EKONOMİ
Antalya’daki olumsuz hava şartları patlıcanın tadını kaçırdı 28 Şubat 2026 Cumartesi - 23:13:02 Afyonkarahisar’da kurulan semt pazarlarında kilogram fiyatı 80-150 TL arasında değişen patlıcan zam şampiyonu olurken, esnaflar patlıcanın fiyatının yüksek olmasına gerekçe olarak ise Antalya’da yaşanan olumsuz hava şartlarını gösterdi. Kente kurulan semt pazarlarında deyim yerindeyse bu hafta zam şampiyonu patlıcan oldu. Patlıcanın kilogram satış fiyatı 80 TL ile 150 TL arasında değişti. Tezgahlarda yerini alan patlıcanın kilogram fiyatı 80 TL’den başlayıp 150 TL’ye kadar yükseldi. Pazarcı esnafı, fiyat artışının en önemli nedeninin Antalya bölgesinde etkili olan yoğun sağanak yağışlar ile birlikte olumsuz hava şartları olduğunu belirtti. Üretim ve sevkiyatta yaşanan aksaklıkların fiyatlara yansıdığını ifade eden esnaflar, hava şartlarının normale dönmesiyle birlikte fiyatların da düşmesini beklediklerini dile getirdi. Vatandaş fiyatlardan şikayetçi Yüksek fiyatlar karşısında zorlandıklarını ifade eden vatandaşlar, özellikle mutfakların vazgeçilmez ürünü olan patlıcandaki artışın bütçelerini etkilediğini söyledi. Bazı vatandaşlar ise alışverişlerini daha kontrollü yaptıklarını belirtti. Pazarcı esnafı da fiyatlardan memnun değil Pazarcı Esnafı Şevket Kurt, patlıcanın üretiminin az olduğu için fiyatların yüksek olduğunu dile getirdi. Kurt, "Bir diğer pazarcı esnafı Faruk Kurt ise "Ramazan’ın biraz etkisi de var ama yine de Antalya’da sağanak yağışların bol olduğundan dolayı seraların su ile dolu olduğu için patlıcanın maliyeti var. Patlıcan 125 ile 150 TL arasında fiyatları değişiyor" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 16:13 Başkan Sadıkoğlu, iş dünyasının sorunlarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a sundu Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla düzenlenen Malatya İş Dünyası Buluşması’nda konuştu. Malatya’daki esnafın, tüccarın ve sanayicinin deprem sonrası oluşan sorunlarını sıralayan Başkan Sadıkoğlu, en önemli taleplerinin finans desteği olduğunu söyledi. Mart ayı başında ödemeleri başlayacak olan deprem kredisi borçlarının silinmesi talebini kürsüden dile getiren Başkan Sadıkoğlu, ticari alanlar ve sanayi kuruluşları için enerji ve işçilik maliyetlerinin ciddi bir yük haline geldiğini belirtip; enerji de indirim, personel giderleri için de daha fazla teşvik talep etti. Küçük sanayi sitelerinin durumu Malatya’nın sanayi koridoru projesine dahil edilmesini isteyen Başkan Sadıkoğlu, küçük sanayi sitelerindeki esnafın yeni yerler hazır olmadan mevcut yerlerinden çıkarılmaması gerektiğinin altını çizdi. Yıl sonunda bitecek olan 6. bölge teşviklerini de gündemine alan Başkan Sadıkoğlu, deprem sonrası ayağa kalkma mücadelesi veren Malatya’nın 6. bölge teşviklerine eskisinden daha fazla ihtiyacı olduğunu kaydedip en az 3 yıl daha devam etmesini talep etti. Başkan Sadıkoğlu ayrıca toplantı sonunda içerisinde iş dünyasının tüm sorunlarının yer aldığı kapsamlı bir dosyayı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a sundu.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 16:09 Bakan Şimşek: "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu ülke 20 yıldır dünyayı çok daha iyi okumuş" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bölgede yaşanan jeopolitik gerginlik ve çatışmalara Türkiye’nin hazır olduğunu belirterek, " Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu ülke 20 yıldır dünyayı belli ki çok daha iyi okumuş ve bu sınamalara hazırlık içerisinde" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen "Ekonominin Ufuk Turu 2026" programına katıldı. Özel sektör ve bankacılık sektörünün temsilcilerinin bir araya geldiği programda bir sunum gerçekleştiren Bakan Şimşek, ülke ve dünya ekonomisi konularını el alarak bilgilendirmelerde bulundu. "Londra’dan sonra İstanbul video oyun ticaretinde dünyanın önemli üslerden bir tanesi haline gelmiş" Sorunlardan daha çok fırsatların konuşulmasını tercih edilmesini belirten Şimşek, "Evet sorunlar var ve sadece sorunları konuşmakla günümüzü geçirebiliriz. Ama çok iyi gelişmeler var; büyük fırsatlar var. Biz fırsatları konuşmayı tercih ederiz. Bu