EKONOMİ
Adana’da kimya ile büyük dönüşüm başlıyor 10 Mayıs 2026 Pazar - 11:30:44 Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sütcü, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin yüksek katma değerli üretim ve entegre sanayi yatırımları açısından Adana ve Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Sütcü ve Başkan Yardımcısı Ömer Kaya, Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerindeki yaklaşık 30 milyon metrekarelik alanda yer alan "Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi" yatırımlarına ilişkin bir dizi ziyaretini sürdürdü. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Başkanı ve OSBÜK Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Sütcü ile aynı zamanda AOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili olan Ömer Kaya, SANKO Holding yönetimiyle bir araya geldi. Türkiye’nin yüksek katma değerli sanayi dönüşümünde kritik bir rol üstlenmeye hazırlanan bölgede titiz bir çalışma yürüten Sütcü ve Başkan Yardımcısı Kaya, Türkiye sanayisinin köklü ve güçlü kuruluşlarından SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu ve beraberindeki heyeti ziyaret ettikten sonra Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi sahasında incelemelerde bulundu. Saha gezisinde; bölgenin yatırım potansiyeli, lojistik bağlantıları, limanlara yakınlığı ve kimya sanayisi açısından sunduğu stratejik avantajlar değerlendirildi. Sütcü, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin yüksek katma değerli üretim ve entegre sanayi yatırımları açısından Adana ve Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Sütcü, Adana’nın sanayi gücünü büyütecek her yatırımın bölge ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını, Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin de yalnızca Adana için değil, Türkiye’nin kimya sanayisindeki dışa bağımlılığını azaltma hedefi açısından stratejik bir adım olduğunu belirtti. Sütcü ve Kaya, bölgedeki incelemeleri kapsamında ayrıca Yumurtalık Kaymakamı Yakup Papaker ile Yumurtalık Serbest Bölge Müdürü Fatih Altıntaş’ı makamlarında ziyaret etti. Görüşmede, bölgenin genel potansiyelinin yanı sıra Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi hakkında verimli istişarelerde bulunuldu.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:10 ATO Başkanı Baran’dan vergi reformu çağrısı: "Sistemin bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Vergi sisteminde sürekli değişikliğe ihtiyaç duyulmaması için, üretimi, yatırımı, ihracatı, kayıtlı ekonomiyi ve adaleti esas alan bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, yazılı bir açıklama yaparak, vergiye yönelik düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni değerlendirdi. Baran, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen teklif içerisinde üretim, ihracat, teknoloji yatırımları ve yabancı sermayeyi teşvik eden olumlu başlıklar bulunduğunu kaydederek "Üretimi ve yatırımı teşvik eden her adımı değerli buluyoruz. Özellikle sanayi sicil belgesine sahip üretici firmalara sağlanan kurumlar vergisi indirimini olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz" dedi. Döviz ve altın girişini teşvik eden, varlık barışı dahil olmak üzere teklif içinde yer alan düzenlemelerin, etkisinin sınırlı ve kısa vadeli kalmaması için öncelikli olarak atılması gereken adımın vergi sisteminin bütüncül bakış açısıyla ele alınması olacağının altını çizen Baran, vergi sisteminin sürekli ve parça parça değişikliklerle yönetilmesinin hem mükellef hem de kamu açısından sürdürülebilir olmadığını söyledi. Vergide ivedi olarak bütünsel bir reforma ihtiyaç duyulduğunu belirten Baran, "Vergi sisteminde yapılan her yeni düzenleme, sistemin başka bir alanında yeni bir başka ihtiyacın ortaya çıkmasına neden oluyor. Vergi sisteminde sürekli değişikliğe ihtiyaç duyulmaması için, üretimi, yatırımı, ihracatı, kayıtlı ekonomiyi ve adaleti esas alan bütüncül bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor" diye konuştu. Baran, iş dünyasının yatırım planlarını günlük ya da yıllık değil uzun vadeli yaptığını hatırlatarak, sürekli değişen vergi düzenlemelerinin öngörülebilirliği zayıflattığını kaydetti. Vergide tek oran Türkiye’de halen yürürlükte olan Gelir Vergisi Kanunu’nun 60 yılı aşkın süre önce hazırlandığını ve yıllar içinde çok sayıda değişikliğe uğradığını belirten Baran, bu durumun hem yatırım kararlarını zorlaştırdığını hem de mükellefler üzerinde ciddi bir uyum maliyeti oluşturduğunu söyledi. Baran, sık değişen mevzuatın vergi sisteminde öngörülebilirliği azalttığını kaydetti. Baran, yaklaşık 20 yıl önce önemli bir reform niteliği taşıyan 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile kurumlar vergisi oranının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürüldüğünü ve Türkiye’nin bu sayede vergide rekabetçi ülkeler arasında yer aldığını hatırlattı. Aradan geçen süreçte yapılan çok sayıdaki düzenleme nedeniyle sistemin yamalı bohçaya dönüştüğünü ifade eden Baran, bugün yüzde 18 ile yüzde 30 arasında değişen farklı oranların