Son Dakika
|
Özkan Yalım yeni bir ek ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesine götürüldü
Sarıyer’de İETT otobüsü alev topuna döndü
İzmir’de taksiciye bıçaklı gasp girişimi araç kamerasında
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul merkezli 16 ilde DEAŞ operasyonu
Galibaf’tan ABD’ye uyarı: "İran halkının haklarını kabul etmekten başka alternatif yoktur"
Kurban Bayramı öncesi İstanbul’da sevk noktalarında yoğun mesai
Türkiye’nin konuştuğu olayda sanık İzzet Kalyon yaşananları anlattı
Sedef Güler cinayeti davasında karar!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Bolu Belediyesi’ne 5’inci dalga operasyonu
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
Uşak’ta tarım arazisinde erkek cesedi bulundu
Hull City, play-off finaline yükseldi
Bakan Fidan, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Al Thani ile bir araya geldi
Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Schmidt’in görevinden ayrılacağı duyuruldu
Trump, Oval Ofis’teki etkinlik sırasında uyukladı
EKONOMİ
Kayıt dışı istihdamla mücadelede ortak mesaj
12 Mayıs 2026 Salı - 14:01:33
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Samsun İl Müdürü Ünal Kaya ve beraberindeki heyet, Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu’nu ziyaret etti. Görüşmede kayıt dışı istihdamla mücadele, sosyal güvenlik bilincinin artırılması ve kayıtlı istihdamın sürdürülebilir ekonomi açısından taşıdığı önem vurgulanırken, kamu kurumları ile iş dünyası arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde ortak mesaj verildi. Vatandaşları hak ve yükümlülükleri konusunda bilgilendirmek, toplumda ‘Sosyal Güvenlik’ bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla her yıl mayıs ayının ikinci haftası kutlanan Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında SGK Samsun İl Müdürü Ünal Kaya, beraberindeki heyetle birlikte Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu’nu makamında ziyaret etti. Samsun TSO Başkan Yardımcısı Kadir Erol Beytekin ile yönetim kurulu üyeleri Oğuzhan Serinkaya ve Kerem Tüfekçi’nin de yer aldığı görüşmede, kayıtlı istihdamın sürdürülebilir ekonomi açısından taşıdığı önem vurgulandı. "Sigorta ile iş güvende, işçi güvende, gelecek güvende" Bu yılki sloganlarının, "Sigorta ile iş güvende, işçi güvende, gelecek güvende" olduğunu hatırlatan SGK Samsun İl Müdürü Ünal Kaya, Sosyal Güvenlik Haftası’nın temel amacının vatandaşlarda sosyal güvenlik bilincini artırmak olduğunu belirterek, çalışanların hak ve yükümlülükleri konusunda bilinçlenmesinin hem bireysel hem de toplumsal açıdan büyük önem taşıdığını söyledi. Kaya, "Kayıt dışı istihdam yalnızca sigortasız işçi çalıştırılması anlamına gelmiyor. Çalışanların çalışma günlerinin eksik bildirilmesi ya da aldıkları ücretlerin SGK’ya düşük gösterilmesi de kayıt dışı istihdam kapsamında değerlendiriliyor. Bu durum hem çalışanların geleceğini riske atıyor hem de sosyal güvenlik sistemine ciddi zarar veriyor" dedi. Kaya’dan mevzuata uyum vurgusu Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmasının anayasal bir hak olduğunun altını çizen Ünal Kaya, bunun aynı zamanda işverenler açısından yerine getirilmesi gereken yasal bir yükümlülük olduğunu ifade etti. Bazı çalışanların emekli aylığı, sosyal yardım ya da farklı sosyal haklarını kaybetmemek adına kayıt dışı çalışmaya yönelmek isteyebildiğini dile getiren Kaya, işverenlerin bu talepler karşısında kesinlikle taviz vermemesi gerektiğini vurguladı. Kaya, "İşverenlerimizin iyi niyetle dahi olsa bu tür talepleri kabul etmesi ilerleyen süreçte çok ciddi hukuki ve mali sorunlara yol açabiliyor. Sigortasız çalışmanın tarafların karşılıklı rızasıyla gerçekleşmesi bile hukuken geçerli değildir. Bu nedenle işletmelerimizin mevzuata uygun hareket etmeleri büyük önem taşıyor" diye konuştu. Kayıt ışı istihdamın çalışan ve işverene maliyeti Konuşmasında kayıt dışı çalışmanın çalışanlar açısından doğurduğu mağduriyetlere de dikkati çeken Kaya, sigortasız çalışan kişilerin emeklilik hakkından mahrum kaldığını, iş kazası ya da meslek hastalığı durumunda ciddi hak kayıpları yaşayabildiğini belirtti. SGK’nın temel yaklaşımının cezalandırmak değil, rehberlik ederek işletmelerin kayıtlı istihdama yönelmesini sağlamak olduğunu söyleyen Kaya, kayıt dışı istihdamın işverenler açısından da büyük riskler barındırdığına vurgu yaptı. Açıklamasında kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde yüksek tutarlı idari para cezalarıyla karşılaşılabileceğini belirten Ünal Kaya, prim teşviklerinin iptal edilmesi ve özellikle iş kazalarında doğabilecek ağır hukuki sorumlulukların işletmeleri ciddi mali yüklerle karşı karşıya bırakabileceğini kaydetti. Vergi ve prim kayıpları ekonomiye zarar veriyor Kayıt dışı istihdamın yalnızca bireysel değil, toplumsal ve ekonomik açıdan da önemli sorunlara yol açtığını belirten Kaya, bu durumun haksız rekabet ortamı oluşturduğunu, piyasa dengelerini bozduğunu ve vergi ile prim kayıplarına neden olduğunu dile getirdi. Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin kayıtlı istihdama bağlı olduğuna işaret eden Kaya, "Kayıt dışı istihdam arttıkça çalışan-emekli dengesi bozuluyor, sosyal güvenlik sistemi zarar görüyor ve kamu bütçesi üzerinde ek yük oluşuyor. Aynı zamanda ekonomik verilerin sağlıklı şekilde oluşturulmasını da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle kayıtlı istihdam sadece yasal bir zorunluluk değil, ülkemizin geleceği açısından da stratejik bir öneme sahiptir" dedi. Murzioğlu: "Sosyal güvenlik güçlü ekonominin temelidir" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu ise, sosyal güvenlik sisteminin güçlü bir ekonomi ve sağlıklı bir çalışma hayatının temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, "Kayıtlı istihdam yalnızca çalışanların sosyal güvencesi açısından değil, işletmelerimizin kurumsallaşması, sürdürülebilir büyümesi ve ülke ekonomisinin sağlıklı yapısının korunması açısından da büyük önem taşıyor. İş dünyamızın sosyal güvenlik konusunda bilinçli hareket etmesi, çalışan haklarının korunmasına olduğu kadar haksız rekabetin önlenmesine de katkı sağlayacaktır. Samsun iş dünyası olarak kayıt dışı istihdamla mücadelede kamu kurumlarımızla iş birliği içerisinde çalışmayı sürdürecek, sosyal güvenlik bilincinin güçlenmesine destek vermeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Şikayetler İçin ALO 170 ve CİMER hatırlatması Öte yandan çalışanların sigorta durumlarını e-Devlet üzerinden kontrol edebileceği, ALO 170 hattı ve SGK müdürlüklerinden bilgi alabileceği hatırlatılırken; sigortasız çalışma veya eksik prim bildirimiyle ilgili şikâyetlerin ALO 170, SGK müdürlükleri ve CİMER aracılığıyla yapılabileceği belirtildi.
