EĞİTİM
ÖSYM’den bir ilk: Türkçe düzeyini ölçen e-YDTS uygulamaya geçiyor 07 Mayıs 2026 Perşembe - 10:55:56 Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Türkçe düzeyini ölçen ilk uygulama olan Elektronik Yabancı Dil Olarak Türkçe Sınavı’nı (e-YDTS) uygulamaya geçiriyor. ÖSYM, uzun zamandır hazırlıkları yapılan e-YDTS’yi uygulamaya geçiyor. Türkçeyi sınav ortamında ölçmek adına ilk uygulama olan e-YDTS bu yönüyle de dikkat çekiyor. Türkiye’nin uluslararası vizyonuna katkı sağlayacak olan e-YDTS’nin; Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de ÖSYM Elektronik Sınav Merkezlerinde dijital ortamda uygulanacağı belirtildi. Sınav hakkında açıklamalarda bulunan ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy, uzun zamandır bu sınav üzerinde çalıştıklarını belirtti. Ayrıca Ersoy, bu sınavın uluslararası öğrencilerin sayısındaki artışa yönelik talebi karşılayacağını da dile getirdi. "Bu uygulama yılların hayali olarak karşımızda duruyordu" Türkçeyi uluslararası mecrada yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Ersoy, "Dünya dili Türkçemizi ölçmek adına uzun zamandır hazırlıklarını gerçekleştirdiğimiz sınav uygulamamızı cumartesi günü hayata geçiriyoruz. Bu uygulama yılların hayali olarak karşımızda duruyordu, gerçekleştirmek inşallah bize nasip oluyor. Yılların hayali gerçek oluyor. Uluslararası öğrencilerin sayısındaki artışa yönelik talebi karşılamak ve Türkçe öğretiminde ölçme-değerlendirmedeki standartlaşmayı sağlamak için Türkçe dil becerisini Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni’ ne (D-AOBM / CEFR) göre ölçen merkezi bir sınav olarak e-YDTS geliştirildi. 9 Mayıs tarihinde elektronik sınav merkezlerinde uygulanacak sınavın hazırlık aşamasında 8 deneme sınavı düzenlendi. Sınav içeriğinin, soru yazarlarının ve denetmenlerin D-AOBM ile uyumlu olması için Ankara, İstanbul, İzmir, Karabük, Malatya ve Van’da ’da toplam 8 ‘D-AOBM ve soru yazarlığı eğitimi’ gerçekleştirdi. Sınavın ‘kesme puanı’ çalışmaları tamamlandı. Tüm bu çalışmaların tamamlanmasıyla sınav uygulama aşamasına geldi" ifadelerini kullandı. "Güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunmayı amaçlamaktayız" e-YDTS’nin, Türkçenin ölçülmesinde önemli bir referans olarak uluslararası öğrenciler için önemli bir referans olacağını vurgulayan Ersoy, "e-YDTS ile sınava katılan adayların dil becerilerini D-AOBM ile uyumlu bir şekilde ölçmeyi ve bu doğrultuda adaylara B2, C1 ve C2 seviyelerinde geçerli ve güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunmayı amaçlamaktayız. Türkçenin akademik gücünü ortaya koyacak bir adım olacak sınav, eğitim kurumları, meslek kuruluşları, devlet kurumları ve diğer ilgililer için uluslararası standartlara uygun, geçerli ve güvenilir bir değerlendirme aracı olmayı sağlayacak" dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 10:46 KBÜ’de akademik yazımda dijital çözümler eğitimi verildi Karabük Üniversitesi’nde (KBÜ) gerçekleştirilen "Akademik Yazımda Dijital Çözümler" eğitiminde, akademik çalışmalarda sıkça yaşanan kaynakça ve atıf sorunlarına dijital çözümler ele alındı. Karabük Üniversitesinde düzenlenen eğitimde, akademik yazımda kaynakça ve atıf sorunlarına dijital çözümler ele alınırken bu süreçleri kolaylaştıran Zotero yazılımının sunduğu imkanlara dikkat çekildi. Uygulamalı olarak gerçekleştirilen eğitimde, tez yazım sürecinde sıkça karşılaşılan kaynakça düzenleme sorunlarına dikkat çekildi. Zotero’nun Google Akademik ve DergiPark gibi platformlardan kısa sürede veri çekebildiği, PDF dosyalarını analiz ederek otomatik künyeler oluşturabildiği katılımcılara örneklerle anlatıldı. Programda ayrıca, yazılımın farklı atıf stillerine (APA, Chicago, İsnat vb.) kolayca uyum sağlayabildiği ve Word eklentisi sayesinde hatasız kaynakça listeleri oluşturulabildiği ifade edildi. Ortak projelerde iş birliğini artıran grup kütüphanesi özelliği de eğitim kapsamında paylaşıldı. Eğitim sonunda, dijital araçların akademik yazım sürecinde artık bir zorunluluk haline geldiği vurgulandı. Dr. Öğr. Üyesi Özyalçın, bu tür uygulamaların atıf hatalarını en aza indirerek bilimsel çalışmaların niteliğini artırdığını belirtti. İlahiyat Fakültesi Türkistan Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda düzenlenen programa, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Zeynep Özcan’ın yanı sıra akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı.
