EKONOMİ
Başkan Günel: ’Amacımız yeni bir başlangıcın kapısını aralamak’ 05 Mart 2026 Perşembe - 17:48:10 Başkan Ömer Günel, ITB Berlin Fuarı’na katılmak için gittiği Almanya’da, Türk-Alman İş İnsanları Birliği’ni ziyaret etti. Birlik üyelerine Kuşadası’nın sahip olduğu turizm potansiyeli hakkında bilgi veren Başkan Ömer Günel, "Aydın bugüne kadar tarım kenti olarak görüldüğü için buna göre organize edilmiş. Ancak bize göre Aydın turizmin, gastronominin ve sanayinin de lokomotifi olacak kapasiteye sahip. Bu nedenle bizim amacımız yeni bir başlangıcın kapısını aralamak" dedi. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Berlin’de Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyeleriyle bir araya geldi. Başkan Ömer Günel’in ziyaretine Belediye Başkan Yardımcısı Seyfi Seyhan Suvari ile Belediye Meclis Üyeleri de katıldı. Başkan Ömer Günel ziyaretinde Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyelerine Kuşadası’nın sahip olduğu doğal ve tarihi güzelliklerinden bahsetti. Toplantıda Kuşadası’nın yılın dört mevsimine yayılan turizm ile konaklama imkanlarını da anlatan Başkan Ömer Günel’i Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyeleri ilgi ve dikkatle dinledi. Aydın’ın bugüne kadar sadece tarım kenti olarak görüldüğüne dikkat çeken Başkan Ömer Günel, "Bize göre Aydın aynı zamanda turizm, gastronomi ve sanayi kenti. Çünkü dünyanın en önemli 3 kruvaziyer limanından bir tanesi Kuşadası’nda bulunuyor. İlçemize gelen kruvaziyer yolcusu sayısına baktığımızda son 3 yıldır kendi rekorumuzu egale ediyoruz. Geçen yıl 1 milyon kruvaziyer yolcusu ağırladık. Bu yıl sayının çok daha fazla olmasını bekliyoruz. Ben Kuşadası, Didim ve Selçuk’un turizm alanında iş birliği içerisinde olmasını çok önemsiyorum. Çünkü ortak turizm değerlerini paylaşıyoruz. Bizim amacımız Aydın için yeni bir başlangıcın kapısını aralamak" diye konuştu.
05 Mart 2026 Perşembe - 17:16 Aydın’da ticari taksi şoförlerinden zam çağrısı Aydın’da faaliyet gösteren ticari taksi şoförleri, artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandıklarını belirterek yetkililerin tarifeye düzenleme yapılmasını beklediklerini ifade ettiier. Özellikle akaryakıt, sigorta ve araç bakım giderlerindeki artışın kendilerini ciddi şekilde etkilediğini dile getiren taksiciler, mevcut tarifeyle hizmet vermenin her geçen gün daha da zorlaştığını söyledi. Mevcut ücretlere yüzde 50 zam, indi-bindi ücretinin ise 220 TL olarak belirlenmesini talep eden taksiciler taleplerinin karşılık bulmaması halinde kontak kapatma noktasına gelebileceklerini belirtti. Taksici esnafı, hem ekonomik şartların hem de mesleğin sürdürülebilirliği açısından yeni bir düzenleme yapılmasını istedi. Otogar Taksi Durak Başkanı Cengiz Yoltay meslektaşları adına yaptığı açıklamada, "Biz taksiciler olarak bugüne kadar oda başkanımızın gayretleri ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun destekleri ile çalıştık. Ancak bugüne kadar aldığımız zamlar ülkemizin içerisinde bulunduğu durumda çok yetersiz kaldı. Geçen hafta oda toplantımızda indi-bindi tarifesinde 220 TL olarak belirttiğimiz zammı alamadık. Yakıt zamlarına yetişemez olduk. Bunun yanında devletin bize yazar kasa post uygulaması getirmesi ile Aydın’da taksi hizmeti vermemiz çok zorlaşıyor. Biz normal vatandaşların yaptırdığı trafik sigortasını biz çok daha fazlaya yaptırıyoruz. Çalışan sigortalı arkadaşlarımızın sigortalarını ödemekte zorlanıyoruz. Ayrıca TÜVTÜRK’ün bizlerin her yıl yaptırdığımız araç muayenelerinde bizlere uyguladığı yüksek miktardaki fiyatlar belimizi büküyor. Tüm bunların yanında bir de sanayi kısmı var. Yedek parça fiyatları da her geçen gün artıyor. Tüm bunların yanında trafik cezaları da çok arttı. Karşılaştığımız cezalar da çok yüksek. Kısacası biz taksiciler olarak zorluk çekiyoruz. Gündemdeki savaş durumu olmadan biz zam talebimizi dile getirmiştik. Halen daha sonuç alamadık. Yavaş yavaş kontak kapatma durumuna geliyoruz. Ayrıca Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’ndan Didim ve Kuşadası’nda yapılan duraklar gibi Efeler’de de kente yakışır taksi durakları yapılmasını talep ediyoruz" dedi. "Taksiciyi yok sayan bir anlayış var" Can Taksi Durak Başkanı Mustafa Öney, "Aydın Şoförler Odası Başkanı Semih Özmeriç geçen hafta düzenlenen toplantıda bizler için yüzde 50 zam istedi. Zam yazımızı belediyeye yazdı. Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muhammed Ali Künkcü ise yeni seçime gireceği için kendince bir şov yaptı. Taksici esnafının 15 yıldır hiç bir derdi dinlenmediği gibi iletilen sorunları da çözülmüyor. Berberler, tamirciler ve diğer meslek gruplarının talep ettiği fiyat tarifeleri hemen imzalanırken taksici esnafının talepleri maalesef gözardı ediliyor" diye konuştu. "Yüzde 50 zam istiyoruz" Merkez Taksi Durak Başkanı Halil Civan ise "Biz aynen Semih başkanımızın talep ettiği yüzde 50 zam ve indi-bindi 220 TL ücretlerini kesintisizi olarak almak istiyoruz. Bu zammı alabilirsek biraz rahatlarız. Yoksa çok zor durumda kalıyoruz" dedi. "Giderler aynı ama tarifeler düşük" Taksiciler ise artan maliyetlere dikkat çekerek, "Her şeyin fiyatı çok yükseldi. Şu anda bizler para kazanamıyoruz. Zaten enflasyon karşısında bu zam da eriyip gidecektir. Diğer illerde bu zam fiyatları her zaman Aydın’dan daha önce uygulandı. İstanbul bizden önce 2 zam aldı. 2 sene önce biz de İstanbul’dan tam 1,5 yıl geç zam almıştık. Giderlerimiz artıyor, gelirlerimiz düşüyhor" diye konuştu.
