EKONOMİ
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:05 Aksa Doğalgaz, 7’nci kez ‘Düşük Karbon Kahramanı Ödülü’ne değer görüldü Aksa Doğalgaz, Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği projesiyle iş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren 11’inci İstanbul Karbon Zirvesi’nde gerçekleştirilen SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödül Töreni’nde üst üste yedinci kez ödülün sahibi oldu. Doğal gaz dağıtım şirketi Aksa Doğalgaz, 71 bin kilometreyi aşan şebeke uzunluğuyla 30 il, 375 ilçe ve beldede 8,4 milyon abonesini doğal gazla buluşturuyor. Faaliyetlerini daha temiz bir gelecek anlayışıyla insana, doğaya ve yaşama saygı çerçevesinde hayata geçiren şirket, sürdürülebilir enerji dönüşümüne katkı sağlamak üzere Ar-Ge çalışmalarını yürütüyor. 11’inci İstanbul Karbon Zirvesi, 4-5 Mayıs tarihlerinde Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ana desteğinde İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde ‘Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri’ başlığıyla gerçekleştirildi. Şirket de Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği projesiyle SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödül Töreni’nde 7’nci kez ödülün sahibi oldu. Törende Aksa Doğalgaz’a, sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğine karşı etkin mücadelede örnek oluşturan kuruluşlara değer görülen SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü’nün veriliş teknik gerekçesini İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu açıkladı, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal takdim etti. Doğal gaz ile biyometanın güç birliği Aksa Doğalgaz Başkan Yardımcısı Şinasi Gölbaşı, zirve kapsamındaki "Karbon Yönetimi ve Enerji" oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Gölbaşı sunumunda, şirketin sürdürülebilirlik faaliyetlerini, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik çalışmalarını ve Şirket’in yenilikçi Ar-Ge projesi Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği’ni anlattı. Gölbaşı, "Aldığımız ödülü uzun soluklu çalışmalarımızın anlamlı bir takdiri olarak görüyoruz. Doğal Gazımızda Atığın Yerli ve Yeşil Gücü projemizin devamı niteliğindeki Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği’nde, biyometanın üretimden şebekeye enjeksiyonuna, taşıma seçeneklerinden sertifikasyon ve mevzuat süreçlerine kadar tüm değer zincirini inceliyoruz. Biyometanın doğal gaz altyapısıyla birlikte kullanılabilirliğini teknik, ekonomik, çevresel ve sertifikasyon boyutlarıyla değerlendiriyoruz" diye konuştu. Enerji arzını çeşitlendiriyoruz Küresel iklim krizine karşı kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çevresel yönetim adımlarıyla ilerlediklerini belirten Gölbaşı, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede alternatif yakıtların ve çevreci enerji kaynaklarının önemine inandıklarına dikkat çekti. Gölbaşı, sözlerine şöyle devam etti: "Karbon yönetimi açısından doğal gaz, fosil yakıtlardan çevreci yakıtlara geçiş sürecinde en önemli yakıt olduğundan, Ar-Ge çalışmalarımızla enerji arzını çeşitlendirmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra düşük karbon ekonomisine geçiş, yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı olmayan; enerji arz güvenliğinden atık yönetimine, yerli kaynakların değerlendirilmesinden sanayinin rekabet gücüne kadar çok boyutlu bir dönüşümü ifade ediyor. Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği projemiz de bu yaklaşımın somut bir çıktısı." Sürdürülebilir bir yaşama katkı Yapılan açıklamaya göre şirket, faaliyet gösterdiği bölgelerde hava kalitesinin iyileşmesine önemli bir katkı sağlıyor. Kömür gibi karbon yoğun yakıtların çevresel etki konusunda bilinçlendirme çalışmalarına devam ederek, hava kalitesinin her geçen gün iyileştirilmesine katkıda bulunuyor. Şirket, 2025 yılında abonelerinin kömür yerine doğal gazı tercih etmesiyle 17,64 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçilmesini sağladı. 2025 yılı Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarını ISO 14064 Kurumsal Sera Gazı Emisyonlarının Hesaplanması ve Raporlanması Standardı’na uygun olarak altı farklı kategori üzerinden hesapladı. Ayrıca, 2025 yılı elektrik tüketiminden kaynaklı Kapsam 2 karbon emisyonlarını Yenilenebilir Enerji Kaynak Belgesi ile nötrleyen Aksa Doğalgaz, ecodrone’larla ulaşılması zor alanlarda gerçekleştirilen tohum atışlarıyla bugüne kadar aboneleri adına 201 bin tohumu toprakla buluşturdu, 2026 yılı sonuna kadar da 500 bin tohum topunu daha toprakla buluşturmayı hedefliyor.