GENEL - 04 Ocak 2020 Cumartesi 11:27

(Özel) Nostalji yaşamak isteyenlerin adresi: ‘Analog Plak’ kafe oldu

A
A
A
(Özel) Nostalji yaşamak isteyenlerin adresi: ‘Analog Plak’ kafe oldu

Denizli’de taş plak ve kaset biriktirmek için açtığı iş yerlerini kafeye çeviren ortaklar, 8 binin üzerinde taş plak ile nostalji meraklılarını adeta geçmişe götürüyor.

Denizli’de taş plak ve kaset biriktirmek için açtığı iş yerlerini kafeye çeviren ortaklar, 8 binin üzerinde taş plak ile nostalji meraklılarını adeta geçmişe götürüyor. Bu kafede çay ve kahveler gramofon ve plaklarla çalınan müzikler eşliğinde içiliyor.


İsmail Alparslan Ece, Türkiye ve Belçika’daki üniversite eğitiminin ardından Türkiye’ye gelerek ticarete atıldı. 29 yaşındaki Ece, Denizli’de açtığı ‘Analog Plak’ isimli kafe ile koleksiyonunu ve nostaljik ürünleri müşterilerinin beğenisine sundu. Kafesinde içecek ve yiyecekler ile birlikte nostalji meraklıları için plak ve kasette satan Ece, adeta kafesinde antika ürünlerin de satışını yapıyor. Eskileri yaşatmak ev eskilere olan değeri göstermek için kafesini bu şekilde tasarladığını ifade eden Ece, “Eskilere yönelik şeyler yapıyoruz. Mesela plak satıyoruz, pikap (müzik çalar) satıyoruz, plaklar hakkında aksesuarlar satıyoruz. Bunun yanında burası bir kafe aslında, insanlar istediği zaman buraya gelebilirler. Mesela şunu yapıyorlar insanlar, geliyorlar, kahvelerini ya da çaylarını istiyorlar bizden, biz de onlara en istediği şarkıyı plaktan çalıyoruz. Aslında konseptimiz bu şekilde. Eskileri yaşatmak istedik, biz aslında 90 kuşağıyız, seksenler daha iyi bilir bunu, eskiyi yaşayanlar daha iyi bilir. Eskiden her şey emek usulü üzerineydi, biz emeği tekrardan insanlara hatırlatmak için burayı kurduk aslında. Cansu’nun da benim de kendi işlerimiz var, kendi işlerimizi bırakıp bu işi yapmaya başladık” dedi.



“Selda Bağcan’ın ilk long plağı var”


Selda Bağcan gibi bir çok sanatçının ilk plaklarının olduğunu söyleyen Ece, elinde 8 binin üzerinde çok sayıda sanatçıya ait plak bulunduğunu kaydederek şunları söyledi:


“Plaklar olarak yaklaşık 8 binin biraz üzerinde plağımız var ama en kıymetli plaklarımızdan bir tanesi de bu plaktır. Selda Bağcan’ın ilk long plağı. Aslında çok fazla hikayesi var, her konserinde Selda Abla, bahseder plağından. Der ki, ‘Bu benim ilk long plağımdı, şöyleydi, bunu yaparken şey çektim.’ En son açık hava konserinde annem de en önde oturuyordu. Dedi ki ‘Bu benim ilk kayıtımdı.’ Sahneye verdiler bu plağın görüntüsünü, benim de yanımdaydı plak. ‘Anne hemen kaldır plağı’ dedim. Kaldırdık, hatta oradan kalan bir imzamız da var. Şuanda ki değeri yaklaşık 3 bin civarı. Temiz kopyaları çok zor bulunuyor zaten. Herkesle konuşmak için, eskiyi konuşmak için, kitap hakkında bir şeyler paylaşmak için, plaklar hakkında bir şeyler paylaşmak için, dahası emeği hatırlamak için hepinizi bekliyoruz."



