MAGAZİN - 07 Şubat 2026 Cumartesi 12:04

Uludağ’da Sefo çılgınlığı

A
A
A
Uludağ’da Sefo çılgınlığı

Uludağ’da Sefo çılgınlığı yaşandı. Kış festivalinde sahne alan ünlü sanatçı izleyenlerine unutulmaz bir gece yaşattı.


ÖzdilekPark Winterfest kapsamında sahne alan Sefo, Uludağ’da festivalin en yüksek enerjili gecelerinden birine imza attı. ÖzdilekPark Sunar sahnesini dolduran yüzlerce müziksever, Sefo’nun sahneye çıkışıyla birlikte tempoyu anında yükseltti.


Kış atmosferi, güçlü prodüksiyon ve kalabalığın enerjisiyle birlikte Uludağ gecesi adeta tek bir ritimde buluşurken, sahnedeki coşku festival alanının tamamına yayıldı.


Hit şarkılarını arka arkaya seslendiren Sefo, sahneye özel ve kış atmosferiyle uyumlu tarzıyla dikkat çekerken, güçlü performansı ve genç kitleyle kurduğu doğrudan iletişimle konser boyunca enerjiyi hiç düşürmedi. Ezbere söylenen şarkılar ve eşlik eden kalabalıkla birlikte Sefo’nun sahnesi, Winterfest gecesini hafızalara kazınan anlardan birine dönüştürdü.


ÖzdilekPark Winterfest’in ÖzdilekPark Sunar, +1 Sunar ve Hadi Sunar sahneleri ile Uludağ’ı renklendirmeye devam edeceği açıklandı



