EĞİTİM - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 16:57

Uğur Okulları Denizli’de yeni kampüsünde öğrencilerle buluşuyor

A
A
A

Uğur Okulları Denizli Merkezefendi’deki yeni binasında hizmete başlıyor. Uğur Okulları Genel Müdürü Mustafa Çakır, modern eğitim altyapısı, güçlü akademik kadro, teknolojik donanımı ve öğrenci odaklı yaklaşımla Denizli’de eğitim hayatına önemli katkı sunmayı hedeflediklerini söylerken, yeni dönemde yeni bir kampüsle girecek olmaktan çok mutlu olduklarını belirtti.

Uğur Okulları yeni eğitim-öğretim dönemde Denizli Merkezefendi’de açılacak yeni kampüsünde ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde hizmet verecek. Yeni dönem hazırlıkları devam ederken basın mensuplarıyla bir araya gelen Uğur Okulları Genel Müdürü Mustafa Çakır, Denizli’de olmaktan çok mutlu olduğunu belirtirken, Türkiye ve Denizli’deki eğitim yatırımlarıyla ilgi değerlendirmelerde bulundu.

Uğur Okulları Denizli’de yeni kampüsünde öğrencilerle buluşuyor

Bütüncül eğitim yaklaşımı

Mustafa Çakır yaptığı konuşmada "Biz eğitimi yalnızca akademik bilgi aktarımı olarak görmüyoruz. Öğrencinin akademik gelişiminin yanında; sosyal, duygusal, fiziksel ve kültürel gelişimini de merkeze alan bütüncül bir eğitim anlayışını benimsiyoruz. Çünkü günümüz dünyasında yalnızca bilgi sahibi olmak yeterli değildir. Asıl önemli olan; bilgiyi analiz edebilmek, yorumlayabilmek, problem çözümünde kullanabilmek ve yeni değerler üretebilmektir. Biz de eğitim modelimizi tam olarak bu anlayış üzerine inşa ettik. 21.yüzyıl becerilerini merkeze alan yaklaşımımız doğrultusunda öğrencilerimize; analitik düşünme, eleştirel bakış açısı, problem çözme, yaratıcılık, iletişim, iş birliği ve dijital okuryazarlık gibi yetkinlikleri sistemli biçimde kazandırıyoruz. Aynı zamanda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ortaya koyduğu bütüncül eğitim yaklaşımını da son derece önemsiyoruz." dedi.

Uğur Okulları Denizli’de yeni kampüsünde öğrencilerle buluşuyor

Kişiye özel koç

Çakır, eğitimde kullandıkları kişiselleştirilmiş eğitim modeline yaygın imkan sunan yapay zeka destekli dijital eğitim platformu Metodbox’a da vurgu yaptı. Çakır "Metodbox sayesinde her öğrencimizin öğrenme sürecini bireysel olarak analiz ediyor; ihtiyaçlarına uygun içerikler, ölçme-değerlendirme uygulamaları ve kişiselleştirilmiş gelişim planları sunuyoruz. Sistem içerisinde yer alan "Kişiye Özel Koç" modeliyle özellikle sınav grubu öğrencilerimizin akademik gelişimlerini yakından takip ediyor, eksiklerini planlı ve sistematik şekilde tamamlamalarını sağlıyoruz." dedi.

Uğur Okulları Denizli’de yeni kampüsünde öğrencilerle buluşuyor

Yabancı dil ve çift diploma

Öğrencilerin yabancı dil öğrenmelerine büyük önem verdiklerini de ifade eden Çakır, "Yabancı dil artık bir ayrıcalık değil; küresel dünyanın vazgeçilmez bir gerekliliğidir. Uğur Okulları olarak öğrencilerimize erken yaşlardan itibaren güçlü bir yabancı dil altyapısı sunuyoruz. Yoğun İngilizce programlarımızın yanında öğrencilerimiz ilkokuldan itibaren ikinci yabancı dil olarak Almanca eğitimi de almaktadır. Dil eğitimini yalnızca gramer odaklı değil; iletişim kurabilen, düşünebilen, üretebilen ve dünyayı anlayabilen bireyler yetiştirme anlayışıyla ele alıyoruz. Uluslararası bakış açımızı güçlendiren çift diploma programımız sayesinde öğrencilerimiz, Millî Eğitim Bakanlığı onaylı diplomalarının yanında 41 ülkede geçerli uluslararası ikinci bir diploma alma fırsatına da sahip olmaktadır."

