KÜLTÜR SANAT - 21 Ekim 2023 Cumartesi 11:26

Diyarbakır’ın tarihi hanları yaklaşık 500 yıldır aralıksız ticaret merkezi olarak kullanılıyor

A
A
A
Diyarbakır’ın tarihi hanları yaklaşık 500 yıldır aralıksız ticaret merkezi olarak kullanılıyor

Anadolu ile Mezopotamya, Asya ile Avrupa arasında önemli bir geçiş yolu ve köprü görevi gören Diyarbakır, Tarihi İpek Yolu’nun merkezlerinden olması nedeniyle Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen önemli hanlar yaklaşık 500 yıldır aralıksız ticaret merkezi olarak kullanılıyor.


Birçok medeniyete ev sahipliği yapan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi surlar, İslam aleminin 5. Harem-i Şerif’i olarak kabul edilen Ulu Cami, On Gözlü Köprü gibi turistlerin uğrak yeri olan tarihi mekanların yanı sıra; Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen hanlar da İpek Yolu ticaretinde önemli rol oynamıştır. İpek Yolu ticaretinde en önemli rol oynayan hanlardan biri; Sur ilçesindeki Gazi Caddesi’nde bulunan Hasan Paşa Hanı olarak biliniyor. Diyarbakır’ın Osmanlılar tarafından alınmasından sonra üçüncü vali olan Sokullu Mehmet Paşa’nın oğlu Vezirzade Hasan Paşa tarafından 1572 yılında inşa edilen han, günümüzde turistlerin kafelerde oturup dinlenebileceği ve tarihle buluşabileceği bir köprü görevi görüyor.


Diğer hanlardan biri ise günümüzde Kervansaray olarak bilinen Deliller Hanı’dır. 1527 yılında Diyarbakır’ın ikinci Osmanlı Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından yaptırılan bu han, ismini hacı adaylarına rehberlik yapan delillerin burada konaklamasından almaktadır. Han, günümüzde ise otel olarak hizmet vermektedir.


Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Yıldız, Diyarbakır’ın ana ticaret güzergahlarının tam merkezinde yer aldığı için eski çağlardan beri önemli bir ticaret merkezi olduğunu ifade etti.


Hem Kafkasya‘dan hem Karadeniz’den gelen ticaret yolları Diyarbakır üzerinden güneye devam ettiğini dile getiren Yıldız, “Dolayısıyla böyle önemli bir yer olduğundan dolayı birçok han ve çarşı da yapılmıştır. Günümüze gelen Diyarbakır’ın hanları ve çarşıları Osmanlı Dönemindeki hanlar ve çarşılardır. Baktığımız zaman 35 hanın ismi geçiyor ama günümüze birkaç tanesi ulaşmıştır” dedi.


Han ve çarşıların bazılarının günümüze ulaşamadığını ifade eden Yıldız, “Günümüze ulaşan hanlardan biri Hasanpaşa Hanıdır. En önemli ticaret merkezlerindendir. Diğeri Çifte Han, bir diğeri ise Sülüklü Handır. Deliller Hanı da günümüze ulaşmış ama ticaret hanından ziyade daha çok konaklama hanı olarak geçiyor. Yine kaynaklara baktığımız zaman en çok ismi geçen hanlar ketenci hanı, Sülüklü Han, Çifte Han diğer adıyla Borsa han, Hasanpaşa ve Deliller Hanıdır. Bunun yanında özellikle Hasanpaşa Hanı ile beraber Hasanpaşa tarafından bazı çarşıların da inşa edildiğini biliyoruz. Günümüzde kullanılan Kuyumcular Çarşısı, o dönemden kalan çarşıdır ve Hasanpaşa Hanı’nın önemli çarşılarındandır. Hemen onun bitişiğinde doğu tarafında Süpürgeciler Çarşısı dediğimiz bir çarşı yer almaktadır. Onun bitişiğinde de Ketenciler Çarşısı varmış. Süpürgeciler Çarşısı günümüze kısmen ulaşmıştır. Bazı kalıntılara ulaşılmıştır. Çünkü Hasanpaşa Hanı icra faaliyeti hanı dediğimiz hem üretimin yapıldığı hem de üst katında konaklama olduğundan dolayı çarşılarda onun etrafında sıralanmışlardır. Bunun dışında Diyarbakır’da günümüzde Yanık Çarşı olarak adlandırılan ve bir çok dükkanı Ulu Cami’nin vakfı olarak 1985’li yıllarda çarşı yandığından dolayı günümüzdeki hali yenilenmiş haldir” ifadelerinde bulundu.