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:47 Selendi’nin gölet sorunu ekonomiyi zorluyor Salihli Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen istişare toplantısında Selendi’nin yıllardır çözüm bekleyen sulama göleti eksikliği gündeme damga vurdu. Bölge temsilcileri, su yatırımı olmadan tarım ve hayvancılığın gelişemeyeceğine dikkat çekti. Salihli Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) öncülüğünde geleneksel hale getirilen Kula ve Selendi ilçe temsilcilerinin ortak istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda bölge ekonomisinin mevcut durumu, esnafın yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri ele alınırken, Selendi’deki gölet eksikliği en önemli gündem maddesi oldu. Salihli TSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yüksel, 2016 yılından bu yana düzenlenen toplantıların bölgesel dayanışmayı güçlendirdiğini belirterek, "İmkanlar dahilinde birçok soruna çözüm üretmeye çalışıyoruz. Eğitimden sosyal yardımlara kadar pek çok alanda Kula ve Selendi’ye destek verdik. Kula leblebisine coğrafi işaret alınması ve Selendi’ye SGK birimi kazandırılması bu çalışmaların örnekleridir" dedi. Kula Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin bir an önce tamamlanması gerektiğini vurgulayan Yüksel, yatırımcıların bölgeye çekilmesiyle iki ilçenin ekonomisinin canlanacağını ifade etti. Toplantıda söz alan esnaf temsilcileri ise çırak ve kalifiye eleman bulma konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getirdi. Bölgenin tarımsal potansiyeline dikkat çeken katılımcılar, ceviz, badem ve Kula leblebisinin ekonomik değerine vurgu yaptı. Tarım ve hayvancılıkta ortak markalaşma çalışmalarının yapılması gerektiği belirtilirken, turizmin geliştirilmesi için konaklama ve yeme-içme yatırımlarının artırılması gerektiği ifade edildi. Kula Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Aytekin Şadan ile Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Ali Yiğen, finansmana erişimde yaşanan zorluklara dikkat çekerek maliyetlerin yüksekliğinden yakındı. Selendi heyeti adına konuşan Ziraat Odası Başkanı Servet Akyıldız ise ilçede sulama yatırımlarının yetersizliğine dikkat çekti. Akyıldız, "Yıllardır gölet eksikliği nedeniyle tarım ve hayvancılık istediğimiz seviyeye ulaşamıyor. Çevremizdeki Demirci, Köprübaşı ve Kula ilçelerinde çok sayıda gölet bulunurken, Selendi’de bu yatırımların olmaması büyük bir eksiklik. Göletler yapılırsa sulu tarım gelişir, hayvancılık güçlenir ve ekonomi canlanır" diyerek destek çağrısında bulundu. Salihli TSO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Kula ve Selendi’den çok sayıda oda, kooperatif ve birlik başkanının yanı sıra Salihli TSO yönetimi katıldı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:40 Mardin yapılacak yatırımlarla bölgesel çekim merkezi haline gelecek Mardin, film sektöründen tasarıma kadar uzanan geniş bir alanda bölgesel merkez olma yolunda ilerliyor. Film platoları, post-prodüksiyon stüdyoları, tasarım kampüsleri, kongre merkezleri ve gösteri sanatlarına yönelik yatırımlar teşvik kapsamına alınırken, programa başvurular 15 Mayıs’ta sona erecek. Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında sağlanan destekler, Mardin’in turizm ve kültür potansiyelini ekonomik değere dönüştürmeyi hedefliyor. Tarihi dokusu, doğal plato alanları ve zengin kültürel mirasıyla öne çıkan Mardin’de film platoları, post-prodüksiyon stüdyoları, tasarım kampüsleri, kongre merkezleri ve gösteri sanatları alanlarına yönelik yatırımlar teşvik kapsamına alındı. Son yıllarda çok sayıda film ve diziye ev sahipliği yapan kentin planlanan yatırımların hayata geçmesiyle uluslararası yapımlar için kalıcı bir üretim üssü haline gelmesi bekleniyor. Bu gelişmelerin özellikle genç nüfus için yeni istihdam alanları oluşturması öngörülüyor. Moda, tasarım ve dijital içerik üretimi gibi alanlarda yapılacak yatırımlar, gençlere yeni kariyer fırsatları sunacak. Üretici endüstrilere yönelik yatırımların yalnızca kültürel değil, aynı zamanda ekonomiye katkı sağlaması hedefleniyor. Mardin’in bu sayede turizm gelirini çeşitlendiren ve yıl geneline yayan bir ekonomik yapıya kavuşması öngörülüyor. Program kapsamında yatırımcılara KDV istisnası, vergi indirimi, faiz desteği ve makine-teçhizat desteği gibi çeşitli teşvikler sunuluyor. Bu avantajların bölgenin yatırım cazibesini artırarak ekonomik kalkınmaya katkı sağlaması bekleniyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen program için başvuruların 15 Mayıs’ta sona ereceği bildirildi. Detaylı bilgiye Kalkınma Ajansları aracılığıyla ulaşılabiliyor.
