EKONOMİ
Tekirdağ’da kirazlar çiçek açtı, üreticide bereket umudu 07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:21:26 Tekirdağ’da baharın gelişiyle kiraz ağaçlarının çiçek açması üreticilerde bu yıl için yüksek verim beklentisi oluşturdu. Tekirdağ genelinde sofralık değeri yüksek Ziraat 0900, Regina, Lambert ve Star Giant gibi kaliteli kiraz çeşitleri yetiştirilirken, özellikle Şarköy ilçesinde sanayi üretiminde kullanılan Altıparmak kirazı da bölge ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. Baharın habercisi kiraz çiçekleri, üreticiler için yalnızca görsel bir şölen değil, aynı zamanda bereketli bir sezonun ilk işareti olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, çiçeklenme döneminin sağlıklı geçmesinin rekolte açısından kritik olduğuna dikkat çekerken, üreticiler de hava şartlarını yakından takip ediyor. Her çiçeğin yeni bir başlangıç anlamına geldiğini belirten üreticiler, bu yıl hem kalite hem de verim açısından güçlü bir sezon bekliyor. Öte yandan kiraz üretimi, sadece tarımsal faaliyetle sınırlı kalmayıp sosyal ve kültürel etkinliklerle de destekleniyor. Bu yıl 60’ıncısı düzenlenecek olan Kiraz Festivali’nin üreticiler ile vatandaşları bir araya getirerek hem tarımsal üretimin önemine dikkat çekmesi hem de Tekirdağ’ın tanıtımına katkı sağlaması bekleniyor. Tekirdağ Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de üretimden tüketime kadar geçen süreçte denetimlerini sürdürerek ürünlerin güvenli bir şekilde tarladan sofraya ulaşmasını sağlamaya devam ediyor. Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "İlimizde kiraz ağaçlarının çiçeklenme sürecinin sağlıklı başlaması, sezonun verimli geçeceğine dair önemli bir göstergedir. Ancak bu dönem aynı zamanda zirai don, aşırı yağış ve ani sıcaklık değişimleri gibi risklere de açık bir süreçtir. Üreticilerimizin bu süreçte gerekli tedbirleri almaları büyük önem taşımaktadır. Müdürlüğümüz ekipleri sahada kontrollerini sürdürerek üreticilerimize teknik destek sağlamaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:18 Aksaray’da yağmur yağışları tarımsal üretime can suyu oldu Aksaray’da 3 aydır aralıklarla devam eden yağmur yağışları hem üreticinin yüzünü güldürdü hem de tarım arazilerine adeta can suyu oldu. Birçok tarım arazisi hiç sulama yapılmadan mayıs ayına kadar gelirken, hasat dönemi yaklaşan sarımsak tarlaları yağmur suları ile yeşerdi. Halen yağışların aralıklarla devam ettiği Aksaray’da rekoltede geçen yıla oranla 2 katı artış bekleniyor. Nüfusunun yüzde 80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray’da bu yıl sürekli olarak yağan yağmur yağışları tarım arazilerine adeta can suyu oldu. Tarım üretiminde birçok üründe ülkede ilk 10’a giren Aksaray’da yağışlar nedeniyle rekoltede 2 katı artış bekleniyor. Organik sarımsak üretimiyle yurt dışına ihracat yapan üretici Uğur Öngün, geçen yıl eylül ayında dikim sezonuna girdiklerini ve mayıs ayına kadar yağmur sayesinde herhangi bir sulama yapmadıklarını söyledi. Son 5 yılın en yüksek yağış miktarını aldıklarını belirten Öngün, "Biz sarımsak üretimi yapıyoruz. Organik tarım sarımsak alanındayız. Biz yaklaşık son 5 yıldır bu şekilde bir yağış almadık. Dikim tarihimiz eylül ayında başladı. Ekim ayında sarımsaklarımızın dikim zamanlaması bitmişti. Bu zamana kadar herhangi bir sulama yapmadık. Çünkü yağışlarımız son 5 yılın belki de daha fazla en güzel yağış miktarına ulaştı. En güzel yağışları aldık bu sene. Toplamda yaklaşık 7 aydır sulama yapmadık. Normalde şu anda ikinci suyunu vermemiz gerekiyordu. Ama şu an hiç su vermedik ve yağışlar tamamen topraklarımızı ıslak tuttu. Şu an 3 hafta boyunca bitkimiz su istemiyor" dedi. "Bitkilerimiz diğer yıllara göre daha çok gelişmiş durumda" Düzenli yağışlar nedeniyle bitki gelişiminin de çok iyi olduğunu belirten Öngün, "Yağan yağmurların içindeki azotlar ve zamanlamaları bitkiye zamanında girdiği için bitkilerimiz şu anda çok iştahlı. Bitkilerimiz diğer yıllara göre daha çok gelişmiş durumda. Yeşil aksamı gördüğünüz gibi çok iyi, şu ana kadar da herhangi bir hastalık olmadı. Yağışların içerisinde azot miktarları yüksek olduğu için de bitkilerimizin gelişimi şu an çok çok daha iyi. Havaların ısınmamasına rağmen düzenli, zamanlı yağan yağmurlar bitkinin gelişimini müthiş derecede geliştirip iştah oluşturdu. Bitkiler şu anda müthiş derecede gelişim sağlıyor. Bu sene geçtiğimiz yıllara oranla yağışların ve verimliliğin iyi olmasından dolayı