EKONOMİ
Denizli OSB Yönetimi, Rektör Mahmud Güngör’e ziyaret etti 07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:38:59 Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör’ü makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede, üniversite-sanayi iş birliğinin geleceğine yönelik stratejik projeler ele alınırken, ortak vizyon doğrultusunda yeni dönemde hayata geçirilmesi planlanan yatırımlar değerlendirildi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, Denizli OSB Yönetimine yeni görevlerinde başarı dileklerini ileterek, bugüne kadar üniversite-sanayi iş birliği kapsamında önemli projelere birlikte imza atıldığını söyledi. Prof. Dr. Mahmud Güngör, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından birinin bilgi üretimi ile sanayi gücünün aynı hedef doğrultusunda buluşması olduğuna dikkat çekerek, "Pamukkale Üniversitesi olarak sanayiyle entegre, üretime ve teknolojiye katkı sunan projeleri son derece önemsiyoruz. Denizli OSB ile yürütülen iş birliklerinin güçlenerek devam etmesi; hem akademik gelişim hem de bölgesel ekonomik büyüme açısından büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı. "Üniversite-sanayi iş birliği geleceğin kalkınma modelidir" Yeni dönemde üniversite ile daha güçlü ve çok boyutlu projeleri hayata geçirmek istediklerini ifade eden Denizli OSB Başkanı Selim Yaymanoğlu, Denizli OSB Teknopark ve Denizli OSB Meslek Yüksekokulu projelerinde çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirterek, bu yatırımların yalnızca sanayiye değil, aynı zamanda nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine de önemli katkılar sağlayacağını vurguladı. PAÜ Hastaneleri OSB Polikliniğine kazandırılması planlanan yeni yatırımların da iş birliğini farklı bir boyuta taşıyacağını ifade eden Denizli OSB Başkanı Selim Yaymanoğlu, "Üniversite-sanayi iş birliğini sadece bugünün değil, geleceğin kalkınma modeli olarak görüyoruz. Teknopark, meslek yüksekokulu ve sağlık yatırımlarıyla birlikte hem sanayicilerimize hem Bölgemize hem de şehrimize uzun vadeli ve yüksek katma değerli kazanımlar sunmayı hedefliyoruz" dedi. Yeni dönemde ortak projeler artarak devam edecek Ziyarette; teknoloji, eğitim, Ar-Ge, nitelikli istihdam ve sağlık alanlarında geliştirilebilecek yeni iş birliği modelleri üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Denizli’nin üretim gücünü akademik bilgiyle buluşturacak projelerin artırılması konusunda ortak iradenin vurgulandığı ziyaret iyi niyet temennileri ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:32 Sıfır araç almak isteyen hekimlere müjde Hekim ve Diğer Sağlık Çalışanları Kamu Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası (HEKİMSEN), sıfır araç almak isteyen hekimler için harekete geçti. Bir firma ile yapılan anlaşma sayesinde sendika üyeleri, özel filo indirimleri ve kurumsal fiyat avantajlarıyla araç sahibi olabilecek. Hekimlerin yüzünü güldürecek net indirim oranlarının ise önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor. HEKİMSEN, üyelerinin yaşam standartlarını yükseltmek ve ekonomik şartlara karşı alım güçlerini korumak amacıyla Otokoç ile işbirliği protokolü imzaladı. Hayata geçirilen yeni proje kapsamında HEKİMSEN üyeleri, Ford marka araçlara özel filo avantajları ve kurumsal satın alma fırsatlarıyla sahip olabilecek. Ciddi fiyat avantajları, güvenilir hizmet ağı ve sürdürülebilir destek modelini barındıran sözleşmedeki net indirim oranlarının önümüzdeki günlerde netleşerek kamuoyuyla paylaşılacağı öğrenildi. "Bu model, farklı sektörlerde kurulacak yeni işbirlikleriyle daha da genişletilecek" Projeye ilişkin HEKİMSEN’den yapılan açıklamada, sendikanın yalnızca mesleki hak mücadelesi yürütmediği, üyelerin ekonomik ve sosyal yaşamlarına doğrudan katkı sağlayacak projelerin de öncelikli hedefler arasında olduğu vurgulandı. Artan ekonomik şartlar karşısında sağlık çalışanlarının desteklenmesinin önemine dikkat çekilen açıklamada, "Hekimlerimizin yaşam standardı bizim için önceliktir. Alım gücünü korumaya yönelik geliştirdiğimiz bu model, önümüzdeki süreçte farklı sektörlerde kurulacak yeni işbirlikleriyle daha da genişletilecektir" ifadelerine yer verildi. Sağlık camiasına yönelik yeni projeler masaya yatırıldı Öte yandan, sağlık çalışanlarının ekonomik ve sosyal refahını artırmaya yönelik diplomatik temaslar da hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda AL-KON Konfederasyonu ve HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Ankara’da Ziver Holding Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Demirci ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede sağlık camiasına yönelik geliştirilebilecek projeler, kurumsal işbirlikleri ve sosyal sorumluluk alanlarındaki stratejik adımlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Toplumsal fayda odaklı projelerin geliştirilmesi ve sağlık alanında yeni vizyonların oluşturulması adına karşılıklı fikir alışverişinde bulunulan toplantıda, AL-KON ve HEKİMSEN’in son dönemde ortaya koyduğu çözüm odaklı yaklaşım ile ekonomik projelerin geleceği ele alındı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:31 "Yeşil elmas" Aydın’da üretiliyor, yurdun dört bir yanına gönderiliyor Aydın’ın Efeler ilçesi Gölhisar Mahallesi’nde enginar hasadı tüm hızıyla sürüyor. Verimli topraklarıyla bilinen mahallede tarlalarda sabahın erken saatlerinde başlayan mesai öğlene kadar devam ederken, hasadı yapılan enginarlar işlenerek yurdun dört bir yanına gönderiliyor. Gölhisar Mahallesi’nde yetiştirilen enginar, iç piyasada üreticinin yüzünü güldürüyor. Bölgenin iklimi ve toprak yapısı nedeniyle kaliteli ürün veren Aydın enginarı, lezzeti ve dayanıklılığıyla rağbet görüyor. Tarlalarda özellikle hasat döneminde yoğun insan gücüne ihtiyaç duyulan, kesilmesi, taşınması, ayıklanması ve sevkiyata hazırlanması ciddi emek gerektiren enginarın yılın büyük bölümünde bakım isteyen bir ürün olması nedeniyle üreticiler, diğer birçok sebzeye göre daha fazla işçilik istediğini dile getiriyor. Soyulmuş enginarın toptan adet fiyatı 35 TL’den alıcı bulurken, market raflarında fiyat 50 TL’ye kadar çıkıyor. Kabuklu enginar ise 20 TL’den satılıyor. Tarlada zorlu mesai sürüyor Enginar tarlalarında çalışan işçiler, üretimin emek yoğun bir süreç olduğunu belirterek, ürünlerin başta Ankara, Bursa ve İstanbul olmak üzere yurdun dört bir yanına gönderildiğini söyledi. İşçiler, "Erkeklerin yevmiyesi bin 200 lira, kadınların ise bin lira. Kadınlar kesim işini yapıyor, erkekler de toplanan enginarları traktöre taşıyor. İş ağır oluyor ama bu işi severek yapıyoruz. Çalışmak olmasa ekmek olmaz" dediler. "Enginar çok kıymetli bir ürün" Enginar üreticisi Mücahit Kibar ise sezonun iyi başladığını belirterek, "Enginar sezonu başladı ve hızla ilerliyor. Don vurmasın, herhangi bir doğal afetle karşılaşmayalım diye soyumları biraz geçe bıraktık. Soyumlarımızı kendimiz işliyoruz. Hem soyulmuş olarak satıyoruz, hem taze olarak satıyoruz, hem de soğuk hava depolarımızda istifleyerek konserve yaparak da satışını gerçekleştiriyoruz" dedi. Üreticilerin en büyük sıkıntısının ithal ürünler olduğunu dile getiren Kibar, "Üreticinin tek sorunu Mısır’dan gelen donuk enginarlar. Türkiye’deki enginarların kalitesine asla yakışmayan ve erişemeyen enginarlar bunlar. Piyasada sanki enginar fiyatları düşmüş ya da Türkiye iç piyasasında çok pahalı satılıyormuş gibi bir algı oluşturdu. Ama enginarın gerçek tüketicisi bunlarla bizim ürünümüzü asla kıyaslamaz. Onun haricinde bir sorunumuz yok. Üreticilerimiz şu anda enginardan memnun, herhangi bir sıkıntı yok" diye konuştu. Üretici Kibar, enginar üretiminin kazançlı ancak zahmetli bir iş olduğunu belirterek, "Enginar fiyatları tarlalara ekilen diğer ürünlere göre para ediyor. İşçiliği çok yoğun, 12 ay boyunca neredeyse işçiliği var bu sebzenin. Görünmeyen bir tarafı olsa da getirisi biraz daha iyi. Çok fazla üretim var. Çiftçilerin çoğu enginara dönmeye başladı" ifadelerini kullandı. "Enginar sağlığa faydasıyla da tercih ediliyor" Enginarın tüketiciler tarafından sağlık yönüyle de ilgi gördüğünü belirten Mücahit Kibar, "İç piyasada buna ilişkin açık var. Yurt dışından Türkiye’deki enginarın kalitesine erişemeyecek ürünler gelse de iç piyasada enginarı yiyen, tadını alan ve doktorların tavsiyesiyle karaciğere ve insan sağlığına faydalı olduğunu duyan insanlar bunu tüketiyor. Tıbbi olarak yetki ve bilgimiz olmadığı için bu noktada bilgilendirme yapamıyoruz ama genel kanı insan sağlığına ciddi derecede faydalı olduğu yönünde" dedi. Enginarın üretim sürecinin zorluğuna dikkat çeken Kibar, "Enginar öyle bir maden ki elmas gibi düşünebilirsiniz. En derin yerlerden çıkıyor. Etrafında bir sürü yaprak var. Bu yapraklar zamanla açılıyor sonra kelle türüyor, kelleyi alıyorsunuz. Soyarken