Son Dakika
|
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Yardım derneğine 72 milyon liralık vurgun operasyonu: 21 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İlkay Akkaya konserinde bayraklı protestoda bulunan öğrencilere saldırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’u karşıladı
İçişleri Bakanı Çiftçi, subay ve astsubay adaylarıyla bir araya geldi
İran Meclis Başkanı Galibaf’tan halka birlik çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan’ı kabul etti
Plan-S ve Türk Telekom’dan uydu tabanlı mobil haberleşme ağları için stratejik Ar-Ge iş birliği
Bakan Gürlek, Çağla Tuğaltay’ın ailesiyle bir araya geldi
EKONOMİ
KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır, Türkiye Cumhuriyeti için vardır"
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:07:36
Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır" dedi. Ankara’da EkoAvrasya Vakfı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği paydaşlığında, "Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkilerin Güçlendirilmesi" başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, özellikle ifade etmek isterim ki ekonomisinden önce konumuyla alakalı; Akdeniz’in ortasında 3355 kilometrekarelik bir Türk toprağında, 1974’ten sonra, Türkiye Cumhuriyeti kurduktan sonra verilen savaş sonrasında, ilk kez ve son kez verilen savaş. Şehit kanlarıyla, mücahit kanlarıyla kazanılan 74 savaşından sonra büyük bir zaferin sonucunda kurulan 17. Türk devletidir. Türklük devletine devam edilen, işte biraz önce de ifade edildiği gibi bütün izolasyonlara ve ambargolara rağmen ayakta duran, 195 ülkenin tanımadığı, 155 ülkenin tanımadığı, dünyanın tanımadığı ama Türkiye’nin tanımasıyla hayatta var olan, var olmaya devam edecek olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Özellikle ifade etmek isterim, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ’Bir Türk dünyaya bedeldir, bir Türkiye dünyaya bedeldir" ifadelerini kullandı. Bölgedeki savaşın Kıbrıs adasının önemini gösterdiğini ifade eden Amcaoğlu, "Yaklaşık 2 buçuk aydır süren savaşın ortaya çıkardığı acı gerçekler var ki, işte Kıbrıs adasının ne denli önemli olduğu. 1937’de Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk idaresinde bir sıkıntı yaşamaması konusunda Millet Meclisinde kendi milletvekillerini uyarırken; ’Oradaki Kıbrıs Türkünün bir sıkıntı yaşamaması, aksi takdirde İskenderun Körfezinden dışarı çıkamazsınız, bütün ikmal yollarınız tıkanır’ dediği noktada olduğu gibi gerçekleri yaşıyoruz. Buradaki nöbet sadece o 3355 kilometrekarelik topraklarda yaşayan Kıbrıs Türkünün, 455 yıl önce 1571’de oraya varan Osmanlı’nın torunlarının, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı bir sorumluluk değildir. Oradaki nöbet ve sorumluluk, 300 milyonluk Türk nüfusunun ve başta Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle sorumluluk alanı içerisinde var olma mücadelesinden başka bir şey değildir" şeklinde konuştu. Kıbrıs’ın ekonomik hedeflerinden bahseden Amcaoğlu, "Ölçeğine baktığınızda, hedefleri olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden bahsederken; şu an 30.000 yatak kapasitesiyle 50.000 yatak kapasitesine ulaşmayı 2030’a kadar hedefleyen, yıllık 2 milyon turisti ile yaklaşık 4 milyonluk turisti hedefleyen, şu anki 88.000 yükseköğrenim öğrencisiyle birlikte 150.000 yüksek eğitim öğrencisi bilişim ve inovasyonla buluşturmayı hedefleyen ve bunun yanında da şu an 160 milyon dolarlar civarında olan ihracatını önümüzdeki 2030 yılına kadar 1 milyar dolara çekme hedefiyle Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte omuz omuza mücadele veren bir Kıbrıs Türk halkından rahatlıkla bahsedebiliriz" diye konuştu. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" Ticaret Bakanlığının KKTC’ye katkılarından bahseden Amcaoğlu, şunları kaydetti: "Burada bulunmuşken özellikle ifade etmek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının yıllardır vermiş olduğu katkılar ortada. Ama özellikle Profesör Doktor Ömer Bolat’ın da yönetimindeki Türkiye Ticaret Bakanlığının son 2022 yılından ötürü ve beridir vermiş olduğu destek çok açık ve bariz bir şekilde ortada. Ve ülkemizin sadece turizmle değil, yaklaşık 4 milyar dolarlık ithalatın karşılığında dış ticaret açığını sağlayan turizmle değil, yüksek eğitimle değil; kendi kendine yetebilen bir sanayi ile, kendi alanlarındaki ihtiyacını üretebilen bir üreticisiyle, sanayicisi ve ticaret adamıyla birlikte var olma savaşı başarıyla devam etmektedir. Birkaç rakam vermek istiyorum. 2021’de yaklaşık 128 milyon dolar olan ihracatının 38 milyon dolarını Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamıyla yapabilen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin şu anki geldiği nokta; 157 milyon dolarlık ihracatının 68 milyon dolarlık kısmını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamında Türkiye’ye yapabiliyor. Ve özellikle son birkaç yıldır pozitif anlamdaki gayretleriyle sayın Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın sadece Ocak-Mart ayındaki rakam 41 milyon dolara tekabül edebiliyor 3 aylık sürede. Neden? Uzun gayretler ve görünebilir olması konusunda Kıbrıs Türkünün izolasyon ve ambargolarla yaşarken oradaki hayatını devam ettirebilmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik çarkı hazırlayabilmesi için, bu desteklerin daha da aşağılara ulaşabilmesi için hedefler bu doğrultudaydı. Özellikle şunu ifade etmek isterim ki; oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır." Konuşmanın ardından Bakan Amcaoğlu’na plaket takdim edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:49
Başkan Dutlulu Saruhanlı’da toplu ulaşım esnafıyla buluştu