Sur ilçesindeki Gazi Caddesi olarak adlandırılan caddenin aslında Diyarbakır merkezinden geçen eski önemli ticaret yolu olduğuna dikkat çeken Yıldız, “İslam şehirlerine baktığımız zaman, bir de Ulu Cami’nin etrafında pazarların ve çarşıların sıralandığını görüyoruz. Yanık Çarşı dediğimiz çarşı da ulu Cami’nin etrafında şekillenen eski bir çarşıdır. Günümüze ulaşan çarşılar bunlar. Bunun dışında da daha farklı çarşılar da var. Evliya Çelebi Diyarbakır’ı 17. yüzyılda ziyaret ediyor. Diyarbakır’da 366 farklı kategorideki esnafların var olduğunu belirtiyor. Tabi bu da şehrin çok önemli bir ticaret ve yönetim merkezi olduğunu gösteriyor. Diyarbakır‘ın ana arter yollarında olan hem kuzey hem de doğuya doğru devam eden tarihi kervan yolu bugün bizim Sur ilçesindeki Gaziler Caddesi dediğimiz Hasan Paşa Hanı ve Deliller Hanı’nın tam önünde geçiyor. Dolayısıyla bugünkü Gazi Caddesi olarak adlandırdığımız cadde, aslında Diyarbakır merkezinden geçen eski önemli ticaret yoludur” diye konuştu.


Diyarbakır’da günümüze ulaşan hanların Osmanlı Dönemi’nde inşa edildiğini söyleyen Yıldız, şunları kaydetti:


“Günümüze ulaşan Diyarbakır hanlarının ekseri Osmanlı Dönemi hanlardır. Daha öncesinde var mıydı? Varmış. Ama günümüze ulaşamamış. Hasanpaşa Hanı, 1572’lerde Sokullu Mehmet Paşa’nın oğlu Hasanpaşa tarafından inşa edilmiştir. Deliller Hanı, 1527’lerde Diyarbakır’ın ikinci Osmanlı Valisi olan Hüsrev Paşa tarafından inşa edilmiştir. Çifte Han diğer adıyla Borsa Han dediğimiz iki bölümden oluşuyor. İki bölümü farklı farklı dönemlerde 17 ve 18. yüzyılda inşa edilen bir handır. Ketenciler Hanına baktığımız zaman orada tam net bir tarih veremiyoruz. Yine Osmanlı dönemindendir. Sülüklü Han da yine Osmanlı Dönemi’nde 18. yüzyılda inşa edilmiş. Genel haliyle günümüze ulaşan hanlar Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen hanlardır.”