yaklaşık 2 katı rekolte artışı bekliyoruz" diye konuştu. "7 aydır bitkilere su vermedik, 1,5 ay sonra hasadımız var" Hasada 1,5 ay kalmasına rağmen 7 ay boyunca hiç sulama yapılmadığına değinen Öngün, "Bizim bölgemiz Türkiye’nin hemen hemen en kırsal bölgelerinden birisi. Son 5 yılda bitkilerimiz normalde yağmur ihtiyacı olduğu ve bunu alamadığı için vahşi sulama sistemiyle sulama yapıyorduk. Böylelikle bitkinin çok su ihtiyacı oluyordu, su israfı da oluyordu. Sonucunda da bitkiye yağmur kadar yaramıyordu. Vahşi sulama bitkiyi ve toprağı çok sıkıyordu. Ama yağan yağmurlar zamanlı ve düzenli yağdığı için bitkilerin halen şu an su ihtiyacı yok. 7 aydır bitkimiz toprağın atında ve kafa oluşma evresine ulaşmış durumda. 1,5 ay sonra hasadımız var ve biz hiç sulama yapmadık. Yağan yağmurlar bitki gelişimi ve rekolteye çok katkı sağladı. İnşallah rahmetin bütün ülkemize, üreticilerimize faydalı olması ve devamının gelmesini temenni ediyorum" şeklinde konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:18 Yaş çay sezonuna sayılı günler kala üreticiler hazırlıklarını sürdürüyor Rize, Artvin, Trabzon, Giresun ve Ordu’nun geçim kaynağı olan çayda yeni sezonun başlamasına sayılı günler kaldı. 2026 yılı yaş çay sezonuna hazırlanan üreticiler, çay bahçelerinin 10’da 1’ini budayarak kurallara uygun hale getirdi. Bahçe temizliklerini de yapan üreticilerin bir kısmı gübreyi çay sezonundan önce verirken, kalanını ise 1. sürgünün hemen ardından verecek. Özel sektör temsilcileri ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün alımlara başlamasıyla çay bahçelerine bu kez çay toplamak için girecek olan üreticiler, gözlerini bugünlerde açıklanacak çay taban fiyatına çevirdi. "Kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor" Bu yıl iklim şartları nedeniyle soğuktan etkilenen çay bahçeleri olduğuna dikkat çeken Türkiye Ziraatçılar Derneği Rize Şube Başkanı Müfit Akman, çayın kademeli olarak geldiğini dile getirerek, "Kampanyanın açılışına çok az bir zaman kaldı. Çay bahçeleri soğuklardan etkilense de gelen (olgunlaşan) yerler var. Bir miktar soğuğun etkilediği yerler var. Bu nedenle kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor" dedi. "Bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım" Çay tarımının sürdürülebilirliği için müstahsillerin dikkatli olması gerektiğine vurgu yapan Akman, "Çayın sürdürülebilirliği için bazı tedbirlerin alınması ve yapılması lazım. Burada hem üreticilere hem işletmelere çok yük düşüyor. Bunlar önem arz ediyor. Öncelikle şu anda gübreleme sezonu bitti gibi. Bazı üreticilerimiz de çay patlattığı için, işte havalar yağışlı, birinci sürgünü toplayıp hemen akabinde atmak için bekliyor. Bu da doğru bir uygulama. Çay bitkisi üzerine Doğu Karadeniz’de özellikle kar yağan bir bitki olduğu için bir avantajımız var. Bu avantajı iyi değerlendirip, bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım. Üreticilerimiz gübre atarken maalesef ısrarla diyoruz set aralarına atın. Çay ocağının içerisine atmayın, değnekle vurmayın gibi uyarılarımız olmasına rağmen sahada yeni işte bugün de 5-6 bahçede ıslak olan çay bahçesine serpme şeklinde atılmış belli. Çay tamamen patlatmış, sürgünler yanmış. Bu da verim düşüklüğünü, kalitesizliği arttırıyor" ifadelerini kullandı. "Kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor" Budamalarını yapan üreticilerin bu hafta içerisinde ÇAYKUR’a bildirimde bulunması gerektiğini hatırlatan Akman, "Yerden yüksekliği 20 santimetreyi geçmeyecek şekilde her üreticinin kayıtlı olan çay bahçesinden 1/10 budama yapması gerekir. Eğer budama yapıp fabrikalarına, bağlı oldukları fabrikalarına tespit ettirirlerse ÇAYKUR’a o yıl için çay satabilir konuma geliyor. Yoksa diğer türlü budama yapmazsa özel sektöre satıyor, bunda bir kayıp yok. Budamasını yapmış olan üreticiler veya eksiği olup tamamlamış üreticiler hafta içerisinde mutlaka bunları tamamlayıp bitirmeleri lazım. Çünkü kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor havalar bu şekilde giderse. Bu nedenle hazır bir şekilde bahçelerde ot temizliği yaparak, kampanyaya hazır girmelerini önemli buluyoruz" şeklinde konuştu. "Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim" Üreticileri gübreleme konusunda da uyaran Akman, "Tarım kireci atın diyoruz. Bizim topraklarımız sürekli kimyasal kullanıldığından, 90 yılından bugüne kimyasal kullanmanın verdiği zararla pH değerleri hızla düştü, 3.7, 4.5 gibi. Bizim bunu