Saruhanlı ilçesinde toplu ulaşım esnafıyla bir araya gelen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından toplu ulaşım esnafına sağlanan yıllık 1,2 milyar liralık desteğin Türkiye’ye örnek olduğunu vurguladı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, toplu ulaşım esnafıyla bir araya gelerek sektörün taleplerini dinledi. Büyükşehir Belediyesi’nin toplu ulaşım esnafına sağladığı yıllık 1,2 milyar liralık desteğin Türkiye’ye örnek olduğu vurgulandı. Saruhanlı Belediyesi Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen programda, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste ve Tüm Özel Halk Otobüsleri Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı Kurtuluş Kara ile şehir içi taşıma yapan kooperatiflerin temsilcileri yer aldı. "İlk düzeltmeye çalıştığı işlerden bir tanesi oldu" Ulaşım kooperatif başkanıyla sorunları konuştuklarını belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Onlar dertlerini anlatıyordu. Biz de bize gelen sıkıntıları anlatıyorduk. Ferdi Başkan daha aday olmadan önce, biz Ferdi Başkan ile de bu konuları konuştuk. O zamanlardan çalışmaya başlandı. Güzel de bir ekip kurarak belediye başkanı seçilir seçilmez ilk düzeltmeye çalıştığı işlerden bir tanesi oldu" diye konuştu. "Yıllık 1,2 milyar liralık destek" Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesini halkın ve esnafın refahı için kullandığını belirten Başkan Besim Dutlulu, şu detayları paylaştı: "Ulaşım esnafına aktardığımız tutar aylık 100 milyon, yıllık ise 1,2 milyar liraya ulaştı. 24 milyarlık belediye bütçemizin yüzde 5’ini sadece sizlere ayırdık. Bu desteği verirken tek gayemiz vatandaşımızın mutluluğu. Halkımızın modern araçlarda, güler yüzlü şoförlerden hizmet almasını istiyoruz. Maddi imkanlar iyileşti; artık şoför eğitimlerine, araç bakımlarına ve klima kullanımına daha çok özen göstermenizi rica ediyorum." "Biz sizin yanınızdayız siz de Manisa halkının yanında olun" Ekonomik şartlar ve yüksek faiz oranları nedeniyle araç yenileme takvimini revize ettiklerini belirten Başkan Dutlulu, "Normalde araçları hemen değiştirmek istiyorduk ancak yüksek faizler buna engel oldu. Biz de bu bütçeyi yeni hatlar açmaya ve kendi otobüs filomuzu çoğaltmaya ayırdık. Önümüzdeki yıl faizlerin düşmesiyle birlikte özel kredi anlaşmaları ve belediye finansman desteğiyle araçları peyderpey yenileyeceğiz. Biz sizin yanınızdayız, sizden de tek ricamız Manisa halkına hak ettiği kaliteli hizmeti sunmanızdır" dedi. Programa katılan CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, özel halk otobüslerinin kamuya hizmet ettiğini ve belediyelerin direktifleri doğrultusunda çalıştığını söyledi. Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, göreve geldiklerinde ilk olarak şoför esnafına kulak verdiklerini belirtti. Cıllı, "Ana arterlerin asfaltlanması noktasında Besim Başkanımıza gittik, bizi geri çevirmedi. Kendi sorumluluk sahamızdaki yerleri biz, Büyükşehir sorumluluğundaki yerleri de Başkanımız asfaltlıyor. Sonuçta Saruhanlı ve şoför esnafımız kazanıyor. Kendisine destekleri için teşekkür ediyorum" diye konuştu. CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, toplu ulaşım esnafı ile bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in selamlarını ileten Özalper, esnafın sorunlarını dinlemek için her zaman hazır olduklarını vurguladı. Toplantıda söz alan Tüm Özel Halk Otobüsleri Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı Kurtuluş Kara, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı desteklerden övgüyle bahsetti. Sistemin temellerinin merhum Ferdi Zeyrek döneminde atıldığını ve Başkan Besim Dutlulu ile kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade eden Kara, "Bugün Manisa’daki bu hizmet ve destek seviyesi Türkiye’nin hiçbir yerinde yok" dedi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:39
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" dedi. Vizyon 100 Platformu’nun düzenlediği Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye’deki şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, "Küresel Liderler Oturumu"na da ev sahipliği yaptı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği tarihsel bir eşikten geçildiğini gördüklerini belirterek, "Jeopolitik gerilimler derinleşirken ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, yapay zekânın üretim ve emek piyasalarını dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin ekonomik maliyetlerinin giderek somutlaştığı, demografik dönüşümün eş zamanlı baskı oluşturduğu bir eşikte bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık göstermiş olsa da son üç yıldır yüzde 3’ler seviyesinde seyrederek 2000-2019 ortalaması olan yüzde 3,7’nin altında gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı 2000-2019 döneminde yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3 seviyesine gerilemiş; ticaretin yapısı giderek daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale gelmiştir" açıklamalarında bulundu. "Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya yeni riskler eklemektedir" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Orta Doğu’da yaşanan savaş; enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmektedir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş; artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmeler küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirmiştir. Jeopolitik risk algısındaki artış, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükseltmiş; finansal koşullar sıkılaşmıştır." "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" IMF’nin güncel tahminlerinde 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1’e gerilediğini ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4’e yükseldiğini kaydeden Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda" Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye’nin adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda olduğunu hatırlatan Yılmaz, "2025 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 13,1 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 475 yatırım projesi için duyuru yapılmıştır. Bu projeler kapsamında yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam öngörülmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye çekmeye yönelik teşviklerin, Türkiye’yi yatırımcılar açısından üretim ve değer oluşturma bakımından çok daha güçlü bir merkez konumuna taşıdığımı vurguladı. Geçtiğimiz günlerde ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nı açıkladıklarını aktaran Yılmaz, "Bu program, Türkiye’nin yeni dönemdeki ekonomik konumlanmasını net biçimde ortaya koyan kapsamlı bir stratejidir. Meclisimizde yasal çerçevesi için çalışmaların başladığı program kapsamında üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturuyoruz. İhracat yapan firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını, uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği böyle bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin önümüzdeki yılların kazananları olacağı açıktır. Türkiye, güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu, nitelikli insan kaynağı ve kararlılıkla uyguladığı politikalarla bu yeni dönemin merkezinde yer almaya devam edecektir."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:01
Denizli OSB ve KalDer sosyal sorumluluk ile kalite dönüşümünde buluştu
Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Denizli Şubesi Yönetim Kurulu Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu ve Yönetim Kurulu’na tebrik ziyaretinde bulundu. Denizli OSB Yönetim Kurulu Üyeleri İbrahim Onur Yıldırım, Sevde Şensöz Çelik, Orhan Tahtalı ve Bölge Müdürü Ahmet Taş’ın da yer aldığı ziyarette, kurumlar arası iş birliği ve kalite odaklı çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaret kapsamında KalDer Denizli Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Ateş tarafından, LÖSEV Anne Üretim Atölyeleri’nde lösemili çocukların anneleri tarafından hazırlanan "Umut Bebeği", Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu’na takdim edildi. "Kalite odaklı dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam edeceğiz" Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "KalDer’in ülkemizde kalite kültürünün yaygınlaşmasına yönelik yürüttüğü çalışmalar, sanayi ekosistemimizin sürdürülebilir gelişimi açısından önem taşımaktadır. Kurumlar arası güçlü iş birliklerinin, Bölgemizin rekabet gücünü artırmada belirleyici olduğuna inanıyoruz. Öte yandan, LÖSEV Anne Üretim Atölyeleri’nde büyük emek ve duyarlılıkla hazırlanan bu anlamlı hediyenin bizlere takdim edilmesi, sosyal sorumluluğun üretim ve dayanışma ile nasıl bütünleştiğinin somut bir göstergesidir. Denizli OSB olarak hem kalite odaklı dönüşüm süreçlerini hem de toplumsal fayda sağlayan projeleri desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Ziyaret günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Kahramanmaraş’ta kurbanlık fiyatlarında esnaftan indirim kararı
2
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:18
Soma’nın geleceği masaya yatırıldı
3
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 11:30
Kursta tanışıp iş hayallerini birleştirdiler
4
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:42
ESOGÜ’de geliştirilen yerli gres teknolojisi Nemli A.Ş.’ye devredildi
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:38
Köfteci Yusuf’ta insanlık dersi
28 Nisan 2026 Salı - 09:55
Turfanda patateste hasat başladı
Türkiye’nin en erkenci patatesinin yetiştiği Adana’da hasat başladı. Yağmurlar nedeniyle rekoltesi düşen ve dönüme 3 ton verim alınan patatesin kilogramı tarlada 23-25 liradan alıcı buluyor. Adana’da ’sarı altın’ olarak adlandırılan turfanda patateste hasat başladı. Kent genelinde 61 bin dönüm alanda ekilen patatesin rekoltesi bu sene şiddetli yağmurlar nedeniyle düştü. Geçtiğimiz yıllarda dönüme 4-5 ton rekolte alınan patatesten bu sene çiftçiler dönüme 3 ton ürün alıyor. Fiyatlar değişmedi Turfanda patatesin kilogram fiyatıysa geçtiğimiz yıla oranla neredeyse değişmeyerek boyutuna göre 23 ile 25 lira arasında alıcı buluyor. Hasat sırasında konuşan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, rekoltenin yağışlardan dolayı düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl patatesten umduğumuz verimi alamayacağız. Dönüme 3 ton, bazı yerlerde 3,5 ton verim alınacak. Fiyatın 23-25 lira olduğu söyleniyor. Hasat bollaştığında fiyatlar eğer böyle giderse çiftçimiz patatesten biraz para kazanacak. İleriki günlerde hasat bollaştığında fiyatlar ne olur bilemiyoruz" ifadelerini kullandı. "İnşallah bu yıl fiyatlar geçen yılki kadar gerilemez" Kışlık patatesin halen depolarda olduğunu ve fiyatlarının 4 ile 10 lira arasında seyrettiğini anlatan Doğan, "Şu an halen kışlık patateslerimiz depolarda. 4 lira, 5 lira, en iyi patates 8 lira, 10 lira. Şu an kışlık patates para etmiyor. Geçen yıl 22-25 Şubat’ta çok kuvvetli bir don meydana geldi. Patateste verim kaybı yaşadık ve hasat bir ay gecikmeli başladı. Patates geçen sene piyasaya girdiğinde fiyat 22 ile 24 lira arasındaydı ancak Haziran ayında 7-8 liraya kadar geriledi. İnşallah bu yıl fiyatlar geçen yılki kadar gerilemez" diye konuştu. Doğan ayrıca, patates ve soğan için Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) desteği verilmesi gerektiğini söyledi. "Fiyat istediğimiz gibi" Yüreğir ilçesinde ekimini yaptığı 23 dönüm alanda ilk ürün hasadı yapan üretici Recep Tunç ise, "Rekolte bu sene yağmurlardan dolayı biraz düşük oldu. Normalde 4 veya 5 ton patates almamız lazımken şu an 3 ton alıyoruz. Fiyat da istediğimiz gibi şu an ama kimse sökemediğinden dolayı fiyatlar böyle. 3-5 gün sonra ne olacağını biz bile kestiremiyoruz" dedi.
