EKONOMİ
05 Mart 2026 Perşembe - 17:48 Başkan Günel: ’Amacımız yeni bir başlangıcın kapısını aralamak’ Başkan Ömer Günel, ITB Berlin Fuarı’na katılmak için gittiği Almanya’da, Türk-Alman İş İnsanları Birliği’ni ziyaret etti. Birlik üyelerine Kuşadası’nın sahip olduğu turizm potansiyeli hakkında bilgi veren Başkan Ömer Günel, "Aydın bugüne kadar tarım kenti olarak görüldüğü için buna göre organize edilmiş. Ancak bize göre Aydın turizmin, gastronominin ve sanayinin de lokomotifi olacak kapasiteye sahip. Bu nedenle bizim amacımız yeni bir başlangıcın kapısını aralamak" dedi. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Berlin’de Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyeleriyle bir araya geldi. Başkan Ömer Günel’in ziyaretine Belediye Başkan Yardımcısı Seyfi Seyhan Suvari ile Belediye Meclis Üyeleri de katıldı. Başkan Ömer Günel ziyaretinde Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyelerine Kuşadası’nın sahip olduğu doğal ve tarihi güzelliklerinden bahsetti. Toplantıda Kuşadası’nın yılın dört mevsimine yayılan turizm ile konaklama imkanlarını da anlatan Başkan Ömer Günel’i Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyeleri ilgi ve dikkatle dinledi. Aydın’ın bugüne kadar sadece tarım kenti olarak görüldüğüne dikkat çeken Başkan Ömer Günel, "Bize göre Aydın aynı zamanda turizm, gastronomi ve sanayi kenti. Çünkü dünyanın en önemli 3 kruvaziyer limanından bir tanesi Kuşadası’nda bulunuyor. İlçemize gelen kruvaziyer yolcusu sayısına baktığımızda son 3 yıldır kendi rekorumuzu egale ediyoruz. Geçen yıl 1 milyon kruvaziyer yolcusu ağırladık. Bu yıl sayının çok daha fazla olmasını bekliyoruz. Ben Kuşadası, Didim ve Selçuk’un turizm alanında iş birliği içerisinde olmasını çok önemsiyorum. Çünkü ortak turizm değerlerini paylaşıyoruz. Bizim amacımız Aydın için yeni bir başlangıcın kapısını aralamak" diye konuştu.
05 Mart 2026 Perşembe - 17:16 Aydın’da ticari taksi şoförlerinden zam çağrısı Aydın’da faaliyet gösteren ticari taksi şoförleri, artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandıklarını belirterek yetkililerin tarifeye düzenleme yapılmasını beklediklerini ifade ettiier. Özellikle akaryakıt, sigorta ve araç bakım giderlerindeki artışın kendilerini ciddi şekilde etkilediğini dile getiren taksiciler, mevcut tarifeyle hizmet vermenin her geçen gün daha da zorlaştığını söyledi. Mevcut ücretlere yüzde 50 zam, indi-bindi ücretinin ise 220 TL olarak belirlenmesini talep eden taksiciler taleplerinin karşılık bulmaması halinde kontak kapatma noktasına gelebileceklerini belirtti. Taksici esnafı, hem ekonomik şartların hem de mesleğin sürdürülebilirliği açısından yeni bir düzenleme yapılmasını istedi. Otogar Taksi Durak Başkanı Cengiz Yoltay meslektaşları adına yaptığı açıklamada, "Biz taksiciler olarak bugüne kadar oda başkanımızın gayretleri ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun destekleri ile çalıştık. Ancak bugüne kadar aldığımız zamlar ülkemizin içerisinde bulunduğu durumda çok yetersiz kaldı. Geçen hafta oda toplantımızda indi-bindi tarifesinde 220 TL olarak belirttiğimiz zammı alamadık. Yakıt zamlarına yetişemez olduk. Bunun yanında devletin bize yazar kasa post uygulaması getirmesi ile Aydın’da taksi hizmeti vermemiz çok zorlaşıyor. Biz normal vatandaşların yaptırdığı trafik sigortasını biz çok daha fazlaya yaptırıyoruz. Çalışan sigortalı arkadaşlarımızın sigortalarını ödemekte zorlanıyoruz. Ayrıca TÜVTÜRK’ün bizlerin her yıl yaptırdığımız araç muayenelerinde bizlere uyguladığı yüksek miktardaki fiyatlar belimizi büküyor. Tüm bunların yanında bir de sanayi kısmı var. Yedek parça fiyatları da her geçen gün artıyor. Tüm bunların yanında trafik cezaları da çok arttı. Karşılaştığımız cezalar da çok yüksek. Kısacası biz taksiciler olarak zorluk çekiyoruz. Gündemdeki savaş durumu olmadan biz zam talebimizi dile getirmiştik. Halen daha sonuç alamadık. Yavaş yavaş kontak kapatma durumuna geliyoruz. Ayrıca Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’ndan Didim ve Kuşadası’nda yapılan duraklar gibi Efeler’de de kente yakışır taksi durakları yapılmasını talep ediyoruz" dedi. "Taksiciyi yok sayan bir anlayış var" Can Taksi Durak Başkanı Mustafa Öney, "Aydın Şoförler Odası Başkanı Semih Özmeriç geçen hafta düzenlenen toplantıda bizler için yüzde 50 zam istedi. Zam yazımızı belediyeye yazdı. Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muhammed Ali Künkcü ise yeni seçime gireceği için kendince bir şov yaptı. Taksici esnafının 15 yıldır hiç bir derdi dinlenmediği gibi iletilen sorunları da çözülmüyor. Berberler, tamirciler ve diğer meslek gruplarının talep ettiği fiyat tarifeleri hemen imzalanırken taksici esnafının talepleri maalesef gözardı ediliyor" diye konuştu. "Yüzde 50 zam istiyoruz" Merkez Taksi Durak Başkanı Halil Civan ise "Biz aynen Semih başkanımızın talep ettiği yüzde 50 zam ve indi-bindi 220 TL ücretlerini kesintisizi olarak almak istiyoruz. Bu zammı alabilirsek biraz rahatlarız. Yoksa çok zor durumda kalıyoruz" dedi. "Giderler aynı ama tarifeler düşük" Taksiciler ise artan maliyetlere dikkat çekerek, "Her şeyin fiyatı çok yükseldi. Şu anda bizler para kazanamıyoruz. Zaten enflasyon karşısında bu zam da eriyip gidecektir. Diğer illerde bu zam fiyatları her zaman Aydın’dan daha önce uygulandı. İstanbul bizden önce 2 zam aldı. 2 sene önce biz de İstanbul’dan tam 1,5 yıl geç zam almıştık. Giderlerimiz artıyor, gelirlerimiz düşüyhor" diye konuştu.
