EKONOMİ
Başkan Sadıkoğlu, iş dünyasının sorunlarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a sundu 28 Şubat 2026 Cumartesi - 16:13:33 Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla düzenlenen Malatya İş Dünyası Buluşması’nda konuştu. Malatya’daki esnafın, tüccarın ve sanayicinin deprem sonrası oluşan sorunlarını sıralayan Başkan Sadıkoğlu, en önemli taleplerinin finans desteği olduğunu söyledi. Mart ayı başında ödemeleri başlayacak olan deprem kredisi borçlarının silinmesi talebini kürsüden dile getiren Başkan Sadıkoğlu, ticari alanlar ve sanayi kuruluşları için enerji ve işçilik maliyetlerinin ciddi bir yük haline geldiğini belirtip; enerji de indirim, personel giderleri için de daha fazla teşvik talep etti. Küçük sanayi sitelerinin durumu Malatya’nın sanayi koridoru projesine dahil edilmesini isteyen Başkan Sadıkoğlu, küçük sanayi sitelerindeki esnafın yeni yerler hazır olmadan mevcut yerlerinden çıkarılmaması gerektiğinin altını çizdi. Yıl sonunda bitecek olan 6. bölge teşviklerini de gündemine alan Başkan Sadıkoğlu, deprem sonrası ayağa kalkma mücadelesi veren Malatya’nın 6. bölge teşviklerine eskisinden daha fazla ihtiyacı olduğunu kaydedip en az 3 yıl daha devam etmesini talep etti. Başkan Sadıkoğlu ayrıca toplantı sonunda içerisinde iş dünyasının tüm sorunlarının yer aldığı kapsamlı bir dosyayı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a sundu.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 16:09 Bakan Şimşek: "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu ülke 20 yıldır dünyayı çok daha iyi okumuş" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bölgede yaşanan jeopolitik gerginlik ve çatışmalara Türkiye’nin hazır olduğunu belirterek, " Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu ülke 20 yıldır dünyayı belli ki çok daha iyi okumuş ve bu sınamalara hazırlık içerisinde" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen "Ekonominin Ufuk Turu 2026" programına katıldı. Özel sektör ve bankacılık sektörünün temsilcilerinin bir araya geldiği programda bir sunum gerçekleştiren Bakan Şimşek, ülke ve dünya ekonomisi konularını el alarak bilgilendirmelerde bulundu. "Londra’dan sonra İstanbul video oyun ticaretinde dünyanın önemli üslerden bir tanesi haline gelmiş" Sorunlardan daha çok fırsatların konuşulmasını tercih edilmesini belirten Şimşek, "Evet sorunlar var ve sadece sorunları konuşmakla günümüzü geçirebiliriz. Ama çok iyi gelişmeler var; büyük fırsatlar var. Biz fırsatları konuşmayı tercih ederiz. Bu gelişmelere ülkemizi ve sizleri hazırlamayı zaten şiar edinmişiz. Dolayısıyla yeni ekonomi diyeceğimiz alanlarda da iyi gidiyoruz. Mesela televizyon dizileri ihracatında Economist dergisine göre dünyada ilk üçteyiz. Yine dünya çapında video oyunları sektöründe muazzam bir ekosisteme sahibiz ve başarı var. Üç tane ve değeri bir milyar dolar ve üzerine çıkan şirket ortaya çıkmış ve satılmış. Dolayısıyla ortada teorik bir şeyden bahsetmiyoruz. Londra’dan sonra İstanbul video oyun ticaretinde dünyanın önemli üslerden bir tanesi haline gelmiş. Özetle, ticarette parçalanmalar, korumacılık, yeni normal; bazı alanlarda sıkışabiliriz ama önümüzde büyük fırsatlar var birçok alanda. Onun için o alanlara biraz odaklanmaya bakalım" dedi. "Türkiye küresel ihracat liginde hızla yükseliyor" Jeopolitik gerginlikler ve çatışmalar hakkında da konuşan Şimşek, "Türkiye buna hazır mı? Bu sınamalara hazır mı? Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu ülke 20 yıldır dünyayı belli ki çok daha iyi okumuş ve bu sınamalara hazırlık içerisinde, 1990’lı yılların ikinci yarısının ortalamasına bakın, dünyanın en büyük ilk üç ilk dört ithalatçılarından bir tanesi Türkiye’dir. Savunma sanayii, bugün yüzde 80 yerlilik oranıyla, yerleşme oranıyla dünyanın en büyük muhtemelen ilk onuna geçen sene girdi. Türkiye küresel ihracat liginde hızla yükseliyor. Geçen sene 4.4 milyar dolarlık ihracatımız var ama 18 milyar dolarlık sipariş var. Ve henüz 1400 ürün de geliştirme sürecinde. Dolayısıyla bu konuda da biz hazırız. Bunu niye vurguluyorum? Bugün bölgemizde yeni bir çatışma olduğu için değil. Ben esas şuraya odaklanmak istiyorum: Savunma sanayii aslında Türk sanayisi açısından yani Türk sanayisinde hibrit inovasyon modelinin temeli olacak, temel taşı olacak ve bunu gözden kaçırmayalım. Genelde bütün ülkeler; gelişmiş, büyük ve önemli ülkeler savunma sanayiini Faz 1’de, yani ilk aşamada kamu kaynaklı askeri teknoloji olarak bir ihtiyaç olarak görüyor, kaynak aktarıyor ve oradan bir sıçramaya doğru gidiyor. Sıçramanın ikinci aşaması çift kullanımlı ürünler. Üçüncü aşaması sivil sektörlere teknoloji transferi ve biz ikinci aşamaya geçtik. Mesela savunma sanayiinde önemli şirketlerimizden bazıları artık sağlık teknolojilerinde muazzam ürünler ortaya koymaya başladı. Akıllı şehirlerden tutun sağlığa kadar tarımsal teknolojiler, enerji teknolojileri, biyoteknoloji gibi sadece sağlık anlamında değil bütün bu alanlarda göreceksiniz ki savunma sanayiinde edindiğimiz bilgi ve tecrübeyi oraya aktaracağız. Dolayısıyla bu anlamda da büyük fırsatlar bekliyor" ifadelerini kullandı. "Rekabet gücümüzü artırmak için muazzam bir şekilde altyapıya yatırım yapıyoruz" Bakan Şimşek küresel şartların Türkiye lehine olduğunu dile getirerek, "Ulaştırma Bakanımızla konuştuk; bütün üretim üslerini biz limanlara demir yoluyla bağlayalım istiyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni büyük sanayi alanları kurulacak, o sanayi alanlarının en az yarısının ortasından demir yolu geçecek veya en fazla 12-15 kilometre öteden demir yolu geçecek. Dolayısıyla şu anda rekabet gücümüzü artırmak için muazzam bir şekilde altyapıya yatırım yapıyoruz. Küresel şartlar kısa vadede lehimize. Finansal şartlar, ticaret ortaklarındaki büyüme, emtia fiyatları gibi küresel yapısal kırılganlıklara karşı stratejik fırsatlar görüyoruz. Ve sizleri bu fırsatlara hazırlamak için sizlerle birlikte çalışmaya hazırız, kapımız açık. Sizinle birlikte bunu başaracağız" diye konuştu. "Türkiye üretim, ihracat ve büyümede sıçrama yapmaya devam edecek" Orta vadeli programın sonuç verdiğini kaydeden Bakan Şimşek şunları söyledi: "Program sonuç veriyor, finansal istikrar pekişti. Öngörülebilirlik ve güven artıyor. Dezenflasyonla birlikte devam edecek finansman maliyetleri siz istemeseniz de düşecek. Finansmana erişim artacak, artırıyoruz. Biz üretken alanlardaki yatırımların hızlanmasını arzuluyoruz, destekliyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye üretim, ihracat ve büyümede sıçrama yapmaya devam edecek. Çünkü Cumhurbaşkanımız bizden ne istiyor? Diyor ki: Ben yatırım istiyorum, istihdam istiyorum, üretim istiyorum, ihracat istiyorum.’"