Uludağ’da Sefo çılgınlığı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın ADÜ’lü akademisyenler Nazilli’de her yönüyle kadına şiddeti anlattı Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyeleri, Nazilli’de görev yapan öğretmenlere Kadına şiddet semineri verdi. Nazilli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Nazilli Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nin ev sahipliğinde Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ kapsamındaki yılın ilk etkinliği Nazilli’de gerçekleştirildi. Nazilli Asımın Nesli AİHL Konferans Salonunda Okul Müdürü Bünyamin Aras ve Nazilli Rehberlik ve Araştırma Müdürü Yaşar Işlakca’nın ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe İl Milli Eğitim Şube Müdürü Mehmet Sebih Özden, Nazilli İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Şimşek, Şube Müdürleri, Sosyal Hizmet Merkezi Müdürü Mahmut Çetin, okul müdürleri, öğretmenler ve davetliler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Nazilli Rehberlik ve Araştırma Müdürü Yaşar Işlakca, yaptığı açılış konuşmasında "Kadına yönelik şiddetle mücadele gibi son derece önemli ve toplumsal sorumluluk gerektiren bir konuda düzenlediğimiz bu konferansa katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel bir sorun değil, toplumsal yapıyı derinden etkileyen, insan haklarını ihlal eden ve gelecek nesilleri de doğrudan etkileyen çok boyutlu bir problemdir. Fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital şiddet türleriyle karşımıza çıkan bu olgu, ancak bilinçlenme, iş birliği ve kararlı bir mücadeleyle önlenebilir. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri olarak bizler, koruyucu ve önleyici rehberlik hizmetleriyle, bireyin ruh sağlığını güçlendirmeyi, farkındalık oluşturmayı ve güvenli yaşam becerilerini desteklemeyi temel görevlerimiz arasında görmekteyiz. Bu doğrultuda düzenlediğimiz konferansımızın, bilgi paylaşımını artıracağına, kurumlar arası iş birliğini güçlendireceğine ve özellikle farkındalık açısından önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz. Bugün burada, alanında yetkin konuşmacılarımızdan kadına yönelik şiddetin nedenlerini, sonuçlarını ve çözüm yollarını bilimsel ve uygulamaya dönük bakış açılarıyla ele alacağız. Amacımız, sadece sorunları konuşmak değil, aynı zamanda çözüm üretmek ve toplumsal duyarlılığı artırmaktır" ifadelerine yer vererek başta panelist akademisyenler olmak üzere katılım sağlayan herkese teşekkür etti. Müdür Işlakca’nın konuşmasının ardından Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyeleri ADÜ Sosyal Bilimler Fakültesi’nden Dr.Öğretim Üyesi Rukiye Aydoğan, Hemşirelik Fakültesi’nden Dr.Öğretim Üyesi Gülfer Doğan Pekince, ADÜ Aydın MYO’dan Öğretim Görevlileri Aslıhan Topal ve Dilek Akıcı sunumlarını yaptı. Kadına şiddetin konu edildiği seminerde konuşmacılar ‘Şiddetin kadın sağlığına ve aileye etkisi’, ‘eğitim, kadın ve aile’, ‘medyada kadına yönelik şiddet ve kadın’ ve ‘aile araştırma merkezlerinin fonksiyonu’nu anlattı. 2 oturum halinde yaklaşık 4 saat süren etkinliğin sonunda izleyicilerin soruları da yanıtlandı. ADÜ bünyesinde 2011 yılında kurulan Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi hakkında bilgi veren Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğr. Gör. Dilek Akıcı; "Misyonumuz, kadına ve aileye verilen değerin ve kadının toplumsal statüsünün geliştirilmesi için tüm kurum ve birimlerle işbirliği içinde çalışmak, alanla ilgili bilimsel araştırma, kongre, sempozyum, çalıştay, panel, konferans, seminer, kurs düzenlemek ve diğer kuruluşlardan gelecek istekler doğrultusunda önerilen araştırma projelerini desteklemek ve yürütmektir. Vizyonumuz ise Kadın ve aile araştırmaları alanında faaliyet gösteren kurum, kuruluş ve birimlerle işbirliği içinde çalışmak, misyon doğrultusunda farkındalık oluşturmak ve bu kapsamda çalışan öncü merkezlerden birisi haline gelmektir. ADÜ Rektörümüz Prof. Dr. Bülent Kent’in büyük destekleri ile merkezimiz gönüllülük esasına göre çok sayıda projeye ve çalışmaya imza atmıştır. Özellikle son yıllarda yürüttüğümüz faaliyetlerle uluslararası çalışmalarda paydaş olarak etkin rol oynamaktayız. Kadına şiddet üzerine yaptığımız akademik çalışmalar, basılı yayınlar ve daha birçok proje ile üniversitemizin ismi ulusal alanda duyurulmuştur. Çalışmalarımızın sonucunda edindiğimiz sonuç; kadına yönelik şiddet, bir eğitim meselesi, bir aile meselesi ve bir toplumsal dayanıklılık meselesidir. Çünkü yalnızca kadını etkilemez, aileyi, çocuğu okulu ve eğitim sistemini de etkiler. Toplumsal yapıyı etkiler. Çoğu zaman biz, bunun sonuçlarını okul koridorlarında akran zorbalığı olarak görürüz. Kadına yönelik şiddet çoğu zaman, ekonomik bağımlılıkla, toplumsal rol kalıplarıyla, güç dengesizlikleriyle, iletişim yoksunluğuyla, hak bilincinin zayıflığıyla bağlantılıdır. Fiziksel şiddetin dışında psikolojik, ekonomik, sözlü, dijital şiddet de vardır. Bu şiddet biçimleri çocukların dünyasında normalleştiğinde, geleceğin ilişkileri de o norm üzerine kurulur. Merkezler bu konularda doğrudan müdahale kurumu değildir ama müdahalenin bilimsel altyapısını veriler sağlayarak üretirler. Merkezler, eğitim verir, akademik danışmanlık sağlar ve kurumlar arası koordinasyonu destekler. Bu da rehber öğretmenlerin arkasındaki bilimsel zemindir. Kadına yönelik şiddet, sağlık maliyetini artırır, eğitim performansını düşürür, sosyal uyumu zedeler, yoksulluk döngüsünü derinleştirir. Önleyici mekanizma kurmak, kriz yönetiminden daha ekonomiktir. Bir