EĞİTİM - 07 Mayıs 2026 Perşembe 09:49

Düzce’de meydanda bilim, gündemde kalp sağlığı

A
A
A
Düzce’de meydanda bilim, gündemde kalp sağlığı

Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve bilimi toplumla buluşturan Bilim Kafe etkinliği, halkın yoğun katılımıyla Düzce Merkez Büyük Camii meydanında gerçekleştirildi.


Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Kayapınar’ın konuşmacı olarak katıldığı ve kalp sağlığının konuşulduğu etkinliğe; Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emrah Evren Kara, Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert ile Düzce halkı katılım sağladı.



"Kalp krizinin belirtileri birkaç hafta önce kendisini hissettiriyor"


Kalp krizinin belirtilerinin birkaç hafta önce kendisini hissettirdiğini dile getiren Kayapınar, çabuk yorulma, nefes darlığı, göğüs yanması ve ağrının sol kola yayılmasının sık görülen belirtiler olduğunu söyleyerek, bu belirtilerin görüldüğü kişilerin hızlı bir şekilde acil servise başvurması gerektiğini ifade etti. Madde kullanımı, sağlıksız beslenme, sigara ve alkol kullanımının erken yaşlarda başlaması sebebiyle kalp krizlerinin de oldukça arttığını dillendiren Kayapınar, erkeklerin 35, kadınların da 45 yaşından sonra sağlıklı olsalar bile Kardiyoloji doktoruna kontrollerini yaptırmalarını tavsiye etti.



"Bilim hayatın içinde olduğu ve toplumla buluştuğu ölçüde değer kazanır"


Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Bilim Kafe etkinlikleriyle bilimi sadece akademik alanla değil, toplumun her kesimiyle buluşturmayı amaçladıklarını ifade ederek bilimin hayatın içinde olduğu ve toplumla buluştuğu ölçüde değer kazandığını vurguladı.


Toplumu yakından ilgilendiren bir konuda Düzce Üniversitesi akademisyenlerinin halkla bir araya geldiklerini belirten Öğretim Görevlisi Duygu Özdemir Cömert, "Düzce Üniversitesi 28 Haziran 2025 tarihinden itibaren sahalarda artık daha sık görülüyor. Çünkü Bilim İletişim Ofisimiz kuruldu. YÖK öncülüğünde kurulan bu ofis artık üniversitede üretilen akademik bilgiyi halkla buluşturmayı amaç edindi. Yani biz bugün burada akademik bilgiyi halkımızla paylaşmayı öncelik edindik. 1 Yıl içinde 43. etkinliğimizi Düzce Merkezde bulunan Büyük Cami önünde yapıyoruz. Prof. Dr. Osman Kayapınar hocamız kalp sağlığı ve kalp sağlığında bilinmeyenler konusunda halkımızı aydınlatıyor. Sadece sağlık ya da kalp sağlığı da değil birçok konuda halkımızı bilinçlendirdik. Daha önceki etkinliklerimizde ata tohumunu, sağlıklı yaşamın sırlarını, bitkileri, çocukları, aileyi konuştuk. Bir yıl içinde 43. Etkinliğimizi da burada yapıyoruz. Çok yoğun bir kalabalık var burada. Bu da bizleri çok mutlu etti. Çünkü amacımız halka ulaşmaktı ve amacımız gerçekleştirdiğimizi gördük. YÖK öncülüğünde Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir’in destekleriyle bu etkinliklere imza atıyoruz. Etkinliklerimizde devam edecek " dedi.



Vatandaşlar memnun ayrıldı


Etkinliğe katılan vatandaşlardan Halil Aykutlu, "Bu etkinlik için Düzce Üniversitesinin ilgili koordinatörlüklerine ve Tıp Fakültesi camiasına teşekkür ederiz. Gördüğüm ve izlediğim kadarıyla halkımızı bilinçlendirmek adına çok anlamlı bir çalışma oldu. Hocamızdan aldığımız ve öğrendiğimiz bilgiler ışığında bende hayatımı yeniden düzene sokmam gerektiğini fak ettim.


Bir başka Düzceli Salim Yılmaz ise; "Bu program çok güzel oldu. Çok büyük katkı sağladı. Bende 11 defa anjiyo oldum. Osman hocanın burada program yapacağını duydum. Koşa koşa geldim. Düzce için çok faydalı etkinlikler. Türkiye’nin çoğu zaten kalp hastası. Çok güzel oldu, çok sevindim" diye konuştu.


Halkın sorularıyla katıldığı etkinlikte Prof. Dr. Osman Kayapınar, vatandaşların sağlık sorunlarına cevap vermeye çalıştı.