uygulandığı karmaşık bir yapının ortaya çıktığını söyledi. Dijitalleşmedeki kolaylıklar mükellefe de yansıtılmalı Vergi Usul Kanunu’nun da günün ekonomik gerçeklerine cevap vermekte zorlandığını ifade eden Baran, mevzuatta hala kağıt ortamındaki vergi sisteminin izlerinin bulunduğunu belirtti. Dijitalleşen ekonomi ve değişen ticaret yapısına dikkat çeken Baran, "Çağdaş vergi sistemlerinin temel unsurlarından biri olan mükellef haklarının daha güçlü bir şekilde mevzuata ve idari uygulamalara yansıtılması gerekiyor" dedi. E-haciz uygulamaları Kamu alacaklarının tahsiline ilişkin 6183 sayılı Kanun’un uygulamada mükellefler açısından önemli sorunlara yol açtığını belirten Baran, kamu alacakları nedeniyle borç tutarının üzerinde tüm banka hesaplarına uygulanan e-haciz işlemlerinin işletmelerin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirebildiğini söyledi. KDV sistemi sadeleşmeli KDV sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Baran, uzun süredir devreden KDV sorununun iş dünyasının finansman yükünü artırdığını belirterek, "Birden çok oranda kullanılan, alışta ve satışta farklı oranlarda uygulanan KDV sistemi sadeleşmeli, iade süreçleri hızlanmalı ve işletmelerin üzerinde finansman baskısı oluşturan uygulamalar gözden geçirilmeli" dedi. Sade, güven veren, anlaşılır ve uygulanabilir bir yapı Vergi sisteminde sadeleşmenin önemine dikkat çeken Baran, mükellef haklarını esas alan, kayıt dışılıkla mücadelede güven veren, anlaşılır, uygulanabilir ve uyum maliyeti düşük bir yapının kritik önemde olduğunu belirtti. Baran, "Vergi sistemini, temel amacı yalnızca gelir toplamak olan bir yapı olarak düşünmekten ve böyle inşa etmekten vazgeçmeliyiz. Vergi sistemi üretimi destekleyen, yatırımı artıran, istihdamı koruyan ve rekabet gücünü yükselten bir yapı olarak yeniden inşa edilmelidir. Vergi tabanını genişleten, kayıt dışılığı azaltan, dolaylı vergilerin yükünü hafifleten, vergiye uyumlu mükellefi gözeten, aflara son veren kapsamlı bir reforma ihtiyaç var. Parçalı değişiklikler vergi ödeyenlere de devlete de uzun vadede fayda sağlamıyor. Ekonominin tüm çarklarını uyum içinde döndürmenin ve refah toplumuna gitmenin yolu vergide adaletten ve kapsayıcılıktan geçmektedir. Bilhassa kurumlar vergisinde yapılması öngörülen indirimin daha kapsayıcı olarak tüm mükellefleri ve faaliyet alanlarını kapsayacak şekilde tek oranlı bir sisteme dönüştürülmesi, vergi tekniği açısından zorunlu olanlar dışında tüm indirim, istisna ve muafiyetlerin kaldırılması en uygun adım olacaktır" diye konuştu. Reform sürecinde iş dünyası ile istişare Baran, reform sürecinde iş dünyasının görüş ve beklentilerinin dikkate alınmasının önemine işaret ederek, kamu ile özel sektör arasında güçlü istişare mekanizmalarının, örneğin bir vergi reform komisyonunun oluşturulmasının Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacağını kaydetti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 09:16 Alaşehir’de 10 bin üreticiye 300 bin yerli fide desteği Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Alaşehir Belediyesi iş birliğinde yürütülen proje kapsamında 10 bin üreticiye 300 bin yerli sebze fidesi dağıtıldı. Killik Mahallesi’nde düzenlenen törende konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Amacımız çiftçimizin ve köylümüzün çok daha iyi şartlarda yaşaması" dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında Alaşehir’in Killik Mahallesi’nde fide dağıtım töreni düzenlendi. Törende üreticilere 100 bin domates, 100 bin biber ve 100 bin patlıcan fidesi olmak üzere toplam 300 bin fide dağıtıldı. Bölgenin iklim ve toprak yapısına uygun yerel çeşitlerden seçilen fidelerle hem kadın emeğinin üretime katılması hem de yerel tohumların korunması hedefleniyor. Fide dağıtımı için Killik Mahallesi’ne gelen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ile Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, mahalle girişinde traktör konvoyları ve meşalelerle karşılandı. Vatandaşları traktör üzerinden selamlayan başkanlar, daha sonra üretici kadınlara fideleri teslim etti. Törende konuşan Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, yerel çeşitlerin önemine dikkat çekerek, "Büyükşehir Belediye Başkanımızın desteğiyle yerel çeşitlerimizi sizlerle buluşturuyoruz. Sizlerden ricam, bu ürünlerin tohumlarını üretmeniz ve bu mirası gelecek nesillere aktarmanızdır" dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise kırsal kalkınmaya yönelik çalışmaları anlatarak, "Sizlere hizmet etmek bizim için bir onurdur. Kooperatiflere destek oluyor, sulama boruları döşüyor, sondajlar açıyor ve Ziraat Odalarımıza iş makineleri tahsis ediyoruz. Bugün ise 10 bin çiftçimize 300 bin fide ulaştırıyoruz. Bahçelerinizden bereketli ve doğal ürünler alın istiyoruz. Bizim tek amacımız Manisa’nın zenginleşmesi ve güzelleşmesi" ifadelerini kullandı. Programın ardından Başkan Dutlulu ve Başkan Öküzcüoğlu mahalle sakinleriyle sohbet ederek taleplerini dinledi, pazaryerini ziyaret ederek esnaf ve vatandaşlara hayırlı işler diledi.
