EĞİTİM
Bilime açılan kapı Akşemseddin Ortaokulu’nda aralandı 07 Mayıs 2026 Perşembe - 08:20:42 Manisa’da Akşemseddin Ortaokulu tarafından düzenlenen TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarı, öğrencilerin hazırladığı birbirinden dikkat çekici projelerle yoğun ilgi gördü. İki gün süren fuarda öğrencilerin bilimsel üretkenliği ve araştırma becerileri takdir topladı. Akşemseddin Ortaokulu bahçesinde 05-06 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen bilim fuarına, Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürü Metin Gencay, çevre okul müdürleri, Manisa İl Milli Eğitim TÜBİTAK koordinatörü, veliler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Katılımcılar, öğrencilerin hazırladığı projeleri inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Fuar kapsamında toplam 19 proje sergilenirken, proje hazırlık sürecinde 62 öğrenci ile 19 öğretmen aktif görev aldı. Öğrencilerin farklı alanlarda hazırladığı projeler ziyaretçilerden tam not aldı. Öğrencilerin proje sunumları ziyaretçilerden tam not aldı. Bilim fuarının proje yürütücülüğünü üstlenen Türkçe Öğretmeni Halil Kuru, etkinliğin öğrenciler açısından önemli kazanımlar sunduğunu belirterek, "Öğrencilerimizin bilimsel çalışmalara olan ilgisini artırmak ve onları üretmeye teşvik etmek adına çok güzel bir organizasyon gerçekleştirdik. Bilimle iç içe bir ortam oluşması okulumuz adına oldukça sevindirici oldu. Öğrencilerimiz emek vererek birbirinden değerli projeler hazırladı. Destek veren okul yönetimimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve fuarımıza katılım sağlayan tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum." dedi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:11 KBÜ Erasmus+ KA171 ile uluslararasılaşmayı sürdürüyor Karabük Üniversitesi (KBÜ), Erasmus+ KA171 Programı kapsamında uluslararası akademik iş birliklerini sürdürmeye devam ediyor. Program çerçevesinde Fas’taki Abdelmalek Essaadi University öğretim üyesi Prof. Dr. Boudhir Anouar Abdelhakim, üniversitede ders verme hareketliliği gerçekleştirdi. Karabük Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde düzenlenen programda Prof. Dr. Boudhir Anouar Abdelhakim, Mobil Geçici Ağlar (MANET) üzerine dersler verdi. Derslerde kablosuz ağ teknolojileri, yönlendirme protokolleri ve araştırma odaklı akademik yaklaşımlar ele alındı. Ziyaret kapsamında Prof. Dr. Boudhir Anouar Abdelhakim, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, Dr. Öğr. Üyesi Emrullah Demiral ve Doç. Dr. Mustafa Polat başta olmak üzere farklı birimlerden akademisyenlerle bir araya geldi. Görüşmelerde üniversitenin akademik yapısı, araştırma altyapısı ve iş birliği imkânları değerlendirildi. Akademik temaslar kapsamında Mühendislik Fakültesi ve Demir-Çelik Enstitüsü laboratuvarlarını da ziyaret eden Abdelhakim, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ayrıca Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi ile Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu akademik personelinin katılımıyla düzenlenen toplantıda, ortak projeler ve Erasmus+ kapsamındaki yeni hareketlilik fırsatları ele alındı. Ziyaret kapsamında Karabük ve Safranbolu’yu da gezen Prof. Dr. Boudhir Anouar Abdelhakim’in, üniversitenin akademik yapısı ve yürütülen çalışmalardan memnuniyet duyduğu ifade edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:25 Ahmed Cevad doğumunun 134. yılında anıldı Anadolu Üniversitesi Haydar Aliyev Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Ahmed Cevad’ı anma programı, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde gerçekleştirildi. "İki devlet tek millet" sloganıyla düzenlenen program, Türkiye ve Azerbaycan’da vatanları uğruna hayatını kaybeden şehitler ile Ahmed Cevad anısına gerçekleştirilen saygı duruşunun ardından Türkiye Cumhuriyeti İstiklal Marşı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Marşı’nın okunmasıyla başladı. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burhan Sayılır ile Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt’un konuşma yaptığı etkinlikte, İstiklal Şairi Ahmed Cevad’ın yaşamını ve eserlerini konu alan anlatılar ile şiirlere yer verildi. Programa Eskişehir Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Cavid Aydın, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gülgün Abbasbeyli’nin sunuculuğunu üstlendiği etkinlikte anlatıcı olarak Badiseba Budaglı, Mahammad Akbarlı, Armağan Paltun ve Sema Bal yer aldı. Okulanan şiirlerde ise Zehra Asgarlı, Emin Abdullayev, Turana Niftaliyeva, Cansel Koca, Taha Alper Taşcı, Yusuf Mervan Ekici, Feyza Alıç, Zöhre Sadıkova, Şamama Khalilova, Orhan Büyükkara ve Elnur Qasımov sahne aldı. "Türklük bu coğrafyada daha bilinçli hale geldi" Konuşmasında 1937 yılında birçok Türk düşünür ve şairin idam edilerek Türk dünyasının kadim bağlarının koparılmak istendiğine değinen Prof. Dr. Burhan Sayılır, yaşanan baskılara rağmen Türklüğün bu coğrafyada yok olmadığını ifade etti. Sayılır, Türk dünyasının geçmişte bağımsızlık düşüncesi nedeniyle büyük baskılar gördüğünü ancak bugün bu hayallerin gerçekleşmeye başladığını belirterek mücadele veren isimlerin yolları aydınlatmaya devam edeceğini söyledi. "Ahmed Cevad bir kahraman olarak anılmalı" Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt ise konuşmasında, İstiklal Marşı şairi olmanın bir edebiyatçının ulaşabileceği en önemli noktalardan biri olduğunu ifade etti. Ahmed Cevad’ın diğer İstiklal Marşı şairlerinden farklı olarak tutuklandığını ve kurşuna dizilerek hayatını kaybettiğini vurgulayan Bozkurt, şairin yalnızca edebi kimliğiyle değil, verdiği mücadeleyle de önemli bir figür olduğunu söyledi. Ahmed Cevad’ın 1915 yılında Balkanlar’da Türk ordusuna destek vermek amacıyla savaş bölgesine geldiğini hatırlatan Bozkurt, şairin Türk dünyası açısından taşıdığı tarihi öneme dikkat çekti. Program, Ahmed Cevad’ın eşi Şükriye Hanım’a ithafen yazdığı şiirin beste seslendirmesi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:02 Nazilli’de 22 ülkenin 58 eşsiz lezzeti bu etkinlikte buluştu Nazilli Lisesi’nin ev sahipliğinde eTwinning ve Erasmus Plus Projesi kapsamında düzenlenen etkinlikte Avrupa’daki 22 ülkenin 58 eşsiz lezzeti bir araya geldi. Nazilli Lisesi, Avrupa kültürlerini ve mutfak mirasını buluşturan görkemli bir etkinliğe bir kez daha ev sahipliği yaptı. Uzun yıllardır Avrupa Birliği projeleri ile gündeme gelen Nazilli Lisesi bu kez de eTwinning Günü kapsamında düzenlenen ‘Kültür Tanıtımı’ ile dikat çekti. Nazilli Lisesi bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe; Nazilli İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdinç Güner, şube müdürleri, çok sayıda okul müdürü, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Türkiye’nin meşhur lezzetlerinin de yer aldığı Avrupa’daki 22 ülkenin 58 eşsiz lezzeti önce sergilendi ardından da tadıldı. Öğrencilerin hazırladığı stantlarda, Avrupa’nın dört bir yanından lezzetler sunulurken, projelerin eğitim ve kültürel kazanımları hakkında da sunumlar yapıldı. Etkinlikle ilgili yapılan bilgilendirmede: "Nazilli Lisesi olarak parçası olduğumuz eTwinning projelerimizin en lezzetli ve renkli ayağı olan ’eTwinning Günü’ için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu sadece bir etkinlik değil; öğrencilerimizin sınırları aşarak kurduğu dostlukların, farklı kültürlere duydukları merakın ve ’birlikte üretme’ azminin somut bir göstergesidir. Bugün her bir stantta, Avrupa’nın ve ortak ülkelerimizin kültürel mirasını temsil eden geleneksel lezzetleri keşfedeceğiz" ifadelerine yer verildi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdinç Güner, stantları tek tek ziyaret edip öğrencilerden bilgi aldı. Müdür Güner, Nazilli Lisesi’nin uluslararası projelerdeki başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Güner, emeği geçen tüm öğretmen ve öğrencileri tebrik ederek, bu tür organizasyonların öğrencilerin vizyonunu genişlettiğini belirtti. Renkli görüntülere sahne olan lezzet şöleni, katılımcıların büyük beğenisini toplarken; Nazilli Lisesi ‘birlikte üretme’ felsefesini bir kez daha başarıyla sergilemiş oldu.