Ağrı’da derneklere yönelik proje bilgilendirme eğitimi düzenlendi
16 Nisan 2026 Perşembe - 16:28 Ağrı’da derneklere yönelik proje bilgilendirme eğitimi düzenlendi Ağrı İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından 2026 yılına yönelik dernek projeleri hakkında bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Kentte faaliyet gösteren derneklerin proje hazırlama kapasitelerini artırmak ve başvuru süreçlerine katkı sunmak amacıyla düzenlenen toplantı, Bilim ve Sanat Merkezi konferans salonunda yapıldı. Programa İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Ercan Dursun ile çok sayıda dernek başkanı katıldı. Toplantıda konuşan İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Ercan Dursun, 2026 yılı içerisinde daha fazla sayıda nitelikli proje başvurusu alınmasını hedeflediklerini belirtti. Valilik desteği ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla önemli projelere imza atmayı amaçladıklarını ifade eden Dursun, "Sayın valimizin destekleri ve sizlerin gayretleri ile hep birlikte el ele, omuz omuza vererek çok sayıda proje başvurusu almayı bu yıl kesinlikle bizim amacımızdır. Sizlerin de gayretleri ile hep birlikte biz bu proje başvurularını alacağız. Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü ve valiliğimiz ile birlikte bu projeleri inşallah geçirmeye çalışacağız. Bu projeler geçtikten sonra biz projelerimizi inceleyeceğiz. Kabul edilen projeler için valilikle sizler arasında protokol imzalanacak. Bu protokol sonucunda projelerimizi uygulamaya geçireceğiz." dedi. Amaçlarının hem başvuru sayısını artırmak hem de kabul edilen projelerin hayata geçirilmesini sağlamak olduğunu dile getiren Dursun, 2026 yılı içerisinde gerçekleştirilecek projelerin kente önemli katkılar sunacağını vurguladı. Dursun, "2026 yılı içerisinde yapacağınız başvurular sonucu hayata geçireceğimiz projeler için Sayın Valimiz Önder Bozkurt olmak üzere Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğümüze, hayata koyacağımız projelerin Ağrı ilimize, derneklerimize ve Ağrı’daki tüm esnaflarımıza hayırlı olmasını diliyorum"ifadelerini kullandı. Toplantı, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Konya’da Savunma Sanayi Temalı Mesleki Eğitim Çalıştayı
16 Nisan 2026 Perşembe - 16:02 Konya’da Savunma Sanayi Temalı Mesleki Eğitim Çalıştayı Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğinde, ‘Yarının Gücü, Bugünün Eğitimiyle Yetişir’ temasıyla "Savunma Sanayi Temalı Mesleki Eğitim Çalıştayı" gerçekleştirildi. NEÜ Konya Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulunda düzenlenen programın açılışında konuşan Konya Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ahmet Can, çalıştayın amacını; meslek liselerinden başlayarak, meslek yüksekokullarında şekillenen ve sanayide karşılık bulan bir eğitim zincirinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması olarak açıkladı. Can, "Özellikle savunma sanayi gibi yüksek kalite ve hassasiyet gerektiren alanlarda, nitelikli ara eleman ihtiyacının karşılanması, uygulama becerisi yüksek insan kaynağının yetiştirilmesi ve eğitim-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi kritik önem arz etmektedir" dedi. Birçok konuda olduğu gibi, mesleki eğitimin savunma sanayi alanında da Konya’nın önde ve öncü bir şehir olduğunu kaydeden Konya İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit ise, "İnanıyoruz ki ilimizde düzenlenen bu çalıştay şehrimizin savunma sanayi ve bu sektörü besleyecek olan mesleki eğitim konusunda daha da ilerlemesine vesile olacaktır" şeklinde konuştu. "Savunma sanayisinin başarısı yeterli donanıma sahip insan kaynağından geçmektedir" Türkiye’deki savunma sanayisinin tasarım aşamasını büyük ölçüde tamamladığını ve seri üretim dönemine girdiğini aktaran Mevlana Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri İhsan Bostancı, "Bu geçiş, nitelikli iş gücüne olan ihtiyacı da kaçınılmaz biçimde artırmaktadır. Önümüzdeki dönemde hangi mesleki profillerin öne çıkacağını, eğitim müfredatlarının nasıl şekillenmesi gerektiğini ve sektörle eğitim kurumları arasındaki iş birliğinin nasıl derinleştirilebileceğini birlikte düşünmemiz gerekiyor. Çalıştay tam da bu sorulara cevap aramak için son derece doğru ve zamanında bir adımdır. Çünkü gerek ülkemizin ve gerekse de Konya’nın savunma sanayisi başarısının sürdürülebilir olması mesleki açıdan yeterli donanıma sahip insan kaynağından geçmektedir" diye konuştu. "Bizim için mesleki eğitim alan her kardeşimiz aranan insan kaynağıdır" Konya Sanayi Odası ve Konya Organize