EKONOMİ
Manisa, nisan ayını ihracatta rekorla kapattı 07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:43:20 Manisa, 2026 yılının en yüksek aylık ihracatını nisan ayında gerçekleştirerek 468 milyon dolara ulaştı. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,7 artış yakalayan kentte otomotiv ve iklimlendirme sektörleri yükselişe geçerken, elektrik-elektronik sektöründeki düşüş dikkat çekti. Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan dış ticaret verilerine göre Manisa, 2026 yılının en yüksek aylık ihracat performansını nisan ayında gerçekleştirdi. Kentin nisan ayı ihracatı 468 milyon dolar olurken, bu rakam geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,7 artış gösterdi. Manisa, nisan ayında Türkiye genelinde en fazla ihracat yapan 7’nci il olurken, yılın ilk dört aylık toplamında ise 9’uncu sırada yer aldı. 2025 yılı nisan ayında 408 milyon dolar olan ihracat rakamı bu yıl 468 milyon dolara yükselirken, Ocak-Nisan dönemindeki toplam ihracat 1 milyar 535 milyon dolara ulaştı. Sektörel bazda en dikkat çekici artış aylık yüzde 565,5 ile su ürünleri ve hayvansal mamuller sektöründe yaşandı. Dört aylık dönemde ise en yüksek artış yüzde 144,4 ile çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri sektöründe gerçekleşti. Elektrik elektronik sektörü gerilemeye devam etti Manisa’nın ihracatında uzun yıllardır lokomotif konumda bulunan elektrik ve elektronik sektöründeki gerileme ise sürdü. Geçen yıl nisan ayında 154 milyon dolar olan sektör ihracatı, bu yıl yüzde 6,3 düşüşle 144,6 milyon dolara geriledi. Dört aylık toplam ihracat da yüzde 29,4 azalarak 543 milyon dolardan 383 milyon dolara düştü. Böylece sektör dört ayda 160 milyon dolarlık kayıp yaşadı. İklimlendirme sektörü yükselişine devam ediyor Elektrik-elektronik sektöründeki düşüşe rağmen iklimlendirme sanayii yükselişini sürdürdü. Nisan ayında sektör ihracatı yüzde 31,5 artışla 63 milyon dolardan 83 milyon dolara çıktı. Dört aylık toplam ihracat ise yüzde 5,1 artarak 304 milyon dolardan 319,6 milyon dolara yükseldi. İhracatta üçüncü sırada yer alan otomotiv endüstrisi de güçlü performans sergiledi. Nisan ayı ihracatı yüzde 33,5 artışla 48 milyon dolardan 64,5 milyon dolara yükselirken, dört aylık toplam ihracat yüzde 12,1 artışla 205,9 milyon dolardan 230,8 milyon dolara çıktı. Manisa’nın ihracatında ilk üç sırayı sanayi sektörleri oluştururken, bu üç sektör dört ayda toplam 933,4 milyon dolarlık ihracata imza attı. Böylece toplam ihracatın yüzde 60,8’i bu sektörlerden sağlandı. Dördüncü sırada yer alan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü de yükselişini sürdürdü. Sektörün Nisan ayı ihracatı yüzde 51,2 artışla 19 milyon dolardan 29 milyon dolara çıkarken, dört aylık toplam ihracatı yüzde 27,7 artışla 70,6 milyon dolara ulaştı. Aylardır düşüş eğiliminde olan kuru meyve ve mamulleri sektöründe ise nisan ayında sınırlı toparlanma görüldü. Aylık ihracat yüzde 1,4 artışla 18,6 milyon dolara yükselirken, dört aylık toplam ihracat yüzde 9 düşüşle 79 milyon dolardan 71 milyon dolara geriledi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:38 İşletmeler için depozito sistemine kayıt süreci başladı Türkiye genelinde 1 Temmuz itibarıyla hayata geçecek Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulamasına işletmelerin kayıt süreci başladı. Ambalajlı içecek satan veya servis eden tüm işletmeler, "dbys.gov.tr" üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne kayıt olarak operatörlerini seçebilecek. Türkiye’de Sıfır Atık Hareketi kapsamında hayata geçirilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen DOA uygulaması, 1 Temmuz itibarıyla tüm Türkiye genelinde başlayacak. Piyasadaki plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının depozito kapsamına alınarak kontrollü ve sürdürülebilir biçimde ekonomiye geri kazandırılmasını hedefleyen sistemin ülke genelinde yaygınlaşmasıyla ekonomiye yıllık 30 milyar lira doğrudan katkı sağlanmasının öngörüldüğü belirtildi. 1 Temmuz’dan itibaren DOA logolu içecek satışı yapan market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafelerin depozito iade noktası haline geleceği ifade edildi. İşletmeler operatörlerle yaptıkları anlaşmalar kapsamında teşvik bedeli elde ederken, iade için yeniden gelen müşteriler sayesinde artan müşteri trafiği ile ek gelir ve rekabet avantajı sağlayacağı açıklandı. Bunun yanı sıra alışveriş merkezi, havalimanı ve hastane gibi işletmelerin de iade noktası olabileceği aktarılırken, depozito sistemine dahil olmak isteyen işletmelerin 1 Temmuz tarihinden önce dbys.gov.tr web sitesi üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne (DBYS) kayıtlarını tamamlaması ve iade süreçlerini yönetecek yetkili operatörlerden birini seçmesinin gerektiği belirtildi. "Geri dönüşüm seferberliği başlatıyoruz" Zaman içinde iade ve geri kazanım odaklı yeni bir tüketim davranışının yerleşmesini desteklediğini söyleyen TÜÇA Başkanı Nurullah Öztürk, "DOA ile Türkiye genelinde güçlü bir geri dönüşüm seferberliği başlatıyoruz. Ambalajlı içecek satışı yapan işletmelerimiz, bu sistemin sahadaki en önemli paydaşlarından olacak. Market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafelerimizin DBYS’ye kayıtlarını tamamlayarak sisteme dahil olmaları, ambalajların doğru şekilde toplanıp geri dönüşüme kazandırılması açısından kritik rol oynuyor. Tüm işletmelerimizi çevresel hedeflerimize ulaşmamız ve döngüsel ekonomiyi