EKONOMİ
Kırsal kalkınma hibeleri tanıtıldı 10 Nisan 2026 Cuma - 09:03:54 Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı kapsamında yayımlanan destekleme tebliği hakkında üretici ve yatırımcılara yönelik bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Programla birlikte kırsalda yatırım yapmak isteyenlere yüzde 70’e varan hibe desteği sağlanacağı bildirildi. Alaşehir’de düzenlenen bilgilendirme kapsamında AN-OK Özel İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Müdürü Ahmet Kocakabak, 03 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Tebliğ hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kocakabak, tebliğin temel amacının mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklemek, kırsal alanda alternatif gelir kaynakları oluşturmak ve tarımsal üretimde modern teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmak olduğunu ifade etti. Genç ve kadın girişimcilere öncelik Program kapsamında özellikle kadın ve genç girişimcilere öncelik verileceğini belirten Kocakabak, gerçek ve tüzel kişilerin tarıma dayalı yatırımlarının hibe desteğiyle güçlendirileceğini söyledi. Tarımda dijitalleşme, yapay zekâ destekli sistemler, sensör teknolojileri, akıllı tarım uygulamaları ve robotik sistemlerin de destek kapsamında yer aldığını vurguladı. Geniş yatırım alanları destekleniyor Destek programı çerçevesinde bitkisel ve hayvansal üretim tesisleri, tarımsal ürün işleme, paketleme ve depolama yatırımları, soğuk hava depoları, çelik silolar, kapalı ortam üretim tesisleri, su ürünleri yetiştiriciliği, arıcılık, gübre işleme tesisleri ile ortak makine parkı projelerinin destekleneceği açıklandı. Programın Türkiye genelindeki 81 ilde uygulanacağı belirtildi. 30 milyon TL’ye kadar proje desteği Kocakabak, hibeye esas proje tutarının 30 milyon TL’yi geçemeyeceğini, aile işletmelerinde ise bu sınırın 8 milyon TL olduğunu ifade etti. Uygun bulunan projelerde KDV dâhil yatırım tutarının yüzde 50 ile yüzde 70’i arasında hibe desteği sağlanacağını kaydetti. Başvuruların Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi internet sitesi üzerinden yapılacağını belirten Kocakabak, detaylı bilgi almak isteyen üretici ve yatırımcıların şirketlerine başvurabileceğini sözlerine ekledi.
10 Nisan 2026 Cuma - 08:58 Ardahan’da Kadın Girişimciliği Zirvesine yoğun İlgi Türkiye genelinde kadın girişimciliğini güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kadın Girişimciler Kurulu, bu kez Ardahan’da düzenlenen kapsamlı bir programla dikkat çekti. Kadın girişimciler ile girişimci olmayı hedefleyen çok sayıda kadının katıldığı etkinlik, bölgedeki ekonomik kalkınmaya kadınların daha aktif katılımını teşvik etmeyi amaçladı. Ardahan’da gerçekleştirilen buluşma yoğun ilgi gördü. Program kapsamında girişimcilik ekosistemine dair sunumlar, deneyim paylaşımları ve eğitim oturumları düzenlendi. Katılımcılar, kendi işini kurma sürecinde karşılaşabilecekleri zorluklar ve çözüm yolları hakkında detaylı bilgiler edinirken, ilham verici başarı hikâyeleriyle de motivasyon kazandı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ATSO Başkanı Çetin Demirci, kadınların iş dünyasındaki rolünün her geçen gün daha da güçlendiğine dikkat çekerek, kadın emeğinin ve liderliğinin yerelden başlayarak küresel ölçekte etki oluşturduğunu ifade etti. Demirci, "Kadınların iş dünyasında, akademide ve girişimcilikte üstlendikleri rol sürdürülebilir kalkınmanın en güçlü yapı taşlarından biridir. Güçlü kadın, güçlü ekonomi; güçlü ekonomi ise güçlü bir toplum demektir" dedi. Zirvede söz alan Seyhan Koçak ise kadınların üretimde, istihdamda ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasının toplumsal kalkınma açısından kritik bir rol oynadığını belirtti. Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarının sadece bireysel değil, toplumsal refah açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti. TOBB Ardahan Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Gizem Çınar da konuşmasında yerelde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vererek, Ardahan’da kadın girişimciliğini geliştirmeye yönelik projelerin artarak devam ettiğini söyledi. Çınar, kadınların iş hayatında daha görünür hale gelmesi için eğitim, mentorluk ve iş birliği çalışmalarının önemine dikkat çekti. Toplantıda söz alan Fatma Aydoğdu, Serap Kocaoğlu, Mülkiye Alagöz ve Elif Ülger Yalçın da kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi, yerel üretimin desteklenmesi ve sürdürülebilir iş modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Konuşmalarda özellikle kadınların ekonomik hayatta karşılaştığı engellerin aşılması için kurumlar arası iş birliğinin artırılmasının gerekliliği öne çıktı. Programda ayrıca girişimciler Nesrin Arslangörür ve Kader Çimen, kendi başarı hikâyelerini paylaşarak katılımcılara ilham verdi. Girişimcilik yolculuklarında karşılaştıkları zorlukları ve elde ettikleri başarıları samimi bir dille aktaran konuşmacılar, azim ve kararlılığın önemine dikkat çekti. Akademisyen Yeliz Demir ise girişimcilik ekosistemini akademik perspektiften değerlendirerek, teorik bilgi ile sahadaki uygulamaların birlikte yürütülmesinin gerekliliğini ifade etti. Kadın girişimcilerin bir araya gelerek deneyim paylaşımında bulunduğu program, aynı zamanda güçlü bir iletişim ağı kurulmasına da zemin hazırladı. Katılımcılar, yeni iş birlikleri geliştirme ve projeler üretme konusunda fikir alışverişinde bulunarak etkinliği verimli bir şekilde tamamladı.