Van’da Ramazan pidesinin fiyatı belirlendi
17 Şubat 2026 Salı - 21:55 Van’da Ramazan pidesinin fiyatı belirlendi Van Lokantacılar ve Fırıncılar Odası Başkanı Sabri Işık, alınan kararla 200 gram somun ekmeğin fiyatının 14 TL, 300 gram Ramazan pidesinin ise 25 TL olarak belirlendiğini söyledi. Van Lokantacılar ve Fırıncılar Odası Başkanı Sabri Işık yaptığı açıklamada, "Gün ve gün un, maya, mazot, işçilik, kira ve diğer gider kalemlerine gelen zamlar ekmek fiyat artışını zaruri kılmıştır. Ramazan ayında da Türkiye genelinde susamlı ve yumurtalı çiftli pide ekmeği fiyatı 35 ile 45 TL arasında belirlenmiştir. Fırıncı esnafımız ve üst kuruluşlarımızla yaptığımız toplantılarda değişen yönetmelik gereği uzlaşma komisyonundan sonra daha önce belirlenen rayiçte 200 gram sade pide 15 TL, 150 gram çörek 20 TL olarak belirlenmişti. Vatandaşın alım gücü göz önünde bulundurularak fırıncı esnafımızın Ramazan pidesinin Türkiye’de alınan fiyatlardan daha uygun bir fiyata satılmasında karar kılmıştır. Alınan bu kararda oda başkanı olarak tüm fırıncı esnafıma şükranlarımı sunarım. Burada Ramazan pidesine tüm vatandaşların erişebilmesi için fırınlarımızda ’askıda Ramazan pidesi’ kampanyası başlattığımızı da duyurmak isterim. Uzlaşma komisyonunda çıkan fiyatlarımız 200 gram somun ekmek 14 TL, 300 gram Ramazan pidesi 25 TL olarak belirlenmiştir. Bu vesileyle Ramazan ayının tüm vatandaşlarımıza ve esnafımıza esenlik, huzur, birlik, beraberlik, bereket getirmesini dilerim" dedi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı: "Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur"
17 Şubat 2026 Salı - 20:46 Hazine ve Maliye Bakanlığı: "Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" Hazine ve Maliye Bakanlığı, son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiğini belirterek, faiz giderlerinin milli gelire oranının 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleştiğini, bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesinin öngörüldüğünü açıkladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemeleriyle ilgili yapılan değerlendirmeler üzerine bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "Son dönemde kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemelerine dair yapılan değerlendirmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesi, borçlanma maliyetlerinde ani bir artıştan veya program dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmamaktadır. Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin yüzde 53’ü 10 yıl önce ilk ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen enflasyon farkından oluşmaktadır. TÜFE’ye endeksli senetlerin özelliği kupon oranlarının düşük olması, ancak yıllar itibarıyla gerçekleşen enflasyon oranının ana paraya eklenmesidir. Biriken enflasyon farkı ise vade tarihinde toplu olarak ödenmektedir. Bu nedenle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde vadesi gelen bu tür senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" ifadelerine yer verildi. Son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Dolayısıyla ocak ayındaki artış, mevcut dönemde faiz oranlarında ani bir yükselişe değil, geçmiş enflasyon dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasına işaret etmektedir. Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlenmiştir. Ancak bu artış, yapısal bir faiz yükü değişiminden değil; geçmiş dönemde biriken enflasyonun teknik ve muhasebesel yansımasından kaynaklanmaktadır. Dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle birlikte faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere dönmesi beklenmektedir. Nitekim göstergeler, faiz yükünde kalıcı bir bozulmaya işaret etmemektedir: Faiz giderlerinin milli gelire oranı 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e gerilemesi, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesi öngörülmektedir." 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçlarının kademeli olarak azaltılıp, 2024 yılından itibaren ise söz konusu senetlerin ihracına son verildiği kaydedilen açıklamada, "Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 25,9 iken, 2026 yılında yüzde 19,9’a gerilemesi ve OVP dönemi sonunda yüzde 18,3 seviyesine düşmesi beklenmektedir. Faiz harcamalarının merkezi yönetim toplam harcamalarına oranı ise 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 17,7 olarak gerçekleşmiş olup, 2026 yılında yüzde 14,5’e, OVP dönemi sonunda ise yüzde 13,9’a gerilemesi öngörülmektedir. Kamu borçlanma stratejisi, piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam edilmektedir. Bu kapsamda program döneminde 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltılmış ve 2024 yılından itibaren söz konusu senetlerin ihracına son verilmiştir" denildi.