güçlendirmemiz açısından büyük önem taşıyan bu dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyoruz" dedi. İşletmeler, DBYS’ye kayıt yaptırarak yetkili operatörlerden birini seçecek Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla kademeli olarak devreye alınan DOA uygulaması, üretimden geri dönüşüme uzanan sürecin dijital olarak izlenebildiği, dünyaya örnek oluşturacak entegre bir model sunuyor. Sistemle döngüsel ekonomi yaklaşımının önemli bir unsuru olarak atıkların doğaya karışmasının önlenmesi, ambalajların yeniden ekonomiye kazandırılması ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasının hedeflendiği dile getirildi. Sistemin sahadaki işleyişinin satış noktaları üzerinden kurulacak iade altyapısı ile yürütüleceği, öncelikle işletmelerin DBYS’ye kayıt yaptırarak yetkili operatörlerden birini seçeceği açıklandı. Büyük mağazalar ile zincir mağazalar statüsündeki satış noktalarında depozito iade makinesi kurulumu zorunlu olurken; diğer işletmelere ambalaj kaydı için el terminalleri, depolama için şeffaf poşetler ve barkodlu klipsler seçtikleri operatörler tarafından ücretsiz olarak sağlanacak. HOREKA (otel, restoran ve kafe) işletmeleri ise kendi bünyelerinde tüketilen içecek ambalajlarını biriktirerek, seçtikleri operatöre teslim edecek. Yeniden hammaddeye dönüştürülecek İşletmelerde toplanan ambalajların operatörler tarafından düzenli olarak teslim alınarak sayma ve doğrulama merkezlerine götürüleceği, ardından geri dönüşüm tesislerinde işlenerek yeniden hammaddeye dönüştürüleceği belirtildi. Sistem kapsamında tüketicilerin ambalaj iade bedellerini "DOA" logolu ambalajları iade noktalarına veya depozito iade makinelerine teslim ederek alabileceği kaydedildi. DOA mobil uygulaması üzerinden kullanıcı hesaplarına aktarılan ambalaj iade bedellerinin banka hesabına transfer edileceği açıklanırken, bu bedeller ATM’den çekilebilecek veya alışverişlerde kullanılabilecek. 2026 itibarıyla yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşması bekleniyor Depozito yönetim sistemleri, çevre bilincinin güçlenmesiyle dünya genelinde hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Bugün 20’den fazla ülkede uygulanan ve 350 milyonu aşkın nüfusu kapsayan sistemlerin 2026 itibarıyla 70 ülke veya eyalette yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. Türkiye de bu dönüşümde güçlü bir adım atarak, hayata geçirdiği uçtan uca dijital altyapısı ile uluslararası ölçekte örnek teşkil eden bir model ortaya koymayı hedefliyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:22 ATO Başkanı Ali Uçar: "Ayvalık 9 günlük tatile hazır" Ulaşım yatırımlarıyla cazibesi artan Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde bayram hazırlıklarını değerlendiren Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, deniz sezonunun açılışıyla rekor seviyede bir ziyaretçi akını beklediklerini vurgulayarak, gastronomi ve kültür turizminin yerel ticarete çarpan etkisi yapacağını ifade etti. Konaklamalarda yüzde 90’ın üzerinde doluluk beklediklerini söyleyen Uçar, bayram hareketine hazır olduklarını belirtti. Osmangazi Köprüsü’yle birlikte İstanbul-İzmir otoyolunun açılması, Edremit Kocaseyit Havalimanı’nın geçmiş yıllara göre daha aktif olmasıyla birlikte son dönemde turizmde yıldızını daha da parlatan Ayvalık, Kurban Bayramı’nın 9 gün olmasıyla 1 milyonun üzerinde ziyaretçi bekliyor. Deniz-kum-güneş ekseninin dışında gastronomi, spor, kültür gibi çeşitli şartlara sahip olması nedeniyle yılın 12 ayı turizmin yapılmasına imkân tanıyan Ayvalık’ta bayrama sayılı günler kala rezervasyonlarda yüzde 90’ın üzerinde doluluk gerçekleşti. Beş yıldızlı otelden butik otele kadar toplamda 209 adet tesis sayısı ve 14 bin 500 yataklık kapasitesiyle ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanan Ayvalık’taki bayram hazırlıklarıyla ilgili bilgi veren Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Ayvalık, UNESCO Dünya Mirası yolculuğundaki tarihi dokusu ve tescilli gastronomisiyle rakiplerinden ayrışıyor. 9 günlük tatil kararı, butik otellerimizden restoranlarımıza kadar tüm üyelerimizin bu marka değerini misafirlerimize sunması için büyük bir fırsattır. Rezervasyon oranlarımız şimdiden yüzde 90 bandını aşmış durumda; bayram periyodunda Ayvalık genelinde tam kapasite bir doluluk öngörüyoruz. Günübirlik tekne turlarımızla deniz trafiğimizin, 9 günlük sürede rekor seviyelere ulaşmasını bekliyoruz" dedi. Kurban Bayramı’nın mayıs ayının sonuna gelmesiyle birlikte deniz sezonunun açılacağını da sözlerine ekleyen Ali Uçar, "18 mavi bayraklı plajımızla birçok turizm lokasyonundan çok daha fazla deniz konforu sunuyoruz" açıklamalarında bulundu. Zengin bir mutfak kültürü Ayvalık’ın aynı zamanda bir gastronomi durağı da olduğunu belirten Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Dünyanın en iyi 3 zeytinyağından biri olarak kabul edilen ’Ayvalık zeytinyağı’nı tadıp satın alabilecekler. Ayvalık sadece bir ürün değil, bir yaşam kültürü sunuyor. Coğrafi işaretli zeytinyağımızın yanı sıra mutfak kültürümezle de gastronomi turizminde iddiamızı sürdürüyoruz. Misafirlerimiz sadece otellerimizde konaklamakla kalmayacak; sokaklarımıza, esnafımıza ve üretim merkezlerimize dokunarak yerel ekonominin tüm çarklarını harekete geçirecekler. Özellikle bu uzun tatil döneminde, tarihi kent merkezimizdeki tescilli yapılarımız ve Cunda Adamızın eşsiz atmosferiyle kültür turizmini de ön plana çıkarıyoruz" dedi.