Sanayi Bölgesi olarak mesleki eğitimi, sanayinin geleceği açısından stratejik önemde gördüklerini ve bu alanda önemli projeler hayata geçirerek yatırımlar yaptıklarını ifade eden Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, "Necmettin Erbakan Üniversitesi KOS Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulumuz da, bu yatırımlardan biri. Biz artık sanayide ‘ara eleman’ kavramını lügatimizden çıkardık. Bizim için mesleki eğitim alan her bir kardeşimiz, ‘aranan insan kaynağı’dır. Özellikle savunma sanayi söz konusu olduğunda, bu gerçek çok daha büyük bir önem kazanıyor. Zira etrafımızda yaşanan savaşları hepimiz yakından görüyor, değişen dünyanın şartlarını daha net idrak ediyoruz. Bu tablo bize bir gerçeği açıkça göstermektedir ki; üreten kazanır. Üretimin en temel unsuru ise yetişmiş, donanımlı insan kaynağıdır. İşte bu nedenle mesleki eğitim bizim için stratejik hale gelmiştir. İnşallah bu stratejik gücü hep beraber, sağlam temeller üzerine inşa ederek sürdürülebilir hale getirmeyi başaracağız" dedi. Konya Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulunun Türkiye’deki diğer meslek yüksekokullarına örnek olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu Denetçisi Mehmet Salih Canbal, "Türkiye’deki diğer meslek yüksekokullarında, buradaki imkanlar yok. Tüm meslek yüksekokullarımızın böyle olması gerekiyor. Uygulamaya, işin temeline daha çok ağırlık vermesi, sanayi ve sektörle daha çok buluşması gerekiyor. Eğer biz uygulamayı temel noktaya alırsak ülkemizin mesleki eğitimden aldığı verim çok hızlı bir şekilde artacaktır" ifadelerini kullandı. "Çalıştaydan çıkan her fikir ülkemizin savunma sanayisindeki yükselişine vurulacak yeni bir perçindir" Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayinde gerçekleştirdiği ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ ile gerek bölgede gerekse küresel ölçekte bir aktör haline geldiğini vurgulayan NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hidayet Oğuz da, "Gök vatanımızdaki İHA ve SİHA’larımızdan, denizlerdeki sancaktarlarımıza; kara araçlarımızdan yerli yazılımlarımıza kadar her bir başarı, bu milletin mühendislik zekasının ve stratejik iradesinin birer mührüdür. Ancak unutmamalıyız ki; en gelişmiş teknolojiyi tasarlamak kadar, o teknolojiyi hassasiyetle üretecek, bakımını yapacak ve geliştirecek nitelikli el becerisine ve teknik donanıma sahip olmak da bir o kadar hayatidir. Bu çalıştayın temel çıktısı; sadece raporlar değil, sahada karşılığı olan bir ‘insan kaynağı stratejisi’ olacaktır. Buradan çıkacak her fikir, ülkemizin savunma sanayindeki yükselişine vurulacak yeni bir perçindir." "Yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranı ve 100 milyar doların üzerinde proje hacmi" Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Karataş ise, "Türkiye’nin 20 yıl önce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüksek iradesi ve devletimizin kararlılığıyla başlayan savunma sanayisi yolculuğu birazdan söyleyeceğim rakamlarla devam ediyor; yüzde 80’in üzerinde yerli ve millilik oranı, yaklaşık 100 bine yakın çalışan, savunma ve sivil olmak üzere yaklaşık 8 bin civarı savunma sanayisi ekosistemine katkı sunan firma, 100 milyar doların üzerinde proje hacmi, 3 milyar dolarlık Ar-Ge harcaması. Bu rakamlar bizim gurur tablomuz. Geldiğimiz noktada çok güzel şeyler yaptık ama geleceğe baktığımızda yolun başlangıcındayız ve yapacak daha çok şey var" dedi. "Hedefimiz; dünyada en fazla savunma sanayisi ihracatı yapan ilk 10 ülke arasına girmek" Türkiye’de üretilen savunma sanayisi sistemleri ve platformlarının yurtdışında da akreditasyonunun çok güçlü olduğunu belirten Prof. Dr. Karataş, "Geçtiğimiz yıl 10 milyar doların üzerinde bir ihracattan bahsediyoruz. Bu bizim 2028 hedefimizdi, 2025 yılında 10 milyar doların üzerinde bir ihracat gerçekleştirdik. Daha da önemlisi yaklaşık 17-18 milyar dolarlık da yeni sözleşme imzalamışız. Bu rakamlar kümülatif olarak artacak gibi gözüküyor. Türkiye’deki savunma sanayisinin 230 ürünü 185 ülkede kullanılıyor. Türkiye’nin savunma sanayisi ürünleri dünyanın bütün coğrafyalarında var. Şu anda dünyada en fazla savunma sanayisi ihracatı yapan 11. ülkeyiz ve yakın zamanda ilk 10’a girme hedefimiz var" diye konuştu. Konuşmaların ardından günün anısına ‘Hatıra Ağaç Dikim Etkinliği’ gerçekleştirildi. Çalıştay, sektör temsilcilerinin de katıldığı masa çalışmaları ile devam etti. Program kapsamında alanında uzman isimler tarafından sunumlar gerçekleştirildi, katılımcılarla görüş alışverişinde bulunuldu.