Uğur Okulları Denizli’de yeni kampüsünde öğrencilerle buluşuyor

BAU Global Eğitim Ağı

Uğur Okulları öğrencilerinin; BAU Global Eğitim Ağı’nın bir parçası olan Bahçeşehir Üniversitesi’nin uluslararası akademik iş birlikleri içerisinde yer alan üniversitelerde sunulan burs, geçiş ve akademik gelişim imkânlarından da yararlanabildiklerini söyleyen Çakır, STEM, erkenSTEM yaklaşımı ve ASDF Eğitim Modeli ile öğrencilerin bilimsel düşünme, üretme ve araştırma becerilerini desteklerini söyledi.Global Schools programı kapsamında öğrencilerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini tanıyan, çevresel ve toplumsal konulara duyarlı bireyler olarak yetişmelerini önemsediklerini de belirten Çakır, nitelikli eğitimi ülkemizin farklı şehirlerinde, daha geniş kitlelerle buluşturma hedeflerine yönelik çalıştıklarını ifade etti.

Uğur Okulları Denizli’de yeni kampüsünde öğrencilerle buluşuyor

LGS 2025’te 17 birinci

Denizli’yle birlikte, Balıkesir Edremit, Yozgat, Ankara İncek, Ankara Ovacık ve Antalya Kumluca’da 6 yeni kampüs yatırımlarını hayata geçirdiklerini söyleyen Mustafa Çakır, Liselere Geçiş Sistemi merkezi sınav sonuçlarında Uğur Okulları Türkiye birincisi 17 öğrenci çıkarma başarısı gösterdiğini ifade ederek " Bu başarı bizler için büyük bir gurur kaynağı olmuştur. Bu başarı; planlı akademik sistemimizin, güçlü öğretmen kadromuzun ve öğrencilerimize sunduğumuz bütüncül eğitim yaklaşımının önemli bir sonucudur." diyerek, Denizli Kampüsünde de önemli dereceler çıkaracaklarına inandığını dile getirdi.

"Öğrencilerimizi geleceğe hazırlarken onlara nitelikli eğitim sunmak en temel hedefimiz"

Uğur Okulları olarak Denizli gibi eğitime değer veren bir şehirde tekrardan hizmet vermeye başladıkları için mutluluk duyduğunu ifade eden Uğur Okulları Okul Öncesi İlkokul Eğitim Öğretiminden Sorumlu Genel Müdürü Yardımcısı Ebru Divrik, "58 yıllık deneyim ve güçlü geçmişe sahip markamızla, öğrencilerimizi geleceğe hazırlarken onlara nitelikli eğitim sunmayı en temel hedeflerimizden biri olarak görüyoruz. Değişen ve dönüşen dünyada çocuklarımızın bu sürece uyum sağlayabilmeleri için onları özellikle yeni nesil öğrenme becerileriyle donatmayı önemsiyoruz. Okul öncesi ve ilkokul döneminden başlayarak, erken yaşta yoğun İngilizce eğitimiyle öğrencilerimizin güçlü bir dil altyapısı kazanmalarını destekliyoruz. Bunun yanı sıra, teknolojiye hakim, Yapay Zeka okuryazarlığına sahip ve teknolojiyi etkin şekilde kullanabilen bireyler olarak yetişmeleri en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu doğrultuda, öğrencilerimizi geleceğin dünyasına en iyi şekilde hazırlamak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.

Uğur Okulları Denizli’de yeni kampüsünde öğrencilerle buluşuyor

"Öğrencilerimizi çağdaş eğitim anlayışına uygun şekilde hayata hazırlamayı hedeflemekteyiz"