Denizli’de 2025 yılında alabalık üreticisine 3,8 milyon TL destek sağlandı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:19 Denizli’de 2025 yılında alabalık üreticisine 3,8 milyon TL destek sağlandı Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, alabalık yetiştiricilerine 3,2 milyon TL, küçük ölçekli balıkçılara 589 bin TL destek vererek su ürünleri sektörünü güçlendirdi, ekosistemi korumak için 1 milyon yavru sazanı baraj ve göletlere bıraktı. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca su ürünleri kaynaklarının korunması, sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesi ve üreticilerin refahının artırılması amacıyla yürüttüğü çalışmaları tamamladı. Yapılan çalışmalar sayesinde Denizli, iç su balıkçılığında hem üretim kapasitesi hem de denetim disipliniyle bölgenin öne çıkan illerinden biri olmayı sürdürdü. Alabalık yetiştiricilerinin mali yükünü hafifletmek amacıyla il genelinde faaliyet gösteren 54 üreticiye toplam 3,2 milyon TL destek ödemesi yapıldı. Ayrıca, 74 balıkçı teknesi sahibine 589 bin TL küçük ölçekli balıkçılık desteği sağlanarak sektörde ekonomik canlılık oluşturuldu. Bu adımlar, üreticilerin refahını artırırken Denizli’de su ürünleri sektörünün büyümesini destekledi. Sürdürülebilir balıkçılık ve ekosistemin korunması için de önemli çalışmalar gerçekleştirildi. "İç suların balıklandırılması" projesi kapsamında 1 milyon 6 bin yavru sazan ilçelerde bulunan baraj ve göletlere bırakıldı. Bu uygulama hem ekolojik dengenin korunmasını hem de gelecekteki avcılık potansiyelinin artırılmasını hedefliyor. Su ürünleri kaynaklarının kaçak ve kontrolsüz avcılıktan korunması amacıyla 31 uzman görevli sahada 7/24 denetim yaptı. Yıl boyunca bin 925 su ürünleri avcılık denetimi ve 425 yetiştiricilik tesisi denetimi gerçekleştirildi. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, "Denizli, alabalık yetiştiriciliğinden iç su avcılığına kadar su ürünlerinde ciddi bir potansiyele sahip. 2025 yılında hem üreticimizin yanında olduk hem de kaynaklarımızı koruma altına aldık. 2026 yılında da sürdürülebilir ve denetimli balıkçılık anlayışımızdan taviz vermeden çalışmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
Tarım kuruluşlarına 5 milyon TL’lik destek başladı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:44 Tarım kuruluşlarına 5 milyon TL’lik destek başladı Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA), Kastamonu, Çankırı ve Sinop illerini kapsayan TR82 Bölgesi’nde tarımsal amaçlı kurum ve kuruluşlara 5 milyon TL’lik teknik destek sağlayacak. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA), TR82 Bölgesi’nde tarımsal üretimi güçlendirmek, yerel ürünlerin katma değerini artırmak ve üretici örgütlerinin kurumsal kapasitesini geliştirmek amacıyla ’2026 Yılı Tarımda Verimlilik ve Katma Değerin Artırılması Teknik Destek Programı’nı başvuruya açtı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen program kapsamında Kastamonu, Çankırı ve Sinop illerini kapsayan TR82 Bölgesi’nde tarımsal amaçlı kurum ve kuruluşlara yönelik 5 milyon TL bütçeli teknik destek sağlanacak. Programla tarım sektöründe yenilikçi, sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapının güçlendirilmesi hedefleniyor. Eğitim ve danışmanlık faaliyetleri yoluyla uygulanacak destekler tarımsal kurum ve kooperatiflerin kurumsal altyapısının geliştirilmesi, tarım işletmelerinde hizmet kalitesinin artırılması, tarımsal ürünlerin belgelendirilmesi, sertifikasyonu ve coğrafi işaret süreçlerinin desteklenmesi ile pazarlamada teknolojik yetkinliğin artırılmasını kapsıyor. Ayrıca yerel ürünlerin kalite ve üretim miktarının yükseltilmesine yönelik kapasite geliştirici çalışmalar da program kapsamında desteklenecek. Teknik destek programına, TR82 Bölgesi’nde faaliyet gösteren tarımsal üretim yapan işletmeler, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, il ve ilçe tarım ve orman müdürlükleri, belediyeler, meslek odaları ve üst birlikleri ile tarımsal amaçlı kooperatifler ve üretici birlikleri başvuruda bulunabilecek. Başvurular, kurumsal nitelikli ve kapasite artırıcı eğitim ve danışmanlık faaliyetlerini kapsayacak. Program, 2026 yılı boyunca altı ayrı başvuru döneminde uygulanacak. Başvurular, Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden alınacak olup, ilk dönem için son başvuru tarihi ise 28 Şubat olarak belirlendi. Program bütçesinin belirlenen tarihten önce tükenmesi halinde başvuru süreci sona erecek. Bölge tarımının yapısal olarak güçlendirilmesini amaçlayan teknik destek programına ilişkin ayrıntılı bilgilere ve başvuru rehberine Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın resmi internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.