Patnos’ta okullarda güvenlik alarmı
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:54 Patnos’ta okullarda güvenlik alarmı Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da son günlerde yaşanan ve eğitim camiasını derinden etkileyen üzücü olayların ardından, Patnos’ta da harekete geçildi. Okullarda güvenliğin sağlanması amacıyla Patnos Kaymakamlığı koordinesinde geniş çaplı önlemler alınmaya başlandı. Patnos Kaymakamlığı öncülüğünde; İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, ilçe genelindeki tüm okullarda güvenlik uygulamalarını artırdı. Öğrencilerin ve eğitimcilerin huzur içinde eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürebilmesi için okul giriş-çıkışlarında denetimler sıklaştırılırken, okul çevrelerinde de devriye sayıları artırıldı. Özellikle son dönemde farklı illerde yaşanan okul baskınları ve şiddet olaylarının ardından alınan bu önlemler, veliler ve eğitim camiası tarafından da memnuniyetle karşılandı. Ekipler, okul yönetimleriyle koordineli bir şekilde çalışarak muhtemel riskleri en aza indirmeyi hedefliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Patnos Kaymakamı Burak Dertlioğlu, öğrencilerin güvenliğinin her şeyden önce geldiğini vurguladı. Kaymakam Dertlioğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ülkemizin farklı bölgelerinde yaşanan üzücü hadiseler hepimizi derinden etkilemiştir. Bu tür olayların ilçemizde yaşanmaması adına tüm güvenlik birimlerimizle birlikte gerekli tedbirleri ivedilikle hayata geçirdik. Okullarımız bizim en hassas alanlarımızdır. Evlatlarımızın güvenli bir ortamda eğitim alması için denetimlerimizi artırarak sürdüreceğiz." Kaymakam Dertlioğlu ayrıca, sadece fiziki güvenlik önlemleriyle yetinilmeyeceğini, rehberlik servisleri ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde sosyal ve psikolojik destek çalışmalarının da devam edeceğini belirtti. Yetkililer, vatandaşlardan da şüpheli durumları vakit kaybetmeden güvenlik birimlerine bildirmelerini isteyerek, toplumsal duyarlılığın bu süreçte büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Patnos’ta alınan bu kapsamlı önlemlerle birlikte, eğitim kurumlarında güvenliğin en üst seviyeye çıkarılması hedefleniyor.
Yüksekova’da kütüphane önünde kuyruk
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:41 Yüksekova’da kütüphane önünde kuyruk Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde öğrenciler deprem riski nedeniyle yıkılıp kiralık bir binada hizmet veren kütüphanenin önünde sabahın ilk ışıklarıyla uzun kuyruklar oluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın genelgesiyle Selahaddin Eyyubi Kültür Merkezi’nin 2023’te boşaltılmasının ardından Yüksekova Halk Kütüphanesi İpekyolu Caddesi üzerindeki kiralık bir binaya taşınmıştı. Ancak aradan geçen zamana rağmen yeni bina için somut bir adım atılmaması, ilçedeki binlerce öğrenciyi etkiledi. Kütüphane yönetimi ve personelinin özverili çalışmasıyla üye sayısı rekor düzeye çıkarken, kütüphanenin fiziki şartlarının mevcut talebi karşılamadığı ifade edildi. 200 kişilik kapasiteye sahip olan kütüphane binası önünde sabah saatlerinde ders çalışmak için bekleyen öğrenci sayısı 500’e ulaşıyor. İçeride yer bulamayan yaklaşık öğrenciler, her gün kütüphane kapısından geri dönmek zorunda kalıyor. Öğrenciler, fiziki alan darlığı nedeniyle yaşanan bu mağduriyetin giderilmesini bekliyor. "Eski kütüphanemiz hepimize yetiyordu" Öğrenciler, yeni yapılacak projedeki "küçültme" kararına da tepki gösterdi. İlk planlamada 6 bin metrekare olarak öngörülen kütüphanenin daha sonra 4 bin metrekareye düşürülmesine tepki gösteren gençler, karardan dönülmesini istiyor. Öğrencilerden Selim Akkuş, "Eski kütüphanemiz hepimize yetiyordu. Deprem nedeniyle yıkıldı, hak veriyoruz ama yerine yenisi yapılmadı. Şimdi kiralık binada 200 kişilik yere 500 kişi geliyoruz. Sabahın köründe gelip kuyruğa giriyoruz, yine de yer bulamayıp eve dönen arkadaşlarımız oluyor. Biz sadece okumak istiyoruz, bu duruma artık bir çözüm bulun" dedi.