yukarı çıkarmamız lazım. Kimyasal gübrede de bu amonyum sülfatlı gübreler toprak yapısını bozuyor. Bir an için belki çabuk eriyor, bitki gelişimi sağlıyor ama biz 25-5-10 dediğimiz granül gübrenin set aralarına 60-80 kilogram arasında verilmesini öneriyoruz. Buna uysunlar. Üretici çok gübre atarak çok ürün alamıyor. Bitki de bir canlı, toprakta da bir sürü canlılar var. Bu nedenle bağlıyor birbirini, onun için fazla gübre atmalarına gerek yok. Dönüme 60-80 kilogram, hatta bunu verebiliyorlarsa yüzde 50-60’ını birinci sürgün öncesi, mart ayı sonu, nisan ayının başlangıcı, kalan yüzde 40’ını da birinci sürgünü topladıktan sonra. Biz işin kolayına kaçıyoruz. Böyle bir ürün var, ekmesi yok, dikmesi yok, Mevla vermiş. 80-90 yıldır bu bölgeye gelir getiriyor. Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim" şeklinde konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:15 Muradiye’de yol yenileme ve asfalt seferberliği Manisa Büyükşehir Belediyesi, Manisa’nın en büyük mahallelerinden bir tanesi olan Muradiye Mahallesi’nde üstyapı çalışmalarına hız verdi. İl genelinde sürdürülen kapsamlı altyapı ve üstyapı projeleriyle kentin çehresini değiştirmeyi hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, Muradiye’de bozulan yolları yenileyerek asfalt çalışmalarını eş zamanlı olarak yürütüyor. Büyükşehir ekipleri tarafından etaplar halinde ele alınan çalışma kapsamında, yıpranan yol ağında önce zemin düzenleme işlemleri gerçekleştiriliyor, ardından sıcak asfalt serimi yapılıyor. Bu yatırımlarla Yunusemre ilçesine bağlı Muradiye Mahallesi’ndeki ulaşım ağının hem daha güvenli hem de daha konforlu hale getirilmesi amaçlanıyor. Muradiye’nin Manisa’nın en büyük ve stratejik mahallelerinden biri olduğunu vurgulayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, bölgedeki kronikleşmiş sorunları kökten çözmek için dev bir yatırım hamlesi başlattıklarını belirtti. "Muradiye’nin altyapı ve üstyapısını yeniliyoruz" Başkan Dutlulu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Muradiye’de yıllardır biriken sorunları çözmek için yoğun bir çalışma yürütüyoruz. MASKİ Genel Müdürlüğümüz ile birlikte bölgeye kazandırdığımız 2 milyar TL’lik dev yatırımla Muradiye’nin geleceğini inşa ediyoruz. Asfalt ihtiyacı duyan sokaklarımızda da vakit kaybetmeden asfalt ve üstyapı hamlemizi başlattık. Ekiplerimiz, vatandaşlarımızın daha konforlu ve güvenli yollara kavuşması için sahada yoğun bir mesai harcıyor. Tüm bu gayretimiz, Muradiye’yi sorunlarından arınmış bir şekilde yarınlara hazırlamak içindir. Bu büyük dönüşüm sürecinde sabır ve desteklerini esirgemeyen tüm halkımıza yürekten teşekkür ediyorum."
AB tescilli Suruç narında budama zamanı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:18 AB tescilli Suruç narında budama zamanı Avrupa Birliği (AB) tarafından tescillenen Suruç narında baharın gelmesiyle birlikte hummalı bir çalışma başladı. Türkiye’de AB tarafından tescil edilen tek nar türü olan Suruç narı, yapılan budama işlemleri sayesinde daha iri ve kaliteli hale geliyor. Narların sağlıklı büyümesi ve verimli bir hasat elde edilmesi için budama büyük önem taşıyor. Çalı formunda yetişen Suruç narında budama sırasında 3-4 ana dal bırakılıyor, yeni sürgünler kesilerek ağacın enerjisi meyveye yönlendiriliyor. Bu sayede narlar daha iri, daha kaliteli ve daha sağlıklı büyüyor. Yaklaşık bir ay süren budama sürecinde kesilen dallar ise kış aylarında yakacak olarak değerlendiriliyor. Nar üreticisi Mehmet Akkuş, her yıl ağaç köklerinden çıkan sürgünleri kestiklerini belirterek, "Narların daha büyük olması için bu işlemi düzenli yapıyoruz" dedi. İbrahim Akkuş ise bu yıl aşırı yağışlar nedeniyle budamanın biraz geciktiğini ifade ederek, "Narlar daha iyi gelişsin diye yeni çıkan dallar kesiliyor. Kaliteli meyve için bakım şart" şeklinde konuştu. Çok yağmur yağdı Nar üreticisi İbrahim Akkuş, "Bu sene yağmur çok yağdığı için yeşermiş. Çok geç kaldık ama yine de idare eder. Bunları kestiğiniz zaman narlar daha güzel oluyor, daha büyük oluyor" ifadelerini kullandı. Yüksek ziraat mühendisi Mehmet Tekçe de Suruç narında bahar döneminde bakım ve budama çalışmalarının başladığını vurgulayarak, " Avrupa Birliği tarafından tescil edilen Suruç Narımızın özel bir bakımı var. İlkbaharda yeni çıkan sürgünler budamayla kesiliyor ki narımızın kalitesi daha yüksek olsun, narlarımız daha iri olsunlar. Bu nedenler her yıl ilkbaharda bu bakımlar yapılıyor" diye konuştu.
