ASAYİŞ - 07 Aralık 2023 Perşembe 14:09

Diyarbakır’da depremde 77 kişiye mezar olan binanın inşasında elverişsiz malzeme kullanılmış

A
A
A
Diyarbakır’da depremde 77 kişiye mezar olan binanın inşasında elverişsiz malzeme kullanılmış

Diyarbakır’da, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerde yıkılan, 77 kişinin hayatını kaybettiği, 29 kişinin yaralandığı Serin-2 Apartmanı’na ilişkin aralarında 4 sanık hakkında 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.


Merkez Bağlar ilçesi Mevlana Halit Mahallesi Tesisler Kavşağı’ndaki Serin-2 Apartmanı’nın depremde yıkılmasıyla ilgili tutuksuz sanıklar binanın müteahhidi Hüseyin B, binanın statik proje müellifi Cihan U, statik betonarme projeye onay veren Nasir Ç. ve hakkında yakalama kararı bulunan bina fenni mesulü Ekrem B. hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Deprem Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma tamamlandı.


Savcılıkça "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma" suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talebiyle sanıklar hakkında hazırlanan iddianame, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.


İddianamede, Serin-2 Apartmanı’nın 11 katlı olduğu, binanın yıkılmasının ardından enkazda yapılan arama ve kurtarma çalışmalarının 11 gün sürdüğüne yer verildi.


Müştekilerin, yakınlarının ölümlerine, yaralanmalarına ve kendi yaralanmalarına neden oldukları için sanıklardan şikayetçi oldukları ifade edilen iddianamede, sanıkların da binanın yıkılmasında herhangi bir kusurlarının olmadığı yönündeki iddiaları yer aldı.



“1998 tarihli betonarme proje dikkate alındığında beton karot numunelerinin projedeki beton sınıfını sağlamadığı tespit edilmiştir”


İddianamede yer alan bilirkişi raporunda şu bilgilere yer verildi:


"Yapı 1998 tarihli yapı ruhsatına göre Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmeliğe tabi. Belediye arşiv dosyasında binaya ait 1998 tarihli yapı ruhsatı ekinde mimari ve statik betonarme projeleri bulunuyor. Bina girişi belediye arşiv dosyasında yer alan projelerden farklı olarak yapılmış. Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmeliğe göre binanın yapıldığı ilçe ikinci derece deprem bölgesinde yer aldığından beton sınıfının en az C20/25 (BS20) olması gerekirken bina statik projesinin beton sınıfı C16/20 (BS16) seçilerek yapılmıştır. 1998 tarihli betonarme proje dikkate alındığında beton karot numunelerinin projedeki beton sınıfını sağlamadığı tespit edilmiştir. Bina yapımı sırasında betonarme imalatların TS500 ve 1997 Deprem Yönetmeliğindeki konstrüktif koşullara uygun olarak yapılmamıştır."


İddianamede, şunlara yer verildi:


"Binanın statik hesabında, deprem yükü ve düzensizlik kontrol hesaplarının bulunmaması, beton sınıfının deprem yönetmeliğine uygun olarak seçilmemesi, göreli kat ötelemesinin sınırlandırılması kontrolünün ve kolon-kiriş birleşim bölgesi kesme hesabının bulunmaması ve diğer deprem yönetmeliği kontrollerinin hesap raporunda yer almaması nedeniyle statik proje müellifinin ve statik-betonarme projeye onay veren mercilerin, bina temel üstü vizesi alınmadığı halde inşaata devam edilmesine müsaade edilmesi ve binanın yapı kullanım izin belgesi düzenlenmeden iskana açılması nedeni ile ilgili belediye ve varsa diğer kurum yetkililerinin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Binanın ruhsat eki projelere uygun olarak yapılmaması, mevcut beton ve donatı mukavemetinin statik projede öngörülen beton ve donatı sınıfını sağlamaması ve tespit edilen bazı yapı elemanlardaki etriye (Betonarme yapılarda kolon, kiriş gibi taşıyıcı sistem elemanlarının boyuna donatılarını saran, inşaat çeliğinin bükülmesiyle elde edilen bir sargı donatısı) aralıklarının betonarme uygulama projesindeki etriye aralıklarına uymaması nedeniyle bina fenni mesulünün ve bina müteahhidinin sorumlu olduğu görüş ve kanaatlerine ulaşılmıştır."