de etrafını açıyorsunuz, sonra içini açıyorsunuz ve kılçıklarını alıyorsunuz. Kısacası o madene ulaşmak için bayağı çaba sarf ediyorsunuz. Enginar bu yüzden çok kıymetli" şeklinde konuştu. Üreticilere destek çağrısında da bulunan Kibar, "Şu an enginarda her şey yolunda, memnunuz, mutluyuz. Bir eksiğimiz yok. Ancak üreticinin mazot maliyetleri, tarla maliyetleri, sulama maliyetleri, gübreler ve zirai ilaçlar gibi giderleri için devlet biraz daha destek verebilirse daha da güzel olacağını düşünüyorum. Biliyoruz ki üretmeyen toplumlar tükenmeye muhtaçtır" dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:26 Yemeksepeti, ‘Çiçek’ kategorisini Anneler Günü öncesinde açtı Yemeksepeti, hızlı ticaret vizyonunu yeni ‘Çiçek’ kategorisiyle bir adım öteye taşıyor. Bu yıl 10 Mayıs’ta kutlanacak olan Anneler Günü öncesinde kullanıma sunulan kategori, kullanıcılara geniş seçenekler sunuyor. Online yemek siparişi markası Yemeksepeti, yeni ‘Çiçek’ kategorisiyle kullanıcılarının özel anlarına katkı sağlıyor. Yılın en anlamlı günlerinden biri olan Anneler Günü öncesinde hayata geçirilen bu yeni kategori, Türkiye genelinde yaygın partner ağı ve kullanıcı dostu özellikleriyle çiçek gönderimini dijitalde daha hızlı ve erişilebilir kılıyor. Lansman aşamasında Türkiye genelinde 250 uzman çiçekçiyi platforma dahil eden platform, Hızlı Çiçek ve İstanbul Çiçekleri gibi öncü markalarla hizmet vermeye başladı. Yapılan açıklamaya göre platform, çiçek kategorisinin açılışını kampanya ile kutluyor. 7-17 Mayıs tarihleri arasında geçerli olacak lansman kampanyası kapsamında, kullanıcılar yapacakları belli bir miktar ve üzeri çiçek siparişlerinde indirim kazanıyor. Platform kullanıcıları, ana sayfadaki "Çiçek" sekmesinin yanı sıra, uygulama içindeki özel banner’lar ve kategori yönlendirmeleri aracılığıyla Anneler Günü koleksiyonlarına kolayca ulaşabiliyor. Özel listelemeler, kullanıcıların bütçelerine ve zevklerine uygun seçeneği saniyeler içinde bulmasını sağlıyor.
Edremit ve Havran’ın coğrafi işaretli değerleri görücüye çıktı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:25 Edremit ve Havran’ın coğrafi işaretli değerleri görücüye çıktı Antalya’da düzenlenen YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı’nda, Edremit ve Havran’ın coğrafi işaretli değerleri Edremit Ticaret Odası öncülüğünde görücüye çıktı. Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, bölge markalarıyla birlikte standın başında yer alarak körfezin üretim gücünü ve kalitesini ziyaretçilere bizzat anlattı. Türkiye’nin en büyük yöresel ürün buluşması olan YÖREX Fuarı, Edremit ve Havran’ın tescilli markalarının gövde gösterisine sahne oluyor. Edremit Ticaret Odası’nın (ETO) organizasyonu ve desteğiyle fuarda yerini alan Edremit ve Havran heyeti, bölgenin tarımsal mirasını ulusal ve uluslararası pazarlara tanıtmak için yoğun bir mesai harcıyor. Edremit Zeytinyağı ve Edremit Körfezi Yeşil Çizik Zeytini gibi Avrupa Birliği ve Türk Patent tescilli ürünler, ETO standında ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği lezzetler arasında yer alıyor. Fuar süresince standı bir an olsun boş bırakmayan Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, bölgenin markalaşma vizyonu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Edremit ve Havran’ın kalkınmasının, coğrafi işaretli ürünlerin katma değerinin artırılmasıyla mümkün olacağını belirten Başkan Çetin, güçlü yerel markaların fuarda yer almasının bölge prestiji açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Başkan Çetin, Edremit Ticaret Odası olarak üreticilerin her zaman yanında olduklarını ve bu tür organizasyonlarla körfez lezzetlerini dünyaya tanıtmaya devam edeceklerini ifade etti. Geleneksel üretim yöntemlerini modern pazarlama stratejileriyle birleştiren markalar, fuarda gerçekleştirdikleri tadım etkinlikleriyle ziyaretçilere eşsiz bir gastronomi deneyimi sundu. Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin’in de katılımıyla gerçekleşen tanıtım faaliyetlerinde, tescilli ürünlerin kalitesi, nefaseti ve insan sağlığına olan faydaları üzerinde duruldu. Fuarın en hareketli alanlarından biri olan Edremit standı, sadece tüketicilerin değil, perakende zincirlerinin ve ihracatçı firmaların da odak noktası haline geldi. Yeni iş birliklerinin kapısını aralayan fuar maratonu, bölge ekonomisine can suyu olma hedefiyle kesintisiz sürdürülüyor.