12 Mayıs 2026 Salı - 13:36
Altıntaş’ta minik öğrenciler salatalık fidelerinin ekimini gerçekleştirdi
Kütahya’nın Altıntaş ilçesi Zafer İlkokulu öğrencileri, "Ekolojik Tarım ve Biyoçeşitlilik" teması kapsamında yerli tohumlardan yetiştirilen salatalık fidelerinin ekimini gerçekleştirdi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen "Yeşil Vatan: Benim Okulum Geleceğe ÇARE" projesi çerçevesinde okulda Mayıs ayı etkinlikleri sürüyor. Bu kapsamda hayata geçirilen "Yerli Tohum Tarım Atölyesi" projesinde 1. ve 4. sınıf öğrencileri toprakla buluşarak salatalık fidelerini dikti. Etkinlikte öğrenciler hem uygulamalı tarım deneyimi yaşadı hem de ekolojik tarım, biyoçeşitlilik ve yerli tohumların korunmasının önemi hakkında bilinç kazandı. Okul yönetimi, proje ile çocukların doğaya duyarlı bireyler olarak yetişmelerinin ve sürdürülebilir tarım konusunda farkındalık oluşturmalarının amaçlandığını belirtti.
12 Mayıs 2026 Salı - 13:33
Bakan Bayraktar: "2026 yılı rüzgarın yılı olacak"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak. Zira YEKA yarışmalarının bin 500 megavatlık kısmı rüzgâr olacak" dedi. Bakan Bayraktar, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nin açılışına katıldı. ‘Yarının Güvencesi Rüzgarın Enerjisi’ sloganıyla gerçekleştirilen programda Türkiye’nin rüzgar enerjisinde büyüme hedefleri ve 2035 perspektifi detaylandırıldı. Ayrıca yeni türbin teknolojileri, tedarik zinciri dönüşümü ve yerli üretimin rüzgar enerjisindeki rolü, izin süreçleri, finansman modelleri, şebeke altyapısı ve yeniden güçlendirme yatırımları, yapay zeka, veri yönetimi, siber güvenlik ve sektördeki dijitalleşme süreçleri de ele alındı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Bayraktar, enerji alanında tarihi bir dönüşüm sürecinden geçtiklerini ifade etti. Hürmüz Boğazı’nda başlayan enerji krizinin küresel piyasalara etkisine değinen Bayraktar, yalnızca kaynağa sahip olan ülkelerin değil, enerjiyi çeşitlendirebilen, teknolojiyi geliştirebilen, altyapısını güçlendirebilen ve hızlı karar alabilen ülkelerin güçlü olacağını söyledi. "Türkiye, enerji arzında bir sıkıntı yaşamayan ülkelerden biridir" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Türkiye olarak enerjide dışa bağımlılığı azaltan, arz güvenliğini önceleyen, yerli ve yenilenebilir kaynaklarını maksimum düzeyde değerlendiren ve aynı zamanda çevreyle uyumlu bir enerji dönüşümünü hayata geçiren çok katmanlı bir strateji yürüttüklerini söyleyerek, "Bugün hamdolsun Türkiye, enerji arzında bir sıkıntı yaşamayan ülkelerden biridir. Oluşturduğumuz tedarik kaynaklarındaki çeşitlilik, LNG altyapımız, boru hatlarımız, doğal gaz depolama kapasitemiz, elektrik üretim çeşitliliğimiz ve güçlü elektrik iletim sistemimiz sayesinde vatandaşlarımızın enerjiye kesintisiz erişimini sağlıyoruz" açıklamasında bulundu. "2035 yılında yollarımızda 6 ila 8 milyon elektrikli aracın olacağını öngörüyoruz" Sanayide, ulaştırmada, tarım alanlarında, şehirleşmede, veri merkezlerinde ve yapay zeka teknolojilerinde elektrik kullanımının arttığını ifade eden Bayraktar, "Bugün Türkiye’de elektrikli araç sayısı 400 bini aşmış durumda. 2035 yılında yollarımızda 6 ila 8 milyon elektrikli aracın olacağını öngörüyoruz. Sadece ulaşım değil, iklim değişikliği nedeniyle artan sıcaklıklar da elektrik talebini yukarı taşıyor. Geçtiğimiz yaz klima kullanımına bağlı olarak günlük elektrik tüketiminde tarihi rekorlar kırdık. Fakat önümüzde daha sıcak yazlar, daha yoğun enerji tüketimi ve çok daha yüksek bir elektrik talebi oluşmasını bekliyoruz. İşte tam da bu nedenle Türkiye’nin enerji dönüşümünün merkezinde elektrik; elektriğin merkezinde ise yenilenebilir enerji yer almaktadır" ifadelerine yer verdi. "Türkiye; yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da ilk 5 ülke arasında, dünyada ise ilk 11 ülke içerisinde" Bayraktar, AK Parti hükümetleri olarak yenilenebilir enerjide gerçek anlamda bir atılım yaptıklarını sözlerine ekleyen Bayraktar, şu ifadelere yer verdi: "Türkiye’nin toplam kurulu gücü 125 bin megavatı aşmış durumda ve bunun yaklaşık yüzde 63’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Bu başarının en önemli ayaklarından biri rüzgar enerjisi. 2005 yılında sadece 20 megavat olan rüzgâr kurulu gücümüz bugün 15 bin megavat seviyesini geçti. 2025 yılında gerçekleşen 393 milyar kilovatsaatlik toplam elektrik üretimimizin içinde rüzgar santralleri yüzde 10,9’luk paya sahip oldu. Yıllık 34,5 milyar kilovatsaatlik elektrik üretimi ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştık. Artık ülkemizin hemen her köşesinde görmeye alıştığımız rüzgâr türbinleri, bugün Türkiye’nin enerji bağımsızlığının en güçlü sembollerinden biri haline geldi. Yine güneş enerjisinde 2014 yılında sadece 40 megavat olan kapasitemiz bugün 26 bin megavatı aştı. Rüzgâr ve güneşin toplam kurulu güç içindeki payı artık üçte bir seviyesinde. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye; yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da ilk 5 ülke arasında, dünyada ise ilk 11 ülke içerisinde." "Bugün artık sadece enerji tüketen değil; teknoloji geliştiren, ekipman üreten ve bunu ihraç eden güçlü bir Türkiye var" Yenilenebilir enerjiyi enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azalması, düşük cari açık, yerli sanayi ve yüksek teknoloji anlamına geldiğini söyleyen Bakan Bayraktar, "Bugün Türkiye’de rüzgâr türbinlerinde yaklaşık yüzde 60 yerlilik oranına ulaştık. Kule, jeneratör ve kanat üretiminde ise yüzde 70’in üzerine çıktık. Kulelerden jeneratörlere, kanatlardan döküm ekipmanlarına kadar çok geniş bir üretim kabiliyeti oluşturduk. 