Sinpaş Reserve "tatil evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:40 Sinpaş Reserve "tatil evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor Sinpaş, Marmaris’te turizmi mevsimsellikten çıkararak yıl geneline yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı. "Tatil evi" konseptiyle geliştirilen proje, klasik devre mülk anlayışının ötesine geçerek, ikinci konut konforunu profesyonel işletme altyapısı, wellness odaklı yaşam modeli ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Toplam 692 devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet ekonomisi oluşturmayı hedefliyor. Proje, bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir tatil deneyimi sunarken, bölge ekonomisine de yılın 12 ayına yayılan kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyor. Değişen beklentiler ve yaşam tarzlarıyla birlikte tatil anlayışının da dönüştüğüne referans olarak yükselen proje her yıl farklı otellerde konaklamak yerine aidiyet hissi oluşturan, planlı ve uzun vadeli tatil çözümlerine olan ilgiyi merkeze alıyor. Sinpaş Reserve, "tatil evi" yaklaşımıyla kullanıcılarına tanıdık bir konfor alanı sunarken, Marmaris’in yalnızca yaz sezonuna bağlı kalmayan bir destinasyon kimliği kazanmasına katkı sağlıyor. Modern wellness ve sağlıklı yaşam trendlerini odağına alan proje, termal imkanlar, kapsamlı SPA ve wellness alanlarıyla sağlık odaklı konaklama deneyimini öne çıkarıyor. Profesyonel işletme modeli sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer sunuluyor hem de yerel esnaf, hizmet sektörü ve istihdama kalıcı katkı sağlanıyor. Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Sinpaş Reserve, "tatil evi" kavramını yeniden tanımlarken, esnek kullanım kurgusu, profesyonel işletme altyapısı, yüksek hizmet standartları ve yatırım değerini aynı potada buluşturan bütüncül yapısıyla Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü oluşturmayı hedefliyor. "Nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" Türkiye turizminde beklentilerin sayılarla birlikte dönüştüğünü belirten Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Son veriler Türkiye turizminin büyüdüğünü ve gelirlerin arttığını gösteriyor. Özellikle ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine ulaşması, daha uzun süreli, planlı ve kaliteli deneyimlere yönelindiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ürünün ve yatırım anlayışının da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Dünya turizmi artık yalnızca sezonluk tatil değil; sağlıklı yaşam, wellness, spor, deneyim ve uyku turizmi gibi yeni dinamikler etrafında şekilleniyor. Artık tek odak yaz tatili değil. Sağlık turizmi, sürdürülebilir turizm, doğa ve macera turizmi, spor, wellness ve kongre turizmi gibi alanlar öne çıkıyor. Günümüzde nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" dedi. "Güney Ege yıl boyunca yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" Marmaris’in ötesinde Güney Ege ölçeğinde bir dönüşüm hedeflediklerini ifade eden Çelik, "Güney Ege, Türkiye turizminin en istikrarlı büyüyen bölgelerinden biri haline geldi. Bölge her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ancak profilin daha uzun süreli ve daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir yapıya evrilmesi gerekiyor. Marmaris; termal kaynakları, doğa-kültür-deniz potansiyeli, gastronomisi ve erişilebilirliğiyle bu dönüşüm için çok güçlü bir merkez. Güney Ege, mevsimsellik algısını geride bırakan ve 12 ay yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" diye konuştu. "Ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yayacağız" Dört mevsim turist ağırlayan bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Çelik, "Yaz sezonuyla sınırlı geleneksel turizm döngüsünü kırarak bölgenin ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi hızlandırarak yerel işletmelerin ve tedarik zincirlerinin kesintisiz faaliyet göstermesine imkan sağlamayı amaçlıyoruz. Sinpaş Reserve, yalnızca bir kullanım modeli sunmuyor; bölgeye düzenli gelir üreten, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisi inşa ediyor. Kızılbük projemizde kısa sürede ulaştığımız yüzde 85 satış oranı, geliştirdiğimiz yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Sinpaş Reserve ile bu deneyimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Hedefimiz Türkiye turizmine güven veren, yatırım değeri yüksek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmek" şeklinde konuştu. "Türk aileleri tatilde de rutin ve aidiyet arıyor" Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, son dönemde değişen tatil tercihlerini değerlendirerek, "Yapılan güncel araştırmalar, insanların tatilde de rutin arayışının güçlendiğini gösteriyor. Her yıl yeniden plan yapmak yerine, kendilerini ait hissettikleri, tanıdık ve zahmetsiz tatil modellerine yöneliyorlar. Türk aile yapısının dinamiklerine baktığımızda aile ve arkadaşlarla aynı dönemlerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme ve bu buluşmaları sürdürülebilir bir düzene oturtma isteğinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Kızılbük GYO olarak geliştirdiğimiz ürünlere gösterilen ilgi ve müşteri deneyimlerimizden hareketle satışlarımızın önemli bir bölümü, ailelerin ve arkadaş gruplarının her yıl aynı zaman diliminde birlikte tatil yapabilmek amacıyla gerçekleştirdiği tercihlerden oluşuyor. Bu tablo, tatilde dahi planlama, bakım ve işletme detaylarıyla uğraşmadan yalnızca birlikte geçirilen zamana odaklanma beklentisinin arttığını ortaya koyuyor. Uzun yıllar tercih edilen klasik yazlık modeli ise bakım, tadilat, güvenlik ve artan maliyetler nedeniyle giderek bir yüke dönüşüyor. Tatil evi yaklaşımı, aynı mutluluk ve konforu profesyonel işletme güvencesiyle hiçbir efor sarf etmeden daha düşük maliyetler ve daha yüksek bir hizmet standardıyla sunarak bu ihtiyaca güçlü bir yanıt veriyor."
Niğde’de 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Yatırım Konuları güncellendi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:02 Niğde’de 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Yatırım Konuları güncellendi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında 2026 yılı yatırım konuları güncellendi. Ahiler Kalkınma Ajansı’nın faaliyet gösterdiği TR71 Bölgesi illerinden Niğde için belirlenen öncelikli yatırım alanları kamuoyuyla paylaşıldı. Programla, bölgelerin üretim kapasitesinin artırılması, atıl kaynakların ekonomiye kazandırılması ve yerel kalkınmanın güçlendirilmesi, aynı zamanda teknoloji kapasitesinin geliştirilmesi, ithal girdilerin yerli üretimle karşılanması ve tedarik zincirinin yerlileştirilmesi amaçlanıyor. 2026 yılı kapsamında Niğde için belirlenen yatırım konuları; gıda ve içecek makineleri üretimi, maden işleme ve taş ocağı makineleri üretimi, meyve ve sebzeden katma değerli ürünler üretimi ile mikronize kalsitten katma değerli ürünler üretimi oldu. Belirlenen alanlarda yatırım yapacak girişimcilere çeşitli teşvikler sağlanacak. Program kapsamında yatırımcılara yüzde 50 yatırıma katkı oranı ile vergi indirimi, KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, yatırım yeri tahsisi ve 8 yıl süreyle sigorta primi işveren hissesi desteği verilecek. Ayrıca yatırım tutarının yüzde 15’ine kadar nakdi destek ya da yüzde 20’sine kadar faiz veya kâr payı desteği imkânı sunulacak. Ahiler Kalkınma Ajansı tarafından yapılan açıklamada, Niğde’de yatırım yapmayı planlayan girişimcilerin programdan yararlanmaya davet edildi, teşvik başvuruları ve proje geliştirme süreçlerinde teknik destek sağlanacağını ifade etti. Programa ilişkin detaylı bilgilere Bakanlığın resmi internet adresi üzerinden ulaşılabileceği bildirildi.