Başkan Erdem: "Alanya’nın tarımsal potansiyelini daha ileriye taşımak için çalışıyoruz"
28 Nisan 2026 Salı - 17:10 Başkan Erdem: "Alanya’nın tarımsal potansiyelini daha ileriye taşımak için çalışıyoruz" Alanya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ALTSO) Nisan ayı olağan meclis toplantısı düzenlendi. Meclis Başkanı Mehmet Kural başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya Antalya Defterdarı İlhan Karayılan da misafir olarak katılarak meclis üyeleriyle bir araya geldi. Toplantıda konuşan ALTSO Başkanı Eray Erdem, Nisan ayı faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Alanya’nın değerlerini tanıtmaya devam ediyoruz" Alanya’nın coğrafi işaretli ürünlerinin ve yerel değerlerinin tanıtımına büyük önem verdiklerini ifade eden Başkan Erdem, "YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı’nda Alanya’mızı birlik ve beraberlik içerisinde başarıyla tanıttık. Ayrıca Alanya keçiboynuzu için Avrupa Birliği coğrafi işaret başvurusunu gerçekleştirerek hem bölgemiz hem de ürünümüz adına tarihi bir adım attık" dedi. "Tarım sektörünü güçlendirmeye yönelik adımlar attık" Tarım alanında üreticilere yönelik çalışmalara da değinen Başkan Erdem, "Keçiboynuzu yetiştiriciliğine yönelik eğitim programları düzenleyerek üreticilerimize doğru dikim, bakım ve verimlilik teknikleri hakkında kapsamlı bilgiler aktardık. Bununla birlikte fidan dağıtım töreniyle üretimin yaygınlaşmasına katkı sağladık. Alanya’nın tarımsal potansiyelini daha ileriye taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. "İş dünyamızın finansmana erişimi önceliğimiz" Ekonomi ve finans alanındaki gelişmelere de değinen Başkan Erdem, "Turizm ve ihracat sektörlerimize yönelik destek taleplerimizi ilgili kurumlara ilettik ve bu girişimlerimizin karşılık bulmasından memnuniyet duyduk. Açıklanan kredi destekleri, iş dünyamızın finansmana erişimini kolaylaştıracaktır. Ayrıca bankacılık sektörü temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde üyelerimizin beklenti ve sorunlarını doğrudan iletme fırsatı bulduk" ifadelerini kullandı. "Alanya’nın geleceği için ortak akılla çalışıyoruz" Nisan ayı boyunca farklı alanlarda yürütülen çalışmalara da değinen Başkan Erdem, "Ulusal ve uluslararası iş birliklerinden çevresel sürdürülebilirlik projelerine, turizmden spora kadar geniş bir yelpazede önemli toplantı ve organizasyonlara katıldık. Vefa turizmi programı, Mavi Akdeniz Projesi ve spor turizmine yönelik planlamalarla Alanya’mızın kalkınmasına katkı sunmaya devam ediyoruz. Tüm bu çalışmaları ortak akıl anlayışıyla sürdürüyoruz" dedi. Defterdar Karayılan’dan iş dünyasıyla iş birliği vurgusu Toplantıya katılan Antalya Defterdarı İlhan Karayılan da meclis üyelerine hitap ederek, kamu ile iş dünyası arasındaki güçlü iletişimin önemine dikkat çekti. Defterdar Karayılan, meclis üyelerinden gelen soruları da yanıtlayarak, ev sahipliği için Başkan Erdem’e teşekkür etti. Başkan Erdem ise şunları söyledi: "Defterdarımızın katılımı bizler için son derece kıymetlidir. Kamu-özel sektör iş birliğinin güçlenmesi, üyelerimizin yaşadığı sorunların daha hızlı çözülmesi ve sağlıklı bir ekonomik yapı oluşturulması açısından büyük önem taşımaktadır" dedi.
Muş’ta çiriş otu köylülerin geçim kaynağı oldu
28 Nisan 2026 Salı - 16:41 Muş’ta çiriş otu köylülerin geçim kaynağı oldu Muş’ta baharın gelişiyle dağlarda kendiliğinden yetişen çiriş otu, vatandaşlar için gelir kapısına dönüştü. Eşek ve atlarla taşınan çiriş otunun kilosu 50 liradan tüccarlara satılıyor. Muş’ta karların erimesiyle birlikte dağlık alanlarda toplanmaya başlanan ve halk arasında "gulik" olarak bilinen çiriş otu, Bilek köyünde yaşayan köylüler için önemli bir geçim kaynağı haline geldi. Doğal antibiyotik olarak bilinen çiriş otu, kilosu 50 liradan tüccarlara satılarak başta İstanbul olmak üzere Bursa, İzmir, Ankara ve Diyarbakır’a gönderiliyor. Zengin bitki örtüsü ve endemik tür çeşitliliğiyle öne çıkan Muş’ta ilkbaharla birlikte doğada kendiliğinden yetişen çiriş otu, vatandaşlar tarafından dağlardan toplanarak satışa sunuluyor. Sağlık açısından sunduğu faydalarla yoğun ilgi gören şifalı ot, tır, kargo ve şehirlerarası otobüslerle Türkiye’nin farklı illerine ulaştırılıyor. Özellikle kırsalda yaşayan vatandaşlar için ek gelir kaynağı olan çiriş otu, bahar aylarında yoğun talep görüyor. Sofralarda farklı yemeklerde kullanılan ve doğal yapısıyla tercih edilen ot, bölge ekonomisine de katkı sunuyor. Doğal antibiyotik olarak bilinen çiriş otu, Muş’ta hem şifa kaynağı hem de ekonomik değer olarak öne çıkarken, köylüler için bahar aylarında önemli bir gelir kapısı olmayı sürdürüyor. Çiriş otu tüccarı Mehmet Şancı, çiriş otunu köylülerden temin ettiklerini belirterek, başta İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Kayseri, Diyarbakır ve Van olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderim yaptıklarını söyledi. Tüccar Şancı, "Biz köylü arkadaşlarımızdan alıyoruz. Başta İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Kayseri, Diyarbakır ve Van olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiyoruz. Satışımız her tarafa var. Bu işi büyük kapsamlı yapıyoruz, tırlarla sevkiyat gerçekleştiriyoruz. İşimizden memnunuz, çok şükür köylü de bizden memnun. Şu an köylüden alış fiyatımız 50 TL. Türkiye’nin her tarafından sipariş geliyor. Hatta yurt dışından da sipariş alıyoruz ancak imkân olmadığı için gönderemiyoruz. İşimizden memnunuz. Bu, köylüye de önemli bir katkı sağlıyor" dedi.