ÖSYM’den Türkiye’de bir ilk: e-YDTS başvuruları açıldı
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:32 ÖSYM’den Türkiye’de bir ilk: e-YDTS başvuruları açıldı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM), e-YDTS sınavını Türkiye’de ilk kez yapacak. Sınav başvuruları 16-28 Nisan tarihleri arasında ÖSYM’nin resmi sitesinden yapılabilecek. ÖSYM, Türkiye’de bir ilk olarak Elektronik Yabancı Dil Olarak Türkçe Sınavı’nın (e-YDTS) 9 Mayıs’ta yapılacağını açıkladı. Okuma, dinleme, konuşma ve yazma bölümlerinden oluşan e-YDTS’nin bilgisayar tabanlı bir Türkçe yeterlilik sınavı olarak, modüler becerilere dayalı bir yaklaşımla sınava katılan adayların dil becerilerini Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (D-AOBM) ile uyumlu bir şekilde ölçeceği belirtildi. B2, C1 ve C2 seviyelerinde geçerli ve güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunulacak Bu doğrultuda sınavın adaylara B2, C1 ve C2 seviyelerinde geçerli ve güvenilir bir Türkçe yeterlilik sertifikası sunması amaçlanıyor. e-YDTS; eğitim kurumları, meslek kuruluşları, devlet kurumları ve diğer ilgililer için değerlendirme kriterleri, geçerlilik ve güvenilirlik açısından uluslararası standartlarla karşılaştırılabilir bir araç sağlamayı hedefliyor. Ayrıca e-YDTS’nin D-AOBM’de yer alan 4 hedef dil kullanım alanından eğitim ve mesleki dil kullanım alanlarına yönelik bir içeriğe sahip olacağı ifade edildi. Sınavın Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’daki e-Sınav uygulama binalarında yapılacağı dile getirilirken, sınava başvuruların ise 16-28 Nisan tarihleri arasında olacağı açıklandı. Adayların başvurularını 16 Nisan günü saat 14.00’ten itibaren ÖSYM’nin https://sanalpos.osym.gov.tr adresinden yapabileceği dile getirildi. Kapasite sınırlı olacak Sınava başvuracak aday sayısı, e-Sınav uygulama binalarının kapasitesiyle sınırlı olacak. Sınav için kontenjan Ankara’da 652, İstanbul’da 200, İzmir’de 48 ve Adana’da 100 olarak belirlendi. Ayrıca adayların sınav ücretini ödeme sırasına göre kontenjana dahil edileceği, kontenjan dolduğu takdirde adayların sınav ücretini yatırmasının sistem tarafından engelleneceği ve sınav ücreti ödeme sürecinin sonlanacağı ifade edildi.
Vali Aydoğdu: "Şiddetle mücadele eğitim seferberliğiyle güçlenecek"
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:28 Vali Aydoğdu: "Şiddetle mücadele eğitim seferberliğiyle güçlenecek" Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, merkezde görev yapan okul müdürleriyle bir araya gelerek eğitimde güvenlik, rehberlik hizmetleri ve toplumsal şiddetle mücadele konularını değerlendirdi. Valilikte düzenlenen toplantıya vali yardımcıları, birim amirleri ve eğitim sendikalarının temsilcileri de katıldı. Toplantıda konuşan Vali Aydoğdu, son dönemde yaşanan üzücü olaylara değinerek, görevi başında şehit olan öğretmene ve hayatını kaybeden gençlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve eğitim camiasına sabır diledi. Şiddet olaylarının tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Aydoğdu, "Toplumsal huzuru sarsan şiddet olayları yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, topyekûn bir eğitim seferberliğiyle aşılabilir. Bilgiyle donatılmış bir zihin, ahlakla taçlandırılmadığı sürece eksik kalır." dedi. Okulların şiddetin önlenmesinde tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Aydoğdu, ilgili kurumlar, aileler ve sivil toplum kuruluşlarının sürece aktif katılımının önemine dikkati çekti. Vali Aydoğdu, "Bir evladımızı dahi feda etmeye tahammülümüz yok. Eğitim camiası olarak sevgi dilini şiddetin diline üstün kılmak zorundayız. Valiliğimiz koordinasyonunda ilgili tüm kurumlarımızla birlikte önleyici tedbirler alacak ve olaylara hızlı şekilde müdahale edeceğiz." diye konuştu. İl genelindeki okullarda güvenlik önlemlerinin artırılacağını ve rehberlik hizmetlerinin daha etkin hale getirileceğini kaydeden Aydoğdu, öğretmen ve öğrenciler için daha güvenli eğitim ortamı oluşturmak amacıyla çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi. Toplantı, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi.
İGÜ’den şiddetle mücadelede akademik ve psikolojik destek vurgusu
16 Nisan 2026 Perşembe - 14:38 İGÜ’den şiddetle mücadelede akademik ve psikolojik destek vurgusu Okullarda son dönemde artış gösteren şiddet olaylarının yalnızca güvenlik önlemleriyle açıklanamayacağını belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, yaşananların psikolojik, sosyal ve çevresel süreçlerin bir sonucu olduğunu vurguladı. Tansel, okul saldırılarının bireysel bir sorun değil, daha geniş bir sistemin aksayan yönlerinin görünür hale gelmesi olduğunu ifade etti. "Üniversite olarak yalnızca akademik bilgi üretmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda öğrenciler, aileler ve eğitimciler için sahada karşılık bulan bir destek mekanizması oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle Psikoloji alanın da yürütülen çalışmalarla, gençlerin yaşadığı sorunlara erken dönemde