EKONOMİ
Antalya’da Risk Zirvesi artan risklere karşı dayanıklılığı gündeme taşıdı 07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:36:43 Antalya’da düzenlenen Risk Zirvesi’nde değişen risk dünyası ve işletmelerin bu yeni döneme nasıl hazırlanması gerektiği ele alındı. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı Antalya Risk Zirvesi’nin "Afet ve Yangın Dayanıklılığı" özel oturumunda farklı sektörlerden temsilcilerin yer aldığı panel ile iş sürekliliği, risk yönetimi ve afetlere karşı hazırlık çok boyutlu olarak değerlendirildi. Antalya’da düzenlenen Risk Zirvesi, kamu, özel sektör temsilcilerini ve akademisyenleri bir araya getirdi. Zirveye Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu’nun yanı sıra iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı. "Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır" Zirvenin açılışında Antalya’nın bir turizm destinasyonu olmakla sınırlı kalmadığını. turizm, tarım ve sanayinin entegre olduğu çok katmanlı ve stratejik bir ekonomik ekosistem olarak okunması gerektiğini söyleyen BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz, "Bugünün dünyasında marka, tanıtım kampanyalarının yanı sıra krizlere karşı gösterilen dirençle inşa ediliyor. Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır. Bu nedenle sürdürülebilirliği de yeniden tanımlamalıyız. Sürdürülebilirlik denilince akla ilk olarak çevresel duyarlılık ya da karbon ayak izi gelebilir. Ancak sürdürülebilirlik aynı zamanda operasyonel süreklilik, kriz dayanıklılığı ve risk yönetimi kapasitesidir. Yangın ve afet dayanıklılığı de stratejik bir rekabet unsurudur. Afetlere hazırlıklı olan işletmeler daha hızlı toparlanır, daha fazla yatırım çeker, daha güçlü iş ortaklıkları kurar ve en önemlisi rekabette kalıcı bir avantaj elde eder" açıklamasında bulundu. "Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor" Risk yönetiminin kriz anlarında başvurulan teknik bir alan olmakla sınırlı kalmayıp, işletmelerin finansal dayanıklılığını, rekabet gücünü, üretim kapasitesini ve en önemlisi sürekliliğini doğrudan belirleyen temel bir yönetim meselesi olduğunu belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci, "Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine ekonomideki payınız büyüdükçe, risklerin etkisi de büyüyor. Bir yangın, bir afet, bir altyapı kesintisi ya da iklim kaynaklı bir tehdit işletmenin bilançosunun yanı sıra tedarik zincirini, istihdamı, bölgesel geliri ve ülke ekonomisine sağlanan katkıyı da etkileyebiliyor. Bu nedenle yangın riski, afet hazırlığı, sigorta bilinci ve iş sürekliliği başlıkları teknik başlıklar olmanın çok ötesinde doğrudan kalkınma başlıklarıdır. Afet sonrası toparlanma maliyetlidir önleyici risk yönetimi ise hem daha akılcı hem daha ekonomiktir" diye konuştu. Çoklu ve bağlantılı riskler artık "yeni normal" Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün ise, risk kavramının geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek, "Bugün risk artık istisnai bir durum değil, iş dünyasının yeni normali. Üstelik yalnızca fiziksel hasarlarla sınırlı kalmıyor; iş sürekliliğini, tedarik zincirlerini ve ekonomik sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen çok boyutlu sonuçlar oluşturuyor. Biz Allianz Türkiye olarak bu nedenle sigortacılığı yalnızca hasar sonrası devreye giren bir mekanizma olarak değil, risk gerçekleşmeden önce başlayan bir süreç olarak ele alıyoruz. İşletmelerin risklerini önceden görmelerine, hazırlıklı olmalarına ve dayanıklılıklarını artırmalarına destek olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Antalya gibi turizm ve hizmet sektörünün yoğun olduğu, ekonomik çeşitliliğin yüksek olduğu bir şehirde bu konuyu ele almak ise ayrı bir önem taşıyor. Çünkü dayanıklılık sadece tek tek işletmeler için değil, bulunduğumuz şehirlerin ve ekonominin sürdürülebilirliği için de kritik. Bu zirveyi de bu nedenle çok kıymetli buluyoruz; ortak akılla daha hazırlıklı ve daha dirençli bir gelecek inşa etmek için önemli bir adım olarak görüyoruz" dedi. Zirvede bilimsel ve sektörel bakış bir araya geldi Zirvede Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, "Afet Olsaydı? Yangın, Dayanıklılık ve Gerçek Risk Algısı" başlıklı konuşmasıyla risklerin bilimsel boyutunu ele aldı. Zirve kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda ise farklı sektörlerden temsilciler, risk yönetimi ve iş sürekliliği konularını çok boyutlu olarak değerlendirdi. Moderatörlüğünü Semih Beken’in üstlendiği panelde Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Perihan İnci ile Allianz Türkiye Risk Mühendisliği ve Allianz Teknik Direktörü Dr. Ceyhun Eren konuşmacı olarak yer aldı. Panelde afetlere karşı hazırlık, sektör bazlı riskler ve işletmelerin dayanıklılığını artırmaya yönelik çözüm önerileri ele alındı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:21 Tekirdağ’da kirazlar çiçek açtı, üreticide bereket umudu Tekirdağ’da baharın gelişiyle kiraz ağaçlarının çiçek açması üreticilerde bu yıl için yüksek verim beklentisi oluşturdu. Tekirdağ genelinde sofralık değeri yüksek Ziraat 0900, Regina, Lambert ve Star Giant gibi kaliteli kiraz çeşitleri yetiştirilirken, özellikle Şarköy ilçesinde sanayi üretiminde kullanılan Altıparmak kirazı da bölge ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. Baharın habercisi kiraz çiçekleri, üreticiler için yalnızca görsel bir