ODAK Mersin’de DemoDay’26 süreci başladı
17 Şubat 2026 Salı - 17:42 ODAK Mersin’de DemoDay’26 süreci başladı Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, ODAK Mersin çatısı altında düzenlenecek DemoDay’26 programının tanıtım toplantısında, projelerin raflarda kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "Önemli olan fikirlerin hayata dönmesi" dedi. MTSO ODAK Mersin Projesi kapsamında düzenlenecek DemoDay’26 Programının tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, melek yatırımcı ile girişimcileri bir araya getirecek yeni sürecin detayları kamuoyuyla paylaşıldı. ODAK Mersin çatısı altında yürütülen çalışmalar kapsamında sanayi, lojistik, tarım, turizm ve melek yatırım başlıklarında oluşturulan odak kurullarının düzenli olarak toplandığı, her sektör için ayrı ayrı yol haritaları hazırlandığı ifade edildi. Programla, girişimcilerin projelerini yatırımcılarla buluşturması, mentorluk desteği alması ve fikirlerini ticarileştirme imkanı elde etmesi hedefleniyor. Mersin ve Adana’yı kapsayan yatırımcı ağının sürece dahil edileceği, 100 milyon Euro’nun üzerinde bir girişim sermayesinin program kapsamında değerlendirilmesinin planlandığı aktarıldı. DemoDay’26 sürecinde yüzün üzerinde proje başvurusu beklenirken, özellikle yüksek teknoloji ve katma değerli üretim odaklı girişimlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Yetkililer, projelerin yalnızca fikir aşamasında kalmaması, yatırım ve uygulama aşamasına taşınmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, ODAK Mersin Projesi kapsamında yürütülen çalışmaların kentteki tüm paydaşları kapsadığını belirtti. Girişimciden sanayiciye, üreticiden tüketiciye kadar geniş bir kesime yönelik projeler hayata geçirdiklerini ifade eden Çakır, melek yatırımcı odak kuruluyla girişimcileri yatırımcılarla buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Fikirlerin ticarileşmesinin önemine dikkat çeken Çakır, Türkiye’de birçok projenin hayata geçirilmeden raflarda kaldığını belirterek, "Önemli olan fikirlerin hayata dönmesi. Fikirler çok güzel ama ticarileştiremediğimiz zaman raflarda kalırsa bir anlamı kalmıyor" ifadelerini kullandı. Raflarda bekleyen çok sayıda değerli proje bulunduğunu dile getiren Çakır, melek yatırımcı odak kurulunun bu projeleri yatırımcılarla buluşturacağını, 100 milyon Euro’nun üzerinde girişim sermayesinin sürece dahil edilmesinin planlandığını kaydetti. Programın geleneksel hale getirilmesinin hedeflendiğini belirten Çakır, yüzün üzerinde proje başvurusu beklediklerini ifade etti. "Biz de orta gelir tuzağından çıkmak üzereyiz" Türkiye’nin orta gelir tuzağı riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Çakır, "30 tane ülke var orta gelir tuzağına yakalanmış ülkeler. Biz de orta gelir tuzağından çıkmak üzereyiz, o şekilde duruyoruz. Orta gelir tuzağından çıkılması için yapılacak çalışma fazla bir şekilde yüksek teknoloji üretmemiz lazım. Yüksek teknolojiye geçiş yapabilirsek ve çok fazla girişimci çıkartabilirsek, farklı fikirleri bu girişimciler ortaya çıkarabilirse, bu işi çözmüş oluruz" diye konuştu. Çakır, yüksek katma değerli üretim ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesinin ülke ekonomisi açısından kritik önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Adana’nın sıra dışı yöresel lezzetlerinin gastronomi turizmini canlandırılması bekleniyor
17 Şubat 2026 Salı - 17:24 Adana’nın sıra dışı yöresel lezzetlerinin gastronomi turizmini canlandırılması bekleniyor Adana’nın sıra dışı yöresel lezzetlerinden olan kelle, paça, şırdan, mumbar, billur ve beynin gastronomi turizmini canlandırması için çalışmalar başlatıldı. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından hazırlanan "Türkiye’nin Sıra Dışı Lezzetleri" basın tanıtım programı, ATÜ Merkezi Kafeterya’da gerçekleştirildi. Anadolu’nun köklü mutfak mirasını bilimsel bir perspektifle ele alan program, ATÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, rektör yardımcıları, dekanlar ve basın mensuplarının katılımıyla düzenlendi. Tanıtım programında konuşan Rektör Prof. Dr. Adnan Sözen, gastronominin yalnızca beslenme alanı olmadığını toplumların tarihini, yaşam biçimini ve sürdürülebilirlik anlayışını yansıtan çok disiplinli bir bilim dalı olduğunu vurguladı. Uluslararası literatürde "strange food" olarak tanımlanan sıra dışı yiyeceklerin, aslında toplumların kıtlık dönemlerinde dahi kaynakları ne kadar verimli kullandığının bir göstergesi olduğunu ifade eden Sözen, Türk mutfağının asırlardır sıfır atık ve sürdürülebilirlik felsefesini benimsediğini belirtti. Program kapsamında Adana mutfağıyla özdeşleşen paça, dil, beyin, kelle, billur, mumbar ve şırdan gibi lezzetler tanıtıldı. Modern kültürlerde kimi zaman "sıra dışı" olarak değerlendirilen bu ürünlerin, Türk mutfağında hayvanın tamamını değerlendirme anlayışının bir parçası olduğuna dikkat çekildi. Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından yürütülen çalışma, Adana’nın turizm potansiyeline ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımına stratejik katkı sunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Program, katılımcıların geleneksel lezzetleri deneyimlemesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Manisa traktörde zirvede, motosiklette Türkiye 4’üncüsü
17 Şubat 2026 Salı - 15:37 Manisa traktörde zirvede, motosiklette Türkiye 4’üncüsü Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı Ocak ayı motorlu kara taşıtları istatistiklerine göre Manisa’da trafiğe kayıtlı araç sayısı 848 bin 9’a yükseldi. Traktör sayısında Türkiye birincisi olan Manisa, motosiklet sayısında ise İstanbul, Antalya ve İzmir’in ardından 4’üncü sırada yer aldı. TÜİK verilerine göre 2025 yılı aralık ayında 845 bin 207 olan trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı bulunan Manisa’da araç sayısı ocak ayında 2 bin 802 adet artarak 848 bin 9’a çıktı. Manisa’daki 845 bin 9 motorlu kara taşıtının 277 bin 595’ini otomobiller oluştururken, kent genelinde 8 bin 415 minibüs, 6 bin 666 otobüs, 88 bin 672 kamyonet, 18 bin 92 kamyon, 334 bin 619 motosiklet, 1779 özel amaçlı taşıt ve 112 bin 171 adet traktör bulunuyor. Sanayi ve tarımın iç içe olduğu ve özellikle tarım kenti kimliğiyle öne çıkan Manisa, 112 bin 171 adet traktörle Türkiye genelinde zirvedeki yerini korudu. 334 bin 619 motosikletle de İstanbul, Antalya ve İzmir’in ardından 4’üncü sırada yer alan Manisa, iki tekerli araç kullanımındaki yoğunluğuyla dikkat çekti. Ocak ayında açıklanan adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre 1 milyon 477 bin 756 kişilik bir nüfusa sahip olan Manisa’da her 100 kişiye yaklaşık 57 araç düşerken, Türkiye genelinde 100 kişiye 39 araç düşüyor.
ASO Başkanı Ardıç: "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 120 milyon doların üzerine çıkmıştır"
17 Şubat 2026 Salı - 15:27 ASO Başkanı Ardıç: "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 120 milyon doların üzerine çıkmıştır" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, ‘Finlandiya Ülke Günü’ etkinliğinde, "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 70 milyon dolar seviyesinden 120 milyon doların üzerine çıkmıştır. Ankara sanayisi bu ticari ilişkide net ihracatçı konumuna ulaşmıştır" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) ile Finlandiya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle ‘Finlandiya Ülke Günü’ etkinliği düzenlendi. ASO ev sahipliğinde düzenlenen programda Türkiye ile Finlandiya arasındaki sanayii ticaret ve yatırım iş birlikleri masaya yatırıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, Finlandiya’nın sınırlı kaynaklara, çetin iklim şrtlarına ve tarih boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen, dünyaya örnek gösterilen bir kalkınma başarısı hikayesi yazdığını ifade etti. Ardıç, döngüsel ekonominin yalnızca çevresel bir tercih değil, rekabet gücü, maliyet yönetimi ve sürdürülebilir sanayi açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu belirterek, Finlandiya’nın bu konuda öncü ülkelerden biri olduğuna değindi. Ardıç, "Finlandiya bu alanda; geri dönüşüm teknolojileri, atıkların yeniden hammaddeye kazandırılması, enerji verimliliği ve yeşil üretim modelleri ile Avrupa’da öncü konumdadır. Ankara sanayisi ise; metal, makine, kimya ve yapı malzemeleri başta olmak üzere bu dönüşümü hayata geçirebilecek çok güçlü bir üretim altyapısına sahiptir. Bu noktada Finlandiyalı firmalarla kurulacak ortaklıklar; Ankara’daki üretimin daha yeşil, daha verimli ve Avrupa Birliği standartlarıyla tam uyumlu hale gelmesi açısından büyük önem taşımaktadır" açıklamasında bulundu. "Türk-Fin ortaklığı hem finansman hem teknoloji hem de uygulama gücü açısından son derece tamamlayıcı" Döngüsel ekonomi, inşaat ve madencilik sektörleri, iki ülke arasındaki