gelişmelere ülkemizi ve sizleri hazırlamayı zaten şiar edinmişiz. Dolayısıyla yeni ekonomi diyeceğimiz alanlarda da iyi gidiyoruz. Mesela televizyon dizileri ihracatında Economist dergisine göre dünyada ilk üçteyiz. Yine dünya çapında video oyunları sektöründe muazzam bir ekosisteme sahibiz ve başarı var. Üç tane ve değeri bir milyar dolar ve üzerine çıkan şirket ortaya çıkmış ve satılmış. Dolayısıyla ortada teorik bir şeyden bahsetmiyoruz. Londra’dan sonra İstanbul video oyun ticaretinde dünyanın önemli üslerden bir tanesi haline gelmiş. Özetle, ticarette parçalanmalar, korumacılık, yeni normal; bazı alanlarda sıkışabiliriz ama önümüzde büyük fırsatlar var birçok alanda. Onun için o alanlara biraz odaklanmaya bakalım" dedi. "Türkiye küresel ihracat liginde hızla yükseliyor" Jeopolitik gerginlikler ve çatışmalar hakkında da konuşan Şimşek, "Türkiye buna hazır mı? Bu sınamalara hazır mı? Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu ülke 20 yıldır dünyayı belli ki çok daha iyi okumuş ve bu sınamalara hazırlık içerisinde, 1990’lı yılların ikinci yarısının ortalamasına bakın, dünyanın en büyük ilk üç ilk dört ithalatçılarından bir tanesi Türkiye’dir. Savunma sanayii, bugün yüzde 80 yerlilik oranıyla, yerleşme oranıyla dünyanın en büyük muhtemelen ilk onuna geçen sene girdi. Türkiye küresel ihracat liginde hızla yükseliyor. Geçen sene 4.4 milyar dolarlık ihracatımız var ama 18 milyar dolarlık sipariş var. Ve henüz 1400 ürün de geliştirme sürecinde. Dolayısıyla bu konuda da biz hazırız. Bunu niye vurguluyorum? Bugün bölgemizde yeni bir çatışma olduğu için değil. Ben esas şuraya odaklanmak istiyorum: Savunma sanayii aslında Türk sanayisi açısından yani Türk sanayisinde hibrit inovasyon modelinin temeli olacak, temel taşı olacak ve bunu gözden kaçırmayalım. Genelde bütün ülkeler; gelişmiş, büyük ve önemli ülkeler savunma sanayiini Faz 1’de, yani ilk aşamada kamu kaynaklı askeri teknoloji olarak bir ihtiyaç olarak görüyor, kaynak aktarıyor ve oradan bir sıçramaya doğru gidiyor. Sıçramanın ikinci aşaması çift kullanımlı ürünler. Üçüncü aşaması sivil sektörlere teknoloji transferi ve biz ikinci aşamaya geçtik. Mesela savunma sanayiinde önemli şirketlerimizden bazıları artık sağlık teknolojilerinde muazzam ürünler ortaya koymaya başladı. Akıllı şehirlerden tutun sağlığa kadar tarımsal teknolojiler, enerji teknolojileri, biyoteknoloji gibi sadece sağlık anlamında değil bütün bu alanlarda göreceksiniz ki savunma sanayiinde edindiğimiz bilgi ve tecrübeyi oraya aktaracağız. Dolayısıyla bu anlamda da büyük fırsatlar bekliyor" ifadelerini kullandı. "Rekabet gücümüzü artırmak için muazzam bir şekilde altyapıya yatırım yapıyoruz" Bakan Şimşek küresel şartların Türkiye lehine olduğunu dile getirerek, "Ulaştırma Bakanımızla konuştuk; bütün üretim üslerini biz limanlara demir yoluyla bağlayalım istiyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni büyük sanayi alanları kurulacak, o sanayi alanlarının en az yarısının ortasından demir yolu geçecek veya en fazla 12-15 kilometre öteden demir yolu geçecek. Dolayısıyla şu anda rekabet gücümüzü artırmak için muazzam bir şekilde altyapıya yatırım yapıyoruz. Küresel şartlar kısa vadede lehimize. Finansal şartlar, ticaret ortaklarındaki büyüme, emtia fiyatları gibi küresel yapısal kırılganlıklara karşı stratejik fırsatlar görüyoruz. Ve sizleri bu fırsatlara hazırlamak için sizlerle birlikte çalışmaya hazırız, kapımız açık. Sizinle birlikte bunu başaracağız" diye konuştu. "Türkiye üretim, ihracat ve büyümede sıçrama yapmaya devam edecek" Orta vadeli programın sonuç verdiğini kaydeden Bakan Şimşek şunları söyledi: "Program sonuç veriyor, finansal istikrar pekişti. Öngörülebilirlik ve güven artıyor. Dezenflasyonla birlikte devam edecek finansman maliyetleri siz istemeseniz de düşecek. Finansmana erişim artacak, artırıyoruz. Biz üretken alanlardaki yatırımların hızlanmasını arzuluyoruz, destekliyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye üretim, ihracat ve büyümede sıçrama yapmaya devam edecek. Çünkü Cumhurbaşkanımız bizden ne istiyor? Diyor ki: Ben yatırım istiyorum, istihdam istiyorum, üretim istiyorum, ihracat istiyorum.’"