Antalya’da zeytinlik alan 20 yılda 2 katına çıktı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:02 Antalya’da zeytinlik alan 20 yılda 2 katına çıktı Zeytinyağında markalaşma çalışmalarını sürdüren Antalya’da, Antalya Ticaret Borsası, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü işbirliğiyle Antalya Zeytinyağı Çalıştayı düzenlendi. 1. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması kapsamında düzenlenen çalıştaya Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül, Antalya Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Antalya Kültür ve Turizm İl Müdür Yardımcısı İlknur Selçuk Köker, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, akademisyenler, uzmanlar, üreticiler ve sektör temsilcileri katıldı. Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül, Zeytinyağının sadece bir gıda ürünü olmadığını vurgularken, "Zeytinyağı sağlıktır, kültürdür, çevredir hem gelenek ve hem de gelecektir. Yerel çeşitlerimize, toprağımıza ve üreticimize sahip çıktığımız sürece; Antalya, zeytinyağında kaliteyle anılan bir merkez olacaktır" dedi. Bülbül, zeytin ve zeytinyağının Antalya için sadece bir üretim konusu değil, aynı zamanda bir kimlik meselesi olduğunu söyledi. Bülbül, dünyada zeytinyağı üretiminin 3,5 milyon ton düzeyinde olduğunu, dünya nüfusu dikkate alındığında kişi başına yaklaşık 450 gram zeytinyağı düşmesi gerektiğini kaydetti. "Zeytinyağı üretimimiz 310 bin ton, tüketimimiz az" Türkiye’de zeytinyağı üretiminin 310 bin ton civarında olduğunu, buna göre kişi başı yaklaşık 3,5 kilogram zeytinyağı düşmesi gerektiğini belirten Halil Bülbül, "Buna karşın kişi başına fiilî tüketimimiz 2-2,5 kilogram seviyesindedir. Yani dünya ortalamasının üzerinde olmakla birlikte, Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi Akdeniz ülkelerinde 8 ila 12 kilograma ulaşan tüketimin gerisindeyiz. Bu tablo bizlere, üretim gücümüzle birlikte iç tüketimi ve kalite bilincini artırmamız gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. "Türkiye zeytinyağında dünyada ilk 5’te" Artık rekabetin miktar üzerinden değil, kalite ve katma değer üzerinden yürüdüğüne dikkat çeken Bülbül, "Türkiye, zeytin ve zeytinyağında dünyanın ilk 5 ülkesinden biridir. Ancak son yıllarda üretimde yaşanan dalgalanmalar, iklim değişikliği ve artan maliyetler; bize yeni bir yol haritasına ihtiyaç duyduğumuzu göstermektedir. Bu yol haritasının merkezinde istikrarlı verim, doğru tarımsal uygulamalar ve yüksek kalite yer almak zorundadır" şeklinde konuştu. Antalya’nın zeytin ve zeytinyağı potansiyelinin yüksek olduğunu kaydeden Bülbül, "Erken hasat imkanımız, kaliteli üretime son derece uygun ekolojik şartlarımıza ve tecrübeli işletmelerimiz bulunmaktadır. Ancak aynı zamanda su stresi, periyodisite ve iklim kaynaklı risklerle de karşı karşıyayız. Ağaç varlığımız artarken üretimde istikrarı henüz sağlayamamış olmamız, bu dönüşümün artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. Antalya Ticaret Borsası olarak daha kaliteli, daha nitelikli ve izlenebilir bir üretime katkı sağlama hedefinde olduklarını söyleyen Bülbül, "Bu dönüşümün en güçlü aktörü ise hiç şüphesiz toprağın başındaki üreticimiz ve zeytinyağı işletmelerimizdir. Üreticimiz doğru bakımı ve budamayı yaptığında, doğru zamanda hasat ettiğinde, işletmelerimiz doğru şartlarda sıktığında; ortaya çıkan ürün yalnızca daha kaliteli değil, aynı zamanda daha değerli olmaktadır" dedi. "Markalaşmalıyız" Budamadan hasada, sıkımdan ambalajlamaya kadar her aşamanın zincirin halkası olduğunu kaydeden Bülbül, "Bu zincirin herhangi bir halkası zayıf kaldığında, ortaya çıkan ürün ne pazarda ne de markada karşılık bulur. Antalya’nın ihtiyacı ise; raflarda kimliği olan, hikâyesi olan ve değeriyle anılan zeytinyağı markalarıdır" şeklinde konuştu. Antalya’nın yerel zeytin çeşitlerinin büyük avantajlar sunduğunu, Tavşan Yüreği ve Beylik zeytinlerinin Antalya zeytinciliğinin yerel kalite gücünü temsil ettiğini kaydeden Halil Bülbül, "Coğrafi işaretini aldığımız Tavşan Yüreği zeytininden elde edilen zeytinyağı, yüksek oleokantal ve polifenol içeriğiyle sağlık değeri öne çıkan nitelikli bir üründür. Manavgat yöresinin Beylik zeytini ise doğru üretim uygulamalarıyla premium kalite ve yüksek katma değer potansiyeli taşımaktadır" diye konuştu. "ATB olarak zeytine özel önem veriyoruz" Kamu, üniversite, üretici ve sektör temsilcilerini bir araya getiren Zeytinyağı çalıştayının son derece kıymetli olduğunu dile getiren Bülbül, "Çünkü biliyoruz ki, ortak akıl olmadan ortak başarı olmaz" dedi. Antalya Ticaret Borsası olarak zeytin ve zeytinyağına özel önem verdiklerini vurgulayan ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, "Kaliteyi merkeze alan, üreticiyi güçlendiren, yerel çeşitleri koruyan ve katma değeri artıran her adımda öncü rol üstlenmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu yıl ilk kez düzenleyeceğimiz Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması da bu vizyonun somut bir yansımasıdır. Ancak bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için; kaliteyi önceleyen üreticinin desteklendiği, katma değerli üretimi teşvik eden, iklim risklerini dikkate alan sektöre özgü politika setlerinin kararlılıkla hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Bülbül, çalıştayın sektör için yol gösterici, sonuç alıcı ve kalıcı çıktılar üretmesi dileğinde bulunurken, katkı sunan tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür etti. Antalya’da zeytinlik alan 20 yılda 2 katına çıktı Antalya Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, üretiminden toplanmasına, sıkımından depolanmasına kadar zeytin ve zeytinyağının özenle işlenmesi gereken bir ürün olduğunu kaydetti. Sadece üretmek değil, üretilen üründen elde edilen gelirin de artırılması gerektiğini söyleyen Irmak, "Antalya’nın zeytinyağını üst noktaya taşımamız lazım" dedi. Son 20 yılda Antalya’da zeytinlik alanın 2 katına çıktığını kaydeden İbrahim Irmak, "Bu ivme devam ediyor. Ziraat odaları fidan dağıtmaya yetişemiyorlar. Bu topraklar zeytinin öz yurdu. Bu topraklarda zeytin çubuğunu yere bıraksak fidana dönüşüyor, birkaç yıl sonra zeytin vermeye başlıyor. Antalya’nın bu potansiyeli değerlendirilmeli" diye konuştu. Kentteki bütün aktörlerin içerisinde yer aldığı bir çalıştay düzenlediklerini kaydeden Irmak, yürütülen çalışmalarla Antalya’nın zeytinyağında marka olma yolunda ilerlediğini söyledi. Dünya zeytinyağı oskarlarının Antalya’da düzenlenmesini hayalini dile getiren İbrahim Irmak, "Dünya kenti Antalya’mız bunu başarabilir" dedi. "Zeytinyağı turizme kazandırılmalı" Antalya Kültür ve Turizm İl Müdür Yardımcısı İlknur Selçuk Köker, zeytin ve zeytinyağının kültürün emeğin ve hafızanın bir parçası olduğunu kaydetti. Çalıştayda zeytinyağının, sağlıktan markalaşmaya kadar geniş çerçevede konuşulmasının çok önemli olduğunu söyleyen Köker, "Çalıştayın kalıcı çıktılar vereceğine inanıyoruz" dedi. Gastronomi unsuru olan zeytinyağının markalaşmasının ve turizme kazandırılmasının önemini vurgulayan Köker, çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen, katkı sağlayan herkese teşekkür etti. "Zeytinyağının önemi anlaşıldı" Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, bir dönem "kokuyor, sağlıksız" diye zeytinyağının suçlu ilan edildiğini söylerken, "Artık zeytinyağımızın önemini ve sağlık açısından değerini anladık. Antalya’da zeytin ve zeytinyağı gerçeği vardır, zeytinyağımızı markalaştırmalıyız. Çalıştayda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Zeytin ve zeytinyağına dair bilimsel, ekonomik ve kültürel başlıkların gündeme geldiği çalıştayda, üretimden tüketime, ticaretten markalaşmaya kadar geniş bir yelpazede sunumlar yapıldı.
TÜRKYED Genel Başkanı Çelik: "Hayvan sayımızdaki yüzde 5,4’lük artış memnuniyet vericidir"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:47 TÜRKYED Genel Başkanı Çelik: "Hayvan sayımızdaki yüzde 5,4’lük artış memnuniyet vericidir" Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Genel Merkezi (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik, 2025 yılı hayvan varlığı verilerine ilişkin, "2025 yılında da yüzde 5,4 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Hayvan sayımızın azalması ya da yerinde sayması yerine artış trendinde olması elbette sevindiricidir" dedi. TÜRKYED Genel Başkanı Çelik, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı verilerini değerlendirdi. Çelik, zor ekonomik şartlara ve sektörde yaşanan çeşitli olumsuzluklara rağmen kaydedilen artışların hayvancılık sektörü adına umut verici olduğunu söyledi. Çelik, 2025 yıl sonu itibarıyla küçükbaş hayvan sayısının bir önceki yıla göre yüzde 5,4 oranında artarak, 54 milyon 900 binden 57 milyon 874 bine yükseldiğini belirtti. Bu artışın yaklaşık 3 milyon başlık net bir yükselişe karşılık geldiğini vurgulayan Çelik, koyun sayısının 46 milyon 688 bine, keçi sayısının ise 11 milyon 185 bine ulaştığını söyledi. Çelik, koyun varlığında yüzde 5,9, keçi varlığında ise yüzde 3,4 oranında artış kaydedildiğini ifade etti. Çelik, özellikle şap hastalığı başta olmak üzere yaşanan sağlık sorunları, yüksek yem ve girdi maliyetleri ile çiğ süt fiyatlarındaki baskılara rağmen büyükbaş hayvan sayısında da yüzde 4,3 oranında artış sağlanarak, 17 milyon 709 bin baş seviyesine ulaşılmasının sektör açısından önemli bir başarı olduğunu dile getirdi. "Hayvan sayımızdaki yüzde 5,4’lük artış memnuniyet vericidir" Hayvan sayılarındaki artıştan sektör olarak memnuniyet duyduklarını belirten Çelik, mevcut artış oranlarının yeterli olmadığını ifade ederek, "Son yıllarda küçükbaş hayvan sayımızda yüzde 5-6 bandında artışlar yaşanmaktadır. 2025 yılında da yüzde 5,4 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Hayvan sayımızın azalması ya da yerinde sayması yerine artış trendinde olması elbette sevindiricidir. Ancak temel hedefimiz bu artış oranlarını en az yüzde 10’lar seviyesine çıkarmaktır" dedi. Çelik, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın öncülüğünde TÜRKYED olarak sahada daha etkin çalışarak küçükbaş hayvan sayısını artırmayı temel hedef haline getirdiklerini kaydetti. "Mevcut artış hızıyla 90 milyon baş hedefine 10 yılda ulaşabiliriz" Mevcut artış oranlarının devam etmesi halinde küçükbaş hayvan varlığının istenilen seviyeye ulaşmasının yaklaşık 10 yıllık bir süreci kapsayabileceğini belirten Çelik, "Eğer artış oranları yıllık yüzde 5-6 seviyesinde devam ederse, yaklaşık 10 yıl