10 Nisan 2026 Cuma - 01:21 Manisa’da zirai don nöbeti MANİSA (İHA) – Manisa’nın Demirci ilçesinde hava sıcaklıklarının eksi 3 dereceye kadar düşmesiyle birlikte badem üreticileri, ürünlerini korumak için bahçelerinde "zirai don nöbeti" tutmaya başladı. Çiftçiler, saman balyaları ve badem kabuklarını yakarak dumanlama yöntemiyle ağaçlarını don tehlikesine karşı korumaya çalışıyor. Demirci ilçesinde özellikle 900 rakımın üzerindeki ve 1000 metreye yakın bölgelerde bulunan badem bahçelerinde, ağaçların çiçeklenme ve filizlenme döneminde zarar görmemesi için üreticiler yoğun mesai harcıyor. Meteoroloji verilerine göre 11 Nisan tarihine kadar sürmesi beklenen soğuk hava dalgasına karşı çiftçiler, akşam saatlerinden itibaren bahçelerinde dumanlama çalışmalarına başlıyor. Gece boyunca süren bu çalışmalar, sabahın ilk ışıklarına kadar devam ediyor. Demirci İlçe Tarım ve Orman Müdürü Faruk Şenyurt da zirai donla mücadele eden üreticileri yalnız bırakmayarak gece saatlerinde bahçeleri ziyaret etti. Yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Şenyurt, üreticilere teknik destek sağlayıp alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. "Dumanlı koruma" ile ürünlerini kurtarmaya çalışıyorlar Oyukarkası mevkisinde bulunan ve 250 dönümlük alanda 5 bin badem ağacıyla üretim yapılan Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliği’nde de yoğun bir mücadele yürütülüyor. Gece saatlerinde sıcaklığın eksi 3 dereceye kadar düştüğü bölgede üreticiler, yaktıkları materyallerden çıkan yoğun duman sayesinde bahçe içerisindeki sıcaklığı sıfır derece civarında tutarak filizlerin donmasını önlemeye çalışıyor. Çiftlik yöneticisi İsmail Hakkı Sular, geçen yıl zirai don nedeniyle ürün alamadıklarını belirterek, "5000 badem ağacımız var. Bu yıl tedbirlerimizi artırdık. En kolay yöntem dumanlama. Kendi ürünümüz olan badem kabuklarını yakıyoruz, çünkü daha uzun süre duman sağlıyor. Sigortamızı yaptırdık ama mücadeleyi bırakmıyoruz" dedi. "Erken uyarıları dikkate aldık" Demirci İlçe Tarım ve Orman Müdürü Faruk Şenyurt ise geçen yıl yaşanan don olayını hatırlatarak, bu yıl da benzer risklerin bulunduğunu ifade etti. Şenyurt, "Bakanlığımız geçtiğimiz yıl çiftçilerimize destek vermişti. Bu yıl da meteorolojik verilere göre zirai don riski var. Biz de üreticilerimizi önceden uyardık ve sahada çalışmaları takip ediyoruz. İlçemizde 14 bin dekar badem üretim alanı bulunuyor. Meyve veren yaklaşık 200 bin, gelişim aşamasında ise 400 bin badem ağacı var. Bu sezon 500 ton rekolte bekliyoruz" diye konuştu. Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliği Ziraat Mühendisi Muharrem Çaka da erken uyarı sistemlerini dikkate alarak önlem aldıklarını belirterek, "Önümüzdeki iki gece sıcaklığın eksi 3 dereceye düşmesi bekleniyor. Dumanlama yöntemiyle bahçemizde yaklaşık 2 derecelik bir sıcaklık artışı sağlayarak bademlerimizi korumaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Zirai don riskinin devam ettiği Demirci’de çiftçiler, ürünlerini korumak için gece boyunca nöbet tutmaya devam ediyor.