şölen değil, aynı zamanda bereketli bir sezonun ilk işareti olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, çiçeklenme döneminin sağlıklı geçmesinin rekolte açısından kritik olduğuna dikkat çekerken, üreticiler de hava şartlarını yakından takip ediyor. Her çiçeğin yeni bir başlangıç anlamına geldiğini belirten üreticiler, bu yıl hem kalite hem de verim açısından güçlü bir sezon bekliyor. Öte yandan kiraz üretimi, sadece tarımsal faaliyetle sınırlı kalmayıp sosyal ve kültürel etkinliklerle de destekleniyor. Bu yıl 60’ıncısı düzenlenecek olan Kiraz Festivali’nin üreticiler ile vatandaşları bir araya getirerek hem tarımsal üretimin önemine dikkat çekmesi hem de Tekirdağ’ın tanıtımına katkı sağlaması bekleniyor. Tekirdağ Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de üretimden tüketime kadar geçen süreçte denetimlerini sürdürerek ürünlerin güvenli bir şekilde tarladan sofraya ulaşmasını sağlamaya devam ediyor. Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "İlimizde kiraz ağaçlarının çiçeklenme sürecinin sağlıklı başlaması, sezonun verimli geçeceğine dair önemli bir göstergedir. Ancak bu dönem aynı zamanda zirai don, aşırı yağış ve ani sıcaklık değişimleri gibi risklere de açık bir süreçtir. Üreticilerimizin bu süreçte gerekli tedbirleri almaları büyük önem taşımaktadır. Müdürlüğümüz ekipleri sahada kontrollerini sürdürerek üreticilerimize teknik destek sağlamaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:18 Aksaray’da yağmur yağışları tarımsal üretime can suyu oldu Aksaray’da 3 aydır aralıklarla devam eden yağmur yağışları hem üreticinin yüzünü güldürdü hem de tarım arazilerine adeta can suyu oldu. Birçok tarım arazisi hiç sulama yapılmadan mayıs ayına kadar gelirken, hasat dönemi yaklaşan sarımsak tarlaları yağmur suları ile yeşerdi. Halen yağışların aralıklarla devam ettiği Aksaray’da rekoltede geçen yıla oranla 2 katı artış bekleniyor. Nüfusunun yüzde 80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray’da bu yıl sürekli olarak yağan yağmur yağışları tarım arazilerine adeta can suyu oldu. Tarım üretiminde birçok üründe ülkede ilk 10’a giren Aksaray’da yağışlar nedeniyle rekoltede 2 katı artış bekleniyor. Organik sarımsak üretimiyle yurt dışına ihracat yapan üretici Uğur Öngün, geçen yıl eylül ayında dikim sezonuna girdiklerini ve mayıs ayına kadar yağmur sayesinde herhangi bir sulama yapmadıklarını söyledi. Son 5 yılın en yüksek yağış miktarını aldıklarını belirten Öngün, "Biz sarımsak üretimi yapıyoruz. Organik tarım sarımsak alanındayız. Biz yaklaşık son 5 yıldır bu şekilde bir yağış almadık. Dikim tarihimiz eylül ayında başladı. Ekim ayında sarımsaklarımızın dikim zamanlaması bitmişti. Bu zamana kadar herhangi bir sulama yapmadık. Çünkü yağışlarımız son 5 yılın belki de daha fazla en güzel yağış miktarına ulaştı. En güzel yağışları aldık bu sene. Toplamda yaklaşık 7 aydır sulama yapmadık. Normalde şu anda ikinci suyunu vermemiz gerekiyordu. Ama şu an hiç su vermedik ve yağışlar tamamen topraklarımızı ıslak tuttu. Şu an 3 hafta boyunca bitkimiz su istemiyor" dedi. "Bitkilerimiz diğer yıllara göre daha çok gelişmiş durumda" Düzenli yağışlar nedeniyle bitki gelişiminin de çok iyi olduğunu belirten Öngün, "Yağan yağmurların içindeki azotlar ve zamanlamaları bitkiye zamanında girdiği için bitkilerimiz şu anda çok iştahlı. Bitkilerimiz diğer yıllara göre daha çok gelişmiş durumda. Yeşil aksamı gördüğünüz gibi çok iyi, şu ana kadar da herhangi bir hastalık olmadı. Yağışların içerisinde azot miktarları yüksek olduğu için de bitkilerimizin gelişimi şu an çok çok daha iyi. Havaların ısınmamasına rağmen düzenli, zamanlı yağan yağmurlar bitkinin gelişimini müthiş derecede geliştirip iştah oluşturdu. Bitkiler şu anda müthiş derecede gelişim sağlıyor. Bu sene geçtiğimiz yıllara oranla yağışların ve verimliliğin iyi olmasından dolayı yaklaşık 2 katı rekolte artışı bekliyoruz" diye konuştu. "7 aydır bitkilere su vermedik, 1,5 ay sonra hasadımız var" Hasada 1,5 ay kalmasına rağmen 7 ay boyunca hiç sulama yapılmadığına değinen Öngün, "Bizim bölgemiz Türkiye’nin hemen hemen en kırsal bölgelerinden birisi. Son 5 yılda bitkilerimiz normalde yağmur ihtiyacı olduğu ve bunu alamadığı için vahşi sulama sistemiyle sulama yapıyorduk. Böylelikle bitkinin çok su ihtiyacı oluyordu, su israfı da oluyordu. Sonucunda da bitkiye yağmur kadar yaramıyordu. Vahşi sulama bitkiyi ve toprağı çok sıkıyordu. Ama yağan yağmurlar zamanlı ve düzenli yağdığı için bitkilerin halen şu an su ihtiyacı yok. 7 aydır bitkimiz toprağın atında ve kafa oluşma evresine ulaşmış durumda. 1,5 ay sonra hasadımız var ve biz hiç sulama yapmadık. Yağan yağmurlar bitki gelişimi ve rekolteye çok katkı sağladı. İnşallah rahmetin bütün ülkemize, üreticilerimize faydalı olması ve devamının gelmesini temenni ediyorum" şeklinde konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:18 Yaş çay sezonuna sayılı günler kala üreticiler hazırlıklarını sürdürüyor Rize, Artvin, Trabzon, Giresun ve Ordu’nun geçim kaynağı olan çayda yeni sezonun başlamasına sayılı günler kaldı. 