ESOGÜ’de ’Study in Eskişehir’ temalı uluslararası personel eğitimi düzenlendi
16 Nisan 2026 Perşembe - 16:30 ESOGÜ’de ’Study in Eskişehir’ temalı uluslararası personel eğitimi düzenlendi Eskişehir Osmangazi, Anadolu ve Eskişehir Teknik Üniversitesi iş birliği ile düzenlenen "Study in Eskişehir" temalı Uluslararası Personel Eğitim Haftası, 67 yabancı akademisyenin katılımıyla gerçekleştirildi. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi tarafından ortaklaşa düzenlenen Uluslararası Personel Eğitimi Haftası etkinlikleri başladı. Bu kapsamda ESOGÜ ev sahipliğinde düzenlenen ve Erasmus program ortaklarından gelen toplam 67 akademik personelin katıldığı "Study in Eskişehir" temalı uluslararası personel eğitimi ise ESOGÜ Otel’de gerçekleştirildi. Etkinliğe ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emine Gümüşsoy da katıldı. Rektör Prof. Dr. Kamil Çolak, etkinliğe katılmak üzere ESOGÜ’ye gelen Filistin Hebron Üniversitesi ekibini makamında ağırlarken, ziyarette uluslararası ilişkilerden sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emine Gümüşsoy, ESOGÜ Uluslararası İlişkiler Birimi Koordinatörü Doç. Dr. Mahmut Sami İşlek ve Erasmus ICM program sorumlusu Dr. Emrah Orakcıoğlu da bulundu. Toplantıda Filistin’den gelen konuklar ile akademik işbirliklerinin daha da ileriye götürülmesi için atılacak adımlar görüşülürken, Rektör Prof. Dr. Kamil Çolak ziyaretten duyduğu memnuniyeti ve Filistin’e desteklerini dile getirdi. Hebron Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Birimi Koordinatörü Dr. Ahmad Ghayyada’nin liderlik ettiği ekip ise ESOGÜ ile derin bir ortaklık kurulduğunu, bu etkinliğin Filistin-Türkiye dostluğuna kıymetli katkılarda bulunduğunu ifade etti. Dr. Ahmad Ghayyada aynı zamanda işgalden dolayı Filistin’de yaşanan zorluklar ve seyahat sırasındaki sıkıntılarını da dile getirdi. Toplantı ikramlar ve hediye takdimleri ile sona erdi.
Ağrı’da derneklere yönelik proje bilgilendirme eğitimi düzenlendi
16 Nisan 2026 Perşembe - 16:28 Ağrı’da derneklere yönelik proje bilgilendirme eğitimi düzenlendi Ağrı İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından 2026 yılına yönelik dernek projeleri hakkında bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Kentte faaliyet gösteren derneklerin proje hazırlama kapasitelerini artırmak ve başvuru süreçlerine katkı sunmak amacıyla düzenlenen toplantı, Bilim ve Sanat Merkezi konferans salonunda yapıldı. Programa İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Ercan Dursun ile çok sayıda dernek başkanı katıldı. Toplantıda konuşan İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Ercan Dursun, 2026 yılı içerisinde daha fazla sayıda nitelikli proje başvurusu alınmasını hedeflediklerini belirtti. Valilik desteği ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla önemli projelere imza atmayı amaçladıklarını ifade eden Dursun, "Sayın valimizin destekleri ve sizlerin gayretleri ile hep birlikte el ele, omuz omuza vererek çok sayıda proje başvurusu almayı bu yıl kesinlikle bizim amacımızdır. Sizlerin de gayretleri ile hep birlikte biz bu proje başvurularını alacağız. Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü ve valiliğimiz ile birlikte bu projeleri inşallah geçirmeye çalışacağız. Bu projeler geçtikten sonra biz projelerimizi inceleyeceğiz. Kabul edilen projeler için valilikle sizler arasında protokol imzalanacak. Bu protokol sonucunda projelerimizi uygulamaya geçireceğiz." dedi. Amaçlarının hem başvuru sayısını artırmak hem de kabul edilen projelerin hayata geçirilmesini sağlamak olduğunu dile getiren Dursun, 2026 yılı içerisinde gerçekleştirilecek projelerin kente önemli katkılar sunacağını vurguladı. Dursun, "2026 yılı içerisinde yapacağınız başvurular sonucu hayata geçireceğimiz projeler için Sayın Valimiz Önder Bozkurt olmak üzere Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğümüze, hayata koyacağımız projelerin Ağrı ilimize, derneklerimize ve Ağrı’daki tüm esnaflarımıza hayırlı olmasını diliyorum"ifadelerini kullandı. Toplantı, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Konya’da Savunma Sanayi Temalı Mesleki Eğitim Çalıştayı