temas etmeyi ve çözüm üretmeyi önceliyoruz. Şiddeti önlemenin yolu, bireyi zamanında anlamaktan ve doğru destekle buluşturmaktan geçiyor" ifadelerini kullandı. Güncel olayların takipçisi olduklarını vurgulayan Tansel, süreçten etkilenen öğrenciler, öğretmenler ve velilere yönelik daimi desteğe hazır olduklarını belirtti. Okullardaki şiddet "Münferit" değil, bir sürecin sonucu Okullarda yaşanan şiddet olaylarının "münferit" olarak değerlendirilmesinin sorunun derinliğini göz ardı etmek anlamına geldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Hiçbir çocuk durduk yere şiddet uygulayan biri haline gelmez. Şiddet çoğu zaman bir başlangıç değil, bir sonuçtur" ifadelerini kullandı. Çocukların yaşadığı yoğun öfke, değersizlik hissi ve travmatik deneyimlerin zamanla birikerek davranışa dönüştüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Tansel, aile içi ihmal, istismar, aşırı baskı ya da sınır eksikliğinin bu süreci doğrudan etkilediğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre, şiddetin normalleştiği sosyal çevreler, rol model eksikliği ve okulda aidiyet duygusunun zayıf olması da çocukların kendilerini ifade etme biçimini belirleyen kritik unsurlar arasında yer alıyor. "Şiddet, birikmiş duyguların dışa vurumu" Okullarda yaşanan saldırıların yalnızca bir öfke patlaması olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Bugün gördüğümüz şiddet; birikmiş yalnızlığın, değersizlik hissinin ve anlaşılmama duygusunun dışa vurmasıdır." ifadelerini kullandı. Olaylar sonrasında alınan güvenlik önlemlerinin sorunun kökenine inmediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Biz çoğu zaman yangın çıktıktan sonra su taşıyoruz. Oysa asıl mesele, o yangının neden çıktığını anlamaktır." dedi. Çocuklar şiddete nasıl yöneliyor Çocuk ve ergen gelişiminin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Tansel, duygusal gelişimi desteklenmeyen çocukların hislerini anlamakta ve ifade etmekte zorlandığını belirterek kendisini dışlanmış hisseden çocukların zamanla değersizlik algısı geliştirdiğini, bu durumun daha sonra başkalarını da değersiz görme eğilimine dönüşebileceğini söyledi. Aidiyet ihtiyacının karşılanmaması durumunda çocukların riskli akran gruplarına yönelebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, akran ilişkilerinin şiddet davranışlarında kritik rol oynadığını vurguladı. Dijital dünya şiddeti sıradanlaştırıyor Dijital mecraların da bu süreçte büyük etkisi olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre şiddet içeriklerine sürekli maruz kalmak empatiyi zayıflatıyor ve şiddeti normalleştiriyor: "Denetimsiz dijital kullanım saldırganlığı önce düşünceye, ardından davranışa dönüştürebilir. Çocuklar sadece ne izlediklerinden değil, izlediklerini nasıl anlamlandırdıklarından etkilenir. Bu noktada güçlü bağ ve doğru rehberlik belirleyicidir." Çözüm cezadan değil, bağ kurmaktan geçiyor Şiddetin önlenmesinde yalnızca kriz anında alınan önlemlerin yeterli olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, asıl çözümün erken dönemde kurulan sağlıklı ilişkilerde olduğunu vurguladı. Ailelerin çocukları kontrol etmek yerine anlamaya odaklanması gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Çocuğun kendini ifade edebildiği, yargılanmadan dinlendiği bir ortam en güçlü koruyucu faktördür" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Tansel’e göre çözüm: Sadece disiplin değil, bağ kurmak Sadece cezalandırmak değil, anlamak Sadece kontrol etmek değil, temas etmek Okulların yalnızca akademik başarıya odaklanan yapılar olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Tansel, öğrencilerin duygusal olarak güvende hissedecekleri ortamların oluşturulmasının önemine de dikkat çekti. Bu doğrultuda psikososyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi, rehberlik servislerinin daha aktif kullanılması ve öğretmen farkındalığının artırılması gerektiğini ifade etti. Şiddette erken uyarı sinyallerine dikkat Dr. Öğr. Üyesi Tansel, erken farkındalık açısından bazı davranışların önemli sinyaller verdiğini belirterek; içe kapanma, ani davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, sosyal izolasyon ve şiddet içeriklerine aşırı ilginin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. "Bu belirtiler bir disiplin sorunu değil, bir yardım çağrısıdır." diyen Tansel, okul saldırılarının aniden değil, zaman içinde gelişen bir sürecin sonucu olduğunu vurguladı. "Mesele güvenlik değil, temas" Okul saldırılarının sürpriz olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tansel, "Bir çocuk anlaşılmadığında, görülmediğinde ve yalnız bırakıldığında; bu sessizlik bazen şiddet olarak geri döner. Bir çocuğu yetiştirmek sadece ailenin değil, toplumun sorumluluğudur. Eğer çocukları yalnız bırakır ve sadece sonuçlara odaklanırsak şiddeti konuşmaya devam ederiz. Ama onları erken dönemde anlar, dinler ve desteklersek; şiddeti önleyebiliriz." ifadelerini kullanarak şiddet olaylarına karşın toplumsal sorumluluğu vurguladı.