2014 yılında yalnızca 27 üreticiye sahip olduğumuz yenilenebilir enerji sanayinde bugün 500 yerli üretici faaliyet gösteriyor. Alt tedarikçilerle birlikte yaklaşık 50 bin vatandaşımıza yeşil istihdam sağlıyoruz. Bugün artık sadece enerji tüketen değil; teknoloji geliştiren, ekipman üreten ve bunu ihraç eden güçlü bir Türkiye var. Bu başarı; doğru vizyonun, güçlü siyasi iradenin, kararlı enerji politikalarının ve müteşebbis ruhun bir sonucudur" diye konuştu. Bayraktar, Ulusal Enerji Planı’na göre Türkiye’nin elektrik talebinin 2035 yılında 510 teravatsaat seviyesine ulaşmasını beklediklerini söyledi. Bu talebi güvenli, temiz ve ekonomik kaynaklarla karşılamak zorunda olduklarına dikkati çeken Bayraktar, "Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 2035 hedefi doğrultusunda rüzgâr ve güneş kurulu gücümüzü toplam 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda; iletim altyapımızı da büyütecek ve daha dirençli bir hale getireceğiz. Çünkü güçlü bir yenilenebilir enerji portföyü, güçlü bir şebeke altyapısı gerektirir. Bu kapsamda; 14 bin 700 kilometre uzunluğunda, 40 gigavat kapasiteli HVDC hattı, 15 bin kilometre yeni AC iletim hattı ve 40 yeni konvertör merkezi planlıyoruz. 2035 yılına kadar yeşil iletim altyapısına yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırım gerçekleştireceğiz. Bunun yanında enterkonneksiyon kapasitemizi artırarak Türkiye’yi bölgesel enerji ticaretinin merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz" dedi. "2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak" Yenilenebilir enerji yatırımlarında YEKA modelinin son derece başarılı sonuçlar verdiğine vurgu yapan Bayraktar, "Bugüne kadar toplam 7 bin 800 megavatlık YEKA yarışması gerçekleştirdik. Yeni model kapsamında 2024 ve 2025 yıllarında toplam 3 bin 800 megavatlık yeni kapasite tahsis ettik. Bu yarışmalara hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar yoğun ilgi gösterdi. Önümüzdeki dönemde her yıl en az 2 bin megavatlık YEKA yarışmaları düzenlemeye devam edeceğiz. Bu program vesilesiyle bu yıl yapmayı planladığımız YEKA yarışmalarımıza ilişkin de birkaç detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. 2026 yılı adeta rüzgarın yılı olacak. Zira YEKA yarışmalarının bin 500 megavatlık kısmı rüzgâr olacak. Önümüzdeki dönemin en stratejik başlıklarından biri de deniz üstü yani offshore rüzgâr enerjisi olacaktır. Ülkemiz bu alanda çok önemli bir potansiyele sahiptir. Bakanlık olarak Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı offshore saha belirledik. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışmasını gerçekleştireceğiz. 2035 yılına kadar offshore rüzgârda 5 gigavatlık kapasite hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "İletim altyapımız ve yerli sanayimizle çok daha güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz" Türkiye artık enerjide yalnızca tüketici değil; oyun kurucu bir ülke olduğunu kaydeden Bayraktar, "Doğal gazda merkez ülke olma hedefimiz, yenilenebilir enerjide üretim gücümüz, nükleer yatırımlarımız, enterkonneksiyon hatlarımız, iletim altyapımız ve yerli sanayimizle çok daha güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz. Bunu inşa ederken önümüzdeki dönem için merkezinde elektrikleşme olan yeni bir enerji mimarisi üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda kamuoyumuzla paylaşacağımız bu yeni program ile daha dirençli, daha esnek ve dijitalleşen yeni bir enerji altyapısı hedefliyoruz. Enerji politikalarımızı günümüz şartlarıyla uyumlu hale getiriyoruz. Hürmüz örneğinde olduğu gibi ortaya çıkabilecek krizlere karşı da dirençli bir yapı amaçlıyoruz. Bu kapsamda kasım ayında ülkemizde düzenlenecek BM İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı COP31 büyük bir önem taşıyor. Rüzgârdan güneşe, nükleerden enerji verimliliğine kadar birçok başlıkta iddialı hedeflerle Antalya’dan dünyaya önemli mesajlar vereceğiz. Yeni enerji mimarimiz ile uyumlu olacak şekilde iş birliği fırsatlarını değerlendirecek, çeşitli anlaşmalara imza atacağız" değerlendirmesinde bulundu. Bayraktar, 2017 yılında Emine Erdoğan’ın sıfır atık inisiyatifinin küresel bir markaya dönüştüğünü ve enerji verimliliğinde de önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi. Bakanlık olarak enerji verimliliğinde, önce ulusal ardında da uluslararası bir farkındalık oluşturmak istediklerini belirten Bayraktar, "Bu kapsamda enerji verimliliği ile sıfır atık yaklaşımını ortak bir toplumsal dönüşüm vizyonunda buluşturacak Sıfır Atık Festivali’ni hayata geçiriyoruz. Saygıdeğer Hanımefendi’nin himayelerinde, Bakanlığımız ve Sıfır Atık Vakfı’nın iş birliğinde gerçekleştireceğimiz festivalin teması ‘Enerjide Verimlilik, Gelecekte Dönüşüm’ olacak" dedi. Programa Bakan Bayraktar’ın yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (İRENA) Genel Direktörü Francesco La Camera, TÜREB Başkanı İbrahim Erden ve birçok sektör temsilcisi yer aldı. Program, Bakan Bayraktar’ın konuşmasının ardından Türkiye’de yenilenebilir enerjinin geleceği ve yenilenebilir enerjideki yeni yatırım fırsatlarını ele alan oturumlarla devam etti.