DTO Başkanı Erdoğan, "Artık ticaretin yeni dili dijitalleşmedir ve rekabetin yeni sahası e-ticaret olmuştur"
28 Nisan 2026 Salı - 16:24 DTO Başkanı Erdoğan, "Artık ticaretin yeni dili dijitalleşmedir ve rekabetin yeni sahası e-ticaret olmuştur" Ticaret Bakanlığı bünyesinde yürütülen Kültürel Miras Projesi kapsamında Denizli Ticaret Odası’nda düzenlenen E-ticaret Eğitimleri yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa bakanlık temsilcileri, sektör yöneticileri, girişimciler ve iş insanları katıldı. Ticaret Bakanlığı bünyesinde yürütülen Kültürel Miras Projesi kapsamında E-ticaret Eğitimleri, Denizli Ticaret Odası’nda (DTO) gerçekleştirildi. Yoğun katılımla düzenlenen programa Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak, Pazarlama Satış Direktörü Enes Kuşçu, Pazarlama ve Satış Takım Lideri Hüseyin Soylu, Şirket Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, Zeytinyağı Şirket Kurucusu Hatice Avcı, genç girişimciler ve iş insanları katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, dijitalleşmenin hız kazandığı ve ticaretin sınır tanımadığı bir dönemde e-ticaretin işletmeler açısından artık tercih değil zorunluluk haline geldiğini söyledi. Türkiye’de e-ticaret hacminin son yıllarda büyük artış gösterdiğini belirten Erdoğan, resmi verilere göre 2024 yılında sektör hacminin yüzde 60’ın üzerinde artarak 3 trilyon liranın üzerine çıktığını, işlem sayısının ise 6 milyara ulaştığını ifade etti. 2025 yılı itibarıyla sektör büyüklüğünün 4,5 trilyon liraya yaklaşmasının beklendiğini kaydeden Erdoğan, "Artık ticaretin yeni dili dijitalleşmedir ve rekabetin yeni sahası e-ticaret olmuştur" dedi. E-ticaretin özellikle KOBİ’ler için yalnızca bir satış kanalı değil, aynı zamanda dünyaya açılan bir kapı olduğunu vurgulayan Erdoğan, Denizli gibi üretim gücü yüksek, tekstil ve sanayide markalaşmış bir şehir için bu dönüşümün kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi. Eğitim programıyla üyelerin e-ticaret süreçlerini daha bilinçli, daha yetkin ve daha rekabetçi şekilde yönetmelerinin amaçlandığını belirten Erdoğan, marka yönetiminden lojistik süreçlerine kadar geniş kapsamlı eğitimlerin firmalara önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Denizli Ticaret Odası’nın 100. yılını geride bıraktığını hatırlatan Erdoğan, bir asırlık bilgi ve birikimi yeni dünyanın dinamikleriyle buluşturmanın heyecanını yaşadıklarını söyledi. Projenin yalnızca ticari bir dönüşüm olmadığını kaydeden Erdoğan, aynı zamanda kültürel mirasın dijital dünyada değer bulması açısından büyük fırsat sunduğunu ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından program, sunumlar ve eğitimlerle devam etti.
DKİB Genel Kurulu’nda Selçuk İskender başkan seçildi
28 Nisan 2026 Salı - 16:21 DKİB Genel Kurulu’nda Selçuk İskender başkan seçildi Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği’nin (DKİB) 2025 Yılı Seçimli Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. DKİB hizmet binasının 8. katında bulunan toplantı salonunda düzenlenen genel kurul, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Genel kurula bölge iş dünyasından çok sayıda temsilci katıldı. Tek aday olarak seçime giren iş insanı Selçuk İskender, yapılan oylama sonucunda Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği’nin yeni başkanı oldu. Genel kurulda birlik faaliyetleri ve gelecek dönem hedeflerine ilişkin değerlendirmeler de ele alındı. Konuşmasında 2026 yılının ilk çeyrek verilerine göre Doğu Karadeniz Bölgesi olarak 425 milyon doları aşan bir ihracat gerçekleştirildiğini belirten Selçuk İskender, "Bu ihracatın yaklaşık 300 milyon doları Trabzon, 57 milyon doları Rize, 44 milyon doları Gümüşhane, 20 milyon doları Artvin’den yapılmıştır. Ülkemizin ve bölgemizin ihracat serüvenini bizzat yaşamış bir iş insanı olarak bu büyük başarı için şahsen her birinizi; bölgem, ülkem ve milletim adına tebrik ediyorum. Aynı verilere göre Artvin ilimizin geçtiğimiz yıla nazaran ihracatını yüzde 17, Rize’nin yüzde 25, Gümüşhane’nin ise yüzde 112 oranında arttırdığı gözüküyor. Bu istatistikler, bu rakamlar bizleri mutlu ediyor, gururlandırıyor. Bu rakamların daha ileriye taşınması, bölgemizdeki tüm firmaların istikrarlı büyüme trendiyle ürünlerini dünyanın dört bir yanına ihraç edebilen birer marka haline gelmesi en büyük dileğimizdir" dedi. "Ülkemizin 100 yıl mottosu olan istihdam, üretim, ihracat hedeflerine hep birlikte ulaşıp bu rakamları çok daha yukarı çıkartmaya çalışacağız" diyen İskender, "Malumunuz Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bu yılın ilk çeyreğinde 425 milyon doları aşan bir ihracatımız oldu. İhraç ettiğimiz ürünlerden fındık, madenler, metaller, su ürünleri mamulleri ile sebze, meyve ürünlerimiz ana sektörlerimizi oluşturuyor. Bu sektörlerimizin ihracatını arttırmanın yanı sıra sektörler çeşitliliği de güçlendirmeliyiz. Katma değeri yüksek ürünler, nitelikli ürünler ve bunların ihracatı üzerine stratejiler belirlemeliyiz" ifadelerini kullandı.