Diyarbakır’ın tarihi hanları yaklaşık 500 yıldır aralıksız ticaret merkezi olarak kullanılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Tarlada ortalama 15 TL olan marul tezgahlarda 100 TL’ye satılıyor Eskişehir’de üretici Yeşil Sakarya Üreticiler Birliği Başkanı Süleyman Buluşan, marul fiyatlarının yüksek olmasıyla ilgili olarak, "Allah nasip ederse nisan ayı bereket ayı olacak. Bizim 10-20 TL’ye sattığımız marulu vatandaş belki 50 TL’ye tüketebilir ama bilin ki şu anki fiyat üreticideki fiyat değildir" dedi. Son günlerde pazar tezgahlarındaki yüksek fiyatıyla dikkat çeken marul, yaklaşık 100 TL’ye satılıyor. Üreticiler, tarlada ortalama 15 TL olan marulun aracılar ve satıcılar sebebiyle katlarca yüksek fiyatlara satıldığını iddia ederken, Yeşil Sakarya Üreticiler Birliği Başkanı Süleyman Buluşan, konuyla ilgili değerlendirmede bulundu. Buluşan, plansızlıktan kaynaklanan bu duruma müdahale edilmesi gerektiğini söyledi. "Üreticide ortalama 15 TL olan ürünü tüketici 100 TL’ye yiyor" 2026 yılının ilk aylarında üreticideki marul fiyatlarının çok düşük olduğunu ifade eden Süleyman Buluşan, "O zamanlarda maliyetlerin çok yüksek olduğunu, üreticimiz bu fiyatlara marul sattığı takdirde üretimde sıkıntı olacağını söylemiştik. Yıllardır söyleyegeldiğimiz bir sözümüz var, bunun altını çizerek kendi sözüm de diyebilirim: Planlı üretim, planlı pazar. Bir ülke olarak buna geçmediğimiz takdirde, Hal Kanunu’nu bir an evvel yetiştirmediğimiz takdirde, üreticide üretilen bir ürün 10, 15, 20 TL iken, tüketici bunu 100 TL’ye yiyor. Bunun sorumlusu da bu plansızlıktır. Şu anda ülkemizin etrafında olan savaşlar nedeniyle akaryakıt çok yükseldi ve bu durum üreticiye anında yansıyor. Bir tarla 10 TL’ye işlenirken, şu anda 30 TL’ye işlenir hale geldi" şeklinde konuştu. "Bunun sebebi üretici değil, aradaki aracılardır" Marul üretiminin zorluğuna da değinen Buluşan, "Biz bu üretimi günlük yapmıyoruz; 15-20 gün veya bir ay önce bu ürün üreticinin elinden tüccarın eline veya herhangi bir konuma geçiyor. Maliyeti 20-30 TL satılan bu ürünler, şu anda 100-150 TL arasında seyrediyor. Bunun sebebi üretici değil, aradaki aracılardır. Bir an evvel bu Hal Yasası’nın çıkması gerekir. Üretici birlikleri yıllardır boş bekliyor. Bunun sebebi, hal mevzuatının uygulanamamasından, üretici birliklerinin devreye sokulmamasından kaynaklanıyor" ifadelerini kullandı. "Şu anda üreticimiz sahaya indi ve tarlalarda yeni üretim başladı" Firmaların üreticiden aldığı ürünlerin üzerine yüksek miktarda kâr oranı koyduklarını belirten Buluşan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer üreticiyle tüccar arasında üretici birliği olursa bu iş çok çabuk çözülür; kimse kafasına göre fatura uygulayamaz ve yüksek fiyatlara satamaz. Üreticiyle tüketici arasındaki mesafeyi koruyabilmemiz için araya bu üretici birliklerini sokmak zorundayız. Kötü bir kara tablo çizmemizin anlamı yok. Şu anda üreticimiz sahaya indi ve tarlalarda yeni üretim başladı. Allah nasip ederse nisan ayı bereket ayı olacak. Halkımıza şu müjdeyi verebiliriz: 10-20 liraya bizim sattığımız marulu belki 50 liraya tüketebilirler ama bilin ki bu fiyat üreticideki fiyat değildir. İnşallah bu denge kurulur ve biz de üretmeye devam ederiz."
İstanbul Yurtta hava durumu Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, yurdun genelinin çok bulutlu, Bartın ve Kastamonu kıyıları ile Gaziantep, Kilis, Adıyaman, Ş.Urfa ve Mardin dışında kalan yerlerin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak, Doğu Anadolu’nun doğusunun yükseklerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde olması bekleniyor. Yağışların; Ege kıyılarında yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’da yüksek kar örtüsüne sahip eğimli alanlarda çığ ve kar erimesi tehlikesi bulunmaktadır. Doğu Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu’da toz taşınımı bekleniyor. Hava sıcaklığının yurt genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın ise genellikle güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Kıyı Ege ve Doğu Akdeniz’de kuvvetli (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Çok bulutlu, öğle saatlerinde sağanak yağışlı 15 İstanbul: Çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 17 İzmir: Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, yerel kuvvetli olması bekleniyor. 16 Adana: Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 20 Antalya: Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 18 Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı 16 Trabzon: Çok bulutlu ve aralıklı sağanak yağışlı 16 Erzurum: Çok bulutlu ve aralıklı yağmurlu, zamanla karla karışık yağmur ve yüksekleri kar yağışlı 8 Diyarbakır: Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 17