Nevşehir’de çiftçilere 22 ton tohumluk kuru fasulye dağıtıldı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:21 Nevşehir’de çiftçilere 22 ton tohumluk kuru fasulye dağıtıldı Nevşehir’de 79 çiftçiye 22 ton tohumluk kuru fasulye dağıtımı gerçekleştirildi. Nevşehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen tohum teslim töreninde konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Özgür Memiş, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında kuru fasulye üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla önemli çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Memiş, Nevşehir’de yaklaşık 3 milyon 500 bin dekar tarım alanının bulunduğunu belirterek, bu alanların büyük bölümünde kuru tarım yapıldığını, suya dayalı tarımın ise sınırlı alanlarda sürdürüldüğünü ifade etti. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısının her geçen yıl arttığını kaydeden Memiş, son dört yılda çiftçi sayısında yüzde 2 artış sağlandığını, kayıtlı tarım alanının ise yüzde 65’ten yüzde 77’ye yükseldiğini dile getirdi. Hayvansal üretimde de artış yaşandığını vurgulayan Memiş, son dört yılda hayvan varlığında yüzde 6 oranında artış olduğunu belirtti. TAKE Projesi kapsamında 2021-2026 yılları arasında 38 projenin hayata geçirildiğini aktaran Memiş, bu projelerle 3 bin 711 çiftçiye 1 milyon 269 bin kilogram tohum ve 193 bin adet fide desteği sağlandığını, desteklerin yüzde 75’inin hibe olarak verildiğini söyledi. Son 3 yılda projelere yaklaşık 21 milyon lira bakanlık desteği sağlandığını ifade eden Memiş, Tarım ve Orman Bakanlığı, İl Özel İdaresi ve kalkınma ajanslarının destekleriyle tarımsal üretimde önemli artışlar elde edildiğini kaydetti. Nadas alanlarının son beş yılda yüzde 23 oranında azaldığını belirten Memiş, ekilmeyen tarım arazilerinde de yüzde 34’lük düşüş sağlandığını ifade etti. Patates üretimine yönelik karantina tedbirlerine de değinen Memiş, 2004 yılından bu yana uygulanan çalışmalar sonucunda bazı bölgelerin yeniden üretime açıldığını söyledi. Memiş, 2025 yılında Kaymaklı beldesinin blok bölge olarak seçildiğini ve 21 yıl aradan sonra belirli alanların yeniden patates üretimine açıldığını, 2026 üretim sezonunda ise Derinkuyu ilçesinde de patates ekiminin serbest hale getirildiğini belirtti. Bu kapsamda güvenlik kuşağındaki 65 bin dekar alanın yüzde 58’inde patates ekimine izin verildiğini ifade etti. Törene AK Parti Nevşehir Milletvekili Süleyman Özgün, Nevşehir Vali Yardımcısı Mücahit Öztürk, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Hüseyin Çam, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda çiftçi katıldı.
Aksiliklerinden kantara çıkamıyorlar: 4 yaşındaki dev tosunları gören bir daha bakıyor
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:08 Aksiliklerinden kantara çıkamıyorlar: 4 yaşındaki dev tosunları gören bir daha bakıyor Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte Sakarya’daki hayvan pazarlarında hareketlilik başladı. Pazara getirilen ve her biri bir ton ağırlığında olan iki dev tosun, hem cüsseleri hem de fiyatlarıyla vatandaşların ilgi odağı oldu. Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinden 14-15 aylıkken alınarak yayla sürecinin ardından 9 ay boyunca yoğun besiye tabi tutulan dev tosunlar, Sakarya’daki hayvan pazarında alıcılarıyla buluştu. Besici Fırat Yeşil, kurbanlık piyasasındaki fahiş fiyat taleplerine tepki göstererek, kendi yetiştirdiği 1 tonluk hayvanı 380 bin liradan, 1 ton 200 kilogram civarındaki diğer tosunu ise 410 bin liradan sattığını belirtti. Bazı besicilerin 1 tonluk hayvanlar için 500-600 bin lira talep ettiğini söyleyen Yeşil, "Ben o fiyatlara karşıyım. Benim danam şuan yaklaşık 1 tondur. Ben bu hayvanı 380 bin liraya sattım. Diğer hayvanım ise 1 ton 200 kilogram civarında. Bu hayvanımızın satış fiyatı da 410 bin liradır. Hayvanın kalitesine, rengine, alış fiyatına ve vereceği et randımanına göre fiyatlarımızı belirliyoruz. Masrafı, maliyeti, yediği içtiği hesaplanıyor. Şu an kesim masraflarımız da çok ağır" dedi. "İnsan gibi sancılanmasın diye soda veriyoruz" Hayvanların bir ton ağırlığa ulaşması için uyguladıkları özel besleme programını anlatan Yeşil, "Örneğin bir hayvanımız şuan 4 yaşında. Net canlı 1 ton geliyor. Biraz aksi oldukları için kantara çıkartamıyoruz ancak ortalama 600 kiloya yakın bir et bekliyoruz. Diğer hayvanlarımız 9 kilo yiyorsa bunlar 12-13 kilo yiyor. Hayvan yemden sonra insan gibi sancılanmasın diye ayrıca hayvan sodası veriyoruz. Proteini, kalsiyumu, D ve E vitamini eksik etmediğimiz için hayvanlarımız bu kadar büyüyebiliyor. Yüzde 60 randımanı bu sayede sağlıyoruz" diye konuştu. Yeşil, Doğubeyazıt’tan aldıkları hayvanlara 6-7 aylık yayla sürecinin ardından 9 ay boyunca besi yaptıklarını, yetiştirme sürecinin uzun ve zahmetli olduğunu sözlerine ekledi.