“Müziğe verdiğimiz değeri göstermek için var burası”


İşletme ortaklarından Cansu Atik ise Denizli’de ender bulunan mekanlardan birisini işlettiklerini vurgulayarak, mekandan içeri adım atılır atılmaz adeta başka bir dünyaya girildiğini dile getirdi. Atik, "Burada çok güzel şeyler var, çok güzel plaklar var, eski eşyalar var, çok güzel dekorasyon yaptığımız küçük küçük objeler var. Üç çeşit plak var, yetmiş sekizlik, otuz üçlük ve kırk beşlik paklar. Yetmiş sekizlik plaklar bilindiği gibi taş plaklar, sadece gramofonlarda çalınan plaklar. Otuzüçlük ve kırk beşlik plaklarda pikaplarda çalınıyor. Burası insanların hem kahve içebileceği hem birlikte gelip sohbet edebileceği, istediği müziği plaktan dinleyebileceği bir yer. ’Ne içerisiniz?’ sorusundan sonra ‘Ne dinlemek istersiniz?’ sorusunun sorulduğu bir yer. İnsanlara verdiğimiz değeri, daha geçmişe verdiğimiz değeri, plaklara verdiğimiz değeri, müziğe verdiğimiz değeri göstermek için var burası” dedi.



"100 plağımız varken şimdi 8 binin üzerinde plağımız"


Kafeyi önce ellerinde bulunan ve hobi amaçlı biriktirdikleri plakların sayısını daha fazla arttırmak için açtıklarını ancak sonrasında işin büyüdüğünden bahseden Atik, “Burayı İsmail Alparslan Ece ile birlikte açtık. Daha öncesinde ikimizin de bambaşka işleri varken plak dinlemeye başladık, kendimiz için bir şeyler yapmaya karar verdiğimizde plak dinlemeye başladık. Daha sonrasında kaset dinlemeye başladık ve ‘Neden kendimiz için daha fazla şey yapmıyoruz. Bu hobiyi daha çok geliştirmiyoruz?’ dedik. Burayı ilk açmamızdaki amaç aslında elimizde olan plakları geliştirmekti, koleksiyonumuzu büyütmekti ve dükkanı açarken 100 plağımız varken şimdi 8 binin üzerinde plağımız var. Annenizin, babaannenizin ya da anneannenizin kullandığı dikiş makinelerinden, daha öncesinde dokuma yapılan kirkitlerden, dokuma tahtalarından, kahve değirmenlerinden, lambalardan, hesap makinelerinden daha neler neler. Bunları görmek için buraya gelmeniz ve hepsini tek tek incelemeniz gerekiyor” diye konuştu.