09 Nisan 2026 Perşembe - 22:09 TİM delegesi Akgül: "BAİB seçimlerinde ortaya çıkan tablo iş dünyasının ortak akıl ve istişare kültürünün bir yansımasıdır" Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Olağan Genel Kurulu, yüksek katılım ve rekabet ortamında tamamlandı. Turkuaz listede Mehmet Ali Can, kırmızı listede Ramazan Keskin’in yer aldığı seçimde BAİB yönetim kurulu turkuaz liste tarafından oluşturulurken, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) delegeliği MÜSİAD Antalya Şube Başkanı Yusuf Akgül’ün birinci sırada bulunduğu kırmızı liste tarafından kazanıldı. Akgül, ortaya çıkan tablonun iş dünyasının ortak akıl ve istişare kültürünün bir yansıması olduğunu söyledi. MÜSİAD Antalya Şube Başkanı ve TİM delegesi Yusuf Akgül, seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, ortaya çıkan tablonun iş dünyasının ortak akıl ve istişare kültürünün bir yansıması olduğunu belirtti. Akgül, seçim sürecinde kırmızı listenin MÜSİAD Antalya başta olmak üzere çeşitli sivil toplum kuruluşlarının desteğini aldığını ifade ederek, bu birlikteliğin sahaya da güçlü şekilde yansıdığını kaydetti. İhracatçıların beklenti ve taleplerinin bu süreçte belirleyici olduğunu vurgulayan Akgül, genel kurul sonuçlarının bu yönüyle dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu dile getirdi. Yönetim kurulu ile temsil yapısının farklı listelerde şekillenmesine de değinen Akgül, "Genel kurulda oluşan tablo, klasik seçim dengelerinin ötesinde bir sonuç ortaya koymuştur. Yönetim turkuaz listede oluşurken, TİM delegeliğinde farklı bir tercih ortaya çıkmıştır. Bu durum, sahadaki temsil gücünün ve ihracatçının beklentilerinin farklı bir zeminde karşılık bulduğunu göstermektedir" ifadelerini kullandı. TİM delegeliğinde birinci sırada yer almasının kendileri açısından önemli bir sorumluluk olduğunu belirten Akgül, "Bu sonuç, ihracat camiamızın bize duyduğu güvenin açık bir göstergesidir. Bu güvene layık olmak adına tüm ihracatçılarımızın ortak menfaatlerini gözeterek çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Yeni dönemde iş birliği ve istişareye dayalı bir yaklaşımın önemine dikkat çeken Akgül, BAİB’in hem yönetim hem de temsil boyutunda uyum içinde hareket etmesinin bölge ihracatı açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Oltu’ya yatırım dopingi
17 Aralık 2025 Çarşamba - 10:08 Oltu’ya yatırım dopingi Erzurum’un Oltu ilçesinde bulunan Organize Sanayi Sitesi’nde yatırımlar artarak devam ediyor. Oltu Organize Sanayi Sitesi’nde sayıları hızla artan yatırımlar, kısa sürede büyüme göstererek ilçeye istihdam ve sanayi alanında önemli katkılar sunmaya başladı. Bunlardan biri de Tutku Makine firması. Kurulduğu günden bu yana üretim kapasitesini artıran Tutkun Makine, şu anda 20 kişiye istihdam sağlarken, 2026 yılı itibarıyla bu sayıyı 40 kişiye çıkarmayı hedefliyor. Firma, ürettiği çelik yapı ve makine ekipmanlarını Türkiye’nin dört bir yanına gönderiyor. Dayanıklı ve hızlı çözümleriyle çelik yapı sektöründe dikkat çeken Tutkun Makine; hafif çelik iskeletli yapılar, iç ve dış ağır çelik konstrüksiyonlar üretirken, montaj işlemlerini de kendi uzman ekipleriyle gerçekleştiriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan şirketin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuzhan Mercan, Oltu OSB’de gerçekleştirilen üretimin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Oltu Organize Sanayi Sitesi’nde ürettiğimiz hafif çelik yapılar ile ağır çelik konstrüksiyonlar, fabrika ve endüstriyel tesislere ait yedek malzemelerin üretimini yapmaktayız. Burada ürettiğimiz yedek parçaları Türkiye’nin her yerine gönderiyor ve kendi ekiplerimizle kurulumlarını gerçekleştiriyoruz." Mercan, firmanın Oltu’ya sanayi anlamında katkı sunmayı amaçladığını vurgulayarak, yeni yatırımlarla birlikte iş yerlerini büyüttüklerini ve istihdamı artırmayı hedeflediklerini belirterek "İlçemize sanayi anlamında bir şeyler katmaya, istihdama katkı sunmaya çalışıyoruz. Yeni yatırımlar yaparak iş yerimizi büyütüyoruz. Bunun yanında istihdamı artırarak 40 kişiye ekmek kapısı olmayı hedefliyoruz" dedi. Sözkonusu firmanın faaliyet alanları arasında; müşteri taleplerine göre veya şehir merkezleri ve bahçelerde konut olarak kullanılmak üzere çelik evler, çelik yapılar ve konteyner üretimi de yer alıyor. Ayrıca firma, büyük endüstriyel tesisler, sanayi dükkânları ve sanayi yapılarının imalatını da gerçekleştiriyor. Oltu OSB’deki bu yatırım, ilçenin sanayi altyapısının güçlenmesine ve bölge ekonomisinin canlanmasına önemli katkı sağlaması açısından dikkat çekiyor.