Köyceğiz’de 98 üreticiye İpekböceği larvası dağıtıldı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:32 Köyceğiz’de 98 üreticiye İpekböceği larvası dağıtıldı Muğla’da kırsal kalkınmayı destekleyen alternatif üretim modellerinden biri olan ipekböcekçiliğinin yaygınlaştırılması amacıyla, Köyceğiz ilçesi Pınarköy Mahallesi’nde ipekböceği dağıtım töreni gerçekleştirildi. Tarihi yaklaşık 5 bin yıl öncesine dayanan ve doğanın sunduğu en zarif liflerden biri olan ipeğin, Muğla için önemli bir geçim kaynağı olmaya devam ettiği vurgulandı. Türkiye genelinde ipekböceği üretimi yapan işletmelerin yüzde 6,2’sinin Muğla’da bulunduğu, 2025 yılı itibarıyla 5 bin 892 kilogram üretim ile ilin Türkiye genelinde 3. sırada yer aldığı, işletme sayısı bakımından ise 5. sırada bulunduğu ifade edildi. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal yaptığı konuşmada, ipekböcekçiliğinin ilde yeniden önem kazandığını belirterek, "İlimizde 2025 yılı itibarıyla 23 mahallede 106 işletmede üretim yapılmaktadır. 2026 yılında ise bu sayının 142 işletmeye ulaşması beklenmektedir. Köyceğiz ilçemiz üretimin merkezinde yer almakta olup, Pınarköy Mahallemizde Kozabirlik tarafından temin edilen ipekböceği larvaları 98 üreticimize teslim edilecek" dedi. Topal ayrıca, İl Müdürlüğü tarafından hayata geçirilecek yeni bir proje kapsamında ipekböceği yetiştiricilerine yüzde 75 hibe desteği ile gerekli malzemelerin temin edileceğini belirterek, ilerleyen süreçte dut fidanı dağıtımının da gerçekleştirileceğini ifade etti. Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu ise konuşmasında, çocukluk yıllarından bu yana aşina olduğu ipekböceği üretiminin Pınarköy Mahallesi’nde devam etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, üreticilere bereketli bir sezon diledi. 98 üreticiye ipekböceği larvaları dağıtılırken, törene; Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Mehmet Kuray, Köyceğiz İlçe Tarım ve Orman Müdürü Eşref Arslan, Kozabirlik Ege Bölge Temsilcisi Faik Ramazan Akyüz ile üreticiler katıldı.
İş Bankası’ndan lise öğrencileri için girişimcilik programı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:30 İş Bankası’ndan lise öğrencileri için girişimcilik programı Workup’ın lise öğrencisi gençler için üretim odaklı bir hızlandırma programı olarak hayata geçireceği WorkupOnBoard başvuruları 15 Mayıs’ta sona eriyor. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program hibrit olarak 4-26 Temmuz’da düzenlenecek. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup, lise öğrencilerine yönelik yeni girişimcilik programı WorkupOnBoard’ı hayata geçiriyor. İş Bankası bünyesinde yer alan Yapay Zekâ Fabrikası (YZF) yürütücülüğünde gerçekleştirilecek WorkupOnBoard, bir projenin fikir aşamasından çalışan bir ürüne dönüşmesine kadar olan sürece yönelik yüksek yoğunluklu bir hızlandırma programı olarak kurgulandı. Program ile yapay zekanın geleneksel teorik eğitim modellerinden ayrışarak yalnızca bir bilgi aracı değil, doğrudan bir üretim ortağı olarak kullanıldığı bir yapı sunuluyor. Katılımcılar program boyunca yapay zekâ destekli geliştirme araçları ile ürünlerini sıfırdan oluşturacak, gerçek kullanıcılarla test edecek ve hızlı iterasyonlarla (yinelemelerle) geliştirme sürecini deneyimleyecek. 21 günlük program, fikir geliştirme ve MVP (minimum uygulanabilir ürün) oluşturma, kullanıcı doğrulama ve ürün iyileştirme, büyüme ve Demo Day hazırlığı olmak üzere üç temel fazdan oluşacak, haftanın 3 günü fiziksel mentor destekli üretim, 2 günü ise asenkron çalışma yapılacak. Katılımcılara bulut ve yapay zekâ araç kredileri ile belirli reklam/test bütçesi verilerek, geliştirdikleri ürünleri gerçek kullanıcılarla buluşturma imkânı sunulacak. Bu yaklaşım ile katılımcıların doğrudan müşteriyle temas kurabilen, test edilmiş ürünler geliştirmesi hedefleniyor. Program sonunda katılımcılar, çalışan bir MVP, kullanıcı geri bildirimlerine dayalı ürün geliştirme deneyimi ve girişimcilik refleksi kazanacak, İş Bankası Girişimcilik Ekosistemine erişim elde edecek. Ayrıca, ekipler Demo Day’de projelerini girişimcilik ekosistemi paydaşlarına sunma şansı yakalayacak. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program 4-26 Temmuz arasında hibrit olarak düzenlenecek. Yüz yüze bölümleri İş Vapur’da gerçekleştirilecek programa başvurular, 15 Mayıs’a kadar workup.ist/workuponboard üzerinden yapılabiliyor.
