyor

Bursa’nın Karacabey ilçesinde hasar gören ve her araç geçtiğinde beşik gibi sallanan Harmanlı köprüsünün trafiğe kapatılması yönünde karar alındı.

Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bursa Büyükşehir Belediyesi UKOME kurulunun 26 Aralık 2025 tarih ve 279. Sayılı kararı ile Karacabey İlçesi Harmanlı Mahallesinde bulunan Harmanlı Köprüsü’nün 17 Ocak 2026 tarihi itibariyle yaya ve araç trafiğine kapatılması uygun görülmüştür. Kapama kararı uygulandığı sürece araç sürücülerinin ve yayaların, trafik işaret ve işaretçilerine uymaları ve belirtilen alternatif güzergahları kullanmaları gerekmektedir"

Harmanlı Köyü Muhtarı Hüseyin Özdemir, köprünün çökme yaptığını hatırlatarak, "Birkaç yıl önce hasar görmüştü. Sallanıyordu. Bir olay yaşanmaması için belediye kapatma kararı aldı. Köyümüze giriş çıkışlar diğer taraftan yapılacak. Büyükşehir Belediyesi köprünün yeniden yapılacağı sözünü verdi" diye konuştu.

Gökçin Ödül

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Bayraktar: "2026 yılı rüzgarın yılı olacak" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak. Zira YEKA yarışmalarının bin 500 megavatlık kısmı rüzgâr olacak" dedi. Bakan Bayraktar, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nin açılışına katıldı. ‘Yarının Güvencesi Rüzgarın Enerjisi’ sloganıyla gerçekleştirilen programda Türkiye’nin rüzgar enerjisinde büyüme hedefleri ve 2035 perspektifi detaylandırıldı. Ayrıca yeni türbin teknolojileri, tedarik zinciri dönüşümü ve yerli üretimin rüzgar enerjisindeki rolü, izin süreçleri, finansman modelleri, şebeke altyapısı ve yeniden güçlendirme yatırımları, yapay zeka, veri yönetimi, siber güvenlik ve sektördeki dijitalleşme süreçleri de ele alındı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Bayraktar, enerji alanında tarihi bir dönüşüm sürecinden geçtiklerini ifade etti. Hürmüz Boğazı’nda başlayan enerji krizinin küresel piyasalara etkisine değinen Bayraktar, yalnızca kaynağa sahip olan ülkelerin değil, enerjiyi çeşitlendirebilen, teknolojiyi geliştirebilen, altyapısını güçlendirebilen ve hızlı karar alabilen ülkelerin güçlü olacağını söyledi. "Türkiye, enerji arzında bir sıkıntı yaşamayan ülkelerden biridir" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Türkiye olarak enerjide dışa bağımlılığı azaltan, arz güvenliğini önceleyen, yerli ve yenilenebilir kaynaklarını maksimum düzeyde değerlendiren ve aynı zamanda çevreyle uyumlu bir enerji dönüşümünü hayata geçiren çok katmanlı bir strateji yürüttüklerini söyleyerek, "Bugün hamdolsun Türkiye, enerji arzında bir sıkıntı yaşamayan ülkelerden biridir. Oluşturduğumuz tedarik kaynaklarındaki çeşitlilik, LNG altyapımız, boru hatlarımız, doğal gaz depolama kapasitemiz, elektrik üretim çeşitliliğimiz ve güçlü elektrik iletim sistemimiz sayesinde vatandaşlarımızın enerjiye kesintisiz erişimini sağlıyoruz" açıklamasında bulundu. "2035 yılında yollarımızda 6 ila 8 milyon elektrikli aracın olacağını öngörüyoruz" Sanayide, ulaştırmada, tarım alanlarında, şehirleşmede, veri merkezlerinde ve yapay zeka teknolojilerinde elektrik kullanımının arttığını ifade eden Bayraktar, "Bugün Türkiye’de elektrikli araç sayısı 400 bini aşmış durumda. 