Türkiye’nin yüzde 53,3’ü mutlu
17 Şubat 2026 Salı - 10:18 Türkiye’nin yüzde 53,3’ü mutlu Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2024 yılında yüzde 49,6 iken 2025 yılında 3,7 puan artarak yüzde 53,3 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın sonuçlarını paylaştı. Buna göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2024 yılında yüzde 49,6 iken 2025 yılında 3,7 puan artarak yüzde 53,3 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2024 yılında yüzde 14,5 iken 2025 yılında 1,5 puan azalarak yüzde 13,0 olarak gerçekleşti. Mutluluk oranında en yüksek artış 55-64 yaş grubunda oldu Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 55-64 yaş grubunda 2024 yılında yüzde 47,5 iken 2025 yılında 7,1 puan artış ile yüzde 54,6 oldu. Mutluluk oranı tüm yaş gruplarında arttı. Mutluluk oranı 2025 yılında bir önceki yıla göre 18-24 yaş grubunda 2,6 puan artış ile yüzde 54,4, 25-34 yaş grubunda 2,6 artış ile yüzde 53,6, 35-44 yaş grubunda 5,0 puan artış ile yüzde 52,9, 45-54 yaş grubunda 4,3 puan artış ile yüzde 50,8 olarak gerçekleşti. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise 2024 yılında yüzde 54,1 iken 2025 yılında 0,2 puan artarak yüzde 54,3 oldu. Evliler evli olmayanlardan daha mutlu Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu olduğu görüldü. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2025 yılında yüzde 56,9 iken evli olmayanlarda bu oran, yüzde 46,6 olarak gerçekleşti. Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin yüzde 54,2’sinin, evli kadınların ise yüzde 59,6’sının mutlu olduğu gözlendi. Bireylerin mutluluk kaynağı çoğunlukla aileleri Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde; en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2025 yılında yüzde 69,0 olurken bunu sırasıyla; yüzde 15,6 ile çocukları, yüzde 4,8 ile kendisi, yüzde 3,9 ile eşi, yüzde 3,3 ile annesi/babası ve yüzde 1,9 ile torunları takip etti. Bireyleri en çok sağlıklı olmak mutlu etti Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2025 yılında yüzde 64,9 olurken bunu sırasıyla; yüzde 14,7 ile sevgi, yüzde 9,8 ile başarı, yüzde 7,7 ile para ve yüzde 2,7 ile iş takip etti. Her 100 kişiden 67’si geleceğinden umutlu Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2025 yılında yüzde 67,1 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranı yüzde 67,1 iken kadınlarda bu oran yüzde 67,2 oldu. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 5,7 oldu Bireylerin hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile; hiç memnun olmayanlar için "0", çok memnun olanlar için "10" arasında bir değer alınarak ortalama hesaplandı. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2024 ve 2025 yıllarında 5,7 olarak hesaplandı. Erkeklerde ve kadınlarda 2024 yılında 5,7 olan ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2025 yılında da aynı kaldı. En yüksek memnuniyet oranı yüzde 74,1 ile asayiş hizmetlerinde Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde; 2025 yılında asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 74,1 olurken bunu sırasıyla yüzde 71,3 ile ulaştırma, yüzde 69,4 ile sağlık, yüzde 64,5 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 60,5 ile adli ve yüzde 58,7 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti. Ülkenin en önemli sorunu hayat pahalılığı oldu Ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde; 2025 yılında hayat pahalılığı yüzde 31,3 ile ilk sırada yer alırken yüzde 16,5 ile yoksulluk ikinci sırada ve yüzde 16,1 ile eğitim üçüncü sırada yer aldı.
Ocak ayında 144 bin 620 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı
17 Şubat 2026 Salı - 10:12 Ocak ayında 144 bin 620 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Ocak ayında 144 bin 620 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 41,7 azaldı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Ocak ayı sonu itibarıyla 33 milyon 751 bin 673 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak ayı Motorlu Kara Taşıtları verilerini açıkladı. Buna göre, Ocak ayında 144 bin 620 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 56,1’ini otomobil, yüzde 18,7’sini motosiklet, yüzde 18,4’ünü kamyonet, yüzde 3,3’ünü kamyon, yüzde 1,3’ünü minibüs, yüzde 1,3’ünü traktör, yüzde 0,6’sını otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 41,7 azaldı. Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre kamyonda yüzde 59,0, otobüste yüzde 36,4, minibüste yüzde 34,0 artarken traktörde yüzde 62,6, motosiklette yüzde 53,7, otomobilde yüzde 44,9, kamyonette yüzde 17,0 ve özel amaçlı taşıtta yüzde 12,2 azaldı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,7 azaldı. Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı özel amaçlı taşıtta yüzde 186,3, otobüste yüzde 38,2, kamyonda yüzde 24,5, kamyonette yüzde 9,5, minibüste yüzde 9,1 artarken traktörde yüzde 41,0, otomobilde yüzde 22,3 ve motosiklette yüzde 2,0 azaldı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Ocak ayı sonu itibarıyla 33 milyon 751 bin 673 oldu. Ocak ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,7’sini otomobil, yüzde 21,2’sini motosiklet, yüzde 14,6’sını kamyonet, yüzde 6,9’unu traktör, yüzde 3,1’ini kamyon, yüzde 1,6’sını minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Ocak ayında 827 bin 673 adet taşıtın devri yapıldı. Ocak ayında devri yapılan taşıtların yüzde 70,3’ünü otomobil, yüzde 15,7’sini kamyonet, yüzde 6,8’ini motosiklet, yüzde 2,9’unu traktör, yüzde 1,9’unu kamyon, yüzde 1,7’sini minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Ocak ayında 81 bin 108 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı. Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 15,9’u Renault, yüzde 8,6’sı Toyota, yüzde 7,8’i Peugeot, yüzde 7,0’ı Fiat, yüzde 6,4’ü Volkswagen, yüzde 6,2’si Citroen, yüzde 6,0’ı Opel, yüzde 5,8’i Hyundai, yüzde 5,6’sı TOGG, yüzde 4,6’sı BYD, yüzde 3,1’i Chery, yüzde 2,7’si Ford, yüzde 2,7’si Nissan, yüzde 2,6’sı Skoda, yüzde 1,8’i Mercedes-Benz, yüzde 1,7’si BMW, yüzde 1,6’sı Volvo, yüzde 1,4’ü Audi, yüzde 1,1’i Kia, yüzde 0,9’u Jaecoo ve yüzde 6,6’sı diğer markalardan oluştu. Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 42,8’i benzin yakıtlı Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan 81 bin 108 adet otomobilin yüzde 42,8’i benzin, yüzde 28,6’sı hibrit, yüzde 18,9’u elektrikli, yüzde 9,4’ü dizel ve yüzde 0,3’ü LPG yakıtlıdır. Ocak ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 17 milyon 457 bin 542 adet otomobilin ise yüzde 32,5’i dizel, yüzde 31,0’ı benzin, yüzde 30,0’ı LPG, yüzde 4,1’i hibrit ve yüzde 2,2’si elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,2.