28 Nisan 2026 Salı - 09:53
Serbest piyasada döviz fiyatları
Dolar 45,0380 liradan, euro ise 52,7690 liradan güne başladı. İstanbul Kapalıçarşı’da 45,0360 liradan alınan dolar 45,0380 liradan, 52,7670 liradan alınan euro ise 52,7690 liradan satılıyor. Son kapanışta dolar 45,03 liradan, euro ise 52,90 liradan satılmıştı.
28 Nisan 2026 Salı - 09:51
Turfanda patateste hasat başladı
Türkiye’nin en erkenci patatesinin yetiştiği Adana’da hasat başladı. Yağmurlar nedeniyle rekoltesi düşen ve dönüme 3 ton verim alınan patatesin kilogramı tarlada 23-25 lira arasında alıcı buluyor. Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden Adana’da ‘Sarı altın’ olarak adlandırılan turfanda patateste hasat başladı. Kent genelinde 61 bin dönüm alanda ekilen patatesin rekoltesi bu sene şiddetli yağmurlar nedeniyle düştü. Geçtiğimiz yıllarda dönüme 4-5 ton rekolte alınan patatesten bu sene çiftçiler dönüme 3 ton ürün alıyor. Fiyatlar değişmedi Turfanda patatesin kilogram fiyatıysa geçtiğimiz yıla oranla neredeyse değişmeyerek boyutuna göre 23 ile 25 lira arasında alıcı buluyor. Hasat sırasında konuşan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, rekoltenin yağışlardan dolayı düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl patatesten umduğumuz verimi alamayacağız. Dönüme 3 ton, bazı yerlerde 3,5 ton verim alınacak. Fiyatın 23-25 lira olduğu söyleniyor. Hasat bollaştığında fiyatlar eğer böyle giderse çiftçimiz patatesten biraz para kazanacak. İleriki günlerde hasat bollaştığında fiyatlar ne olur bilemiyoruz" ifadelerini kullandı. "İnşallah bu yıl fiyatlar geçen yıl ki kadar gerilemez" Kışlık patatesin halen depolarda olduğunu ve fiyatlarının 4 ile 10 lira arasında seyrettiğini anlatan Doğan, "Şuan halen kışlık patateslerimiz depolarda. 4 lira, 5 lira, en iyi patates 8 lira, 10 lira. Şu an kışlık patates para etmiyor. Geçen yıl 22-25 Şubat’ta çok kuvvetli bir don meydana geldi. Patateste verim kaybı yaşadık ve hasat bir ay gecikmeli başladı. Patates geçen sene piyasaya girdiğinde fiyat 22 ile 24 lira arasındaydı ancak Haziran ayında 7-8 liraya kadar geriledi. İnşallah bu yıl fiyatlar geçen yıl ki kadar gerilemez" diye konuştu. Öte yandan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, patatese ve soğan için Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) desteği verilmesi gerektiğini söyledi. "Fiyat istediğimiz gibi" Yüreğir ilçesinde 23 dönüm alanda patates eken ve bölgedeki ilk hasadı yapan üretici Recep Tunç ise, "Rekolte bu sene yağmurlardan dolayı biraz düşük oldu. Normalde 4 veya 5 ton patates almamız lazımken şu an 3 ton alıyoruz. Fiyat da istediğimiz gibi şu an ama kimse sökemediğinden dolayı fiyatlar böyle. 3-5 gün sonra ne olacağını biz bile kestiremiyoruz" dedi. (UMT-ELF-
28 Nisan 2026 Salı - 09:38
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Mevcut yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği reel sektör açısından ağır işlemektedir"
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu döviz dönüşüm desteği uygulaması hakkında, "Mevcut yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği hem oran itibarıyla yetersiz kalmakta hem de uygulama şartları reel sektör açısından ağır işlemektedir" dedi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Merkez Bankası’nın uygulamakta olduğu mevcut yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği uygulamasının yetersiz olduğunu belirtti. Hisarcıklıoğlu, mevcut desteğin en az bir yıl daha uzatılmasını ve destek oranının ise artırılması gerektiğini sözlerine ekledi. Hisarcıklıoğlu, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Merkez Bankası’nın döviz dönüşüm desteği uygulaması 30 Nisan’da sona ermektedir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, korumacılık eğilimlerinin arttığı ve ihracat pazarlarında rekabetin sertleştiği bu dönemde, Türkiye’nin üretim ve ihracat odaklı büyüme hedeflerini sürdürebilmesi için reel sektörümüzün rekabet gücünün korunması kritik önem taşımaktadır. Bu çerçevede, söz konusu desteğin en az bir yıl daha uzatılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla birlikte, mevcut yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği hem oran itibarıyla yetersiz kalmakta hem de uygulama şartları reel sektör açısından ağır işlemektedir. Uygulamanın daha sade, erişilebilir ve öngörülebilir hale getirilmesi; destek oranının ise artırılması gerekmektedir. Bu yönde atılacak adımlar, sanayicilerimize ve ihracatçılarımıza moral verecek, firmalarımızın finansman şartlarını destekleyecek ve ihracat hacmimize olumlu katkı sağlayacaktır" ifadelerine yer verdi.