Kafeye gelen müşteriler görünümü ve çalınan müzikler ile adeta geçmişe bir yolculuk yapıyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Acil çağrıda saniyelerle kazanılan başarı Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, 112 Acil Çağrı Merkezi 2025 yılı verilerine göre ortaya koyduğu performansla Türkiye’nin en hızlı ve en verimli itfaiye teşkilatlarından biri olduğunu kanıtladı. Saniyelerin hayati önem taşıdığı acil yardım hizmetlerinde Denizli İtfaiyesi, hem reaksiyon hızı hem de çağrı karşılama oranlarında Türkiye ortalamalarını geride bırakarak zirveye yerleşti. İçişleri Bakanlığı’nın 2025 Yılı Çalışma Planı kapsamında belirlediği performans kriterlerine göre; acil çağrı yönlendirici reaksiyon süresinde Türkiye hedefi 5 saniye olarak belirlenmişken, Denizli İtfaiyesi personeli bu süreyi 2,82 saniyeye indirerek büyük bir başarıya imza attı. Türkiye ortalaması 4,65 saniye olan reaksiyon süresinde Denizli İtfaiyesi 2,82 saniye ile Türkiye genelinde 11. sırada, Denizli 112 Acil Çağrı Merkezi bünyesindeki kurumlar arasında ise 1. sırada yer aldı. Denizli İtfaiyesi çağrı karşılama oranında Türkiye ikincisi Vatandaşların yardım çağrısına anında refleks gösteren Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı çağrı personeli, cevaplanan çağrı sayısının toplam çağrı sayısına oranında %97,02 gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Türkiye ortalaması yüzde 88,40 olarak kayıtlara geçerken, Denizli İtfaiyesi bu alanda en başarılı 2. kurum olma başarısını gösterdi. "Halkımızın en zor anında, en hızlı şekilde yanındayız" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "Vatandaşımızın en zor anında uzanan ilk el olmanın sorumluluğuyla, her ihbarda saniyelerle yarışıyoruz. Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı personelimizin sergilediği bu yüksek disiplin ve özveri, şehrimizi acil çağrı hizmetlerinde Türkiye’nin parlayan yıldızı konumuna taşımıştır. 2,82 saniye gibi rekor bir sürede çağrıya cevap verip, yüzde 97’yi aşan bir oranla halkımızın sesine ses olan tüm mesai arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Gece gündüz demeden, büyük bir özveriyle görev yapan çağrı personelimizden sahada alevlere karşı mücadele gösteren ekiplerimize kadar tüm kahramanlarımızı yürekten kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. Şehrimizin huzuru ve güvenliği için biz buradayız, her an yanınızdayız" ifadelerine yer verdi.
Diyarbakır IBAN mağduriyetinin giderilmesine yönelik çalışmalarda sona gelindi Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, IBAN’ın kullandırılması sebebiyle oluşan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik çalışmalarda sona yaklaşıldığını belirtti. Uzun yıllar Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerinde ve dolandırıcılık suçları ile görevli Ağır Ceza Mahkemelerinde görev yapmış olan Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, IBAN mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik düzenlemenin bitme aşamasına geldiğini söyledi. Çakmakkaya, "Suç örgütleri yanında dolandırıcılık suçunu işleyen kişiler suça konu haksız kazancın izlerini başkalarına ait IBAN’lar ve banka kartları kullanarak kaybettiriyorlar. Hesabının üzerinde bloke olduğu, iş arayan mağdurun işe alınacağı ancak şirket için gerekli olduğundan hesaplarına ihtiyaç bulunduğu, hesap kiralamanın yasal olduğu gibi beyanlarla kişiler kandırılarak hesapları kullanılıyor. Dolandırıcılar bunun yanında masum kişileri arayarak kendilerini hakim, savcı, polis gibi unvanlarla tanıtarak anılan hesaplara para aktarımını sağladıktan sonra elde edilen parayı kiraladıkları IBAN üzerinden başka hesap ve kripto varlıklara aktarmak suretiyle veya diğer ortakları vasıtası ile çekerek aklıyorlar. Bu durumda hesabı kullanılan kişi