05 Mart 2026 Perşembe - 17:00 Alanya’da tropikal meyve üreticilerine Global GAP ve iyi tarım eğitimi Antalya’nın Alanya ilçesinde tropikal meyve üreticilerinin ürünlerini daha iyi pazarlayabilmesi ve uluslararası standartlara uygun üretim yapabilmesi amacıyla önemli bir eğitim programı başlatılıyor. Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği öncülüğünde, üreticilere yönelik Global GAP ve iyi tarım uygulamaları programı uygulanacak. Program kapsamında ilk etapta 25 üreticiye eğitim verilecek ve yaklaşık 3-4 ay sürecek eğitimlerin ardından üreticilere sertifikaları teslim edilecek. Eğitim programıyla birlikte üreticilerin bilinçli üretim yapmasının sağlanması ve pestisit ve kalıntı gibi konuların da önüne geçilmesi planlanıyor. Program kapsamında ziraat mühendisleri ve ilçe tarım müdürlüğü yetkilileri bahçelerden numune alarak analizler yapacak. Bireysel olarak yapılan "ürünümde pestisit yok" gibi açıklamaların çoğu zaman sözde kaldığını dile getiren Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu, birlik çatısı altında yürütülecek bu çalışmanın üretimde standart ve güvenilirlik sağlayacağını ifade etti. Tropikal meyve üretiminin Türkiye’de son 20 yılda hızla yayıldığını belirten Hüddoğlu, "Bu ürünler ülkemizde yeni yeni tanınmaya başladı. Üreticiler bugüne kadar büyük ölçüde bireysel çabalarla bir noktaya geldi. Ancak artık birlik olarak hem iç pazarda hem de uluslararası pazarda daha güçlü bir şekilde yer almak istiyoruz" diye konuştu. Programın ilerleyen aşamalarında yeşil dönüşüm, dijital tarım ve dijital pazarlama konularında da çalışmalar yapılacağını belirten Hüddoğlu, bu adımların üreticilere hem güvenilirlik hem de ekonomik kazanç sağlayacağını sözlerine ekledi. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Alanya Temsilcisi Oğuzhan Ataman, "Dünya Bankası tarafından Sanayi Teknoloji Bakanlığı’na verilen kredi kapsamında Sol Green programı ilan edildi ve uygulanmaya başladı. Bu program kapsamında ajanslari belli bir fon belli bir hibe verilmesi için kredi ve tutar aktarıldı. Bu tutarı biz bölgedeki mikro işletmelere kooperatiflere üretici birliklerine destek olması açısından ilk aşamalı yeşil ekonomiyi kapsayıcı geçiş programı kapsamında dağıtmaya başladık. Bölgemizden toplam 12 tane projemiz destek aldı. Alanya’da da iki proje destek aldı bir tanesi tropikal meyve üreticileri birliğimizin yapacağı faaliyetler projenin özellikle üzerinde durduğu yeşil ekonomi daha iyi tarım uygulamaları ve bu döngüsel ekonomi kavramları için bir dayanak teşkil ediyor. Biz bu aşamada projenin uygun görüldüğünü ve devamında da uygulanması safhasında da destek olacağımızı belirtmek isteriz" ifadelerini kullandı.
Başkan Seçer: "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz"
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:45 Başkan Seçer: "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz" Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde düzenlenen ‘Köyümüz Atölye’ açılışında konuşan Başkan Vahap Seçer, "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz. Tüketen değil, üreten ülke olalım" dedi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer, Toroslar ilçesine bağlı Hamzabeyli Mahallesi’nde hayata geçirilen ‘Hamzabeyli Köyümüz Atölye Yerleşkesi Açılışı’na katıldı. Mersinden Kadın Kooperatifi ile Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen projenin, Mersin Büyükşehir Belediyesinin kırsalda üretimi büyüten, kadın emeğini önceleyen ve yerel değerleri koruyan vizyonunun somut örneklerinden biri olarak öne çıktığı ifade edildi. Program, Başkan Seçer ile Meral Seçer’in coğrafi işaret tesciline sahip Mersin Kan Portakalının hasadını yapmasıyla başladı. "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz" Başkan Seçer, konuşmasında hayata geçirilen ‘Köyümüz Atölye’ projesinin amaçlarına değindi. Bu kapsamda yürütülen çalışma ve projelerin nihai hedefinin kırsal kalkınma olduğunu belirten Seçer, "Kırsal kalkınma ile birlikte Mersin tanınsın istiyoruz. Burada üretim yapıldığı, verilen kadın emeği ve bu emeğin ne derece değerli olduğu bilinsin. Bu bölgede yaşayan herkesin bir tarafı üretime temas etmiştir. Üretim bana göre çok kutsal ve önemlidir. Üretim helal kazancın değerini öğretiyor. Alın teri döktüğümüz o emek bugün doğru kararlar almamıza yardımcı oluyor. Emeği, üretimi, işçiyi, çiftçiyi, helal kazancı öğretiyor. Biz de onu topluma aksettiriyoruz" diye konuştu. ‘Köyümüz Atölye’ projesinin ilk kez 2020 yılında Silifke ilçesine bağlı Çaltıbozkır Mahallesi’nde başlatıldığını hatırlatan Seçer, bölgedeki lavanta üretimine dair detayları aktardı. Projeyi, ‘Doğduğumuz yerde doymanın en önemli çalışması’ olarak tanımlayan Seçer, "Hamzabeyli ve çevre köylerde doğduysak yine burada üretelim. Üretime inovasyon, ürünlere katma değer katalım. Teknolojiyi kullanıp çağdaş pazarlama yöntemlerini uygulayalım. İyi tarım ve gıda uygulamalarını öğrenelim. Güvenilir ve rafta kendini gösteren sağlıklı ürünler üretelim. Dalında 1 lira olan üretimi kattığımız değer ile 10 liraya getirelim ve milli ekonomiye katkı sunalım, ülkemiz kalkınsın. Tüketen değil, üreten ülke olalım. Tarıma destek vermekle iş bitmiyor, biz balık tutmayı öğretiyoruz. Mutlaka çiftçi desteklenecek ama önemli olan üretimin en iyisini, en kalitelisini yapmalarını sağlamak" şeklinde konuştu. "‘Köyümüz Atölye’ projesinin kadın üreticiler açısından büyük önem taşıyor" Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer, Hamzabeyli’de hayata geçirilen ‘Köyümüz Atölye’ projesinin, üretici kadınlar açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Kadın emeğinin görünür olması ve küçük çiftçilerimizin emeklerinin daha katma değerli hale gelmesi açısından bu proje çok kıymetli. Köyümüz Atölye projesi, Mersinden Kadın Kooperatifi olarak, bu sürecin içinde olduğumuz, daima desteklediğimiz ve birlikte hareket ettiğimiz bir proje. Köyümüz Atölye, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından kuruldu ve bu süreç içerisinde biz de Mersinden Kadın Kooperatifi olarak paydaş olduk" diyerek duyduğu mutluluğu dile getirdi. ‘Köyümüz Atölye’ projesinin, kırsal kalkınma için örnek bir proje olduğunu vurgulayan Meral Seçer, köylerde yaşamın devam etmesi, çiftçilerin, gençlerin ve kadınların üretimden vazgeçmemesi adına oldukça kıymetli bir proje olduğunu söyledi. Meral Seçer, "Dünya Gıda Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre dünyanın yüzde 80’ini aile çiftçileri doyuruyor. Torosların eteklerinde çok sayıda aile çiftçisi var. Bu ailelerin üretimden vazgeçmemesi için onların desteklenmesi ve onlara yol gösterici olunması, rehber olunması çok önemli. Çünkü sizler olmazsanız hiçbirimiz doymayız. Ne ülkemiz ne de dünya doyar" diye konuştu. Kırsal bölgelerdeki gençlerin kendilerine bir yaşam alanı bulamadıkları için kentlere göç ettiğini de belirten Meral Seçer, "Gençlere fırsatla köylerinde, yani doğdukları yerde doymalarına fırsat verileceğini görüyoruz" diyerek sözlerini tamamladı. Programda konuşmaların tamamlanmasının ardından Başkan Seçer ile Meral Seçer’e Hamzabeyli Mahalle Muhtarı Sencer Erdoğan tarafından, kan portakalının coğrafi tescil almasında sundukları katkılardan dolayı teşekkür plaketi takdim etti.