iş birliği açısından son derece stratejik alanlar olduğuna dikkati çeken Ardıç, "Finlandiya; sürdürülebilir inşaat teknolojileri, akıllı altyapı çözümleri, madencilikte dijitalleşme ve çevresel etkileri minimize eden üretim modelleriyle dünya çapında önemli bir know-how’a sahiptir. Türkiye ve özellikle Ankara ise; müteahhitlik kapasitesi, malzeme üretimi, makine ve ekipman imalatı ve nitelikli insan kaynağıyla bu bilgi birikimini sahaya uygulayabilecek güçlü bir partnerdir. Dünyanın en büyük 250 müteahhitlik firması arasında yer alan 45 Türk firmasından 22’sinin Ankara Sanayi Odası Üyesi olması, bu alandaki iş birliği potansiyelini açıkça ortaya koymaktadır. Üçüncü ülkelerde gerçekleştirilecek altyapı, enerji ve madencilik projelerinde Türk-Fin ortaklığı hem finansman hem teknoloji hem de uygulama gücü açısından son derece tamamlayıcıdır" ifadelerine yer verdi. "Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 120 milyon doların üzerine çıkmıştır" Ardıç ,Türkiye ile Finlandiya arasındaki ekonomik ilişkilerin, son yıllarda istikrarlı ve gelişmeye açık bir seyir izlediğini kaydederek, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 1,8 milyar dolar seviyesinde olduğunu dile getirdi. Mevcut tablonun iki ülkenin ticaret hacminde daha dengeli ve katma değeri yüksek bir yapıya geçiş için güçlü bir büyüme potansiyeli olduğunu söyleyen Ardıç, "Ankara özelinde baktığımızda ise çok daha umut verici bir tabloyla karşılaşıyoruz. Son beş yılda Ankara-Finlandiya ticaret hacmi 70 milyon dolar seviyesinden 120 milyon doların üzerine çıkmıştır. Ankara sanayisi bu ticari ilişkide net ihracatçı konumuna ulaşmıştır. Ankara ile Finlandiya arasındaki dış ticarette en yüksek hacme sahip ilk dört sektörden üçünü oluşturan motorlu kara taşıtları, ana kimyasal maddeler ve metal yapı malzemelerinde Ankara’nın açık biçimde ihracatçı konumda olması tesadüf değildir. Bu tablo; Ankara’nın üretim gücünün, teknolojiye dayalı sanayi altyapısının ve uluslararası iş birliklerine açık vizyonunun somut bir göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu. ASO olarak Ankara’yı ‘sanayi ve teknolojinin Başkenti’ yapma hedefi doğrultusunda çalışmalarını yürüttüklerini kaydeden Ardıç, "Temelli Sanayi Havzası’nda 1 milyon metrekarelik bir alanda konuşlanacak. ASO Teknoloji Üssü; yüksek teknolojiye dayalı üretim, Ar-Ge, kuluçka merkezleri, laboratuvarlar, üniversite bağlantılı araştırma enstitüleri ve yeşil kampüs uygulamaları gibi kapsamlı bir yapıyla hayata geçirilecek. Bu yıl içinde inşaatına başlamayı hedeflediğimiz projemizde Finlandiyalı firmaların da yer alması, yalnızca ortaklığımızı güçlendirmekle kalmayacak; aynı zamanda üçüncü ülke pazarlarında da yeni fırsatlar oluşturacaktır" diye konuştu. Ardıç, ASO üyelerinin yanında olmaya, uluslararası iş birliklerini kolaylaştırmaya ve Ankara sanayisini küresel değer zincirlerinde daha güçlü bir noktaya taşımaya kararlı olduklarını ve bu yöndeki çalışmalarına devam edeceklerini sözlerine ekledi. "Türk şirketleri, kıtalar genelinde kritik altyapılar inşa ederek etkileyici bir uluslararası ayak izine sahiptir" Finlandiya Ankara Büyükelçisi Pirkko Hamalainen ise, Finlandiya’nın, Türkiye ile olan ilişkisine büyük değer verdiğini belirterek, her iki ülkenin de güçlü sanayi temelleri açısından benzerlik gösterdiğini ifade etti. Türkiye’nin dinamik ve hırslı bir ortak olduğunun altını çizen Hamalainen, "Küresel mineral talebinin önemli ölçüde artması öngörülürken, Türkiye’nin madencilik alanındaki yatırım planları, özellikle altın madenciliği yatırımları ile ileriye dönük bir hırsı göstermektedir. Sektörün ihracat hedefleri, küresel rolüne olan güçlü güveni yansıtmaktadır. İnşaat sektöründe Türkiye, uluslararası müteahhitlikte küresel olarak ikinci sırada yer almaktadır. Türk şirketleri, kıtalar genelinde kritik altyapılar inşa ederek etkileyici bir uluslararası ayak izine sahiptir. Aynı zamanda, finansmana erişim giderek sürdürülebilirlik performansıyla bağlantılı hale gelmektedir. Uluslararası finans kuruluşları ve kalkınma bankaları, yeşil finansmandan geçiş finansmanına doğru genişleyerek, şirketleri ve sektörleri düşük karbonlu operasyonlara doğru ilerlerken desteklemektedir. Bu, Finlandiya ve Türkiye arasında açık bir iş birliği fırsatı yaratmaktadır" şeklinde konuştu. Program Hamalainen’nin konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.
DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, Irak Merkez Bankası Başkanı Al-Alaq ile görüştü
17 Şubat 2026 Salı - 15:07 DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, Irak Merkez Bankası Başkanı Al-Alaq ile görüştü DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan’ın koordinasyonuyla Irak Merkez Bankası Başkanı Ali Muhsin Al-Alaq ile bir araya geldi. Bağdat’ta gerçekleştirilen görüşmeye Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi, Ticaret Müşaviri ve ilgili banka temsilcileri de katıldı. Merkez Bankası Başkanı Ali Muhsin Al-Alaq, Irak’ın ilişkili Bakanlık ve Kurumlarının olduğu Ekonomi Komisyonunda gündeme getirildiğinden ve başlıkların yakın takipçisi olduğunu söyledi. "Bankacılık işlemlerinin daha etkin olması ikili ticaret hacmine doğrudan katkı sağlayacak" DEİK/Türkiye-Irak İş Konseyi Başkanı Halit Acar, Türkiye ile Irak arasındaki ticari faaliyetlerin finansal altyapısının güçlendirilmesine yönelik başlıklar ele alındığını, Asycuda sistemine geçiş sürecinin ertelenerek bir süre daha barkod sistemiyle devam edilmesi, 1 Ocak öncesine ilişkin firma alacaklarının tamamlanması ve Irak’taki bankalardan Türkiye’deki şubelere dolar cinsinden doğrudan havale işlemlerinin gerçekleştirilmesi konuları gündeme getirildiğini söyledi. Türk firmalarının Irak’taki ticari faaliyetlerinin sürdürülebilir ve öngörülebilir bir finansal zeminde ilerlemesinin büyük önem taşıdığını belirten Acar, bankacılık işlemlerinin daha etkin olmasının iki ülke arasındaki ticaret hacmine doğrudan katkı sağlayacağını söyledi. Acar, teknik düzeyde temasların sürdürülmesi ve finansal süreçlerin daha sağlıklı işletilmesine yönelik iş birliğinin devam ettirilmesi konusunda mutabık kalındığını aktardı.
Denizli’de tarımsal kalkınmaya 82 milyonluk hibe desteği
17 Şubat 2026 Salı - 15:01 Denizli’de tarımsal kalkınmaya 82 milyonluk hibe desteği Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2025 yılında kırsal kalkınmayı odağına alarak gerçekleştirdiği yatırım, hibe ve örgütlenme çalışmalarını kamuoyuna duyurdu. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, "2025 yılında sağladığımız 82 milyon TL’yi aşkın hibe desteğiyle hem üreticimizin elini güçlendirdik hem de yeni istihdam alanları açtık" dedi. Kırsal Kalkınmada yatırım rekoru 2025 yılı, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında Denizli için hamle yılı oldu. Ekonomik yatırımlarda, Denizli genelinde 20 yeni ekonomik yatırım projesi hayata geçirildi. Toplamda hibe desteği olarak 139,8 milyon TL tutarındaki yatırım hacmi için üreticilere 72,2 milyon TL nakdi hibe desteği sağlandı. İstihdamda ise bu yatırımlar sayesinde 2025 yılı içerisinde 74 vatandaşımıza doğrudan istihdam imkanı oluşturuldu. 56 modern sulama projesine toplamda 9,7 milyon TL hibe ödemesi yapıldı Kuraklıkla mücadele ve verimlilik artışı hedefiyle bireysel sulama sistemlerine verilen destekler hız kesmedi. 56 modern sulama projesine toplamda 9,7 milyon TL hibe ödemesi yapılarak, Denizli topraklarının daha bereketli ve tasarruflu sulanması sağlandı. 19 ilçede düzenlenen eğitimlerle 538 kişiye teknik bilgilendirme yapıldı Üreticilerin pazarlık gücünü artırmak ve dayanışma kültürünü geliştirmek amacıyla yürütülen örgütlenme çalışmalarında önemli mesafeler kat edildi. 255 genel kurul toplantısına iştirak edilerek kooperatiflerin idari süreçlerine rehberlik edildi. Aynı zamanda 14 kooperatifin ana sözleşme işlemleri tamamlanırken, 1 birlik ve 1 kooperatif olmak üzere 2 yeni tarımsal örgüt sektöre kazandırıldı. Ayrıca 19 ilçede düzenlenen eğitimlerle 538 kişiye teknik bilgilendirme yapıldı. "2025 yılında sağladığımız 82 milyon TL’yi aşkın hibe desteğiyle hem üreticimizin elini güçlendirdik hem de yeni istihdam alanları açtık" Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim yapılan açıklamada: "Amacımız, Denizli tarımını sadece üretimde değil, sanayi ve örgütlenme altyapısında da Türkiye’nin zirvesine taşımaktır. 2025 yılında sağladığımız 82 milyon TL’yi aşkın hibe desteğiyle hem üreticimizin elini güçlendirdik hem de yeni istihdam alanları açtık. Sürdürülebilir tarım ve etkin denetim anlayışımızla 2026 yılında da sahada olmaya devam edeceğiz" dedi.