GSO Başkanı Ünverdi, Ekim ayı ihracat rakamlarını değerlendirdi
04 Kasım 2025 Salı - 14:36 GSO Başkanı Ünverdi, Ekim ayı ihracat rakamlarını değerlendirdi GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, ekim ayında Gaziantep’ten geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 artışla 928 milyon 964 bin dolarlık ihracat yapıldığını söyledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan ihracat rakamlarını değerlendiren Adnan Ünverdi, ocak-ekim döneminde ise Gaziantep’ten yapılan ihracatın önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 oranında artışla 8 milyar 333 milyon 234 bin dolara ulaştığını belirtti. Gaziantep’in hem aylık hem dönem ihracatında 6’ncı sırada yer aldığını kaydeden Ünverdi, "İş dünyası olarak tüm gücümüzle üretim, ihracat ve istihdamın sürdürülebilirliği için olağanüstü mücadele veriyoruz. Alın teri ve büyük bir kararlılıkla üreten sanayicilerimize, ihracatçılarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Artan zorluklar karşısında sektörlerden gelen konuların başında finansmana erişim ve maliyetler konusunun ilk sırada yer almaya devam ettiğini dile getiren Ünverdi, "Gerçekleştirmiş olduğumuz toplantı ve meslek komitelerimizden gelen talepler arasında sektörel güç kayıplarına vurgu yapılmaktadır. Küresel riskler ve belirsizliklerle birlikte dış pazarda talep azalırken, ucuz maliyetli ülkeler karşısında rekabetimiz zayıflamaktadır. Bu süreci aşmakta tüm mekanizmaların üzerine düşen konularda ülke ekonomisine katkıda bulunacak aksiyonları alması gerekiyor. Merkez Bankası politika faizinde indirime gidiyor ancak bunu reel piyasada göremiyoruz. Merkez Bankası eylül ayı faizini yüzde 40.5’e düşürmüştü, ekim ayında 100 baz puan indirerek yüzde 39,5’e indirdi. Her fırsatta altını çiziyoruz, çünkü kaynak sorunun yaşandığı böylesi sıkışık bir dönemde bankacılık sektörü bu indirimleri kredi faizlerine hızla yansıtmalıdır. Yüksek faizler, üretici ve ihracatçılar üzerindeki baskısını artırmıştır. Kış aylarında enflasyon artışları mümkün görülse de MB’nin faiz indirimlerine devam etmesi en büyük beklentilerimiz arasında yer almakta olup bu süreç piyasaları rahatlatacaktır" diye konuştu.
Kalitesiz ahşap paletler gizli maliyetlere yol açıyor
04 Kasım 2025 Salı - 14:21 Kalitesiz ahşap paletler gizli maliyetlere yol açıyor TAPSİAD Başkanı Akın Balcıoğlu, lojistikte standart dışı ahşap palet ve sandıkların güvenlik, maliyet ve çevre açısından ciddi risk oluşturduğu söyleyerek Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kalite standartlarını güçlendirecek düzenleme ve etkin denetimleri hızlandırmasını talep etti. Balcıoğlu, özellikle zincir marketler dâhil tüm sektörlerde dayanıklılık ve sertifikasyonun satın alma kriterlerine eklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de zincir marketler ve üretim tesislerinde ahşap palet/sandık kullanımının artması, kalite konusunu tedarik zincirinin kritik bileşeni haline getirdi. TAPSİAD (Tüm Ahşap Ambalaj ve Palet Üreticileri Derneği) Başkanı Akın Balcıoğlu, piyasada standartlara uymayan üretimlerin yaygınlaşmasının; depolamada uygunsuz istif, sevkiyatta devrilme/kırılma, ürün zayiatı ve iş güvenliği sorunlarını büyüttüğünü vurguladı. Zincir marketlere çağrı: Fiyat kadar dayanıklılık ve sertifikasyon Balcıoğlu, depolarda raf ve forklift hatlarının standart ölçü ile tasarlandığını, ölçü ve malzeme kalitesi düşük paletlerin akışı bozduğunu belirtti. Balcıoğlu, "Satın alma kriterlerinde dayanıklılık testleri, izlenebilirlik ve sertifikasyon yer almalı. Aksi halde lojistik güvenliğini ve müşteri memnuniyetini riske atıyoruz" dedi. Denetim ve mevzuat: Bakanlığa ve TSE’ye ortak çağrı Başkan Akın Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın piyasa gözetimi ve denetimini güçlendirmesi, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile denetim ve uygulamadaki boşlukların giderilmesi gerektiğini belirtti. Balcıoğlu’na göre sektöre standart dışı ürün girişi, hem firmalar arasında haksız rekabete yol açıyor hem de iş sağlığı ve güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor. Paletlerin standarda uygun üretilmesi ve sahada düzenli olarak kontrol edilmesi, işletmelerde yaşanabilecek kaza oranlarını düşürürken doğal kaynak kullanımını da optimize ediyor. Bu kapsamda TSE ile sektör paydaşlarının daha yakın çalışması, denetim süreçlerinin hem hızını hem de etkinliğini artıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. Çevresel sürdürülebilirlik: Kısa ömür daha çok ağaç tüketimi demek "Her kırılan palet yeni bir kesim baskısı demek" diyen