2035 yılında yollarımızda 6 ila 8 milyon elektrikli aracın olacağını öngörüyoruz. Sadece ulaşım değil, iklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar da elektrik talebini yukarı taşıyor. Geçtiğimiz yaz klima kullanımına bağlı olarak günlük elektrik tüketiminde tarihi rekorlar kırdık. Fakat önümüzde daha sıcak yazlar, daha yoğun enerji tüketimi ve çok daha yüksek bir elektrik talebi oluşmasını bekliyoruz. İşte tam da bu nedenle Türkiye’nin enerji dönüşümünün merkezinde elektrik; elektriğin merkezinde ise yenilenebilir enerji yer almaktadır" ifadelerine yer verdi. "Türkiye; yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da ilk 5 ülke arasında, dünyada ise ilk 11 ülke içerisinde" Bayraktar, AK Parti hükümetleri olarak yenilenebilir enerjide gerçek anlamda bir atılım yaptıklarını sözlerine ekleyen Bayraktar, şu ifadelere yer verdi: "Türkiye’nin toplam kurulu gücü 125 bin megavatı aşmış durumda ve bunun yaklaşık yüzde 63’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Bu başarının en önemli ayaklarından biri rüzgar enerjisi. 2005 yılında sadece 20 megavat olan rüzgâr kurulu gücümüz bugün 15 bin megavat seviyesini geçti. 2025 yılında gerçekleşen 393 milyar kilovatsaatlik toplam elektrik üretimimizin içinde rüzgar santralleri yüzde 10,9’luk paya sahip oldu. Yıllık 34,5 milyar kilovatsaatlik elektrik üretimi ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştık. Artık ülkemizin hemen her köşesinde görmeye alıştığımız rüzgâr türbinleri, bugün Türkiye’nin enerji bağımsızlığının en güçlü sembollerinden biri haline geldi. Yine güneş enerjisinde 2014 yılında sadece 40 megavat olan kapasitemiz bugün 26 bin megavatı aştı. Rüzgâr ve güneşin toplam kurulu güç içindeki payı artık üçte bir seviyesinde. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye; yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da ilk 5 ülke arasında, dünyada ise ilk 11 ülke içerisinde." "Bugün artık sadece enerji tüketen değil; teknoloji geliştiren, ekipman üreten ve bunu ihraç eden güçlü bir Türkiye var" Yenilenebilir enerjiyi enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azalması, düşük cari açık, yerli sanayi ve yüksek teknoloji anlamına geldiğini söyleyen Bakan Bayraktar, "Bugün Türkiye’de rüzgâr türbinlerinde yaklaşık yüzde 60 yerlilik oranına ulaştık. Kule, jeneratör ve kanat üretiminde ise yüzde 70’in üzerine çıktık. Kulelerden jeneratörlere, kanatlardan döküm ekipmanlarına kadar çok geniş bir üretim kabiliyeti oluşturduk. 2014 yılında yalnızca 27 üreticiye sahip olduğumuz yenilenebilir enerji sanayinde bugün 500 yerli üretici faaliyet gösteriyor. Alt tedarikçilerle birlikte yaklaşık 50 bin vatandaşımıza yeşil istihdam sağlıyoruz. Bugün artık sadece enerji tüketen değil; teknoloji geliştiren, ekipman üreten ve bunu ihraç eden güçlü bir Türkiye var. Bu başarı; doğru vizyonun, güçlü siyasi iradenin, kararlı enerji politikalarının ve müteşebbis ruhun bir sonucudur" diye konuştu. Bayraktar, Ulusal Enerji Planı’na göre Türkiye’nin elektrik talebinin 2035 yılında 510 teravatsaat seviyesine ulaşmasını beklediklerini söyledi. Bu talebi güvenli, temiz ve ekonomik kaynaklarla karşılamak zorunda olduklarına dikkati çeken Bayraktar, "Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 2035 hedefi doğrultusunda rüzgâr ve güneş kurulu gücümüzü toplam 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda; iletim altyapımızı da büyütecek ve daha dirençli bir hale getireceğiz. Çünkü güçlü bir yenilenebilir enerji portföyü, güçlü bir şebeke altyapısı gerektirir. Bu kapsamda; 14 bin 700 kilometre uzunluğunda, 40 gigavat kapasiteli HVDC hattı, 15 bin kilometre yeni AC iletim hattı ve 40 yeni konvertör merkezi planlıyoruz. 