2026 yılı yaş çay sezonuna hazırlanan üreticiler, çay bahçelerinin 10’da 1’ini budayarak kurallara uygun hale getirdi. Bahçe temizliklerini de yapan üreticilerin bir kısmı gübreyi çay sezonundan önce verirken, kalanını ise 1. sürgünün hemen ardından verecek. Özel sektör temsilcileri ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün alımlara başlamasıyla çay bahçelerine bu kez çay toplamak için girecek olan üreticiler, gözlerini bugünlerde açıklanacak çay taban fiyatına çevirdi. "Kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor" Bu yıl iklim şartları nedeniyle soğuktan etkilenen çay bahçeleri olduğuna dikkat çeken Türkiye Ziraatçılar Derneği Rize Şube Başkanı Müfit Akman, çayın kademeli olarak geldiğini dile getirerek, "Kampanyanın açılışına çok az bir zaman kaldı. Çay bahçeleri soğuklardan etkilense de gelen (olgunlaşan) yerler var. Bir miktar soğuğun etkilediği yerler var. Bu nedenle kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor" dedi. "Bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım" Çay tarımının sürdürülebilirliği için müstahsillerin dikkatli olması gerektiğine vurgu yapan Akman, "Çayın sürdürülebilirliği için bazı tedbirlerin alınması ve yapılması lazım. Burada hem üreticilere hem işletmelere çok yük düşüyor. Bunlar önem arz ediyor. Öncelikle şu anda gübreleme sezonu bitti gibi. Bazı üreticilerimiz de çay patlattığı için, işte havalar yağışlı, birinci sürgünü toplayıp hemen akabinde atmak için bekliyor. Bu da doğru bir uygulama. Çay bitkisi üzerine Doğu Karadeniz’de özellikle kar yağan bir bitki olduğu için bir avantajımız var. Bu avantajı iyi değerlendirip, bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım. Üreticilerimiz gübre atarken maalesef ısrarla diyoruz set aralarına atın. Çay ocağının içerisine atmayın, değnekle vurmayın gibi uyarılarımız olmasına rağmen sahada yeni işte bugün de 5-6 bahçede ıslak olan çay bahçesine serpme şeklinde atılmış belli. Çay tamamen patlatmış, sürgünler yanmış. Bu da verim düşüklüğünü, kalitesizliği arttırıyor" ifadelerini kullandı. "Kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor" Budamalarını yapan üreticilerin bu hafta içerisinde ÇAYKUR’a bildirimde bulunması gerektiğini hatırlatan Akman, "Yerden yüksekliği 20 santimetreyi geçmeyecek şekilde her üreticinin kayıtlı olan çay bahçesinden 1/10 budama yapması gerekir. Eğer budama yapıp fabrikalarına, bağlı oldukları fabrikalarına tespit ettirirlerse ÇAYKUR’a o yıl için çay satabilir konuma geliyor. Yoksa diğer türlü budama yapmazsa özel sektöre satıyor, bunda bir kayıp yok. Budamasını yapmış olan üreticiler veya eksiği olup tamamlamış üreticiler hafta içerisinde mutlaka bunları tamamlayıp bitirmeleri lazım. Çünkü kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor havalar bu şekilde giderse. Bu nedenle hazır bir şekilde bahçelerde ot temizliği yaparak, kampanyaya hazır girmelerini önemli buluyoruz" şeklinde konuştu. "Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim" Üreticileri gübreleme konusunda da uyaran Akman, "Tarım kireci atın diyoruz. Bizim topraklarımız sürekli kimyasal kullanıldığından, 90 yılından bugüne kimyasal kullanmanın verdiği zararla pH değerleri hızla düştü, 3.7, 4.5 gibi. Bizim bunu yukarı çıkarmamız lazım. Kimyasal gübrede de bu amonyum sülfatlı gübreler toprak yapısını bozuyor. Bir an için belki çabuk eriyor, bitki gelişimi sağlıyor ama biz 25-5-10 dediğimiz granül gübrenin set aralarına 60-80 kilogram arasında verilmesini öneriyoruz. Buna uysunlar. Üretici çok gübre atarak çok ürün alamıyor. Bitki de bir canlı, toprakta da bir sürü canlılar var. Bu nedenle bağlıyor birbirini, onun için fazla gübre atmalarına gerek yok. Dönüme 60-80 kilogram, hatta bunu verebiliyorlarsa yüzde 50-60’ını birinci sürgün öncesi, mart ayı sonu, nisan ayının başlangıcı, kalan yüzde 40’ını da birinci sürgünü topladıktan sonra. Biz işin kolayına kaçıyoruz. Böyle bir ürün var, ekmesi yok, dikmesi yok, Mevla vermiş. 80-90 yıldır bu bölgeye gelir getiriyor. Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim" şeklinde konuştu.
Tunceli’de devlet destekleri kapsamlı bir şekilde anlatıldı
04 Kasım 2025 Salı - 18:42 Tunceli’de devlet destekleri kapsamlı bir şekilde anlatıldı Yatırım teşvikleri, girişimcilik destekleri ve üretim odaklı projelere yönelik devlet destekleri, Tunceli’de düzenlenen bilgilendirme toplantısında kapsamlı bir şekilde anlatıldı. Tunceli Hüseyin Güntaş İl Halk Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen "Devlet Destekleri Bilgilendirme Toplantısı", girişimciler, işletme sahipleri ve kamu kurumlarının temsilcilerini bir araya getirdi. Programda, farklı kurumlar tarafından sunulan yatırım teşvikleri, girişimcilik destekleri ve üretim odaklı projelere sağlanan hibeler detaylı şekilde anlatıldı. Katılımcılara; güncel destek türleri, başvuru koşulları, süreç yönetimi ve uygulama örnekleri üzerine kapsamlı bilgiler aktarıldı. Toplantı, Tunceli’de üretim, istihdam ve girişimciliği teşvik eden politikaların daha geniş kesimlere ulaşması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Tunceli ile Elazığ arası ulaşımı kolaylaştıran feribotların doluluk oranından memnuniyet duyduğunu dile getiren Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl, söz konusu doluluğun Tunceli’ye olan ilgiyi gösterdiğini belirtti. Pertek Köprüsü’nün gerekli olduğundan bahseden Vali Aygöl, "Şu anda Tunceli’de en büyük şikayet konusu ‘Pertek Köprüsü yok, büyük kuyruklar oluşuyor, 4 tane feribot yetmiyor, bunları artırmanız lazım’ şeklinde. Ben de arada ‘alternatif yolumuz var, kullanabilirsiniz’ diyorum. Neden sıkıntı oluyor? Daha önce saatte bir feribotu kaldırmamıza rağmen dolmuyordu. Büyük bir umut var çünkü, insanlar geliyor. Bu sevinmemiz gereken bir husus. 