CloudOne "Corporate Venture Studio" modelini hayata geçirdi
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:36 CloudOne "Corporate Venture Studio" modelini hayata geçirdi ATP’nin bağlı ortaklığı ATP Capital’in portföy şirketlerinden CloudOne, "Corporate Venture Studio" modelini hayata geçirdi. ATP’nin bağlı ortaklığı ATP Capital’in portföy şirketlerinden CloudOne, yapay zekâ girişimlerinin yalnızca fikir ve teknoloji geliştirmekle sınırlı kalmayıp doğrudan canlı pazarla buluşmasını hedefleyen yeni "Corporate Venture Studio" modelini hayata geçirdi. Model, umut vadeden fikirleri olan girişimci yetenekleri veya erken aşamadaki girişimleri ilk müşteriyle buluşturarak, CloudOne CVS çatısı altında geliştirilen ürünlerin gerçek kullanım koşullarında doğrulanmasını ve sürdürülebilir biçimde büyümesini amaçlıyor. İTÜ Teknokent ekosistemi içinde konumlanan CloudOne; akademik bilgi birikimi, girişimcilik kültürü ve kurumsal teknoloji deneyimini bir araya getirerek, erken aşama girişimlerin kritik ihtiyacının sermayeden önce gerçek kullanım senaryolarıyla beslenen veri, domain know-how’ı, ürünleşme hızı ve entegrasyon yetkinliği olduğu tespitinden hareketle kurgulanmış bütüncül bir yapı sunmayı hedefliyor. CloudOne Corporate Venture Studio, girişimcilerin ürünlerine odaklanmasını zorlaştıran ekip kurma, kaynak ve müşteri edinimi problemlerini çözerek; ürün geliştirme, teknik altyapı ve ticarileşme süreçlerinde kurucu ortak gibi hareket ediyor ve ürünleri laboratuvar ortamları yerine doğrudan pazarda, gerçek müşterilerle birlikte olgunlaştırıyor. CloudOne, Venture Studio kapsamında geliştirilen ürünleri; Burger King, Popeyes gibi önemli markaları bünyesinde barındıran TAB Gıda ekosistemini ve Amasya Et Ürünleri’ni bir kuluçka merkezi gibi kullanarak, yapay zekâ tabanlı ürünleri canlı kullanım ortamları ve kullanıcı verileriyle buluşturuyor. "Yapay zekâ ürünleri pazarda ölçekleniyor" ATP Capital CEO’su Alp Can Gökdeniz, Venture Studio modelinin stratejik önemini şu sözlerle değerlendirdi: "Yapay zekâda asıl değer, fikirlerin gerçek pazar koşullarında test edilip ticarileşmesiyle ortaya çıkıyor. Küresel yapay zekâ pazarının 2030 yılına kadar 1,8 trilyon dolara ulaşması ve küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolarlık katkı sağlaması bekleniyor. CloudOne’ın Venture Studio modeli, bu büyüyen pazarda girişimlerin ticarileşme eşiğini aşmalarını sağlayan güçlü bir yapı sunuyor." CloudOne Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ergen ise modeli şöyle özetledi: "Venture Studio modelimizle yapay zekâ girişimlerini, pazarda karşılığı olan ve ölçeklenebilir iş modelleri geliştiren uzun vadeli iş ortakları olarak konumluyoruz. İTÜ Teknokent’in sunduğu akademik altyapıyla TAB Ekosistemi’nin operasyonel gücünü bir araya getirerek, çözümleri doğrudan sahaya taşıyoruz." ATP Capital, CloudOne yatırımıyla birlikte; yapay zekâ tabanlı iş fikirlerini gerçek verilerle geliştirip sürdürülebilir şekilde ölçekleyen girişimlere odaklanan uzun vadeli yatırım vizyonunu güçlendirmeye devam etmeyi hedefliyor.
Gaziantep Büyükşehir’e Avrupa’dan yönetişim ödülü
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:35 Gaziantep Büyükşehir’e Avrupa’dan yönetişim ödülü Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin kenti yönetirken esas aldığı; şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik, etkinlik, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı gibi 12 iyi yönetişim ilkesi, Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülünü beraberinde getirdi. Büyükşehir Belediyesi, 12 ilke ve 97 kriter çerçevesinde gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sonucunda Avrupa Konseyi tarafından verilen Avrupa Yönetişim Mükemmelliği Markası (ELoGE) ödülüne layık görüldü. Ödül, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Abdulkadir Sökücü tarafından teslim alındı. Avrupa Konseyinin yerel yönetimlerde iyi yönetişim anlayışını teşvik etmek amacıyla geliştirdiği ELoGE, belediyelerin kurumsal yapısını ve uygulamalarını belirlenen kriterler doğrultusunda değerlendiriyor. Şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik, etkinlik, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı gibi 12 iyi yönetişim ilkesi esas alınarak verilen marka, uluslararası alanda önemli bir kalite göstergesi olarak kabul ediliyor. Türkiye’de ELoGE süreci, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından yetkilendirilen Argüden Yönetişim Akademisi koordinasyonunda yürütülüyor. Süreçte Türkiye Belediyeler Birliği, Avrupa Yerel Demokrasi Derneği ve Özyeğin Üniversitesi iş birliği yapıyor. Gaziantep modeli iyi yönetişim uygulamalarına örnek ELoGE süreci kapsamında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal kapasitesi, katılımcı yönetim anlayışı, paydaşlarla kurulan iş birlikleri ve veri temelli yönetim uygulamaları incelendi. Değerlendirmede, Gaziantep Modeli olarak tanımlanan yerel yönetim yaklaşımının iyi yönetişim uygulamaları açısından örnek gösterildiği belirtildi. Başvuru sürecinde Büyükşehir Belediyesi bünyesinde oluşturulan çalışma grubu, mevcut uygulamaları analiz ederek geliştirilmesi gereken alanları belirledi. Büyükşehir katılımcı yönetim anlayışı kapsamında sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, muhtarlar ve vatandaş temsilcilerinin yer aldığı geniş paydaş haritaları oluşturdu. Kent Konseyi çalışmaları, saha anketleri, çalıştaylar ve gençlere yönelik projeler de değerlendirme sürecinde öne çıkan uygulamalar arasında yer aldı. ELoGE markası yerel yönetimlere bir yıl süreyle veriliyor. Gaziantep Büyükşehir, ödülün sürdürülebilirliği için çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor.