İddianamenin, sonuç kısmında şu değerlendirmede bulunuldu:


"Şüpheli Hüseyin B’nin bina yapımına elverişsiz malzemeler kullanarak, insanların ikametlerine tahsis etmesi, şüpheli Cihan U’nun eksik ve hatalı statik projenin müellifi olması, şüpheli Nasir Ç’nin eksik ve hatalı statik projeye onay vermiş olması, şüpheli Ekrem B’nin de binanın fenni mesulü olması suretiyle her ne kadar bu sonucun gerçekleşmesini istememiş olsalar da sonucu öngörmüş olmalarına rağmen eylemlerini gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla 77 kişinin ölümüne, 29 kişinin de yaralanmasından sorumlu oldukları anlaşılan şüphelilerin ’bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma’ suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları kamu adına iddia ve talep olunur."


İddianamede, soruşturma çerçevesinde ayrıca haklarında işlem yapılan İ.S, M.Ö, A.A, S.G, H.Ç, A.G, İ.S, H.S, M.Y. ve binanın altında şubesi bulunan bankanın ise kusurlarının olmadığı tespit edilerek, haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği belirtildi.



Diyarbakır’da depremde 77 kişiye mezar olan binanın inşasında elverişsiz malzeme kullanılmış

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Erzurum’da motosiklet sayısı 10 yılda 3,5 kat arttı Türkiye’nin en soğuk illeri arasında yer alan Erzurum’da ulaşım alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişim yaşandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) motorlu kara taşıtları istatistiklerine göre kentte motosiklet sayısı son 10 yılda 2 bin 504’ten 8 bin 739’a yükseldi. Aynı dönemde nüfusun 25 binden fazla azalmasına rağmen motosiklet sayısındaki hızlı artış, ekonomik koşullar, iklim değişikliği ve artan ulaşım maliyetlerinin etkisini ortaya koydu. Motosiklet sayısı son yıllarda hızla yükseldi TÜİK verilerine göre Erzurum’da 2016 yılında 2 bin 504 olan motosiklet sayısı, 2017’de 2 bin 570, 2020’de 2 bin 939, 2023’te 3 bin 697, 2024’te 4 bin 753, 2025’te 6 bin 849 ve 2026 yılı Ocak ayında 8 bin 739’a ulaştı. Böylece kentteki motosiklet sayısı 10 yılda yüzde 249 artarak yaklaşık 3,5 katına çıktı. Ocak ayı verisine ulaşılamayan 2016 yılı için Mart ayında kaydedilen 2 bin 504 motosiklet sayısı, 2018 yılı için ise Mayıs ayında kaydedilen 2 bin 669 motosiklet verisi esas alındı. Özellikle son üç yılda yaşanan artış dikkat çekti. 2023 yılı Ocak ayında 3 bin 697 olan motosiklet sayısı, 2026 yılı Ocak ayında 8 bin 739’a yükselerek yaklaşık yüzde 136 oranında arttı. Nüfus düştü, motosiklet oranı arttı TÜİK’in adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre Erzurum’un nüfusu 2016 yılında 762 bin 21 olarak kaydedilirken, 2025 yılında 736 bin 877’ye geriledi. Böylece kent nüfusu 10 yılda 25 bin 144 kişi azaldı. Nüfus azalmasına rağmen motosiklet sayısındaki yükseliş, kişi başına düşen motosiklet oranını da önemli ölçüde artırdı. 2016 yılında kentte yaklaşık her 304 kişiye bir motosiklet düşerken, 2026 yılı Ocak ayında bu oran her 84 kişiye bir motosiklete kadar yükseldi. Böylece kişi başına düşen motosiklet oranı yaklaşık 3,6 kat artmış oldu. İklim değişikliği kullanım süresini uzattı Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Erzurum’da son 10 yılda belirgin bir ısınma eğilimi görüldü. Uzun yıllar sıcaklık ortalaması yaklaşık 5,7 ila 6 derece olan kentte, son yıllarda sıcaklıkların normallerin 0,5 ila 1,5 derece üzerinde seyrettiği kaydedildi. Kış aylarında aşırı düşük sıcaklıkların daha seyrek görülmesi ve kar örtüsünde yaklaşık yüzde 32 oranında azalma yaşanması, motosiklet kullanım süresinin uzamasına katkı sağladı. Sert kara iklimiyle bilinen Erzurum’da kar örtüsünün daha kısa süre yerde kalması ve hava koşullarının daha uzun süre ulaşım için elverişli hale gelmesi, motosiklet kullanımının yaygınlaşmasında etkili oldu. Artan maliyetler motosiklete yönelimi artırdı Artan araç fiyatları, yakıt maliyetleri ve işletme giderleri de motosiklet kullanımındaki artışın temel nedenleri arasında gösterildi. 