Ataköy Marina’da milyonluk tekneler görücüye çıkacak
24 Ekim 2025 Cuma - 14:14 Ataköy Marina’da milyonluk tekneler görücüye çıkacak Türkiye’nin tek deniz fuarı olan 4. Bosphorus Boat Show, yarın Ataköy Marina’da kapılarını ziyaretçilere açıyor. Milyonluk tekneler, deniz tutkunlarıyla buluşacak. Türkiye’nin tek deniz fuarı 4. Bosphorus Boat Show, yarın Ataköy Marina’da deniz tutkunlarına kapılarını açacak. Bosphorus Boat Show, teknelerin yanı sıra yat ve mega yatlara da ev sahipliği yapıyor. Yelkenlilerden motor yatlara, sürat teknelerinden katamaranlara kadar uzanan zengin bir seçenek yelpazesiyle deniz tutkunlarına hitap eden fuarda 250’den fazla tekne, 3 metre ile 35 metre arasında değişen boyları ile denizde ziyaretçilerini bekliyor. Fuarın en pahalı teknesi olan Sandenanzo’nun ise 13,5 milyon euro değerinde olduğu belirtildi. "100 bin TL’den 100 milyon TL’ye kadar tekneler yer alıyor" ED Fuarcılık Kurucu Ortağı Dilek Soydan, fuarın deniz tutkunları tarafından büyük ilgiyle karşılandığını ifade ederek, "Bosphorus Boat Show’da 100 bin TL’den 100 milyon TL’ye kadar farklı bütçelere hitap eden tekneler yer alıyor. Fuarda 500’den fazla marka yer alıyor. Markaların içerisinde hem tekne hem de ekipman ve aksesuar firmaları yer alıyor. 9 günde 35 binden fazla ziyaretçi ağırlamayı hedefliyoruz. Bu yıl 5 binden fazla yabancı ziyaretçi ağırlamayı hedefliyoruz. Burada amaç hem tekneleri sergilemek hem de ileriki dönemlere sipariş alabilmek. Elinde tekne ve ekipman stoku olan firmalar, onları satmak için çabalıyor. Yerli üreticilerimiz ise sipariş almak için tanıtım yapacaklar. Uluslararası müşterilerin gelmesi ihracatta büyük katkı sağlıyor. 35 metrelik bir teknenin yapımında yaklaşık 500 ila 800 arası kişi çalışıyor. Bu da ekonomiye çok büyük bir katkı sağlıyor. Denizde yapılan fuarın en büyük avantajı ise beğendiğiniz tekneyle teste çıkabiliyorsunuz, performansını da test edebiliyorsunuz. Almak istediğiniz tekneyi sadece görerek değil, aynı zamanda deneyimleyerek de satın alma imkanına sahipsiniz" dedi. Beş kabini, iki ayrı yemek salonu ve profesyonel mutfağı olan Sandenanzo da fuarda Trio Deniz Satış Pazarlama Direktörü Anıl Aycan, fuarın en pahalı teknesinin ise Sandenanzo olduğunu belirterek, "Türkiye’de ilk defa tanıtımı yapılan bir tekne bu şovda ziyaretçilerini bekliyor. 30.5 metre uzunluğunda, 7.6 metre genişliğinde. İçerisinde dört tane ana makine bulunan, yaklaşık fiyatı 13,5 milyon euro olan tekneyi ilk defa deniz severlerle burada buluşturuyoruz. İçerisinde beş kabin, iki ayrı yemek salonu ve profesyonel bir mutfağı bulunan benzersiz bir teknedir" dedi.
Ferrero Fındık Şirketi’nden Sırbistan ve İtalya hamlesi
24 Ekim 2025 Cuma - 14:04 Ferrero Fındık Şirketi’nden Sırbistan ve İtalya hamlesi Ferrero Fındık Şirketi, dünya çapındaki fındık tedarikini, sürdürülebilir ve farklı kaynaklara dayalı bir stratejiyle hızlandırmak ve güçlendirmek amacıyla üç önemli yatırım gerçekleştirdi. Ferrero Fındık Şirketi Sırbistan ile olan iş birliğini pekiştirerek, fındık sektörünün kalkınmasını hızlandıracak yeni bir dönem başlattı. Sırbistan’ın Tarım, Ormancılık ve Su Yönetimi Bakanlığı ile iş birliği yapan şirket, ülkenin Batı Baka bölgesinde ilk ‘Fındık Mükemmelliyet Bölgesi’ni geliştireceklerini duyurdu. Ferrero Fındık Şirketi Küresel Genel Müdürü Marco Botta, Sırbistan yatırımları ile ilgili olarak "Bu projeye başladığımızda, bize uzun vadeli bir kalkınma vizyonu rehberlik ediyordu. Bugün, 11 yıl sonra, Sırbistan’ın Avrupa fındık üretiminin en önemli dayanaklarından biri haline geldiğini söyleyebiliriz. Amacımız sadece tedarik sağlamak değil, bilgiyi, çiftçileri ve kurumları bir araya getiren bir sistem inşa etmektir. Sırbistan, sabır ve ortak çabayla sürdürülebilir tarımın nasıl inşa edildiğinin başarılı bir örneğidir. Ferrero olarak eğitim, araştırma ve yerel toplulukların gelişimine yatırım yapmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. Sırbistan’da 1,8 milyonu aşkın fındık fidanı dağıttı Ferrero’nun Sırbistan’da yer alan ve 600 hektarlık fındık plantasyonundan oluşan AgriSerbia adlı çiftliğinde, hava koşullarına bağlı olarak yılda bin 800 tona kadar fındık üretiliyor. Bu yıl, Temmuz ayında üretimi kısmen azaltan bir fırtınaya rağmen, yaklaşık bin ton yüksek kaliteli ürün bekleniyor. Ferrero ayrıca, Sırbistan’da kurduğu fidanlıklarda yetiştirdiği 1,8 milyonu aşkın fındık fidanını dağıtarak, ülkede 3 bin 360 hektardan fazla yeni bahçe dikilmesini ve yaklaşık 500 bin fidanın