28 Nisan 2026 Salı - 09:37
Kurban pazarında hareketlilik başladı
Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte yurt genelinde kurbanlık pazarlarında hareketlilik başladı. Vatandaşlar bütçelerine uygun kurbanlık arayışına girerken, pazarlarda sıkı pazarlıklar da dikkat çekiyor.
28 Nisan 2026 Salı - 09:35
Dünya hububat üretiminde bir ilk gerçekleşecek
Uluslararası Hububat Konseyi (IGC), dünya hububat üretiminin 2025/2026 döneminde tarihin en yüksek seviyesine ulaşarak rekor kıracağını açıkladı. Konseyin 23 Nisan tarihli raporuna göre, küresel rekoltenin geçen sezona oranla 145 milyon tonluk dev bir artışla 2 milyar 474 milyon tona çıkması bekleniyor. Piyasalardaki istikrarlı seyrin etkisiyle gerçekleşmesi öngörülen bu artış, dünya tahıl üretiminde tüm zamanların zirvesi olarak kayıtlara geçecek. Raporda, üretimdeki %6’lık artışın yanı sıra stoklarda da son yılların en keskin genişlemesinin yaşanacağı vurgulandı. Stoklar ve tüketim de yükselişte Küresel tahıl stoklarının 52 milyon ton artarak 638 milyon tona ulaşması beklenirken, tüketimin de %3 oranında yükselerek 2 milyar 351 milyon ton seviyesine çıkacağı tahmin ediliyor. Küresel ticaret hacminin ise bir önceki sezona göre %6 artışla 451 milyon ton olması öngörülüyor. Buğday ve mısırda büyük artış Tahminlere göre temel ürün gruplarında da üretim patlaması yaşanacak. Buğday üretiminin 44 milyon tonluk artışla 845 milyon tona, mısır üretiminin ise 83 milyon tonluk yükselişle 1 milyar 324 milyon tona ulaşacağı hesaplanıyor.
28 Nisan 2026 Salı - 09:33
Özhelvacı: "Yapay zekâ, rekabet gücünü şekillendiren stratejik bir unsur"
Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), dijital dönüşümün iş dünyasında neden olduğu köklü değişimi üst düzey yönetim perspektifinden değerlendirmek amacıyla "CEO Bakış Açısıyla Yapay Zekâ Semineri" düzenledi. İş dünyasının dönüşüm ajandasında giderek daha merkezi bir konuma yerleşen yapay zekâ teknolojilerinin stratejik yönetim boyutunun ele alındığı etkinlik, EGİAD merkezinde düzenlendi. Panel, üyeler ve şirket profesyonelleri tarafından yoğun ilgi gördü. Seminerde, Gilda&Partners Consulting Managing Partner’ı Jilda Bal, yapay zekânın iş dünyasında sağladığı fırsatlar, dönüşüm sürecinde karşılaşılan zorluklar ve bu sürecin etkin yönetimine ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaşırken; liderlik perspektifinin teknoloji yatırımlarındaki belirleyici rolü çok boyutlu bir yaklaşımla değerlendirildi. Yapay zekâ artık bir teknoloji değil, rekabet altyapısı Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, yapay zekânın yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, doğrudan rekabet gücünü şekillendiren stratejik bir unsur haline geldiğine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Bugün iş dünyasının gündeminde yapay zekâ, artık yalnızca teknoloji ekiplerinin konusu değildir. Yapay zekâ; yönetim kurullarının, CEO’ların ve şirketlerin gelecek tasarımının doğrudan merkezine yerleşmiştir. Karşımızda yalnızca bir teknoloji değil; karar alma biçimimizi, verimlilik kaslarımızı ve rekabet anlayışımızı yeniden tanımlayan güçlü bir ekonomik dönüşüm var." Özhelvacı, kurumların sürdürülebilir büyüme ve rekabet avantajı elde edebilmesi için teknoloji yatırımlarının doğru kullanım senaryosu ve güçlü bir liderlik anlayışı ile desteklenmesi gerektiğini vurguladı. "Liderlik dönüşümü yönetmek demektir: Mesele teknoloji değil, doğru karar Konuşmasında yapay zekâ yatırımlarının başarısında liderlik kapasitesinin belirleyici olduğuna dikkat çeken Özhelvacı, dönüşüm sürecinin yalnızca teknolojik değil, yönetsel bir mesele olduğunun da altını çizerek, "Mesele yalnızca yapay zekâyı kullanmak değil, nerede kullanacağını, nerede insan muhakemesini öne çıkaracağını ve bu dengeyi nasıl yöneteceğini bilmektir. Liderlik tam da bu noktada belirleyici hale gelmektedir." diye konuştu. Bu yaklaşımın, özellikle hızlı değişen rekabet koşullarında kurumların risk yönetimi ve stratejik karar alma süreçlerinde kritik bir avantaj sağlayacağı ifade edildi. İşgücü, yetenek ve şehir ekonomileri yeniden tasarlanıyor Seminerde, yapay zekâ teknolojilerinin yalnızca şirketlerin operasyonel süreçlerini değil, iş gücü yapısını ve şehirlerin ekonomik rekabet gücünü de yeniden şekillendirdiği vurgulandı. EGİAD tarafından hazırlıkları sürdürülen "Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir - Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı" raporuna atıfta bulunan Özhelvacı, bu dönüşümün doğru yönetildiğinde önemli bir fırsat alanı oluşturacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Biz bu dönüşümü yalnızca bir tehdit değil; eskimiş yapıların yerini daha verimli ve yüksek katma değerli sistemlerin aldığı bir yeniden doğuş süreci olarak görüyoruz. Yapay zekâ tam da böyle bir eşiği temsil ediyor." EGİAD, dönüşümü izleyen değil, yön veren bir kurum Etkinlikte, EGİAD’ın dijital ve teknolojik dönüşümü yalnızca izleyen değil, veri temelli analizler üreten ve iş dünyasını geleceğe hazırlayan bir yapı olma vizyonu bir kez daha vurgulandı. Yapay zekânın kurumların rekabet gücünü artıran, risk yönetimini güçlendiren ve stratejik karar süreçlerini hızlandıran temel bir unsur haline geldiği bu dönemde, liderlerin teknolojiye yaklaşımında cesaret, akılcı planlama ve insan odaklılık ilkelerinin kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Seminer, katılımcılar açısından yalnızca teknolojik bir gündem başlığı değil; şirketlerin büyüme stratejilerinden insan kaynağı planlamasına kadar geniş bir perspektifte dönüşümün nasıl yönetileceğine ilişkin güçlü bir vizyon sunan stratejik bir buluşma olarak değerlendirildi.