Kasım ayında 183 bin 172 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 10:08 Kasım ayında 183 bin 172 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Kasım ayında 183 bin 172 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 2,6 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım ayı Motorlu Kara Taşıtları verilerini açıkladı. Buna göre, Kasım ayında 183 bin 172 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 52,4’ünü otomobil, yüzde 29,9’unu motosiklet, yüzde 12,8’ini kamyonet, yüzde 2,1’ini traktör, yüzde 1,6’sını kamyon, yüzde 0,6’sını minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 2,6 arttı Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre özel amaçlı taşıtta yüzde 209,6, kamyonette yüzde 14,8, otomobilde yüzde 9,6, traktörde yüzde 3,6, otobüste yüzde 0,5 artarken motosiklette yüzde 10,9, minibüste yüzde 10,4 ve kamyonda yüzde 8,5 azaldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,1 azaldı. Kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı özel amaçlı taşıtta yüzde 200,0, kamyonette yüzde 19,8, otomobilde yüzde 13,1, kamyonda yüzde 4,1, otobüste yüzde 0,2 artarken traktörde yüzde 35,4, motosiklette yüzde 25,4 ve minibüste yüzde 25,3 azaldı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Kasım ayı sonu itibarıyla 33 milyon 371 bin 446 oldu. Kasım ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,6’sını otomobil, yüzde 21,1’ini motosiklet, yüzde 14,7’sini kamyonet, yüzde 6,9’unu traktör, yüzde 3,1’ini kamyon, yüzde 1,6’sını minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Kasım ayında 897 bin 877 adet taşıtın devri yapıldı. Kasım ayında devri yapılan taşıtların yüzde 67,8’ini otomobil, yüzde 14,9’unu kamyonet, yüzde 9,6’sını motosiklet, yüzde 3,5’ini traktör, yüzde 1,9’unu kamyon, yüzde 1,6’sını minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Kasım ayında 96 bin 3 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı. Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 12,0’ı Renault, yüzde 9,3’ü Volkswagen, yüzde 8,6’sı Toyota, yüzde 5,7’si Hyundai, yüzde 5,6’sı Fiat, yüzde 5,6’sı Skoda, yüzde 4,9’u BYD, yüzde 4,7’si Peugeot, yüzde 4,5’i TOGG, yüzde 4,1’i Citroen, yüzde 3,9’u Opel, yüzde 3,2’si Mercedes-Benz, yüzde 2,9’u Nissan, yüzde 2,8’i BMW, yüzde 2,6’sı Tesla, yüzde 2,3’ü Chery, yüzde 2,2’si Ford, yüzde 2,1’i Audi, yüzde 2,0’ı Dacia, yüzde 1,9’u Kia ve yüzde 9,2’si diğer markalardan oluştu. Ocak-Kasım döneminde 2 milyon 120 bin 333 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 10,1 azalarak 2 milyon 120 bin 333 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 56,3 artarak 48 bin 844 adet oldu. Böylece Ocak-Kasım döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 2 milyon 71 bin 489 adet artış gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde trafiğe kaydı yapılan 973 bin 254 adet otomobilin yüzde 46,2’si benzin, yüzde 26,9’u hibrit, yüzde 17,0’ı elektrikli, yüzde 8,8’i dizel ve yüzde 1,1’i LPG yakıtlı. Kasım ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 17 milyon 218 bin 442 adet otomobilin ise yüzde 32,8’i dizel, yüzde 30,8’i benzin, yüzde 30,3’ü LPG, yüzde 3,8’i hibrit ve yüzde 2,0’ı elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,2.
