EKONOMİ - 11 Eylül 2022 Pazar 11:03

‘Tik Tak’ sesini beynine işleyen usta, 52 yıldır zamanı ayarlıyor

A
A
A
‘Tik Tak’ sesini beynine işleyen usta, 52 yıldır zamanı ayarlıyor

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, saat tamircisi babasının yanında 10 yaşında çırak olarak işe başlayan Celal Yakışıklı, 52 yıldır mesleğini ilk günkü gibi sürdürüyor.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, saat tamircisi babasının yanında 10 yaşında çırak olarak işe başlayan Celal Yakışıklı, 52 yıldır mesleğini ilk günkü gibi sürdürüyor.


Merkez Sur ilçesinde baba mesleği saat tamirciliğini 4,5 metrekarelik iş yerinde sürdürmeye devam eden Yakışıklı, 10 yaşında babasından öğrendiği mesleğinde bugün aranan usta haline geldi. Unutulmaya yüz tutmuş meslek arasında yer alan mekanik saat tamirciliğinin son temsilcilerinden biri olduğunu söyleyen Yakışıklı, 1970’den bu yana ‘tik tak’ seslerinin beynine işlediğini söyledi.


Eskiden ihtiyaç olarak kullanılan saatin günümüzde aksesuar niyetine kullanıldığını belirten Yakışıklı, “Bizim zamanımızda pilli saatler olmadığı için mekanik saatler vardı. Kurmalı duvar, cep, masa ve kol saatleri vardı. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte dijital saatler çıkmaya başladı. Eskiden ihtiyaç olarak kullandığımız saatler, günümüzde aksesuar niyetine kullanılıyor. Şuan orta yaşlardaki vatandaşlar mekanik saatleri ihtiyaç olarak kullanıyor” dedi.


Mesleğini ilk günkü hevesle yaptığını ifade eden Yakışıklı, severek yapılmayan işin meslek olmadığına dikkat çekti. Yakışıklı, “Eski duvar saatleri, mekanik cep ve kol saatlerinin tamirini yaptığım zaman herhangi bir zorluk çekmiyorum. Ama elektronik saatleri yaptığım zaman zorlanma yaşıyorum” diye konuştu.


“Ben ölürsem bu mesleği layıkıyla sürdürecek insan yok” diye konuşan Yakışıklı, “1970’de bu 4,5 metrekarelik dükkanda işi öğrenmeye başladım. Babam vefat ettikten sonra kardeşimle bir süre bu işi devam ettirdim. Belli bir zaman geçtikten sonra kardeşim işi bıraktı ben devam ettim. Bu süre zarfında çırak yetiştirdim onlar da bir zaman sonra işi bıraktı. Şuanda bu işi birilerine öğretmek istiyorum ama öğrenmek isteyen yok. Kimse ilgi göstermediği için bu meslek de yavaş yavaş ölüyor” ifadelerinde bulundu.


Mekanik saatin dışına baktığı an tamir edilip edilmeyeceğini kestiren Yakışıklı, “Ömrüm bu işte geçmiş. Hangi mekanik saat olursa olsun onu tamir ederim. Saate baktığım an tamir edilip edilmeyeceğini anlarım. Saatin mekanizmaları 52 sene içerisinde ruhuma işledi. Beynime yerleşmiş, zamandan başka bir şey düşünemiyorum. Saate baktığım zaman hemen içini görüyorum” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Haliç’te alarm: Yağmur sularıyla taşınan kirlilik balık ölümlerine yol açabilir İstanbul’da etkili olan aralıksız yağışların ardından Haliç’te gözlenen renk değişiminin yaklaşık 10-15 gün içinde yeniden normale dönmesi bekleniyor. 48 saat süren yoğun yağış sonrası dereler ve kanalizasyon hatlarından taşınan suların Haliç’e karışmasıyla suyun rengi kahverengiye dönerken, Boğaz’ın turkuaz tonları ile Haliç’in kahverengi suları arasındaki belirgin fark dron görüntülerine yansıdı. Uzmanlar ise taşınan kirliliğin balık ölümlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Havadan görüntülenen Haliç’te, yağış sonrası oluşan yoğun bulanıklık ve kahverengi renk dikkat çekti. Derelerin büyük bölümünün yapılaşma nedeniyle kapanmasıyla birlikte yağmur sularının caddeler üzerinden taşınarak Haliç’e ulaştığı, bu süreçte çamur ve atıkların da suya karıştığı gözlemlendi. Yağmur suyu altyapısı yetersiz Çevre Konseyi Genel Sekreteri Zafer Murat Çetintaş, yağmur suyu toplama sistemlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, "Bütün belediyelerin başta yağmur sularını toplama kanallarını yeniden aktif hale getirmesi gerekiyor. Haliç çevresindeki kollektörlerde bu suların toplanıp kullanılabilmesi gerekirken bugüne kadar yüzde beşi bile gerçekleştirilemedi. Derelerin büyük kısmı yapılaşma nedeniyle kapatıldı. Bu nedenle yağmur suları artık caddelerden akarak Haliç’e ulaşıyor" dedi. Kirlilik balık ölümlerine yol açabilir Çetintaş, kirliliğin canlı yaşamını doğrudan tehdit ettiğini ifade ederek, "Caddelerden gelen çamur ve partiküller Haliç’e taşınıyor. Bu durum fauna ve florayı bozuyor. Suda yaşayan canlıların solungaçlarına partikül kaçması ölümcül sonuçlara yol açar. Bunun benzerini daha önce balık çiftliklerinde gördük. Aynı risk Haliç için de geçerli. Bu şekilde devam ederse hem balık ölümleri yaşanır hem de bölgede ağır koku oluşur" diye konuştu. Haliç 10-15 günde temizlenebilir Haliç’in hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten Çetintaş, çözüm önerisine de değinerek, "Haliç’in temiz kalabilmesi için Karadeniz’den temiz su basılması gerekiyor. Bu işlem devam ederse yaklaşık 10-15 gün içerisinde suyun yeniden eski haline dönmesi mümkün. Temiz su, kirli suyu iterek çökmesini sağlar" ifadelerini kullandı. Yetkililerin yağmur suyu ve kanalizasyon altyapısını ayrıştıracak çalışmalar yapması gerektiğini vurgulayan Çetintaş, mevcut durumun İstanbul için ciddi bir çevre riski oluşturduğunu sözlerine ekledi.