16 Nisan 2026 Perşembe - 16:02 Konya’da Savunma Sanayi Temalı Mesleki Eğitim Çalıştayı Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğinde, ‘Yarının Gücü, Bugünün Eğitimiyle Yetişir’ temasıyla "Savunma Sanayi Temalı Mesleki Eğitim Çalıştayı" gerçekleştirildi. NEÜ Konya Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulunda düzenlenen programın açılışında konuşan Konya Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ahmet Can, çalıştayın amacını; meslek liselerinden başlayarak, meslek yüksekokullarında şekillenen ve sanayide karşılık bulan bir eğitim zincirinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması olarak açıkladı. Can, "Özellikle savunma sanayi gibi yüksek kalite ve hassasiyet gerektiren alanlarda, nitelikli ara eleman ihtiyacının karşılanması, uygulama becerisi yüksek insan kaynağının yetiştirilmesi ve eğitim-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi kritik önem arz etmektedir" dedi. Birçok konuda olduğu gibi, mesleki eğitimin savunma sanayi alanında da Konya’nın önde ve öncü bir şehir olduğunu kaydeden Konya İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit ise, "İnanıyoruz ki ilimizde düzenlenen bu çalıştay şehrimizin savunma sanayi ve bu sektörü besleyecek olan mesleki eğitim konusunda daha da ilerlemesine vesile olacaktır" şeklinde konuştu. "Savunma sanayisinin başarısı yeterli donanıma sahip insan kaynağından geçmektedir" Türkiye’deki savunma sanayisinin tasarım aşamasını büyük ölçüde tamamladığını ve seri üretim dönemine girdiğini aktaran Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri İhsan Bostancı, "Bu geçiş, nitelikli iş gücüne olan ihtiyacı da kaçınılmaz biçimde artırmaktadır. Önümüzdeki dönemde hangi mesleki profillerin öne çıkacağını, eğitim müfredatlarının nasıl şekillenmesi gerektiğini ve sektörle eğitim kurumları arasındaki iş birliğinin nasıl derinleştirilebileceğini birlikte düşünmemiz gerekiyor. Çalıştay tam da bu sorulara cevap aramak için son derece doğru ve zamanında bir adımdır. Çünkü gerek ülkemizin ve gerekse de Konya’nın savunma sanayisi başarısının sürdürülebilir olması mesleki açıdan yeterli donanıma sahip insan kaynağından geçmektedir" diye konuştu. "Bizim için mesleki eğitim alan her kardeşimiz aranan insan kaynağıdır" Konya Sanayi Odası ve Konya Organize Sanayi Bölgesi olarak mesleki eğitimi, sanayinin geleceği açısından stratejik önemde gördüklerini ve bu alanda önemli projeler hayata geçirerek yatırımlar yaptıklarını ifade eden Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, "Necmettin Erbakan Üniversitesi KOS Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulumuz da, bu yatırımlardan biri. Biz artık sanayide ‘ara eleman’ kavramını lügatimizden çıkardık. Bizim için mesleki eğitim alan her bir kardeşimiz, ‘aranan insan kaynağı’dır. Özellikle savunma sanayi söz konusu olduğunda, bu gerçek çok daha büyük bir önem kazanıyor. Zira etrafımızda yaşanan savaşları hepimiz yakından görüyor, değişen dünyanın şartlarını daha net idrak ediyoruz. Bu tablo bize bir gerçeği açıkça göstermektedir ki; üreten kazanır. Üretimin en temel unsuru ise yetişmiş, donanımlı insan kaynağıdır. İşte bu nedenle mesleki eğitim bizim için stratejik hale gelmiştir. İnşallah bu stratejik gücü hep beraber, sağlam temeller üzerine inşa ederek sürdürülebilir hale getirmeyi başaracağız" dedi. Konya Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulunun Türkiye’deki diğer meslek yüksekokullarına örnek olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu Denetçisi Mehmet Salih Canbal, "Türkiye’deki diğer meslek yüksekokullarında, buradaki imkanlar yok. Tüm meslek yüksekokullarımızın böyle olması gerekiyor. Uygulamaya, işin temeline daha çok ağırlık vermesi, sanayi ve sektörle daha çok buluşması gerekiyor. Eğer biz uygulamayı temel noktaya alırsak ülkemizin mesleki eğitimden aldığı verim çok hızlı bir şekilde artacaktır" ifadelerini kullandı. "Çalıştaydan çıkan her fikir ülkemizin savunma sanayisindeki yükselişine vurulacak yeni bir perçindir" Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayinde gerçekleştirdiği ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ ile gerek bölgede gerekse küresel ölçekte bir aktör haline geldiğini vurgulayan NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hidayet Oğuz da, "Gök vatanımızdaki İHA ve SİHA’larımızdan, denizlerdeki sancaktarlarımıza; kara araçlarımızdan yerli yazılımlarımıza kadar her bir başarı, bu milletin mühendislik zekasının ve stratejik iradesinin birer mührüdür. Ancak unutmamalıyız ki; en gelişmiş teknolojiyi tasarlamak kadar, o teknolojiyi hassasiyetle üretecek, bakımını yapacak