10 kilometrelik kuyrukların bizi üzmemesi gerekiyor, mutlu etmesi gerekiyor. Çünkü insanların bu memlekete ilgi ve alakası var. Evet köprünün en iyisi lazım. Bunu hepimiz destekliyoruz, inşallah köprüyü bu memlekete kazandıracağız. Ama bu arada bu köprünün yokluğu, araç kuyruklarının varlığı bu şehre olan ilgi ve alakanın bir göstergesi" dedi. "Bundan sonra yapacağımız iş, buradan giden gençliği buraya çekmek" İlerleyen teknolojinin kentte mevcut tarımı ve hayvancığı kötü etkilediğini, köylerde nüfusların zamanla azaldığını ve buna bir çözüm bulunması gerektiğini belirten Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin Coşkun, "Biz bu toplantının bir dönüm noktası olmasını bekliyoruz. Gerçekten dönüm noktası olmalı ve fabrika ayarlarına geri dönmeliyiz. 1980, 1990’larda, teknolojinin çok az geliştiği zamanlarda her ilçemizde 60 tane köy, yaklaşık 300-400 köyümüzün her birinde 60-70 tane hane vardı. İnsanlar tarımla ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada teknoloji gelişti, iletişim alanları gelişti, yollar açıldı ama insanlar üretim yapmaktan kaçıyorlar. Dolayısıyla bizim bundan sonra yapacağımız iş, buradan giden gençliği buraya çekmek, o gençliği üretime kazandırmak" şeklinde konuştu. Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Hıdır Belice ise "Gelişen ve değişen dünyayla birlikte ilimizin de bölgemizde geri kalmışlığını ve kendi sorunlarıyla baş başa kalmışlığını artık bir kader olmaktan çıkarıp iyi bir kalkınma hamlesiyle, istihdamla, katma değeri sağlayacak bir kente dönüştürmek için hepimizin görevi, hepimizin omuzlarında birer yük olarak durmaktadır. Biz küçük esnaf ve sanatkarlarımızın ufkunda ve hafızasında ne kadar farkındalık yaratabilirsek bu farkındalığı üretime, katma değere, istihdama kazandırıp devletin teşvik ve desteklerinden faydalandırmasını bilirsek emin olun bu ekonomimiz, gelişmişliğimiz artacak ve işin içerisinde yer alan esnaf ve sanatkarlarımız hak ettikleri yere geleceklerdir. İlimizde kadın girişimcilerimizin çok ciddi bir yeri ve rolü vardır. Odamızın üye sayısına baktığımız zaman diğer illere göre en çok kadın girişimcilerin yer aldığı bir potansiyele ve kitleye sahibiz. Yüzde 35-40 civarında kadın girişimci ve esnafın olduğu bir meslek kuruluşunun temsilcisiyiz. Dolayısıyla kadın esnaflarımızın, genç kızlarımızın desteklenmesi olmazsa olmazlarımızdan biri olmalıdır" diye konuştu. (FD-CK-
Gençlerin 10 projesine destek
04 Kasım 2025 Salı - 16:56 Gençlerin 10 projesine destek DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi öğrenci toplulukları, 3’ü ulusal, 7’si yerel olmak üzere toplam 10 proje destek kazandı. Düzce Üniversitesi bünyesinde yer alan öğrenci toplulukları, Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen, öğrencilerin kişisel, sosyal, sportif ve kültürel gelişimlerine katkı sunmak amacıyla hayata geçirilen Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında sundukları 10 projeyle destek almaya hak kazandı. Türkiye genelinde devlet ve vakıf üniversitelerinden 3 bin 764 proje başvurusu yapılırken, Düzce Üniversitesi öğrenci toplulukları, 3’ü ulusal, 7’si yerel olmak üzere toplam 10 proje ile destek kazandı. Öğrenci topluluklarının elde ettiği önemli başarı hakkında konuşan Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, Düzce Üniversitesi’nde eğitim anlayışının yalnızca akademik bilgiyle sınırlı kalmadığını, öğrencilerin sosyal, kültürel, sanatsal ve toplumsal yönlerini geliştiren bir üniversite yaşamı geçirmelerine büyük önem verildiğini ifade etti. Öğrencilerin fikirleri, enerjisi ve üretkenliği ile şekillenen projelerin çalışmalara değer kattığını dile getiren Sözbir, "Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ÜNİDES’in 5. dönem sonuçlarına göre üniversitemiz öğrenci toplulukları, 3’ü ulusal 7’si yerel olmak üzere toplam 10 projeyle desteklenmeye hak kazanmıştır. Bu sonuç, öğrencilerimizin sürdürülebilir bir başarı çizgisine sahip olduğunu ve topluluklarımızın proje kültürünü istikrarlı biçimde devam ettirdiğini göstermektedir. 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı’nda da destek sayısının katlanarak artacağına inanıyorum. Destek almaya hak kazanan değerli öğrencilerimizi ve danışman akademisyenlerimizi gönülden kutluyor, çalışmalarının üniversitemize ve ülkemize yeni ilhamlar kazandırmasını diliyorum" şeklinde konuştu. ÜNİDES 5. Dönem kapsamında desteklenmeye hak kazanan öğrenci topluluklarının arasında; Yönetim Bilişim Sistemleri Topluluğu’nun Ulusal Yapay Zeka ve Dijitalleşme Zirvesi, Yazılım ve Bilişim Topluluğu’nun Arduino ile Temel Elektronik ve Kodlama Atölyesi, Endüstri Mühendisliği Topluluğu’nun Verimlilik’26, Üniversite Artı Kariyer Topluluğu’nun Kampüslerden Filistin’e Dayanışma: Farkındalık Oluşturulması ve Duvar (Mural) Projesi, İngilizce Topluluğu’nun İngilizce Öğretmenliği Alanında Mesleki Farkındalık ve Gelişim Etkinliği, Psikoloji Topluluğu’nun Psikolojinin Perde Arkası, Teknofest Topluluğu’nun Teknofest Teknoloji Konferansı, Sigortacılık ve Sosyal Güvenlik Topluluğu’nun Sektörle Yüz Yüze 3, Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu’nun Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi Farkındalık Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayı ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları Topluluğu’nun Mutfakta Bilimsel Dönüşüm başlıklı projeleri yer almakta.