12 Mayıs 2026 Salı - 13:19
Diyarbakır’da yapı sektörü ihracat odaklı yurt dışına açılıyor
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), kentte yapı ve inşaat malzemeleri sektörünü daha rekabetçi hale getirmek ve dış pazarlara açmak amacıyla önemli bir adım attı. DTSO öncülüğünde "Yapı ve İnşaat Malzemeleri Küme Girişimi" oluşturuldu. Ticaret Bakanlığı’ndan Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (URGE) desteği alınarak yürütülecek girişimle, sektörde faaliyet gösteren firmaların ortak hareket ederek güç birliği oluşturması ve yurt dışına açılmaları hedefleniyor. Yeni oluşturulan küme yapısı ile Diyarbakır’daki firmaların yalnızca yerel pazarda değil, ulusal ve uluslararası ölçekte daha etkin bir konuma gelmesi amaçlanıyor. Girişim kapsamında firmalara ihtiyaç analizi, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulacak ve tanıtım faaliyetleri ile yurt dışı pazarlama ve alım heyeti organizasyonlarıyla firmaların dış ticaret kapasitesinin artırılması sağlanacak. Böylece hem kurumsal gelişim desteklenecek hem de firmaların küresel değer zincirlerine entegrasyonu için zemin hazırlanacak. ‘’Küme girişimi sektörel gelişme açısından Diyarbakır için bir ilk’’ Konuyla ilgili açıklama yapan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, girişimin sektörde yeni bir anlayışın kapısını aralayacağını söyledi. Ulusal pazarda daha güçlü bir etki oluşturmak ve uluslararası piyasalara açılmak için birlikte hareket etmenin bir zorunluluk haline geldiğini ifade eden Kaya, küme yaklaşımının firmalara önemli bir çarpan etkisi sağlayacağını dile getirdi. Kaya, firmaların birbirleriyle rekabet etmek yerine ortak bir güç oluşturma perspektifiyle hareket edeceğini belirterek, bu ilk URGE girişimine katılımın büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Halihazırda Ticaret Bakanlığından proje onayı alınmış olup Diyarbakır Yapı ve İnşaat Malzemeleri Küme Girişiminde yer almak isteyen firmaların katılımı kurumsal gelişimleri ve uluslararası piyasalarda yer almaları bakımından önem arz ettiğini dile getiren Kaya, istekli firmaların DTSO İhracat Destek Ofisi’ne başvuru yapmaları gerektiğini kaydetti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Mayıs 2026 Pazar- 12:20
Çankırı’da dev bütçeli Teşvik Programı tanıtıldı
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:29
Adana’da erkenci kayısı hasadı başladı: Bahçede kilogramı 60-80 TL
3
08 Mayıs 2026 Cuma- 10:37
Diyarbakır’da tandırda çömlek böreği
4
08 Mayıs 2026 Cuma- 09:58
Ağrı Dağı eteklerinde kurulan strafor fabrikasına sağlanan 20 milyonluk devlet desteğiyle üretim arttı
5
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:12
ASO 2026 yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı gerçekleşti
21 Nisan 2026 Salı - 16:41
Bursa Vali Yardımcısı Doğan: "30-40 yıl içinde artan dünya nüfusuna ne toprak ne de üretim yetecek"
Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan "Bursa’da Tarımın Dünü Bugünü ve Geleceği" konulu kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, dünya nüfusundaki artışa dikkati çekerek, şu anda 8 milyarı geçen nüfusun 30-40 yıl içinde daha fazla olacağını ve bu kadar insana ne toprak ne de üretimin yeteceğini kaydetti. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ziraat Fakültesi ve Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliği ile düzenlenen "Bursa Tarım Kongresi" başladı. BUÜ Prof. Dr. Mete Cengiz Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Bursa’da Tarımın Dünü Bugünü ve Geleceği" konulu kongrenin açılış konuşmalarını, Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Ak, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUÜ Zirat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Turgut, Tarım ve Orman Bakanlığı BÜGEM İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım Daire Başkanı Başak Egesel ile Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan yaptı. Vali Yardımcısı Doğan, tarımda uluslararası rekabet olduğunu vurgulayarak, artık diğer ülkelerle hem ekonomik hem de gıda güvenliği olarak mücadele edildiğini anlattı. Dünya nüfusundaki artışa dikkati çeken Doğan, şu anda 8 milyarı geçen nüfusun 30-40 yıl içinde daha fazla olacağını ve bu kadar insana ne toprak ne de üretimin yeteceğini kaydetti. Bu yüzden babadan kalma yöntemler yerine daha bilimsel yüksek verim hedefli üretim yapılmasına gerektiğini belirten Doğan, "Gençlerin üretimde olması önemli. Kongreye katılıma baktığımızda orta yaş ve üzeri kişiler var genellikle. Gençlerin daha çok katılımının sağlanması gerekir. Salonda gençlerin olması gerekir" ifadesini kullandı. Hatunoğlu ise pandemi, küresel krizler ve savaşların tarımsal üretimi ekonomik değil stratejik bir zorunluluk olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Gıda güvenliğinin bağımsızlık kadar önemli hale geldiğine dikkati çeken Hatunoğlu, "Tarımın geleceği gençlerdedir. Tarıma olan ilgilerinin azaldığını görüyoruz. Gençler tarımda kazanabildiklerini görmeli. Sektöre adım atabilmeli, bilgi ve eğitimlerini katma değerli üretime dönüştürebilmelidirler. Bu yüzden gençlerin teşvik edilmesi çok önemli. Özel finans modelleri ve uygulamalı eğitimler gibi somut adımların hayata geçirilmesini önemsiyoruz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından "Tarımsal Üretim" başlıklı panele geçildi. Oturum başkanlığını Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Başkanı Prof. Dr. Uygun Aksoy’un yaptığı panelde; Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ali Cihan "Bursa Tarım Eğitiminde 135. Yıl", Ziraat Fakülteleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (ZİDEK) Başkan Yardımcısı Prof .Dr. Ayzin Küden "Tarım Eğitiminde Akreditasyon", Tarım ve Gıda Etiği Derneği Başkanı Prof. Dr. Cemal Taluğ "Tarımsal Üretim ve Etik", BUÜ Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu "Tarımsal Kuraklık ve Sulama Yönetimi", BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüsamettin Çoban ise "AB Yeşil Anlaşması ve Tarım Sektörü" konulu konuşma yaptı. Kongrenin öğleden sonraki programı "Tarımda Sürdürülebilirlik" başlıklı panel ve kongre çalıştay raporlarının sunumuyla devam etti. Yarınki oturumlarda ise, güncel üretim yapısı ve sektörel sorunlar, küresel iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkileri, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği, tarım–sanayi entegrasyonu, AB Mevzuatı ve regülasyonlar, ihracat ve markalaşma, dijitalleşme, akıllı tarım uygulamaları ve gelecek vizyonu gibi konular, akademisyenler, kamu temsilcileri, sanayiciler, üreticiler ve sektör paydaşlarının katılımıyla çok yönlü ele alınacak.