BioScience Managers ve Maxis’ten sağlık teknolojileri fonu
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:58 BioScience Managers ve Maxis’ten sağlık teknolojileri fonu Uluslararası sağlık yatırımları şirketi BioScience Managers (BSM) tarafından Türkiye İş Bankası iştiraki Maxis’in yöneticiliğinde kurulan BioScience Managers Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, yurtdışı yatırımcılar tarafından Türkiye’deki sağlık odağında kurulan ilk GSYF’lerden (Girişim Sermayesi Yatırım Fonu) biri oldu. BioScience Managers Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun tanıtımı, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, BioScience Managers Yönetici Ortağı Jeremy Curnock Cook ve BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney ile girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinin katıldığı etkinlikle gerçekleştirildi. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, programın açılışında yaptığı konuşmada, yeni kurulan fonun Türkiye’nin inovasyon yetkinliğine duyulan küresel güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu belirterek, "Bu fon girişimcilik ekosistemi için olduğu kadar sağlık teknolojilerinde dönüştürücü çözümlerin geleceği için de önemli bir adım. Geleceğe yapılan bir yatırım olarak gördüğümüz fon ile ülkemizin teknolojide tüketici bir konumdan küresel alanda teknoloji üreten bir konuma ulaşması yolculuğuna katkıda bulunmayı hedefliyoruz" dedi. Biyobilim, genetik ve dijital sağlık alanlarını kapsayan tıp alanındaki derin teknolojinin küresel ölçekte en kritik ve yüksek etkili sektörlerden biri olduğuna işaret eden Lüle, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz BioScience Managers GSYF halihazırda güçlü bir sağlık altyapısına ve bu alanda önemli yeteneklere sahip olan ülkemizin tıptaki potansiyelini ortaya çıkarmak için tasarlandı. Aynı zamanda ülkemizin bilimsel bilgi birikimini küresel ölçekte rekabetçi, yüksek değerli varlıklara dönüştürerek ihracat profilimizin yeniden tanımlanmasına katkı sunacak. Yeni fonun en önemli kazanımlarından birinin de bilimsel mükemmellik için yeni bir çekim merkezi inşa etmesiyle Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesi için önde gelen bir merkez haline getirmesi ve dünya standartlarında bir inovasyon kültürünü teşvik etmesi olacağına inanıyoruz." BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney de sağlık ve biyobilim alanında köklü geçmişe sahip olan BioScience Managers’ın bugüne kadar 200’den fazla sağlık yatırımı gerçekleştirdiğini; 40’ı aşkın halka arz ve birleşme sürecine liderlik ettiğini belirtti. Kurdukları fonlarla yüzde 20’nin üzerinde yıllık net getiri başarısı yakaladıklarını kaydeden Güney, "Türkiye’nin sağlık alanındaki yüksek potansiyeline yatırım yapmak; inovasyon odaklı şirketleri ticari olarak sürdürülebilir küresel işletmelere dönüştürme vizyonuyla hareket ederek sağlık teknolojilerinin geleceğine yön vermek ve değer oluşturmak için çalışacağız. Bu fonu Maxis ile hayata geçirerek Türkiye’de önemli bir kurumla iş birliği kurmanın mutluluğunu ve bu potansiyelle yola başlamanın heyecanını yaşıyoruz" diye konuştu. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel ise "Bugün ülkemiz girişimcilik ekosistemi için önemli bir kilometre taşına şahitlik ediyoruz. Global olarak sağlık ve yaşam bilimleri teknolojileri alanında büyük başarılara imza atmış bir grupla, Türk kuruculara sahip startup’lara finansman sağlamanın yanı sıra büyük bir know how transfer imkânı oluşturacağımız için heyecanlıyız. İş Bankası Grubu’nun bu alana ihtisaslaşan iştiraki olarak bu yıl hem yatırımlarımız hem de hayata geçirdiğimiz fonlarla ekosisteme önemli bir katma değer oluşturduğumuzu düşünüyoruz" dedi. Türk girişimcilere ve ekosisteme katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF sağlık teknolojileri başta olmak üzere, biyoteknoloji, genetik ve dijital sağlık gibi alanlara odaklanıyor. Türkiye’nin sağlık altyapısı ve nitelikli araştırma havuzu ile bu alanda global tecrübe ve yönetim uzmanlığı arasında köprü oluşturacağı belirtilen fon ile Türkiye’nin küresel ölçekte rekabetçi sağlık çözümleri geliştirmesi hedefleniyor. Yapılan açıklamaya göre; Türkiye’nin girişimcilerine, yurt dışındaki Türk girişimcilere veya Türkiye ekosistemine katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF için belirlenen hedef fon büyüklüğü 100 milyon dolar oldu. İlk yatırımlarda 5 ila 10 milyon dolar arasında yatırımlar hedefleyen fonun toplam 10-12 şirkete yatırım yapması öngörülüyor. Fonun yönetiminden de Maxis sorumlu olacak. Kuruluşundan bu yana yönettiği 17 fon ve yaptığı 100’ün üzerinde yatırımla 500 milyon dolara yaklaşan yönetilen varlık büyüklüğü ile girişimcilik ekosistemine önemli destek sunan Maxis, bu alanın önde gelen yatırım şirketlerinden biri olma konumunu sürdürüyor. Uluslararası alanda 20 yılı aşkın fon yönetim tecrübesine sahip BioScience Managers ise deneyimi ile stratejik yönlendirme desteği sağlayacak. BSM sağlık teknolojileri alanında yaptığı küresel yatırımları son 20 yılda yıllık yüzde 20’nin üzerinde iç verim oranı ile getiri elde etti.