Romanya ve komşu ülkelere ihraç edilmesini sağladı. Şirket aynı zamanda ülkedeki 680’den fazla çiftlikle iş birliği yaparak, aile çiftliklerinin gelişimini ve bölgede üretimin dengeli olarak dağılımını teşvik ediyor. Teknik destek sistemiyle de üreticilere saha ziyaretleri ve eğitimler gerçekleştiriyor. İtalya’nın ilk fındık tarımı okulunu başlatıyor Ferrero Fındık Şirketi aynı zamanda, İtalya’da fındık tarımında verimin düşmesi ve ortaya çıkan bitki hastalıklarının etkisine karşı sektörü destekleme hedefiyle Fındık Agronomi Programı’nı başlattı. İtalya’da fındık yetiştiriciliğine odaklanan ilk teknik eğitim programı olma özelliğini taşıyan Fındık Agronomi Programı, Ferrero’nun bilgiye yatırım yaparak tedarik zincirinde dayanıklılığı artırma stratejisi kapsamında hayata geçirildi. Sürdürülebilirlik için Avrupa İnovasyon Enstitüsü (EIIS) ve Ulusal Ziraat Mühendisleri ve Ormancılar Konseyi (CONAF) ortaklığında geliştirilen program, Pisa, Turin, Tuscia, Perugia ve Salerno gibi İtalyan’ın önde gelen üniversiteleri tarafından destekleniyor. Girişim, kökleri İtalya’ya dayanan ve tarihsel olarak Türkiye ve Akdeniz bölgelerinde yaygın olan, Şili ve ABD’de de önemli uzantıları bulunan tüm fındık tedarik zincirinin beceri ve dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. Program kapsamında su yönetimi, gübre optimizasyonu ve onarıcı tarım gibi sürdürülebilir uygulamalarda eğitim veriliyor. Çevrimiçi modüllerin yanı sıra önemli fındık yetiştirme bölgelerinde verilen eğitimlerin yer aldığı program, profesyonelleri, ziraat mühendislerini ve öğrencileri, onarıcı ve iklime dirençli tarım uygulamalarıyla bilinçlendirmeyi amaçlıyor. Ziraat Fakültesi yüksek lisans derecesine sahip teknisyenler için tasarlanan program büyük ilgi görürken, üç hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 400 başvuru aldı. Yaptıkları girişimlerle ilgili olarak Ferrero Fındık Şirketi Küresel Genel Müdürü Marco Botta, "Fındık yetiştiriciliğini riske atan iklim değişiklikleri yaşanıyor. Biz de özellikle İtalya’daki tedarik zincirini desteklemek için neler yapabileceğimizi düşündük ve bilgiye yatırım yapmayı seçtik. Ferrero’nun geliştirdiği modellerle, tedarik zincirlerine ve çiftçilere iklim değişikliği ve buna bağlı bitki hastalıklarıyla mücadele için çözümler geliştirme fırsatı sunuyoruz. Program sayesinde üreticiler fındık bahçelerinin sulamasını optimize edebilir. Su yönetimini de dikkate gübre kullanımını azaltablir ve onarıcı tarım uygulamalarını destekleyebilir" dedi. Şili’de üçüncü fındık tesisini kuruyor Ferrero Fındık Şirketi, tedarik ağını çeşitlendirerek güçlendirme stratejisi kapsamında Şili için yeni yatırım planını açıkladı. Gelecek yıl ülkenin ‘La Araucana’ bölgesinde üçüncü fındık kırma tesisinin inşasına başlayacağını açıklayan şirket, Maule’deki Alto Camarico tesisinin yenilenmesi ve uble’deki San Gregorio tesisinin işleme kapasitesinin, yerel temizleme ve kurutma kapasitesinin iki katına çıkarılmasını da hedefliyor. Bu yatırımlar, Şili’nin ABD, İtalya ve Türkiye’nin yanı sıra Ferrero’nun küresel tedarik ağındaki rolünü güçlendirirken, ülkenin Avrupa fındığı için önde gelen bir menşei olarak konumunu da pekiştiriyor. Türkiye’de 153 milyon avro yatırım yaptı Türkiye’de ise 2014 yılından bu yana faaliyet gösteren şirket, bugüne kadar toplam 153 milyon avro yatırım yaparak, binden fazla çalışanı ile fındık sektöründe uzun vadeli stratejik bir yatırımcı olarak faaliyet gösteriyor. "Herkes için değer yaratma" misyonuna uygun olarak değer zinciri faaliyetleri ve yatırımları sayesinde Türkiye’de önemli ekonomik ve sosyal etki sağlayan şirket, ‘Ekonomik Etki Analizi’ne göre, üretimindeki bir birim artışla tüm sektörlerde 3,26 birimlik toplam üretim etkisine yol açtığını açıklamıştı. Ferrero Fındık, Türkiye’de fındık üretiminde insana, ekime ve hasada odaklanan Ferrero Değerli Tarım (FFV) programıyla da 2012 yılından bu yana üreticilere eğitim ve danışmanlık desteği sağlıyor. İyi Tarım Uygulamaları kapsamında su yönetimi, gübre kullanımı ve onarıcı tarım odağında destek sağlarken, İyi Sosyal Uygulamalar kapsamında, sorumlu iş gücü istihdamı, adil ve güvenli çalışma koşulları, çocuk haklarına saygı konularına odaklanıyor. Ferrero Fındık program aracılığıyla yaklaşık 32 milyon avro yatırım yaparken, 50 binden fazla fındık çiftçisine ulaştı. ‘Sosyal Etki Analizi’ne göre İyi Tarım Uygulamaları kapsamında yapılan bir birim yatırımın yaklaşık 60 birimlik bir etki olarak geri döndüğü belirtildi.