suçun faili olarak ilk ulaşılan kişi oluyor. Kolay para, komisyon veya kısa süreli kullanım vaatlerine aldanan kişiler, bilgi sahibi olmasa da IBAN bilgilerini veya kredi kartlarını üçüncü kişilere kullandırmaları sebebi ile nitelikli dolandırıcılık, suç gelirlerinin aklanması gibi nitelikli suçlardan yargılanabiliyorlar. Kişilerin hesap bilgilerini bir kez vermeleri üzerine birden fazla suça iştirak etmekten yargılanmaları, dolandırıcılık suçunun yüz kızartıcı suçlardan olması sebebi ile hesabın da suçta kullanılması sonucu doğal olarak hesap bilgilerini kullandıran kişiler lekelenmeme hakkının ihlal edilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. Bu bağlamda yasada yer alan dolandırıcılık suçuna iştirak ile suç gelirlerinin aklanması arasında ince çizgide kalan kişilerin bulunması yanında suç kastı olduğuna dair şüphe bulunan kişilerin varlığı ve bunların yargılama sürecine dahil edilmesi kişilerin kendi hak ve özgürlükleri açısından ciddi risk teşkil ediyor. Süreç içerisinde dolandırıcıların doğrudan veya yardım eden sıfatı ile ile ortağı olarak bilerek suça iştirak edenle ile sahte satış vaadi ile kaparo alınması, sahte internet sitesi, sigorta süresinin bittiği yenilenmesi gerektiği, adının örgüt soruşturmasına karıştığı suçüstü yapılması için kolluğun paraya ihtiyacı olduğu gibi yöntemlerle kandırılan kişiler ile hesapları kullanılan kişiler yüz yüze kalıyor. Sahte ilanların uzun süre internet üzerinde kalması çağrı merkezlerine ait hatların uzun süre kullanımda tutulması, teknolojik ilerlemeler karşısında teknik ve personel altyapısının yetersiz kalması sonucu etkin soruşturma yapılmaması gibi parası elde edilen kişiler ile hesapları kullanılan bireyler yüz yüze kalabiliyor. Anılan durum mağduriyet oluşturabiliyor" dedi. "Gençler ve öğrenciler hedef alınıyor" Cumhuriyet Savcısı Çakmakkaya, özellikle gençlerin ve öğrencilerin hedef alındığını söyledi. Çakmakkaya, "Acil para göndereceğim, hesabını kısa süreli kullanabilir miyim, komisyon kazanacaksın gibi ifadeler çoğunlukla dolandırıcılık ağlarının tuzaklarıdır. Bu tekliflere itibar edilmemesi gerekir. Kolay para vaadine itibar edilmemeli. Emek sarf etmeksizin hesap kiralama veya benzer tekliflere karşı dikkatli olunmalıdır. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı bünyesinde 2025 yılında Doç. Dr. Cuma Ece ile yürütülen akademik bilgilendirme ve 2026 yılında etkinlik temelli bilgilendirmeye dayalı faaliyetlerin farkındalık çalışmalarına örnek olması açısından özel bir önemi bulunuyor. Bilişim ve dolandırıcılık suçları konusunda proje temelli akademik çalışmalar sürmektedir. Konu ile ilgili Hakimler Savcılar Kurulu ile YÖK’ün başsavcılıklar ve üniversitelere gönderdikleri iş birliği ve farkındalık faaliyetlerinin artırılmasına yönelik yazılar sonrası konu hakkındaki bilgilendirme faaliyetlerinin önemli bir ivme kazanmıştır" diye konuştu. Yasal düzenlenenin önemi ve kapsamı Teknolojik gelişmelerin dijital finansal işlemlerden çevrimiçi platformlara kadar toplumsal yaşamın her alanını dönüştürmesi ve hızlı değişimin hukuki düzenlemelerin de yeni ihtiyaçlara göre şekillenmesini gerekli kıldığını, bilişim ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin yasal düzenlemelerin bu bağlamda hukukun uyum süreçlerini ve norm üretim hızını anlamak açısından somut bir örnek sunduğunu belirten Çakmakkaya, mevcut yasaların hem bireysel hakları koruma hem de toplumsal güvenliği sağlama ihtiyacına dayalı olarak oluşturulduğuna, bilişim suçları ve dolandırıcılık alanındaki düzenlemelerin, teknolojik yeniliklerin getirdiği riskler ve boşluklar göz önünde bulundurularak geliştirilmesi gerektiğine, hukuki çerçevenin bu suçları kapsayacak şekilde güncellenmesi, düzenleyici mekanizmaların teknolojiyle dengeli ilerlemesini