ALTSO Başkanı Erdem: "İşletmelerimizin tekrar toparlanabilmesi için uygun faizli ve uygun vadeli kredi desteklerinin sağlanması gerekiyor"
17 Şubat 2026 Salı - 14:57 ALTSO Başkanı Erdem: "İşletmelerimizin tekrar toparlanabilmesi için uygun faizli ve uygun vadeli kredi desteklerinin sağlanması gerekiyor" Alanya’nın önemli destinasyonlarından Dim Çayı bölgesinde yaşanan sel felaketinden iş yerleri zarar gören işletme sahiplerini ağırlayan Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Eray Erdem, "İşletmelerimizin tekrar toparlanabilmesi için uygun faizli ve uygun vadeli kredi desteklerinin sağlanması gerekiyor" dedi. Alanya Otelciler, Pansiyoncular, Lokantacılar, Kafeteryacılar, Turistik Eşya Satıcıları Odası Başkanı Hüseyin Değirmenci’nin de yer aldığı ziyaret ile ilgili konuşan ALTSO Başkanı Eray Erdem, "İşletmelerimizin sorunlarını çözebilmek için el birliğiyle çalışacağız" dedi. "Süreci yakından takip ediyoruz" Başkan Erdem konuşmasını şöyle sürdürdü: "Dim Çayı bölgesinde yaşanan sel baskını sonrası işletmeleri zarar gören iş insanı arkadaşlarımızı odamızda ağırladık. Alanya Otelciler, Pansiyoncular, Lokantacılar, Kafeteryacılar, Turistik Eşya Satıcıları Odası Başkanı Hüseyin Değirmenci’nin de hazır bulunduğu ziyarette hem geçmiş olsun dileklerimizi bir kez daha ilettik hem de yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi adına yapılabilecek çalışmalar üzerine kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunduk." "Turizmimiz zarar görmemeli" Yaşanan sorunun yalnızca Dim Çayı bölgesiyle sınırlı olmadığını belirten Erdem, "Çünkü Alanya’mız bir turizm kentidir ve Dim Çayı bölgemiz de şehrimizin önemli destinasyonlarından biridir. Bu nedenle bölgedeki esnafımızın ve işletmelerimizin en kısa sürede toparlanabilmesi için başta kamu bankalarımız olmak üzere tüm finans kuruluşlarından uygun faizli ve uygun vadeli kredi desteklerinin sağlanması gerekiyor. Ayrıca bölgedeki esnafımızın vergi ve SGK prim borçları da belirli bir süre ertelenmeli. Sezon öncesi hazırlık sürecinin başlamış olması sebebiyle bu konuların ivedilikle çözüme kavuşturulması gerekiyor" diye konuştu. "Geçmişteki yanlışlara düşmemek lazım" Erdem, bölgedeki işletmelerin de geçmişte yapılan hatalardan ders çıkararak yeni dönem hazırlıklarını daha doğru ve planlı bir şekilde yapmaları gerektiğini ifade ederek, "Afet riskine karşı daha dayanıklı yapılar ve sürdürülebilir işletme anlayışı yeni süreçte ön plana alınmalı. Süreci yakından takip ediyoruz. Bu kapsamda da başta kaymakamlığımız olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla sürekli iletişim halindeyiz. Ayrıca sel baskınının ilk gününden bu zamana fedakarca çalışan Kaymakamlığımıza, Belediyemize ve tüm kuruluşlarımıza bir kez daha teşekkür ederiz" dedi. Alanya Otelciler, Pansiyoncular, Lokantacılar, Kafeteryacılar, Turistik Eşya Satıcıları Odası Başkanı Hüseyin Değirmenci ise desteklerinden dolayı ALTSO Başkanı Erdem’e teşekkür ederek, selden zarar gören işletmelerin yeniden ayağa kalkabilmesi için kurumlar arası iş birliğinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Değirmenci, sürecin takipçisi olacaklarını ve esnafın mağduriyetinin giderilmesi adına gerekli tüm girişimlerde bulunacaklarını sözlerine ekledi.