McDonald’s Türkiye, Gaziantep’te Hatıra Ormanı oluşturuyor
24 Ekim 2025 Cuma - 13:14 McDonald’s Türkiye, Gaziantep’te Hatıra Ormanı oluşturuyor McDonald’s Türkiye, TEMA Vakfı aracılığıyla 10 bin çalışanı adına 10 bin adet fidanı Gaziantep Yeniceli Ağaçlandırma Sahası’nda toprakla buluşturuyor. McDonald’s Türkiye, topluma ve doğaya değer katan girişimlerine bir yenisini ekliyor. TEMA Vakfı aracılığıyla Gaziantep Yeniceli Ağaçlandırma Sahası’nda bir ‘Hatıra Ormanı’ oluşturmaya hazırlanan marka, çalışanlarının desteğiyle ağaçlandırma çalışmalarına katkıda bulunuyor. "10 bin fidan, her bir çalışanımız adına düzenlenecek dijital sertifikalarla kayıt altına alınacak" Hatıra Ormanı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan McDonald’s Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Tuğçe Altınsoy, "Ülkemizin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından TEMA Vakfı aracılığıyla, Gaziantep Yeniceli Ağaçlandırma Sahası’nda oluşturulacak McDonald’s Türkiye Hatıra Ormanı’nın çalışma arkadaşlarımızın doğayla kurduğu bağı en güzel haliyle yansıtmasını arzu ediyoruz. 10 bin çalışma arkadaşımız adına 10 bin fidanı toprakla buluştururken; erozyonla mücadeleye, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesine ve ülkemizin yeşil varlığının artırılmasına katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. Bu Hatıra Ormanı ile geleceğe anlamlı bir miras bırakmış olacağız" dedi. Altınsoy, dikilen her fidanı, bir şirket çalışanı adına hazırlanacak dijital sertifikayla kalıcı ve değerli bir anıya dönüştüreceklerini de sözlerine ekledi.
Nazilli Ticaret Odası’ndan incir için birlikte hareket etme çağrısı
24 Ekim 2025 Cuma - 13:06 Nazilli Ticaret Odası’ndan incir için birlikte hareket etme çağrısı Nazilli Ticaret Odası yöneticileri, üretici-tüccar-ihracatçı zincirinin uyum içerisinde çalışmasının önemine vurgu yaparak, incirde aflatoksin riski ve kalite kaybına karşı dikkatli olunması çağrısında bulunarak, birlikte hareket edilmesinin incir sektöründe her kesime fayda getireceğini açıkladılar. Kuru incirde ihracat sezonunun açılması ile birlikte kaliteli incirlerin yetiştirildiği Aydın’ın Nazilli ilçesinde hareketlilik arttı. Geçtiğimiz 15 Ekim 2025 tarihinde ihracatın başlamasının ardından kuru incirde yaşanan sıkıntılar da dile getirildi. Geçtiğimiz sezonda yaşanan ihracat sorunlarının bu sezon yaşanmaması için Tarım ve Orman bakanlığınca gerekli çalışmaların başlatılmasının ardından incirin üretim ve pazarlama aşaması olan üretici-tüccar ve ihracatçı üçgeninin sağlıklı şekilde birbiri ile kenetlenmesi gerektiği ifade edildi. Üyelerinin ihracat yapabilmeleri için yoğun çaba sarf eden Nazilli Ticaret Odası yönetimi ise ekim ayı başında Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen Dünyanın ve Avrupa’nın en büyük gıda fuarı olan ANUGA Gıda Fuarı dönüşü önemli açıklamalarda bulundu. Nazilli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Arslan ve Meclis Başkanı Süleyman Gürbüz, yaptıkları açıklamaları açıklamalar ve çağrılarla kuru incirde üretici-tüccar-ihracatçı üçgeninin önemine dikkat çekti. Nazilli Ticaret Odası Meclis Başkanı Süleyman Gürbüz, "2025-2026 incir sezonuna başladık. İlk ihracatlar 15 Ekim’de başladı. Avrupa’daki marketlerin raflarını süsleyecek ürünlerimiz yollarda. İnşallah iyi bir sezon geçecek. Bu sezonun üreticimize, depocumuza, ihracatçılarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Tabi ki sıkıntılarımız var, bunları da birlikte beraber çözeceğiz. Bu işin bakanlık yönü var, onlarla beraber bazı sıkıntıları hallederek ürünümüzü daha iyi bir yere getireceğiz. Bizim sektörümüzün 3 ayağı var. Bir tanesi üretici, diğeri tüccar diğeri de ihracatçı. Bu üç ayaktan birisi aksarsa bizim işlerimiz aksar. Öncelikle üreticimiz ürününü düzgün seçecek. Depocumuz da düzgün ürün alacağız. Biz de düzgün ürün alıp sevk edersek problemleri minimuma indirebiliriz. Bu sektörün ayakta kalabilmesi için hepimiz bu işe gayret göstereceğiz. Üretici bir ürünü düzgün seçip ihracat pazarını kaybederse bu kadar ürünü biz iç pazarda tüketemeyiz. Dolayısıyla hepimiz beraber bu ürünün devam etmesi için gayret göstermemiz lazım. İncirimiz dünyanın en kaliteli inciri. Rekoltenin dünyada yüzde 75’i bizde, Aydın’da. Bu kadar kaliteli bir ürünü daha iyi fiyatlarla piyasaya sunmak için biz üretici olarak, ihracatçı olarak daha dikkat etmemiz lazım. İlerleyen günlerde daha iyi yerlere geleceğimizi umuyorum. Nazilli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Arslan, "İncirde bazı sıkıntılarımız var. Birincisi aflatoksin. Bu da yeni çıkan bir mantar rahatsızlığı. Özellikle Avrupa bölgesinden giden ürünlerin geri dönmesi ile alakalı. Bu mantar maalesef gözle görülmeyen, elle tutulmayan, bizim işletme sahiplerimizin tespit etme durumu olmayan anca laboratuvar marifeti ile tespit edilebilen bir durum. Bu manada bizim ihracatçımız ihracat noktasında daha temkinli hareket ediyor. Üründeki kaliteyi arttırmak suretiyle