MAGAZİN - 13 Şubat 2026 Cuma 12:49

90’ların duygusal şarkıları yeni albümde hayat buldu

A
A
A
90’ların duygusal şarkıları yeni albümde hayat buldu

Lise ve üniversite yıllarında temelleri atılan müzikal dostluk, 30 yıl sonra profesyonel bir albüme dönüştü. Yol ve Yolcu grubu, 90’ların ruhunu taşıyan 5 şarkıdan oluşan "Ben mi?" albümüyle müzik piyasasına hızlı bir giriş yaptı.



Serkan Urgancı ve Mert Atalay tarafından kurulan Yol ve Yolcu grubu, müzik dünyasına anlamlı ve nostaljik bir giriş yaptı. Yaklaşık 30 yıl önce üniversite sıralarında başlayan ve o dönemde sadece yakın çevrelerinde bilinen besteler, aradan geçen uzun yılların ardından profesyonel kayıtlarla ölümsüzleştirildi. Grubun beş şarkıdan oluşan ve "Ben mi?" adını taşıyan ilk stüdyo albümü, dijital müzik platformu üzerinden dinleyicilerin beğenisine sunulurken, eserler 90’lı yılların melodik yapısını günümüze taşıdı.



Gençlik hayali gerçeğe dönüştü


Grubun üyelerinden Serkan Urgancı, müziğin hayatlarında her zaman önemli bir yer tuttuğunu ancak profesyonel adımların yaşam şartları nedeniyle ertelendiğini ifade etti. Bestelerin ortaya çıkış sürecini ve yaşadıkları heyecanı dile getiren Urgancı, "Öğrenci evimizde aklımıza gelen küçük bir melodi, birkaç kelime söz üstüne heyecanla günlerce uğraşır, ortaya çıkan bestelerimizden büyük haz alırdık. O günün şartları ve kendimizi içinde bulduğumuz hayat telaşı bestelerimizin derli toplu hale getirilmesini engellemişti. Ancak aradan geçen uzun yıllar sonunda nihayet bestelerimiz profesyonel dokunuşlarla hayat buldu. Bu bizim gençlik hayalimizdi" dedi.



90’ların duygu yüklü ruhu


Yol ve Yolcu grubunun diğer üyesi Mert Atalay ise albümün müzikal kimliği hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kendi kuşaklarının müzikal rengini yeniden canlandırmayı hedeflediklerini belirten Atalay, "Bizler 90’lar gençleriyiz. 90’ların melodik ve duygu yüklü şarkılarıyla büyüdük. Elbette ki zaman içerisinde müzik tarzları ve yeni kuşakların beğenileri değişti. Fakat görüyorum ki sadece bizim yaş grubumuz değil gençler de 90’ların şarkılarına ilgi gösteriyor. Bizim de müziğimizin temelini, içinde yoğrulduğumuz 90’ların duygu yüklü melodik tarzı oluşturuyor" şeklinde konuştu.



Albümün özellikle akustik ve duygusal tınıları ilgi duyan müzikseverler tarafından listelerde üst sıralarda yer almaya başladı.