ve geliştirecek nitelikli el becerisine ve teknik donanıma sahip olmak da bir o kadar hayatidir. Bu çalıştayın temel çıktısı; sadece raporlar değil, sahada karşılığı olan bir ‘insan kaynağı stratejisi’ olacaktır. Buradan çıkacak her fikir, ülkemizin savunma sanayindeki yükselişine vurulacak yeni bir perçindir." "Yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranı ve 100 milyar doların üzerinde proje hacmi" Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Karataş ise, "Türkiye’nin 20 yıl önce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüksek iradesi ve devletimizin kararlılığıyla başlayan savunma sanayisi yolculuğu birazdan söyleyeceğim rakamlarla devam ediyor; yüzde 80’in üzerinde yerli ve millilik oranı, yaklaşık 100 bine yakın çalışan, savunma ve sivil olmak üzere yaklaşık 8 bin civarı savunma sanayisi ekosistemine katkı sunan firma, 100 milyar doların üzerinde proje hacmi, 3 milyar dolarlık Ar-Ge harcaması. Bu rakamlar bizim gurur tablomuz. Geldiğimiz noktada çok güzel şeyler yaptık ama geleceğe baktığımızda yolun başlangıcındayız ve yapacak daha çok şey var" dedi. "Hedefimiz; dünyada en fazla savunma sanayisi ihracatı yapan ilk 10 ülke arasına girmek" Türkiye’de üretilen savunma sanayisi sistemleri ve platformlarının yurtdışında da akreditasyonunun çok güçlü olduğunu belirten Prof. Dr. Karataş, "Geçtiğimiz yıl 10 milyar doların üzerinde bir ihracattan bahsediyoruz. Bu bizim 2028 hedefimizdi, 2025 yılında 10 milyar doların üzerinde bir ihracat gerçekleştirdik. Daha da önemlisi yaklaşık 17-18 milyar dolarlık da yeni sözleşme imzalamışız. Bu rakamlar kümülatif olarak artacak gibi gözüküyor. Türkiye’deki savunma sanayisinin 230 ürünü 185 ülkede kullanılıyor. Türkiye’nin savunma sanayisi ürünleri dünyanın bütün coğrafyalarında var. Şu anda dünyada en fazla savunma sanayisi ihracatı yapan 11. ülkeyiz ve yakın zamanda ilk 10’a girme hedefimiz var" diye konuştu. Konuşmaların ardından günün anısına ‘Hatıra Ağaç Dikim Etkinliği’ gerçekleştirildi. Çalıştay, sektör temsilcilerinin de katıldığı masa çalışmaları ile devam etti. Program kapsamında alanında uzman isimler tarafından sunumlar gerçekleştirildi, katılımcılarla görüş alışverişinde bulunuldu.
Patnos’ta okullarda güvenlik alarmı
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:54 Patnos’ta okullarda güvenlik alarmı Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da son günlerde yaşanan ve eğitim camiasını derinden etkileyen üzücü olayların ardından, Patnos’ta da harekete geçildi. Okullarda güvenliğin sağlanması amacıyla Patnos Kaymakamlığı koordinesinde geniş çaplı önlemler alınmaya başlandı. Patnos Kaymakamlığı öncülüğünde; İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, ilçe genelindeki tüm okullarda güvenlik uygulamalarını artırdı. Öğrencilerin ve eğitimcilerin huzur içinde eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürebilmesi için okul giriş-çıkışlarında denetimler sıklaştırılırken, okul çevrelerinde de devriye sayıları artırıldı. Özellikle son dönemde farklı illerde yaşanan okul baskınları ve şiddet olaylarının ardından alınan bu önlemler, veliler ve eğitim camiası tarafından da memnuniyetle karşılandı. Ekipler, okul yönetimleriyle koordineli bir şekilde çalışarak muhtemel riskleri en aza indirmeyi hedefliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Patnos Kaymakamı Burak Dertlioğlu, öğrencilerin güvenliğinin her şeyden önce geldiğini vurguladı. Kaymakam Dertlioğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan üzücü hadiseler hepimizi derinden etkilemiştir. Bu tür olayların ilçemizde yaşanmaması adına tüm güvenlik birimlerimizle birlikte gerekli tedbirleri ivedilikle hayata geçirdik. Okullarımız bizim en hassas alanlarımızdır. Evlatlarımızın güvenli bir ortamda eğitim alması için denetimlerimizi artırarak sürdüreceğiz." Kaymakam Dertlioğlu ayrıca, sadece fiziki güvenlik önlemleriyle yetinilmeyeceğini, rehberlik servisleri ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde sosyal ve psikolojik destek çalışmalarının da devam edeceğini belirtti. Yetkililer, vatandaşlardan da şüpheli durumları vakit kaybetmeden güvenlik birimlerine bildirmelerini isteyerek, toplumsal duyarlılığın bu süreçte büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Patnos’ta alınan bu kapsamlı önlemlerle birlikte, eğitim kurumlarında güvenliğin en üst seviyeye çıkarılması hedefleniyor.