geri dönüşleri minimum noktaya düşürebilmek için çaba sarf ediyorlar. Bizim sorumluluk sahamızda 7 ilçe 300 bin nüfusumuz var. Bu nüfusun 150 bine yakını direk veya dolaylı yönden incir ürününden belli bir miktarda da olsa bir gelir girmekte. Doğal olarak incir sıkıntıya düştüğünde bu hanelerin sorun yaşaması demektir. Bu da bölgemizde bir daralmaya sebep olacaktır. İnşallah sorunlar bir an evvel çözülür ve ihracatçı düzgün, kaliteli ve özelliğe uygun malla ihracatı daha da hızlandırır. Üreticilerimiz ürünlerini ayırarak mümkün mertebe kalitesine göre sınıflandırması lazım. Onlar bu görevi yaptıktan sonra bizim tüccarlarımıza düşen görev de her ürünü kalitesine göre fiyatlandırmaları gerekmektedir. Bu sistemi hayata geçirebilirsek bundan sonraki yıllarda bu sorunlar bir nebze çözülür. Sarı Lop denilen incir Nazilli bölgemize has bir incir. Farklı yerlerden inciri tüccarların bu incir çeşidinin içerisine katması da başka bir sorun. Bunu kimse dile getirmiyor ama durum bu şekilde. Bu incire farklı bir ürün katıyorsanız bizim kendi sarı lop incirimize kötülük ediyorsunuz. Her bölgenin inciri kendi bölgesinin adıyla satılması lazım" diye konuştu.
Oba Makarna, Türk makarnasını milyonlarca sofrada buluşturuyor
24 Ekim 2025 Cuma - 12:56 Oba Makarna, Türk makarnasını milyonlarca sofrada buluşturuyor Anadolu’nun bereketli topraklarında yetişen kaliteli buğdaylardan ürettiği yüksek standartlı makarnaları dünyanın dört bir yanına ulaştıran Oba Makarna, 25 Ekim Dünya Makarna Günü’nde hem makarnanın kültürel zenginliğini hem de sofralardaki yerini kutluyor. Dünya genelinde milyonlarca sofrayı birleştiren makarna, 25 Ekim Dünya Makarna Günü’nde lezzet severlerle yeniden buluşuyor. Türkiye’nin ve Dünya’nın önde gelen makarna üreticilerinden Oba Makarna, bu özel günde hem makarnanın kültürel zenginliğini hem de sofralardaki yerini kutluyor. Ürünlerini milyonlarca insanla paylaşmanın gururunu yaşayan Oba Makarna, "Her tabakta emeğin, doğallığın ve lezzetin hikâyesi var" anlayışıyla Türk makarnasını dünyanın dört bir yanındaki sofralara ulaştırmaya devam ediyor. Dünya Makarna Günü kapsamında açıklama yapan Oba Makarna Kurumsal İletişim Direktörü İpek Cıncıkcı, Türk makarnasının küresel başarı yolculuğunu ve Oba Makarna’nın sektördeki öncü rolünü değerlendirerek, "Türkiye makarna sanayimiz, 2024 yılında yaklaşık1,5milyon ton ihracatla ve yaklaşık1milyarUSD döviz girdisiyle dünyada önemli bir oyuncu konumundadır. Bu ihracatın içinde Oba Makarna olarak yaklaşık yüzde25’lik üretim payımız ve ihracatta yaklaşıkyüzde28 oranındaki katkımızla yer almaktan gurur duyuyoruz. Ayrıca küresel makarna ticaretinde yüzde 7,4’lük payla dünya çapında rekabetçi bir konuma sahibiz. Doğaya saygılı, sürdürülebilir ve modern üretim teknolojileriyle üretilen ürünlerimizi hem Türkiye’de hem dünyada 100’ün üzerinde ülkeye ulaştırıyoruz" dedi. "Her tabakta bir hikaye saklı" Türkiye’nin kaliteli durum buğdayı, gelişmiş üretim altyapısı ve rekabetçi markaları sayesinde, İtalya’nın ardından dünyanın en büyük ikinci makarna üreticisi konumunda olduğunu söyleyen Cıncıkcı, "Türkiye bugün, kaliteli durum buğdayı, gelişmiş üretim altyapısı ve rekabetçi markaları sayesinde, İtalya’nın ardından dünyanın en büyük ikinci makarna üreticisi konumundadır. Bu başarı hikayesinde Oba Makarna olarak yer almaktan büyük gurur duyuyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki sofralarda yer almak ve farklı kültürleri aynı lezzette buluşturmak bizim için yalnızca bir ticari faaliyet değil, aynı zamanda bir sorumluluk. Dünya Makarna Günü, bu evrensel lezzetin birleştirici gücünü ve kültürler arası etkileşimi kutlamak için önemli bir vesile. Her tabak, özenle hazırlanmış lezzetleri, paylaşım kültürünü ve emeği bir araya getiriyor. Her tabakta bir hikâye var. Bu hikaye tarlada başlayan, emeğin, doğallığın ve lezzetin ustalıkla buluştuğu bir yolculuğun adıdır: Makarna" ifadelerini kullandı. "Makarna: Türkiye’de yan yemekten ana öğüne uzanan bir lezzet evrimi" Bilinçlendirici içeriklerle tüketicilere ilham vermeye devam ettiklerini aktaran Cıncıkcı, "Bir dönem sofralarda yardımcı yemek olarak konumlanan makarna, bugün Türk mutfağında ana öğünlerin vazgeçilmez lezzetlerinden biri haline geldi. Artık sadece pratikliğiyle değil, sağlıklı beslenmeye uygun içeriği, zengin tarif seçenekleri ve kültürel paylaşımı destekleyen yapısıyla da tercih ediliyor. Tam buğday, yüksek protein gibi besleyici varyantlarımız ve farklı damak tatlarına hitap eden ürünlerimizle bu dönüşümde aktif bir rol üstleniyoruz. Oba Makarna olarak biz de bu lezzet evrimini ana yemeğe taşıma sorumluluğuyla, yalnızca Dünya Makarna Günü’nde değil, yıl boyunca sürdürdüğümüz sosyal medya kampanyaları, tarif videoları ve bilinçlendirici içeriklerimizle tüketicilerimize ilham vermeye devam ediyoruz. Amacımız, makarnanın sadece bir gıda ürünü değil, sofraları birleştiren evrensel bir lezzet olarak değer görmesini sağlamak" diye konuştu.