Yeni paralel tehlike, dijital oyunlar
16 Nisan 2026 Perşembe - 13:40 Yeni paralel tehlike, dijital oyunlar Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıları değerlendiren Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, dijital dünyanın özellikle çocuklarda paralel bir dünya oluşturup, oradaki karakterlerin anne ve babanın yerini aldığını söyledi. Çocuk suçluluğu, çocuk istismarı, kriminoloji ve adli sosyal hizmet alanında önemli çalışmalara imza atan Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı özel açıklamada Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıları değerlendirdi. "Zihinlerde paralel toplum oluşturuyor" Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, sanal ortamların özellikle çocukların zihninde paralel bir toplum oluşturduğunu belirtip, "Herkesin yoğunlaştığı ana nokta şu, acaba bunun sebepleri neler? Ne oldu da böyle oldu ve daha sonrasında ne yapmak lazım? Sebepler bağlamında baktığımızda tabii ki her vakayı kendi içinde değerlendirmek lazım. Ancak üç noktanın öne çıktığını görüyoruz. Birincisi bu çocukların, kendi olağan sosyal çevreleri içerisinde yeteri kadar etkileşimleri olmadığında bu ihtiyaçlarını karşılamak için muhtemelen onlara en yakın olan ulaşabilir oldukları yerler olan sanal ortamlara doğru yöneldiğini görebiliyoruz. Sanal ortamlar ve bu oyunlarla sürekli bir etkileşim içinde olmak, sürekli o sanal ortamlarda bulunmak, geçirdikleri sürenin fazlalığı, olağan sosyal çevrelerinden kopmalarını ve orada ki etkileştikleri kişilerin, zamanla kurallarının, değerlerinin onlar üzerinde etkili olmasına sebebiyet veriyor. Biz bunu aslında o çocuk adına bir paralel toplum gibi değerlendirebiliriz. O öyle bir şey ki bu paralel toplum, çocuk orada paralel anne babalar, paralel okullar, paralel arkadaşlıklar edinmeye başlıyor ve zamanla normalde olağan ortamdaki çocuğun sosyalizasyonuna, ilgisine ve alakasıyla ihtiyaç duyduğu şeylere etki edebilecek şeylerin yerine bunlar geçmeye başlıyor. Bu da doğal olarak anne babalarıyla, çevreleriyle kopmalarına sebebiyet verebiliyor" dedi. "Şiddet oyunları şiddeti normalleştiriyor" Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, şiddet içerikli oyunların şiddeti normalleştirdiğini belirtip, "Özellikle o şiddeti sürekli görmek, şiddeti oynamak, zamanla normalleştirmelerine ve aynı zamanda şiddeti öğrenmelerini kolaylaştırmış oluyor. Doğal olarak artık herhangi bir şekilde vicdanı rahatsızlık duymamak, şiddetin artık kendini ifade etme tarzı dönüşmesine sebebiyet verebiliyor. Bu çocuklarda üçüncü nokta da şu, silaha ulaşabilmelerinin kolaylığı. Doğal olarak bu iki durum o çocuklarda çok ciddi yatkınlık meydana getiriyor. Anne- baba paralel ortamdaki paralel toplum yapısı içinde olmak ve paralel arkadaşlıklar elde etmek, o sanaldaki etkileşimlere bağlı olarak şiddeti nasıl uygulayacaklarını öğrenmeleri kolaylaşıyor. Neden WhatsApp profil fotoğrafına katilin resmini koydu Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, Kahramanmaraş saldırganı İsa Aras Mersinli’nin WhatsApp fotoğrafına ünlenmiş başka bir katilin fotoğrafını koymasını ise şu şekilde değerlendirdi. "Yaş olarak da malumunuz tam ergenlik sonrası dönem. Özellikle erkek çocuklarında kendini bir şeyle birileriyle özdeşleştirmek, birilerini rol almak, rol model almak sıklıkla gördüğümüz bir durum. Ama biz daha çok çocuklarımızın olumlu karakterleri rol almasını isteriz. Bu çocuğun çok ciddi bir kimlik arayışı içinde olduğunu görüyoruz. Çünkü bir kimlik problemi var ki oraya daha öncesinde katil olmuş. Ondan sonra başkalarına zarar vermiş bir çocuğu koyması tahmin ediyorum kendini. Onunla özdeşleştirmesine sebebiyet vermiş olabilir. Doğal olarak siz onu fotoğrafı oraya koyduğunuzda bu kişi kimdir? Ne yapmıştı, nasıl şey olmuştur? Çünkü maalesef bu tarz vakalarda bu kişiler toplumda çok fazla konuştuklarında, medyada çok üzerlerine gittiğinde aslında bir şöhret durumu da oluşmuş oluyor. Yani o çocuklar açısından belki de Burada o çocuk da bunu tanınmış bir kişi olarak kendiyle özdeşleştirdiğini düşünüyorum ki doğal olarak onun fotoğrafını muhtemelen koymuş olabilir" dedi. "Problemin çözümünde aile önemli" Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, problemin çözümünde aile ilgisinin önemine değinerek, "Aileler burada nasıl dikkat etmeli? Bu çok önemli bir husus. Zaten dönüp dolaşıp bu noktaya geliyoruz. Ailelerin özellikle çocuklarıyla daha etkili ve kaliteli zaman geçireceği zaman ve ortamlar oluşturmaları gerekiyor. Çocuklarının özellikle en