Kadın Emeği ve Yerel Tasarım, ’Anadoludakiler’ ile Cemre Çarşısı’nda buluştu
28 Nisan 2026 Salı - 16:04 Kadın Emeği ve Yerel Tasarım, ’Anadoludakiler’ ile Cemre Çarşısı’nda buluştu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen ’Anadoludakiler’ projesi, yerel üretimi ve kadın girişimciliğini destekleyen vizyonuyla Cemre Çarşısı etkinliklerine güç kattı. Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN); bu anlamlı süreçte yerel üreticilerin ve kadın girişimcilerin yanında yer alarak, onların ürettikleri özel tasarım mobilyaların tanıtılmasına ve görünürlüğünün artırılmasına yönelik aktif destek verdi. Etkinlik kapsamında kadın girişimciler tarafından titizlikle üretilen özel tasarım mobilyalar, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Yerel üretimin ekonomik değerine ve kadın emeğinin özgün tasarım anlayışına dikkat çekilen stantlarda, kırsal kalkınmanın ve kadın istihdamının önemi vurgulandı. Anadoludakiler Projesi, köklü coğrafyanın sunduğu estetik birikimi, modern tasarımın diliyle yeniden tanımlamayı amaçlıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yerel üretimi küresel rekabete taşıma vizyonu istikametinde hayata geçirilen bu girişim, kadın girişimcilerin potansiyelini bir marka kimliğine dönüştürme misyonunu üstleniyor. Anadolu’nun farklı yörelerinden gelen zanaat ve tasarımın sürdürülebilir kalkınma ilkeleriyle buluştuğu bu platform, üreticilere ulusal pazarlarda ihtiyaç duydukları profesyonel vitrini sunuyor. Kayseri adına sunulan seçkide, sadece mobilya parçaları değil, birer kültür anlatısı yer alıyor. Tasarım diliyle hayat bulan eserler, Anadolu’nun kadim desenlerini ve binlerce yıllık birikimini modern bir estetik anlayışla yeniden yorumluyor. Bu yaklaşımda her bir motif, geçmişin derinliklerinden gelen bir hikâyeyi bugünün yaşam alanlarına taşıyor; geleneksel el sanatlarının izleri, çağdaş tasarımın akıcı çizgileriyle bütünleşerek zamansız bir sanat formuna dönüşüyor. Yerel değerlere stratejik destek Orta Anadolu Kalkınma Ajansı, ’Anadoludakiler’ projesinin temel hedefleri istikametinde, kadın girişimcilerin tasarımlarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Ajansın bu süreçteki faaliyetleri, Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek’in yerel değerlerin markalaşması ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi üzerine odaklanan stratejik yaklaşımı ile şekilleniyor. Bu vizyon, yerel üreticilerin görünürlüğünü artırarak dayanışma kültürünü ekonomik bir değere dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında sunulan her bir tasarım; Anadolu’nun köklü kültürel mirasının modern dokunuşlarla yeniden yorumlandığı özgün birer eserdir. Geleneksel estetiği günümüz tasarım trendleriyle buluşturan bu çalışmalar, kadın girişimcilerin potansiyelini ve toplumsal katma değerini somut bir şekilde güçlendirmektedir. Kadın emeğini bölgesel kalkınmanın temel taşı olarak kabul eden Orta Anadolu Kalkınma Ajansı, bu değerlerin ulusal ölçekte tanınması ve girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi adına stratejik çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir.
Bakan Bolat’tan kritik minerallere erişim için küresel iş birliği çağrısı
28 Nisan 2026 Salı - 15:16 Bakan Bolat’tan kritik minerallere erişim için küresel iş birliği çağrısı Ticaret Bakanı Ömer Bolat, hiçbir ülkenin kritik minerallere ilişkin küresel karşılıklı bağımlılığın getirdiği zorlukları tek başına çözemeyeceğini belirterek, daha güçlü ve daha kapsamlı uluslararası iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) Yükselen Piyasalar Forumu Serisi kapsamında düzenlediği ‘OECD Kritik Mineraller Forumu’ Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla gerçekleşti. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Bolat, OECD üyeleri, ortak ülkeler ile özel sektör ve sivil toplumdan kilit paydaşlar arasında, ortak kalkınma sorunlarına çözüm arayışına yönelik üst düzey, kapsayıcı ve bölgeler arası bir diyalog platformu sunduğunu ifade etti. Küresel ticaret ve dünya ekonomisi açısından belirsizliklerin arttığı bir dönemde bir araya gelindiğini belirten Bolat, "Jeopolitik gerilimler yalnızca artmakla kalmıyor, aynı zamanda daha karmaşık ve daha kalıcı hale geliyor. Bölgesel çatışmalar ticaret yollarını kesintiye uğratmaya, maliyetleri artırmaya ve öngörülebilirliği zayıflatmaya devam ediyor’’ ifadelerini kullandı. Ticaret politikalarında açık bir yön değişimi yaşandığına da dikkat çeken Bolat, "Korumacı önlemler artış gösteriyor. Stratejik sektörler daha fazla devlet desteği alıyor. Ekonomik güvenliğe ilişkin kaygılar, ulusal kararları her zamankinden daha fazla şekillendirmektedir. Tüm bu gelişmeler birlikte ele alındığında, daha parçalanmış ve daha az öngörülebilir bir küresel ticaret ortamına işaret etmektedir. Bu geçici bir durum değil. Bu yapısal bir dönüşüm ve buna uyum sağlamamız gerekiyor. Nitekim kritik minerallerin küresel değer zincirlerindeki rolüne ilişkin zorluklar da bu yapısal dönüşümün bir parçasıdır" açıklamasında bulundu. Son 10 yılda kritik minerallere talebin önemli ölçüde arttığını da ifade eden Bolat, "Lityuma olan talep yaklaşık 4 kat arttı, nadir toprak elementleri ile kobalta olan talep ise yaklaşık iki katına çıktı. Elektrikli ulaşımın yaygınlaşması, yenilenebilir enerji altyapısındaki büyüme ve gelişmiş elektronikler nedeniyle bu eğilimin önümüzdeki on yıllarda da sürmesi bekleniyor" diye konuştu. Bakan