L’Oréal Türkiye, Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nde genç kadınlarla buluştu
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:26 L’Oréal Türkiye, Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nde genç kadınlarla buluştu ’Dünyanın bilime, bilimin kadınlara ihtiyacı var’ yaklaşımıyla 24 yıldır ’Bilim Kadınları İçin’ Programını yürüten L’Oréal Türkiye, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü’nü özel bir etkinlikle kutladı. 40 yıldır kadının güçlendirilmesi vizyonuyla hareket eden şirket, STEM alanlarında eğitim gören 40 kadın öğrenciyi ofisinde ağırlayarak bilimin kapsayıcı gücüne dikkat çekti. L’Oréal Türkiye’nin Global Ar-Ge ve Bilim & Ruhsatlandırma departmanlarının uzmanlığı ile ‘Bilim Kadınları İçin’ Programının vizyonunu buluşturan etkinlikte; genç yetenekler, L’Oréal çatısı altındaki çok disiplinli çalışma kültürünü ve kariyer hikayelerini keşfetti. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda, bilimin yalnızca laboratuvarlarla sınırlı teknik bir alan olmadığını; şirketin bilimsel süreçlerinde de temel aldığı etik değerler ve yasal güvencelerle şekillenen çok boyutlu bir yapı olduğu vurgulandı. Genç kadınlar, bilimsel kariyer yolculukları, küresel Ar-Ge deneyimleri ve farklı disiplinlerin kesişim noktaları üzerine ilham verici paylaşımlarla bir araya geldi. "Bilimsel ilerlemenin sürdürülebilir olması; etik, güven ve sorumlulukla mümkün" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren L’Oréal Türkiye Hukuk, Bilim ve Ruhsatlandırma Direktörü Hande Karakülah, L’Oréal Türkiye’nin bilime olan bütünsel yaklaşımına dikkat çekti. Karakülah konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bilimsel ilerlemenin sürdürülebilir olması; etik, güven ve sorumlulukla mümkün. L’Oréal Türkiye olarak bilimi, insan sağlığına, topluma ve çevreye saygı temelinde ele alıyoruz. Genç kadınların bilimin her alanında yer alması, daha adil ve kapsayıcı bir gelecek için büyük önem taşıyor." Global deneyimler ve rol modellerden ilham veren hikayeler L’Oreal Amerika, Araştırma ve İnovasyon Birimi, Ürün Güvenliği Kıdemli Bilim Uzmanı Dr. Zehra Kılıç, "Sınır Tanımayan Bilim: Ar-Ge’de Global Bir Kariyer Yolculuğu" başlıklı oturumunda Türkiye’den ABD’ye uzanan kariyer yolculuğunu, bu süreçte karşılaştığı kültürel ve bilimsel farklılıkları ve Ar-Ge’de inovasyon kültürünü aktardı. L’Oréal Türkiye Bilim & Ruhsatlandırma Direktörü Özlem Yılmaz ise kimya mühendisliğinden L’Oréal Türkiye Bilim ve Ruhsatlandırma Departmanı’na uzanan kariyer dönüşümünü, L’Oréal’in bilim ve inovasyona verdiği önemi ve bugün STEM alanında eğitim alan genç kadınlara yönelik en dürüst kariyer tavsiyelerini katılımcılarla paylaştı. Program, L’Oréal Türkiye ve UNESCO iş birliğiyle hayata geçirilen "Bilim Kadınları İçin" Programı’nın 23. yılı kapsamında ödüle layık görülen Doç. Dr. Banu İyisan’ın gerçekleştirdiği "Konfor Alanının Dışında Bilim: Deneyler, Hatalar ve Büyük Başarılar" başlıklı ilham verici konuşmayla devam etti. İyisan, konfor alanının dışına çıkmanın bilimsel gelişimdeki rolünü, deneme-yanılma süreçlerinin büyük başarılara giden yoldaki önemini, programın kariyerine katkılarını ve STEM alanında eğitim alan genç kadınlara yönelik samimi kariyer tavsiyelerini paylaştı. Şirket bilimin kapsayıcı gücüne destek olmaya devam ediyor Geçtiğimiz yıl 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü kapsamında, L’Oréal Türkiye çocukların bilimle tanışmasını desteklemek amacıyla bilim setleri dağıtımı gerçekleştirilmişti. Bu adımla L’Oréal Türkiye, yalnızca üniversite çağındaki genç kadınlara değil, daha küçük yaş gruplarına da bilimi sevdirmeyi, merak duygusunu güçlendirmeyi ve bilime erişimde fırsat eşitliğini desteklemeyi hedefledi. 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü kapsamında hayata geçirilen bu çalışmalarla L’Oréal Türkiye, bilimin kapsayıcı gücünü görünür kılmayı, kadınların ve kız çocuklarının bilim yolculuklarını desteklemeyi ve geleceğin bilim insanlarına ilham vermeye devam etmeyi hedefliyor.