2035 yılına kadar yeşil iletim altyapısına yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırım gerçekleştireceğiz. Bunun yanında enterkonneksiyon kapasitemizi artırarak Türkiye’yi bölgesel enerji ticaretinin merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz" dedi. "2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak" Yenilenebilir enerji yatırımlarında YEKA modelinin son derece başarılı sonuçlar verdiğine vurgu yapan Bayraktar, "Bugüne kadar toplam 7 bin 800 megavatlık YEKA yarışması gerçekleştirdik. Yeni model kapsamında 2024 ve 2025 yıllarında toplam 3 bin 800 megavatlık yeni kapasite tahsis ettik. Bu yarışmalara hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar yoğun ilgi gösterdi. Önümüzdeki dönemde her yıl en az 2 bin megavatlık YEKA yarışmaları düzenlemeye devam edeceğiz. Bu program vesilesiyle bu yıl yapmayı planladığımız YEKA yarışmalarımıza ilişkin de birkaç detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. 2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak. Zira YEKA yarışmalarının bin 500 megavatlık kısmı rüzgâr olacak. Önümüzdeki dönemin en stratejik başlıklarından biri de deniz üstü yani offshore rüzgâr enerjisi olacaktır. Ülkemiz bu alanda çok önemli bir potansiyele sahiptir. Bakanlık olarak Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı offshore saha belirledik. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışmasını gerçekleştireceğiz. 2035 yılına kadar offshore rüzgârda 5 gigavatlık kapasite hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "İletim altyapımız ve yerli sanayimizle çok daha güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz" Türkiye artık enerjide yalnızca tüketici değil; oyun kurucu bir ülke olduğunu kaydeden Bayraktar, "Doğal gazda merkez ülke olma hedefimiz, yenilenebilir enerjide üretim gücümüz, nükleer yatırımlarımız, enterkonneksiyon hatlarımız, iletim altyapımız ve yerli sanayimizle çok daha güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz. Bunu inşa ederken önümüzdeki dönem için merkezinde elektrikleşme olan yeni bir enerji mimarisi üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda kamuoyumuzla paylaşacağımız bu yeni program ile daha dirençli, daha esnek ve dijitalleşen yeni bir enerji altyapısı hedefliyoruz. Enerji politikalarımızı günümüz şartlarıyla uyumlu hale getiriyoruz. Hürmüz örneğinde olduğu gibi ortaya çıkabilecek krizlere karşı da dirençli bir yapı amaçlıyoruz. Bu kapsamda kasım ayında ülkemizde düzenlenecek BM İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı COP31 büyük bir önem taşıyor. Rüzgârdan güneşe, nükleerden enerji verimliliğine kadar birçok başlıkta iddialı hedeflerle Antalya’dan dünyaya önemli mesajlar vereceğiz. Yeni enerji mimarimiz ile uyumlu olacak şekilde iş birliği fırsatlarını değerlendirecek, çeşitli anlaşmalara imza atacağız" değerlendirmesinde bulundu. Bayraktar, 2017 yılında Emine Erdoğan’ın sıfır atık inisiyatifinin küresel bir markaya dönüştüğünü ve enerji verimliliğinde de önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi. Bakanlık olarak enerji verimliliğinde, önce ulusal ardında da uluslararası bir farkındalık oluşturmak istediklerini belirten Bayraktar, "Bu kapsamda enerji verimliliği ile sıfır atık yaklaşımını ortak bir toplumsal dönüşüm vizyonunda buluşturacak Sıfır Atık Festivali’ni hayata geçiriyoruz. Saygıdeğer Hanımefendi’nin himayelerinde, Bakanlığımız ve Sıfır Atık Vakfı’nın iş birliğinde gerçekleştireceğimiz festivalin teması ‘Enerjide Verimlilik, Gelecekte Dönüşüm’ olacak" dedi. Programa Bakan Bayraktar’ın yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (İRENA) Genel Direktörü Francesco La Camera, TÜREB Başkanı İbrahim Erden ve birçok sektör temsilcisi yer aldı. Program, Bakan Bayraktar’ın konuşmasının ardından Türkiye’de yenilenebilir enerjinin geleceği ve yenilenebilir enerjideki yeni yatırım fırsatlarını ele alan oturumlarla devam etti.