Bolat, ihracat kısıtlamaları veya vergileri gibi piyasayı bozucu politika ve uygulamaların da kritik mineraller alanında giderek daha önemli hale geldiğini belirtti. Bu durumun küresel tedarik zincirlerine ilave bir karmaşıklık kattığına dikkat çeken Bolat, "Önümüzdeki soru, kritik minerallerin önemli olup olmadığı değildir. Asıl soru, kritik minerallerin küresel tedarik zincirine ilişkin yönetişimin eski dengesizlik ve bağımlılık kalıplarını derinleştirip derinleştirmeyeceğidir" diye konuştu. "Kritik minerallere erişimde geniş kapsamlı küresel işbirliğine ihtiyaç var" Bolat, hiçbir ülkenin kritik minerallere ilişkin küresel karşılıklı bağımlılığın getirdiği zorlukları tek başına çözemeyeceğini belirterek, daha güçlü ve daha kapsamlı uluslararası iş birliğine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bolat, şeffaf piyasa bilgisi, riskleri önceden tespit edecek erken uyarı sistemleri, uyumlu standartlar, daha güçlü teknoloji ortaklıkları, daha iyi finansman araçları ve yatırımların riskten arındırılmasına yönelik güvenilir mekanizmalar üzerinde çalışılması gerektiğini söyledi. Bakan Bolat OECD Kritik Mineraller Forumu’ndaki açılış programının ardından basın mensuplarının da sorularını yanıtladı. Bolat, kritik ham maddelerin artık yalnızca birer emtia olmadığını, stratejik varlıklar olduğunu ve enerji dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Yarı iletkenlerden yenilenebilir enerji sistemlerine, savunma teknolojilerinden yüksek katma değerli sanayi üretimine kadar uzanan tüm değer zincirlerinin bu materyallere güvenli erişime bağlı olduğunu ifade eden Bolat, söz konusu erişimin giderek daha belirsiz hale geldiğini belirtti. Kritik minerallere erişimin öneminden bahseden Bakan Bolat, "Kritik ham maddelere yönelik ihracat kısıtlamaları 2009 yılından bu yana 5 kat artmıştır. Bugün de tarihsel olarak yüksek seviyelerde kalmaya devam etmektedir. 2022 ile 2024 yılları arasında küresel kritik ham madde ticaretinin yaklaşık yüzde 16’sı ihracat kısıtlamalarından etkilenmiştir. Bazı minerallerde bu oran daha da yüksektir. Kobalt ve manganez ihracatının yaklaşık yüzde 70’i etkilenmektedir. Grafit ihracatının neredeyse yarısı etkilenmektedir. Nadir toprak elementlerinin ise yüzde 45’i etkilenmektedir" açıklamasında bulundu.
EKK: "Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, enerji ve ticaret koridoruna dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz"
28 Nisan 2026 Salı - 14:51 EKK: "Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, enerji ve ticaret koridoruna dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz" Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) 2026 yılının dördüncü toplantısında Türkiye’nin küresel transit ticaretteki konumunun güçlendirileceği, Türkiye’nin enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaların hayata geçirilmesine devam edileceği vurgulandı. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) 2026 yılı dördüncü toplantısı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, küresel ekonominin belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemde geçildiği ifade edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomide kırılganlıkların azaldığı ve şoklara karşı dayanıklılığın arttığı vurgulandı. Bölgede yaşanan gelişmelerin Türk ekonomisine olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirlerin alındığı kaydedilen açıklamada, "Artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sistemi geçici olarak uygulamaya alınmış, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirleri getirilmiş ve stratejik stok yönetimi güçlendirilmiştir. Turizm sektörüne yönelik destek paketi devreye alınmış ve ihracatçılarımızın kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimleri kolaylaştırılmıştır" ifadelerine yer verildi. Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde; yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verildiğine dikkat çekilen açıklamada, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği belirtildi. Öte yandan, açıklamada, KOSGEB aracılığıyla KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımların atıldığının altı çizilerek, "Ayrıca savunma sanayiimizin yerli ve milli imkânlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir" ifadeleri kullanıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen hafta açıklanan ‘Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı’na değinilen açıklamada, "Program çerçevesinde atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla; ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi’nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, ‘Tek Durak Büro’ uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır" ifadelerine yer verildi. "Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, enerji ve ticaret koridoruna dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz" Açıklama şöyle devam etti: "İmalat sanayindeki gelişmeler ile KOBİ’lerimizin güçlendirilmesine yönelik yapılan çalışmalar değerlendirilmiştir. Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda ‘Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı’ başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır. Son dönemdeki finansal gelişmeler ele alınmış; ABD/İsrail-İran Savaşı’nın finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkileri Kurul üyeleriyle istişare edilmiştir. İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."
Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’yi yeni enerji merkezi yapabilir
28 Nisan 2026 Salı - 14:31 Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’yi yeni enerji merkezi yapabilir Konya Sanayi Odası (KSO) tarafından, ‘Orta Doğu’daki Çatışmaların Türkiye Ekonomisi ve Plastik Hammadde Piyasasına Etkileri’ Konferansı gerçekleştirildi. Sektör sanayicilerinin katıldığı, TTCP Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Mevlüt Çetinkaya tarafından verilen konferansta, bölgedeki jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımaları ile plastik hammadde piyasasında oluşan riskler, fırsatlar ve beklentiler kapsamlı şekilde değerlendirildi. Konuşmasında petrol ve hammadde fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çetinkaya, "Bu savaşta 84 enerji tesisi hasar gördü. Bunlardan yaklaşık 50 tanesi petrokimya tesisiydi. Geçmişteki kriz dönemlerinde petrol fiyatları yüzde 25-30 yükselişin ardından, 5 ay sonra normal seyrine dönüyordu. Ancak bugün yaşanan İran, ABD-İsrail savaşında tesisler vurulduğu için petrol fiyatları 10 günde yüzde 60’a yakın arttı. Bu savaştan sonra fiyatların normale dönmesi 18 aya kadar sürebilir" dedi. Yaşanan savaşın küresel tedarik zincirlerinin kırılmasına sebep olduğunu belirten Çetinkaya, Suudi Arabistan’daki tesislere yapılan saldırıların da tedarik riski oluşturduğunu ifade etti. Savaşın plastik hammaddeler üzerinden tüm sanayi sektörlerini etkilediğini kaydeden Çetinkaya, "Petrokimya hammaddeleri ve plastik ara girdileri bakımından Körfez bölgesi, küresel sistemde çok yüksek bir ağırlığa sahip. Orta Doğu’nun Polietilen (PE) ihracatı 2025’te 12,5 milyon ton ile dünya toplam ihracatının yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturmuştur. Ayrıca, Orta Doğu’daki polietilen kapasitesinin yaklaşık yüzde 84’ü, denizyolu ihracatı için doğrudan Hürmüz geçişine bağımlıdır. Polietilen, gıda ambalajı, otomotiv, beyaz eşya, boru sistemleri ve tıbbi ekipman üretiminde kullanılan en yaygın plastiklerden biridir. Akıştaki bir kesinti, geniş bir sanayi ekosisteminde maliyet baskısı oluşturuyor. Hürmüz’ün kapanması, yalnızca enerji piyasasını değil, plastik hammaddelere dayalı üretimi ve küresel arzı baskılamaktadır" diye konuştu. "Türkiye enerji merkezi haline gelebilir" Türkiye’nin bölgede yaşanan savaşı kendi lehine çevirebileceğini ve buradaki fırsatları değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Çetinkaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye yeniden hızlı tedarik ve üretim merkezi haline gelebilir. Hızlı teslim gerektiren tekstil, hazır giyim, gıda işleme, beyaz eşya, yan sanayi, makine ve bazı kimya alt dallarında yakın tedarikçi avantajı elde edebilir. Türkiye, enerjide hem transit ülkelerden birisi hem de Körfez-Avrupa-Asya arasında bir ticaret köprüsü. Kriz yönetimi, tahliye, ikmal, sigorta, yönlendirme ve ticari koordinasyon alanlarında bir rol üstlenebilir. Enerji üretim ve dağıtım merkezi Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde savaşın yaptığı tahribat nedeniyle Türkiye, Doğu Akdeniz enerji merkezi haline gelebilir. Bu kapsamda Irak’ın petrolünün Türkiye üzerinden Akdeniz’e ve oradan dünyaya ulaştırılmasına başlanması bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye, savaşta tahrip olan Ortadoğu ve Körfez ülkelerinin savaş sonrası imarında etkin bir rol alabilir." Çetinkaya, konferansın sonunda katılımcıların sorularını cevaplandırdı.
Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nde görev dağılımı yapıldı
28 Nisan 2026 Salı - 14:20 Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nde görev dağılımı yapıldı Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nde göreve seçilen yönetim kurulu, ilk toplantısını gerçekleştirerek görev dağılımını yaptı. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nde Ömer Madırlı dönemi başladı. İhracatçı birliklerinde genel kurulun ardından belirlenen yönetim kurulları, ilk toplantılarını yaparak yeni dönem çalışmalarına start verdi. 11 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul Toplantısı’nda Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen Ömer Madırlı başkanlığında yapılan ilk Yönetim Kurulu Toplantısı’nda; Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılıklarına, Birliğin önceki dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapan Ethem Tanrıver ile Mehmet Taşkın oy birliğiyle seçildi. Yönetim Kurulu ise Ramazan Çelik, Tamer Arslantürk, Osman Boz, Mehmet Özel, M. Senar Kendisever, Çiğdem Emir, Abdullah Şimşek ve Sait Dervişoğlu’ndan oluştu. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB) Başkanı Ömer Madırlı, yeni dönemin birliğe hayırlı olmasını dileyerek, "Öncelikle Genel Kurulumuzun ihracatçımıza ve Birliğimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bizlere güvenerek bir dönem daha camiamıza hizmet etme görevi veren ihracatçılarımıza ayrıca teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. DAİB Yönetim Kurulu Başkanlığı Ömer Madırlı, yeni seçilen üyelere rozet taktı.