Bakan Işıkhan: ’’İş gücü piyasalarında yaşanan küresel değişimleri risk değil fırsat olarak görüyoruz’’
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:27 Bakan Işıkhan: ’’İş gücü piyasalarında yaşanan küresel değişimleri risk değil fırsat olarak görüyoruz’’ OECD 2026 Beceriler Zirvesi kapsamında düzenlenen basın toplantısında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann açıklamalarda bulundu. Işıkhan, küresel iş gücü piyasalarındaki değişimleri fırsat olarak değerlendirdiklerini ifade etti. OECD 2026 Beceriler Zirvesi çerçevesinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ortak bir basın toplantısı düzenledi. Zirve kapsamında, 25’i bakan, 20’si bakan yardımcısı olmak üzere 57 ülke ve uluslararası kuruluştan yaklaşık 300 temsilci Türkiye’de ağırlanıyor. İki gün sürecek zirvede; teknolojik değişim ve dönüşümün küresel ve bölgesel etkileri ile çalışma hayatı ve eğitim sistemlerinin bu süreçle ilişkisi ele alınacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Işıkhan, ‘‘2023 yılında Ülkemizde açılan, OECD İstanbul Merkezi ile OECD; bölgesel programlar geliştirerek, çok daha geniş coğrafyalara erişim imkanı kazanmıştır. Bu merkezin görev süresinin 3 yıl daha uzatıldığına yönelik karar, dün Resmi Gazete yayınlanmıştır. Hayırlı olmasını diliyorum’’ ifadelerini kullandı. ‘‘İş gücü piyasalarında yaşanan küresel değişimleri risk değil fırsat olarak görüyoruz’’ Basın mensuplarının da sorularını yanıtlayan Işıkhan, iş gücü piyasalarında yaşanan değişimlerle ilgili görüşlerini dile getirdi. Işıkhan, ‘‘İş gücü piyasalarının bölgesel ve küresel düzeyde yaşanan değişikliklerin, ülkemiz iş gücü piyasalarını etkilemesini bekliyoruz, her ülke gibi bekliyoruz. Çünkü Türkiye dünyadan kopuk şekilde yaşayan bir ülke değil. Biz bunu bir risk olarak değil, bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Çünkü Türkiye’nin güçlü bir ekonomik yapısı söz konusu. İŞKUR’umuz özellikle yeni ortaya çıkabilecek mesleklere yönelik hazırlıklarını sürdürüyor. Biz hazırız, biz bunu bir risk olarak görmüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu baz alarak bu istihdam politikalarımızı, hem kadınları hem de gençleri iş gücü piyasasına katacak aktif istihdam politikalarını hayata geçirmeye gayret ediyoruz" şeklinde konuştu. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün resmi tatil ilan edilmesinin emeğe verilen hukuki bir sembol anlamına geldiğini belirten Işıkhan, "Ülkemizde de hatırlarsanız 1 Mayıs derken hep sol marjinal örgütlerin çatışmalarının yaşandığı, farklı noktalara çekildiği siyasi anlamda da farklı bir boyuta çekildiği gün olarak kutlanıyordu. Fakat Cumhurbaşkanımızın özellikle 2009 yılında 1 Mayıs’ı resmi tatil ilan etmesiyle birlikte bu topraklarda emeğe verilen değer hukuki ve sembolik anlamda da tescil edilmiş oldu. Ancak 1 Mayıs’la birlikte biz çalışma hayatımızda sendikal hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi, toplu sözleşme süreçlerinin daha da demokratikleşmesi ve çalışma barışı, Bakanlık olarak bizim en çok önem verdiğimiz konuların başında geliyor; çalışma barışının da çalışma hayatında tahkim edilmesi konularında çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Mathias Cormann’dan küresel ekonomi için beceri gelişiminin önemi vurgusu OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ise toplantıdaki değerlendirmesinde, beceri gelişiminin küresel ekonomiler için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Cormann, iş gücü dönüşümü, dijitalleşme ve eğitim politikalarının ülkelerin geleceğini doğrudan etkilediğini dile getirdi.