28 Nisan 2026 Salı - 09:26
Sarıgöl’de huhubatta verim için ekipler sahada
Sarıgöl İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, hububat üretiminde verim ve kalite kaybına yol açan süne zararlısına karşı arazide yoğun mesai yürütüyor. Teknik personeller tarafından sürdürülen sürvey çalışmalarıyla ürün kayıplarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Sarıgöl İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, hububat verimini artırmak amacıyla tarım arazilerindeki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer, hububat üretiminde verim ve kaliteyi doğrudan etkileyen süne zararlısına karşı teknik personellerin sahada yoğun şekilde görev yaptığını belirtti. Ekipler tarafından ilçedeki ekili alanlarda düzenli olarak sürvey çalışmaları yapılarak zararlının yayılım durumu takip ediliyor. Yapılan kontrollerle erken müdahalenin amaçlandığını ifade eden yetkililer, üreticilerin daha kaliteli ve yüksek verimli ürün elde etmesi için çalışmaların sezon boyunca devam edeceğini kaydetti.
28 Nisan 2026 Salı - 09:17
Yeni nesil ambalaj için üniversite-sanayi iş birliği
Üniversite ile sanayiyi aynı platformda buluşturan ThinkPack-Ambalajın Geleceği Paneli’nde, ambalajın artık yalnızca bir koruma unsuru değil; sürdürülebilirlik, marka değeri ve ihracat gücünü belirleyen stratejik bir alan olduğu vurgulandı. Yaşar Üniversitesi öğrencilerinin sektör temsilcileriyle birlikte geliştirdiği yenilikçi tasarımlar, ambalajda dönüşümün yönünü ortaya koyarken; uzmanlar, döngüsel ekonomiye uyum sağlayamayan işletmelerin rekabet yarışında geride kalacağına dikkat çekti. Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü, Ege İhracatçı Birlikleri ve 4.12 Design Hub iş birliğinde gerçekleşen "ThinkPack - Ambalajın Geleceği Paneli"nde sürdürülebilirlik, tasarım ve döngüsel ekonominin ambalaj sektörünün geleceğini şekillendiren temel unsurlar olduğu belirtildi. Sektörle temas vurgusu Panelin açış töreninde yaptığı konuşmada geçen ay Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) çatısı altında gerçekleştirilen ThinkPack Ambalaj Tasarım Çalıştayı kapsamında 16 endüstriyel tasarım öğrencisi, 4 mentör ve 4 ambalaj firmasının iki gün boyunca birlikte çalıştığını dile getiren EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, "Bu çalışma sonunda 8 uygulanabilir ambalaj tasarımı ortaya çıktı. Bu tablo gençlerimize fırsat verildiğinde, doğru rehberlik sağlandığında ve sektörle temas kurduklarında ortaya çıkan sonuçların son derece etkileyici olacağını gösteriyor. Panelimizde bu süreci bir adım ileri taşıyor ve çalıştayda ortaya çıkan tasarım fikirlerini kamuoyuyla paylaşıyoruz. Günümüzde ihracat yapmak isteyen her firma, ürün kadar ambalajını da yeniden düşünmek zorunda. Özellikle mobilya, gıda, tekstil, kozmetik, kimya ve e-ticaret gibi birçok sektör için ambalaj, doğrudan marka değerine etki eden bir unsur." diye konuştu. Ambalaj gümrükte en güçlü diplomatik pasaport Açış töreninde ambalajın sadece bir dış kabuk olmadığını vurgulayan AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, "Küresel ticaret savaşlarının yaşandığı günümüzde, ambalaj, ürünün gümrük kapılarından geçişini sağlayan en güçlü diplomatik pasaportudur. Ancak, dünya sadece üreteni değil akıl katanı da ödüllendiriyor. Bugün burada sergilenen tasarımlar sanayiciye şunu söylüyor: Eskiyi daha hızlı üretmeyin, yeniyi daha akıllı kurgulayın. Döngüsel ekonomi başlığı artık akademik makalelerin süslü bir cümlesi olmaktan çıktı. Ambalajda sürdürülebilirliği sağlamayan her işletme, ihracat pazarlarında oyun dışı kalacaktır." dedi. Yaşayarak öğrenme Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller de ambalajın, döngüsel ekonomi açısından da odaklanılması gereken bir konu olduğuna dikkat çekerek, "Türk sanayicisinin ihracatta