Samsun Çağın trend bağımlılığı: "Sanal kumar" "Sağlıklı Yaşam, Güçlü Toplum, Güvenli Gelecek" panelinde madde bağımlılığının yanı sıra sanal bağımlılıklar da ele alındı. Panelde söz alan uzmanlar, hem uyuşturucu madde kullanımı konusunda hem de teknolojinin yanlış kullanımı alanında uyarılarda bulundu. Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), SAMÜ, Yeşilay Samsun Şubesi, Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde ve Atakum Rehberlik ve Araştırma Merkezi yürütücülüğünde Samsun Müzesi Konferans Salonu’nda "Sağlıklı Yaşam, Güçlü Toplum, Güvenli Gelecek Paneli" düzenlendi. Panel öncesi açılış konuşmasını yapan Samsun İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı İrfan Yetik, programın öneminden bahsetti. "Köklerinden güç alan, bilinçli, sorumluluk sahibi ve bağımlılıklardan uzak nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz" Bağımlılıktan uzak nesiller yetiştirmeyi hedeflediklerini dile getiren İrfan Yetik, "Samsun İl Millî Eğitim Müdürlüğü olarak özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin bağımlılıklardan uzak, sağlıklı, bilinçli ve güçlü bireyler olarak yetişmeleri adına çeşitli çalışmalar yürütmekteyiz. Günümüzde bağımlılık, yalnızca bireysel değil, toplumsal yönleriyle de ele alınması gereken önemli bir mesele hâline gelmiştir. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri, güçlü bir toplumun inşası açısından büyük önem taşımaktadır. Bizler eğitim camiası olarak öğrencilerimizin sadece akademik başarılarıyla değil, değerleriyle, yaşam becerileriyle ve sağlıklı karar alma süreçleriyle de gelişmelerini önemsiyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ortaya koyduğu anlayış doğrultusunda köklerinden güç alan, bilinçli, sorumluluk sahibi ve bağımlılıklardan uzak nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bu noktada rehberlik hizmetleri, okul kulüpleri ve kurumlar arası iş birlikleri çok kıymetlidir. Yeşilay başta olmak üzere üniversitelerimiz ve tüm paydaş kurumlarımızla yürütülen çalışmaların öğrencilerimizde önemli farkındalıklar oluşturduğuna inanıyoruz" dedi. "Bağımlılık irade meselesi değil, beyin hastalığıdır" İrade meselesi olarak görülen bağımlılığın aslında bir beyin hastalığı olduğuna değinen OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi ve OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Altın, "Bağımlılıkla mücadele konusu son zamanda büyük önem kazandı. Bağımlılık kavramını iyi tanımlayabilirsek, neyle mücadele edeceğimizi bilirsek ona göre alınacak önlemler de önem kazanıyor. Bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğu hâlâ toplum tarafından kabul edilmiş değil. Hâlâ bir irade meselesi olarak görülüyor. Bunu bir beyin hastalığı olarak kabul ederek, gençlere bu yolculuğun çok tehlikeli bir yolculuk olduğunu, buraya girişin kolay, çıkışın çok zor olduğunu söylemek gerekiyor. Arkadaş çevresi, çevrenin yanlış yönlendirmesi, yanlış mekân ve ortamlarda bulunmaları, ‘Bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesi ile maddeyi kullanma eğiliminde bulunabiliyorlar. Yaptığımız çalışmalarla bir kereden çok şeyin olacağını, madde bağımlılığının beyin hastalığı olmasının