Bakan Bayraktar: ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’
28 Nisan 2026 Salı - 14:02 Bakan Bayraktar: ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, kritik minerallere sahip olmanın yeterli olmadığını, bunları işlemek gerektiğini belirterek, "Detaylı bir yol haritasını nihayetlendiriyoruz. Yakında Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini açıklayacağız." dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, OECD İstanbul Merkezi tarafından düzenlenen Kritik Mineraller Forumu’nun açılış programına katıldı. Programda konuşan Bakan Bayraktar, dünyanın yakın tarihin en büyük enerji krizlerinden birini yaşadığına dikkat çekti. Bayraktar, "Son gelişmeler bize bölgesel çatışmaların etkilerinin yalnızca o bölgelerle sınırlı kalmadığını bir kez daha göstermiştir" dedi. Bayraktar, Türkiye’nin Kritik Ham Maddeler stratejisini de yakında açıklayacaklarını belirtti. ‘‘Küresel enerji talebi yüzde 1,3, elektrik talebi ise bu hızın iki katından fazla büyüdü’’ Bakan Bayraktar, küresel enerji sahnesinde halihazırda hızlı bir değişim yaşandığını dile getirerek "Dünyanın enerji talebi artıyor ve resmi olarak Elektrik Çağı’na giriyoruz. Geçtiğimiz yıl küresel enerji talebi yüzde 1,3 oranında arttı, elektrik talebi ise bu hızın iki katından fazla büyüdü" diye konuştu. ‘‘ OECD gibi kuruluşlar, küresel piyasalarda güven inşa etmede hayati bir rol oynamaktadır’’ Ülkelerin bugünün zorluklarıyla tek başına yüzleşemeyeceğini vurgulayan Bayraktar, "Uluslararası iş birliğine, değer zinciri şeffaflığına ve ortak sorumluluğa ihtiyacımız var. OECD gibi kuruluşlar burada, küresel piyasalarda güven inşa etmede hayati bir rol oynamaktadır" değerlendirmesini yaptı. ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’ Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik minerallerin yer aldığını belirterek, "Bu yeni dönemde, yalnızca kaynaklara sahip olmak yeterli değildir; bunları işleyebilmeniz gerekir. Türkiye tam olarak bunu inşa etmektedir: Kaynak çıkarımını, derin işleme kapasitesi ve yüksek teknolojili endüstriyel değer üretimi ile birleştiriyoruz" açıklamasında bulundu. ‘‘Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini yakında açıklayacağız’’ Bu vizyonun, 2025 Kritik ve Stratejik Mineraller Raporu’nda ana hatlarıyla belirtildiğine değinen Bayraktar, "Raporun bulgularına dayanarak detaylı bir yol haritasını nihayetlendiriyoruz. Yakında Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini resmi olarak açıklayacağız" şeklinde konuştu. Bayraktar, Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri sahasının Kritik Ham Maddeler stratejisinin temel taşı olduğunu vurguladı. Bayraktar, ‘‘Beylikova’nın dünyadaki en büyük nadir toprak elementleri yataklarından biri olduğuna inanıyoruz. ETİ Maden, ortaklarıyla birlikte bu konu üzerinde çok yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Beylikova’daki pilot tesis halihazırda faaliyettedir ve şu anda ayırma ve işleme kabiliyetlerini içerecek endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgâr türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz’’ ifadelerini kullandı.
Yerli ve milli çift namlulu deniz topları görücüye çıkıyor
28 Nisan 2026 Salı - 13:51 Yerli ve milli çift namlulu deniz topları görücüye çıkıyor Ermaksan, 5-9 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek SAHA EXPO 2026 fuarında, tamamen yerli imkânlarla geliştirdiği ileri savunma çözümlerini tanıtacak. Bursa merkezli Ermaksan, fuarda THUNDERBOLT 40/70 T Çift Namlulu Deniz Topunu sergileyerek, modern deniz harekâtında yakın savunma ihtiyaçlarına yönelik yerli çözüm yaklaşımını ziyaretçilerle buluşturacak. Sistem; alçak irtifadan yaklaşan insanlı ve insansız hava araçları, helikopterler, seyir füzeleri ve benzeri hava hedefleri, sürü konseptinde seyreden suüstü unsurlar ve kıyıda konuşlu asimetrik tehditler gibi yoğun ve kısa reaksiyon pencereli senaryolara yanıt vermek üzere konumlandırılıyor. 40 mm sınıfındaki sistem; dakikada toplam 600 atım ateş gücü, 736’ya kadar hazır mühimmat kapasitesi, 12 bin 500 m azami menzil, 1000 m/s çıkış hızı ve -13/+85 irtifa ile 360 yanca hareket kabiliyetiyle kısa reaksiyon pencereli, çoklu hedef ve doygun saldırı senaryolarına odaklanıyor. Kompozit kupola yaklaşımı ise düşük radar izi hedefiyle platformun imza yönetimi hedefleriyle uyumu destekliyor. THUNDERBOLT’un üretim sürecinin, Haziran 2022’de imzalanan Stratejik İş Birliği Anlaşması sonrası ivme kazandığı; Temmuz 2025’te Konya/Karapınar’da gerçekleştirilen kara atış testleriyle doğrulama safhasına geçilerek sistemin seri üretim fazına taşındığı belirtiliyor. Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ahmet Özkayan, "60 yılı aşkın üretim ve mühendislik tecrübesiyle geliştirilen THUNDERBOLT 40/70 T Türk Tipi Deniz Topu ile Deniz Kuvvetlerimize; ateş gücü yüksek, yerli ve sürdürülebilir bir savunma çözümü sunuyoruz" değerlendirmesinde bulundu.