2026 yılı verilerine göre giriş seviyesindeki bir motosikletin fiyatı ortalama 150 bin ile 250 bin lira arasında değişirken, en düşük otomobil fiyatlarının ise 1 milyon 300 bin lira seviyesinden başladığı belirtildi. Yakıt tüketiminde motosikletlerin otomobillere göre yüzde 60 ila 70 daha düşük maliyetle kullanılabilmesi, bu araçları ekonomik açıdan daha cazip hale getiriyor. Vergi, sigorta ve bakım giderlerinin daha düşük olması da özellikle gençler ve dar gelirli vatandaşların motosiklete yönelmesinde etkili oluyor.
Kocaeli Kocaeli’de ormanlara giriş yasağı getirildi Kocaeli’de ormanlık alanlara 15 Mayıs-1 Kasım tarihleri arasında girişler yasaklandı. Ormanlık alanlarda ateşli piknik, konaklama ve izinsiz giriş yasaklanırken, belirlenen alanlar dışında ateş yakılması ve çeşitli etkinlikler de kısıtlandı. Kararlara uymayanlar hakkında adli ve idari işlem uygulanacağı bildirildi. Kocaeli İli Orman Yangınları ile Mücadele Kurulu, yaz aylarında artan yangın riskine karşı alınacak tedbirleri belirledi. Kocaeli Valiliği, 15 Mayıs-1 Kasım tarihleri arasında ormanlık alanlarda uygulanacak yasak ve önlemleri kamuoyuna duyurdu. Her türlü ormanlık alanda mangal, semaver, piknik tüpü gibi ateşli piknik yapılması, dilek feneri, meşale, havai fişek gibi yangın çıkmasına sebep olabilecek malzemelerin sokulması ve kullanılması yasaklandı. Ancak resmi tescilli korunan alanlar, orman parkı, tabiat parkı ve piknik, mesire alanlarında kontrollü piknik yapılmasına izin verilecek. Ormanlık alanlarda belirlenen alanlar dışında (konaklamalı orman parkları) konaklama yapılması da yasaklandı. "Ormanlık alanlara 15 Mayıs-1 Kasım tarihleri arasında girişler yasaklandı" Orman içinde ATV, UTV ve benzeri araçların önceden belirlenen alanlar dışında kullanılması yasaklandı. Ulusal ve uluslararası sportif ile eko turizm amaçlı kullanımlarda ise Orman İşletme Müdürlüğü tarafından belirlenen güzergahlardan izin alınması zorunlu hale getirildi. Kocaeli sınırları içindeki ormanlık alanlara 15 Mayıs-1 Kasım tarihleri arasında girişler yasaklandı. Bu tarihler arasında ormana bitişik alanlarda ve ormana 4 kilometre mesafede, yaylalar dahil olmak üzere 24 saat boyunca anız, bağ-bahçe ve fındık altı temizliği gibi amaçlarla kontrollü ateş yakılması da yasaklandı. Kurallara uymayanlar hakkında adli işlem ve idari para cezası uygulanacağı belirtildi. "Anız yakmak yasak" Resmi tescilli orman parkları ve tabiat parklarında işletmeciler tarafından en az 2,5 tonluk seyyar su tankerleri veya 3 tonluk su rezervine sahip depolar, yeterli basınca sahip hidrofor ve alanın her noktasına ulaşabilecek hortumların hazır bulundurulması zorunlu hale getirildi. Arazöz, treyler, yangın ilk müdahale ekip araçları ve diğer yangınla mücadele araçlarının görev sırasında geçişlerinde hız sınırı ve trafik kurallarına ilişkin gerekli kolaylıkların sağlanacağı, gerektiğinde eskort desteği verileceği ifade edildi. Anız yakılmaması konusunda Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından belediyeler ve muhtarlıklara bilgilendirme yapılacağı, kırsal alanlarda eğitimler düzenleneceği belirtildi. Ayrıca biçerdöver ve balya makinelerinin kontrol edileceği ve en az 50 kiloluk yangın tüpü bulundurulmasının sağlanacağı açıklandı. "İzinsiz avlanmalar güvenlik güçleri tarafından takip edilecek" Güvenlik birimleri ve orman muhafaza memurlarından oluşan ekiplerin kararların uygulanmasını sıkı şekilde takip edeceği bildirildi. İl Sağlık Müdürlüğünce yangın bölgelerine UMKE, sağlık personeli ve ambulans görevlendireceği, İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) kapsamında ilgili kurumların koordineli çalışacağı belirtildi. Ormanlık alanlarda şüpheli şahısların görülmesi halinde 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden orman teşkilatına bildirim yapılacağı, izinsiz avlanmaların da güvenlik güçleri tarafından takip edileceği ifade edildi. GAMER, AFAD ve 112 Acil Çağrı Merkezi’nin ihbarları anında ilgili birimlere ileteceği belirtildi.