desteklemesinin önemli olduğuna, yargı kararları ve uygulamaların hukuki süreçlerin teknolojik gelişmelerle uyumlu olması açısından önemini vurguladığına değindi. Açık kaynak araştırmasına göre 50 bin kişinin hüküm aldığı, 300 bin kişinin yargılama sürecinde olduğunun anlaşıldığını söyleyen Çakmakkaya, yasal düzenleme yapılırken çok sayıda kişinin konudan mağdur olduğunun iddia edildiği dikkate alınarak süratli ve kapsayıcı şekilde ele alınması gerektiğini belirtti. Çakmakkaya, dolandırıcılık dosyalarının yeniden ele alınması ile infaz süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inandığını belirterek, yasa çalışmasının hukukun gelişimi için olumlu bir adım olduğuna işaret etti. 2018 yılında uluslararası hakemli Balkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi’nde yayınlanan "Bilişim Suçları ile Mücadelede Karşılaşılan Sorunlar", 2024 yılında "Sosyal Medyada Ökse Tuzağı: Dijital Dönüşümün Bireylere ve Kamuya Etkisi", 2025 yılında "Banka Hesapları ve Kredi Kartlarının Üçüncü Kişilere Kullandırılmasının Dolandırıcılık Suçu Olarak Nitelendirilmesi Üzerine Değerlendirme" başta olmak üzere makale ve kitaplarında konuyu irdelediğini belirten Çakmakkaya, bu bağlamda bilimsel araştırmalara dayalı çözüm önerileri sunduğunu söyledi. Çakmakkaya, bilişim ve dolandırıcılık suçlarında araştırma ve delil toplamanın tamamen kolluk tarafından yürütülmesi yerine adliyelerde suçları analiz edebilecek bilişim uzmanları aracılığı ile yapılması, katiplik sınav koşullarının güncellenmesi ile yıllar önce yerleşik uygulama olan üç dakikada 90 kelime yazma yerine bilişim suçları büroları için iki yıllık bilişim alanında yüksekokul mezunu ve bu alanda yeterliliği olanların alınması gerektiğini dile getirdi. Çakmakkaya, hukuk fakültelerinde bilişim alanında yan dal ve benzeri şekilde eğitim alanlarının ileride bilişim konusunda hakim savcı avukat olarak yetiştirilmesinin önünün açılmasının hakim ve savcı yardımcılarının da yardımcılık sürecinde bilişim ihtisas mahkemelerinde görev yapabilecekleri göz önüne alınarak, bu alanda yetiştirilmelerinin gerektiğine, itibar suikastlarının ayrı bir kanun maddesi ile düzenlenerek ayrı tutulmak şartı ile hakaret suçlarını gelir kapısı haline getiren kişilerin tespiti ile adliyeleri haksız ve kasıtlı meşgul eden eylemlerin önlenmesi, 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınlar ile Bu Yayınlar ile İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi" hakkındaki yasanın güncellemesinin konunun çözümüne katkı sağlayacağına, bilişim ve dolandırıcılık alanında Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu yanında konuyla ilgili 5651 sayılı yasa gibi yasalarla birlikte geniş kapsamlı olarak ele alınması gerektiğini kaydetti. Organizasyonlarda insan kaynakları yönetiminin, kurumsal sosyal sorumluluk anlayışını beraberinde getirdiğine değinen Çakmakkaya, dijital teknolojilerde yaşanan baş döndürücü hızın suçlu profili ve suç tiplerine de yansıdığına dikkat çekerken, yasaların anılan gelişime ayak uydurmakta zorlandığını, süreçlerin iyileştirilmesi için Adalet Bakanlığı, Hakimler Savcılar Kurulu, YÖK, İçişleri Bakanlığı ve diğer kurumların birlikte çalışma yürütmesi gerektiğine, özellikle yasaların uygulanması esnasında karşılaşılan sorunların kürsüden anlık takibinin önem taşıdığına, bu amaçla merkezde ve taşrada çalışma komisyonları kurulması ile yeni suç türlerine karşı yasa önerilerinin il ve ilçe başsavcılıkları ile adalet komisyonlarının yapacakları istatistik, analiz, raporlama, öneri ile ivme kazanacağına dikkat çekti. 12. Yargı Paketi’nde yer alması beklenen yasa değişikliğinin toplumsal bir sorunu çözmek açısından oldukça önemli olduğuna değinen Çakmakkaya, bu alanda yasanın önemli bir boşluğu dolduracağına inandığını sözlerine ekledi.