İpekyolu Kalkınma Ajansı’ndan TRC1 Bölgesi’ne 1,15 milyar TL destek
17 Şubat 2026 Salı - 09:58 İpekyolu Kalkınma Ajansı’ndan TRC1 Bölgesi’ne 1,15 milyar TL destek 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından bölgenin yeniden ayağa kalkması için çalışmalarını hızlandıran İpekyolu Kalkınma Ajansı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ekonomik ve sosyal toparlanmayı desteklemek amacıyla kapsamlı destek programlarını hayata geçirdi. Ajans tarafından yürütülen projeler kapsamında bölge genelinde toplam 1,15 milyar TL destek sağlandı. Destekler, üretim altyapısının yeniden kurulması, kırsal faaliyetlerin devamlılığının sağlanması ve sosyal dayanıklılığın güçlendirilmesi hedefiyle üç ana alanda yürütülüyor. Sanayi ve ticaret yatırımlarından tarımsal altyapıya, sosyal destek projelerinden girişimcilik faaliyetlerine kadar uzanan çalışmalar bölgenin kalkınma sürecine çok yönlü katkı sunuyor. "Deprem bölgesine sürdürülebilir ekonomik yapı oluşturacağız" Ahmet Paksu, İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri, yürütülen çalışmaların yalnızca fiziki yeniden yapılanmayla sınırlı olmadığını vurguladı. Paksu, "Deprem sonrası süreçte önceliğimiz, ekonomik hayatın en kısa sürede yeniden başlaması ve üretim kapasitesinin sürdürülebilir şekilde artırılması oldu. 1,15 milyar TL’lik destek ile ticaretten sanayiye, tarımdan sosyal kalkınmaya kadar geniş bir yelpazede yatırım gerçekleştirdik" dedi. Kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin önemine dikkat çeken Paksu, "Bölgesel dayanıklılığı artırmak için yalnızca bugünü değil, geleceği de planlıyoruz. İstihdamı artıran, yerel üretimi güçlendiren ve girişimciliği destekleyen projelerle deprem bölgesinde sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Nurdağı ve İslahiye’de ticaret yeniden canlandı Depremden etkilenen Nurdağı ve İslahiye’de ticaret hayat yeniden canlandırıldı. İpekyolu Kalkınma Ajansı tarafından inşa edilen 329 dükkanlık İpekyolu Çarşıları tamamlanarak depremzede esnafa teslim edildi. Toplam 15 bin 750 metrekarelik modern ticaret alanları, bölgedeki ekonomik hareketliliğin yeniden başlamasında kritik rol oynadı. Proje, hem esnafın işine dönmesini sağladı hem de ilçelerde sosyal ve ekonomik toparlanmayı hızlandırdı. Kadın kooperatifine üretim tesisi desteği Depremden etkilenen kadın üreticilere yönelik kurulan Nurdağı Biber Fabrikası hizmete sunuldu. İpekyolu Kalkınma Ajansı desteğiyle Nurdağı’nda hayata geçirilen proje kapsamında, üretim alanına ihtiyaç duyan kadın kooperatifine modern biber kurutma ve işleme tesisi yapıldı. Gıda üretimine uygun altyapıya sahip tesiste kadınların üretime katılımını destekleyecek teknik donanım sağlandı. Proje ile kadınların ekonomik hayata katılımının artırılması, yerel ürünlerin katma değerinin yükseltilmesi ve bölgesel toparlanmanın güçlendirilmesi hedefleniyor. Kilis OSB’de enerji altyapısı güçlendirildi Bölgesel Kalkınma Odaklı Toparlanma Acil Eylem Programı kapsamında Kilis OSB içerisinde bulunan 8 trafo binası yenilenirken, 3 trafo binası tamamen yeniden inşa edildi. Ayrıca eski tip sistemlerin yerine kurulan 35 kapalı şalt modüler hücre ile enerji altyapısı modernize edildi. Yapılan çalışmalar sayesinde elektrik kesintilerinin önüne geçilerek üretimde süreklilik sağlandı ve iş güvenliği şartları güçlendirildi. Proje, bölgedeki sanayi tesislerinin daha verimli ve kesintisiz faaliyet göstermesine katkı sundu. Adıyaman’da İpekyolu Tekstilkent projesi tamamlandı Deprem sonrası üretim kapasitesini artıracak olan Adıyaman İpekyolu Tekstilkent, sanayi altyapısına önemli katkı sağlayacak. Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi’nde toplam 6 bin metrekare kapalı alanda ve 12 atölyeden oluşan tesis, ilin üretim gücünü ve ticaret hacmini artıracak önemli bir sanayi yatırımı olarak hayata geçirildi. Proje ile depremden etkilenen bölgedeki ekonomik faaliyetlerin yeniden canlanması, istihdam imkanlarının genişlemesi ve yerel sanayi altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Tekstilkent, Adıyaman’ın toparlanma sürecine katkı sağlayacak stratejik yatırımlar arasında yer alıyor. Gerger Tekstilkent hayata geçirildi Gerger merkezde toplam 4 bin metrekare alanda ve 3 atölyeden oluşan Gerger Tekstilkent, ilçede kurulan tek fabrika olma özelliği taşıyor. Tekstilkent ile ilçede üretim altyapısı oluşturularak ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi hedefleniyor. Tesisin, istihdamın artırılmasına ve yerel kalkınmanın güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Adıyaman’da Tarım Mükemmeliyet Merkezi Hizmete Açıldı 30 bin metrekare alan üzerine kurulan tesis, 4 bin 500 metrekarelik üretim alanı ile bölgenin tarımsal işleme ve üretim altyapısını güçlendirecek önemli bir merkez niteliği taşıyor. Tesiste, tam kapasitede yıllık 500 ton bademin işlenerek badem yağı, badem unu, badem ezmesi ve file badem üretiminin yapılması hedeflenmektedir. Ayrıca, 300 üretici ile sözleşme yapılması ve bu üreticilerden satın alınan Trabzon hurması, üzüm, domates, biber gibi meyve ve sebzelerin kurutulması ile yıllık 135 ton kurutulmuş meyve ve sebze