İşletmelere e-ihracat uyarısı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 11:58 İşletmelere e-ihracat uyarısı Küresel ölçekte daralan ekonomiler ve iç pazardaki talep yavaşlaması karşısında e-ihracatın işletmeler için bir tercihten ziyade hayatta kalma meselesine dönüştüğü, bu süreçte salt ciroya odaklanmak yerine finansal okuryazarlık ve karlılık odaklı stratejilerin benimsenmesi gerektiği belirtildi. Ekonomi uzmanları, artan operasyonel maliyetler ve enflasyonist baskılara karşı şirketlerin finansal sürdürülebilirliklerini koruyabilmeleri için sınır ötesi e-ticareti en güçlü alternatif olarak gösteriyor. Geleneksel ticaret modellerinin kar marjlarını giderek kaybettiği bu dönemde döviz girdisi sağlayan e-ihracat ekosistemi, yerel pazarlara sıkışan işletmeler için yeni bir "nefes alanı" oluşturuyor. Ancak sektör temsilcileri, global pazarlara açılmanın sadece ürün listelemekten ibaret olmadığı, ciddi bir finansal okuryazarlık, stratejik planlama ve devlet desteklerinin doğru kullanımı ile mümkün olabileceği konusunda uyardı. "Eski alışkanlıklarınızdan vazgeçin" Global Seller Academy Kurucu Ortağı Hasan Basri Demir, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, e-ticarette yaşanan yapısal dönüşümle birlikte geleneksel "al-sat" devrinin tamamen kapandığını ifade etti. Daralan ekonomilerde yeni çıkış yolunda kalıcı olabilmek için eski alışkanlıklardan vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, e-ihracata yönelen firmaların "ciro illüzyonu" tuzağına karşı dikkatli olmaları gerektiği uyarısında bulundu. Demir, "Bugün birçok işletme, e-ticaret platformlarındaki yüksek satış hacimlerine bakarak büyüdüğünü zannediyor. Ancak arka plandaki gizli maliyetler, iade oranları, yanlış fiyatlama stratejileri ve lojistik giderleri hesaplanmadığında, artan ciro sadece illüzyondan ibaret kalıyor. Günün sonunda şirketler, kâr ettiklerini düşünürken aslında sermayelerini eritiyor. Daralan ekonomilerde ayakta kalmak isteyen bir işletmenin, finansal okuryazarlığı merkeze almadan global pazarlarda başarılı olma şansı sıfırdır" dedi. "Ezbere ihracat devri bitti" İç pazarda sıkışan bir işletmenin global pazarlara açılırken ilk adımı nasıl atması gerektiğini de anlatan Demir, "Bu noktada yapılan en büyük stratejik hata hesap açıp katalog yüklemek. İlk adım operasyonel değil, tamamen analitik olmalıdır. ’Elimde bu ürün var, bunu satayım’ mantığı yerini ’Hedef pazardaki veri ne söylüyor, hangi ürüne ihtiyaç var ve benim birim maliyetim (unit economics) bu rekabeti kaldırır mı?’ sorularına bırakmalı. Pazar yeri dinamiklerinin analizi, rakip araştırması ve doğru fiyatlandırma stratejisi kurulmadan sınır ötesine geçen tek bir ürün bile markaya zarar yazar. Biz e-ihracatı operasyon değil, uçtan uca tasarlanması gereken zihniyet dönüşümü olarak görüyoruz" diye konuştu. "Devlet teşvikleri küresel rekabette çarpan etkisi oluşturuyor" Demir, Ticaret Bakanlığının e-ihracatçılara sunduğu desteklerin dünyadaki en kapsamlı paketlerden biri olduğuna işaret ederek, dijital pazarlamadan sipariş karşılama (fulfillment) hizmetlerine ve E-Turquality programına kadar uzanan bu teşviklerin oyun değiştirici gücüne vurgu yaptı. Demir, "Birçok firma bürokratik süreçlerden çekindiği veya bilgi eksikliği yaşadığı için bu haktan mahrum kalıyor. Oysa sağlam finansal planlamayla entegre edilen devlet teşvikleri, sadece maliyetleri düşürmekle kalmaz, yerel KOBİ’yi global markaya dönüştüren çarpan etkisi oluşturuyor" şeklinde konuştu. E-ihracat vizyonu Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırılıyor Sektördeki dönüşüme rehberlik eden Global Seller Academy, bir eğitim kurumu olmanın ötesine geçerek Türkiye genelinde "e-ihracat seferberliği" yürütüyor. Sanayi ve ticaret odaları, ihracatçı birlikleri ve kamu kurumlarıyla sağlanan stratejik işbirlikleri sayesinde e-ihracat vizyonu metropollerin dışına taşınarak Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırılıyor. Kamu-özel sektör dayanışmasıyla hayata geçirilen projeler, yerelde üretim yapan sanayici ve KOBİ’lerin ürünlerini doğrudan global tüketiciyle buluşturuyor. Akademinin verilerine göre, sadece 2025 yılında 3 bin 700’den fazla firmaya ulaşılarak yerel üreticilerin sınır ötesi pazarlara entegrasyonu sağlandı. Uzmanlar, yürütülen bu seferberliğin yerel üreticilerin döviz kazanma kapasitesini artırmanın yanı sıra istihdamı koruyarak Türkiye’nin bölgesel kalkınmasına da stratejik ve kalıcı katkı sunduğunu belirtiyor.
