SAĞLIK - 03 Şubat 2026 Salı 13:09

Eşbah "Kanserde asıl düşman hastalık değil, gecikmedir"

A
A
A
Eşbah "Kanserde asıl düşman hastalık değil, gecikmedir"

DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Eşbah, "Bugün kanser, geçmişte olduğu gibi mutlak bir çaresizlik anlamına gelmiyor. Asıl tehlike, hastalığın kendisinden çok geç kalmak" dedi.


Prof. Dr. Onur Eşbah, ‘4 Şubat Dünya Kanser Günü’ dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Her yıl milyonlarca insanın kanser kelimesini duyduğunda korku duygusunu yaşadığını hatırlatan Onur Eşbah, "Bugün kanser, geçmişte olduğu gibi mutlak bir çaresizlik anlamına gelmiyor. Asıl tehlike, hastalığın kendisinden çok geç kalmak" ifadesinde bulundu. Kanseri, vücudumuzdaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık grubu olarak tanımlayan Eşbah, "Hücreler normalde belirli bir düzen içinde yaşar ve çoğalır. Bu düzen bozulduğunda, hücreler durması gereken yerde durmaz; çevre dokulara yayılabilir ve bazı durumlarda uzak organlara sıçrayabilir. İşte bu noktada kanser dediğimiz tablo karşımıza çıkar" dedi.



"Kanserlerin önemli bir kısmı, erken evrede yakalandığında tamamen tedavi edilebilir"


Bugün dünyada ve ülkemizde en sık karşılaştığımız kanserler arasında akciğer, meme, kalın bağırsak, prostat ve mide kanserleri yer aldığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Onur Eşbah, "Bu kanserlerin önemli bir kısmı, erken evrede yakalandığında tamamen tedavi edilebilir hastalıklardır. Sorun, çoğu hastanın doktora başvurmak için belirtilerin ilerlemesini beklemesidir" şeklinde konuştu.



"Basit yaşam tarzı değişiklikleriyle kanserlerin en az üçte birinin önlenebileceğini biliyoruz"


Eşbah, "Kanserlerin yalnızca yüzde 5–10’u kalıtsal nedenlerle ortaya çıkar. Geriye kalan, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle ilişkilidir. Sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, obezite, alkol tüketimi ve çevre kirliliği kanser riskini belirgin şekilde artırır" dedi. Modern yaşamın, sağladığı konforun bedelini de beraberinde getirdiğini dile getiren Eşbah, "Uzun saatler hareketsiz kalmak, işlenmiş gıdalarla beslenmek, düzensiz uyku, kronik stres ve güneşten korunmadan uzun süre maruz kalmak bugün kanser riskini artıran başlıca alışkanlıklar arasında. Oysa basit yaşam tarzı değişiklikleriyle kanserlerin en az üçte birinin önlenebileceğini biliyoruz" ifadelerini kullandı.



"Geçer diye beklemek, kanserde en pahalıya mal olan hatadır"


Vücudun nedensiz kilo kaybı, geçmeyen yorgunluk, uzun süren ağrılar, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, ciltte iyileşmeyen yaralar ya da vücutta ele gelen bir kitle gibi verdiği sinyalleri dikkate alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Eşbah, "Bunların çoğu masum nedenlerle ortaya çıkabilir; ancak haftalarca, aylarca devam ediyorsa mutlaka ciddiye alınmalıdır. Geçer diye beklemek, kanserde en pahalıya mal olan hatadır" dedi.


Erken tanı ve tarama programlarının kanser tedavisindeki rolüne ilişkin bilgiler veren Eşbah, "Erken tanı bu noktada hayati önem taşır. Meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserlerinde uygulanan tarama programları sayesinde hastalık henüz belirti vermeden yakalanabilmektedir. Erken evrede tanı alan bir hastada tedavi hem daha kolay hem de çok daha yüz güldürücüdür" şeklinde konuştu. Bugün kanser hastalarına umut verecek en önemli gelişmenin tedavinin kişiye özel hale gelmesi olduğunu açıklayan Eşbah, "Artık sadece tümörün nerede olduğuna değil, genetik ve moleküler özelliklerine bakarak tedavi planlıyoruz. Bu yaklaşım başarı oranlarını ciddi biçimde artırdı" ifadelerinde bulundu.