çok ihtiyaç duydukları dönemler, ergenlik dönemi ve sonrası özellikle kimlik arayışlarıdır. Annem babalar burada daha çok çatışmadan, çatışma ortamında, çatışma tarafında olmaktan daha çok anlayan ve özellikle çocuklarının hangi arkadaşlıklar yaptıklarını boş zamanlarında kimlerle oturup kalktıklarını sanal ortamlarda bulunduklarında ne yaptıklarını, nasıl birleştiklerini takip etmeleri gerekiyor ki çocuk üzerinde bir kontrol mekanizması oluştursun. Böylelikle çocuğun davranışlarını takip ettiklerini hissettirebilsinler. Böyle olan çocuklar tabii ki anne babalarını takip ettiği çocuklar davranışlarına daha dikkatli olacaklardır diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. Okullarda alınabilecek tedbirler nelerdir Gönültaş, okullarda alınabilecek tedbirleri ise şu şekilde sıraladı. "Bunun dışında bu tarz çocuklar böyle okullarda ortamlarda fark edindiklerinde, yüksek riskli çocuklar için özel mekanizmalar kurulması gerektiğini düşünüyorum. Bu çocukları takip eden eğitimlerini, ıslahlarını, ondan sonra sosyalizasyonlarını, gerekirse psikiyatrik, psikolojik veya tıbbi tedavilerinin yapılmasını sağlayacak, psikososyal odaklı ekiplerin de artık okullarımıza dahil olarak bu çocukları tespit edip, birebir takip ederek aileleriyle birlikte çalışarak, çocukların sonraki ortaya çıkabilecek muhtemel şiddet davranışları olumsuz davranışlarının önüne geçebileceğini düşünüyorum"
E-KPSS adaylarına hem prova hem moral desteği
16 Nisan 2026 Perşembe - 13:26 E-KPSS adaylarına hem prova hem moral desteği Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, engelli bireylerin kamusal istihdama katılımını artırmak amacıyla yürüttüğü E-KPSS hazırlık kursunu tamamlayan adaylar için hem deneme sınavı hem de moral etkinliği düzenledi. Adaylar, gerçek sınav şartlarını deneyimlerken aynı zamanda sınav öncesi streslerini azaltma fırsatı buldu. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, engelli vatandaşların kamuda istihdamını sağlamak için E-KPSS ücretsiz sınava hazırlık kursu açtı. Yaklaşık 6 ay süren kurslardan ortaöğretim, ön lisans ve lisans mezunu 200 engelli faydalandı. Türkçe, matematik, tarih, coğrafya ve anayasa alanlarında uzman eğitmenlerden eğitim alan kursiyerler için, 19 Nisanda gerçekleşecek E-KPSS öncesinde deneme sınavı düzenlendi. Sümerpark Ortak Yaşam Alanında yapılan sınavda 65 kursiyer yer alırken, katılımcılara gerçek sınav atmosferini deneyimleme ve kendi seviyelerini değerlendirme imkanı sunuldu. Sınav stresi yerini eğlenceye bıraktı Zorlu hazırlık sürecinin yorgunluğunu atmak ve adayların motivasyonunu en üst seviyeye çıkarmak amacıyla yemekli ve müzikli bir organizasyon gerçekleştirildi. Sümerpark Ortak Yaşam Alanında bir araya gelen kursiyerler, sınav öncesi moral depolayarak stres atma imkânı buldu. Sümerpark Ortak Yaşam Alanında yürütülen kursta yaklaşık 200 kişi kayıt yaptırırken, 80 öğrenci aktif olarak eğitim aldı. Program kapsamında 24 deneme sınavı, rehberlik hizmetleri ile kitap ve soru bankası desteği de engellilere ücretsiz şekilde sağlandı. Engelliler Şube Müdürü Emin Baran, engelli vatandaşların kamusal istihdama katılımlarını sağlamak amacıyla açtıkları kursların bu gün itibarıyla sona erdiğini aktardı. Kursun sonunda gerçek sınav niteliğinde prova düzenlediklerini ifade eden Baran, "Kurslarımıza yaklaşık 200 kişi başvurdu ve aktif olarak 80 öğrencimiz kurslarımızdan faydalandı. Bu gün gerçek sınav niteliğinde yapılan denemeye 65 öğrencimiz katıldı. Bu sınavla öğrencilerimizin sınav kaygısını azaltmak ve kendi durumlarını görmelerini sağlamayı hedefledik’’ dedi. Öğrencilerin moral ve motivasyonlarını da düşündüklerini belirten Baran, bunun için de müzikli bir organizasyon gerçekleştirdiklerini söyledi. Baran, konuşmasını bu hafta sonu 19 gerçekleşecek E - KPSS sınavına girecek tüm engellilere başarılar dileyerek sonlandırdı. "Çok iyi eğitim aldık’’ Sınava katılan öğrencilerden Osman Şahin, ‘’Ben sağlık bölümü mezunuyum. 2018 yılına mezun oldum. O zamandan bu yana atama bekliyorum. Buraya eğitim almak için geldik. Aldığımız eğitim çok iyi. Eylül ayından bu yana ders alıyoruz’’ diye konuştu. Öğrencilerden Derya Ceylan ise şunları söyledi: "Lisans mezunuyum. Kamu yönetimi okudum. Engel durumum ortopedik. İlk kez bu kurstan eğitim alıyorum. Senenin başından beri düzenli olarak gelmeye çalışıyorum. Önce belediyeden sonra öğretmenlerimizden çok memnunuz. Gerçekten son deneme olmasına rağmen sanki gerçek sınavmış gibi yapılıyor. Bu hizmeti bize sunan herkese çok teşekkür ediyorum."