21 Nisan 2026 Salı - 16:31
Diyarbakır’da "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı" açıldı
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı", yaklaşık 125 firmanın katılımıyla başladı. Fuar ve Kongre Merkezindeki açılışa, Diyarbakır Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, belediye başkanları, borsa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, firma temsilcileri ve çiftçiler katıldı. Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı burada yaptığı konuşmada, fuarın, potansiyelin ortaya konulduğu, bölge üreticisinin dünyaya açılan penceresi olduğunu söyledi. Valilik olarak, kalkınma önce toprakla başladığını bildiklerini belirten Gölbaşı, "Tarımı güçlü olan bir bölgenin ekonomisi de sosyal hayatı, geleceğe güvenle bakışı da güçlü olur. Bu anlayışla kamu kuruluşlarımız, üniversitemiz, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz bir araya gelerek bu fuarı bir gelenek haline getirmiştir. Bu fuarın en kıymetli yanı sadece makine ve ekipman sergilenmesi değil, çiftçimizde üreticinin, alıcıyla satıcının bilgi ile tecrübenin buluştuğu eko sistemdir. Bu yıl ki fuarda yurt dışından özelikle komşularımızdan gelen yoğun ilgi bizi ayrıca memnun etmiştir" dedi. "Dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor" İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, kentin yaklaşık 6,5 milyon tarım arazisine sahip olup bunun 4 milyon 220 bin dekarı ekonomik olarak sulanabilir durumda olduğunu ifade etti. Bugün itibariyle 1 milyon 587 bin dekarı sulanıyor olup bunun da 1 milyon 23 bin dekarı DSİ tarafından, geriye kalan 564 bin dekarı da çiftçiler tarafından sulanmakta olduğunu aktaran Alan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yapımı devam eden Silvan Barajıyla birlikte 2 milyon 350 bin dekarlık alınımız daha sulanmaya açılmış olacak ve bu da Türkiye’de ikinci bir Çukurova olacak. Bundan sonraki süreçte dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor. Biz, tarımsal üretimde çok ciddi bir üretim potansiyeline sahibiz. Ancak katma değeri düşük ürünlerimiz var. Bu fuarında ürünlerimizin katma değerini artıracağına, ona vesile olacağına canı gönülden inanıyorum." Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise başta valilik, büyükşehir belediyesi olmak üzere bize destek veren, bu fuara güç veren tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ettiğini söyledi. Fuarın 5 gün süreceğini belirten Kaya, "Diğer fuara göre daha katılımcının arttığı bir fuar düzenliyoruz. Geçen yıl yaklaşık 126 bin kişinin ziyaret ettiği fuarımıza bu yıl 300 marka burada sergilenecek. Yaklaşık 125 firmamızın çatısı altında 300 marka fuarda çiftçilerimizle buluşacak. Tarım, bu bölgenin vazgeçilmezi" diye konuştu. Silvan Barajının yapılmasıyla birlikte sulanabilir alan 4 milyon dönüm olacağını kaydeden Kaya, "Nerdeyse Hollanda’nın yarısı kadar sulanabilir bir alanımız var. Hollanda’nın ihracatına baktığımız zaman tarım ihracatı 120 milyar avro civarında. Bizde güneş, toprak, beşeri kaynağımız, suyumuz da var. Burada bir yanlış yapıyoruz. Aslında tarımın temel unsurları olan suyu, toprağı, güneşi ve insan kaynağını doğru değerlendirdiğimiz takdirde Türkiye’nin değil ithal etmek, tek başına Diyarbakır bile Türkiye’nin tarım ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu görebiliyoruz. Bu fuarlar tam da bunlar için önemli. Çiftçimizi sıradan üretimlerden çıkarıp modern, ekonomik katma değeri fazla nasıl ürünlere yönlendirebiliriz, bunu yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 16:29
Diyarbakır’da "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı" açıldı
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı", yaklaşık 125 firmanın katılımıyla başladı. Fuar ve Kongre Merkezindeki açılışa, Diyarbakır Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, belediye başkanları, borsa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, firma temsilcileri ve çiftçiler katıldı. Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı burada yaptığı konuşmada, fuarın, potansiyelin ortaya konulduğu, bölge üreticisinin dünyaya açılan penceresi olduğunu söyledi. Valilik olarak, kalkınma önce toprakla başladığını bildiklerini belirten Gölbaşı, "Tarımı güçlü olan bir bölgenin ekonomisi de sosyal hayatı, geleceğe güvenle bakışı da güçlü olur. Bu anlayışla kamu kuruluşlarımız, üniversitemiz, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz bir araya gelerek bu fuarı bir gelenek haline getirmiştir. Bu fuarın en kıymetli yanı sadece makine ve ekipman sergilenmesi değil, çiftçimizde üreticinin, alıcıyla satıcının bilgi ile tecrübenin buluştuğu eko sistemdir. Bu yıl ki fuarda yurt dışından özelikle komşularımızdan gelen yoğun ilgi bizi ayrıca memnun etmiştir" dedi. "Dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor" İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, kentin yaklaşık 6,5 milyon tarım arazisine sahip olup bunun 4 milyon 220 bin dekarı ekonomik olarak sulanabilir durumda olduğunu ifade etti. Bugün itibariyle 1 milyon 587 bin dekarı sulanıyor olup bunun da 1 milyon 23 bin dekarı DSİ tarafından, geriye kalan 564 bin dekarı da çiftçiler tarafından sulanmakta olduğunu aktaran Alan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yapımı devam eden Silvan Barajıyla birlikte 2 milyon 350 bin dekarlık alınımız daha sulanmaya açılmış olacak ve bu da Türkiye’de ikinci bir Çukurova olacak. Bundan sonraki süreçte dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor. Biz, tarımsal üretimde çok ciddi bir üretim potansiyeline sahibiz. Ancak katma değeri düşük ürünlerimiz var. Bu fuarında ürünlerimizin katma değerini artıracağına, ona vesile olacağına canı gönülden inanıyorum." Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise başta valilik, büyükşehir belediyesi olmak üzere bize destek veren, bu fuara güç veren tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ettiğini söyledi. Fuarın 5 gün süreceğini belirten Kaya, "Diğer fuara göre daha katılımcının arttığı bir fuar düzenliyoruz. Geçen yıl yaklaşık 126 bin kişinin ziyaret ettiği fuarımıza bu yıl 300 marka burada sergilenecek. Yaklaşık 125 firmamızın çatısı altında 300 marka fuarda çiftçilerimizle buluşacak. Tarım, bu bölgenin vazgeçilmezi" diye konuştu. Silvan Barajının yapılmasıyla birlikte sulanabilir alan 4 milyon dönüm olacağını kaydeden Kaya, "Nerdeyse Hollanda’nın yarısı kadar sulanabilir bir alanımız var. Hollanda’nın ihracatına baktığımız zaman tarım ihracatı 120 milyar avro civarında. Bizde güneş, toprak, beşeri kaynağımız, suyumuz da var. Burada bir yanlış yapıyoruz. Aslında tarımın temel unsurları olan suyu, toprağı, güneşi ve insan kaynağını doğru değerlendirdiğimiz takdirde Türkiye’nin değil ithal etmek, tek başına Diyarbakır bile Türkiye’nin tarım ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu görebiliyoruz. Bu fuarlar tam da bunlar için önemli. Çiftçimizi sıradan üretimlerden çıkarıp modern, ekonomik katma değeri fazla nasıl ürünlere yönlendirebiliriz, bunu yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 16:21
Mart ayında 2,6 trilyon TL tutarında ödeme kartla yapıldı
Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Mart ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 49 artarak 2,6 trilyon TL oldu. Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Mart ayına ilişkin kartlı ödeme verilerini açıkladı. Buna göre, Mart ayında 2,6 trilyon TL tutarında 1,8 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. Mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti. İnternetten kartlı ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53 büyüme ile 791,4 milyar TL oldu. Kart sayıları gelişimi Mart ayı itibarıyla Türkiye’de kredi kartı sayısı 146,2 milyon, banka kartı sayısı 214,7 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 97,9 milyon adet oldu. 2025 yılının Mart ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 11’lik, banka kartı adedinde yüzde 8’lik artış, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 13’lük düşüş yaşandı. Toplam kart sayısı ise 458,8 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artış gösterdi Kartlı ödeme tutarı gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Mart ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 49 artarak 2.608,3 milyar TL oldu. Kartlı ödemelerin 2.218,8 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 380,9 milyar TL’sinde banka kartları, 8,6 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 50, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 60 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde -76 oldu. Kartlı ödeme işlem adedi gelişimi Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Mart ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak 1,8 milyar adet oldu. Kartlı ödemelerin 1.021,3 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 697,6 milyon adedinde banka kartları, 34,7 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 26 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde -73 oldu. İnternetten kartlı ödeme tutarı gelişimi İnternetten kartlı ödemeler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53 artarak 791,4 milyar TL’ye yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 31 oldu. İnternetten kartlı ödeme adedi gelişimi İnternetten kartlı ödeme adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artarak 257,2 milyon adede yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 15. Temassız ödeme tutarı gelişimi Kartlarla yapılan temassız ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak 1.153,2 milyon adet oldu. Temassız ödeme tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50 artarak 849,8 milyar TL oldu. Mart ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti.
21 Nisan 2026 Salı - 16:02
Başkan Oral: "Birliktelik ve kümelenme ile Erzurum ticaretine yeni bir ufuk açıyoruz"
Erzurum Ticaret Borsası, şehrin ticari geleceğini şekillendirecek önemli bir yatırım için ilk resmi adımı attı. Yeni Borsa Binası ve İş Merkezi Kompleksi Projesi kapsamında kurulan Sınırlı Sorumlu Borsa Toplu İşyeri Yapı Kooperatifinin ana sözleşmesi imzalanarak süreç resmen başlatıldı. Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, Meclis Başkanı Yavuz Güney, Proje Geliştirme ve İnceleme Komisyonu Başkanı Cemal Aras ile yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen imza töreni, kent ekonomisi açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak kayda geçti. Başkan Hakan Oral, projenin yalnızca yeni bir hizmet binası yatırımı olmadığını, Erzurum’da birliktelik, kümelenme, kooperatifçilik ve ortak ticaret kültürünü güçlendirecek stratejik bir adım niteliği taşıdığını belirtti. Oral, "Bu proje sadece bir yapı yatırımı değildir. Bu adım, üyelerimizin aynı çatı altında güç birliği oluşturmasını sağlayacak, ticarette dayanışmayı artıracak ve ortak hareket kültürünü güçlendirecek bir kalkınma modelidir. Erzurum ticaretini daha güçlü, daha organize ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmak için çalışıyoruz" dedi. İş dünyasındaki dağınık yapıyı daha güçlü ve sürdürülebilir bir organizasyon modeline dönüştürmeyi hedeflediklerini vurgulayan Oral, kümelenme ve kooperatif anlayışının projenin temelini oluşturduğunu ifade etti. Oral, "Birlik ve beraberlik içinde hareket eden ticaret yapıları her zaman daha güçlü olur. Bu projeyle yalnızca bugünü değil, Erzurum’un gelecekteki ticaret altyapısını da inşa ediyoruz. Üyelerimize yeni fırsatlar sunacak, şehrimizin ekonomik gelişimine katkı sağlayacak önemli bir yatırımın ilk adımını atıyoruz" ifadelerini kullandı. Yeni Borsa Binası ve İş Merkezi Kompleksi’nin; ticaretin geliştiği, ortak iş birliklerinin kurulduğu ve üyelerin aynı ekosistem içinde güç kazandığı bir merkez olarak planlandığı bildirildi. Erzurum Ticaret Borsası’nın son dönemde kooperatifleşme, ortak akıl, birliktelik ve kümelenme ekseninde geliştirdiği projeler dikkat çekerken, bu yatırım da söz konusu vizyonun en somut ve en güçlü adımlarından biri olarak öne çıktı. Önümüzdeki dönemde temel atma sürecine geçilmesi planlanan proje, Erzurum’da ticari birlikteliği güçlendirecek ve kent ekonomisine yeni bir ivme kazandıracak önemli yatırımlar arasında yer alıyor.