Balcıoğlu, paletlerin sık sık yenilenmesinin hem orman kaynakları üzerinde ekonomik bir yük oluşturduğunu hem de karbon emisyonlarını artırdığını söyledi. Balcıoğlu’na göre daha uzun ömürlü, standartlara uygun ve onarılabilir paletlerin kullanılması, tedarik zincirlerinde ciddi maliyet avantajı sağlarken doğal kaynakların korunmasına da katkıda bulunuyor. Böylece odak yalnızca üründe değil, gelecekteki çevresel etkilerde de konumlanmış oluyor. İhracat potansiyeli kaliteden geçiyor Türkiye’de ahşap palet ve sandık üretimi, iç pazarın yanı sıra yakın coğrafyaya yapılan ihracatla da ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Başkan Akın Balcıoğlu, kaliteli ve standartlara uygun üretimin yalnızca ihracat imajı için değil; taşımada ürün güvenliği, lojistik maliyetlerin düşürülmesi ve tedarik zinciri verimliliği açısından da zorunlu olduğunu belirtti. Balcıoğlu’na göre sertifikalı üretim, uluslararası pazarlarda Türk ürünlerine duyulan güveni artırırken rekabetçiliği de güçlendiriyor. TAPSİAD Başkanı Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile sektör paydaşlarının piyasa gözetimi, lisanslandırma, izlenebilirlik ve eğitim başlıklarına odaklanması gerektiğini ifade etti. Balcıoğlu, standartların sahada etkin şekilde uygulanmasının hem haksız rekabeti önleyeceğini hem de kalite algısını yukarı taşıyacağını vurguladı. "Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır’ın bu konuda gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz" diyen Balcıoğlu, ortak bir koordinasyon mekanizmasının sektörde uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlayacağını söyledi.
BTSO Akademi iş dünyasını geleceğe hazırlıyor
04 Kasım 2025 Salı - 13:46 BTSO Akademi iş dünyasını geleceğe hazırlıyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) eğitim ve gelişim platformu BTSO Akademi, iş dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan yeni programlarla faaliyetlerini sürdürüyor. Ekim ayında 9 farklı eğitim programı düzenleyen BTSO Akademi, sunduğu nitelikli içeriklerle iş dünyası temsilcilerinden yoğun ilgi görüyor. İş dünyası temsilcilerinin ve profesyonel çalışanlarının gelişimine yönelik olarak hayata geçirilen BTSO Akademi Projesi kapsamında Ekim ayı yoğun bir eğitim programıyla tamamlandı. BTSO Akademi kapsamında Türkiye ve dünya ekonomisi, enerji verimliliği, mevzuat, sürdürülebilirlik, dış ticaret ve fikri mülkiyet konularında, Bursalı firmaların ihtiyaçlarına özel olarak hazırlanan 9 ayrı eğitim programı gerçekleştirildi. Geçen ay düzenlenen eğitimler arasında "E-İhracatta Yeni Fırsatlar", "TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları", "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik Bilgilendirme Toplantısı" ve "Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi ve İklim Kanunu" gibi başlıklar yer aldı. Alanında uzman eğitmenler, örnek başarı hikayeleri ve uygulamaya dönük önerilerle katılımcıların bilgi ve becerilerini pekiştirdi. "İş dünyamızın talepleri her zaman önceliğimiz" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Akademi’nin Bursa iş dünyasının gelişiminde öncü bir rol üstlendiğini belirtti. Sektörlerden gelen talepler doğrultusunda oluşturulan eğitim takviminin iş dünyası için önemli bir yol haritası niteliğinde olduğunu ifade eden Başkan Burkay, şunları söyledi; "Bilginin en önemli güç haline geldiği günümüzde, şirketlerimizin nitelikli insan kaynağıyla büyümeleri büyük önem taşıyor. 2014 yılında başlattığımız BTSO Akademi Projesi ile bugüne kadar 800’e yakın eğitim programında 115 bini aşkın katılımcıya ulaştık. Ekim ayında da üyelerimizin talepleri doğrultusunda farklı sektörlerin ihtiyaçlarına cevap verecek kapsamlı eğitimler düzenledik. İş dünyamızın gelişimi ve rekabet gücünü artırmak, bizim en temel önceliğimiz olmaya devam edecek. Tüm firmalarımızı bu eğitimlerimizden daha fazla faydalanmaya davet ediyorum." İş dünyasının eğitim ve gelişim platformu olarak faaliyet gösteren BTSO Akademi’ye akademi.btso.org.tr uzantılı web sitesinden erişilebiliyor. Söz konusu bağlantı ile planlanan eğitimler takip edilebilirken aynı zamanda eğitim önerileri de aktarılabiliyor. BTSO Akademi kapsamında Kasım ayında ilk eğitim programı ‘E-ihracatta Doğru Beyanname Uygulamaları ve KDV İade Süreçleri’ olurken, ‘Tekstilde E-ticaret & E-ihracat Yolculuğu ve Başarı Hikayeleri’, ‘Parampos Ödeme Sistemleri’, ‘İhracatlar İçin Devlet ve Eximbank Destekleri’, ‘Bilişim Sektöründe Geleceği Kodla: Global Başarı ve Finansal Dönüşüm’ ile ‘İhracat Fırsatları - Afrika’ programları da planlanan eğitimler arasında yer aldı.