Ordu’dan İngiltere’ye 9 ton bal ihracatı
04 Kasım 2025 Salı - 16:38 Ordu’dan İngiltere’ye 9 ton bal ihracatı Ordu’dan İngiltere’ye 8 ton 827 kilogram bal ihracatı gerçekleştirildi. Ordu’da 3 bin 500 kayıtlı arıcı, 650 bin kovan varlığı ile yaklaşık 10 bin aile arıcılık sektöründen geçimini sağlıyor. Ordulu gezgin arıcılar tarafından 50’den fazla ilde üretimi yapılan ballar, Avrupa ülkeleri, Hollanda, Almanya, Belçika, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Amerika gibi ülkelerine ihraç ediliyor. Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü tarafından hazırlanan, Avrupa Birliği’nin 10 milyon avro hibe desteği sağladığı ‘Arım, Balım, Peteğim’ projesi kapsamında yapılan ve proje kapsamında kurulan Balmer Şirketi tarafından işletilen bal paketleme tesisinde paketlenen ballar tıra yüklenerek, İngiltere’ye ihraç edilmek üzere yola çıktı. Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, programda yaptığı konuşmada, emeklerinin meyvesini uluslararası alana taşımanın gururunu yaşadıklarını söyledi. Çiftçi, "İngiltere’ye toplam 8 ton 827 kilogram doğal Ordu balı ihracatı gerçekleştireceğiz. Bu ihracat, sadece bir ticari faaliyet değil, aynı zamanda Türk arıcılığının ve Ordu balının dünya çapında kazandığı güvenin bir göstergesidir. Amacımız, ülkemizin tarımsal ihracatını güçlendirmek, üreticimizin emeğini hak ettiği değere ulaştırmak ve Ordu balını dünya markası haline getirmektir. Bu süreçte emeği geçen tüm arıcılarımıza, birlik üyelerimize ve ihracat sürecinde destek veren kurumlarımıza teşekkür ediyor, bu ihracatın bölgemize, ülkemize ve tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum" şeklinde konuştu. Öte yandan Ordu’dan son 5 yılda yaklaşık 300 ton bal ihracatı yapılırken, en çok bal ihracatı İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, Amerika’ya gerçekleştirildi. Bal ihracatı programına, Ordu Vali Muammer Erol, İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Şeref Cınbırtoğlu da katıldı.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Atalay: "Yeni bir düzenleme olmazsa Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmayacağız"
04 Kasım 2025 Salı - 16:30 TÜRK-İŞ Genel Başkanı Atalay: "Yeni bir düzenleme olmazsa Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmayacağız" Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Ergün Atalay, "Yeni düzenleme olmazsa, biz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmayacağız, 24-12’de aldığımız karar çerçevesinde aynı noktadan yürüyeceğiz" dedi. TÜRK-İŞ Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Olağan Başkanlar Kurulu Toplantısında asgari ücret başta olmak üzere çalışma hayatında yaşanan sorunlar ve 4 aylık enflasyon verileri masaya yatırıldı. Toplantının ardından açıklama yapan TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, enflasyonla mücadele gerekçesiyle düşük asgari ücret politikasının kabul edilmeyeceğini bildirdi. "Asgari ücretli, emekli çok zor durumda" Atalay, asgari ücretli çalışanın ve emeklinin zor durumda olduğunu ifade ederek, "Bizim asgari ücretliyi yalnız bırakmak, onun meselesini ülke gündemine taşımamak gibi bir düşüncemiz yok. Asgari ücretli bizim örgütlü işçimiz gibi hepsi bizim üyemiz ve kardeşimiz. Biz öyle bakıyoruz meseleye ama Bakan beye geçen hafta ifade ettik. Bu yönetmenlik değişmezse biz aynı noktadayız, buraya katılmıyoruz. Asgari ücretin problemini, sorunlarını her gün, her yerde söylemeye devam ederiz. Bir an evvel bir yönetmenlik değişirse yine bu kurulu toplarız. Başkanlar kurulundan alacağımız karara göre hareket ederiz. İmkan olsa bizim dışımızdan sendikalarda bu işin içinde olsun hiçbir mahsuru yok. Biz asgari ücretliyle oturduk buraya. Enflasyonun yüzde 45 olduğu bir ortamda Yüksek Hakem Kurulu yüzde 8 veriyor, bunun neresi demokratik? Önümüze bir an evvel adil, demokratik bir yapı getirsinler. Şu anda asgari ücretli, emekli çok zor durumda. TÜRK-İŞ ne yapması gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz" açıklamalarında bulundu. "Aldığımız kararlar asgari ücretlinin, emeklinin lehine" Promosyon ücretleri hakkında düzenleme yapılması gerektiğini vurgulayan Atalay, "Geçen sene 22 bin lirayı kimse beklemiyordu. Bizim içimizdeki kimsenin de haberi yoktu. Biz tepkimizi her ortamda, ülkeyi yönetenler nasıl anlıyorsa öyle yapmaya gayret ediyoruz ve yapıyoruz. TÜRK-İŞ olarak aldığımız kararlar asgari ücretlinin, emeklinin lehine. Bizim yapmamız gerekenler neyse yapmaya çalışıyoruz. Bir yıldır Türkiye’nin her yerine mitingler yaptık, eylemler yaptık. Buralarda asgari ücretliyi, kadını, emekliyi konuşuyoruz. Bütün sendikalar bu meseleleri Türkiye gündeminde çalışıyor. Promosyon denen bir şey var, maaş bizim maaşımız. Kamu veriyor bunu, özel sektör diyor ki promosyon vermem. O benim param neden vermiyorsun? Bir an evvel bununla ilgili bir düzenlemeye ihtiyaç var" ifadelerinde bulundu. Ergün Atalay konuşmasının sonunda yeni bir düzenleme olmazsa Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmayacaklarını dile getirerek, "Yeni bir düzenleme olursa yarın bir daha çağırın. Yeni düzenleme olmazsa, biz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmayacağız, 24-12’de aldığımız karar çerçevesinde aynı noktadan yürüyeceğiz" dedi.
Balıkesir’de kırma zeytinlerin hazırlanmasına başlandı
04 Kasım 2025 Salı - 15:54 Balıkesir’de kırma zeytinlerin hazırlanmasına başlandı Türkiye’nin önemli zeytin üretim merkezlerinden Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, yeşil zeytin hasadına başlanırken, kırma zeytin hazırlama mesaisi de başladı. Kırılan zeytinler su içine konurken, haftada bir suyu değiştiriliyor. 2 hafta sonunda da sofralara geliyor. Ali Çetinkaya Caddesindeki işyerinin önünde, bir marangozun yaptığı "hamarat" adı verilen tahtayla zeytin kıran Fatih Özkan, mevsimin ilk kırma zeytininin 2 hafta sonra sofralara geleceğini söyledi. Zeytin sezonunu açtıklarını anlatan 57 yaşındaki Fatih Özkan, yörede zeytin rekoltesi çok düşük olduğundan, fiyatların artığını söyledi. Yörede zeytin rekoltesinin düşük olduğunu kaydeden Fatih Özkan, "Zeytin kırma sezonumuz başlamıştır. Yeşil zeytinlerimizden kırma zeytin yapmaktayız. Bu sene rekolteler düşük geçen seneye göre. Yağmurlarımız olmadığından dolayı zeytinler biraz daha ufak. Hazırladığımız tuzlama ve kırma zeytini piyasaya sürmekteyiz. Kırmalık zeytinler 100-120 lira arasında değişirken, hazırlanmış bir şekilde olduğunda da 140 liraya satıyoruz. Kırma zeytinlerimizi bir hafta bekletiyoruz. İki tane kesme şeker atıp güneşte tutuyoruz, zeytinlerimizin güzel sararması için. Arkasından ikinci haftada da tuzlu su yapıyoruz. Tuzlu suda 3-4 gün beklettikten sonra da yemeye başlıyoruz. Biz limon tuzu katılması taraftarı değiliz. Doğal olarak bu peroksit gazı vardır. Bunun midemizi ve bağırsaklarımızın çalışmasında çok büyük faydaları vardır. Bunun böyle hazırlanması doğal olarak daha güzel daha kaliteli oluyor. Müşterilerimize hayırlı bir sezon diliyoruz. Bütün çiftçilerimize güzel, bol bereketli sezon diliyoruz" dedi.