TFI TAB Gıda Yatırımları, Türkiye’nin öncelikli sürdürülebilirlik başlıklarını masaya yatırdı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:56 TFI TAB Gıda Yatırımları, Türkiye’nin öncelikli sürdürülebilirlik başlıklarını masaya yatırdı TFI TAB Gıda Yatırımları ve grup şirketleri, sürdürülebilirlik odağını güçlendirmek ve Türkiye’nin bu alandaki öncelikli konularını ortak akılla belirlemek amacıyla Arbor Impact iş birliğiyle "Masada Bugün ve Gelecek Var" Paydaş Etkileşimli Sürdürülebilirlik Çalıştayını gerçekleştirdi. TFI TAB Gıda Yatırımları, Türkiye’nin sürdürülebilirlik gündemine yön vermek ve sektörler arası iş birliklerini güçlendirmek amacıyla "Masada Bugün ve Gelecek Var" Paydaş Etkileşimli Sürdürülebilirlik Çalıştayını gerçekleştirdi. Akademi, özel sektör ve sivil toplumdan geniş bir katılımla düzenlenen çalıştay, sürdürülebilirlik alanında ortak akıl üretmeyi, geleceğin önceliklerini netleştirmeyi ve gıda ekosisteminde dönüşümü hızlandırmayı hedefledi. Etkinlik, TFI TAB Gıda Yatırımları Sürdürülebilirlik Direktörü Tülay Özel’in, TFI TAB Gıda Yatırımları ve Grup Şirketleri’nin sürdürülebilirlik vizyonunu ortaya koyan ve geleceğe yönelik taahhüdünü vurgulayan açılış konuşmasıyla başladı. Çalıştayın "Gıda Perakendesinde Bugün ve Gelecek" oturumunda TAB Gıda Co-CEO’su Özgür Çetinkaya ve Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı (GPD) Alp Önder Özpamukçu sektörün dönüşüm dinamiklerini, bugününü ve yarınını değerlendirdi. Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı (GPD) Alp Önder Özpamukçu, Türkiye’nin sürdürülebilir bir gıda sistemine duyduğu ihtiyaca dikkat çekerek şunları söyledi: "Tarım ve hayvancılık güçlenmeden gıda arz güvenliğini sağlayamayız; gıda arz güvenliği sağlanmadan fiyat istikrarından söz edemeyiz; fiyat istikrarı olmadan da tüketici refahını koruyamayız. Bu noktada, tarım ve hayvancılık alanında kanunumuzda yeri olan desteklerin tam olarak uygulanması son derece önemli. Diğer yandan, tarladan başlayıp sofraya kadar uzanan; şeffaf, denetlenebilir ve izlenebilir bir yapının, günümüzün teknolojik altyapısı kullanılarak tesis edilmesi mümkün. Bu sayede verimlilik alanlarını iyileştirerek, gıdada yıllık 43 milyar doları bulan israfın yalnızca 20 milyar dolarını dahi geri kazanabilirsek; uygun fiyatlı ve yüksek kaliteli gıdaya erişim konusunda hem ülkemiz, hem tüketicimiz hem de sektörümüz için çok önemli bir sürdürülebilirlik adımı atmış oluruz." "Gıda sektörünün geleceği; sürdürülebilir üretim, yenilikçi iş modelleri ve tüm paydaşlarla kurulan güçlü iş birlikleriyle şekillenecek" TAB Gıda Co-CEO’su Özgür Çetinkaya, gıda perakendesinin değişen beklentilere hızla uyum sağladığını belirterek şunları söyledi: "Şirket olarak, sürdürülebilirliği stratejik önceliklerimizin tam merkezine alıyoruz. Bu anlayışla hareket ederek, yalnızca müşterilerimize lezzetli ve güvenilir ürünler sunmakla kalmıyor; aynı zamanda çevresel ayak izimizi azaltmak, gıda güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak, çalışanlarımızın gelişimini desteklemek ve topluma değer katmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Sürdürülebilirlik stratejilerimizi, SKA odaklı küresel iyi uygulamalardan ilham alarak şekillendiriyor; ‘Gıda’, ‘Gezegen’ ve ‘İnsan’ alanlarında yürüttüğümüz çalışmalarla çevresel, sosyal ve yönetişim bazlı önceliklerimizi sistematik bir yaklaşımla belirliyoruz. Bu yolculukta paydaşlarımızı aktif şekilde sürece dahil ederek etki alanımızı her geçen gün daha da büyütüyoruz" dedi. Çetinkaya, "Kaynak verimliliğinden tedarik zinciri dönüşümüne, sürdürülebilir tarım uygulamalarından atık