Düzce’de meydanda bilim, gündemde kalp sağlığı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’de sokak hayvanlarını kısırlaştırma ve sahiplendirmede rekor artış Denizli Büyükşehir Belediyesi Sokak Hayvanları Barınma ve Rehabilitasyon Merkezi, 2026’nın ilk dört ayında kısırlaştırma ve sahiplendirme çalışmalarında dikkat çeken bir başarıya imza attı. Verilere göre, kısırlaştırmada yüzde 214, sahiplendirmede ise yüzde 38’lik artış görüldü. Sokak hayvanlarına yönelik daha modern ve konforlu şartlarda hizmet sağlayan tesis, bakımdan tedaviye, eğitim çalışmalarından, serbest gezi parkurları ve dinlenme alanlarına kadar birçok yönüyle Türkiye’ye örnek oluyor. Tesiste 2026 yılının ilk dört ayında kısırlaştırma çalışmaları önemli ölçüde hız kazandı. Kısırlaştırılan kedi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50 artarak 853’ten 1283’e yükselirken, köpek sayısı yüzde 43 artışla 1361’e ulaştı. Toplam kısırlaştırma sayısı ise yüzde 46 artarak 2644 oldu. Yıllık ortalamalara bakıldığında da artışın sürdüğü görülüyor. 2024 yılında aylık ortalama 211 olan toplam kısırlaştırma sayısı, 2026’da 662’ye çıkarak yüzde 214’lük artış kaydetti. Sahiplendirmede dikkat çeken sıçrama Sahiplendirme çalışmalarında ise çok daha çarpıcı bir tablo ortaya çıktı. 2025’in ilk dört ayında 204 olan toplam sahiplendirme sayısı, 2026’da yüzde 136 artışla 482’ye yükseldi. Özellikle köpek sahiplendirmelerinde yaşanan yüzde 235’lik artış (86’dan 288’e) dikkat çekerken, kedi sahiplendirmeleri de yüzde 64 artışla 194’e ulaştı. Aylık ortalamalarda da artış sürerken, toplam sahiplendirme sayısı 2026’da 121’e çıkarak önceki yıllara göre yüzde 38 yükseldi. Rehabilitasyon artıyor, ihbarlar azalıyor Rehabilite edilen sokak hayvanı sayısı artışını sürdürürken, ekiplerin müdahale ettiği ihbar sayısında düşüş yaşandı. 2026’nın ilk dört ayında ihbar sayısı yüzde 40 azalarak 9215’ten 5491’e geriledi. Yıllık ortalamada ise düşüş yüzde 53’e ulaştı. Bu tablo, sahadaki sorunların daha hızlı ve planlı şekilde çözüldüğüne işaret ediyor. "Kalıcı ve sürdürülebilir bir sistem kuruyoruz" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, elde edilen verilerin sahadaki karşılığını net bir şekilde gördüklerini belirterek, "Amacımız yalnızca geçici çözümler üretmek değil, sokak hayvanları konusunda kalıcı ve sürdürülebilir bir sistem kurmak. Kısırlaştırma çalışmalarımızı artırarak kontrolsüz çoğalmanın önüne geçiyoruz. Aynı zamanda sahiplendirme kampanyalarımızla can dostlarımızı sıcak yuvalarla buluşturuyoruz. Elde ettiğimiz bu veriler, doğru yolda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı.
Ordu Ordulu çilingir ustası, 53 yıldır mesleğini sürdürüyor Ordu’nun Altınordu ilçesinde yaşayan çilingir ustası Zekeriya Şentürk, meslek hayatı yarım asrı aşsa da ilk günkü heyecanıyla çalışmaya devam ediyor. Altınordu ilçesinde 1973 yılında açtığı iş yerinde çilingir ve anahtarcı olarak hizmet veren Şentürk, aradan geçen 53 yılın ardından mesleğini ilk günkü sevgisiyle sürdürüyor. Meslek hayatı boyunca binlerce kilitli kapıyı açan, on binlerce anahtar çekimi yapan Şentürk, mesleğe ilk başladığı yıllarda makinelerin olmadığını, tüm anahtarları el işçiliğiyle yaptıklarını söyledi. Şentürk, meslekte zanaatın ve el işçiliğinin önemli olduğunu, şartların el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğini belirtti. "Tüm anahtarları elimizde üretirdik, tesviyecilik ve gerçek çilingircilik buydu" Mesleğe başladığı dönemlerde hazır anahtar kalıplarının bulunmadığını anlatan Şentürk, o yıllarda tüm işlemlerin tamamen el emeğiyle yapıldığını ifade ederek, "Aslında tesviyecilik, çilingircilik budur. Ama şimdi hazır anahtarlar geliyor, işlemesi mevcut makinelerde yapılıyor. 