STSO Başkanı Zeki Özdemir, meslek odaları başkanlarıyla bir araya geldi
27 Nisan 2026 Pazartesi - 10:57 STSO Başkanı Zeki Özdemir, meslek odaları başkanlarıyla bir araya geldi Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Zeki Özdemir ve Meclis Başkanı Osman Yıldırım, meslek odası başkanlarıyla bir araya geldi. Sivas’ın iki önemli sivil toplum kuruluşu olan Sivas Ticaret ve Sanayi Odası ile Sivas Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, şehir ekonomisini canlandırmak ve esnafa daha iyi hizmet sunmak adına güç birliği mesajı verdi. Odaların Yönetim Kurulu Üyelerinin de yer aldığı toplantıda; esnaf ve sanatkârların güncel sorunları, merkez ve ilçelerdeki sektörel gelişmeler, üretim ve istihdamın artırılmasına yönelik çalışmalar ile önümüzdeki döneme ilişkin planlanan çalışmalar ele alındı. "Sivas her şeyin en güzeline layık" STSO Başkanı Zeki Özdemir, seçimlerin ardından güven tazeleyen ve yeni seçilen Oda başkanlarını ve yönetimlerini tebrik ederek, görevlerinde başarılar diledi. Özdemir, "Şehrimiz adına yapılabilecek en güzel çalışmaları ortak akılla hayata geçirip, Sivas’ımızı hep birlikte daha ileriye taşıyalım" ifadelerini kullandı. Sivas’ın gelişimi için çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayan Özdemir, kentin iki önemli kurumu olan Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin el ele verdiğini belirterek, "Sivas her şeyin en güzeline layık. İş insanımıza, tüccarımıza ve esnafımıza en iyi hizmeti sunmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz" dedi. "Sivas’ımız için çalışmaya devam edeceğiz" STSO Meclis Başkanı Osman Yıldırım ise, meslek odaları arasındaki iş birliği ve istişare kültürünün güçlenerek devam etmesinin Sivas’ın ekonomik gelişimine önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Yıldırım, "Ortak akıl ve güçlü iletişimle hareket ettiğimiz sürece şehrimiz adına daha verimli sonuçlar elde edeceğimize inanıyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde Sivas’ımız için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. İş birliği ve koordinasyonun önemine dikkat çekilen toplantıda, kurumlar arası güçlü iletişimin sürdürülmesinin şehir ekonomisine sağlayacağı katkılar ele alındı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, yerel üretimin güçlendirilmesi ve ticari hayatın canlandırılmasına yönelik atılabilecek adımlar üzerinde duruldu.
Anadolu kazına "milli kimlik": Anne hattı Yozgat, baba hattı Bandırma
27 Nisan 2026 Pazartesi - 09:53 Anadolu kazına "milli kimlik": Anne hattı Yozgat, baba hattı Bandırma Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Araştırmaları ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü ile Yozgat Bozok Üniversitesi, yerli Anadolu kazının verimini artırmak için önemli bir ıslah projesi yürütüyor. Proje kapsamında, Anadolu kazının hastalıklara karşı dayanıklılığı korunarak et verimi ve tüy kalitesinin dünya standartlarına taşınması hedefleniyor. Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 260 bin kaz bulunmasına rağmen, canlı ağırlıkların dünya ortalamasının altında kalması üzerine başlatılan çalışmalarda önemli bir aşamaya gelindi. Mevcut durumda Türkiye’deki kazlar 4 ile 5,5 kilogram arasında değişirken; Çin, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde bu ağırlıklar 10 kilogramın üzerine çıkabiliyor. Islah için "anne" ve "baba" hatları kuruldu Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç, projenin stratejik bir iş birliğiyle yürütüldüğünü belirtti. Kılınç, baba hattının Bandırma’da, anne hattının ise Yozgat Bozok Üniversitesinde oluşturulduğunu ifade ederek, "Anadolu kazımızın performans özelliklerine dair ölçümleri tamamladık. Şimdi bu iki hattı melezleme çalışmalarına tabi tutarak ülkemize özgü, yüksek verimli bir ırk oluşturacağız." dedi. Kazda gelişmiş ülkelere bakıldığında Anadolu kazının verimlerinin düşük olduğunu aktaran Kılınç, "Tam olarak tanımlanmış ve ıslah edilmiş modelimiz yok. Tarım ve Orman Bakanlığı Bakanlığı da bu yüzden kazla ilgili projenin daha etkin yürütülmesi için harekete geçti." ifadesini kullandı. Hastalığa dirençli, eti verimli yeni ırk Anadolu kazının en büyük avantajının coğrafi şartlara ve hastalıklara karşı yüksek direnci olduğunu vurgulayan Kılınç, şu bilgileri paylaştı: "Amacımız, elimizdeki bu genetik zenginliği koruyarak kısa sürede daha yüksek kesim ağırlığına ulaşan modeller geliştirmek. Tam olarak tanımlanmış ve ıslah edilmiş bir modelimiz henüz yoktu. Bakanlığımız bu ihtiyacı görerek projeyi etkinleştirdi. Kendi coğrafyamızdan seçilen bu kazlarla, hem üreticimizin daha fazla kazanmasını sağlayacağız hem de tüy kalitesini artırarak sanayiye destek vereceğiz. Kendimize ait kaz ırkı modeline geçmek için önümüzde az bir zaman kaldı."