Kanser tedavisinde kemoterapinin hala önemli bir tedavi seçeneği olduğunu ancak artık tek başına yeterli olmadığını belirten Eşbah, "İmmünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerle birlikte, daha seçici ve daha etkili bir tedavi anlayışına geçtik. Bazı hastalarda kemoterapi ihtiyacı belirgin şekilde azalırken, yan etkiler de daha yönetilebilir hale geldi. İmmünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerde belirli genetik özelliklere sahip tümörlerde ve bağışıklık sistemi yanıtı güçlü olan hastalarda çok başarılı sonuçlar görüyoruz. Özellikle akciğer kanseri, melanom, böbrek ve mesane kanserlerinde immünoterapi adeta bir dönüm noktası oldu" dedi.



"Kanserde asıl düşman hastalık değil, gecikmedir"


Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Eşbah, açıklamasını "Dünya Kanser Günü vesilesiyle altını çizmek isterim ki; kanser artık çaresiz bir hastalık değildir. Bilim hızla ilerlemekte, her geçen gün yeni tedavi seçenekleri ortaya çıkmaktadır. Yapmamız gereken korkmak değil, bilinçlenmek; bedenimizi dinlemek, tarama programlarını ihmal etmemek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatımıza yerleştirmektir. Unutmayalım, kanserde asıl düşman hastalık değil, gecikmedir" şeklinde tamamladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da tarımsal yatırımlar sürüyor Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından 2025 yılı değerlendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıda İl Müdürü Alper Koçaker, tarım ve hayvancılık alanında hayata geçirilen projelere ilişkin kapsamlı bir sunum yaptı. Koçaker, Erzincan’da tarım ve hayvancılıkta son yılların en kapsamlı yatırım ve destek hamlesinin gerçekleştirildiğini belirterek, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen projeler kapsamında kent genelinde 1 milyar 634 milyon TL’yi aşan yatırım ve destek sağlandığını ifade etti. Uygulanan projelerle üretim, istihdam, hayvan sağlığı ve gıda güvenliğinde önemli kazanımlar hedefleniyor. Bu kapsamda öne çıkan projelerin başında Tarıma Dayalı İhtisas (BESİ) Organize Sanayi Bölgesi yer alıyor. Toplam 430 milyon 397 bin TL proje bedeline sahip BESİ OSB’de, 17 bin büyükbaş kapasiteli 82 ahır, et kombinası, soğuk hava deposu ve biyogaz tesisi bulunacak. Projenin tamamlanmasıyla 370 kişiye doğrudan, yaklaşık 1.000 kişiye dolaylı istihdam sağlanması planlanıyor. Arazi yapısı ve olası toprak kayması riskleri nedeniyle istinat yapılarında revizyona gidilen projede yüzde 85,22 oranında keşif artışı yapıldı. İlk etapta 232 milyon TL olan ihale bedeli, revizyon sonrası 430 milyon TL’ye yükseldi. Proje için 2024 yılında ayrılan 38 milyon TL’lik ödenek tamamen kullanılırken, 2025 yılı için 100 milyon TL ödenek tahsis edildi. Erzincan’ı örtü altı üretimde bölgenin merkezi haline getirmeyi amaçlayan 500 dekarlık Sera Bölgesi Projesi de hızla ilerliyor. Merkez Beybağı Mahallesi’nde 504 bin metrekarelik alanda kurulacak sera bölgesinde altyapı çalışmaları başlatıldı. Proje kapsamında 24 yatırımcı, TKDK’nın IPARD III desteklerinden yararlanarak toplam 247 milyon TL hibe almaya hak kazandı. Sera bölgesinde 500 kişiye istihdam sağlanması, ilk etapta 8 bin 500 ton domates, ikinci ürün olarak ise 1,7 milyon adet marul üretilmesi hedefleniyor. Projenin Erzincan ekonomisine 350-400 milyon TL katkı sağlaması bekleniyor. Hayvancılık alanında yürütülen çalışmalar kapsamında ise 2025 yılı boyunca il genelinde 1 milyon 447 bin doz aşı uygulanarak bulaşıcı hayvan hastalıklarına karşı mücadele edildi. "Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var" projesi kapsamında 190 üreticiye 37,5 milyon TL kredi sağlanarak 18 bin 186 koyun dağıtıldı. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında bugüne kadar 970 milyon TL hibe desteği sağlanırken, genç çiftçi, bireysel sulama, makine-ekipman ve altyapı projeleriyle yüzlerce yatırım hayata geçirildi. Bitkisel üretimden arıcılığa, mera ıslahından örtü altı tarıma kadar birçok alanda üreticilere destek verildiğini belirten Koçaker, son yıllarda İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 439 milyon TL bütçeli 100 tarımsal projenin uygulamaya alındığını, 2026 üretim sezonu için ise 45 milyon TL bütçeli 7 yeni projenin sunulduğunu kaydetti. Öte yandan gıda güvenliği kapsamında 2025 yılında 6 bin 50 işletmede denetim gerçekleştirildiği, mevzuata aykırı faaliyet gösteren 56 işletmeye 4 milyon TL’nin üzerinde idari para cezası uygulandığı bildirildi.
İzmir Başkan Tugay’dan tarihi imza: Büyükşehir Belediyesi evine dönüyor 30 Ekim depreminde hasar gördüğü için boşaltılan ve ardından yıkılan Büyükşehir Belediyesi ana hizmet binasının yerine yapılacak yeni bina için bakanlık ve koruma kurulu onayları alınarak yapı ruhsatı düzenlendi. Yapı ruhsatını imzalayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir’i temsil edecek, kente yakışan bir belediye binasının en kısa sürede inşa edileceğini söyledi. Uzun yıllar Konak Atatürk Meydanı’nda hizmet veren, 30 Ekim 2020’de meydana gelen depremde hasar görmesi nedeniyle boşaltılan ve 2022 yılında yıkılan İzmir Büyükşehir Belediyesi ana hizmet binasının yeniden yapılmasına yönelik süreçte önemli bir aşamaya gelindi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, açık ofisteki makamında yapı için hazırlanan ruhsat belgesini imzaladı. Kent için tarihi bir imza atan Başkan Tugay’a; İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım, Genel Sekreter Yardımcıları Hakan Uzun ve İsmail Mutaf ile Etüt ve Projeler Dairesi Başkanı Selin Zağpus Yiğitoğlu ve Yapı Kontrol Dairesi Başkanı Seha Özmen eşlik etti. "Mutluyuz" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmirlilere verdiği müjdeyi paylaşırken, belediye hizmet binasının yeniden yapılmasına ilişkin sürecin kendileri için tarihi bir anlam taşıdığını belirtti. Göreve geldikleri günden bu yana üzerinde titizlikle çalıştıkları konulardan birinin bu proje olduğunu vurgulayan Tugay, "Arkadaşlarımızla birlikte konuyu detaylı biçimde değerlendirdik ve belediye binamızı, tarihi olarak var olduğu Konak’ta, eski hizmet binasının bulunduğu yerde yeniden yapmak üzere çalışmalara başladık. Bir taslak proje hazırladık ve bunu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na sunduk. Kurulun önerileri doğrultusunda proje son şeklini aldı. Bugün ise artık ruhsatını imzalama aşamasına geldik. Bu nedenle büyük bir mutluluk duyuyoruz" dedi. "En kısa sürede yapımına başlayacağız" İzmir’in