1970’li yıllarda biz bu anahtarları elimizde yapardık. Gün geçtikçe farklı makineler çıktı, biz de tüm anahtarları burada işleyebiliyoruz. Eskiden el marifeti vardı, şimdi makineler konuşuyor" dedi. "Hizmet vermeye devam edeceğiz" Sağlığının el verdiği sürece mesleğini sürdürmeyi düşündüğünü aktaran Şentürk, "Eşimizden, dostumuzdan Allah razı olsun, onlar bizi bırakmak istemiyor, biz de onları bırakmayacağız. Gidebildiğimiz yere kadar hizmet vermeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Bolu Öğrenciler çoksesli koroda yeteneklerini keşfediyor Bolu’da 47 ortaokul öğrencisi, müzik aleti ve dış ses kullanmadan sadece kendi seslerini kullandığı bir çoksesli koro oluşturdu. 3 yıldır aralıksız çalışmalarına devam eden çok sesli koro ekibi, Türkiye genelindeki birçok yarışmadan ödüllerle döndü. Bolu 100. Yıl Ortaokulu’nda müziğe gönül veren 47 öğrenciden oluşan çoksesli koro ekibi, başarılarıyla okulunu temsil ediyor. Koroda, ekipman ve dış ses kullanmayan öğrenciler yeteneklerini gösteriyor. ‘Harmoni 100’ adıyla çalışmalarını sürdüren koro, katıldığı yarışmalarda elde ettiği derecelerle okuluna ödüller kazandırmaya devam ediyor. Okulun müzik öğretmeni ve koro şefi Ceyda Bakkalbaşı öncülüğünde yaklaşık 3 yıldır faaliyet gösteren koro, öğrencilerin müzikal yeteneklerini geliştirmelerine katkı sağlıyor. ‘Harmoni 100’ korosu, önümüzdeki günlerde İstanbul ve Ankara’da düzenlenecek çoksesli çocuk korosu yarışmalarına katılmaya hazırlanıyor. Koroda yer alan öğrenciler, bu çalışmalar sayesinde müziğe olan ilgilerinin arttığını ifade etti. "Türkiye’de çok sesliliğe doğru bir evrimleşme var" Ülke genelinde yaş fark etmeksizin tüm insanların korolara dahil olmak istediğini belirten müzik öğretmeni Ceyda Bakkalbaşı, "5 yıldır okulda görev yapıyorum. Son 3 yıldır da okulumuzda koro faaliyetleri yürütmekteyiz. Koronun adı ‘Harmoni 100’, okulumuzda 100. Yıl isminin olması nedeniyle öğrencilerimizle beraber böyle bir isim belirledik. 3 yıldır Bolu 100. Yıl Ortaokulu olarak faaliyetlerimize devam ediyoruz. Elimizden geldiğince yurt içinde yapılan festivallere katılım sağlamaya çalışıyoruz. Bu sene 11’incisi düzenlenen Sansev Uluslararası İstanbul Çoksesli Korolar Festivali’nde 7 Mayıs Perşembe günü sahnede olacağız. Türkiye Korolar Şenliği, bu sene 26’ncısı düzenleniyor. Türkiye’de çok sesliliğe doğru bir evrimleşme var. Bir hareket var. İnsanlar koroya katılmak istiyor" dedi. "Koro benim stres atma sebebim oldu" Koronun stres attırdığını aktaran 6. sınıf öğrencisi Işıl Kılıç, "Ben ilkokuldayken müzikle çok ilgilenmezdim. Öğretmenim bize çalgı çalmayı öğretmeye çalışırdı ama ben çok uğraşmazdım. Ortaokula başladığımdan beri Ceyda hocam sayesinde koroyu ve müziği çok sevmeye başladım. Bundan sonra hayatımı müziğe göre şekillendirmek istiyorum. Beyin cerrahı olmak istiyorum ama müziği bırakmak istemiyorum. Notlarıma çok takılan bir insandım, koro benim stres atma sebebim oldu" şeklinde konuştu. "Ben de Ceyda hocam gibi müzik öğretmeni olmak istiyorum" Müziğin hayatını etkilediğini ve müziğe karşı ilgi duymaya başladığını ifade eden 8. Sınıf öğrencisi Sümeyye Sevgili, "Ben iki yıldır koroya geliyorum. Müzik hayatımı daha çok etkiledi. Koronun hayatıma daha iyi bir yönü oldu. Müzikle daha çok iç içe oldum. Lisede güzel sanatlara geçmeme etki edecek. Daha sonra da müzikle ilgilenmeyi düşünüyorum. Ben de Ceyda hocam gibi müzik öğretmeni olmak istiyorum" diye konuştu.