var olabilmesi için hem daha iyi nitelikte ürünler hem de onun ara yüzü olan ambalajı daha iyi yapması gerekiyor. Biz dörtlü sarmal yapı dediğimiz; üniversite-özel sektör, kamu ve STK ‘yı buluşturan yapıyı çok önemsiyoruz. Üniversite olarak bir farklılığımız da öğrencilerimize birinci sınıfta bölüm ayırt etmeksizin üç zorunlu ders veriyoruz; analitik muhakeme ve kritik düşünce, tasarım düşüncesi ve girişimcilik ve iş planlaması dersi. Böylece öğrencilerimizi yeni nesil üniversite yaşamına hazırlamış oluyoruz" diye konuştu. Çalıştaya katılan öğrencilere sertifika 28 Şubat - 1 Mart 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen "ThinkPack Çalıştayı" kapsamında, sektör profesyonelleri ile bir araya gelerek yenilikçi projeler geliştiren öğrencilere katılım belgesi verildi. Katılım belgesi alan ve eserleri sergilenen; Arda Başa, Hayrullah Umut Arslan, Tuana Nehir Baran, Nazlıcan Ulukaya, Beste Kahya, Duru Azarsız, Sudenaz Gürel, Ceren Tekin, Dilara Topçu, Buse Ergeçmiş, Mustafa Yiğit Aksu, Onur Sözen, Begüm Muhterem, Buse Deniz, Beyza Nur Dovalıoğlu, Sıla Şirin belgelerini Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Lale Dilbaş’tan aldı.
28 Nisan 2026 Salı - 09:05
Yayla muzu uçkun tezgaha çıktı
Van’ın sarp dağlarından bin bir emekle toplanan ve şifa deposu olarak bilinen uçkun (yayla muzu), sınırlı hasat dönemi ve toplama zorluğu nedeniyle tezgahlarda ithal muzdan daha yüksek bir fiyata alıcı buluyor. Doğu Anadolu Bölgesi’nin yüksek rakımlı dağlarında doğal olarak yetişen yayla muzu, havaların ısınmasıyla birlikte piyasaya çıktı. Van’da seyyar tezgahlarda ve manavlarda satışa sunulan uçkunun fiyatı dikkat çekti. Piyasada ithal muzun kilogramı ortalama 150 liradan alıcı bulurken, yayla muzunun kilogram fiyatı ise 400 liraya kadar çıktı. Satıcılar, uçkunun fiyatının yüksek olmasını toplama sürecinin zorluğuna ve satış süresinin kısalığına bağlıyor. Sadece bahar aylarında, karların erimesiyle birlikte yetişen bu bitkinin dağların zirvelerinden elde edildiğini ifade eden esnaf, ürünün zahmetli bir yolculuğun ardından şehre ulaştığını belirtti. Vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gören uçkunun, bölge halkı arasında şeker ve tansiyon gibi hastalıklara iyi geldiği, "şifa deposu" olduğu yönündeki bilgiler de bu talebi artırıyor. İHA muhabirine konuşan satıcı Emrullah Savur, ürünün tamamen doğal ve organik olması nedeniyle büyük ilgi gördüğünü belirtti. Savur, "Bu kadar ilgi görmesi doğaldır çünkü muzdan çok daha üstündür. Muz üretimi ilaçla yapılıyor ama bu ilaçsızdır. Çilekten de iyidir, aslında bütün meyvelerin hepsinden daha iyidir. Neden derseniz; artık meyvelerin hemen hemen hepsi hormonla yetişiyor ama bu öyle değil. Bu doğrudan dağdan geliyor, tamamen organiktir ve faydası çoktur" dedi. "Kilometrelerce yaya gidilerek toplanıyor" Yayla muzunun toplanmasının zahmetli ve zor olduğunu dile getiren Savur, "Düşünün, 100 kilometre yaya gidiliyor. Tabii ki büyük bir zahmeti var. Akşama kadar topluyor, sonra sırtında torbalarla aşağı indiriyor. Bir görseniz, zahmeti olmaz mı hiç? Muz her sene, her gün yenebiliyor ama bunu her gün yiyemiyorsunuz. Senede bir sefer çıkıyor. Kilosu bin lira bile olsa, senede topu topu iki kez yiyeceğiniz bir şeydir bu" diye konuştu. "Kilosu 700 liradan 400’e düştü" İlk etapta 700 liradan satışa sunulan yayla muzunun kilosunun 400 liraya düştüğünü ifade eden Savur, sözlerini şöyle sürdürdü: "İlerleyen zamanlarda 200-250 liraya kadar düşme ihtimali de var. Uşkunun iyisi; yumuşak ve sulu olmasından anlaşılır. Kuru oldu mu yenmez, mutlaka yaşken tüketilmelidir. Kuruduğu zaman tadı kalmaz. Hastalıklara gelince; şekere, tansiyona, kansere, vereme, yani bildiğiniz her şeye şifa oluyor. Faydası çok güzel, özellikle şeker hastaları bunu çok tercih ediyor."