Samsun Kasaplar Odası Başkanı Şen: "Kırmızı et pahalı değil"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 14:05 Samsun Kasaplar Odası Başkanı Şen: "Kırmızı et pahalı değil" Samsun Kasaplar Odası Başkanı Ömür Şen, kasaplarda satılan etin pahalı olmadığına dikkat çekerek, asıl fiyat algısının lokantalardaki ürünler üzerinden oluştuğunu söyledi. Şen, piyasada herhangi bir fiyat artışı beklemediklerini ve mevcut fiyatların korunacağını ifade etti. Kurban Bayramı’na bir ay kala değerlendirmede bulunan Başkan Şen, "Diğer ürünlere gelen zamlara baktığınız zaman kırmızı ete gelen zam hiçbir şey değil. Bazı kalemlerde ürünlere afaki zamlar yapılırken, kırmızı ete son 2 senede yüzde 100 zam gelmemiştir. Bugün etin kilosu 800-1.000 TL arasında satılıyor. Vatandaşlar pahalı dediği ete 4-5 bin TL hesap ediyor. 100 gram ete 500 TL veriyorlar, pahalı demiyorlar ama kasaptan 1 kilo etle 4 çeşit yapınca ‘et pahalı’ oluyor. Ete gelene kadar birçok ürüne bakmak lazım. Biberin, domatesin kilosu 200-300 TL. Bence gerçek anlamda kırmızı et pahalı değil. Ete gelen zamma ben zam demiyorum. Kırmızı et fiyatları 2-3 senedir yerinde sayıyor" dedi. "Kilosu 150 TL’ye satılan işkembenin bir tas çorbası 250 TL’ye satılıyor" Sakatatta da kırmızı et gibi kasap ve lokanta fiyat farkının oldukça fazla olduğunu ifade eden Ömür Şen, "Sakatatlar eskiden et ile yarı yarıya fiyattaydı. Kırmızı et bin TL ise sakatat 500 TL’ydi. Bugün ciğerin kilosu 650 TL, kelle etinin kilosu 350 TL, işkembenin kilosu 150 TL. Geçen yıl işkembe yine 150 TL’ydi. Ciğerin kilosu 500 TL’ydi. Bir tabak işkembe içsen 250 TL, oysa 1 kilo işkembe 150 TL. Kelle-paça çorbası içersen fiyatı 250-300 TL. Oysaki etin kilosu 350 TL. Halk dilinde bir algı oluştu ama etin pahalı olduğu düşüncesine katılmıyorum" diye konuştu. "Kırmızı ete zam beklemiyoruz" Bayrama kadar kırmızı ete zam beklemediklerinin altını çizen Şen, "Kurban Bayramı yaklaşıyor. Kırmızı ete zam beklemiyoruz. Standart fiyatlar olacak. Geçen Kurban Bayramı’nda hisse fiyatları 20-25 bin TL civarındaydı. Bu sene de 35 bin ile 40 bin TL arasında değişiyor. 35 kilo et alan 30 bin TL, 40 kilo et alan da 35 bin TL civarında para ödeyecek. Bunun içerisinde kesim, parçalama da dahil. Kurbanlık malda da bir sıkıntı yok. Son yıllarda yurt dışı bağışları da oldukça arttı. Daha önceden kurban kesenlerin yüzde 30’luk kesimi yurt dışındaki ülkelere kurban bağışı yapıyor" şeklinde konuştu. Kırmızı et fiyatları Samsun’da ortalama kıyma kilo 900 TL, kuşbaşı kilo 950 TL, löp et kilo bin100 TL, kontrafile kilo bin 240 TL, antrikot kilo bin 400 TL ve dana bonfile de kilo bin 600 TL civarında tüketiciye sunuluyor.
AB tescilli Suruç narında budama zamanı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 13:18 AB tescilli Suruç narında budama zamanı Avrupa Birliği (AB) tarafından tescillenen Suruç narında baharın gelmesiyle birlikte hummalı bir çalışma başladı. Türkiye’de AB tarafından tescil edilen tek nar türü olan Suruç narı, yapılan budama işlemleri sayesinde daha iri ve kaliteli hale geliyor. Narların sağlıklı büyümesi ve verimli bir hasat elde edilmesi için budama büyük önem taşıyor. Çalı formunda yetişen Suruç narında budama sırasında 3-4 ana dal bırakılıyor, yeni sürgünler kesilerek ağacın enerjisi meyveye yönlendiriliyor. Bu sayede narlar daha iri, daha kaliteli ve daha sağlıklı büyüyor. Yaklaşık bir ay süren budama sürecinde kesilen dallar ise kış aylarında yakacak olarak değerlendiriliyor. Nar üreticisi Mehmet Akkuş, her yıl ağaç köklerinden çıkan sürgünleri kestiklerini belirterek, "Narların daha büyük olması için bu işlemi düzenli yapıyoruz" dedi. İbrahim Akkuş ise bu yıl aşırı yağışlar nedeniyle budamanın biraz geciktiğini ifade ederek, "Narlar daha iyi gelişsin diye yeni çıkan dallar kesiliyor. Kaliteli meyve için bakım şart" şeklinde konuştu. Çok yağmur yağdı Nar üreticisi İbrahim Akkuş, "Bu sene yağmur çok yağdığı için yeşermiş. Çok geç kaldık ama yine de idare eder. Bunları kestiğiniz zaman narlar daha güzel oluyor, daha büyük oluyor" ifadelerini kullandı. Yüksek ziraat mühendisi Mehmet Tekçe de Suruç narında bahar döneminde bakım ve budama çalışmalarının başladığını vurgulayarak, " Avrupa Birliği tarafından tescil edilen Suruç Narımızın özel bir bakımı var. İlkbaharda yeni çıkan sürgünler budamayla kesiliyor ki narımızın kalitesi daha yüksek olsun, narlarımız daha iri olsunlar. Bu nedenler her yıl ilkbaharda bu bakımlar yapılıyor" diye konuştu.