yanı sıra iyileşmeyen kronik bir hastalık olduğunu gençlerimize ve topluma anlatmaya çalışıyoruz. Bu sorun sadece bağımlıyı ilgilendirmiyor. Aileyi ve toplumu da ilgilendirdiğinden bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Tabiri caizse bulaşıcı hastalık gibi tüm topluma gençler arasından yayılarak devam ediyor. O nedenle bağımlılık karşıtı çalışmaların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. "Çocuklarımızı maddeden korurken, teknoloji bağımlısı hâline getirebiliyoruz" Çocuk ve gençleri sadece madde bağımlılığından korumanın yetmeyeceğini, teknoloji bağımlılığı konusunda da toplum ve ailenin bilinçlenmesi gerektiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Alaattin Altın, "Bağımlılıkla mücadele ilk olarak madde bağımlılığı göz önünde bulundurularak başlatıldı. Geldiğimiz noktada teknoloji bağımlılığı da büyük risk oluşturuyor. Teknoloji bağımlılığını pandemiden sonra çok fazla hissetmeye başladık. İnsanlar evlere kapanarak teknolojiye daha fazla yöneldiler. Teknoloji bağımlılığının ardından da bunlar birbirini etkileyerek devam ediyor. ‘Kumar bağımlılığı’, ‘sanal kumar bağımlılığı’ çok fazla gündeme geldi. O nedenle dopamin salınım sistemini bozan davranışsal bağımlılıklar, madde kullanımı gibi konuların üzerinde temelde durmamız gerekiyor. Çocuklarımızı maddeden korurken, teknoloji bağımlısı hâline getirebiliyoruz. Ailelerimizin de teknolojinin bilinçli kullanımıyla alakalı bilgi sahibi olması gerekiyor. Çocuklar hangi web sayfasına giriyor, hangi oyunları oynuyor bunları kontrol edemediğimizde maalesef sosyal medya bağımlılığı, kumar bağımlılığı, oyun bağımlılığı gibi çok çeşitli bağımlılık varyasyonları ortaya çıkıyor. Son dönemde teknoloji bağımlılığı da artarak devam eden bir bağımlılık türü. O nedenle aile ve çocukların bu konuda bilinçlenmesi için çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz" şeklinde konuştu. "Kumar cebimize kadar girdi" Yeşilay’a son dönemde en çok gelen danışanların kumar bağımlılığından kurtulma konusunda başvurduğunu ifade eden Yeşilay Samsun Şube Başkanı Emre Güneş ise "Yeşilay olarak bağımlılıkla mücadele kapsamında çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Çağımızda insanlar her şeye bağımlı olabiliyor. Davranışsal bağımlılık diye yeni kavramlar girdi. İnternet, sosyal medya, oyun, kumar bağımlılığı ve davranışlar sonucunda kontrolümüzü kaybettiğimiz zaman her duruma bağımlı olabiliyoruz. Bu noktada çocukları bağımlılıklardan korumak için öğretmenlerimizle çalışmalar yapıyoruz. Çocukların bağımlılıklardan kurtulması için eğitsel, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunması lazım. Çocuklar kendilerini eğitecek faaliyetler yürüttüğü sürece bağımlılıklardan da uzak duracaklardır. Bu çerçevede önleyici hizmetlerimizi her alana yayıyoruz. Son dönemde bizlere en çok kumar bağımlılığından kurtulma konusunda başvurular oldu. Teknoloji bağımlılığı da bunu tetikledi. Şu anda herkes cep telefonlarından kumar oynayabiliyor. Kumar cebimize kadar girdi. Bilinçsiz internet kullanımı, sosyal medya kullanımı insanları kumar bağımlılığına doğru itebiliyor. İzlenilen reklam ve filmler bazı yaş gruplarını kumara yönlendirebiliyor. YEDAM’a en çok kumar bağımlılığı başvurusu alıyoruz. Yeşilay’da kumar bağımlılığına karşı faaliyetler de yürütüyoruz. Uzmanlarımız psikoterapi desteği sağlıyor. Sosyal rehabilitasyonları sağlama noktasında çalışmalar yürütüyoruz. Uzmanlarımız bu konularda da kendilerini oldukça geliştirdi. Böyle konularda sıkıntıları olan vatandaşlarımız da Yeşilay’a her zaman başvurabilirler" ifadelerini kullandı. 