Akbank’tan sürdürülebilirlikte global ölçekte güçlü performans
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:19 Akbank’tan sürdürülebilirlikte global ölçekte güçlü performans İnsan odaklı ve kapsayıcı sürdürülebilirlik yaklaşımıyla Akbank, taahhütlerini somut çıktılarla desteklemeyi sürdürdü. Akbank, 2025 yılına ilişkin Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) performansını paylaşarak, sürdürebilirlik yolculuğundaki ilerlemesini ortaya koydu. Konuya hakkında değerlendirmede bulunan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, "2025 yılında da sürdürülebilirliği stratejik bir dönüşüm başlığı olarak ele almaya devam ettik. Bu doğrultuda sürdürülebilir finansman alanında 2025 yılında 265 milyar TL katkı sağladık. 2020 yılsonundan bu yana sunduğumuz sürdürülebilir finansman 681 milyar TL’ye ulaştı. Böylece 2030 yılı için açıkladığımız 800 milyar TL hedefimize güçlü adımlarla ilerlemeyi sürdürdük. ÇSY temalı ve ÇSY skorlu fonlarımızın hacmiyse 392 bin yatırımcıyla 36 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu da sürdürülebilirliğin hem kredi tarafında hem de yatırım tarafında kalıcı bir finansal davranışa dönüştüğünü gösterdi" dedi. "CDP’ den üç alanda ‘A’ notuyla dünyadaki sayılı sürdürülebilirlik liderleri arasındayız" Kaan Gür sözlerine şöyle devam etti: "Şeffaf sürdürülebilirlik anlayışımız, CDP tarafından üç ayrı alanda birden ‘A’ notu almamızla uluslararası düzeyde de tescillenmiş oldu. İklim Değişikliği, Su Güvenliği ve Orman kategorilerinde ulaştığımız bu notlarla dünyada bu başarıya erişebilen sayılı kurumlar arasında yer aldık. "Öncü işlemlerle sağladığımız finansal kaynaklarla kapsayıcı büyümeyi destekliyoruz" "Yıl sonu itibarıyla yurt dışı borçlanmamızın yüzde 46’sı sürdürülebilir olarak gerçekleşti. Bu alanda hayata geçirdiğimiz öncü işlemlerle sektörümüze ilkleri de kazandırdık. Asya Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu’nun Türkiye’de onayladığı ilk özel sektör işlemi kapsamında sağladığımız kaynakla, başta kadın KOBİ’ler olmak üzere depremden etkilenen bölgelerdeki işletmelere destek sunmaya başladık. Dünyanın ilk dijital cinsiyet eşitliği tahvilini IFC’ye ihraç ederek, teknoloji temelli finansal inovasyonu somut sosyal etkiyle buluşturduk. "Sürdürülebilirliği, finansmanla büyüttük" Mavi finansman, yeşil yatırımlar, sürdürülebilir proje finansmanı ve sürdürülebilir tarım finansmanı odağımızı kararlılıkla sürdürdük. Özellikle proje finansmanı portföyümüz, bu dönüşümün en güçlü kaldıraçlarından biri oldu. Yıl sonu itibarıyla desteklediğimiz otel portföyünün neredeyse tamamı mavi finansman kapsamındaki projelerden oluşurken, toplam yeşil kredi bakiyemizin yüzde 69’u proje finansmanı kredilerinden sağlandı. Öte yandan, Ankara-Kırıkkale-Delice Otoyolu projesinde finansör ve sürdürülebilirlik ajanı olarak yer alarak çevresel ve sosyal kriterleri proje finansmanının merkezine entegre ediyoruz. Antalya-Alanya Otoyolu Projesi’ndeyse finansör ve teminat temsilcisi rollerimizle uzun vadeli ekonomik ve çevresel etki oluşturacak bir yatırım modeline katkı sunuyoruz. "KOBİ ve girişimcilerle birlikte sürdürülebilir bir gelecek inşa ediyoruz" Kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmanın, KOBİ’lerin ve girişimcilerin güçlenmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla 2025 yılında kadın KOBİ müşteri sayımızı yüzde 11 artırarak hedefimizin üzerine çıkmayı başardık. 2022’den bu yana kadınlara ait işletmelerde müşteri tabanımızı 2 katın üzerine, kredi bakiyemizi ise 8 katına taşımamız kapsayıcı yaklaşımımızın güçlü bir sonucu oldu. Bununla birlikte, Akbank Dönüşüm Akademisi ile 2022’den bu yana çeşitli eğitimlerle 21 bini aşkın KOBİ’ye ulaşarak onları finansmanın ötesinde çözümlerle destekledik. "Toplumsal yatırımlarımızla geleceğe kalıcı değer bırakıyoruz" 2025 yılında toplumsal yatırımlarımız da hız kesmedi. Akbank Gençlik Akademisi ile 2025 yılında 52 bin gence ulaştık, böylece temas ettiğimiz öğrenci sayısı 345 bine yükseldi. Üniversiteli gençleri gönüllülükle buluşturan Şehrin İyi Hali programımız da 22 bin gence ulaşarak iyiliği büyütmeyi sürdürdü. Dönüşümde Gelecek Var projemiz kapsamında ileri dönüşüm metoduyla ürettiğimiz 18 bin okul mobilyası deprem bölgesinde bini aşkın okulda 200 bin öğrencinin eğitim koşullarını iyileştirdi. Yaklaşık 400 ton karbon salınımını önledi ve 6 milyon litre su tasarrufu sağladı. Geleceği şekillendiren sürdürülebilirlik anlayışımızla daha da fazla değer oluşturmak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz."
Avusturya Ankara Büyükelçisi Juen: "İş dünyası arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi, yeni yatırım fırsatlarını beraberinde getirecek"
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:17 Avusturya Ankara Büyükelçisi Juen: "İş dünyası arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi, yeni yatırım fırsatlarını beraberinde getirecek" Kayseri Sanayi Odası (KAYSO); uluslararası ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Avusturya’nın Ankara Büyükelçisi Gabriele Juen ve Ticaret Müsteşarı Gerhard Lackner, KAYSO’ya nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarette Türkiye ile Avusturya arasındaki ticari ilişkilerin mevcut durumu, karşılıklı yatırım imkânları, sanayi sektöründe geliştirilebilecek ortak projeler ve iş dünyası arasındaki temasların artırılması konuları ele alındı. KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Büyükelçiye Kayseri’nin üretim gücü, ihracat kapasitesi ve sanayi altyapısı hakkında kapsamlı bilgiler verdi. Kayseri’nin Türkiye’nin önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Büyüksimitci şunları söyledi; "Kayseri, güçlü sanayi altyapısı, girişimci ruhu ve ihracat odaklı üretim yapısıyla ülkemizin önde gelen sanayi şehirlerinden biridir. Firmalarımız, dünya pazarlarında rekabet edebilecek kalite ve kapasiteye sahiptir. Avusturya ile mevcut ticari ilişkilerimizi daha ileriye taşımak, karşılıklı yatırımları artırmak ve firmalarımız arasında doğrudan iş birlikleri oluşturmak en büyük arzumuzdur. Bu tür ziyaretlerin, iş dünyası arasında somut projelere dönüşeceğine inanıyoruz" Büyüksimitci ayrıca; sürdürülebilir üretim, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme süreçlerinin sanayide her geçen gün daha fazla önem kazandığını belirterek, Avrupa ülkeleriyle bu alanlarda kurulacak iş birliklerinin hem bilgi paylaşımı hem de ortak yatırım fırsatları açısından değerli olduğunu ifade etti. Görüşmede iş dünyasının gündeminde yer alan vize süreçlerine de değinildi. Başkan Büyüksimitci, özellikle ihracatçı firmaların temsilcilerinin ve teknik ekiplerin Avrupa ülkelerine gerçekleştirdiği iş seyahatlerinde karşılaşılan vize sorunlarının ticari faaliyetleri zaman zaman zorlaştırdığını belirterek, iş insanlarına yönelik süreçlerin daha hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesinin ekonomik ilişkilerin gelişimine katkı sağlayacağını ifade etti. Avusturya’nın Ankara Büyükelçisi Gabriele Juen ise Türkiye ile Avusturya arasındaki ekonomik ilişkilerin köklü bir geçmişe dayandığını belirterek, iki ülke arasındaki ticaret hacminin daha da artırılması için karşılıklı temasların önem taşıdığını dile getirdi. Kayseri’nin üretim kapasitesi ve sanayi çeşitliliğinden etkilendiğini ifade eden Büyükelçi Juen, iş dünyası arasındaki doğrudan bağlantıların güçlendirilmesinin yeni yatırım ve ortaklık fırsatlarını beraberinde getireceğini söyledi. Ziyarette, iki ülke iş dünyası temsilcilerinin bir araya getirileceği organizasyonların artırılması, sektörel bazlı temasların güçlendirilmesi ve karşılıklı heyet ziyaretlerinin sürdürülmesi konusunda görüş birliğine varıldı.