Öğrencilerin okul öncesinden lise kademesine kadar yalnızca akademik başarıya değil, aynı zamanda hayata hazırlamanın da temel öncelikleri arasında yer aldığını belirten Uğur Okulları Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi Müdürü Aslı Orman, "Bu doğrultuda, öğrencilerin yaşam becerilerini geliştirmek; özellikle sınav grubu öğrencilerimizin sınav kaygısı, motivasyon ve hedef belirleme süreçlerinde yanlarında olmak amacıyla psikolojik danışmanlık ve rehberlik birimimizde kapsamlı ve zengin içerikli bir eğitim süreci yürütüyoruz. Eğitim modelimiz; okul öncesi dönemde başlayan asalet ve zarafet dersleri, ortaokul kademesinde devam eden yaşam becerileri dersleri ve lise düzeyinde öğrencilerimizi geleceğe hazırlayan gelişim odaklı programlarla şekillenmektedir. Bu yaklaşım, öğrencilerimizi 21. yüzyıl becerileri ve çağdaş eğitim anlayışına uygun şekilde hayata hazırlamayı hedeflemektedir. Bu süreçte öğrencilerimizin yalnızca akademik gelişimlerini değil, aynı zamanda psikolojik sağlamlıklarını da desteklemeyi önemsiyoruz. Velilerimiz, öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizle güçlü bir iş birliği içinde çalışarak; hayata güvenle adım atan, kendini tanıyan ve karşılaştığı zorluklarla başa çıkabilen bireyler yetiştirmek en temel hedeflerimizden biridir" ifadelerini kullandı.

"Okulumuzda uyguladığımız kişiye özgü öğretim modeli, yenilikçi bir eğitim anlayışına dayanmaktadır"

Uğur Okullarının bünyesinde eğitim-öğretim süreci iki temel aşamada ele alındığını söyleyen Uğur Okulları Eğitimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Adil Kurt, "İlk aşamada eğitim yaklaşımımız, öğrencilerimizin gelişimlerini destekleyen ve sınav odaklı olmayan bir yapıda ilerler. İkinci aşamada ise özellikle 8. sınıftan 12. sınıfa kadar uzanan süreçte, öğrencilerimize tüm ihtiyaçlarını kapsayan bütüncül bir eğitim modeli sunulmaktadır. Bu sistem sayesinde öğrencilerimizin okul dışında herhangi bir kursa ya da ek desteğe ihtiyaç duymadan eğitimlerini sürdürebilmeleri hedeflenmektedir. Okulumuzda uyguladığımız kişiye özgü öğretim modeli, her öğrencinin bireysel ihtiyaçlarını merkeze alan yenilikçi bir eğitim anlayışına dayanmaktadır. Bu modelin temelinde veri odaklı takip sistemi yer alır. Öğrencilerimizden elde edilen akademik veriler analiz edilerek değerlendirilir ve ardından her öğrenciye dijital kişiye özel bir koç atanır. Bu sisteme "KÖK" adı verilmektedir. KÖK sistemi kapsamında öğrencilerimize her hafta dijital ortamda bireyselleştirilmiş ödevler gönderilir. Bu ödevlerin takibi ve değerlendirilmesi sınıf öğretmenlerimiz tarafından yapılır. Süreç ilerledikçe öğrencinin performansı detaylı şekilde analiz edilir; eksik olduğu konu ve kazanımlara yönelik özel çalışmalar planlanarak yine kişiye özel ödevlendirme gerçekleştirilir. Amacımız; tamamen kişiselleştirilmiş bir eğitim modeliyle öğrenciyi merkeze alan, öğretmeni rehber konumunda güçlendiren, aynı zamanda erdemli, cesaretli, sorgulayan ve araştıran bireyler yetiştirmektir. Böylece öğrencilerimizi yalnızca sınavlara değil, yaşamın kendisine de en iyi şekilde hazırlamayı amaçlıyoruz.