2026 yılının "Bağımsızlık Yılı" ilan edilmesi doğrultusunda bireysel ve toplumsal bağımsızlığın en önemli unsurlarından biri olan sağlıklı yaşam bilincinin geliştirilmesine katkı sunmayı hedefleyerek düzenlenen panelde moderatörlüğü OMÜ Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Özcan yaparken, Alaattin Altın ve Emre Güneş’in yanı sıra Samsun İl Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar ve SAMÜ Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Fatih Ordu da kendi alanları konusunda sunum gerçekleştirdi. Panel ile öğrencilerin fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı bireyler olarak yetişmelerini desteklemek, bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak, öğrenci kulüpleri ile rehberlik hizmetlerinin etkililiğini vurgulamak ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek amaçlandı. Panel, soru-cevap kısmının ardından sona erdi.
Samsun Sahte e-devlet siteleriyle 1,5 milyarlık vurgun Samsun merkezli 6 ilde düzenlenen dev siber dolandırıcılık operasyonunda, sahte TOKİ ve E-Devlet başvuru siteleri üzerinden vatandaşları dolandırdığı öne sürülen 12 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Şüphelilerin banka ve kripto hesaplarında yaklaşık 1 milyar 500 milyon TL işlem hacmi tespit edildi. Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen soruşturmada, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından duyurulan 81 ilde 500 bin sosyal konut projesini fırsata çevirmeye çalışan şüphelilerin, vatandaşları profesyonel yöntemlerle hedef aldığı ortaya çıkarıldı. Yapılan incelemelerde şüphelilerin yabancı şahıslar adına çıkarılmış GSM hatları kullandıkları, ayrıca E-Devlet sisteminin başvuru ekranını taklit eden sahte internet siteleri hazırladıkları belirlendi. Şüphelilerin, "başvuru bedeli", "teminat ücreti" ve "sigorta işlemi" gibi gerekçelerle vatandaşları kendi IBAN hesaplarına para göndermeye yönlendirdikleri tespit edildi. Farklı illerde bağlantıları bulunan 12 şüpheliye ait banka ve kripto para hesaplarının incelenmesi sonucu yaklaşık 1,5 milyar TL’lik işlem hacmi ortaya çıkarıldı. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülen soruşturma kapsamında 12 Mayıs 2026 tarihinde Samsun merkezli olmak üzere İstanbul, Şanlıurfa, Aydın, Ankara ve Bursa’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda çok sayıda dijital materyal ile finansal veriye incelenmek üzere el konuldu. Yetkililer, kamu kurumlarının isim ve logoları kullanılarak hazırlanan sahte internet sitelerine karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı. Resmi kurumlar dışında herhangi bir hesaba ödeme yapılmaması gerektiği belirtilirken, şüpheli durumların ise 112 Acil Çağrı Merkezi ve güvenlik birimlerine bildirilmesi istendi.
İstanbul 9. MXGP Dünya Motokros Şampiyonası ve NG Afyon MotoFest’in tanıtım toplantısı yapıldı Afyonkarahisar’da 2-6 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan 9. MXGP Dünya Motokros Şampiyonası ve NG Afyon MotoFest’in tanıtım toplantısı yapıldı. Türkiye’nin uluslararası alanda en istikrarlı şekilde düzenlenen organizasyonlarından biri olan MXGP Türkiye Dünya Motokros Şampiyonası, bu yıl üst üste 9. kez Afyonkarahisar’da gerçekleştirilecek. Dünya Motokros Şampiyonası MXGP Türkiye ile eş zamanlı düzenlenecek NG Afyon Motofest ise müzikseverleri ve festival tutkunlarını bir araya getirecek. NG Afyon Motofest ve MXGP Türkiye, 2-6 Eylül 2026 tarihleri arasında Afyonkarahisar Motor Sporları Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Organizasyonun tanıtım lansmanı ise İstanbul’da bir otelde yapıldı. Lansmana; Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı, Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız, Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Mehmet Sadık Vefa, TMF Başkan Vekili Ogün Baysan, TMF Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, protokol üyeleri, motosiklet sektörü temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Mehmet Sadık Vefa: "Dünya Motokros Şampiyonası’nın Türkiye’nin spor turizmine önemli bir değer katacağına yürekten inanıyorum" MXGP Dünya Motokros Şampiyonası ve NG Afyon MotoFest’i 9. kez Türkiye’de gerçekleştirmenin gururunu ve mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Mehmet Sadık Vefa, "Türkiye Motosiklet Federasyonu olarak bu büyük organizasyonu her yıl daha da güçlenerek hayata geçirmenin haklı onurunu yaşıyoruz. Bu önemli organizasyonun ülkemizde istikrarlı bir şekilde düzenlenmesine katkı sağlayan, başta Gençlik ve Spor Bakanlığımız olmak üzere Afyonkarahisar Valiliği ve Afyonkarahisar Belediyesi’ne ve tüm paydaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Spor turizminin geleceği anlayışıyla hareket ederek Dünya Motokros Şampiyonası’nın Türkiye’nin spor turizmine önemli bir değer katacağına yürekten inanıyorum" ifadelerini kulandı. İhsan Ayrancı: "MXGP Türkiye artık bizim için sadece bir yarış değil" MXGP Dünya Motokros Şampiyonası’nın, Türkiye’nin uluslararası organizasyonlardaki gücünü, vizyonunu ve spor turizminde ulaştığı seviyeyi gösterdiğini aktaran Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı, "MXGP Dünya Motokros Şampiyonası’nın Türkiye etabına 9. kez ev sahipliği yapacağız Afyonkarahisar olarak. Bizler için bunun büyük bir gurur kaynağı olduğunu ve ülkemizin uluslararası spor organizasyonlarında gösterdiği başarının bir göstergesi olduğunu da burada ifade etmek istiyorum. MXGP Türkiye artık bizim için sadece bir yarış değil; bir şampiyona, gençlerimizi spora yönlendiren, şehrimize ekonomik canlılık kazandıran, ülkemizin ve Afyonkarahisar’ımızın doğal güzelliklerini ve misafirperverliğini dünyaya tanıtan çok yönlü bir değer haline gelmiştir. Bugün Türkiye, uluslararası spor organizasyonlarında yalnızca ev sahibi değil, aynı zamanda standart belirleyen, yön veren ve tercih edilen ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye bu alanda küresel ölçekte bir oyuncu ve söz sahibi bir ülke; Afyonkarahisar da bu vizyonun en güçlü merkezlerinden bir tanesi. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz Afyonkarahisar etabında MXGP Türkiye ve NG Afyon MotoFest’te toplamda 550 bin seyirciye ulaşarak çok büyük bir başarıyı ortaya koyduk. Her geçen yıl artan bu ilgi, şehrimizin uluslararası spor gündemindeki yerini daha da güçlendirmektedir. Bununla birlikte şampiyonanın 180 ülkede yayınlanarak yaklaşık 3,5 milyar kişiye ulaşması, ülkemizin tanıtımı açısından da çok önemli bir fırsatı ortaya koymaktadır. Spora ve gençlere verdiği güçlü destek için başta Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı arz ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Afyonkarahisar Belediyemize, Değerli Başkanımızın şahsında tüm belediye çalışanlarımıza emekleri için, destekleri için teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Ömer Yıldız: "Organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyorum" MXGP’nin uluslararası bir spor etkinliği olduğunu dile getiren Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız, "Türkiye’de bütün illerin ulusal ya da uluslararası düzeyde bir şeyler yapma çabaları vardır illerini tanıtmak için, geliştirmek için, turizmi canlandırmak için. Ne mutlu ki dokuzuncusu Afyon’da gerçekleşiyor ve bulunduğu, yapıldığı yer itibarıyla, organizasyon itibarıyla her yıl farklı farklı ödüller alan, dünyanın izlediği, takip ettiği ve takdir ettiği bir organizasyon. Biz Belediye Başkanımız yönetimi devraldıktan sonra bu konularda kültür, sanat, spor etkinlikleri konusunda bir kutup yıldızına ihtiyacımız olmadığını, MXGP’nin bu alanda bizim için bir kutup yıldızı olduğunu anladık ve bunun üzerinden ulusal ya da uluslararası organizasyonlarımızı yapmaya başladık. Elbette ki her organizasyonun birbirinden farkı vardır. MXGP’den öğrendiğimiz en temel şey şudur: kötüyse yapma, yapmak için yapma, insanlara en iyisini sunmak için çabala. Şimdi neden Afyon MXGP sorusunun belki de karşılığı budur. Organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. Aslı İşbakan: "MotoFest’e NG Afyon olarak destek vermekten memnuniyet duyuyoruz" NG Afyon olarak şehrin turizm vizyonuna katkı sağlayan, marka değerini güçlendiren ve uluslararası tanıtımlara destek olan organizasyonların içinde yer almaktan memnuniyet duyduklarını vurgulayan NG Afyon Satış Müdürü Aslı İşbakan da, "Afyonkarahisar sadece termal turizmi ile değil; gastronomi, spor organizasyonları ve kültürel zenginliği ile de öne çıkan çok değerli bir destinasyon. Bu anlamda bugün dünyanın en prestijli motokros organizasyonlarından biri olan MXGP Türkiye’ye bir kez daha ev sahipliği yapıyor olması şehrimiz adına son derece kıymetlidir. Farklı ülkelerden sporcuları, ziyaretçileri, milyonlarca izleyiciyi aynı platformda buluşturan bu organizasyon, Afyonkarahisar’ın uluslararası tanıtımına çok önemli katkı sunmaktadır. MXGP kapsamında gerçekleştirilecek MotoFest’e NG Afyon olarak destek vermekten ayrıca memnuniyet duyuyoruz" şeklinde konuştu. Afyonkarahisar Motor Sporları Merkezi, bu yıl da dünyanın dört bir yanından gelen sporseverleri ağırlayacak. Tüm dünyada en çok izlenen etaplardan biri olan MXGP Türkiye’de 25 ülkeden yaklaşık 150 elit sporcu mücadele edecek. NG Afyon Motofest ise 2 Eylül’de kapılarını açacak ve 6 Eylül’e kadar sürecek. 5 gün boyunca toplam 13 konser ve 50’ye yakın etkinlik gerçekleştirilecek festival, müzik ve motosiklet tutkunlarını bir araya getirecek. Konser programı ise şu şekilde: 2 Eylül Çarşamba: Emre Fel, Haluk Levent 3 Eylül Perşembe: M Lisa, Sefo, Demet Akalın 4 Eylül Cuma: Selin, Pentagram, Ceza 5 Eylül Cumartesi: Emre Altuğ, Derya Bedavacı 6 Eylül Pazar: Ece Seçkin, Kamuran Akkor (Ustalara Vefa), Murat Boz