yönetimine kadar uzanan kapsamlı bir dönüşüm yürütüyoruz. Gıda sektörünün geleceği; sürdürülebilir üretim, yenilikçi iş modelleri ve tüm paydaşlarla kurulacak güçlü iş birlikleriyle şekillenecek. Gıda perakendesinde sürdürülebilirlik artık bir tercih değil hem gezegenimiz hem toplumumuz hem de sektörümüz için bir zorunluluk. Üreticiden perakendeciye, tüketiciden politika yapıcılara kadar tüm tarafların aynı masada buluştuğu bu çalıştay, ortak geleceğimizi sorumlulukla şekillendirmek adına son derece değerli bir adım oldu. Sürdürülebilir bir gıda tedarik zincirinin ancak kolektif sorumluluk, veri odaklı yaklaşım ve uzun vadeli iş birlikleriyle mümkün olduğuna inanıyoruz" dedi. Türkiye’nin sürdürülebilirlik öncelikleri Ortak Akıl Diyaloğu’nda ele alındı Çalıştayın "Ortak Akıl Diyaloğu" bölümünde katılımcılar; sürdürülebilir tarım ve üretim, gıda güvenliği ve gıda trendleri, sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme, döngüsel ekonomi ve atık yönetimi, iklim ve kaynak yönetimi, gıda tedarik zincirinde dönüşüm gibi Türkiye için kritik önem taşıyan başlıkları masaya yatırdı. Bu bölümde üretilen içgörüler, sürdürülebilirlik alanında güçlü bir vizyonun ortak akılla şekillenmesine olanak sağladı. Değer odaklı iş modelleri ilham veren bir oturumla tartışıldı Çalıştayın bir diğer oturumu ise şirketlerin sürdürülebilir dönüşümü iş modellerine nasıl entegre edebileceğine odaklandı. Değer oluşturma kültürü, yenilikçi yaklaşımlar ve ekonomik dönüşümün gereklilikleri üzerine yürütülen tartışmalar; katılımcılara sürdürülebilirliğin iş dünyası için nasıl bir kaldıraç görevi gördüğüne ilişkin kapsamlı bir perspektif sundu. Bu bölüm, şirketlerin geleceğe yönelik stratejilerini oluştururken dikkate almaları gereken dönüşüm alanlarını öne çıkardı. Çalıştay, "Sosyokratik Diyalog ve Stratejik Değerlendirme" bölümüyle derinleştirildi ve gün boyunca ortaya çıkan ortak öğrenimlerin değerlendirildiği kapsamlı bir kapanışla sona erdi.
İade etmek üretmekten daha pahalı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:37 İade etmek üretmekten daha pahalı E-ticaretin getirdiği "tek tıkla iade" konforunun ardında hem şirketleri hem de çevreyi zorlayan devasa bir lojistik operasyon bulunuyor. Yaşar Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Melisa Özbiltekin Pala, hızla büyüyen "İade Ekonomisi"nin mali ve çevresel yükünü değerlendirdi. Pala, "Birçok durumda bir kazağın iade süreci, tek birim üretim maliyetinden daha yüksek bir operasyonel yük meydana getiriyor. Bunun sonucunda bazı işletmeler, iade edilmiş ürünleri yeniden satışa hazırlamak yerine imha etmeyi tercih edebiliyor" dedi. Çevrim içi alışverişin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte, tüketiciler için büyük bir kolaylık olan iade süreçleri, lojistik sektörü için karmaşık bir sınav haline geldi. Özellikle giyim ürünlerinde artan iade oranları, "Tersine Lojistik" kavramını gündeme getirdi. Yaşar Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Melisa Özbiltekin Pala, masum görünen bir iade işleminin, ürünün üretim maliyetini bile aşan bir operasyonel yük ve oluşan karbon ayak izi nedeniyle çevresel sorun oluşturabildiği ve bu süreçlerin en doğru şekilde yönetilmesi gerekliliği konusunda uyardı. Tek bir iadenin yolculuğu Bir ürünün müşteriden depoya geri dönüşünün; toplama, taşıma, kalite kontrol, yeniden paketleme ve stoklama gibi çok katmanlı bir süreci tetiklediğine dikkat çeken Dr. Pala, bu sürecin mali boyutunu özetleyerek şunları söyledi: "Örneğin bir kazağın üretim aşaması genellikle ölçek ekonomileri sayesinde daha düşük maliyetliyken; iade edilen bir ürün için