şehirde şiddet oranını azaltmak, okul terkini azaltır, gençlerde riskli davranışı düşürür, sosyal hizmet yükünü hafifletir. Kadın ve Aile Araştırma Merkezleri bu açılardan bir sosyal erken uyarı sistemidir. Şiddet gören çocuk, ileride ya şiddet uygulayıcı ya da yeniden mağdur olma riski taşır. Bu noktada kadını güçlendirmek, şiddet döngüsünü kırmaktır. Kadının ekonomik ve sosyal güçlenmesi, çocuğun güvenliğini artırır. Ailenin istikrarını güçlendirir. Toplumsal şiddet riskini azaltır. Bu mesele aileyi zayıflatmak değil; aileyi şiddetten arındırarak güçlendirmektir. Kadın ve Aile Araştırma Merkezleri, şiddeti görünür kılar ve nedenlerini analiz ederek önleyici modeller üretir. Eğitim sistemini destekler ve toplumsal dayanıklılığı artırır. Şiddetle mücadele yalnızca kollukla olmaz, bilimle ve eğitimle, önleyici politikayla olur. Kadın güçlenirse şiddet azalır. Şiddet azalırsa çocuk güçlenir. Çocuk güçlenirse toplum güçlenir. Bu nedenle Kadın ve Aile Araştırma Merkezleri akademik bir lüks değil toplumsal bir zorunluluktur" dedi.
Ankara Türk boğazları 2025’te 84 bin 640 gemilik trafiği yönetti Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "2025 yılında boğazlardaki gemi hareketliliği 84 bin 640’a ulaşırken 48 bin 579 kılavuzluk hizmeti verildi" dedi. Bakan Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 2025 yılına ait ‘Türk Boğazları Gemi Geçiş İstatistikleri’ni değerlendirdi. Uraloğlu, İstanbul ve Çanakkale boğazlarının dünya deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olmayı sürdürdüğünü belirtti. "İstanbul Boğazı’ndan 40 bin 172, Çanakkale Boğazı’ndan 44 bin 468 gemi geçti" İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında gerçekleşen kılavuzluk hizmeti verilerini de paylaşan Bakan Uraloğlu, "2025 yılında İstanbul Boğazından geçiş yapan 40 bin 172 geminin yüzde 61,3’ünü oluşturan 24 bin 608 gemiye kılavuzluk hizmeti verdik. Çanakkale Boğazından geçiş yapan 44 bin 468 geminin ise yüzde 53,9’u yani 23 bin 971 gemi kılavuz kaptanlarımız tarafından yönetildi. Böylece 2025 yılında boğazlardaki gemi hareketliliği 84 bin 640’a ulaşırken 48 bin 579 kılavuzluk hizmeti verildi" ifadelerini kullandı. "İstanbul ve Çanakkale boğazlarını en çok Genel Kargo Gemileri kullandı" Bakan Uraloğlu, 2025 yılı boyunca İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçen gemi türlerine ilişkin de bilgi vererek sözlerine şu şekilde devam etti: "Geçtiğimiz yıl hem İstanbul hem de Çanakkale boğazlarını en çok Genel Kargo Gemileri kullandı. Bu dönemde, İstanbul Boğazı’ndan 14 bin 724, Çanakkale Boğazı’ndan ise 13 bin 870 Genel Kargo Gemisi geçiş yaptı. Söz konusu dönemde Genel Kargo Gemilerini, Dökme Yük Gemileri takip etti. Bir yılda İstanbul Boğazı’nı 7 bin 493, Çanakkale Boğazı’nı 8 bin 66 Dökme Yük Gemisi kullandı." İstanbul Boğazı’nı kullanan gemilerde 203,7 milyon tonu tehlikeli yük olmak üzere toplam 422,8 milyon ton, Çanakkale Boğazı’nı kullanan gemilerde 232,5 milyon tonu tehlikeli yük olmak üzere toplam 570,3 milyon ton yük taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Bu dönemde 300 metreden büyük 128 gemi İstanbul Boğazı’ndan, 660 gemi ise Çanakkale Boğazı’ndan geçti. 250-300 metre boy aralığında ise İstanbul Boğazı’nda bin 836, Çanakkale Boğazı’nda 3 bin 11 gemi geçişi gerçekleşti" açıklamasında bulundu. "Türk Boğazları’ndan en fazla Panama bayraklı gemiler geçiş yaptı" Geçen yılın verilerine göre Türk Boğazları’nı en fazla kullanan gemilerin bayrak dağılımına ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, "Türk Boğazları’ndan 12 bin 823 gemi ile en fazla Panama bayraklı gemiler geçiş yaptı. Panamayı, 12 bin 765 adet ile Türk bayraklı ve 10 bin 735 ile Liberya bayraklı gemiler takip etti" değerlendirmesinde bulundu. "Deniz araçlarının karıştığı kaza ve olaylar 2024 yılına göre yüzde 21 azaldı" Uraloğlu, yoğun gemi trafiğine rağmen deniz emniyetinin en üst seviyede tutulduğunu belirterek, yıl boyunca meydana gelen deniz kazaları ve olaylarına ilişkin verileri de paylaştı. Ana Arama Kurtarma Merkezi Kaza/Olay İstatistiklerini de değerlendiren Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türk Arama Kurtarma Bölgesi içerisinde icra edilecek tüm arama kurtarma faaliyetlerini en üst düzeyde koordine eden Ana Arama Kurtarma Merkezimiz ile 2025 yılında 299 deniz aracı kazasına müdahalede bulunarak 561 kişiyi sağ olarak kurtardık. Deniz araçlarının karıştığı kaza ve olaylar 2024 yılına göre yüzde 21 azaldı." "Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Yönetmeliği Uygulama Yönergesi 2025 yılında revize edildi" Uraloğlu, Türk Boğazlarında seyir emniyeti ile can, mal, deniz ve çevre güvenliğini artırmaya yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirterek, "Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleyen Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Yönetmeliği Uygulama Yönergesi, gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda 2025 yılında revize edildi" dedi. "2025 yılında İstanbul’daki limanlara uğrak yapan kruvaziyer gemi sayısında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 30 arttı" Uraloğlu, kruvaziyer turizminde de önemli bir ivme yakalandığını belirterek, "İstanbul limanlarını 2024 yılında 204 kruvaziyer gemi ile 439 bin 968 kruvaziyer yolcu ziyaret ederken, 2025 yılında İstanbul limanlarına uğrak yapan kruvaziyer gemi sayısında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 30 artışla 265 kruvaziyer gemi ve 625 bin 517 kruvaziyer yolcuya ulaşıldı" ifadelerini kullandı.