Yüksekova’da kütüphane önünde kuyruk
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:41 Yüksekova’da kütüphane önünde kuyruk Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde öğrenciler deprem riski nedeniyle yıkılıp kiralık bir binada hizmet veren kütüphanenin önünde sabahın ilk ışıklarıyla uzun kuyruklar oluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın genelgesiyle Selahaddin Eyyubi Kültür Merkezi’nin 2023’te boşaltılmasının ardından Yüksekova Halk Kütüphanesi İpekyolu Caddesi üzerindeki kiralık bir binaya taşınmıştı. Ancak aradan geçen zamana rağmen yeni bina için somut bir adım atılmaması, ilçedeki binlerce öğrenciyi etkiledi. Kütüphane yönetimi ve personelinin özverili çalışmasıyla üye sayısı rekor düzeye çıkarken, kütüphanenin fiziki şartlarının mevcut talebi karşılamadığı ifade edildi. 200 kişilik kapasiteye sahip olan kütüphane binası önünde sabah saatlerinde ders çalışmak için bekleyen öğrenci sayısı 500’e ulaşıyor. İçeride yer bulamayan yaklaşık öğrenciler, her gün kütüphane kapısından geri dönmek zorunda kalıyor. Öğrenciler, fiziki alan darlığı nedeniyle yaşanan bu mağduriyetin giderilmesini bekliyor. "Eski kütüphanemiz hepimize yetiyordu" Öğrenciler, yeni yapılacak projedeki "küçültme" kararına da tepki gösterdi. İlk planlamada 6 bin metrekare olarak öngörülen kütüphanenin daha sonra 4 bin metrekareye düşürülmesine tepki gösteren gençler, karardan dönülmesini istiyor. Öğrencilerden Selim Akkuş, "Eski kütüphanemiz hepimize yetiyordu. Deprem nedeniyle yıkıldı, hak veriyoruz ama yerine yenisi yapılmadı. Şimdi kiralık binada 200 kişilik yere 500 kişi geliyoruz. Sabahın köründe gelip kuyruğa giriyoruz, yine de yer bulamayıp eve dönen arkadaşlarımız oluyor. Biz sadece okumak istiyoruz, bu duruma artık bir çözüm bulun" dedi.
ÖSYM’den Türkiye’de bir ilk: e-YDTS başvuruları açıldı
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:32 ÖSYM’den Türkiye’de bir ilk: e-YDTS başvuruları açıldı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM), e-YDTS sınavını Türkiye’de ilk kez yapacak. Sınav başvuruları 16-28 Nisan tarihleri arasında ÖSYM’nin resmi sitesinden yapılabilecek. ÖSYM, Türkiye’de bir ilk olarak Elektronik Yabancı Dil Olarak Türkçe Sınavı’nın (e-YDTS) 9 Mayıs’ta yapılacağını açıkladı. Okuma, dinleme, konuşma ve yazma bölümlerinden oluşan e-YDTS’nin bilgisayar tabanlı bir Türkçe yeterlilik sınavı olarak, modüler becerilere dayalı bir yaklaşımla sınava katılan adayların dil becerilerini Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (D-AOBM) ile uyumlu bir şekilde ölçeceği belirtildi. B2, C1 ve C2 seviyelerinde geçerli ve güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunulacak Bu doğrultuda sınavın adaylara B2, C1 ve C2 seviyelerinde geçerli ve güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunması amaçlanıyor. e-YDTS; eğitim kurumları, meslek kuruluşları, devlet kurumları ve diğer ilgililer için değerlendirme kriterleri, geçerlilik ve güvenilirlik açısından uluslararası standartlarla karşılaştırılabilir bir araç sağlamayı hedefliyor. Ayrıca e-YDTS’nin D-AOBM’de yer alan 4 hedef dil kullanım alanından eğitim ve mesleki dil kullanım alanlarına yönelik bir içeriğe sahip olacağı ifade edildi. Sınavın Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’daki e-Sınav uygulama binalarında yapılacağı dile getirilirken, sınava başvuruların ise 16-28 Nisan tarihleri arasında olacağı açıklandı. Adayların başvurularını 16 Nisan günü saat 14.00’ten itibaren ÖSYM’nin https://sanalpos.osym.gov.tr adresinden yapabileceği dile getirildi. Kapasite sınırlı olacak Sınava başvuracak aday sayısı, e-Sınav uygulama binalarının kapasitesiyle sınırlı olacak. Sınav için kontenjan Ankara’da 652, İstanbul’da 200, İzmir’de 48 ve Adana’da 100 olarak belirlendi. Ayrıca adayların sınav ücretini ödeme sırasına göre kontenjana dahil edileceği, kontenjan dolduğu takdirde adayların sınav ücretini yatırmasının sistem tarafından engelleneceği ve sınav ücreti ödeme sürecinin sonlanacağı ifade edildi.