Tavas’ın yöresel değerleri YÖREX’te görücüye çıktı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 09:52 Tavas’ın yöresel değerleri YÖREX’te görücüye çıktı Antalya’da düzenlenen YÖREX Fuarı’nda Tavas standı yoğun ilgi gördü. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık öncülüğünde gerçekleştirilen tanıtımlarda ilçenin dokumaları, yöresel lezzetleri ve kültürel mirası ziyaretçilerle buluşturuldu. Antalya’da düzenlenen ve Türkiye’nin dört bir yanından yöresel ürünlerin, kültürel değerlerin ve coğrafi işaretli ürünlerin tanıtıldığı YÖREX Fuarı’nda Tavas damgası vurdu. Yerel değerlerin ekonomiye kazandırılması, üreticilerin desteklenmesi ve şehirlerin marka değerinin artırılması amacıyla gerçekleştirilen fuarda, Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık da tanıtım çalışmalarına bizzat katıldı. Tavas standında ilçenin meşhur dokumaları, yöresel lezzetleri, el emeği ürünleri ve kültürel ögeleri profesyonel sunumlarla ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Fuara katılan ziyaretçiler, Tavas’ın köklü geçmişini yansıtan ürünlere yoğun ilgi gösterirken, stant gün boyunca kalabalık ziyaretçi akınına uğradı. Fuar süresince siyaset, iş dünyası ve kamu kurumlarından önemli isimler de Tavas standını ziyaret etti. Ziyaretçiler arasında Ali Babacan, Aykut Kaya, Saniye Caran, Ali Çandır, İlhan Karayılan, Ömer Faruk Gündüzalp, Seydi Tahsin Güngör, Mustafa Kandemir ve Uğur Erdoğan yer aldı. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, fuarda yapılan görüşmelerde Tavas’ın yöresel ürünlerinin daha geniş pazarlara ulaştırılması, tanıtım ağının büyütülmesi ve ilçenin ekonomik değerlerinin güçlendirilmesi adına önemli temaslarda bulunduklarını belirtti. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, "Tavas’ımızın binlerce yıllık geleneğini ve bereketli topraklarımızın sunduğu eşsiz değerleri YÖREX platformunda tüm Türkiye ile buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Gayemiz, Tavas’ın markasını ulusal düzeyde hak ettiği yere taşımaktır. Yerel üreticimizi desteklemek ve kültürümüzü tanıtmak adına çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.
Bursa’da bol yağışlar çeltik ve ikinci ürün yasağını kaldırdı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 09:37 Bursa’da bol yağışlar çeltik ve ikinci ürün yasağını kaldırdı Bursa’nın Karacabey ilçesinde kuraklık endişesiyle geçtiğimiz kasım ayında getirilen çeltik ve ikinci ürün ekimi yasağı, kış ve bahar aylarında etkili olan bol yağışların ardından kaldırıldı. Manyas Barajı ve Gölü’ndeki doluluk oranının yüzde 100 seviyesine yaklaşması, bölge çiftçisine derin bir nefes aldırdı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, şubat ayı uzun yıllar yağış ortalaması 75 kilogram olan Bursa’ya bu yılın aynı ayında 129 kilogram yağış düştü. Tarımsal üretimin önde gelen ilçelerinden Karacabey’de metrekareye 95,3 kilogram, Mustafakemalpaşa’da 105,8 kilogram yağış oldu. Mevsim ortalaması metrekareye 70 kilogram olan martta ise 92,8 kilogram yağış gerçekleşen Bursa’da, Karacabey 127, Kestel 71,9, Mustafakemalpaşa ise 106,2 kilogram yağış aldı. Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerindeki yoğun yağışlar, Uluabat Gölü’nün taşmasına ve bazı tarım arazilerinin su altında kalmasına yol açarken, tarımsal sulama rezervlerini ise tamamen doldurdu. "Suyumuz bol, bir sıkıntımız yok" Karacabey Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Düzen, geçen yıl yaşanan kuraklık nedeniyle Manyas Gölü ve barajındaki su seviyesinin kritik noktalara gerilediğini, bu sebeple Bursa Valiliği kararıyla ekim yasağı getirildiğini hatırlattı. Yağışların durumu değiştirdiğini belirten Düzen, "Hem göl hem de barajdaki durum şu anda gayet iyi. Doluluk oranının yüzde 95 seviyesinde olduğunu öğrendik. Suyumuz bol, bir sıkıntımız yok. Hatta fazlasıyla var, binlerce dönüm arazi şu an su altında." dedi. Ekonomiye ikinci ürün katkısı Yasağın kalkmasının bölge ekonomisi için büyük önem taşıdığını vurgulayan Düzen, şunları kaydetti: "Bölgemizde yaklaşık 25-30 bin dönüm alanda çeltik üretiliyor. Yasağın kalkmasıyla çiftçimiz tarlasını hazırlayıp tohumunu toprakla buluşturacak. Ayrıca ikinci ürün ekimindeki yasak da kalktı. Buğdayını hasat eden çiftçimiz yerine ikinci ürününü ekebilecek. Bu durum hem üreticimizin yüzünü güldürecek hem de ekonomiye ciddi katkı sağlayacak. Bütün çiftçilerimiz adına bereketli bir hasat dönemi diliyorum."