Yüreğir Ziraat Odası 18. Tarım Fuarı’nda Çukurova’nın bereketini tanıttı
04 Kasım 2025 Salı - 13:31 Yüreğir Ziraat Odası 18. Tarım Fuarı’nda Çukurova’nın bereketini tanıttı Adana Yüreğir Ziraat Odası 18’incisi düzenlenen Adana Tarım Fuarı’nda bölge tarımının gücünü ve çeşitliliğini bir kez daha sektörün tüm paydaşları ile buluşturdu. Çukurova’nın verimli topraklarında yetişen ürünlerin sergilendiği stant, hem üreticilerin hem de ziyaretçilerin yoğun ilgisini topladı. Tarım Fuarı’ında, Yüreğir Ziraat Odası tarafından narenciye, avokado, muz, karpuz, yer fıstığı, pamuk, pikan cevizi, ejder meyvesi, hurma, nar, şadok, şeker kamışı ve mango gibi Adana’nın marka değerine sahip ürünler tanıtıldı. Ziyaretçilere taze ve doğal ürünlerden oluşan ikramlar sunulurken, şehrin tarım potansiyeli, iklim avantajları ve ürün yelpazesinin genişliği hakkında bilgilendirme yapıldı. Çiftçilerle sektör temsilcileri arasında kurulan etkileşim, hem bilgi paylaşımını hem de iş birliklerini destekledi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, fuarın hem üreticiler hem de bölge tarım ekonomisi açısından önemine dikkat çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu fuar, Adana’nın tarımsal zenginliğini ulusal ve uluslararası alanda tanıtmak için büyük bir fırsat. Üreticilerimiz, yeni teknolojileri, modern tarım çözümlerini ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını yakından görme imkanı buluyor. Aynı zamanda ürünlerimizi, üretim gücümüzü ve bereketli topraklarımızın sunduğu çeşitliliği geniş kitlelere aktarıyoruz. Çiftçilerimiz bu fuarlarda hem kendilerini geliştiriyor hem de bölgenin tarımsal profilini güçlendiriyor." Başkan Doğan, standı ziyaret eden tüm katılımcılara teşekkür ederek, önümüzdeki dönemlerde de bölge tarımının gelişimine katkı sağlayan projelere, tanıtım çalışmalarına ve tarımın geleceğine yatırım yapmaya devam edeceklerini belirtti. Doğan, "Yüreğir Ziraat Odası olarak görevimiz, üreticimizin yanında olmak, onların sesini duyurmak ve Adana tarımının yükselen değer olmasına katkı sağlamaktır. Fuarda standımıza gösterilen ilgi ve destek, doğru yolda olduğumuzu vurgular nitelikteydi" diye konuştu.
ATO Başkanı Baran: "Türkiye, doğudan batıya, kuzeyden güneye, bütün coğrafyalarda dostluk köprüleri kurdu"
04 Kasım 2025 Salı - 13:11 ATO Başkanı Baran: "Türkiye, doğudan batıya, kuzeyden güneye, bütün coğrafyalarda dostluk köprüleri kurdu" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Türkiye, doğudan batıya, kuzeyden güneye, bütün coğrafyalarda dostluk köprüleri kurdu, ticaretin önündeki engelleri kaldırdı ve yatırımcılar için güvenli bir liman oldu. Bu tablo Kamboçya ile ticaretimize de yansıyacaktır" dedi. Kamboçya Ticaret Bakanı Cham Nimul, ATO Başkanı Gürsel Baran’ı makamında ziyaret etti. Bakan Nimul, ziyarette yaptığı konuşmada, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik iş birliğini geliştirmek ve kolaylaştırmak amacıyla Türkiye-Kamboçya Karma Ekonomik Komisyonu’nun kurulduğunu hatırlatarak, 4. Karma Ekonomik Komisyon toplantısı için Türkiye’de bulunduklarını ve bu süreçte çevre, enerji ve ticaret alanlarında iş birliklerini geliştirmek amacıyla görüşmeler yaptıklarını aktardı. Türkiye ile ticaret ve yatırım ilişkilerini geliştirmek istediklerine dikkati çeken Bakan Nimul, bunun için ticaret odalarını buluşturarak, özel sektörü bir araya getirmeyi hedeflediklerini söyledi. İki ülke arasındaki iş birliğini geliştirmenin bir parçasının da ticaret anlaşmaları olduğunu kaydeden Nimul, Türkiye ile Tercihli Ticaret Anlaşması tesis etmek için çalışmalar yürüttüklerini bildirdi. Kamboçya’da gıda işleme tesisleri ile medikal ekipmanlara yönelik yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Bakan Nimul, Ankara ile gıda sanayi, medikal ekipman konusunda iş birliği yapmak istediklerini aktardı. Yenilenebilir enerji alanında Ankara’nın önemli bir merkez olduğunu kaydeden Bakan Nimul, bu alanda da yatırım ve üretim iş birliklerine açık olduklarını ifade etti. Türkiye’nin müteahhitlik hizmetlerindeki başarılarına da değinen Bakan Nimul, ülkesinde yol, liman, demiryolu gibi altyapı yatırımlarına ihtiyaç olduğunu ve Türk müteahhitlerinin bu alanlarda faaliyet gösterebileceğini söyledi. "Direkt uçuş bizi heyecanlandırıyor" Bakan Nimul, Kamboçya ile Türkiye arasında doğrudan uçuş bulunmadığı için yolculuk süresinin aktarmalı uçuşlarla 24 saati bulduğunu belirterek, Türk Hava Yolları’nın İstanbul’dan Kamboçya’nın Başkenti Punom Pen’e 12 Aralık itibariyle direkt uçuş başlatacağını, böylece uçuş süresinin 11 saate ineceğini söyledi. Bakan Nimul, "Ülkelerimiz arasındaki direkt uçuş bizi heyecanlandırıyor. Ulaşımın kolaylaşması ticaret, ekonomi ve turizm ilişkilerimize olumlu yansıyacaktır" dedi. ATO Başkanı Baran da iki ülke arasındaki uçuş süresinin 11 saate inmesinin çok önemli bir gelişme olacağını