Kırmızı gülü yağış vurdu: Kenya ve Uganda gülleri revaçta
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:09 Kırmızı gülü yağış vurdu: Kenya ve Uganda gülleri revaçta Üretim yerlerindeki zirai don, yağış ve sel gibi nedenlerle kırmızı gülde yaşanan kalite düşüklüğünün, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde ithal gelen Kenya ve Uganda güllerini ön plana çıkaracağı bildirildi. Kaliteli gül tercih edecekler, sevgiliye ithal Kenya ve Uganda gülleri ile "Seni Seviyorum" diyecek. Flora Çiçekçilik Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Bursa Şube Müdürü Ali Tan, 14 Şubat Sevgililer Günü öncesinde hareketlilik yaşandığını söyledi. Mezata giren koli sayısının 4-5 kat arttığına dikkati çeken Tan, "Şu an Türkiye genelinde 18 şubemiz var. Çarşamba günü itibarıyla 15 bin kolinin işlem gördüğü hesaplanıyor." dedi. Bursa’da mezatta normalde 300 koli çiçek satışı olurken çarşamba mezatında bin koliye çıktığını vurgulayan Tan, şöyle konuştu: "Sevgililer Günü’nde en çok kırmızı gül ve kokusu dolayısıyla nergis tercih ediliyor. Bunların yanı sıra papatya, orkide ve kazablankalar da satılıyor. Üretim bölgelerimiz var. Antalya, İzmir, Yalova, Adana-Mersin bölgesinden geliyor çiçekler. Güller genellikle Adana-Mersin bölgesinden geliyor. İzmir’den buketlik papatya, kasımpatı; Yalova’dan kazablanka, şebboy gibi bitkiler geliyor." Gül sıkıntısı yok ama biraz hasarlı Fiyatların Sevgililer Günü dolayısıyla bir miktar artış gösterdiğini belirten Tan, "Gül sıkıntımız yok sadece zirai don ve yağışlar gibi nedenlerle biraz hasar gördü üretim yerlerinde. Mezatta iyisi kötüsü bütün malın alıcısı oluyor. Bursa, Bilecik, Balıkesir ve Yalova’dan gelip çiçek alıyorlar buradan." dedi. Toptancı Fatih Yılmaz Sargı da çiçekçilerin alışverişe başladığını, Sevgililer Günü’ne hazırlandığını dile getirdi. Sargı, 14 Şubat’ın hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle çiçekçilerin tedirgin olduğunu vurgulayarak, "Hafta sonu iş yerleri kapalı olduğu için biraz daha siparişlerde düşüş oluyor.  Elden satışlar olur ondan da umutluyuz." ifadesini kullandı. Gül fiyatlarında artış yok ama kalite düşük Adana-Mersin bölgesinde, Antalya ve İzmir’de yağışlardan dolayı seralarda rutubet oluştuğuna dikkati çeken Sargı, şöyle konuştu: "Bu durum güllerde kaliteyi etkiledi. Fiyatlarda artış yok ama kalite düşük oldu. İthaller ön plana çıktı bu yüzden. İthaller daha pahalı oluyor. Piyasa oluştu, yerli gülleri 200-250 liradan veriyor çiçekçiler Sevgililer Günü’nde. İthaller ise 300 ila 400 lira arasında satılıyor. Gül fiyatları kalitesine göre değişiyor. İthal güller Hollanda, Kenya ve Uganda’dan geliyor. Daha çok Kenya ve Uganda gülleri var şu anda. Sevgililer biraz kaliteli olsun derlerse Uganda ve Kenya gülü verecekler sevgiliye." Mevsim şartlarının şu anda daha olması nedeniyle kaliteli güllerin yurt dışından geldiğini belirten Sargın, "Orada yaz dönemi havalar sıcak iklim müsait. Bizim buralarda yağmur ve yağış kaliteyi düşürdü. Normalde bizim yerli güllerimiz daha iyi ama yağışlar bozdu biraz." dedi. Çiçekçi İrem Saygısız da Yenişehir’de çiçekçi dükkanı olduğunu dile getirerek, "Sevgililer Günü öncesinde alımlarımızı yapıyoruz. piyasa olarak düşünürsek hareketli bu ara. Çeşit çok. En çok kırmızı güle talep oluyor. Kırmızı gül dışında farklı çeşitler de sunuyoruz. Kırmızı gül bazen pahalı gelebiliyor buket olarak birkaç adet konulursa fiyat tuzu olabiliyor." ifadesini kullandı.
Dış ticaret haddi Aralık ayında 92,4 olarak gerçekleşti
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:08 Dış ticaret haddi Aralık ayında 92,4 olarak gerçekleşti İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2024 yılı Aralık ayında 85,2 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddi, 7,2 puan artarak, 2025 yılı Aralık ayında 92,4 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Aralık ayı Dış Ticaret Endeksleri verisini açıkladı. Buna göre, İhracat birim değer endeksi Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 12,1 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 8,0 arttı, yakıtlarda yüzde 8,0 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 14,6 arttı. İhracat miktar endeksi yüzde 0,4 azaldı İhracat miktar endeksi Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 azaldı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 1,7 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 4,8 arttı, yakıtlarda yüzde 6,2 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 0,5 arttı. İthalat birim değer endeksi yüzde 4,2 arttı İthalat birim değer endeksi Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,2 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 9,2 arttı, yakıtlarda yüzde 9,8 azaldı, ham maddelerde (yakıt hariç) aynı kaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 4,8 arttı. İthalat miktar endeksi yüzde 6,3 arttı İthalat miktar endeksi Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,3 arttı. Endeks bir önceki yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 35,1 arttı, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 9,4 arttı, yakıtlarda yüzde 1,2 azaldı, imalat sanayinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 11,3 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ihracat miktar endeksi yüzde 2,8 arttı Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi; 2025 Kasım ayında 143,3 iken 2025 Aralık ayında yüzde 2,8 oranında artarak 147,3 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat miktar endeksi; 2024 yılı Aralık ayında 164,1 iken 2025 yılı Aralık ayında yüzde 4,3 oranında azalarak 157,0 oldu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ithalat miktar endeksi yüzde 1,0 arttı Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ithalat miktar endeksi; 2025 Kasım ayında 130,0 iken 2025 Aralık ayında yüzde 1,0 oranında artarak 131,3 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ithalat miktar endeksi; 2024 yılı Aralık ayında 136,3 iken 2025 yılı Aralık ayında yüzde 3,0 oranında artarak 140,5 oldu. Dış ticaret haddi 2025 yılı Aralık ayında 92,4 olarak gerçekleşti İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve 2024 yılı Aralık ayında 85,2 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddi, 7,2 puan artarak, 2025 yılı Aralık ayında 92,4 oldu.
