ASAYİŞ - 29 Ağustos 2025 Cuma 16:04

Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra’nın hayatını kaybettiği kazada ehliyetsiz sürücü hakkında 9 yıla kadar hapis istemi

A
A
A
Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra’nın hayatını kaybettiği kazada ehliyetsiz sürücü hakkında 9 yıla kadar hapis istemi

Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra Sofioğlu’nun öldüğü trafik kazasında ehliyetsiz sürücü tutuklu suça sürüklenen çocuk C.G. hakkında, ’bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.


Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, 16 yaşındaki suça sürüklenen çocuk C.G. hakkında hazırlanan iddianame, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, 6 Mayıs’ta merkez Kayapınar ilçesi Mahabat Bulvarı’nda C.G. idaresindeki 21 AGP 252 plakalı otomobilin yolun karşısına geçmeye çalışan Sofioğlu’na çarptığı, kazada Sofioğlu’nun hayatını kaybettiği kaydedildi.


C.G.’nin iddianamede yer alan ifadesinde, olay günü amcasına ait otomobil ile seyir halindeyken, yanında 3 arkadaşının bulunduğunu belirterek, 75-80 kilometre hızla giderken önünde bulunan aracın fren yaptığını, araca vurmamak için kullandığı aracı sol şeride kırdığını, bu esnada önüne iki öğrencinin atladığını, bir kız çocuğuna çarpmak zorunda kaldığını iddia etti.


Tanık B.G. de olay günü araçta bulunduğunu, C.G.’ye "biraz yavaşlayabilirsin" şeklinde uyarıda bulunduğunu, kaza olmadan önce önündeki aracın fren yaptığı esnada yavaşlamasını söylediğini ileri sürdü.


İddianamede yer alan trafik kazası tespit tutanağında, şunlar yer aldı:


"Maktul Kübra Sofioğlu’nun ’taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiği engelleyecek şekilde davranışlarda bulunma’, sürücü C.G.’nin de ’aracın hızını yol durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak’ kuralını ihlal ettiği belirlendi. Sürücünün olay yerini terk etmesi ve yayanın bilincinin kapalı olması nedeniyle herhangi bir beyan alınamadı. Rapor, aracın ve yayanın hasar derecesi, yayanın savrulduğu yön ve yol üzerinde bulunan araç döküntülerine istinaden düzenlendi."


Trafik bilirkişisinin hazırladığı raporda, sürücü C.G.’nin "asli", Sofioğlu’nun "asli", maktulün aile avukatının hazırlattığı raporda ise C.G.’nin "asli", Sofioğlu’nun "tali", Diyarbakır Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan raporda da C.G.’nin "tali" ve Sofioğlu’nun "asli" olduğu tespitine yer verildi.


İddianamenin değerlendirme ve sonuç kısmında şunlara yer verildi:


"Her ne kadar Diyarbakır Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda suça sürüklenen çocuk ’tali’ kusurlu olduğu belirtilmiş ise de kaza anına ilişkin görüntünün dosyada mevcut olduğu, bahse konu görüntü üzerinden suça sürüklenen çocuğun araç ile görüntü kaydına girdiği ve çarpışmanın gerçekleştiği nokta ve sürenin tespiti mümkündür. Bilirkişi heyet raporunda bu hususlar dikkate alınarak görüntü üzerinden ve fiziki olarak olay yerinde ölçümlerin yapıldığı görülüyor. Sürücünün azami hız limitinin 70 kilometre olan yoldaki hızının bilimsel olarak 145,4 kilometre olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kaza esnasında yolda çalışma, trafik görevlisi ve görüşe engel cisim olmadığı tespit edilmiştir. Tanık beyanları ile sabit olduğu üzere sürücünün öndeki araca çarpmamak için şerit değiştirmesi ve araçta bulunan tanığın yavaşlaması konusunda uyarıda bulunması da dikkate alınmıştır. Suça sürüklenen çocuğun gerekli takip mesafesine uymadığı değerlendirilmiştir. Çarpma anı ve sonrasında sürücünün kullanımında olan aracın fren lambalarının yanmadığı tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun ehliyetinin bulunmadığı gözetildiğinde, öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine olan güveni sebebiyle eylemine devam ederek sebebiyet verdiği kazada, bilinçli taksir koşulları oluşmuştur. Suça sürüklenen çocuğun bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan cezalandırılması kamu adına talep olunur."


İddianamede, C.G. hakkında ’bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası, taksirle işlenen suç nedeniyle TCK’nın 53/6 maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılması isteniyor.



Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra’nın hayatını kaybettiği kazada ehliyetsiz sürücü hakkında 9 yıla kadar hapis istemi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Kızından Kıbrıs Gazisi babasına veda: "Babamla gurur duyuyorum" Bayburtlu Kıbrıs Gazisi ve emekli öğretmen Ömer Doğan, Manas köyünde düzenlenen resmi törenle son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın acılı kızı Demet Temur, babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Babamla gurur duyuyorum" dedi. 74 yaşında hayatını kaybeden Doğan için öğle namazına müteakip köyde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı, resmi tören eşliğinde defnedilmek üzere köy mezarlığına götürüldü. Doğan’ın kızı Demet Temur, babasının savaş yıllarına ilişkin hatırlarını çok fazla anlatmayı sevmediğini belirterek, "Çok ketumdu, anlatmayı sevmezdi ama biz anlatsın diye babamı sıkıştırırdık. Savaş döneminde yaşadığı bazı olaylardan, komutanlarından, izne gelirken memleketine ve ailesine kavuşmak için verdiği mücadeleden bahsederdi. Çok ayrıntı vermezdi" dedi. Babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu ifade eden Temur, "Yiğit bir adamdı benim babam. Çok dürüsttü. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derdi. Kimse için başını eğmedi. Bize de öyle öğretti. Babamla gurur duyuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun" diye konuştu. Cenaze törenine katılan Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Gazi Selami Köksal ise Doğan’ı son yolculuğuna uğurladıklarını belirterek, "Kıbrıs Gazisi Ömer ağabeyimiz aynı zamanda eğitim camiamıza yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümüzdü. Allah mekânını cennet eylesin, yakınlarına sabırlar versin" ifadelerini kullandı. Törene il protokolü, Doğan’ın ailesi ile yakınları, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı. Okunan duaların ardından Gazi Doğan, köy mezarlığında toprağa verildi.
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.