merkezinde, Kemeraltı’na çok yakın bir konumda, olması gereken yerde; İzmir’i temsilen İzmir halkına hizmet edecek çok güzel bir belediye binası inşa edileceğini aktaran Tugay, "En kısa sürede yapımına başlayacağız ve inşallah kısa sürede tamamlayacağız. Biz İzmir’e hizmet etmekten büyük bir onur ve gurur duyuyoruz. İzmir’in her yönüyle en iyisini hak ettiğine inanıyoruz. Belediye hizmet binasının da kente yakışacağına hiç şüphemiz yok. Şimdiden hayırlı olsun. Emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu ruhsatı imzalamaktan da büyük bir onur duyuyorum" şeklinde konuştu. Eski yerinde, modern donanımla Faaliyette olduğu dönemde kentin simge mekânları arasında yer alan yapının, yıkıldığı noktada yeniden inşa edilmesine karar verildi. Yeni bina; meydanın dokusuyla uyumlu, kamusal kullanıma açık bir anlayışla tasarlandı. Yerinde inşa edilecek proje için gerekli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu onayları alınarak yapı ruhsatı düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ana hizmet birimlerini yeniden Konak’ta bir araya getirecek yeni yapı, Saat Kulesi ve çevredeki anıtsal yapılarla uyumlu olacak şekilde konumlandırılırken, meydanın siluetini bozmayacak bir mimari anlayışın benimsenmesine özen gösterildi. Resmi süreçler tamamlandı Ana hizmet binasının yeniden yapımı için Tasarruf Genelgesi kapsamında 23 Mayıs 2025’te Bakanlık onayı alındı. Ardından İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na sunulan mimari avan proje 24 Ekim 2025’te onaylandı ve yapı ruhsatı düzenlendi. Bu süreçle birlikte, deprem sonrası boşaltılan belediye ana binasının yeniden yapımının önündeki tüm idari engeller kaldırılmış oldu. Yıkılan bina ile aynı yükseklikte 23 bin metrekare inşaat alanına sahip projede, iki bodrum, zemin kat ve üzerinde altı kattan oluşacak. Yeni bina, yıkılan yapıyla aynı şekilde 30 metre yükseklikte inşa edilecek. Bodrum katlarda otopark, sığınak, teknik alanlar, arşiv ve depolar yer alacak. Zemin katta Hemşehri İletişim Merkezi (HİM), Kadın Danışma Merkezi, Kent Kafe, yemekhane, atölye ile çocuk bakım ve oyun alanı bulunacak. Birinci katta sanat galerisi, kent terası, Kent Lokantası ve daire başkanlıkları yer alırken; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci katlarda da daire başkanlıkları hizmet verecek. Altıncı katta ise üst yönetimin açık ofisleri ile meclis salonu yer alacak. İklim dostu proje Proje, betonarme ve çelik taşıyıcı sistemle inşa edilecek. Zemin katta oluşturulan ve birinci katın batı cephesinde devam ettirilen kamusal mekânlar sayesinde yapının yalnızca bir idari merkez değil, aynı zamanda kentle bütünleşen bir sosyal alan olması amaçlanıyor. Yapının merkezinde yer alan avlu ve çatıya entegre edilen açılır sistemler ile doğal havalandırma desteklenerek enerji verimliliğine katkı sağlanması ve karbon salınımının azaltılması planlanıyor. Diğer yandan; yağmur suyu toplama ve gri su kullanım sistemleriyle de su kaynaklarının verimli kullanılması hedefleniyor. Cephede kullanılacak özel yansıtıcı camlar sayesinde iç mekânda ısı yükü minimize edilirken, doğal aydınlatma, akustik konfor ve hava sirkülasyonu artırılarak çevre dostu, sürdürülebilir bir belediye binası tasarlanıyor.