Uğur Okulları Denizli’de yeni kampüsünde öğrencilerle buluşuyor

Halil Aşkar - Fadıl Kösedağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Şimşek: "Nisan’da dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açık artacak. Uyguladığımız programla sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Mart’taki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis’te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi’nin finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Eskişehir Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı saldırıya uğradı Eskişehir Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş, belediye binasında çıkan arbede sırasında bir şahsın saldırısı sonucu yaralandı. Sivrihisar Belediyesi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Bugün Sivrihisar Belediye Başkanımız Sayın Habil Dökmeci’ye yönelik saldırı girişiminde bulunmak amacıyla belediye binasına gelen ve daha önce Belediye Başkanımıza karşı tehdit ve hakaret suçlarından ceza aldığı bilinen H.A. isimli şahıs, belediye binasında yaşanan arbede sırasında Belediye Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ı yaralamıştır. Olayın ardından gerekli sağlık müdahaleleri gerçekleştirilmiş olup, Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ın tedavi süreci devam etmektedir. Yaşanan saldırıya ilişkin hukuki süreç Belediyemiz tarafından ivedilikle başlatılmış; ilgili şahıs hakkında hem Belediyemiz hem de Sayın Mehmet Taş tarafından ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Şüpheli şahsın, ifade süreci de Sivrihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir" denildi. "Bizler hukuka güveniyoruz" Açıklamada, "Kamu hizmetinin yürütüldüğü belediye binalarında şiddet, tehdit ve saldırı girişimlerinin hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir. Sivrihisar’da bugüne kadar büyük bir hassasiyetle korunan huzur ortamını bozmaya yönelik her türlü hukuka aykırı girişimin karşısında olduğumuzu; hukuka uygun şekilde gerçekleştirdiğimiz tüm işlem ve uygulamaların da sonuna kadar arkasında durduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiririz. Demokratik toplum düzeninde çözüm yolu; tehdit, baskı ve şiddet değil, hukuk ve meşru zemindir. İnsanların can güvenliğini tehlikeye atan, kamu düzenini bozan ve kamu görevlilerine yönelik saldırı gerçekleştiren kişiler hakkında hukuk devletinin gereğinin eksiksiz şekilde yerine getirileceğine olan inancımız tamdır. Bizler hukuka güveniyoruz. Aynı zamanda, hukuk devletinin korunabilmesi adına hukuka güvenmek zorunda olduğumuzu da özellikle ifade ediyoruz" ifadeleri yer aldı.
İstanbul Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün savunma yaptı Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ifade verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 3. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada ara mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı 4 sanığın da tutukluluk halinin devamını talep etti. "Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, kimseye vermedim" Tutukluluğunun devamına yönelik ara mütalaaya karşı stratejist Necati Özkan, "Biz burada 2 nedenle bulunuyoruz. Ekrem Bey’in itibarını biraz daha zedelemek, 2019 seçimlerini kirletmek ve Sayın Merdan Yanardağ’ın televizyon kanalına el koyabilmek. Bu raporlarda ortaya konan çabanın bir casusluk davası meselesini çözmekle ilgili bir çaba olmadığını, tam tersine bu tutuklulukları uzatmakla ilgili bir çaba olduğunu görüyoruz. Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Savcının yorumları var o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey’i ve Merdan Bey’i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin" ifadelerini kullandı. "Sahte belgeler var" Gazeteci Merdan Yanardağ ise, "Dün de söyledim bu beşinci sınıf kumpasın iki hedefi var. Tele1’e el koymak beni ve arkadaşlarımızı susturmak ve esas olarak da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kuşatmak, 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek, paralize etmek. Ama yapamayacaklar. Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Cumhuriyet savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi? Mesela benim Hüseyin Gün’le bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi? Bu dosyada anlaşılan şu, bir, itirafçı olmaya zorlanıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor biliyor musunuz? ‘Televizyonun finansman kaynağı ne?’ Çünkü onlar bir gazetecilik başarısının nasıl böyle bir sonuç doğurabileceğine inanamadılar. Cezalarla geldiler, soruşturmalarla geldiler. RTÜK cezalarıyla vesaire mali ambargolar uyguladılar. Reklam veren firmalara müfettişler, vergi müfettişleri göndererek televizyon yayınlarını önlemeye çalıştık. Neden bir MİT değerlendirmesi yok bu casusluk davasında? Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum" dedi. "Kimseye casusluk iftirası atmadım, beyanlarım, ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi" Ardından söz verilen Hüseyin Gün, "Bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam. Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Ben casus değilim. 10 günlüğüne, rahmetli manevi annemin ricası üzerine İmamoğlu’nu çok sevdiği için ve 1. seçim iptal edildikten sonra sıradan bir sosyal medya analizi yaptırdığım için şimdi karşınızda ben casus oluyorum. Nasıl bir casusum ben? Kimin casusuyum? Kime çalışmışım ben? İddianamede yazıyor, yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD’mışım, hem CIA’ymişim. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ne iddianamede bu çözüldü ne de ben tecrit altında olmama rağmen çözebildim. Burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu’na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir" şeklinde konuştu. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.