yürütülen adımlar tekil bazda çok daha maliyetli. Bunun sonucunda bazı işletmeler, iade edilmiş ürünleri yeniden satışa hazırlamak yerine imha etmeyi tercih edebiliyor." Görünmeyen karbon yükü Tüketicilerin en sık başvurduğu iade nedeni olan "beden uyuşmazlığı", kontrolsüz yönetildiği takdirde arka planda ciddi bir çevre kirliliğine yol açıyor. Dr. Pala, tüketicinin "uymazsa geri gönderirim" rahatlığının meydana getirdiği görünmeyen karbon ayak izini anlatarak, "Bir ürün, kargo aracılığıyla toplama merkezlerine, ayrıştırma ve kalite kontrol birimlerine taşınıp yeniden paketlendikten sonra stoklanıyor ve başka bir sevkiyata hazırlanıyor. Özellikle moda perakendesinde, ürün başına düşen karbon salınımı, ilk sevkiyat sürecindeki emisyonu aşabilir ve sektörde ciddi bir ekolojik yük oluşturur. Tüketicinin sıradan gördüğü "uymazsa geri gönder" kararı, arka planda ciddi bir çevresel maliyet oluşturur ve iade süreçlerinin sürdürülebilirlik açısından yeniden değerlendirilmesini gerekli kılar" diye uyardı. Dr. Pala, çözümün stratejik iyileştirmede olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Tersine lojistik süreçleri dikkatli ve düzenli bir şekilde uygulandığında; taşıma planlaması, enerji verimliliği ve geri dönüşüm altyapısının iyileştirilmesiyle riskler minimize edilebilmektedir. Doğru yönetilen tersine lojistik hem operasyonel verimliliği artırmakta hem de sürdürülebilirlik hedefleriyle uyum sağlamaktadır."
Dicle Elektrik’ten Artuklu’ya 12,4 milyon liralık altyapı yatırımı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 09:37 Dicle Elektrik’ten Artuklu’ya 12,4 milyon liralık altyapı yatırımı Dicle Elektrik, Mardin’in Artuklu ilçesinde hızla gelişen yerleşim bölgelerinden biri olan 13 Mart Mahallesi’nde 12 milyon 447 bin lira tutarında yeni bir elektrik altyapı yatırımı başlattı. Proje kapsamında tüm havai hatlar yer altına alınırken, 1600 kVA gücünde trafo merkezi kurulacak. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle yatırımlarını sürdüren Dicle Elektrik, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan illerde enerji altyapısını güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda şirket, Mardin’in merkez Artuklu ilçesine bağlı 13 Mart Mahallesi 46. Cadde ve çevresini kapsayan bölgede 12 milyon 447 bin liralık yeni bir altyapı projesi başlattı. Artan nüfus ve yoğun konutlaşmanın getirdiği enerji talebini karşılamak üzere planlanan bu proje ile bölgede hem enerji kapasitesi artırılacak hem de daha modern ve güvenli bir şebeke oluşturulacak. Yeni bir trafo merkezi kurulacak Dicle Elektrik tarafından yürütülen proje kapsamında mevcut havai hatların tamamı yer altına alınacak. Ayrıca, bölgenin artan enerji ihtiyacını karşılamak üzere 1600 kVA gücünde yeni bir trafo merkezi kurulacak. Altyapı güçlendirme çalışmaları dahilinde cadde ve sokaklara 56 adet yeni aydınlatma direği ve armatür yerleştirilecek. Bu yatırım ile birlikte 4,5 kilometre orta gerilim ve 6,5 kilometre alçak gerilim kablosu döşenerek daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir dağıtım hattı inşa edilecek. Enerji kalitesi artacak, arıza oranı düşecek Dicle Elektrik yetkilileri, yatırımın yalnızca bugünkü ihtiyaçlara değil, bölgenin gelecekteki büyüme potansiyeline de cevap verecek şekilde planlandığını belirtti. Yetkililer, "Bu proje, Artuklu’nun hızla gelişen bölgelerinde enerji kalitesini yükseltmenin yanı sıra uzun vadede muhtemel arıza oranlarını da ciddi şekilde azaltacaktır. Mardin’in büyüyen şehir dokusuna uygun şekilde kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir enerji yatırımlarımız sürecek" açıklamasında bulundu.