Tavaslı üreticilere 5 bin 991 zeytin fidanı dağıtıldı
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:50 Tavaslı üreticilere 5 bin 991 zeytin fidanı dağıtıldı Denizli Büyükşehir Belediyesi ile Tavas Belediyesi iş birliğinde yürütülen "Üreticiye Destek" projesi kapsamında 114 üreticiye 5 bin 991 sertifikalı zeytin fidanı ücretsiz dağıtıldı. Denizli’de tarımsal üretimi güçlendirmek, üreticinin girdi maliyetlerini azaltmak ve yerel ekonomiyi desteklemek amacıyla önemli bir adım atıldı. Denizli Büyükşehir Belediyesi ile Tavas Belediyesi iş birliğinde yürütülen "Üreticiye Destek" projesi kapsamında Tavas’ta geniş katılımlı bir fidan dağıtım töreni düzenlendi. Programda 114 üreticiye toplam 5 bin 991 sertifikalı zeytin fidanı ücretsiz olarak teslim edildi. Törene Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, belediye yetkilileri ve çok sayıda üretici katıldı. Dağıtım programında konuşan Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin Sertifikalı Zeytin Fidanı Desteği Projesi kapsamında Tavas’ta 104 üreticiye toplam 5 bin 991 adet sertifikalı zeytin fidanı sağlandığını belirtti. Başkan Tatık, "Gerçekleştirilen dağıtım programına katılarak üreticilerimizle bir araya geldik. Üreticimizin emeğine değer katmak, bereketli topraklarımızda üretimi artırmak için hayata geçirilen bu destekle hem kırsal kalkınmayı güçlendiriyor hem de geleceğin zeytin bahçelerini bugünden kuruyoruz. Toprakla buluşan her fidanın yarınlara umut, üreticimize kazanç olmasını diliyorum. Hayırlı ve bereketli olsun" dedi.
Özakalın: "Üretimde süreklilik esas"
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:36 Özakalın: "Üretimde süreklilik esas" Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO), iş dünyasının finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmek ve yatırım ortamını desteklemek adına devreye alınan KGF destekli iki yeni paket hakkında üyelerini bilgilendirdi. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, söz konusu paketlerin imalat sanayisinden teknolojiye kadar geniş bir yelpazede firmalarımızın nakit akışını güçlendireceğini belirtti. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, iş dünyasının finansmana uygun koşullarda erişiminin önemine dikkat çekti. Özakalın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Üyelerimizin ticari faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri ve üretim kapasitelerini korumaları Odamızın öncelikli gündem maddesidir. Özellikle imalat ve teknoloji odaklı sektörlere sağlanan refinansman imkânı ve ödemesiz dönem avantajları, firmalarımızın finansal planlamalarına katkı sağlayacaktır. Hem katılım bankacılığı prensiplerini tercih eden üyelerimiz için özel bir paket sunulması hem de mevcut kredilerin vadelerinin uzatılarak refinanse edilmesi, piyasalarımıza olumlu yansıyacaktır. Şehrimiz ekonomisine ve üyelerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum." Birinci paket Katılım Finans Kefalet Destek Programı. Katılım bankacılığı ilke ve esaslarına uygun finansman modeli arayan işletmeler için hazırlanan bu paket, sadece yeni ve ilave kredi kullandırımları için geçerlidir. Arsa ve bina yatırımları hariç olmak üzere; işletme ve yatırım harcamalarının finansmanında kullanılabilecek. Limitler: İşletme başına Kredi Üst Limiti 5 Milyon TL, Kefalet Üst Limiti 4 Milyon TL. 6 ay ödemesiz dönem dahil, azami 36 ay vade. Döviz, altın ve mücevherat finansmanı kapsam dışıdır. Sadece nakit TL krediler için başvuru yapabilecek. İkinci paket Refinansman Kefalet Destek Program. Özellikle ödeme dengesini korumak isteyen ve katma değerli üretim yapan firmalarımıza odaklanan ikinci paket, imalat, telekomünikasyon, yazılım, bilişim ve Ar-Ge sektörlerini (NACE Kısım C, Bölüm 61, 62, 63, 72) kapsıyor. Bu paket ile ödemelerinde 30 günü aşmayan gecikmesi bulunan krediler refinanse edilebilecek. İşletme başına Kredi Üst Limiti 12,5 Milyon TL, Kefalet Üst Limiti 10 Milyon TL. 6 ay ödemesiz dönem dahil azami 48 ay vade ve yıllık yüzde 36 sabit maliyet. Yararlanıcıya kefalet süresi içinde en az bir kere yapılandırma imkanı tanınması zorunlu tutuldu. Her iki destek paketi için de KGF komisyonu yüzde 1.5, kefalet oranı ise yüzde 80 olarak belirlendi. Üyeler belirlenen bankaların şubeleri aracılığıyla başvurularını yapabilecekler.