Köyceğiz’de 98 üreticiye İpekböceği larvası dağıtıldı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:32 Köyceğiz’de 98 üreticiye İpekböceği larvası dağıtıldı Muğla’da kırsal kalkınmayı destekleyen alternatif üretim modellerinden biri olan ipekböcekçiliğinin yaygınlaştırılması amacıyla, Köyceğiz ilçesi Pınarköy Mahallesi’nde ipekböceği dağıtım töreni gerçekleştirildi. Tarihi yaklaşık 5 bin yıl öncesine dayanan ve doğanın sunduğu en zarif liflerden biri olan ipeğin, Muğla için önemli bir geçim kaynağı olmaya devam ettiği vurgulandı. Türkiye genelinde ipekböceği üretimi yapan işletmelerin yüzde 6,2’sinin Muğla’da bulunduğu, 2025 yılı itibarıyla 5 bin 892 kilogram üretim ile ilin Türkiye genelinde 3. sırada yer aldığı, işletme sayısı bakımından ise 5. sırada bulunduğu ifade edildi. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal yaptığı konuşmada, ipekböcekçiliğinin ilde yeniden önem kazandığını belirterek, "İlimizde 2025 yılı itibarıyla 23 mahallede 106 işletmede üretim yapılmaktadır. 2026 yılında ise bu sayının 142 işletmeye ulaşması beklenmektedir. Köyceğiz ilçemiz üretimin merkezinde yer almakta olup, Pınarköy Mahallemizde Kozabirlik tarafından temin edilen ipekböceği larvaları 98 üreticimize teslim edilecek" dedi. Topal ayrıca, İl Müdürlüğü tarafından hayata geçirilecek yeni bir proje kapsamında ipekböceği yetiştiricilerine yüzde 75 hibe desteği ile gerekli malzemelerin temin edileceğini belirterek, ilerleyen süreçte dut fidanı dağıtımının da gerçekleştirileceğini ifade etti. Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu ise konuşmasında, çocukluk yıllarından bu yana aşina olduğu ipekböceği üretiminin Pınarköy Mahallesi’nde devam etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, üreticilere bereketli bir sezon diledi. 98 üreticiye ipekböceği larvaları dağıtılırken, törene; Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Mehmet Kuray, Köyceğiz İlçe Tarım ve Orman Müdürü Eşref Arslan, Kozabirlik Ege Bölge Temsilcisi Faik Ramazan Akyüz ile üreticiler katıldı.
İş Bankası’ndan lise öğrencileri için girişimcilik programı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:30 İş Bankası’ndan lise öğrencileri için girişimcilik programı Workup’ın lise öğrencisi gençler için üretim odaklı bir hızlandırma programı olarak hayata geçireceği WorkupOnBoard başvuruları 15 Mayıs’ta sona eriyor. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program hibrit olarak 4-26 Temmuz’da düzenlenecek. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup, lise öğrencilerine yönelik yeni girişimcilik programı WorkupOnBoard’ı hayata geçiriyor. İş Bankası bünyesinde yer alan Yapay Zekâ Fabrikası (YZF) yürütücülüğünde gerçekleştirilecek WorkupOnBoard, bir projenin fikir aşamasından çalışan bir ürüne dönüşmesine kadar olan sürece yönelik yüksek yoğunluklu bir hızlandırma programı olarak kurgulandı. Program ile yapay zekanın geleneksel teorik eğitim modellerinden ayrışarak yalnızca bir bilgi aracı değil, doğrudan bir üretim ortağı olarak kullanıldığı bir yapı sunuluyor. Katılımcılar program boyunca yapay zekâ destekli geliştirme araçları ile ürünlerini sıfırdan oluşturacak, gerçek kullanıcılarla test edecek ve hızlı iterasyonlarla (yinelemelerle) geliştirme sürecini deneyimleyecek. 21 günlük program, fikir geliştirme ve MVP (minimum uygulanabilir ürün) oluşturma, kullanıcı doğrulama ve ürün iyileştirme, büyüme ve Demo Day hazırlığı olmak üzere üç temel fazdan oluşacak, haftanın 3 günü fiziksel mentor destekli üretim, 2 günü ise asenkron çalışma yapılacak. Katılımcılara bulut ve yapay zekâ araç kredileri ile belirli reklam/test bütçesi verilerek, geliştirdikleri ürünleri gerçek kullanıcılarla buluşturma imkânı sunulacak. Bu yaklaşım ile katılımcıların doğrudan müşteriyle temas kurabilen, test edilmiş ürünler geliştirmesi hedefleniyor. Program sonunda katılımcılar, çalışan bir MVP, kullanıcı geri bildirimlerine dayalı ürün geliştirme deneyimi ve girişimcilik refleksi kazanacak, İş Bankası Girişimcilik Ekosistemine erişim elde edecek. Ayrıca, ekipler Demo Day’de projelerini girişimcilik ekosistemi paydaşlarına sunma şansı yakalayacak. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program 4-26 Temmuz arasında hibrit olarak düzenlenecek. Yüz yüze bölümleri İş Vapur’da gerçekleştirilecek programa başvurular, 15 Mayıs’a kadar workup.ist/workuponboard üzerinden yapılabiliyor.