üretiminin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Soğuk hava tesisinde ise yıllık 900 ton sebze ve 100 ton meyve depolanması planlanmaktadır. Deprem nedeniyle hasar gören pazar yerlerinin yeniden oluşturulması amacıyla hayata geçirilen İslahiye Yöresel Ürünler Pazar Yeri Projesi, deprem sonrası toparlanma sürecinde üretici kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren önemli adımlar arasında yer alıyor. Altınüzüm’de sulama altyapısı yeniden hizmete alındı Depremden etkilenen Altınüzüm Beldesi’nde hasar gören sulama altyapısının onarımı kapsamında yürütülen çalışmalar sonucunda beldedeki 11 sulama kuyusu ve ilgili ekipmanlar aktif hale getirilerek sulama sistemi çiftçilerin kullanımına sunuldu. Proje ile tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve bölgedeki üreticilerin faaliyetlerine kesintisiz devam etmesi amaçlanıyor. İpekyolu Kalkınma Ajansı tarafından Adıyaman, Gaziantep ve Kilis illerinde kurulan sosyal girişimcilik merkezleri, geçim kaynağı üretim tesisleri ve sağlanan KOBİ hibeleriyle bölgedeki girişimcilik ve istihdam altyapısı güçlendirildi. Sosyal kalkınmayı desteklemek ve yerel ekonomiyi güçlendirmek amacıyla üç ilde kapsamlı destek programları hayata geçirildi. Bu kapsamda 13 sosyal girişimcilik merkezi, 14 geçim kaynağı üretim tesisi ile ekonomik ve sosyal altyapı güçlendirilirken, farklı sektörlerde faaliyet gösteren 343 KOBİ’ye de hibe desteği sağlandı. Sosyal girişimcilik merkezleri; bireylerin mesleki beceri kazanmasını, üretime katılmasını ve kendi işini kurabilmesini destekleyen eğitim, mentorluk ve üretim imkânları sunarak bölgesel kalkınmaya katkı sağlıyor. Geçim kaynağı tesisleri ise yerelde üretimi teşvik eden, istihdamı artıran ve özellikle kadınlar ile gençlerin ekonomik hayata katılımını destekleyen üretim altyapıları olarak faaliyet gösteriyor. Hayata geçirilen bu desteklerle girişimcilik kapasitesinin artırılması, üretimin yaygınlaştırılması ve dezavantajlı kesimlerin ekonomik hayata katılımının güçlendirilmesi hedefleniyor.
Mobilya Ürünleri Meclisi Sektörü değerlendirdi: Gündem maliyet artışları ve taksit sayısı
17 Şubat 2026 Salı - 09:58 Mobilya Ürünleri Meclisi Sektörü değerlendirdi: Gündem maliyet artışları ve taksit sayısı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Mobilya Ürünleri Meclisi, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın’ın katılımıyla ve Meclis Başkanı Ercan Ata’nın başkanlığında video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Toplantının açılışında konuşan ETSO Başkanı Saim Özakalın, Haziran 2025’te gerçekleştirilen son toplantıda ele alınan ham madde temini, maliyet artışları ve piyasa koşullarına ilişkin sorunların sektör gündemindeki önemini koruduğunu vurguladı. Yeni Yerli Malı Tebliği kapsamında yayımlanan oran ve katsayılar, 2026 yılı küresel ve Türkiye ekonomik görünümü, mobilya alımlarında taksit sayılarının artırılmasına yönelik görüşler ile Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’na ilişkin değerlendirmelerin toplantıda kapsamlı şekilde ele alınacağını belirterek sözü Meclis üyelerine bıraktı. Toplantının ilk gündem maddesinde 25 Ocak 2025 tarihli ve 32793 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yerli Malı Tebliği (SGM-2024/10) kapsamında yapılan düzenlemelere ilişkin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından bilgilendirme gerçekleştirildi. Bu kapsamda, Yerli Katkı Oranı hesaplamalarında uygulanacak yeni oranlar ile ithal girdi katsayılarının Bakanlık internet sitesinde yayımlandığı belirtildi. Ayrıca söz konusu oran ve katsayı listelerinin her yılın Haziran ve Aralık aylarında gözden geçirilerek güncelleneceği ifade edilerek; sektör temsilcilerinin talep, görüş ve önerilerini elektronik ortamda Bakanlığa iletilebileceği bilgisi paylaşıldı. Gündemin bir diğer maddesinde Ankara Hacı Bayram Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya tarafından küresel ve Türkiye ekonomisine ilişkin bir sunum yapıldı. Sunumda Türkiye’de enflasyonla mücadele süreci, talep daralmasının ekonomik etkileri ve üretim tarafında yaşanan baskılar ele alındı. Mobilya sektörünün ihracat performansına ilişkin verilerin de paylaşıldığı sunumda, 2024 ve 2025 yıllarında ihracatta gerileme yaşandığı ve artan maliyetlerin sektörün rekabet gücünü olumsuz etkilediği ifade edildi. Kur politikaları ile ihracat gelirlerine uygulanan döviz dönüşüm oranının sektör üzerindeki etkileri değerlendirilirken, mevcut uygulamaların sürdürülebilirliği konusunda görüşler paylaşıldı. Toplantıda ayrıca mobilya alımlarında taksit sayılarının artırılmasına yönelik sektör talebi yeniden gündeme getirildi. Mobilyanın uzun ömürlü bir tüketim ürünü olduğu vurgulanarak, taksit sayısının en az 18 aya çıkarılması yönündeki talebin ilgili Bakanlığa iletilmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Son olarak Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı 2026’ya ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Fuarın sektör açısından stratejik öneme sahip olduğu ifade edilerek organizasyonun daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiği vurgulandı.