Gaziantep’ten ekim ayında 928 milyon dolar ihracat
04 Kasım 2025 Salı - 15:32 Gaziantep’ten ekim ayında 928 milyon dolar ihracat Gaziantep, ekim ayında 928 milyon 964 bin dolar ihracatla geçen yıla göre yüzde 2,5 artış göstererek Ocak-Ekim döneminde 8 milyar 333 milyon 234 bin dolara ulaşmayı başardı. Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan ekim ayı ihracat verilerini değerlendirdiği açıklamasında "Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren 6. ili olarak ekim ayında 928 milyon 964 bin dolar ihracat gerçekleştirmeyi başardık. Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,55 artan ekim ayı ihracatımızla birlikte Ocak-Ekim döneminde ise ihracatımızı 8 milyar 333 milyon 234 bin dolara ulaştırdık. Her şeye rağmen üreten, istihdam oluşturan, kent ve ülke ekonomisine değer katan ihracatçı üyelerimize, iş insanlarımıza ve bütün çalışanlarına teşekkür ediyor, işlerinde kolaylıklar diliyorum" dedi. Açıklamasında küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, artan enerji ve hammadde maliyetleri, finansmana erişimdeki zorluklar ve yüksek faiz ortamının ihracatçı üyelerini her zamankinden daha fazla zorladığını vurgulayan Başkan Yıldırım, "Üretim maliyetlerindeki artış, rekabet gücünü korumayı her geçen gün daha güç hale getiriyor. Buna rağmen Gaziantep; üretimden vazgeçmeyen, alın teriyle değer oluşturan bir şehir olarak mücadelesini sürdürüyor ve Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren 6. ili olmayı başarıyor. Çok şükür bu mücadelenin sonucunda da 10 ayda 8,3 milyar dolar ihracata ulaşabildik. Gaziantep ihracatçılarımız, tüm bu baskılara rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemize döviz kazandırmaya devam ediyor. Ancak sürdürülebilir büyüme için finansman şartlarının iyileştirilmesi, ihracatçımızın üzerindeki maliyet yükünün hafifletilmesi ve rekabetçi üretim ortamının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Gaziantep her zamanki gibi dirençli; fakat bu direncin kalıcı hale gelmesi için, reel sektörün nefes alacağı yeni destek mekanizmalarına ihtiyaç duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Gaziantep’in ekim ihracatı 929 milyon doları aştı
04 Kasım 2025 Salı - 15:32 Gaziantep’in ekim ihracatı 929 milyon doları aştı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan 2025 yılı Ekim ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi. Akıncı, Gaziantep’in Ekim ayında 928 milyon 964 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirterek, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,9 oranında artış kaydedildiğini söyledi. Gaziantep’in Ocak - Ekim dönemindeki toplam ihracatının ise 8 milyar 333 milyon 234 bin dolara ulaştığını belirten Akıncı, Gaziantep’in bu performansla Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 6’ncı ili konumunu sürdürdüğünü dile getirdi. Küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalara ve artan maliyet baskılarına rağmen Gaziantep’in üretim istikrarını koruduğunu vurgulayan Akıncı, "Gaziantep, sanayideki çeşitliliği, güçlü tarımsal üretimi ve köklü ticaret kültürüyle ülke ekonomisine değer katmayı sürdürüyor. Bu tablo, kentimizin üretim kapasitesinin ne kadar dirençli olduğunu bir kez daha ortaya koymakta" dedi. Akıncı, son dönemde finansmana erişim konusunda yaşanan sıkışıklığın reel sektörün yatırım planlarını yavaşlattığını ifade ederek, kredi politikalarının üretim odaklı hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinin önemli bir adım olduğunu ancak bunun reel sektöre etkin bir biçimde yansıması gerektiğini kaydeden Akıncı, "Üreticinin kaynak maliyetleri yüksek kaldığı sürece, yatırım iştahı sınırlı kalacaktır. Bankacılık sistemi, kredi kanalını üretime ve ihracata yönlendirmelidir" ifadelerinde bulundu. Küresel pazarlarda talep daralmasının sürdüğünü aktaran Akıncı, Türkiye’nin ihracatta sürdürülebilirliği sağlamak için verimlilik ve katma değer odaklı dönüşüme hız vermesi gerektiğini kaydetti. Akıncı, "Enerji, lojistik ve girdi maliyetlerinin düşürülmesi; ihracat desteklerinin sade, ulaşılabilir ve sonuç odaklı hale getirilmesi bu anlamda büyük önem taşıyor. Gaziantep gibi üretim merkezlerinin küresel rekabette yerini koruyabilmesi bu yapısal adımlara bağlı" dedi. Açıklamasının sonunda ihracat başarısının yalnızca üretim rakamlarıyla değil, planlı ve uzun vadeli bir vizyonla sürdürülebileceğini belirten Akıncı, "Gaziantep’in başarısı, üreticisinin disiplini, ihracatçısının vizyonu ve çalışanlarının alın teri sayesinde kalıcı hale gelmiştir. Bizim için ihracat, sadece bir ekonomik faaliyet değil; emeğin, stratejinin ve istikrarın ortak ürünüdür. Gaziantep, Türkiye’nin üretim gücüne yön veren şehirlerden biri olmaya devam edecektir" diye konuştu.