belirterek, "Ankara’dan da Kamboçya’ya direkt uçuş başlamasını isteriz" diye konuştu. Baran, Kamboçya ile ikili ilişkilerin 1959 yılında başladığını, Türkiye’nin 2013 yılında Punom Pen’de büyükelçilik açmasıyla geliştiğini kaydetti. "Türkiye, doğudan batıya, kuzeyden güneye, bütün coğrafyalarda dostluk köprüleri kurdu" Ankara ekonomisi hakkında bilgi veren Baran, Ankara’nın 32 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle, Türkiye’nin ihracatta üçüncü, ithalatta ikinci ili durumunda olduğunu söyledi. Savunma ve medikal sanayi başta olmak üzere, sanayi üretiminde Başkent’in güçlü bir merkez haline geldiğini anlatan Baran, Ankara’nın sağlık turizmi alanında da öne çıktığını aktardı. Türkiye’nin son 20 yıllık süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner politikalarıyla önemli bir aşama kat ettiğine dikkati çeken Baran, "Türkiye, doğudan batıya, kuzeyden güneye, bütün coğrafyalarda dostluk köprüleri kurdu, ticaretin önündeki engelleri kaldırdı ve yatırımcılar için güvenli bir liman oldu. Bu tablo Kamboçya ile ticaretimize de yansıyacaktır" şeklinde konuştu. Güneydoğu Asya’da yer alan Kamboçya ile Türkiye’nin ticari ilişkilerinin henüz yolun başında olduğunu kaydeden Baran, "İki ülkenin ticaret hacmine baktığımızda 307 milyon doları bizim ithalatımız olmak üzere, 330 milyon dolarlık dış ticaretimiz mevcut. Ancak iki ülke arasındaki yakın diyaloga bakıldığında, bu rakamın yeterli düzeyde olmadığı görülüyor" dedi. Kamboçya ile dış ticaret hacminin 1 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini bildiren Baran, "Bu hedefe Başkent Ankara olarak gıda, hazır giyim, medikal üretimi, yenilenebilir enerji ve müteahhitlik hizmetleri alanlarında gerçekleştireceğimiz iş birlikleriyle katkıda bulunabiliriz" diye konuştu.
Manavgat’ta Zeytin ve Zeytinyağı Festivali’nin ikincisi başlıyor
04 Kasım 2025 Salı - 12:55 Manavgat’ta Zeytin ve Zeytinyağı Festivali’nin ikincisi başlıyor Manavgat Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, 8-9 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Festival, Cumartesi günü saat 10.00’da Cumhuriyet Meydanı’ndan kortej yürüyüşüyle başlayacak, ardından 10.30’da Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önündeki açılış töreniyle devam edecek. İki gün sürecek festival boyunca konserler, halk oyunları gösterileri, workshoplar, geleneksel üretim canlandırmaları ve festival çarşısı ile dolu dolu bir program Manavgat halkı ve ziyaretçilerle buluşacak. "Zeytinin bereketi Manavgat’ta kutlanacak" Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, festival öncesinde yaptığı açıklamada, ilçenin tarımsal potansiyeline ve yerel üreticinin emeğine dikkat çekti. Çiçek, "Zeytin ve zeytinyağı, bu toprakların kültürel hafızası, sağlığın ve bereketin simgesidir. Manavgat’ımızın verimli topraklarında yetişen zeytinlerin hak ettiği değeri görmesi için bu festivali geleneksel hale getirdik." dedi. Bölgede yaklaşık 50 bin dönüm arazi üzerinde 2 milyon zeytin ağacı bulunduğunu belirten Çiçek, bu ağaçlardan yılda ortalama 50 bin ton zeytin ve 10 bin ton zeytinyağı elde edildiğini söyledi. Festivalin, bu potansiyeli hem yerel hem ulusal düzeyde tanıtmayı amaçladığını ifade etti. "Zeytin sağlıktır" Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, festival vesilesiyle zeytin ve zeytinyağının sağlık açısından önemine de değinerek, "Zeytin ve zeytinyağı, hem beden hem de zihin sağlığını destekleyen, yaşam kalitesini artıran doğal bir üründür. Zeytinin bu topraklardaki varlığı, sağlıklı yaşamın da sembolüdür" ifadelerini kullandı. Renkli etkinlikler, keyifli deneyimler Festivalin ilk günü, kortej ve açılış töreninin ardından Manavgat Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu’nun gösterisi ile devam edecek. Ardından katılımcılar Saraçlı Mahallesi’ne geçerek zeytinin köy kültüründeki yerini yakından gözlemleyecek. Saraçlı Etkinlik Alanı’nda köylü kadınların taş üzerinde geleneksel zeytin kırma ve zeytinyağı pişirimi, Manavgat Belediyesi Halk Oyunları Topluluğu’nun ikinci gösterisi ve Osman Derin konseri gerçekleştirilecek. Festivalin ikinci günü olan 9 Kasım Pazar günü, Atatürk Kültür Merkezi önünde festival çarşısı tüm gün açık olacak. Zeytin ve zeytinyağı ürünlerinin yer alacağı çarşıda, yerel üreticiler vatandaşlarla buluşacak. Aynı gün ayrıca, Çiftçi Danışma ve Eğitim Merkezi’nin açılışı, Ayhan Rüzgar stand-up gösterisi, zeytinyağlı yemek workshopları ve çocuklara özel zeytin temalı atölyeler düzenlenecek. Festival boyunca zeytinyağlı krem, sabun ve mum yapım atölyeleri, çocuklara yönelik boyama etkinlikleri, şişme oyun alanları ve yüz boyama etkinlikleriyle renkli bir atmosfer oluşturulacak. 8-9 Kasım tarihlerinde 10.00-18.00 saatleri arasında açık olacak festival çarşısı, üreticiler, gastronomi meraklıları ve vatandaşları zeytinin bereketi etrafında buluşturacak.