Mersin’de 13 ilçede 120 bin Ramazan kolisi dağıtılıyor
17 Şubat 2026 Salı - 09:31 Mersin’de 13 ilçede 120 bin Ramazan kolisi dağıtılıyor Mersin Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayı dolayısıyla kent genelinde 13 ilçede 120 bin ‘Ramazan Dayanışma Paketi’ dağıtımına başladı. 2019’dan bu yana ulaştırılan gıda kolisi sayısı yaklaşık 1 milyona ulaşırken, desteklerle ihtiyaç sahibi vatandaşların iftar sofraları bereketleniyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde her yıl olduğu gibi bu yıl da ‘Ramazan Dayanışma Paketi’ni vatandaşlara ulaştırmaya başladı. Kent genelinde sürdürülen dağıtımlar kapsamında, Ramazan ayında 13 ilçede yaşayan ihtiyaç sahibi vatandaşlara toplam 120 bin adet gıda kolisi ulaştırılacak. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu kentin dört bir yanında yaşatmayı amaçlayan Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda hiçbir sofranın eksik kalmaması için destek çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. ‘Niyet Ettik Kalpten Paylaşmaya’ yazılı dayanışma paketleri, kentin 13 ilçesinde eş zamanlı olarak hanelere ulaştırılıyor. Bu yılki dağıtımlarla birlikte, 2019’dan bu yana vatandaşlara ulaştırılan gıda kolisi sayısı yaklaşık 1 milyona ulaştı. Büyükşehir Belediyesi, ‘Ramazan Dayanışma Paketleri’ içerisinde, 2 litre ayçiçek yağı, 1 kilogram toz şeker, 500 gram siyah çay, 2 kilogram pilavlık pirinç, 1 kilogram kırmızı mercimek, 5 adet 500 gramlık makarna, 800 gram sofralık siyah zeytin, 2 kilogram pilavlık bulgur, 750 gram tuz, 2 kilogram un, 1 kilogram nohut ve 1 kilogram şehriye yer alıyor. "İhtiyaç sahibi hiçbir sofranın eksik kalmaması için çalışıyoruz" Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığında görev yapan Sosyal Yardımlar Şefi Yusuf Yazgı, Büyükşehir Belediyesi olarak Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu kentin dört bir yanında hissettirmeye devam ettiklerini söyleyerek, "Bu Ramazan ayında da 13 ilçemizde yaşayan ihtiyaç sahibi hemşerilerimize yönelik, 120 bin adet gıda kolisi dağıtımımızı sürdürüyoruz. Ramazan birliktir, beraberliktir, sofraların paylaştıkça bereketlendiği bir aydır. İhtiyaç sahibi hiçbir sofranın eksik kalmaması için çalışmalarımıza aynı kararlıkla devam ediyoruz" dedi.