21 Nisan 2026 Salı - 15:18
Manisa TSO’da TKDK destekleri anlatıldı
Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sağlanan destekler üreticilere anlatıldı. 2026 yılı destek çağrıları öncesinde gerçekleştirilen toplantının, yatırım yapmak isteyen üretici ve girişimcilere yol gösterici olduğu belirtildi. Toplantı, TKDK İl Müdürü Murat Akın koordinasyonunda yapılırken, açılış konuşmasını Manisa TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sezen Şenay gerçekleştirdi. Şenay konuşmasında, tarım sektörünün Türkiye ekonomisindeki stratejik rolüne dikkat çekerek, Manisa’nın sanayi gücünün yanı sıra yüksek tarımsal üretim kapasitesiyle de öne çıktığını ifade etti. Tarım ve sanayinin entegre gelişiminin sürdürülebilir kalkınma açısından kritik olduğunu vurgulayan Şenay, TKDK desteklerinin üreticilerin rekabet gücünü artırdığını ve kırsal kalkınmaya önemli katkı sunduğunu söyledi. Desteklerin özellikle tarımsal işletmelerin modernizasyonu, işleme ve pazarlama kapasitesinin artırılması, altyapı yatırımları ve iş çeşitliliğinin geliştirilmesi alanlarında önemli fırsatlar sunduğunu belirten Şenay, Manisa TSO olarak üyelerin bu imkanlardan en etkin şekilde yararlanması için bilgilendirme ve rehberlik çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi. Toplantıda ayrıca 2026 yılı içerisinde açılması planlanan destek çağrılarına ilişkin başvuru süreçleri, uygunluk kriterleri ve hibe oranları detaylı şekilde anlatıldı. "Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar (M1)", "Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması (M3)", "Kırsal Alanda Kamu Altyapı Yatırımları (M6)" ve "Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme (M7)" başlıkları toplantının ana gündemini oluşturdu. Toplantının, Manisa’da yatırım yapmak isteyen girişimciler için önemli fırsatlar sunduğu ve kırsal kalkınmaya katkı sağlayacak projelerin önünü açacağı ifade edildi.
21 Nisan 2026 Salı - 14:59
Şırnak’ta istihdam ve eğitim masaya yatırıldı
Şırnak’ta istihdamın artırılması ve mesleki eğitimin güçlendirilmesine yönelik önemli kararların alındığı İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulunun 2026 yılı 2. olağan toplantısı gerçekleştirildi. Şırnak Valisi Birol ekici başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, il genelinde istihdamın artırılmasına yönelik yürütülen çalışmalar değerlendirilirken, iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanların yetiştirilmesi konusu ele alındı. Mesleki eğitim kurslarının etkinliği, işsizlik oranlarının düşürülmesine yönelik projeler ve kamu-özel sektör iş birliği çerçevesinde yapılabilecek çalışmalar detaylı şekilde görüşüldü. Ayrıca, gençlerin ve kadınların iş gücüne katılımının artırılması, dezavantajlı gruplara yönelik mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve yerel ekonomiyi canlandıracak adımlar toplantının ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve alınan kararların kararlılıkla uygulanması vurgusuyla sona erdi. Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Şırnak İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Murat Çiçek, Şırnak Üniversitesi Rektör Yrd. Prof. Dr. İbrahim Hüseyni ile ilgili kurum müdürleri katıldı.
21 Nisan 2026 Salı - 14:27
Yerel kalkınma hamlesi teşvik programı Erzurum’da tanıtıldı: Hedef yüksek katma değerli yatırım
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Erzurum’da düzenlenen bilgilendirme toplantısında, ilin öncelikli yatırım alanları ve yatırımcılara sunulan destekler kapsamlı şekilde ele alındı. Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Erzurum Valisi Aydın Baruş, Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz, ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven ile kamu kurumu ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında konuşan KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nın yalnızca bir destek mekanizması olmadığını, aynı zamanda bölgesel kalkınmayı yönlendiren stratejik bir araç niteliği taşıdığını vurguladı. Güven, 2026 yılı için Erzurum’da desteklenecek öncelikli yatırım alanlarını; en az 500 baş kapasiteli entegre büyükbaş hayvancılık, en az 100 yatak kapasiteli özel hastane yatırımları, derinin işlenmesi ve madenlerin katma değerli ürünlere dönüştürülmesi olarak sıraladı. Erzurum’un tarihsel olarak ticaret, sağlık ve eğitim alanlarında bölgesel bir merkez konumunda bulunduğunu belirten Güven, ekonomik altyapının güçlendirilmesi ve sektörlerin ekosistem yaklaşımıyla geliştirilmesinin il ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz ise konuşmasında kentin tarihsel önemine dikkat çekerek, Erzurum’un geçmişte Avrupa’nın bazı önemli şehirleriyle benzer nüfus büyüklüğüne sahip olduğunu hatırlattı. Ancak savaşlar ve yıkımların etkisiyle 20. yüzyılın başlarına kadar ciddi bir nüfus kaybı yaşandığını belirten Öz, bu sürece paralel olarak şehirde biriken sermayenin de büyük ölçüde il dışına ve yurt dışına yöneldiğini ifade etti. Bu tarihsel kırılmanın etkilerinin günümüzde de hissedildiğini dile getiren Öz, vatandaşların kamu desteklerinden yararlanma konusunda zaman zaman çekimser davranabildiğini söyledi. Bu noktada, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı gibi mekanizmaların etkin tanıtımının ve başarılı uygulama örneklerinin yaygınlaştırılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Erzurum Valisi Aydın Baruş da konuşmasında, Erzurum’un tarih boyunca yalnızca bir savunma noktası değil, aynı zamanda önemli bir ticaret ve üretim merkezi olduğunu ifade etti. Şehrin sahip olduğu tarihî birikimin ekonomik potansiyelle bütünleştirilerek yeniden bölgesel bir cazibe merkezi hâline getirilmesinin hedeflendiğini belirten Baruş, doğru planlama ve stratejik yatırımlarla Erzurum’un geçmişteki güçlü ticaret konumuna yeniden ulaşabileceğini dile getirdi. Küresel ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği günümüzde yerel kalkınma hamlelerinin millî gücün temel unsurlarından biri hâline geldiğine dikkat çeken Baruş, Erzurum’un sahip olduğu potansiyelin etkin şekilde değerlendirilmesiyle istihdam, üretim ve refah düzeyinde önemli artışlar sağlanabileceğini kaydetti. Toplantının devamında KUDAKA Erzurum Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Dr. Serkan Timur tarafından programın kapsamı, başvuru şartları ve sağlanan destek unsurlarına ilişkin detaylı bir sunum gerçekleştirildi. Katılımcılara teşvik mekanizmaları ve başvuru süreçleri hakkında kapsamlı bilgi verildi. Toplantı, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