Büyükşehir, kırsal kalkınmada Türkiye’ye örnek modelini sürdürüyor
04 Kasım 2025 Salı - 15:30 Büyükşehir, kırsal kalkınmada Türkiye’ye örnek modelini sürdürüyor Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılı mazot dağıtım programı kapsamında 46 bin 423 üreticiye 5 milyon 116 bin 875 litre mazot desteği sunuyor. Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla başlattığı yüzde 100 hibe Mazot Dağıtımı Desteği Projesi’nin 2025 yılı dağıtım takvimi kapsamında resmi tören düzenlendi. Çiftçilerin üretim maliyetlerini azaltmak, tarımsal verimliliği artırmak ve kırsal kalkınmayı güçlendirmek amacıyla devam eden projede, 2025 yılı itibarıyla Gaziantep genelinde 46 bin 423 üreticiye toplam 5 milyon 116 bin 875 litre mazot desteği sağlanması planlanıyor. 27 Ekim’de başlayan dağıtımlar, 31 Aralık’a kadar devam edecek. OPET ve SUNPET istasyonlarında yürütülen program kapsamında 27 Ekim Pazartesi, 31 Ekim Cuma ve 3 Kasım Pazartesi tarihlerindeki dağıtımlar tamamlandı. 7 Kasım Cuma ve 11 Kasım Salı günlerinde yapılacak dağıtımlar ise program dahilinde bekleniyor. Mazot desteğiyle üretici yüzde 30, işlenebilir tarım arazisi miktarında ise yüzde 5 artış Projenin ilk yılı olan 2022’de 33 bin 180 üreticiye 4 milyon 45 bin 100 litre mazot desteği ulaştırıldı. 2023 yılında 38 bin 145 üreticiye 4 milyon 387 bin 525 litre, 2024 yılında ise 43 bin 15 üreticiye 4 milyon 842 bin 800 litre mazot dağıtıldı. 2022-2025 yılları arasında toplam 160 bin 763 üreticiye 18 milyon 392 bin 300 litre mazot desteği sunulması hedefleniyor. Proje sayesinde Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üretici sayısında yüzde 30, işlenebilir tarım arazisi miktarında ise yüzde 5 artış gözleniyor. "Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır" Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, mazot desteği programında yaptığı konuşmada tarımın, toprağın ve üreticinin önemine vurgu yaparak, "Toprak yerdir, toprak vatandır. Bugün toprak o kadar kıymetli bir hale geldi ki Küresel ısınmanın geldiği noktayı, buzulların eridiğini Antarktika’da görmüş biri olarak söylüyorum, Durum çok vahim. Su savaşları başlayacak. Bu konu artık siber güvenlik kadar, savunma sanayi kadar önemli. Gıda güvenliği bizim için vazgeçilmezdir. Çok güzel bir söz var: ‘Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır.’ Ambarın anahtarı sizde. Sizin güçlü olmanız lazım ama önce o ambarın dolması gerekiyor" dedi. Her şeyi devletten beklemeden, el birliğiyle üretimi artırmaları gerektiğini anlatan Başkan Fatma Şahin, "Hep söylüyorum, her şey bitecek ama çalışmak, üretmek bitmeyecek. Ben şehirde doğdum ama tarımın özünü siz çiftçilerimizden ve üreticiden öğrendim. Siz anlattınız, ben kalbimle dinledim. Arkadaşlarıma hep şunu söyledim, ‘Önce toprak rahatlamalı, çiftçi rahatlamalı.’ Çünkü elindeki tohumun ürüne dönüşmesi bir değildir, alın teridir, emektir, çabadır. Günün sonunda tohum başak verip sofraya ulaştığında huzur, bereket, kardeşlik doğar" şeklinde konuştu. "İkinci adımımız sulama yatırımları" Şahin, ikinci adımlarının sulama yatırımlarını tamamlamak olduğunu dile getirerek, "Akıllı tarımla ata tohumlarını toprağa yeniden kazandırmak istiyoruz. Araban’da Edes tohumunu kullandık. Verim 300 kilodan 600 kiloya çıktı, hatta 800’e kadar çıkabilir. Çiftçinin cebinin rahatlaması, sofralara huzur gelmesi lazım. Siz rahatlayınca esnaf rahatlıyor, esnaf rahatlayınca sanayi nefes alıyor" ifadelerini kullandı. Geçen yıl 15 Ocak’ta 65 projenin Cumhurbaşkanlığınca yatırım programına alındığını söyleyen Şahin, "Bunların arasındaki en önemli projeler su projeleriydi. Bir diğer önemli konu da sözleşmeli tarım. Sanayicimiz ham maddeyi Afrika’dan getirmek zorunda kalmamalı. Bizim topraklarımızda yetişen mercimeğin, nohudun kokusu, lezzeti, özü bambaşkadır. Ata tohumuna dönmeliyiz" diye konuştu. Şahin çiftçinin ve üreticinin emrinde olduklarını belirterek, "Tarım bütçemizin yüzde 10’unu size ayırıyoruz, çünkü bu bir kardeşlik meselesidir. Birlikte varız, birlikte güçlüyüz. İyi günde, kötü günde birliği yaptık" dedi. "Mazot dağıtımının üretime sağladığı katkıyı verilerle görüyoruz" Gaziantep Vali Yardımcısı Hüseyin Kaptan ise, mazot desteği programında yaptığı konuşmada çiftçilere verilen desteğin önemine dikkati çekerek, "Kaptan, "Bir destek programında daha bir aradayız. Geçen yıldan bu yana verilen desteklerde çiftçi bazında yüzde 30’luk bir artış gerçekleşmiş. Çiftçi sayısının 46 bine ulaşması, geçen seneye göre yüzde 30’luk bir artışı ifade ediyor. Alan itibarıyla da yüzde 5 oranında bir artış görülmüş durumda. Bu veriler, üretime ne kadar katkı sağlandığını ve üretimin ne kadar teşvik edildiğini açıkça gösteriyor" diye konuştu. Mazot desteği alan çiftçilerin yüzü gülüyor Mazot desteğinden yararlanan çiftçi ve aynı zamanda Oğuzeli Altınyurt Mahallesi Muhtarı Salih Bozgeyik ile kadın çiftçi Mine Özateş, yapılan mazot desteğinin üreticinin mahsul veriminde önemli bir payı olduğunu belirterek, emeği geçen başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere tüm ekibe teşekkür etti. Konuşmaların sonrasında Başkan Fatma Şahin ve protokol üyeleri, akaryakıt istasyonunda üreticilerin iş araçlarına akaryakıt dolumu yaparak, günün sonunda hatıra fotoğrafı çektirdi.