Niğde’de tarıma elverişli olmayan araziler lavanta ile üretime kazandırılıyor
24 Ekim 2025 Cuma - 12:50 Niğde’de tarıma elverişli olmayan araziler lavanta ile üretime kazandırılıyor Niğde Merkez Hançerli Köyü’nde yıllardır atıl durumda bulunan kıraç ve taşlık arazi, lavanta ile yeniden üretime kazandırıldı. Genç girişimci Gökhan Tuğrul 45 dekarlık arazisine, 35 bin adet İngiliz Lavantası fidesi dikti. Kuraklığa ve soğuk iklim şartlarına dayanıklı olan bu lavanta türü, düşük su ihtiyacı, yüksek verim ve kaliteli uçucu yağ üretimiyle bölge çiftçisine yeni bir gelir kapısı açacak. "Susuz tarım cazip hale geliyor" Niğde’nin iklim ve toprak yapısına uyum sağlayan lavanta, aynı zamanda alternatif ürün çeşitliliği ve agroturizm potansiyeliyle de dikkat çekiyor. Genç girişimci Gökhan Tuğrul, kıraç arazilerin üretime kazandırılması sürecini anlatarak şunları söyledi: "Günümüz şartlarında su en önemli konu. Susuz tarım bizim için cazip hale geliyor. Burası 45 dönümlük, taşlık bir araziydi. Daha önce burada tarım yapılamayacağı düşünülüyordu. Biz elimizden geldiğince taşları temizledik, araziyi tarıma uygun hale getirdik ve ekimlerimizi tamamladık. Ortalama üç yıl sonunda tam verime ulaşacağız. Bu dönemde bir dönümden yaklaşık 8 litre lavanta yağı elde edeceğiz. Ürettiğimiz yağlar diğer lavanta türlerine göre daha kaliteli olacak." Susuz tarımla agroturizm ve bal üretimi hedefi Tuğrul, lavanta üretiminin yalnızca tarımsal değil, turizm ve arıcılık açısından da büyük fırsatlar sunduğuna dikkat çekti. Tuğrul, "Lavanta tarlaları görselliğiyle büyük bir çekim alanı oluşturuyor. İnsanlar lavanta tarlalarına fotoğraf çektirmek, yürüyüş yapmak veya dinlenmek için geliyor. Bu da bölge için agroturizme katkı sağlıyor. Ayrıca arazinin yamaç yapısı bal üretimi açısından da avantajlı. Arı kovanları yerleştirerek kaliteli bal üretimi yapmayı da hedefliyoruz" diye konuştu. Lavanta üretimiyle hem susuz tarımın teşvik edildiğini hem de katma değerli ürün elde edildiğini belirten Tuğrul, gençlere ve çiftçilere de çağrıda bulundu. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gençlere ve kadınlara özel kırsal kalkınma destekleri, IPARD programlarının olduğunu söyleyen Tuğrul, "Bu fırsatları değerlendirmelerini tavsiye ediyorum. Atıl araziler doğru planlama ve desteklerle yeniden üretime kazandırılabilir. Su kaynaklarını verimli kullanarak sürdürülebilir üretim yapmak, geleceğimiz için en önemli adım" ifadelerini kullandı. Niğde’de lavanta üretiminin yaygınlaşmasıyla birlikte hem kıraç arazilerin ekonomiye kazandırılması hem de bölgenin turizm ve arıcılık potansiyelinin artması hedefleniyor.