sonra ancak 90 milyon baş küçükbaş hayvan sayısına ulaşabileceğiz. Hâlihazırda 86 milyon olan nüfusumuzun önümüzdeki 10 yıl içinde yaklaşık binde 5’lik artışla 90 milyona çıkacağını varsaydığımızda, ancak o zaman nüfus başına bir küçükbaş hedefine ulaşabiliriz. Oysa yıllık yüzde 10’luk bir artış sağlayabilirsek bu süreci 5 yıla indirebiliriz. Temel hedefimiz, küçükbaş hayvan sayımızı 5 yıl içinde 90 milyon baş seviyesine ulaştırmaktır" şeklinde konuştu. "İthalat değil, ihracat konuşan bir Türkiye mümkün" Çelik, küçükbaş hayvancılığın stratejik önemine dikkat çekerek şunları kaydetti: "90 milyon baş seviyesine ulaştığımızda üreticimizin emeği daha güçlü karşılık bulacak, tüketicilerimiz kırmızı ete daha erişilebilir fiyatlarla ulaşabilecektir. Bu aynı zamanda ithalat kapılarının kapanması ve Türkiye’nin yeniden ihracatçı konuma gelmesi anlamına gelecektir. Küçükbaş hayvancılık, ülkemizin coğrafi yapısına en uygun üretim modelidir ve kırmızı et arz güvenliğinin teminatıdır." Sürdürülebilir artış için üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Nihat Çelik, özellikle yem maliyetleri, mera ıslahı, damızlık destekleri ve finansmana erişim konularında üreticilere daha güçlü destek mekanizmalarının oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmiş yıllarda ortaya koyduğu "nüfus başına bir küçükbaş" hedefini hatırlatan Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Yeni Zelanda’da kişi başına 4,5; Avustralya’da 3,3; Uruguay’da 2,9; Moğolistan’da 4,5 küçükbaş hayvan düşmektedir. Ülkemizde ise bu oran 0,67 seviyesindedir. İlk etapta nüfus başına en az bir küçükbaş oranını yakalamak en önemli önceliğimiz olmalıdır. Bu hedef aynı zamanda hayvancılığımızın zirveye çıkmasının formülüdür." Çelik, "TÜRKYED olarak hedefimiz üreticimizin emeğini koruyan, tüketicimizin uygun fiyatla ete ulaşabildiği, ithalatın sona erdiği ve Türkiye’nin hayvancılıkta yeniden güçlü bir üretim ve ihracat ülkesi olduğu bir yapıyı hep birlikte inşa etmektir" diyerek sözlerini tamamladı.
2026’nın yeni yatırım alanları belli oldu
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:39 2026’nın yeni yatırım alanları belli oldu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında, TR41 Bölgesi illeri olan Bursa, Eskişehir ve Bilecik için 2026 yılı yeni yatırım alanları belirlendi. Programla, bölgelerin yetkinlik ve teknoloji üretim kapasitesinin artırılması, ithal girdilerin yerli imkânlarla üretilmesi ve tedarik zincirinin yerlileştirilmesine katkı sağlanması hedefleniyor. Belirlenen yatırım konuları, Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) tarafından yürütülen kapsamlı saha çalışmaları, sektör analizleri, paydaş görüşmeleri ve bölgesel potansiyel değerlendirmeleri doğrultusunda oluşturuldu. "Yatırım önceliklerini sahadaki gerçek ihtiyaçlara göre belirledik" Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında yatırımcılara yönelik önemli destekler sağlanacağını belirtti. Bayram, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Yatırım önceliklerimizi belirlerken sahada yürüttüğümüz detaylı analizleri, sanayicilerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmeleri ve sektör bazlı ihtiyaç tespitlerini esas aldık. Bölgemizin mevcut üretim kapasitesini daha ileriye taşıyacak, katma değeri yüksek alanlara odaklanan bir yapı oluşturduk." Bayram, program kapsamında vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, faiz veya kâr payı desteği ile makine ve teçhizat alımlarına yönelik finansman desteklerinin yatırımcılara sunulduğunu da vurguladı. Programın TR41 Bölgesi’nde üretim kapasitesinin artırılmasına, yeni istihdam alanlarının oluşturulmasına ve bölgesel kalkınmaya ivme kazandırmasına katkı sağlamasının beklendiğini ifade eden Bayram, yatırımcıları belirlenen öncelikli alanlarda proje geliştirmeye davet etti. Bursa’da üretim gücü yüksek katma değerli üretimle artırıyor. Bursa için desteklenecek yatırımlar arasında; Havacılık ve Savunma Sanayiine Yönelik Alt Sistem Bileşenlerinin Üretimi (eyleyici sistemler, kompozit kanat ve gövde malzemeleri vb.), Kauçuktan yüksek katma değerli ürün üretimi (sismik izolatör, raylı sistem/otobüs için körükler, şok-darbe sönümleyici sistemler, hava araçları için iniş takımı parçaları, titreşim önleyici sistemler vb.), Taşıtlarda Soğutma Sistemi Parçaları Üretimi (elektronik kontrollü/mekanik devridaim su pompası, termostat, ısı eşanjörü vb.), Yüksek katma değerli teknik tekstil ürünleri ve fonksiyonel kumaş üretimi (softshell / hardshell / floresan / membranlı / alev geciktirici (FR)/ antistatik (ESD)/ kesilmeye dayanıklı / balistik ve termal kumaş vb.), Bu alanlarda yapılacak yatırımların, Bursa’nın sanayi altyapısını güçlendirmesi ve ihracat potansiyelini artırması hedefleniyor. Eskişehir’de teknoloji odaklı sanayi güçleniyor. Eskişehir için belirlenen yeni yatırım konuları; Elektrikli Ev Aletlerine Yönelik Endüstriyel Metal Şekillendirme ile Metal Parça Üretimi (sac gövde-panelleri, şase/taşıyıcı parçalar vb.), Havacılık Sektörüne Yönelik Parçaların Üretimi ve İşlenmesi (jet motorlarına ait nikel ve titanyum alaşımlı rotor, şaft, bağlantı göbeği ve dişli sistemleri ile hava araçlarının gövde, kanat, kuyruk, stabilizasyon, iniş takımı ve motor-güç ünitesi yapısal parçaları vb.), Raylı Taşımacılık için Demiryolu Araçlarına Ait Parçaların Üretimi veya Test ve Belgelendirme Merkezi (kompozit gövde, cer motoru, otomatik kapı ve sistemleri, şasi ve boji yapısal parçaları ile mekanik alt sistemler vb.), Tarım Makineleri Aksam ve Parçaları Üretimi (yüksek dayanımlı metal aksamlar, hidrolik sistem bileşenleri, hassas mekanik ve talaşlı imalat parçaları, montajlı alt sistemler vb.) Bu yatırımların ilin teknoloji ve üretim kabiliyetini ileriye taşıması bekleniyor. Bilecik’te katma değerli tarım ve sanayi yatırımları güçleniyor. Bilecik için belirlenen yeni yatırım konuları; Asgari 1.000 Küçükbaş Entegre Et ve/veya Süt Hayvancılığı Yatırımı, Mermer Atıklarından Yüksek Katma Değerli Ürün Üretimi (kimyevi ürünler, kozmetik ürünleri, yapı malzemeleri, yapı kimyasalları vb.), Meyve/Sebze ve Atıklarından Katma Değerli Ürünler Üretimi (toz veya sıvı formda doğal pigment, rasyon paketi, hazır salata, lif ürünleri, meyve tozu/granülü vb.), Teknik Seramik Ürünleri Üretimi (ileri seramik malzemeleri, alümina, zirkonya, silisyum karbür vb.). Bu yatırımlar ilin tarım ve sanayi entegrasyonunun güçlendirilmesi, kaynak verimliliğinin artırılması ve katma değerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Başvurular elektronik ortamda alınacak Yerel Kalkınma Hamlesi Programı’na başvurular, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından oluşturulan yerelkalkinmahamlesi.sanayi.gov.tr adresi üzerinden elektronik ortamda yapılacak.
Başkan Şadi Özdemir yüksek teknolojiyi işaret etti
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:20 Başkan Şadi Özdemir yüksek teknolojiyi işaret etti Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, ilçedeki organize sanayi bölgeleri (OSB) temsilcileriyle bir araya gelerek, sorunlarını dinledi. Toplantıda kaçak yapılarla mücadelede kararlılık mesajı veren Başkan Şadi Özdemir, "Kontrolsüz büyüme, gıda güvenliğini tehdit ediyor. Bursa artık yüksek teknoloji odaklı bir dönüşüme odaklanmalı" dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, ilçede faaliyet gösteren OSB temsilcileriyle iki ayda bir gerçekleştirdiği ortak akıl toplantıları kapsamında, bu kez Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Hizmet Binası’nda bir araya geldi. Kentin sanayi vizyonu, çevre projeleri ve çözüm bekleyen sorunlarının ele alındığı toplantıya NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez ev sahipliği yaptı. Toplantıda sanayi bölgelerinin temsilcileri, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Serpil Altun ve Emre Karagöz ile ilgili birim müdürleri katıldı. Türkiye’deki planlama sorunlarına ve Bursa’daki sanayi yoğunluğuna dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, sanayicilere stratejik bir dönüşüm çağrısında bulundu. Bursa’daki sanayi bölgelerinin doluluk oranlarına bakılması gerektiğini ve yeni sanayi bölgelerine ihtiyacın olmadığını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi; "Yeni sanayi bölgeleri açmak yerine, orta teknolojili üretimin Anadolu’ya kaydırılması, Bursa’nın ise tamamen yüksek teknolojili üretime odaklanması gerekiyor. Kontrolsüz büyüme, tarım alanlarımızı ve gıda güvenliğimizi ciddi şekilde tehdit ediyor. Gelecekte yaşanabilecek gıda ve su krizlerine karşı bugünden tedbir almalıyız." Tarım arazileri üzerine inşa edilen kaçak fabrikaların oluşturduğu haksız rekabete değinen Başkan Şadi Özdemir, bu konuda taviz vermeyeceklerini vurguladı. Kaçak yapılarla mücadele ederken yer yer yalnız kaldıklarını söyleyen Başkan Şadi Özdemir, "Sizler OSB çatısı altında yüksek maliyetlerle ve kurallara uygun üretim yaparken, dışarıdaki kaçak yapılar haksız kazanç sağlıyor. Bu durum hem planlı üretim yapan sanayiciye zarar veriyor, hem de belediyemizi ciddi bir yük altına sokuyor. Herkesi bu konuda duyarlılığa ve dayanışmaya davet ediyorum" diye konuştu. Trafik ve park sorunlarına da değinen Başkan Şadi Özdemir, şehir içindeki TIR ve iş makinesi parkı sorununu kökten çözecek bir proje üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Bu araçların şehir dışına transfer edileceğini belirten Başkan Şadi Özdemir, kurulacak yeni park alanının aynı zamanda bir ‘Deprem Lojistik Merkezi’ olarak tasarlanacağını kaydetti. Ayrıca sokak hayvanları popülasyonu için Bursa Büyükşehir Belediyesi ile eş güdümlü yürütülen Kuruçeşme ve Karacaoba projeleri hakkında sanayicileri bilgilendirdi. Nilüfer Belediyespor’un basketbol ve hentbol branşlarındaki başarılarına da değinen Başkan Şadi Özdemir, açıkladıkları "Spor Manifestosu" kapsamında amatör sporu desteklemeye devam edeceklerini belirterek, sanayicilerden de dayanışma beklediklerini ekledi. Toplantıda, NOSAB tarafından hayata geçirilen ‘Yağmur Suyu Hasadı’ projesinin sunumu yapıldı. NOSAB Başkanı Erol Gülmez, proje ile yılda 7 milyon metreküp su tasarrufu hedeflediklerini belirtti. Çatılardan toplanan yağmur suyunun sanayi tesislerindeki üretim süreçlerine dahil edileceğini ifade eden Gülmez, bu sayede yeraltı su kaynaklarının korunacağını vurguladı. Toplantı sonunda Başkan Şadi Özdemir ve katılımcılar, binanın otopark alanında yer alan yağmur suyu hasadı sistemini yerinde inceleyerek, bilgi aldılar.