Bakan Işıkhan: ’’İş gücü piyasalarında yaşanan küresel değişimleri risk değil fırsat olarak görüyoruz’’
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:27 Bakan Işıkhan: ’’İş gücü piyasalarında yaşanan küresel değişimleri risk değil fırsat olarak görüyoruz’’ OECD 2026 Beceriler Zirvesi kapsamında düzenlenen basın toplantısında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann açıklamalarda bulundu. Işıkhan, küresel iş gücü piyasalarındaki değişimleri fırsat olarak değerlendirdiklerini ifade etti. OECD 2026 Beceriler Zirvesi çerçevesinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ortak bir basın toplantısı düzenledi. Zirve kapsamında, 25’i bakan, 20’si bakan yardımcısı olmak üzere 57 ülke ve uluslararası kuruluştan yaklaşık 300 temsilci Türkiye’de ağırlanıyor. İki gün sürecek zirvede; teknolojik değişim ve dönüşümün küresel ve bölgesel etkileri ile çalışma hayatı ve eğitim sistemlerinin bu süreçle ilişkisi ele alınacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Işıkhan, ‘‘2023 yılında Ülkemizde açılan, OECD İstanbul Merkezi ile OECD; bölgesel programlar geliştirerek, çok daha geniş coğrafyalara erişim imkanı kazanmıştır. Bu merkezin görev süresinin 3 yıl daha uzatıldığına yönelik karar, dün Resmi Gazete yayınlanmıştır. Hayırlı olmasını diliyorum’’ ifadelerini kullandı. ‘‘İş gücü piyasalarında yaşanan küresel değişimleri risk değil fırsat olarak görüyoruz’’ Basın mensuplarının da sorularını yanıtlayan Işıkhan, iş gücü piyasalarında yaşanan değişimlerle ilgili görüşlerini dile getirdi. Işıkhan, ‘‘İş gücü piyasalarının bölgesel ve küresel düzeyde yaşanan değişikliklerin, ülkemiz iş gücü piyasalarını etkilemesini bekliyoruz, her ülke gibi bekliyoruz. Çünkü Türkiye dünyadan kopuk şekilde yaşayan bir ülke değil. Biz bunu bir risk olarak değil, bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Çünkü Türkiye’nin güçlü bir ekonomik yapısı söz konusu. İŞKUR’umuz özellikle yeni ortaya çıkabilecek mesleklere yönelik hazırlıklarını sürdürüyor. Biz hazırız, biz bunu bir risk olarak görmüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu baz alarak bu istihdam politikalarımızı, hem kadınları hem de gençleri iş gücü piyasasına katacak aktif istihdam politikalarını hayata geçirmeye gayret ediyoruz" şeklinde konuştu. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün resmi tatil ilan edilmesinin emeğe verilen hukuki bir sembol anlamına geldiğini belirten Işıkhan, "Ülkemizde de hatırlarsanız 1 Mayıs derken hep sol marjinal örgütlerin çatışmalarının yaşandığı, farklı noktalara çekildiği siyasi anlamda da farklı bir boyuta çekildiği gün olarak kutlanıyordu. Fakat Cumhurbaşkanımızın özellikle 2009 yılında 1 Mayıs’ı resmi tatil ilan etmesiyle birlikte bu topraklarda emeğe verilen değer hukuki ve sembolik anlamda da tescil edilmiş oldu. Ancak 1 Mayıs’la birlikte biz çalışma hayatımızda sendikal hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi, toplu sözleşme süreçlerinin daha da demokratikleşmesi ve çalışma barışı, Bakanlık olarak bizim en çok önem verdiğimiz konuların başında geliyor; çalışma barışının da çalışma hayatında tahkim edilmesi konularında çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Mathias Cormann’dan küresel ekonomi için beceri gelişiminin önemi vurgusu OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ise toplantıdaki değerlendirmesinde, beceri gelişiminin küresel ekonomiler için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Cormann, iş gücü dönüşümü, dijitalleşme ve eğitim politikalarının ülkelerin geleceğini doğrudan etkilediğini dile getirdi.