90’ların duygusal şarkıları yeni albümde hayat buldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun OMÜ’de Üniversite Danışma Kurulu Toplantısı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın’ın ev sahipliğinde geniş katılımla Üniversite Danışma Kurulu Toplantısı gerçekleştirildi. Üniversite–şehir–sanayi iş birliğini güçlendirmek ve OMÜ’nün stratejik hedeflerini değerlendirmek amacıyla düzenlenen toplantı, kamu, yerel yönetim, iş dünyası ve akademi temsilcilerini bir araya getirdi. Senato Salonu’nda düzenlenen toplantıya; OMÜ yönetimi, kamu kurum temsilcileri, sanayi ve ticaret kuruluşlarının temsilcileri ile akademisyenler katıldı. Toplantının ilk gündem maddesinde, OMÜ ile sanayi iş birliğinde yürütülen faaliyetler ele alındı. Üniversitenin Ar-Ge kapasitesi, teknoloji transferi süreçleri, sektör odaklı projeler ve nitelikli insan kaynağı yetiştirme misyonu çerçevesinde mevcut çalışmalar değerlendirildi; iş dünyası temsilcilerinin beklenti ve önerileri dinlendi. Üniversite Danışma Kurulu Toplantısı gündeminin önemli başlıklarından birini de hastane projesi oluşturdu. 2026 Yatırım Programı’na alınan Yeni Tıp Fakültesi Hastanesi Projesi hakkında kapsamlı bir bilgilendirme yapıldı. Büyük heyecan uyandıran projeye ilişkin olarak kamu ve özel sektör temsilcileri de görüş, beklenti ve önerilerini dile getirdi. Projenin bölgenin sağlık altyapısına, sağlık turizmine ve üniversitenin akademik kapasitesine sağlayacağı katkılar detaylı biçimde ele alındı. Ayrıca, OMÜ ev sahipliğinde ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Samsun’da gerçekleştirilecek olan Orta Karadeniz Kariyer Fuarı (OKAF 2026) hazırlıkları görüşüldü. İŞKUR–OKAF iş birliği çerçevesinde gençlerin istihdam edilebilirliğinin artırılması, üniversite–iş dünyası buluşmalarının güçlendirilmesi ve bölgesel insan kaynağı potansiyelinin etkin şekilde değerlendirilmesine yönelik planlamalar paylaşıldı. Gündemin bir diğer başlığı ise sağlık turizmi oldu. OMÜ’nün sağlık altyapısı, nitelikli akademik kadrosu ve planlanan yeni hastane yatırımı doğrultusunda bölgesel ve uluslararası ölçekte sağlık turizmi potansiyelinin artırılmasına yönelik stratejiler değerlendirildi. Görüş ve önerilerin alınmasının ardından toplantı sona erdi.
Samsun Meçhul Paşa oyuncuları OMÜ’de öğrencilerle buluştu Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gençlik Topluluğu tarafından düzenlenen "Ders Arası Hikayeler" adlı söyleşide Meçhul Paşa tiyatro oyuncuları Bülent Çolak, Erdem Akakçe ve Fatih Koyunoğlu öğrencilerle bir araya geldi. OMÜ UZEM Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşide konuşan Gençlik Topluluğu Başkanı Ertan Atasayar, topluluğun bu yıl 15. kuruluş yılını kutlamanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Atasayar, 15 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Gençlik Topluluğu’nun bugüne kadar 160’tan fazla etkinlik düzenlediğini ve 220’den fazla konuğu üniversitede ağırladığını ifade etti. Söyleşide deneyimlerini öğrencilerle paylaşan Fatih Koyunoğlu, sanat yolculuğunun sabır ve istikrar gerektirdiğini, sahnede görünen performansın arkasında yoğun bir hazırlık ve ekip çalışması bulunduğuna dikkat çekerek gençlere kendi yollarını ararken cesur olmalarını önerdi. Bülent Çolak, tiyatronun yalnızca bir sahne sanatı olmadığını insanı, toplumu ve gündelik hayatı anlamaya dönük bir alan olduğunu vurguladı. Erdem Akakçe ise üniversitelerde gerçekleştirilen kültürel etkinliklerin öğrencilerin ufkunu genişlettiğini belirtti. Söyleşi, Gençlik Topluluğu Akademik Danışmanı Prof. Dr. Tamer Aslan ile Gençlik Topluluğu Başkanı Ertan Atasayar’ın konuklara teşekkür belgesi takdim etmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Ankara Bakan Gürlek: "(İBB soruşturması) Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık" Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturmayla ilgili, "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık. Şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez Suç var mı yok mu ona bakarız. İhbarlar ve şikayetler vardı bir kısımda kendi içlerinden başvurular vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, bir televizyon kanalında katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Gürlek, "Ben öncelikli olarak bu önemli görevi bana tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanımıza itimatları, takdir ve tensipleri için şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yemin töreninden sonra yayınladıkları nazik tebrik mesajı ile de desteklerini ifade eden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye de hassaten teşekkürlerimi sunuyorum. Dualarını esirgemeyen, tebrik ve iyi niyet dileklerini ileten bütün vatandaşlarıma, özellikle biliyorsunuz 33 yıl sonra Nevşehir’den ilk bir bakan seçildi, özellikle Nevşehirli hemşerilerime saygılarımı sunuyorum" diye konuştu. "O gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm" Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan olaylar hakkında sorulan sorulara cevap veren Bakan Gürlek, "O gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm. Şundan; neden? Burası Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlığı bir görevi, yani Yüce Türk Meclisi. Burada şahısların bir sorunu yok; benim şahsım Ali, Akın, Veli önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin ediyoruz. Yüce Meclis, biliyorsunuz Gazi Meclisimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir Meclis. Oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü, yani şaşkınlık yaşadım. Ben bunun örgütlü olarak bir yapı olup olmadığını bilemem. Normalde usulü siz daha iyi biliyorsunuz; Meclis Başkanvekilimiz Bekir Bey anons etti, ilk isim olarak beni anons etti. Ben kürsüye çıktım. Bir metin var biliyorsunuz, metnin usulen okunması gerekiyor. Metin okunurken birden karıştı, yani ortalık karıştı" sözlerini söyledi. "Bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı" Mecliste yaşanan olayları hoş karşılamadığını ifade eden Gürlek, milletvekillerini seçen milli iradeye kavganın yakışmadığını belirterek, şunları kaydetti: "Orası biliyorsunuz Türkiye’nin en seçkin yeri. İnsanların vatandaşın iradesiyle, milletin iradesiyle seçmiş olduğu milletvekillerinin görev yaptığı bir yer. Ben açıkçası bu kadar karışıklık olduğunu bilmiyordum. Birden kürsüye saldırılar başladı. Ama bu konuda daha önce özellikle AK Parti grup başkanvekilleri arkadaşlarımız, AK Parti’deki çok değerli milletvekillerimiz beni uyardılar; ‘Bir karışıklık bekliyoruz, bu konuda sen de biraz dikkatli olur musun?’ dediler. Sonraki olayları ben de televizyondan izledim. Çok karışıklık oldu. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Bizim şunu yapmamamız lazım; kurumları yıpratmamamız lazım. Orası milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi. Buradaki şahıs Akın Gürlek değil. Burada bir Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı’nın yemin töreni var. Bizim kesinlikle çok saygı duyduğumuz, çok saygın bir kurum, milletin iradesinin tecelli ettiği parlamentoyu bu tartışmalarla, kürsü işgal etmek, bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı. En önemlisi de milletvekillerini seçen milli iradeye de yakışmadı. Bunları ben de televizyondan izledim, açıkçası hoş karşılamadım." "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık" İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasının nasıl başladığıyla ilgili soru üzerine Bakan Gürlek, "Vatandaş ve parti içinden gelen ihbar ve şikayetlerle soruşturmaya başladık. Şüphelinin sıfatı savcıyı ilgilendirmez. Suç var mı yok mu ona bakarız. İhbarlar ve şikayetler vardı bir kısımda kendi içlerinden başvurular vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda. Biz de gelen ihbarlar ve şikayetler doğrultusunda soruşturmaya başladık. Para kuleleri dosyasını biz zaten inceliyorduk. Ciddi iddialar vardı para kuleleri ile ilgili. Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak için başlatılabilir. Soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları. Sadece bu sizin söylediğiniz İBB soruşturması değil, ben genel anlamda söylemek istiyorum. Bütün soruşturmalarda soruşturmaya başlanır, sonraki delil durumuna göre savcılık takdir eder; ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp ‘takipsizlik’ dediğimiz kararı verir" ifadelerini kullandı. "İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı" İddianame hakkında sorulan soruları yanıtlayan Bakan Gürlek, "İddianame kabul edildiği için, iddianameyi herkes okuyor rahatlıkla. Burada artık gizlilik kararı kalktı, iddianame kabul edildiği için kamuya açık. Herkes bir şekilde iddianameyi okuyup yorumlayabiliyor. Cumhuriyet savcısının ciddi iddia karşısında ‘Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum’ deme lüksü yoktur. İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik" şeklinde konuştu. "Soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı" Soruşturmaya başladıklarında ellerinde delil olduğunu ve bu delillerin sonradan maddi delil olarak ortaya çıktığını söyleyen Bakan Gürlek, "Soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Yani bu yaptık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik" diye konuştu. "Gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten beş dakika sonra hesap hareketi ortaya çıkmış" Aziz İhsan Aktaş ile İBB arasında yaşanan olayları aktaran Bakan Gürlek, araştırmanın boyutlarından bahsederek şunları kaydetti: "Aziz İhsan Aktaş’ın bir belediyeden alacağı var. Aziz İhsan Aktaş diyor ki ‘Ben belediyeden alacağımı istiyorum, işte benden komisyon istiyorlar, yani rüşvet istiyorlar.’ Aziz İhsan Aktaş’a diyoruz ki biz; ‘Sen ispatla.’ O da diyor ki; ‘Benimle şurada görüştüler’ diyor. Bakın, çok önemli. ‘Nerede görüştüler?’ diyoruz; atıyorum ‘Ankara’da Otogar’da görüştüler’ diyor. Biz bunu teyit etmemiz için bakıyoruz. Şüpheli şahısla Aziz İhsan Aktaş’ın aynı yerde görüşüp görüşmediğini, ortak baz istasyonu verip vermediğini alıyoruz. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; ‘Ben para verdim’ diyor. ‘Parayı nerede verdin?’ diyoruz; ‘Burada’ diyor. ‘Nereden çektin?’ diyoruz; ‘Balgat’taki bir banka şubesinden çektim’ diyor. Bakıyoruz gerçekten de yazıyoruz bankaya; Balgat’taki şubeden para çekilmiş. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; ‘Yani parayı rüşveti verdikten sonra beş dakika sonra benim hakedişim hesabıma yattı’ diyoruz. Bunu da teyit etmek zorundayız. Bakıyoruz gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten beş dakika sonra Aziz İhsan Aktaş’ın hesap hareketi ortaya çıkmış." "Mahkemeler siyasi şov yeri değil" İBB davasının canlı yayınlaması hakkında sorulan soruya cevap veren Bakan Gürlek, "Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir. Her etkin pişmanlıktan yararlanan ve itirafçı olan beraat edecek diye bir algı yanlış. Meclis iradesiyle mahkeme canlı yayınlanabilir. Mahkemeler siyasi şov yeri değil. 143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok" dedi. "Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor" Yasa dışı bahis operasyonları hakkında soru üzerine Bakan Gürlek, "Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor. Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz kökünü kazıyacağız. Yasa dışı bahis paralarının Türkiye’ye kazandırılması gerekiyor. Yasa dışı bahis belasından vatandaşlarımızı kurtarmak istiyoruz. Görev yaptığımız süre boyunca bu konuyla mücadele ettik. Adalet Bakanı olarak görevde bulunduğum sürece de bu illetin üzerine kararlılıkla gideceğiz" diye konuştu. "Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu" Uyuşturucunun Türkiye’nin en büyük sorunu olduğuna dikkati çeken Gürlek, "Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Aileler özellikle çocukların uyuşturucu kullanmasından dolayı çok üzgün. Anneler babalar bana geliyorlar, telefonda mesaj atıyorlar bize oğlumuzu bu illetten kurtar diyorlar. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Uyuşturucu içenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz. Uyuşturucuda sistem şu şekilde işliyor. Torbacı diye tabir edilen bir kişi var torbacının altında da bunu dağıtan bir kişi var. 4 tane ana dağıtıcıya ulaştık. Daha sonra barona ulaşıyorsunuz. Hedefimizde uyuşturucu baronları var" şeklinde konuştu. "Sosyal medyada bilgi kirliliği var" Sosyal medya ile alakalı bir çalışma yapılıp yapılmayacağıyla ilgili soru üzerine Gürlek, "Sosyal medyada bilgi kirliliği var. Sosyal medya ile ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa, bir yazıyı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Biliyoruz itibar suikastları oluyor, herkese itibar suikastı oluyor; hakim savcı arkadaşlara oluyor, yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa, bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak" ifadelerini kullandı. "‘Alo Adalet’ hattı kuracağız" "Alo Adalet" hattının kurulacağını açıklayan Bakan Gürlek, "Şu an en büyük sorun yargılamanın gecikmesi. ‘Sıfır gecikme’ diye bir proje başlattık. Benim yeni adalet bakanlığı döneminde şu şekilde bir sistem kurmayı düşünüyorum: ‘Alo adalet’ hattı kuracağız. İlk kez açıklıyorum. Nedir, vatandaş atıyorum bir boşanma davası var, 17 celseden beri boşanma davası bitmemiş. Burada vatandaş hatta ulaşabilir" dedi. "CHP’nin kapatılması ihbarı tamamen yanlış bilgi" Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapatılması iddiaları hakkındaki soruyu yanıtlayan Bakan Gürlek, "Siyasi partilerin kapatılması olmaz. Bunu zorlaştıran da zaten AK Parti. CHP’nin kapatılması ihbarı tamamen yanlış bilgi" diye konuştu.
İstanbul Polisi ve eşini darbeden şüpheliler serbest bırakılmıştı: İtiraz üzerine tutuklandılar Küçükçekmece’de sokakta otomobille çarptıkları polis memuru ve eşini çıkan tartışma sonrası darbeden 3 şüpheli, adli kontrolle serbest bırakılmasının ardından savcılık itirazıyla tutuklandı. Olay, 6 Şubat’ta saat 23.00 sıralarında Küçükçekmece İstasyon Mahallesi İstasyon Caddesi üzerinde meydana gelmişti. İstirahatli polis memuru T.Y., ile eşi E.Y., ile birlikte yürüdüğü esnada otomobil eşi E.Y.’ye çarpmıştı. Bunun üzerine polis memuru ile otomobil sürücüsü arasında tartışma başlamıştı. Taraflar arasındaki tartışma bir süre sonra kavgaya dönüşmüştü. Otomobilde bulunan kişiler iddiaya göre arkadaşlarını da olay yerine çağırmış ve kalabalıklaşan grup polis memuru T.Y. ile eşi E.Y.’yi darbederek, cep telefonunu elinden alıp hakaret ettikten sonra olay yerinden uzaklaşmıştı. Olay sonrası çalışma başlatan polis ekipleri, M.A.G., Ş.A. ve E.K. isimli 3 şüpheliyi yakalayarak gözaltına almıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 3 şüpheli, sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakılmıştı. Devam eden çalışmalarda, kavga sırasında olay yerinde bulunan ve kavgaya karıştığı belirlenen B.K. ve F.A. isimli şüpheli şahıslar ise 10 Şubat’ta yakalanmış, sevk edildikleri mahkemece adli kontrolle serbest bırakılmıştı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından F.A., Ş.A. ve B.K. isimli şahıslar hakkında tekrar gözaltı kararı verilmesi üzerine şüpheliler kısa süre içerisinde yakalanarak gözaltına alındı. Şahıslar, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri Küçükçekmece Adliyesinde savcılık ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. F.A., Ş.A. ve B.K. isimli şüpheliler, nöbetçi hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.