Vali Aydoğdu: "Şiddetle mücadele eğitim seferberliğiyle güçlenecek"
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:28 Vali Aydoğdu: "Şiddetle mücadele eğitim seferberliğiyle güçlenecek" Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, merkezde görev yapan okul müdürleriyle bir araya gelerek eğitimde güvenlik, rehberlik hizmetleri ve toplumsal şiddetle mücadele konularını değerlendirdi. Valilikte düzenlenen toplantıya vali yardımcıları, birim amirleri ve eğitim sendikalarının temsilcileri de katıldı. Toplantıda konuşan Vali Aydoğdu, son dönemde yaşanan üzücü olaylara değinerek, görevi başında şehit olan öğretmene ve hayatını kaybeden gençlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve eğitim camiasına sabır diledi. Şiddet olaylarının tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Aydoğdu, "Toplumsal huzuru sarsan şiddet olayları yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, topyekûn bir eğitim seferberliğiyle aşılabilir. Bilgiyle donatılmış bir zihin, ahlakla taçlandırılmadığı sürece eksik kalır." dedi. Okulların şiddetin önlenmesinde tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Aydoğdu, ilgili kurumlar, aileler ve sivil toplum kuruluşlarının sürece aktif katılımının önemine dikkati çekti. Vali Aydoğdu, "Bir evladımızı dahi feda etmeye tahammülümüz yok. Eğitim camiası olarak sevgi dilini şiddetin diline üstün kılmak zorundayız. Valiliğimiz koordinasyonunda ilgili tüm kurumlarımızla birlikte önleyici tedbirler alacak ve olaylara hızlı şekilde müdahale edeceğiz." diye konuştu. İl genelindeki okullarda güvenlik önlemlerinin artırılacağını ve rehberlik hizmetlerinin daha etkin hale getirileceğini kaydeden Aydoğdu, öğretmen ve öğrenciler için daha güvenli eğitim ortamı oluşturmak amacıyla çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi. Toplantı, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi.
İGÜ’den şiddetle mücadelede akademik ve psikolojik destek vurgusu
16 Nisan 2026 Perşembe - 14:38 İGÜ’den şiddetle mücadelede akademik ve psikolojik destek vurgusu Okullarda son dönemde artış gösteren şiddet olaylarının yalnızca güvenlik önlemleriyle açıklanamayacağını belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, yaşananların psikolojik, sosyal ve çevresel süreçlerin bir sonucu olduğunu vurguladı. Tansel, okul saldırılarının bireysel bir sorun değil, daha geniş bir sistemin aksayan yönlerinin görünür hale gelmesi olduğunu ifade etti. "Üniversite olarak yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda öğrenciler, aileler ve eğitimciler için sahada karşılık bulan bir destek mekanizması oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle Psikoloji alanın da yürütülen çalışmalarla, gençlerin yaşadığı sorunlara erken dönemde temas etmeyi ve çözüm üretmeyi önceliyoruz. Şiddeti önlemenin yolu, bireyi zamanında anlamaktan ve doğru destekle buluşturmaktan geçiyor" ifadelerini kullandı. Güncel olayların takipçisi olduklarını vurgulayan Tansel, süreçten etkilenen öğrenciler, öğretmenler ve velilere yönelik daimi desteğe hazır olduklarını belirtti. Okullardaki şiddet "Münferit" değil, bir sürecin sonucu Okullarda yaşanan şiddet olaylarının "münferit" olarak değerlendirilmesinin sorunun derinliğini göz ardı etmek anlamına geldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Hiçbir çocuk durduk yere şiddet uygulayan biri haline gelmez. Şiddet çoğu zaman bir başlangıç değil, bir sonuçtur" ifadelerini kullandı. Çocukların yaşadığı yoğun öfke, değersizlik hissi ve travmatik deneyimlerin zamanla birikerek davranışa dönüştüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Tansel, aile içi ihmal, istismar, aşırı baskı ya da sınır eksikliğinin bu süreci doğrudan etkilediğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre, şiddetin normalleştiği sosyal çevreler, rol model eksikliği ve okulda aidiyet duygusunun zayıf