İstanbul Togg, yeni B segmenti ailesi için stratejik teknoloji iş birliğine imza attı Türkiye’nin mobilite alanında hizmet veren küresel teknoloji markası Togg, CATL’in iştiraki CAIT ile B segmentinde ortak bir platform geliştirmek üzere stratejik bir iş birliği gerçekleştirdi. Togg kullanıcı deneyimi, ürün gereksinimleri ve dijital mimari tarafında belirleyici rol üstlenirken, platform teknolojisini CAIT sunacak. ’’Bir otomobilden fazlası’’ için yola çıkan Togg, yeni B segmenti ailesi için stratejik bir anlaşmaya imza attı. Mobiliteyi akıllı cihazlar, dijital platform ve temiz enerji çözümlerinden oluşan entegre bir ekosistem olarak ele alan Togg, bu vizyon kapsamında CATL’in iştiraki CAIT ile ortak platform geliştirmek üzere iş birliği yaptı. Bu doğrultuda Togg, platformu hazır bir çözüm olarak almak yerine geliştirme sürecine aktif mühendislik katkısı sunarak kendi ürün ve kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirecek. Platform teknolojisini CAIT sunarken, kullanıcı deneyimi, ürün gereksinimleri ve dijital mimari tarafında Togg belirleyici rol üstlenecek. İş birliği, CAIT’in Bedrock Şasi teknolojisi ile Togg’un araç geliştirme kabiliyetlerini bir araya getirerek Türkiye pazarı için yeni nesil elektrikli araçların geliştirilmesini de destekleyecek. Bu kapsamda geliştirilecek üç modelin, 2027 yılı ortasından itibaren kademeli olarak Türkiye’deki kullanıcılarla buluşması hedefleniyor. "Platform geliştirme sürecinde aktif rol alıyoruz" Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, iş birliğinden büyük memnuniyet duyduklarını belirterek şunları söyledi: "Mobiliteyi yalnızca bir ürün kategorisi olarak değil, bütüncül bir teknoloji ve ekosistem meselesi olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda kurduğumuz iş birliklerini klasik tedarik ilişkilerinin ötesine taşıyarak, ortak değer üreten ve geleceği birlikte inşa eden stratejik ortaklıklara dönüştürüyoruz. Hazır bir çözüm yerine tüm geliştirme sürecinin parçası olarak kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına daha iyi karşılık verirken aynı zamanda ülkemizde bu ekosistemin gelişimine de katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de değer oluşturan bu tür iş birlikleriyle, farklı segmentlerde yeni çözümler geliştirerek, Togg ekosistemini ve kullanıcılarımıza sunduğumuz deneyimi daha da zenginleştireceğiz" "Düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekliyoruz" CATL Yönetim Kurulu Başkanı Robin Zeng de iş birliğine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu iş birliği, Bedrock Şasi’nin Çin pazarındaki seri üretim sürecinin ardından küresel ölçekte büyümesi açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Aynı zamanda entegre akıllı şasi alanında referans projelerden biri olacak bu iş birliği, küresel iş ortaklarımızı güçlendirerek elektrifikasyon sürecini hızlandıracak ve gelişmekte olan yeni enerji pazarlarında düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekleyecek." Ortak bir teknolojik altyapı ile ihtiyaca göre tasarım ve üretim Bedrock Şasi, Çin pazarında 2024 yılında seri üretime geçerek, binek araç markalarına bağımsız bir ürün olarak sunulan entegre akıllı şasinin dünyadaki ilk örneği. Batarya, elektrikli güç aktarma sistemi, termal yönetim sistemi ve şasi kontrol ünitesi gibi temel bileşenleri tek bir platformda bir araya getiren model, yerelleştirme mantığıyla küresel ölçekte uygulanmak üzere geliştirildi. Bu model; şasi teknolojisi platformunu, endüstriyel tedarik zinciri yapısını ve yerel bir otomotiv markasının operasyonel kabiliyetlerini bir araya getiriyor. Amaç, ortak bir teknolojik altyapı kullanırken araçların yerel pazar ihtiyaçlarına göre tasarlanıp üretilmesini sağlamak.