28 Nisan 2026 Salı - 08:46
Yüksekova’da ‘yayla muzu’ mesaisi başladı
Hakkari ve ilçelerinde baharın müjdeleyicisi olarak bilinen, yüksek rakımlı dağlarda doğal olarak yetişen ve halk arasında "yayla muzu" olarak adlandırılan uçkun (revas), pazar tezgahlarındaki yerini alırken, sezonun ilk ürünleri ise destesi 150 liradan satılıyor. Doğu Anadolu Bölgesi’nin sarp dağlarında ve zorlu coğrafyasında kendiliğinden yetişen, bölge halkı için hem önemli bir geçim kaynağı hem de eşsiz bir lezzet olan uçkun bitkisi, havaların ısınmasıyla birlikte piyasaya çıktı. Özellikle Yüksekova ilçesinde vatandaşlar, şifa kaynağı olarak gördükleri uçkuna yoğun ilgi gösteriyor. Bölgede uzun yıllardır kendiliğinde yetişen bitkileri satarak geçimini sağlayan esnaf Osman Orhan, bu yıl ki uçkun piyasası ve ürün tedariki hakkında açıklamalarda bulundu. Uçkunun bu yıl tezgahlara destesi 150 liradan giriş yaptığını belirten Orhan, fiyatların sezon başı olması nedeniyle yüksek olduğunu ifade etti. "Havalar ısındıkça fiyatlar geriler" Uçkunun henüz yeni çıkmaya başladığını ve miktar arttıkça fiyatların normale döneceğini vurgulayan Orhan, şunları kaydetti: "Geçen yıl kilosunu 100 liradan satıyorduk. Bu yıl sezonu destesi 150 liradan açtık. Şu an için ürün az olduğu için fiyat böyle, ancak önümüzdeki günlerde uçkun çoğaldıkça ve havalar iyice ısındıkça fiyatların gerilemesini bekliyoruz. Yıllardır bu işi yapıyorum, her sezon başında benzer bir grafik yaşanıyor." "İlk ürünler Derecik’ten geldi" Hakkari genelinde kar örtüsünün henüz tamamen kalkmadığına dikkat çeken Orhan, mevcut ürünlerin iklimi daha ılıman olan bölgelerden getirildiğini belirterek, "Şu an sattığımız uçkunlar Derecik ilçesinden getiriliyor. Orada havalar daha erken ısındığı için ürün erken olgunlaştı. Yüksekova’nın yüksek kesimlerinde karlar henüz tam erimedi. Karlar eridikçe buralarda da uçkun çıkmaya başlayacak ve bolluk yaşanacak" diye konuştu. "Şifa kaynağı olarak tüketiliyor" Ekşimsi tadıyla bilinen ve bölge halkı tarafından büyük bir iştahla tüketilen uçkun, sadece bir besin maddesi değil, aynı zamanda bir şifa deposu olarak görülüyor. Uzmanlar ve vatandaşlar, antioksidan özelliği yüksek olan bu bitkinin; kanser, şeker ve diyabet gibi hastalıklara karşı koruyucu etkileri olduğuna inanıyor.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 23:08
Ardahan’da kış mevsiminin uzaması hayvancılığı vurdu
Türkiye’nin en fazla kar alan illerinin başında gelen Ardahan’da kış mevsiminin uzaması, besicileri zor durumda bıraktı. Ardahan’da kar yağışı ve soğuk hava nedeniyle üreticiler hayvanlarını meralara çıkaramadıkları için zor günler yaşıyor. Kış mevsiminin uzun sürmesi, özellikle hayvancılıkla uğraşan üreticiler için ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor. Soğuk hava şartları nedeniyle hayvanların mera yerine kapalı alanlarda daha uzun süre beslenmesi gerekiyor. Bu da yem tüketimini artırarak, maliyetleri yükseltiyor. Özellikle Ardahan gibi kışın sert geçtiği kentlerde üreticiler, aylarca süren kar örtüsü nedeniyle hayvanlarını dışarı çıkaramıyor. Bu durum saman, arpa ve fabrika yemine olan talebi artırırken, fiyatların da yükselmesine yol açıyor. Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı Seyitören köyünde hayvancılık yapan Suat Cankat, "Kışın uzun sürmesi ve son zamanlarda yem maliyetlerinin artması hayvancılığı olumsuz etkiledi" dedi. Cankat, karla kaplı araziye rağmen hayvanları araziye çıkartmak zorunda kaldıklarını söyleyerek, ’’Gördüğünüz gibi her yer bembeyaz. Bu yıl kış uzun sürdü. Hayvanlarımızı kapalı alanlarda yemliyoruz. Ve şu anda samanın tonu 12-13 bin lira, otun tonu ise 15 bin lira. Çiftçi perişan durumda, ne ot ne de saman kaldı. Baharın geleceği yok ve bir ay daha var baharın gelmesine. Ot ve saman karaborsaya düşmüş ve fırsatçılar iş başında’’ dedi. Yem fiyatlarındaki artış, üreticinin kar marjını ciddi şekilde düşürüyor. Bazı üreticiler maliyetleri karşılayamadığı için hayvan sayısını azaltmak zorunda kalırken, bazıları ise zararına üretim yapıyor. Uzayan kış aynı zamanda doğum dönemlerini ve hayvan sağlığını da olumsuz etkileyerek, verim kaybına neden oluyor. Uzmanlar, bu tür mağduriyetlerin önüne geçilmesi için yem desteği, düşük faizli kredi ve mera ıslahı gibi önlemlerin artırılması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde bölgedeki hayvancılığın sürdürülebilirliğinin tehlikeye girebileceği ifade ediliyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder