ASAYİŞ - 01 Haziran 2026 Pazartesi 20:58

Sokak köpekleri kümese girdi, 30 tavuk telef oldu

A
A
A
Sokak köpekleri kümese girdi, 30 tavuk telef oldu

Bursa’nın Mudanya ilçesinde sokak köpeklerinin saldırdığı kümeste yaklaşık 30 tavuk telef oldu. O anlar güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.


Olay, sabah saatlerinde Mudanya ilçesi Güzelyalı Siteler Mahallesi Eski Bursa Asfaltı Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, bölgede sürü halinde dolaşan 3 sokak köpeği, müstakil bahçeli bir evin bahçesinde bulunan kümese girerek tavuklara saldırdı. Yaklaşık 40 dakika boyunca kümeste kalan köpekler, çok sayıda tavuğu telef etti. Saldırı anları ise güvenlik kamerası tarafından kaydedildi.


Yaşanan olayda kümeste bulunan yaklaşık 30 tavuk telef olurken, yalnızca 2 tavuğun canlı kaldığı öğrenildi. Olay sırasında tatilde olduğu belirtilen kümes sahibinin, yaşananları dönüşünden 2 gün sonra öğrendiği belirtildi. Olay günü ise komşuların köpekleri fark ederek müdahalede bulunduğu öğrenildi.


Öte yandan, aynı köpeklerin daha sonra yan komşunun kümesine de saldırdığı, burada da 3 tavuğun telef olduğu bildirildi. Mahalle sakinlerinin müdahalesiyle köpeklerin bölgeden uzaklaştırıldığı kaydedildi.


Yaşanan olayın ardından konuşan kümes sahibi, maddi kaybın yanı sıra çocukların güvenliği konusunda endişe duyduklarını belirterek, "Emek vererek büyüttüğümüz tavuklarımız telef oldu. Asıl endişemiz ise bu köpeklerin yarın çocuklara zarar verme ihtimali. Bahçelere rahatlıkla girebiliyorlar. Evde 6 yaşında, komşumuzda ise 4 yaşında çocuk var. Çocuklarımızın güvenliği konusunda endişeliyiz" dedi.


Mahalle sakinleri ise bölgede sokak köpeklerinin sıkça görüldüğünü belirterek, yetkililerden soruna kalıcı çözüm bulunmasını istedi.



Sokak köpekleri kümese girdi, 30 tavuk telef oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Terme’den dünyaya: Başkan Kul, Türkiye’yi temsilen Endonezya’da Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenecek Asya-Pasifik Bölgesel Zirvesi’ne Türkiye’den davet edilen tek belediye başkanı olan Şenol Kul, Endonezya’da yerel yönetim vizyonunu uluslararası platformda paylaşacak. Geçen hafta Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Dünya Kent Forumu’na katılan Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, uluslararası temaslarına bir yenisini daha ekliyor. Küresel belediyecilik ağlarında üstlendiği görevlerle dikkat çeken Başkan Kul, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından Endonezya’da düzenlenecek Asya-Pasifik Bölgesel Zirvesi’ne Türkiye’den davet edilen tek belediye başkanı olarak zirvede yer alacak. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Dış İlişkiler Komisyon Üyeliği, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Avrupa Birliği Bölgeler Komitesi Temsilciliği, Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Konsey Üyeliği ve UCLG Turizm ve Kültür Komisyonu Üyeliği görevlerini yürüten Başkan Kul, Endonezya’nın başkenti Cakarta’da gerçekleştirilecek "2026 PFD Asya-Pasifik Bölgesel Toplantısı"na özel davetle katılacak. Avrupa Birliği Komisyonu Uluslararası Ortaklıklar Genel Müdürlüğü tarafından Jakarta’da organize edilen ve ana teması "Paylaşılan Refah İçin Bölgesel Ortaklıklar" olan zirvede, Başkan Şenol Kul’un katılımcılara hitaben bir konuşma yapması planlanıyor. Avrupa Komisyonu’nun özel davetlisi olarak zirveye katılacak olan Başkan Kul’un ulaşım, konaklama ve organizasyona ilişkin tüm giderleri Avrupa Birliği Komisyonu tarafından karşılanacak. Küresel diplomasi trafiği ve aldığı davet hakkında konuşan Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Bakü’deki temaslarımızın hemen ardından Avrupa Komisyonu’ndan böylesine önemli bir davet almak, sadece şahsım adına değil, ülkemiz ve Terme’miz adına büyük bir gururdur. Asya-Pasifik, Avrupa ve küresel düzeydeki yerel yönetim aktörlerini buluşturacak bu platformda, yeşil dönüşüm, iklim dayanıklılığı ve sürdürülebilir kalkınma stratejileri üzerine deneyimlerimizi aktaracağız. Bizim için mesele yalnızca bir davete katılmak değil; Terme’nin sesini dünyaya duyurmak, dünyadaki iyi uygulamaları da Terme’ye taşımaktır" dedi. Zirvenin küresel iş birlikleri ve fonlar açısından stratejik önemine değinen Başkan Kul, "Bu toplantı, yerel yönetimlerin iklim kriziyle mücadelesinden yeşil finansmana erişimine kadar geleceğin dünyasını şekillendirecek kritik alt başlıkları barındırıyor. Türkiye’yi temsilen masada yer alacağımız bu zirvede kurduğumuz küresel köprüler, ilçemize kazandıracağımız vizyon projelerin de önünü açacaktır. Amacımız, Terme’nin adını uluslararası kürsülerde en iyi şekilde temsil etmek ve şehrimizin gelişimine katkı sunmaktır" diye konuştu. Asya ve Pasifik bölgesinin demografik, stratejik ve kültürel gelişiminin masaya yatırılacağı zirvede, Başkan Şenol Kul gerçekleştireceği üst düzey temaslarla Türkiye’deki yerel yönetim tecrübelerini küresel paydaşlarla paylaşırken, yeni iş birlikleri ve proje fırsatlarına yönelik görüşmelerde de bulunacak.
Ankara Aziz Yıldırım: "Yeniden en büyük Fenerbahçe dönemi ufukta" Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım, "Kendi küllerimizden doğup Zümrüdüanka kuşumuzu, Kanaryamızı zafere taşıyacağız. Yeniden en büyük Fenerbahçe dönemi ufukta" dedi. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 6-7 Haziran tarihlerinde gerçekleştirileceği olağanüstü seçimli genel kurul öncesi başkan adayı Aziz Yıldırım, Ankara ziyaretleri kapsamında kongre üyeleriyle bir araya geldi. Programda konuşan Aziz Yıldırım, "Fenerbahçe’nin büyüklüğünü ruhunda hisseden sizlerle başkentimizde bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bizler Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşunun, en büyük ailesinin fertleriyiz. Bu büyük camianın yeniden ayağa kalkma, kenetlenme ve özlenen günlere yürüme vakti gelmiştir. Camiamızın bugün her şeyden çok bir iradeye, güçlü bir yönetime ve bir liderliğe ihtiyacı vardır" diye konuştu. "Yeniden en büyük Fenerbahçe dönemi ufukta" Fenerbahçe camiasının zor zamanlar yaşadığını belirten Yıldırım, "Hep birlikte gözyaşları döktük. İhaneti de gördük, algılarla savaştık. Operasyonlar çekildi. Kumpaslar kuruldu. Son dakika maç, son maçta şampiyonluk kaybettik. Düşmanı hep başka yerde aradık, umudu ve zaferi de. Hepimiz üzgünüz. Çoğumuz kaygılıyız gelecekten. Nasıl olacak? Bu düştüğümüz kafamdan nasıl çıkacağız? Bu kötü duygular cehennemde yanıyor, cenneti arıyoruz. Cennet içimizde, umut biziz. Cesaret ve cüret bizim soyadımız. Çünkü biz Fenerbahçe’yiz. Bu günlerden hep birlikte çıkacağız. Bu çağı kapatıp yeni bir çağ açacağız, Fenerbahçe çağı. Bunun birlikte hep beraber başaracağız. Biz olarak yapacağız. Elbette hiç de kolay bir şey değil, tarif ettiğimiz. 40 parçaya bölünmüş gibi görünüyoruz. Gruplar, ekipçikler, sosyal medya akbabaları maalesef manzara umumiyet ortada. Sarı-lacivert sevda her şeyi aşar. Omuz omuza olacağız. Yan yana kalacağız. Kendi küllerimizden doğup Zümrüdüanka kuşumuzu, Kanaryamızı zafere taşıyacağız. Sözümüz söz. Yeniden en büyük Fenerbahçe dönemi ufukta" ifadelerini kullandı. "Yönetim kurulunda 7 Ankaralı var" Hedeflerinden de bahseden Yıldırım, "Avrupa’da istikrarlı bir başarı modeli oluşturmak en büyük hedeflerimizden biri olacaktır. Kulübümüzün dijital dönüşümünü tamamlamak, altyapı ve tesisleşmede yine öncü olmak ve 64 bin kişilik stadyumumuzu yapmak. Tüm bunların devamında dünya markası Fenerbahçe hedefini yeniden ait olduğu yere taşıyacağımıza gönülden ve yürekten inanıyoruz. Yolun sonu şampiyonluk olsun. Bu sevda bitmez gönüllerde. Yalnız burada bir cümle daha etmek istiyorum. Bu yönetim kurulunda listede 7 tane Ankaralı arkadaşımız da var" şeklinde konuştu.
Bolu Bolu’da polisten 2 kilometre kaçıp izini kaybettirdi: 200 bin lira ceza yedi Bolu’da polis ekiplerinin ‘dur’ ihtarına uymayarak 2 kilometre kaçan sürücü izini kaybettirdi. Polis ekipleri, otomobilin plakasına 200 bin lira idari para cezası uygularken, aracı 2 ay süreyle trafikten menetti. Olay, D-100 kara yolu Kuruçay mevkisinde akşam saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Semerkant Mahallesi Gezek Sokak’ta 14 BN 199 plakalı otomobilin tehlikeli şekilde kullanıldığı ve çevreyi rahatsız ettiği yönünde ihbar yapıldı. İhbar üzerine Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Ekipler, söz konusu aracı tespit ederek sürücüye ‘dur’ ihtarında bulundu. Ancak sürücü, polis ekiplerinin ihtarına uymayarak otomobiliyle kaçmaya başladı. Polis ekipleri ile sürücü arasında yaklaşık 2 kilometre süren kovalamaca yaşandı. Aracını bırakıp kaçtı Kovalamaca sırasında sürücü, aracını Kuruçay mevkisindeki bir benzin istasyonunun önüne bırakarak yaya olarak kaçtı. Bölgeye sevk edilen asayiş ekipleri tarafından kaçan şahsın yakalanması için çalışma başlatıldı. Yapılan aramalara rağmen sürücüye ulaşılamadı. Trafik ekiplerince yapılan işlemlerde, polisin ‘dur’ ihtarına uymayarak kaçan 14 BN 199 plakalı otomobile çeşitli trafik ihlalleri nedeniyle yaklaşık 200 bin lira idari para cezası uygulandı. Araç ayrıca 2 ay süreyle trafikten men edilerek çekici yardımıyla otoparka kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
Eskişehir Konkordatoda "ekonomik kalkan mı, istismar aracı mı" tartışması Eskişehirli Ticaret Hukuku Uzmanı Av. Dr. Ali Önal, son dönemde konkordato müessesesinde yaşanan suistimallere ve bağımsız denetim şirketlerinin oluşturduğu tekelleşme tehlikesine dikkat çekerek, piyasadaki fahiş raporlama maliyetlerine karşı yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı. Son dönemde piyasalarda yaşanan ekonomik gelişmelerle birlikte nakit sıkışıklığı yaşayan şirketlerin sıklıkla başvurduğu hukuki korunma yollarından biri olan konkordato müessesesi, yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Ticari hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan Av. Dr. Ali Önal; dürüst borçluları ve alacaklıları korumayı amaçlayan bu sistemin kötüye kullanım potansiyeline ve süreçteki en kritik viraj olan bağımsız denetim raporlarındaki fahiş fiyatlandırma krizine karşı uyarılarda bulundu. İcra ve İflas Kanunu kapsamında düzenlenen konkordatonun temel amacının, mali darboğaza düşen şirketlerin borçlarını yapılandırarak ticari hayatlarına devam etmesini sağlamak olduğunu belirten Av. Dr. Ali Önal, son yasal düzenlemeler ve bakanlıkların aldığı hızlı tedbirlerin suistimallerin önüne geçmede büyük rol oynadığını ifade etti. Ancak Dr. Önal, sürecin omurgasını oluşturan bağımsız denetim ayağında ciddi bir tekelleşme yaşandığını ve bu durumun sisteme erişimi zorlaştırdığını belirtti. "Şirketin konkordatoyu kötüye kullanıp kullanmayacağı en baştan tespit ediliyor" Konkordatonun kötüye kullanıldığına dair kamuoyunda ciddi söylemlerin bulunduğuna işaret eden ve sürecin yasal takvimine de değinen Dr. Önal, amacına uygun hareket eden firmalara duruma göre 3+2 ay geçici mühlet, ardından 1 yıl kesin mühlet ve nihayetinde 6 ay daha ek süre tanınarak toplamda 23 aylık hayati bir koruma kalkanı sağlandığını hatırlattı. Konuyla alakalı Av. Dr. Ali Önal, "Bu müesseseyi suistimal edenler elbette olabilir. Ancak hukuki düzenleniş amacına bakıldığında, hem Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hem de Adalet Bakanlığı’nın son dönemde aldığı tedbirler doğrultusunda, sistemin daha etkin ve faydalı kullanılabilmesi adına çok önemli adımlar atılmıştır. Şirketler mahkemeye başvurduktan sonra hızlıca komiser atanmakta ve şirketin ticari faaliyetini sürdürüp sürdüremeyeceğine dair en hızlı şekilde 20 günlük bir zaman zarfında rapor alınmaktadır. Dolayısıyla şirketin konkordatoyu kötüye kullanıp kullanmayacağı daha en baştan tespit edilerek suistimallerin önü kesilmektedir" dedi. "Dolar ve TL bazında çok yüksek maliyetli raporlar yazılmakta ve bir tekelleşmeye gidilmektedir" Sistemin en sancılı yönünün son zamanlarda gündemden düşmeyen bağımsız denetim şirketlerinin tutumu olduğunu vurgulayan Av. Dr. Ali Önal, piyasada ciddi bir fiyat tekeli oluştuğunu belirterek şunları söyledi: "Bir şirketin borçlarını ödeme yeterliliğine sahip olup olmadığı, ancak yetkili bağımsız denetim şirketlerince hazırlanacak raporlarla tescillenmektedir. Mali kriterleri referans alması gereken bu şirketlerden bazıları, süreç içerisinde yetkilerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle lisans iptalleri ile karşı karşıya kalmıştır. Bu durum piyasada çok az sayıda bağımsız denetim şirketinin kalmasına yol açmıştır. Kalan şirketler kendilerince bir fiyatlandırma politikası geliştirerek, konkordatoya erişim ihtiyacı olan firmaların bu imkanını zorlaştırıcı fiyatlandırmalar yapmaktadır. Dolar ya da TL bazında çok yüksek maliyetli raporlar yazılmakta ve açık bir tekelleşmeye gidilmektedir. Tam da bu noktada, darboğazdaki şirketlerin daha da mağdur edilmemesi adına ilgili bakanlıkların ivedilikle bağımsız denetim raporlarının fiyatlandırılması hususunda yeni ve sınırlandırıcı tedbirler alması beklenmektedir."