EĞİTİM - 01 Aralık 2023 Cuma 20:03

Diyarbakır’da yüzde 50 özel gereksinimli kız, 3 aydır RAM raporu alamıyor

A
A
A
Diyarbakır’da yüzde 50 özel gereksinimli kız, 3 aydır RAM raporu alamıyor

Diyarbakır’da yüzde 50 özel gereksinimli bireylerin aileleri, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve 3 merkez ilçe müdürlüğü kendilerine Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) raporu vermediği için rehabilitasyon merkezlerinde özel eğitim alamadıklarını ifade etti. Özel gereksinimli bireylerin yakınları, çocuklarının fark edilmesi için yetkililere çağrıda bulundu.


Diyarbakır’da yüzde 50 özel gereksinimli çocukların ve yetişkinlerin bazılarının milli eğitim il ve ilçe müdürlüklerinden Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) raporu alamadıkları için özel rehabilitasyon merkezlerinden eğitim alamadığı, bu sebeple de toplumsal yaşama etkin biçimde katılamadığı ifade edildi. Merkez Kayapınar ilçesinde ikamet eden Nimet Efe (68), birlikte yaşadığı yüzde 50 özel gereksinimli olan kızı Gülbaran Efe (42) için defalarca kez 2 bin 600 TL’lik RAM raporu için Kayapınar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gittiklerini ve herhangi bir belge alamadıklarını ileri sürdü.


Kızının herhangi bir yardım ücreti almadığını, sadece RAM raporunu alıp eğitim görmesini dileyen Efe, “42 yaşındaki özel gereksinimli kızımla evde tek yaşıyoruz. Evladıma 2 yılda sadece 6 aylık rapor verildi. 3 aydır gidip geliyoruz, bir türlü raporu alamıyoruz. Kızımın rapora ihtiyacı var. Toplum içine çıktığımız zaman hareketleri yaşıtlarıyla aynı değil. Çocuğum eğer okula giderse toplumla kaynaşma etkisi oluyor. Rapor başvurusu yapmaya gittiğimizde; yapılabilecek bir şey yok, rapor için geçersiz bir neden diyorlar. Bu çocukların toplum içine girmeye ihtiyacı var. Bu evlatlarımızı dışlayalım mı? Benim çocuğum devletten bakım parası ve özel gereksinimli parası almıyor. Sadece verecekleri 2 bin 600 liralık eğitim parasıdır. Bu çocuklar okula gidip geldiği zaman toplum içinde karşılıklı diyaloğa girebiliyor” dedi.



“Kızımın engelinden dolayı kapım zincirle kapalı”


Daha önce kızı için sadece 6 aylık rapor aldıklarını ve bu raporla görülen eğitim sonucu kızında düzelmelerin oluştuğunu dile getiren Efe, “Eğer kızıma rapor alırsak okula gönderip eğitim almasını sağlayacağız. Daha önce 6 aylık rapor verildiğinde okula başlamıştı. Aldığı eğitimlerle yavaş yavaş düzelmeye başladığını görebiliyorduk. Kızım yüzde 50 özel gereksinimli. Evden bir yere gideceğim zaman yalnız bırakıp gidemiyorum. Şu anda kapım zincirle kapalı, anahtarı sürekli saklıyorum. Kızımın arkadaş çevresi yok. Okula gittiği zaman gelip anlatıyordu; hoclarımla eğlendik, arkadaşlarımla oynadık diyordu. Böyle çocuklar bu tür aktiviteler yaptığı zaman toplum içinde kendilerini birey olarak görmeye başlıyor. Ama rapor almaya gittiğimizde rapor yok diyorlar” ifadelerinde bulundu. Efe, yetkililere ‘rapor’ çağrısında bulunarak, şunları kaydetti:


“Bu çocukların sürekli eğitilmesi gerek. Ben böyle çocuğumun yaşıtlarına baktığım zaman çok üzülüyorum. Benim kızımın her türlü hakkı varken neden engelleniyor. Benim çocuğum bir gün kapı açık kaldı kaçıp gittiği zaman veya biri gel sana bir şey alayım deyince hemen arkasından gidiyor. Peki bu çocuğum gittiğinde kim sorumluluğu alacak? Biz okula gönderdiğimizde öğretmenleri; yabancılarla konuşulmayacak, yalnız başına bir yere gitmeyeceksin diye söylüyorlardı. Okula gidemediği günde bu yana öğrendiklerini unuttu. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, İl Milli Eğitim Müdürü’nden çağrım bu durumlara müdahale etsinler. Bu durudaki çocuklara yardımcı olsunlar bu raporlar verilsin.”


Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali, iddialara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Gülbaran Efe 4.10.2023 tarihinde kurumumuza inceleme için gelmiştir. İnceleme için teste giren öğretmenimiz Gülbaran’ın şimdiye kadar RAM’larda 13 defa incelemeye girdiği ancak aldığı eğitimlerde verilen modüllerde hiçbir ilerleme kaydetmediği tespit edilmiştir. Bir önceki destek eğitim raporu için 02.03.2023 tarihinde kurumumuzda teste girmiş 6 aylık bir destek eğitim verilmiş veliye 6 ay sonra herhangi bir ilerleme kaydetmediği taktirde bir sonraki değerlendirmede destek eğitim için raporun çıkmayacağı bilgisi verilmiştir. Öğretmenimiz destek eğitim önerilmeme sebebi olarak da, gerekçe olarak da destek eğitimde herhangi bir ilerleme göstermemesi olarak belirtmiştir. Ayrıca Gülbaran 42 yaşında olması sebebiyle bundan sonraki verilecek eğitimlerde bir ilerleme gösteremeyeceğinden raporu kesilmiştir" ifadelerine yer verildi.



Diyarbakır’da yüzde 50 özel gereksinimli kız, 3 aydır RAM raporu alamıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Kızından Kıbrıs Gazisi babasına veda: "Babamla gurur duyuyorum" Bayburtlu Kıbrıs Gazisi ve emekli öğretmen Ömer Doğan, Manas köyünde düzenlenen resmi törenle son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın acılı kızı Demet Temur, babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Babamla gurur duyuyorum" dedi. 74 yaşında hayatını kaybeden Doğan için öğle namazına müteakip köyde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı, resmi tören eşliğinde defnedilmek üzere köy mezarlığına götürüldü. Doğan’ın kızı Demet Temur, babasının savaş yıllarına ilişkin hatırlarını çok fazla anlatmayı sevmediğini belirterek, "Çok ketumdu, anlatmayı sevmezdi ama biz anlatsın diye babamı sıkıştırırdık. Savaş döneminde yaşadığı bazı olaylardan, komutanlarından, izne gelirken memleketine ve ailesine kavuşmak için verdiği mücadeleden bahsederdi. Çok ayrıntı vermezdi" dedi. Babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu ifade eden Temur, "Yiğit bir adamdı benim babam. Çok dürüsttü. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derdi. Kimse için başını eğmedi. Bize de öyle öğretti. Babamla gurur duyuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun" diye konuştu. Cenaze törenine katılan Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Gazi Selami Köksal ise Doğan’ı son yolculuğuna uğurladıklarını belirterek, "Kıbrıs Gazisi Ömer ağabeyimiz aynı zamanda eğitim camiamıza yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümüzdü. Allah mekânını cennet eylesin, yakınlarına sabırlar versin" ifadelerini kullandı. Törene il protokolü, Doğan’ın ailesi ile yakınları, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı. Okunan duaların ardından Gazi Doğan, köy mezarlığında toprağa verildi.
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.