olması da çocukların kendilerini ifade etme biçimini belirleyen kritik unsurlar arasında yer alıyor. "Şiddet, birikmiş duyguların dışa vurumu" Okullarda yaşanan saldırıların yalnızca bir öfke patlaması olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Bugün gördüğümüz şiddet; birikmiş yalnızlığın, değersizlik hissinin ve anlaşılmama duygusunun dışa vurmasıdır." ifadelerini kullandı. Olaylar sonrasında alınan güvenlik önlemlerinin sorunun kökenine inmediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Biz çoğu zaman yangın çıktıktan sonra su taşıyoruz. Oysa asıl mesele, o yangının neden çıktığını anlamaktır." dedi. Çocuklar şiddete nasıl yöneliyor Çocuk ve ergen gelişiminin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Tansel, duygusal gelişimi desteklenmeyen çocukların hislerini anlamakta ve ifade etmekte zorlandığını belirterek kendisini dışlanmış hisseden çocukların zamanla değersizlik algısı geliştirdiğini, bu durumun daha sonra başkalarını da değersiz görme eğilimine dönüşebileceğini söyledi. Aidiyet ihtiyacının karşılanmaması durumunda çocukların riskli akran gruplarına yönelebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, akran ilişkilerinin şiddet davranışlarında kritik rol oynadığını vurguladı. Dijital dünya şiddeti sıradanlaştırıyor Dijital mecraların da bu süreçte büyük etkisi olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre şiddet içeriklerine sürekli maruz kalmak empatiyi zayıflatıyor ve şiddeti normalleştiriyor: "Denetimsiz dijital kullanım saldırganlığı önce düşünceye, ardından davranışa dönüştürebilir. Çocuklar sadece ne izlediklerinden değil, izlediklerini nasıl anlamlandırdıklarından etkilenir. Bu noktada güçlü bağ ve doğru rehberlik belirleyicidir." Çözüm cezadan değil, bağ kurmaktan geçiyor Şiddetin önlenmesinde yalnızca kriz anında alınan önlemlerin yeterli olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, asıl çözümün erken dönemde kurulan sağlıklı ilişkilerde olduğunu vurguladı. Ailelerin çocukları kontrol etmek yerine anlamaya odaklanması gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Çocuğun kendini ifade edebildiği, yargılanmadan dinlendiği bir ortam en güçlü koruyucu faktördür" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre çözüm: Sadece disiplin değil, bağ kurmak Sadece cezalandırmak değil, anlamak Sadece kontrol etmek değil, temas etmek Okulların yalnızca akademik başarıya odaklanan yapılar olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Tansel, öğrencilerin duygusal olarak güvende hissedecekleri ortamların oluşturulmasının önemine de dikkat çekti. Bu doğrultuda psikososyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi, rehberlik servislerinin daha aktif kullanılması ve öğretmen farkındalığının artırılması gerektiğini ifade etti. Şiddette erken uyarı sinyallerine dikkat Dr. Öğr. Üyesi Tansel, erken farkındalık açısından bazı davranışların önemli sinyaller verdiğini belirterek; içe kapanma, ani davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, sosyal izolasyon ve şiddet içeriklerine aşırı ilginin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. "Bu belirtiler bir disiplin sorunu değil, bir yardım çağrısıdır." diyen Tansel, okul saldırılarının aniden değil, zaman içinde gelişen bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı. "Mesele güvenlik değil, temas" Okul saldırılarının sürpriz olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Bir çocuk anlaşılmadığında, görülmediğinde ve yalnız bırakıldığında; bu sessizlik bazen şiddet olarak geri döner. Bir çocuğu yetiştirmek sadece ailenin değil, toplumun sorumluluğudur. Eğer çocukları yalnız bırakır ve sadece sonuçlara odaklanırsak şiddeti konuşmaya devam ederiz. Ama onları erken dönemde anlar, dinler ve desteklersek; şiddeti önleyebiliriz." ifadelerini kullanarak şiddet olaylarına karşın toplumsal sorumluluğu vurguladı.