Hatay Hatay’da 3 ayda kentin 547 günlük içme suyu depolandı Hatay’da yılın ilk 3 ayında etkili olan yoğun yağışla metrekareye toplamda 797 kilogram yağış düştü. Son 65 yılın en kurak yılının geride kaldığını dile getiren Hatay Valisi Mustafa Masatlı, kentte bulunan 4 barajdaki doluluk oranının ortalama yüzde 83 olduğunu dile getirerek, 547 günlük içme suyu ihtiyacının depolandığını söyledi. Yağışlı havasıyla bilinen ve Amanos Dağı’nın eteklerinde olmasıyla su bereketinin yaşandığı Hatay’da meteoroloji verilerine göre 2025 yılında son 65 yılın en kurak yılı yaşanmış ve 2024 yılına oranla yüzde 66 yağış azalması yaşanmıştı. Kuraklıktan etkilenen kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan barajlarda da seviye yüzde 10’a gerilemişti. Hatay’da bu yılın ilk 3 ayında yaşanan yağışlarla birlikte metrekareye toplamda 797 kilogram yağış düştü. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, kentteki yağış rejimi ve barajların doluluk oranı hakkında bilgi verdi. "2025 su yılı yağışları, ilimizde son 65 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti" Hatay’da 2025 yılında son 65 yılın en kurak yılının yaşandığını ifade eden Vali Masatlı, "Hatay’ımızda içme suyundan tarımsal sulamaya kadar her alanda su güvenliğini önceleyen bir anlayışla hareket ediyor; yağış rejimini, barajlarımızın doluluk oranlarını ve su kaynaklarımızın yönetimini çok yakından takip ediyoruz. Bu doğrultuda gerekli tedbirleri alıyor, planlamalarımızı sahadaki veriler doğrultusunda sürekli güncelliyoruz. 2025 yılının sonuna gelindiğinde yağış tahminleri ilimiz adına maalesef iyi bir tablo ortaya koymuyordu. Nitekim 2025 yılında ülkemiz genelinde normaline göre en fazla yağış azalması yüzde 66 ile Hatay’ımızda meydana geldi. 2025 su yılı yağışları ilimizde son 65 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo bize bir kez daha şunu göstermiştir: Suyu doğru planlamak, doğru yönetmek ve tasarrufu bir hayat kültürü hâline getirmek zorundaydık" dedi. "2026 yılının ilk 3 ayında metrekareye düşen toplam yağış miktarımız 797 kilogram olarak gerçekleşti" 2026 yılının ilk 3 ayında kendini hissettiren yoğun yağışla birlikte kentte metrekareye 797 kilogram yağış düştüğünü ve şehrin içme suyu ihtiyacını karşılayan Samandağ ilçesindeki Büyükkaraçay Barajı’nda su seviyesinin yüzde 10’lardan yüzde 95’lere yükseldiğini dile getiren Vali Masatlı, "Ancak 2026 yılına girdiğimizde, ocak, şubat ve mart aylarında etkili olan yüksek yağışlarla birlikte çok daha olumlu bir tabloyla karşılaştık. Nitekim 2026 yılının ilk 3 ayında metrekareye düşen toplam yağış miktarımız 797 kilogram olarak gerçekleşti. Bu yüksek yağışların etkisiyle ilimizde bulunan içme suyu ve tarımsal sulamaya hizmet eden barajlarımızın doluluk oranları da önemli ölçüde artmış durumdadır. Geçen yıl bu dönemde ilimiz sınırları içerisindeki 4 barajımızda ortalama doluluk oranı yüzde 34 seviyesindeyken, bugün itibarıyla bu oran yüzde 83 seviyesine ulaşmıştır. Burada önemli bir detay vermek isterim, il merkezimizin ve Samandağ ilçemizin içme suyu ihtiyacının karşılandığı Büyükkaraçay Barajımızda yüzde 95 aktif doluluk oranına ulaşılmıştır" dedi. "Bugün itibarıyla 547 günlük su ihtiyacımız depolanmış vaziyettedir" Suyun insan yaşamındakine önemine değinerek, kentin 547 günlük su ihtiyacının depolandığını dile getiren Vali Masatlı, suyun dikkatli ve verimli kullanılması konusunda vatandaşlara çağrıda bulundu. Vali Masatlı, "Bugün itibarıyla 547 günlük su ihtiyacımız depolanmış vaziyettedir. Önümüzdeki süreçte nisan ve mayıs aylarında da ilave yağışların gelebileceğini tahmin ediyoruz. Bu gidişatla birlikte geçen seneye göre hem yağışlarda hem de barajlarımızdaki doluluk oranlarında daha iyi bir seviyede olacağımız görülmektedir. Ancak burada altını özellikle çizmek isterim ki, yağışların artması ve doluluk oranlarının yükselmesi, tasarruf sorumluluğumuzu ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü su, yalnızca bugünün değil, yarınlarımızın da en stratejik kaynağıdır. Biz suyu tasarruflu kullandığımız müddetçe, kurak yıllar geçirsek dahi barajlarımız birkaç yıllık suyu depolama kapasitesine sahip olduğu için ciddi bir su sorunu yaşamayız. Ancak bunun temel şartı, suyu tasarruflu kullanmayı bilmek ve bu anlayışı hayatın her alanında uygulamaktır. Bizim hedefimiz, bu yıl depoladığımız suyu gelecek yıla da daha güçlü bir şekilde aktarabilmektir. Bunun için hem vatandaşlarımızdan hem de üreticilerimizden suyu ölçülü, dikkatli ve verimli kullanmaları noktasında azami hassasiyet bekliyoruz" şeklinde konuştu.