Bakan Şimşek: ‘‘Sermaye piyasaları ağırlıklı finans modeline geçiş yapmak istiyoruz’’
04 Kasım 2025 Salı - 12:26 Bakan Şimşek: ‘‘Sermaye piyasaları ağırlıklı finans modeline geçiş yapmak istiyoruz’’ Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ‘‘Manipülasyon ile mücadelenin çok boyutu var. Cezaları çok daha ağır hale getirmemiz gündemimizdeki bir konu. Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz. O alanda da bir düzenleme eksikliği olduğunu biliyoruz. Bu eksiklikleri gidereceğiz ve önümüzdeki dönemde manipülasyonla mücadelenin dozunu, kayıt dışılıkla mücadele dozunun da ötesine taşıyacağız’’ dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından düzenlenen 9’uncu Sermaye Piyasaları Kongresi’nin açılış programına katıldı. Bakan Şimşek, programda yaptığı konuşmada sermaye piyasalarının geliştirilmesine yönelik kapsamlı mesajlar verdi. Bankacılık merkezli finansman modelinden sermaye piyasası merkezli yapıya geçişin Orta Vadeli Plan dahilinde olduğunu belirten Şimşek, fiyat istikrarı ve dezenflasyon süreci, manipülasyonla mücadele gibi konularda da açıklamalarda bulundu. Sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve derinleştirilmesinin önemine ilişkin konuşan Bakan Şimşek, ‘‘Sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve derinleştirilmesinin Türkiye Yüzyılı hedeflerimizin önemli bir bileşeni olduğunu biliyoruz. Bu çerçevede düzenleyici çerçevenin sürekli iyileştirilmesi bizim için önemli bir odak noktasıdır’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Sermaye piyasaları ağırlıklı finans modeline geçiş yapmak istiyoruz’’ Türkiye’de bankacılık ağırlıklı finansman modelinin ağırlıkta olduğunu belirten Bakan Şimşek, ‘‘Türkiye’de şirketlerin finansman ihtiyacının sadece yüzde 12’si sermaye piyasalarından karşılanmış. Yüzde 88’i bankacılık ve finans sektöründen. ABD’de bu rakam yüzde 60. AB’de ise sermaye piyasalarından karşılanan finansman yüzde 30’lar civarında. Biz bankacılık ağırlıklı finans modelinden sermaye piyasaları ağırlıklı finans modeline geçiş yapmak istiyoruz. Bu geçiş Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi gerçekleştirmemize güçlü bir destek verecektir. Kaynaklarımızı uzun vadeli üretken alanlara yönlendirmemiz gerekiyor. Bunu bankacılık sistemi üzerinden yapmamız kolay değil. Kaynaklarımızın lirada tutulmasını, lirada değerlenmesini liraya rağbeti artırmamız gerekiyor. Bu da sermaye piyasaları ağırlıklı bir modeli gerektiriyor. 2025’in ilk 9 ayına bakarsanız toplam finansmanın yüzde 34’üne yakını sermaye piyasalarından elde edilmiş, bankacılık sektörünün payı düşmüş. Bu kısmen belki konjonktüreldir ama yine de trend çok önemlidir. Aslında bizim varmaya çalıştığımız nokta da bunun benzeri ve ötesi. Yani sermaye piyasalarının ağırlıklı olarak Türkiye’de finansman ihtiyacının karşılandığı bir alana dönüşmesi. Dolayısıyla ilerleme var, bu güzel bir gelişme. Bunu devam ettireceğiz’’ şeklinde konuştu. ‘‘Manipülasyon ile mücadele olmazsa olmazımız’’ Manipülasyonla mücadelenin dozunun artırılacağına dikkat çeken Bakan Şimşek, ‘‘Bu alanda düzenlemeye ihtiyaç olacak. Cezaları çok daha ağır hale getirmemiz gündemimizdeki bir konu. Manipülasyon ile mücadelenin çok boyutu var. Finansal okuryazarlık onlardan bir tanesi. Manipülasyonla mücadelede tabii ki finansal okuryazarlık esastır fakat yine de bizim cezaları artırma yönünde ve düzenleyici çerçeveyi güçlendirme noktasında bir ilave çabamız olacak. Eğer manipülasyonla güçlü mücadele edemezsek bu alana olan güven zayıf kalır. Onun için bu bizim olmazsa olmazımızdır. Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz. O alanda da bir düzenleme eksikliği olduğunu biliyoruz. Bu eksiklikleri gidereceğiz ve önümüzdeki dönemde manipülasyonla mücadelenin dozunu, kayıt dışılıkla mücadele dozunun da ötesine taşıyacağız. Bu kongredeki belki de duymak istediğiniz, benim de iletmek istediğim en önemli mesaj bu’’ şeklinde konuştu. Sermaye piyasalarında yatırımcı tabanının geliştiğini görmenin sevindirici olduğunu belirten Şimşek, hem fonların büyüklüğünün hem borsada işlem gören şirket sayısındaki artışın hem de yatırımcı sayısındaki artışın ekosistemdeki pozitif enerjiyi gösterdiğini söyledi. Bunlara rağmen hisselerin sadece 51 gün tutuluyor olmasının ayrı bir problem olduğunu vurgulayan Bakan Şimşek, ‘‘Bu konular hakikaten üzerinde çalışmamızla sonuç alacağımız, sadece regülatörlerin, düzenleyici kuruluşların, kamunun yapabileceği bir iş değil. Bütün sermaye piyasalarının, ekosistemin birlikte başaracağı bir konu. Dolayısıyla yabancı yatırımcının gelmesini, eski seviyelere gelmesini istiyoruz. Bunun için de yapacağımız birtakım düzenlemelerle sisteme olan güvenin güçlendirilmesi, ekosistemin iyi işlemesi, en önemlisi de dezenflasyon programının başarıya ulaşması gerekiyor. 2023’ten bu yana ilgi arttı, doğru bir trendde ve doğru yoldayız. Sermaye piyasalarının derinleştirilmesi bizler için en önemli hedeflerin başında geliyor’’ diye konuştu. Bakan Şimşek, ‘‘Dezenflasyonla birlikte tekrar piyasalar derinleşecek ve Borsa İstanbul’un piyasa değerinin GSYH’ye oranı kendisine benzer ülkelerle yarışacak noktaya gelecek. Yani bugün üç yıllık hareketli ortalamalara bakarsanız yüzde 32 civarı ama 2024 sonu itibarıyla yüzde 29 civarı. Bunun mutlaka dünya ortalamalarına varması biraz zaman alır ama bunun ikiye katlanması oldukça gerçekçi, makul bir hedef olarak görülebilir’’ sözlerini ifade etti. ‘‘Borsa bir oyun alanı değildir’’ Halka arzlarda sermaye piyasası kurulundan tek beklentilerinin olduğunun altını çizen Şimşek, ‘‘Kural bazlı gitmemiz lazım. Sürecin şeffaf, kurala dayalı olması lazım. Bu yönde de önemli adımlar atıldığını biliyorum. Halka arzların da önümüzdeki dönemde tekrar güçlü şekilde başlaması da önemli bir husus. Kurumsal yönetişim ve şeffaflığa değindim. Bu alanda hepimize önemli sorumluluklar düşüyor. Manipülasyonla mücadele konusunu zaten konuştuk. Finansal okuryazarlık en kritik bileşenlerin başında geliyor. Bence uzun vadeli bakış açısının eksik olmasının da temelinde bu var. Yoksa mevduatın vade olarak pay sahipliği süresi başka türlü anlatılamaz’’ dedi. Borsanın bir oyun alanı olmadığını vurgulayan Bakan Şimşek, ‘‘Uzun vadeli bir perspektifle gerçek bir ortaklığın tesis edilmesi esastır. Gerçek bir pay sahipliği, gerçek bir ortaklık... Dolayısıyla bütün bu konularda sektörümüzle hemfikiriz. Sektörümüzün beklentileriyle bizim vizyonumuz tam da örtüşüyor. Önümüzdeki dönemde sektörümüzle ve sektörün bütün ekosisteminin bileşenleriyle birlikte çalışacağız ve bunları başaracağız’’ dedi. ‘‘Fiyat istikrarı bizim en büyük önceliğimizdir ve burada ilerleme var’’ Dezenflasyon sürecine ilişkin de bilgi paylaşan Bakan Şimşek, ‘‘Fiyat istikrarı bizim en büyük önceliğimizdir ve burada ilerleme var. Mali disiplin aslında sermaye piyasalarının gelişmesi açısından da çok önemlidir. Fiyat istikrarı olmazsa olmaz ama mali disiplin de ciddi katkıda bulunacak bir birleşendir. Sürdürülebilir cari açık da makro finansal istikrar açısından çok değerlidir. Dolayısıyla bizim temel önceliklerimiz bunlar. Bu önceliklerde ilerleme sağladık. Bu ilerlemenin kalıcı hale gelmesi için de yapısal dönüşüm esas gündemimizdir’’ açıklamasında bulundu. Dezenflasyon programını üç evreli düşündüklerini, şu anda ikinci evrede olduklarını belirten Şimşek, ‘‘Nihai hedefimiz sürdürülebilir yüksek büyüme ve kapsayıcı büyüme, yani daha adil gelir dağılımıdır. Bakın enflasyonda bir düşüş var. Kim ne derse desin, 1-2 aylık yavaşlama bunlar normaldir. Hiçbir zaman lineer gitmiyor. Gerçek hayatta iniş çıkışlar oluyor. Önemli olan trendin kalıcı olarak ne yöne gittiğidir. Bu sene enflasyon niye 20’li rakamlar değil de 30 civarında bir rakamda kalacak diye sorarsanız önemli faktörlerden bir tanesi yaşadığımız kuraklık ve zirai don kaynaklı gıda enflasyon şoku diyebiliriz’’ şeklide konuştu.