İşletmelere e-ihracat uyarısı
27 Nisan 2026 Pazartesi - 11:58 İşletmelere e-ihracat uyarısı Küresel ölçekte daralan ekonomiler ve iç pazardaki talep yavaşlaması karşısında e-ihracatın işletmeler için bir tercihten ziyade hayatta kalma meselesine dönüştüğü, bu süreçte salt ciroya odaklanmak yerine finansal okuryazarlık ve karlılık odaklı stratejilerin benimsenmesi gerektiği belirtildi. Ekonomi uzmanları, artan operasyonel maliyetler ve enflasyonist baskılara karşı şirketlerin finansal sürdürülebilirliklerini koruyabilmeleri için sınır ötesi e-ticareti en güçlü alternatif olarak gösteriyor. Geleneksel ticaret modellerinin kar marjlarını giderek kaybettiği bu dönemde döviz girdisi sağlayan e-ihracat ekosistemi, yerel pazarlara sıkışan işletmeler için yeni bir "nefes alanı" oluşturuyor. Ancak sektör temsilcileri, global pazarlara açılmanın sadece ürün listelemekten ibaret olmadığı, ciddi bir finansal okuryazarlık, stratejik planlama ve devlet desteklerinin doğru kullanımı ile mümkün olabileceği konusunda uyardı. "Eski alışkanlıklarınızdan vazgeçin" Global Seller Academy Kurucu Ortağı Hasan Basri Demir, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, e-ticarette yaşanan yapısal dönüşümle birlikte geleneksel "al-sat" devrinin tamamen kapandığını ifade etti. Daralan ekonomilerde yeni çıkış yolunda kalıcı olabilmek için eski alışkanlıklardan vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Demir, e-ihracata yönelen firmaların "ciro illüzyonu" tuzağına karşı dikkatli olmaları gerektiği uyarısında bulundu. Demir, "Bugün birçok işletme, e-ticaret platformlarındaki yüksek satış hacimlerine bakarak büyüdüğünü zannediyor. Ancak arka plandaki gizli maliyetler, iade oranları, yanlış fiyatlama stratejileri ve lojistik giderleri hesaplanmadığında, artan ciro sadece illüzyondan ibaret kalıyor. Günün sonunda şirketler, kâr ettiklerini düşünürken aslında sermayelerini eritiyor. Daralan ekonomilerde ayakta kalmak isteyen bir işletmenin, finansal okuryazarlığı merkeze almadan global pazarlarda başarılı olma şansı sıfırdır" dedi. "Ezbere ihracat devri bitti" İç pazarda sıkışan bir işletmenin global pazarlara açılırken ilk adımı nasıl atması gerektiğini de anlatan Demir, "Bu noktada yapılan en büyük stratejik hata hesap açıp katalog yüklemek. İlk adım operasyonel değil, tamamen analitik olmalıdır. ’Elimde bu ürün var, bunu satayım’ mantığı yerini ’Hedef pazardaki veri ne söylüyor, hangi ürüne ihtiyaç var ve benim birim maliyetim (unit economics) bu rekabeti kaldırır mı?’ sorularına bırakmalı. Pazar yeri dinamiklerinin analizi, rakip araştırması ve doğru fiyatlandırma stratejisi kurulmadan sınır ötesine geçen tek bir ürün bile markaya zarar yazar. Biz e-ihracatı operasyon değil, uçtan uca tasarlanması gereken zihniyet dönüşümü olarak görüyoruz" diye konuştu. "Devlet teşvikleri küresel rekabette çarpan etkisi oluşturuyor" Demir, Ticaret Bakanlığının e-ihracatçılara sunduğu desteklerin dünyadaki en kapsamlı paketlerden biri olduğuna işaret ederek, dijital pazarlamadan sipariş karşılama (fulfillment) hizmetlerine ve E-Turquality programına kadar uzanan bu teşviklerin oyun değiştirici gücüne vurgu yaptı. Demir, "Birçok firma bürokratik süreçlerden çekindiği veya bilgi eksikliği yaşadığı için bu haktan mahrum kalıyor. Oysa sağlam finansal planlamayla entegre edilen devlet teşvikleri, sadece maliyetleri düşürmekle kalmaz, yerel KOBİ’yi global markaya dönüştüren çarpan etkisi oluşturuyor" şeklinde konuştu. E-ihracat vizyonu Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırılıyor Sektördeki dönüşüme rehberlik eden Global Seller Academy, bir eğitim kurumu olmanın ötesine geçerek Türkiye genelinde "e-ihracat seferberliği" yürütüyor. Sanayi ve ticaret odaları, ihracatçı birlikleri ve kamu kurumlarıyla sağlanan stratejik işbirlikleri sayesinde e-ihracat vizyonu metropollerin dışına taşınarak Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırılıyor. Kamu-özel sektör dayanışmasıyla hayata geçirilen projeler, yerelde üretim yapan sanayici ve KOBİ’lerin ürünlerini doğrudan global tüketiciyle buluşturuyor. Akademinin verilerine göre, sadece 2025 yılında 3 bin 700’den fazla firmaya ulaşılarak yerel üreticilerin sınır ötesi pazarlara entegrasyonu sağlandı. Uzmanlar, yürütülen bu seferberliğin yerel üreticilerin döviz kazanma kapasitesini artırmanın yanı sıra istihdamı koruyarak Türkiye’nin bölgesel kalkınmasına da stratejik ve kalıcı katkı sunduğunu belirtiyor.