Türkiye’nin milli meyvesi incir, bu yıl üreticisine tat vermedi
24 Ekim 2025 Cuma - 12:27 Türkiye’nin milli meyvesi incir, bu yıl üreticisine tat vermedi Türkiye’nin milli meyvesi olarak adlandırılan ve coğrafi işaret tesciline sahip kuru incir bu yıl üreticinin elinde kaldı. Sorunun her geçen gün artarak devam ettiğini belirten Aydın Ziraat Odası Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, ihracatta yaşanan sıkıntıların faturasının adeta üreticiye kesildiğini belirtti. İncirle ilgili sıkıntının had safhada olduğunu belirten Aydın Ziraat Odası Başkan ı Mehmet Kendirlioğlu, "Burada fiyattan ziyade tüccar ve ihracatçıların malı almaması sıkıntısı var. Şu anda üretimin yüzde 60 civarı üreticinin elinde. 15 Ekimde ilk yükleme tarihi çok sıkıntılı bir tarih olarak açıklandı. Bunu çok itiraz etmemize rağmen maalesef 15 Ekim tarihini değiştiremedik. Çünkü ilk yükleme tarihi ne kadar geç olursa incirin müstahsilden fabrikaya ihracatçıya gitmesi de bu kadar gecikiyor. Bu arada üretici ucuz fiyata malı satmak zorunda kalıyor. Bu durumları anlattık ama kimse dinlemedi. İncir’de sorun büyük" dedi. "Ürünü alan yok" Geçen yıllarda ekonomik sıkıntısı olanın incirini ucuz da olsa satıp işini gördüğünü ancak bu yıl ucuza vermek isteyenin de malını almadıklarını kaydeden Başkan Kendirlioğlu, "Bu sene çiftçi ürününü ucuza bile vermek istese maalesef alıcısı yok. Bunun en büyük sebebi ihracatta yaşanan sıkıntılar. Aflatoksin nedeniyle AB’ye malın gitmediği ileri sürülüyor. Diğer ülke alıcıları da fiyatları düşürmek istiyor. Konuyla ilgili başta Aydın milletvekillerimiz olmak üzere ilgili bakanlıklara bilgiler verdi. Sorunun bir an önce çözülmesini bekliyoruz" dedi.
Nakitera’dan ‘uçtan uca yönetilebilirlik’ hizmeti
24 Ekim 2025 Cuma - 12:20 Nakitera’dan ‘uçtan uca yönetilebilirlik’ hizmeti Nakitera, tüm ödeme ve tahsilat süreçlerini tek çatı altında toplayan 360 finansal ekosistem yaklaşımıyla fintek sektöründe ilklerden birini gerçekleştirerek, ‘uçtan uca yönetilebilirlik’ sunuyor. 20’den fazla banka ve ödeme kuruluşuyla entegre çalışan altyapısı, yapay zeka destekli teknolojileriyle işletmelerin finansal karar süreçlerini daha akıllı, hızlı, esnek ve öngörülebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin finansal operasyonlarını tek platformda buluşturan Nakitera, güçlü altyapısı ve yapay zeka vizyonuyla büyümesini sürdürüyor. Hızla büyüyen müşteri portföyüyle 15 milyar TL’lik işlem hacmine ulaşan şirket, ödeme ve tahsilat süreçlerini tek çatı altında toplayarak ‘uçtan uca yönetilebilirlik’ sunuyor. MoneyPay Finansal Teknoloji adıyla başladığı yolculuğunda isim değişikliğine giderek Nakitera markası ile yoluna devam eden şirket, 20’den fazla banka ve ödeme kuruluşuyla entegre çalışan altyapısı, 8 farklı ürünü ve yapay zeka destekli teknolojileriyle şirketlerin, nakit yönetiminde hızlı, güvenli, öngörülebilir ve verimli bir yapıya kavuşmasını sağlıyor. 360 Finansal Ekosistem tek platformda Yapılan açıklamaya göre, tedarikçi finansmanı, dinamik ve ihale usulü iskonto, mega merchant, doğrudan borçlandırma ve kurumsal cüzdan gibi çözümleriyle platform; kurumsal firmalardan tedarikçilere, bayilerden satış noktalarına her katmanı aynı ekosistem altında buluşturuyor. Fintek sektöründe ilklerden biri olarak geliştirdiği ‘Ortak Ödeme Paneli’ ile Nakitera; kredi kartı, ticari kredi veya ödeme iste gibi farklı yöntemleri tek arayüzde birleştirerek işletmelerin ödeme ve tahsilat süreçlerini esnek, hızlı ve güvenli bir şekilde yönetebilmelerini sağlıyor. Platform, ödeme ve tahsilat süreçlerini dijitalleştirirken aynı zamanda likidite, sürdürülebilirlik ve sadakat odaklı bir iş modeli de kuruyor. Kurumsal Cüzdan ürünü sayesinde işletmeler, kendi bayi ağlarında puan, kampanya ve ödül yönetimi içeren kapalı devre bir ödeme altyapısı kurabiliyor. Aynı zamanda yapay zeka destekli AI Agent ve Akıllı CFO Dashboard çözümleri ise, finansal verilerin gerçek zamanlı analizini mümkün kılarak işletmelerin nakit akışını daha öngörülebilir ve verimli hale getiriyor. "Finansal sürdürülebilirliği güçlendiren stratejik yol arkadaşıyız" Henüz ilk yıllı doldurmadan, platform ürünlerinin Türkiye’nin büyük şirketlerinde aktif şekilde çalıştığını belirten Nakitera Genel Müdürü Bulut Arukel, "Elde ettiğimiz hacim ve müşteri büyümesi, vizyonumuzun sahadaki karşılığını gösteriyor. Bizim için mesele yalnızca teknoloji değil; işletmelerin finansal sürdürülebilirliğini güçlendiren, stratejik bir yol arkadaşı olmak. Aktif firma, bayi ve tedarikçi sayımızı artırmaya devam ederek 15 milyar TL işlem hacmi hedefimizi gerçekleştirdik. Bundan sonraki dönemde her çeyrekte en az bir yapay zeka tabanlı yeniliği devreye alarak işletmelerin finansal karar süreçlerini daha akıllı ve öngörülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz" dedi.