Kastamonu Üniversitesi’nde istihdam odaklı Kariyer Günleri başladı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:49 Kastamonu Üniversitesi’nde istihdam odaklı Kariyer Günleri başladı Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde düzenlenen Kariyer Günleri’nde öğrenciler, sektör temsilcileriyle bir araya gelerek staj ve istihdam imkanları hakkında birebir görüşme fırsatı buldu. Dekan Prof. Dr. Burhan Sevim, etkinliğin geleneksel hale getirilerek her yıl daha geniş katılımla sürdürülmesini hedeflediklerini söyledi. Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından ilk kez düzenlenen Kariyer Günleri’nde öğrenciler, sektör temsilcileriyle bir araya gelerek staj ve istihdam imkanları hakkında birebir görüşme fırsatı buldu. Turizm Fakültesi İstiklal Yolu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Sektörün önde gelen temsilcileri, sunumlar eşliğinde faaliyetlerini anlatarak öğrencileri bilgilendirdi. Öğrenciler ise merak ettikleri konuları doğrudan sektör temsilcilerine sorma imkanı buldu. Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burhan Sevim, Kariyer Günleri etkinliğiyle öğrencileri sektör profesyonelleriyle buluşturarak staj ve istihdam imkanları oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Kariyer Günleri’nin hafta boyunca süreceğini belirten Sevim, etkinliği geleneksel hale getirmeyi amaçladıklarını ifade etti. Mesleki eğitimin dönüşüm sürecine dikkat çeken Sevim, uygulamalı eğitimi sahayla buluşturmak için öğrencileri sektör temsilcileriyle bir araya getirdiklerini kaydetti. Sektörden otel, işletme ve seyahat acentelerinin davet edildiğini aktaran Sevim, hafta boyunca kurulacak stantlarda öğrencilerle birebir görüşmeler yapılacağını, bu görüşmelerde staj, mezuniyet sonrası iş imkanları ve kariyer planlamaları hakkında bilgi verileceğini söyledi. Etkinlik kapsamında söyleşiler, mülakat ve CV hazırlama teknikleri ile iş sağlığı ve güvenliği gibi konularda eğitimler de verileceğini belirten Sevim, yapılan görüşmelerin uzun vadede istihdama dönüşmesini beklediklerini ifade etti. 13 Şubat Cuma gününe kadar sürecek etkinlikte, öğrenciler kurulan stantlarda birebir görüşmeler yaparak staj, iş imkanları ve kariyer planlamaları hakkında bilgi alacak. Sektör temsilcileri de öğrencilerle görüşerek istihdama yönelik çalışmalar yürütecek. Etkinlik kapsamında öğrenciler, gastronomi alanında hazırladıkları meyvelerle "ateş meyvesi" şovu yaparak hünerlerini sergiledi.
Akbank’ın 2026’da da pusulası güven, teknoloji ve insan odaklılık olacak
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:07 Akbank’ın 2026’da da pusulası güven, teknoloji ve insan odaklılık olacak Akbank, 2026 iletişiminde, banka stratejisinin merkezinde yer alan güven, yenilikçi teknolojiler ve müşteri odaklılığı tek bir bütün olarak ele alıyor. Serenay Sarıkaya’nın rol aldığı yeni imaj filmiyle banka, "Akbanklıları kim durdurabilir ki?" mesajını, her koşulda müşterisinin yanında olma duruşunun doğal sonucu olarak konumlandırıyor. Akbank, 2026 yılı iletişimine "Akbanklıları Kim Durdurabilir Ki?" mesajı etrafında şekillenen reklam filmiyle başladı. Banka stratejisinin temelinde; teknolojik liderlik, insan için teknoloji, öncü ve güven veren banka duruşu ile müşteri odaklılık yer alıyor. Bu kapsamda marka, yeni reklam filmiyle güven temelli, müşteri odaklı hizmetlerini ve insanı merkeze alan teknoloji yaklaşımını görünür kılıyor. Akbank Marka ve İletişim Başkanı Beril Alakoç, yeni dönem iletişim yaklaşımını şu sözlerle değerlendirdi: "Bankamızda ‘müşterilerinin her zaman yanında olan banka olmak’ odağıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu, bizim için bir ideal değil; insan emeğiyle, güvenle, teknolojiyle ve güçlü bir kültürle her gün yeniden ürettiğimiz bir gerçeklik. Bu doğrultuda bu yıl iletişim çalışmalarımızın merkezine yerleştirdiğimiz ‘Akbanklıları kim durdurabilir ki?’; sahip olduğumuz hız, verimlilik, kişiselleştirilmiş hizmetler, insan odaklılık ve güvenilirliğe vurgu yapıyor. Bu güçlü değerlerin arkasında ise Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan binlerce Akbanklı’nın emeği, 7/24 çalışan sistemlerimiz, yapay zekâ destekli çözümlerimiz ve güçlü dijital altyapımız yer alıyor. Bankamızın müşterilerine yol açan, güven veren ve istikrarlı bir gelişime hizmet eden marka duruşunu korumaya ve güçlendirmeye devam edeceğiz" dedi. Operasyonel gerçeği marka hikâyesine dönüştürüyor "Akbanklıları kim durdurabilir ki?" söylemini merkeze alan yeni imaj filmi, bankanın "Senin Yanında Akbank" ve "Güven Veren Banka" vaadini operasyonel bir gerçeklik olarak ele alıyor. Bankacılığı hayatın her anına eşlik eden bir güç olarak hikâyeleştiren film, bankanın genel merkezi ve şubelerinden başlayarak üretimin sürdüğü fabrikalara, zorlu karar anlarına ve günlük hayatın akışına uzanıyor. Serenay Sarıkaya’nın rol aldığı filmde açılan kapılar, yanan ışıklar ve devam eden hareket, bankanın müşterileri için kesintisiz bir destek ve hizmet sunma anlayışını ekrana taşıyor.