Büyükşehir, kırsal kalkınmada Türkiye’ye örnek modelini sürdürüyor
04 Kasım 2025 Salı - 15:26 Büyükşehir, kırsal kalkınmada Türkiye’ye örnek modelini sürdürüyor Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılı mazot dağıtım programı kapsamında 46 bin 423 üreticiye 5 milyon 116 bin 875 litre mazot desteği sunuyor. Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla başlattığı yüzde 100 hibe Mazot Dağıtımı Desteği Projesi’nin 2025 yılı dağıtım takvimi kapsamında resmi tören düzenlendi. Çiftçilerin üretim maliyetlerini azaltmak, tarımsal verimliliği artırmak ve kırsal kalkınmayı güçlendirmek amacıyla devam eden projede, 2025 yılı itibarıyla Gaziantep genelinde 46 bin 423 üreticiye toplam 5 milyon 116 bin 875 litre mazot desteği sağlanması planlanıyor. 27 Ekim’de başlayan dağıtımlar, 31 Aralık’a kadar devam edecek. OPET ve SUNPET istasyonlarında yürütülen program kapsamında 27 Ekim Pazartesi, 31 Ekim Cuma ve 3 Kasım Pazartesi tarihlerindeki dağıtımlar tamamlandı. 7 Kasım Cuma ve 11 Kasım Salı günlerinde yapılacak dağıtımlar ise program dahilinde bekleniyor. Mazot desteğiyle üretici yüzde 30, işlenebilir tarım arazisi miktarında ise yüzde 5 artış Projenin ilk yılı olan 2022’de 33 bin 180 üreticiye 4 milyon 45 bin 100 litre mazot desteği ulaştırıldı. 2023 yılında 38 bin 145 üreticiye 4 milyon 387 bin 525 litre, 2024 yılında ise 43 bin 15 üreticiye 4 milyon 842 bin 800 litre mazot dağıtıldı. 2022-2025 yılları arasında toplam 160 bin 763 üreticiye 18 milyon 392 bin 300 litre mazot desteği sunulması hedefleniyor. Proje sayesinde Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üretici sayısında yüzde 30, işlenebilir tarım arazisi miktarında ise yüzde 5 artış gözleniyor. "Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır" Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, mazot desteği programında yaptığı konuşmada tarımın, toprağın ve üreticinin önemine vurgu yaparak, "Toprak yerdir, toprak vatandır. Bugün toprak o kadar kıymetli bir hale geldi ki Küresel ısınmanın geldiği noktayı, buzulların eridiğini Antarktika’da görmüş biri olarak söylüyorum, Durum çok vahim. Su savaşları başlayacak. Bu konu artık siber güvenlik kadar, savunma sanayi kadar önemli. Gıda güvenliği bizim için vazgeçilmezdir. Çok güzel bir söz var: ‘Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır.’ Ambarın anahtarı sizde. Sizin güçlü olmanız lazım ama önce o ambarın dolması gerekiyor" dedi. Her şeyi devletten beklemeden, el birliğiyle üretimi artırmaları gerektiğini anlatan Başkan Fatma Şahin, "Hep söylüyorum, her şey bitecek ama çalışmak, üretmek bitmeyecek. Ben şehirde doğdum ama tarımın özünü siz çiftçilerimizden ve üreticiden öğrendim. Siz anlattınız, ben kalbimle dinledim. Arkadaşlarıma hep şunu söyledim, ‘Önce toprak rahatlamalı, çiftçi rahatlamalı.’ Çünkü elindeki tohumun ürüne dönüşmesi bir değildir, alın teridir, emektir, çabadır. Günün sonunda tohum başak verip sofraya ulaştığında huzur, bereket, kardeşlik doğar" şeklinde konuştu. "İkinci adımımız sulama yatırımları" Şahin, ikinci adımlarının sulama yatırımlarını tamamlamak olduğunu dile getirerek, "Akıllı tarımla ata tohumlarını toprağa yeniden kazandırmak istiyoruz. Araban’da Edes tohumunu kullandık. Verim 300 kilodan 600 kiloya çıktı, hatta 800’e kadar çıkabilir. Çiftçinin cebinin rahatlaması, sofralara huzur gelmesi lazım. Siz rahatlayınca esnaf rahatlıyor, esnaf rahatlayınca sanayi nefes alıyor" ifadelerini kullandı. Geçen yıl 15 Ocak’ta 65 projenin Cumhurbaşkanlığınca yatırım programına alındığını söyleyen Şahin, "Bunların arasındaki en önemli projeler su projeleriydi. Bir diğer önemli konu da sözleşmeli tarım. Sanayicimiz ham maddeyi Afrika’dan getirmek zorunda kalmamalı. Bizim topraklarımızda yetişen mercimeğin, nohudun kokusu, lezzeti, özü bambaşkadır. Ata tohumuna dönmeliyiz" diye konuştu. Şahin çiftçinin ve üreticinin emrinde olduklarını belirterek, "Tarım bütçemizin yüzde 10’unu size ayırıyoruz, çünkü bu bir kardeşlik meselesidir. Birlikte varız, birlikte güçlüyüz. İyi günde, kötü günde birliği yaptık" dedi. "Mazot dağıtımının üretime sağladığı katkıyı verilerle görüyoruz" Gaziantep Vali Yardımcısı Hüseyin Kaptan ise, mazot desteği programında yaptığı konuşmada çiftçilere verilen desteğin önemine dikkati çekerek, "Kaptan, "Bir destek programında daha bir aradayız. Geçen yıldan bu yana verilen desteklerde çiftçi bazında yüzde 30’luk bir artış gerçekleşmiş. Çiftçi sayısının 46 bine ulaşması, geçen seneye göre yüzde 30’luk bir artışı ifade ediyor. Alan itibarıyla da yüzde 5 oranında bir artış görülmüş durumda. Bu veriler, üretime ne kadar katkı sağlandığını ve üretimin ne kadar teşvik edildiğini açıkça gösteriyor" diye konuştu. Mazot desteği alan çiftçilerin yüzü gülüyor Mazot desteğinden yararlanan çiftçi ve aynı zamanda Oğuzeli Altınyurt Mahallesi Muhtarı Salih Bozgeyik ile kadın çiftçi Mine Özateş, yapılan mazot desteğinin üreticinin mahsul veriminde önemli bir payı olduğunu belirterek, emeği geçen başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere tüm ekibe teşekkür etti. Konuşmaların sonrasında Başkan Fatma Şahin ve protokol üyeleri, akaryakıt istasyonunda üreticilerin iş araçlarına akaryakıt dolumu yaparak, günün sonunda hatıra fotoğrafı çektirdi. (FA-LO-Y)