Octet Türkiye’nin 2026 odağı sürdürülebilir büyüme
17 Şubat 2026 Salı - 09:28 Octet Türkiye’nin 2026 odağı sürdürülebilir büyüme B2B alanında Türkiye’nin önde gelen markalarına çözüm sunan Octet Türkiye, 2026 ajandasında KOBİ’leri önceliklendiriyor. Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, 2025 yılı boyunca kurumsal şirketler, bayi ağına sahip firmalar ve KOBİ’ler dahil olmak üzere toplam 8 bin 500 müşteriye hizmet sunduklarını belirterek, "2026’da da önceliğimiz güven ve odağına müşteri ihtiyaçlarını alarak istikrarlı bir şekilde büyümek" dedi. B2B ödeme ve tahsilat çözümleri alanında faaliyet gösteren ve şirketlerin işletme sermayesinin güçlenmesine destek olan Octet Türkiye, 2025 yılında büyüme stratejisini ürün bazlı performans üzerinden şekillendirdi. Yapılan açıklamaya göre şirket, 2025 yılı boyunca ürün portföyü içinde Sanal POS, Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) ve Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS) çözümlerinin kullanım alanını genişletti. Geçtiğimiz yıl şirket, DBS gelirlerinde yüzde 194, TFS gelirlerinde ise yüzde 450 oranında artış kaydetti. Elde edilen bu performansın, şirketin çoklu banka altyapısı ve B2B odaklı platform yaklaşımının işletmelerin nakit akışı yönetiminde oluşturduğu etkiyi gösterdiği belirtildi. Şirketin Sanal POS çözümleri de 2025 yılı boyunca istikrarlı büyümesini sürdürdü. Sanal POS gelirleri, yıl genelinde yüzde 56 oranında artış gösterdi. Bu oran, enflasyonun yaklaşık iki katı seviyesinde bir büyümeye işaret ederken şirketin tahsilat çözümlerinde ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapı sunduğunu gösterdi. 2026 hedeflerinde güven ve istikrar öne çıkıyor Şirket, 2026 yılına yönelik stratejik önceliklerini ölçeklenebilir büyüme, regülasyon uyumu ve teknolojik dönüşüm ekseninde şekillendiriyor. Şirket, belirsizliklerin arttığı ekonomik ortamda işletmelerin nakit akışını daha öngörülebilir hale getiren çözümler sunmayı hedefliyor. Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, 2026 perspektifine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "2026’yı fintek ekosisteminde hızlı büyümeden çok, dayanıklı ve sürdürülebilir yapıların öne çıktığı bir dönem olarak görüyoruz. Şirket olarak büyümeyi, ürünlerimizin işletmelerin nakit akışına sağladığı somut katkı üzerinden kurguluyoruz. Regülasyonlara uyum ve şeffaflık ise bu yaklaşımın doğal bir parçası." Ekemen Fidan, 2025’in sektör açısından seçici yatırımların ve güçlü denetim mekanizmalarının öne çıktığı bir dönem olduğuna dikkat çekerek, şirketin bu süreçte kurumsal şirketler, bayi ağına sahip firmalar ve KOBİ’ler dahil olmak üzere toplam 8 bin 500 müşteriye hizmet sunduğunu hatırlattı. 2026’ya ilişkin beklentilerini de paylaşan Ekemen Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önümüzdeki dönemde işletmeler için nakit akışının öngörülebilirliği her zamankinden daha kritik hale geliyor. Biz de 2026’yı, işletmelerin finansal esnekliğini merkeze aldığımız bir yıl olarak görüyor; bölgesel yapılanma ve KOBİ segmentine açılımı öncelikli stratejik adımlarımızdan biri olarak konumlandırıyoruz. Özellikle KOBİ segmentinde finansal esnekliğin güçlü bir nakit akışıyla mümkün olduğuna dair farkındalığın artırılmasına odaklanacağız. Bu doğrultuda veri analitiği ve yapay zeka destekli altyapılara yaptığımız yatırımlarla hem mevcut ürünlerimizi güçlendirmeyi hem de ölçeklenebilir büyümeyi desteklemeyi hedefliyoruz. Ekonomik koşulların zorlu olduğunun farkındayız; ancak rotamızı koruyarak B2B odağında ilerlemeye devam edeceğiz."
Trabzon’da Ramazan öncesi güveç tezgâhları eski günlerini arıyor
17 Şubat 2026 Salı - 09:26 Trabzon’da Ramazan öncesi güveç tezgâhları eski günlerini arıyor Trabzon’da Ramazan ayına sayılı günler kala çarşı pazarda hareketlilik gözleniyor. Özellikle iftar sofralarının baş tacı olan güveçler için güveç tezgâhları ilgi görürken, fiyatları da büyüklüğüne göre değişiyor. Ramazan aylarının geleneksel lezzetleri arasında önemli bir yere sahip olan güveç kültürü yaşatılmaya çalışılıyor. Uzun yıllar boyunca mahalle fırınlarında pişirilen ve ailelerin bir araya gelerek paylaştığı güveçler, lezzetli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Vatandaşlar, geçmişte Ramazan öncesi hazırlıkların önemli bir parçası olan güveç geleneğinin yeniden canlandırılması gerektiğini ifade ederken, esnaf ise eski yoğunluğun artık yaşanmadığını dile getiriyor. Trabzon’da güveç satıcılarından İsmail Aydın, işlerinin eskisi gibi olmadığından yakındı. Her bütçeye uygun güveç sattıklarını kaydeden Aydın, "Yavaş yavaş hareketlilik başlıyor. Tezgâhımızı düzenledik, güveçlerimiz hazır. Artık müşterilerimizi bekliyoruz. Her bütçeye uygun güvecimiz var; bir kişilikten on kişiliğe kadar farklı boyutlarda ürünler sunuyoruz. Nevşehir Avanos güveçleri satıyoruz. Ülkemizin her yerinde güveç yapılıyor ancak biz 30 yıldır Nevşehir Avanos güvecini satıyoruz. Yaklaşık 30 yıl önce Ramazan ayında iki kamyon güveç satardık. Daha sonra bu rakam bir kamyona düştü, son dönemlerde ise neredeyse yarım kamyona kadar geriledi. Vatandaş artık bütçesini korumak zorunda kalıyor. Varsa yenisini almamaya çalışıyor. Dolayısıyla eskiye oranla satışlarımız oldukça azaldı. Genelde Ramazan’da vatandaşların güvece olan ilgisi daha fazla oluyor" dedi. Aydın, iyi bir güveç kabı ile ilgili olarak ise "Güveç kabı doğal yanmış olmalı. Kullandıktan sonra bazı vatandaşlar tel ile ovmaya çalışıyor ancak buna gerek yok; sıcak suyla yıkayıp kullanmak yeterli olacaktır" diye konuştu.
Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor
17 Şubat 2026 Salı - 09:21 Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor Türkiye’nin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Muş’ta, devlet destekleriyle küçükbaş hayvan sayısı 1 milyon 400 bini aşarken, bu yıl yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor. Türkiye’nin en önemli hayvancılık kentlerinden biri olan Muş’ta, küçükbaş hayvancılık devlet desteklerinin de etkisiyle her geçen yıl gelişimini sürdürüyor. Kent genelinde hayvan sayısının 1 milyon 400 binin üzerine çıktı. Bu yıl anaç koyun ve keçilerden yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğması bekleniyor. Söz konusu doğumların kent ekonomisine 5 milyar TL’nin üzerinde katkı sağlaması öngörülüyor. Muş Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli veteriner hekim Hüseyin Gören, sürdürülen destekleme programları ve saha çalışmalarıyla hayvancılığın daha da güçlenmesinin hedeflendiğini belirterek, üreticilerin hem verim hem de gelir açısından korunmasının amaçlandığını kaydetti. Veteriner hekim Gören, "Muş, küçükbaş hayvancılık sektöründe gerçekten önemli illerimizden biridir. Muş genelinde toplamda yaklaşık 1 milyon 400 bin küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. 2025 yılı içerisinde yaklaşık 550 bin kuzu ve oğlak küpelemesi ile kayıt altına alma çalışması gerçekleştirilmiştir. 2026 yılı için de bu hedefimizin yaklaşık 650 bin civarında olması planlanmaktadır. Normal şartlarda Muş’ta koç katımı ağustos-eylül aylarında yapılmaktadır. Ancak bazı sürülerde koçların sürüden ayrılmaması nedeniyle yavru doğumları yıl boyunca süreklilik arz etmektedir. Bu sürü de söz konusu sürülerden biridir. Yeni yıl ile birlikte 2026 yılında, tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli bir yıl diliyoruz" dedi. Muş’un Arpayazı köyünde besicilik yapan Arif Yılmaz ise "Besicilik işi yapıyorum. Bu sene koyunlarımın sürekli doğum yapması nedeniyle süt işiyle ilgilenmedim. Kuzu üzerine çalıştığım için kuzularım da yaklaşık üç dönem civarında doğuyor. Bu durum da bizim için iyi bir gelir kaynağı oluyor. Daha önce sığır besliyordum ve süt işi yapıyordum. Daha sonra koyunculuğa yöneldim. Koyun işinde süt üretimi yapmıyorum, tamamen kuzu ve yavru almaya odaklanıyorum. Bu dönem içerisinde inşallah kazancımız iyi olur, bundan sonraki süreçte de gelirimizin güzel olmasını temenni ediyoruz. Hayvancılık çok zor bir meslek; gerçekten emek isteyen bir iştir. Ancak severek yapıyoruz. Bizim için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir mutluluk kaynağıdır. İşimizden memnunuz ve bu işi severek yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor
17 Şubat 2026 Salı - 09:19 Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor Türkiye’nin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Muş’ta, devlet destekleriyle küçükbaş hayvan sayısı 1 milyon 400 bini aşarken, bu yıl yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor. Türkiye’nin en önemli hayvancılık kentlerinden biri olan Muş’ta, küçükbaş hayvancılık devlet desteklerinin de etkisiyle her geçen yıl gelişimini sürdürüyor. Kent genelinde hayvan sayısının 1 milyon 400 binin üzerine çıktı. Bu yıl anaç koyun ve keçilerden yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğması bekleniyor. Söz konusu doğumların kent ekonomisine 5 milyar TL’nin üzerinde katkı sağlaması öngörülüyor. Muş Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli veteriner hekim Hüseyin Gören, sürdürülen destekleme programları ve saha çalışmalarıyla hayvancılığın daha da güçlenmesinin hedeflendiğini belirterek, üreticilerin hem verim hem de gelir açısından korunmasının amaçlandığını kaydetti. Veteriner hekim Gören, "Muş, küçükbaş hayvancılık sektöründe gerçekten önemli illerimizden biridir. Muş genelinde toplamda yaklaşık 1 milyon 400 bin küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. 2025 yılı içerisinde yaklaşık 550 bin kuzu ve oğlak küpelemesi ile kayıt altına alma çalışması gerçekleştirilmiştir. 2026 yılı için de bu hedefimizin yaklaşık 650 bin civarında olması planlanmaktadır. Normal şartlarda Muş’ta koç katımı ağustos-eylül aylarında yapılmaktadır. Ancak bazı sürülerde koçların sürüden ayrılmaması nedeniyle yavru doğumları yıl boyunca süreklilik arz etmektedir. Bu sürü de söz konusu sürülerden biridir. Yeni yıl ile birlikte 2026 yılında, tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli bir yıl diliyoruz" dedi. Muş’un Arpayazı köyünde besicilik yapan Arif Yılmaz ise "Besicilik işi yapıyorum. Bu sene koyunlarımın sürekli doğum yapması nedeniyle süt işiyle ilgilenmedim. Kuzu üzerine çalıştığım için kuzularım da yaklaşık üç dönem civarında doğuyor. Bu durum da bizim için iyi bir gelir kaynağı oluyor. Daha önce sığır besliyordum ve süt işi yapıyordum. Daha sonra koyunculuğa yöneldim. Koyun işinde süt üretimi yapmıyorum, tamamen kuzu ve yavru almaya odaklanıyorum. Bu dönem içerisinde inşallah kazancımız iyi olur, bundan sonraki süreçte de gelirimizin güzel olmasını temenni ediyoruz. Hayvancılık çok zor bir meslek; gerçekten emek isteyen bir iştir. Ancak severek yapıyoruz. Bizim için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir mutluluk kaynağıdır. İşimizden memnunuz ve bu işi severek yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.