Sigorta sektörünün prim üretimi 1,2 trilyon TL’yi aştı
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:33 Sigorta sektörünün prim üretimi 1,2 trilyon TL’yi aştı Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) Ocak 2026 verilerine göre sigorta sektörünün toplam prim üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 45,8 artarak 1,2 trilyon TL’yi aştı. 2025 yılı rekorla kapanırken, sektörde artan dijital pazarlama yatırımlarına rağmen üretimin ana yükünü yine acenteler taşıdı. Girişimci Acenteler Platformu (TÜGAP) Başkanı Abdulcelil Alkış, 2025 verilerini değerlendirirken sigortacılığın özünün değişmediğini belirtti. Alkış, "Teknoloji bir araçtır. Sigortacılık ise güvene dayalı bir danışmanlık işidir. 2025 verileri, Türk halkının yapay zekaya değil, kendi acentesine güvendiğini bir kez daha gösterdi" dedi. "2025 güven ve dönüşüm yılı oldu" Alkış, 2024 yılında 838,7 milyar TL olan toplam prim üretiminin 2025 sonunda 1,2 trilyon TL’ye ulaşmasının yalnızca nominal bir büyüme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Enflasyondan arındırılmış verilere göre sektörün yüzde 11,4 oranında reel büyüme kaydettiğini belirten Alkış, özellikle hayat branşındaki artışa dikkat çekti. 2025 yılında en dikkat çekici büyümenin sağlık ve hayat sigortalarında yaşandığını kaydeden Alkış, hayat dışı sigortalarda reel büyümenin yüzde 8 seviyesinde kalırken, hayat sigortalarında bu oranın yüzde 36,8’e ulaştığını söyledi. Hayat branşındaki nominal büyümenin ise yüzde 79,1 olarak gerçekleştiğini belirtti. Alkış, "Türk halkı artık sigortayı bir lüks değil, ekonomik sürdürülebilirliğin temel şartı olarak görüyor. Özellikle sağlık sigortalarındaki artış ve hayat branşındaki güçlü büyüme, bireylerin geleceklerini güvence altına alma refleksinin güçlendiğini gösteriyor" diye konuştu. "Dijitalleşme var, insansızlaşma yok" 2025 verilerinin dağıtım kanalları açısından da dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Alkış, TSB verilerine göre hayat dışı branşlarda prim üretiminin yaklaşık yüzde 65’inin hala acenteler üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Bankasürans ve doğrudan dijital satış kanallarının milyarlarca liralık reklam yatırımlarına rağmen, özellikle hasar anında birebir muhatap arayan sigortalıların güvenini aynı ölçüde kazanamadığını söyleyen Alkış, 2024 yılına kıyasla online kanalların pazar payındaki artışın yüzde 2 seviyesinde kaldığını ifade etti. Alkış, "Sigortalı artık en ucuz poliçeyi değil, en doğru teminatı arıyor. Dijitalleşme bir gerçek; ancak bu süreç acenteyi ortadan kaldırmıyor, aksine daha donanımlı hale getiriyor" ifadelerini kullandı. Karmaşık risklerde uzmanlık öne çıkıyor Branş bazlı reel büyüme oranlarının dağıtım kanallarının rolünü ortaya koyduğunu kaydeden Alkış, kasko branşında reel büyümenin yüzde 0,13 ile sınırlı kaldığını, yangın ve afet sigortalarında ise yüzde 3,86’lık reel artış yaşandığını söyledi. Bu tablonun özellikle karmaşık ve yüksek risk içeren poliçelerde uzman danışmanlığın tercih edildiğini gösterdiğini vurgulayan Alkış, "Dijital ekranlar hızlı olabilir; ancak risk analizi, teminat optimizasyonu ve hasar sonrası süreç yönetimi hala insan uzmanlığı gerektiriyor" dedi. En büyük risk: Eksik sigorta 2025 yılında sektörde en çok karşılaşılan sorunlardan birinin ’eksik sigorta’ olduğunu belirten Alkış, ekonomik dalgalanmalar nedeniyle konut, araç ve işyeri değerlerinin hızla artmasına rağmen poliçelerdeki teminatların güncellenmemesinin hasar anında mağduriyetlere yol açtığını ifade etti. Alkış, "Bir varlığın değeri yıl içinde yüzde 50 artarken poliçedeki teminat sabit kalırsa, hasar anında büyük kayıp yaşanır. Bir algoritma, müşteriye enflasyonist ortamda zeyilname yapması gerektiğini bir acente hassasiyetiyle hatırlatamaz. 2025 yılında acenteler binlerce müşterisini bu riskten korudu" şeklinde konuştu. Yeni dönem: Hibrit acente modeli TÜGAP’ın teknolojiyi reddeden değil yöneten bir model benimsediğini belirten Alkış, ’Hibrit Acente’ yaklaşımının 2026’da daha da güçleneceğini ifade etti. Alkış, "Artık sadece poliçe kesen değil, risk yöneten, müşterisinin finansal danışmanı gibi çalışan, teknolojiyi hız için kullanan ama insani dokunuşu kaybetmeyen bir acente profili var. 2026 yılı, kendini geliştiren ve müşterisine değer katan acentelerin altın çağı olacak. TÜGAP olarak bu dönüşüme liderlik etmeye devam edeceğiz" dedi. 2026’da hedef: Ekonomik dayanıklılık 2026 projeksiyonlarını da paylaşan Alkış, sigorta sektörünün gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payının artırılmasının Türkiye ekonomisi açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı. 2025’te 1,2 trilyon TL’ye ulaşan sektör hacminin yalnızca hasar ödemekle sınırlı olmadığını belirten Alkış, sigorta fonlarının uzun vadeli tasarruf ve sermaye piyasaları açısından kritik rol oynadığını söyledi. Alkış, sözlerini şöyle tamamladı; "Sigorta sektörü artık sadece hasar ödeyen bir yapı değil; tasarrufu yöneten, sermaye piyasalarını besleyen ve ekonomik direnci artıran stratejik bir finansal güçtür. Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme hedefinde sigortanın GSYH içindeki payı artırılmadıkça tam koruma mümkün değildir. 2026, güveni yönetenlerin yılı olacaktır."
Çin’in Yiwu kenti 20 ülke ve bölgede tanıtılacak
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:31 Çin’in Yiwu kenti 20 ülke ve bölgede tanıtılacak Çin’in Zhejiang eyaletine bağlı Yiwu kenti, 20 ülke ve bölgede tanıtılıyor. "Yiwu’nun Kırmızısı Küresel Simgesel Yapıları Aydınlatıyor" başlıklı bir kampanya beş kıtada başlatıldı. New York’ta Times Square, Toronto’da Yonge-Dundas Square, Dubai’de CBD Bay, Paris’te Avenue de l’Opéra, Milano’da Navigli, Londra’da Stratford, Seul’de Myeongdong Eulji-ro ve Kuala Lumpur’da Jalan Imbi gibi 20 ülke ve bölgedeki açık hava ekranlarında aynı anda Yiwu’nun şehir tanıtım videosu ve 2026 Bahar Festivali Galası’nın Yiwu’daki buluşma noktasına davetiyeler yayınlanıyor. Yapılan açıklamaya göre; geçtiğimiz yıl kent, "hız, yenilik, canlılık ve özgüvenini" yansıtan performansıyla Zhejiang Eyaleti’nin "Sadakat, Sorumluluk ve Mükemmellik Ödülünü" kazandı. Toplam ihracat hacmi, piyasada işlem gören varlıkların sayısı ve kentsel ile kırsal sakinlerin kişi başına düşen harcanabilir geliri gibi endekslerde ülke çapında ilçe düzeyindeki şehirler arasında ilk sıralarda yer aldı. "Çin İlçe Düzeyinde Ortak Refah Endeksinde" zirveye çıkan kent, "Sosyal Yönetişimde En İyi 100 İlçe" arasında da ilk sıraya yükseldi. Yiwu, ülke çapında ilçe düzeyindeki şehirler arasında en yüksek iletişim popülerliği endeksine ulaştı. Çin’in reform ve dışa açılma sürecinin önemli bir penceresi olan Yiwu, geçtiğimiz yıl ulusal ve eyalet düzeyinde 33 adet "ilk sipariş", "ilk olay" ve "ilk girişim" başlattı. Küresel Dijital Ticaret Merkezi açılırken, Yiwu Uluslararası Ana Limanı faaliyete geçti. Çin-Avrupa Demiryolu Ekspresi (Yixin’ou) ülke çapında lider konumunu korudu ve tren sıklığı açısından Yangtze Nehri Deltası’nda birinci sırada yer aldı.