21 Nisan 2026 Salı - 14:14
Adlıhan Dere: "Şimdi birlik zamanı"
TESK Genel Başkan Vekili ve AESOB Başkanı Adlıhan Dere, ilçe ziyaretlerine Gazipaşa ve Alanya’da devam etti. Program boyunca birlik, istikrar ve güçlü teşkilat vurgusu yapan Dere, "Şehrimiz ve esnafımız kazansın diye ‘Şimdi birlik zamanı’ çağrısında bulunuyor, ‘Gücümüz birlikten’ diyerek omuz omuza yol yürüyoruz" dedi. Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nde (AESOB) oda başkanları ve yönetim kurulu üyeleri ile sürdürülen istişare ve temaslar devam ediyor. İlçe ziyaretleri kapsamında beşinci günün durağı Gazipaşa ve Alanya oldu. Bu kapsamda Gazipaşa Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Gazipaşa Ulaştırma Hizmetleri Esnaf Odası, Alanya Metal İşleri Demirciler Oto Elektrikçiler Kaportacılar Oto Tamirciler Esnaf Odası, Alanya Mobilyacılar Hızarcılar ve Doğramacılar Esnaf Odası, Alanya Elektrikçiler Elektronikçiler ve Sıhhi Tesisatçılar Esnaf Odası, Alanya Minibüsçüler Otobüsçüler ve Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası, Alanya Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Alanya Otelciler Pansiyoncular Lokantacılar Kafeteryacılar ve Turistik Eşya Satıcıları Esnaf Odası, Alanya Bakkallar ve Bayiiler Esnaf Odası, Alanya Seyyar ve Sabit Pazarcılar Manavlar Esnaf Odası, Alanya Şoförler Nakliyeciler Otomobilciler Esnaf Odası ziyaret edilerek istişarelerde bulunuldu. "Gücümüz birlikten" Başkan Adlıhan Dere, AESOB’un Antalya esnaf ve sanatkarının ortak aklını, gücünü ve iradesini temsil eden en büyük çatı kuruluş olduğunu belirterek, "Bizim yolumuz ayrışmanın değil, kaynaşmanın yoludur. Bizim anlayışımızda söylemler değil kalıcı hizmet vardır. AESOB, yılların tecrübesiyle teşkilatına yön veren, esnaf ve sanatkarımızın hak ve menfaatlerini her zeminde koruyan köklü bir yapıdır. Göreve geldiğimiz günden bu yana AESOB’un kurumsal yapısı ve vizyonu hem Antalya’da hem Ankara’da esnaf ve sanatkarını güçlü şekilde temsil etmiştir. AESOB şehrin birleştirici gücü, huzuru ve bereketidir. Teşkilatımızın en büyük gücü, birliğini muhafaza eden, tecrübesine sahip çıkan ve geleceğe birlikte yürüyen iradesidir. Bugün de aynı bilinçle, aynı sorumlulukla ve aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
21 Nisan 2026 Salı - 13:44
Milletvekili Çopuroğlu: "Elektrikli araç kullanıcısı korunmalı"
AK Parti Kayseri Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Şaban Çopuroğlu yaptığı basın açıklamasında, elektrikli araç şarj istasyonlarında yaşanan fiyat farklılıklarına dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu. Elektrikli araç kullanımının hızla arttığını ve bu dönüşümün Türkiye’nin enerji vizyonu açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Çopuroğlu, sahadan gelen geri bildirimlerin ise ciddi bir soruna işaret ettiğini belirtti. Farklı marka ve işletmelere ait şarj istasyonlarında uygulanan fiyatların aynı şehirde, hatta aynı güzergâh üzerinde dahi büyük değişkenlik gösterdiğini vurgulayan Çopuroğlu, bu durumun vatandaş açısından belirsizlik oluşturduğunu ve tüketici güvenini zedelediğini ifade etti. Çopuroğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Nasıl ki akaryakıt sektöründe belirli bir fiyat disiplini ve denetim mekanizması varsa, elektrikli araç şarj hizmetlerinde de benzer bir düzenleme kaçınılmazdır. Bugün gelinen noktada, piyasanın tamamen serbest şekilde fiyatlanması, vatandaşımızın aleyhine sonuçlar doğurabilmektedir." Elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasının teşvik edilmesi gerektiğini belirten Çopuroğlu, kontrolsüz fiyatlandırmanın bu sürece zarar verebileceğini dile getirdi. Bu kapsamda ilgili kurumlara çağrıda bulunan Çopuroğlu, elektrikli araç şarj hizmetlerinde; aşırı fiyat farklılıklarının önüne geçilmesi, vatandaşın öngörülebilir ve adil fiyatlarla hizmet alabilmesi, piyasada dengeli ve sağlıklı rekabet ortamının korunması amacıyla üst fiyat sınırı veya referans fiyat uygulamasının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumların bu konuda gerekli düzenlemeleri yapacağına inandığını belirten Çopuroğlu; elektrikli araç dönüşümünün sağlıklı ilerleyebilmesi için vatandaş memnuniyetinin esas alınmasının şart olduğunu vurguladı.
21 Nisan 2026 Salı - 13:43
(Düzeltme) 2 bin 600 dolara ‘eski’ deyip 44 buçuk yerine 40 TL’den bozmaya çalıştılar
Eskişehir’de motosiklet satışı karşılığında aldığı 2 bin 600 Amerikan dolarını Türk lirasına dönüştürmek için bir döviz bürosuna giden esnaf, paranın eski olması nedeniyle 44 buçuk lira yerine 40 TL’den bozulacağını öğrenince şaşkınlık yaşadı. Dolarları güncel kurun altında bozdurması nedeniyle yaklaşık 12 bin TL zararı olan esnaf, kalan tutarı müşteriden tahsil etti. Tepebaşı ilçesi Şarhöyük Mahallesi Gaziyakupsatar Caddesi üzerinde motosiklet satışı yapan Fevzi Oral’ın dükkanına ilçeden bir müşteri geldi. 3 tekerlekli kasalı motosiklet almak isteyen müşteri, ödemeyi 26 adet 100 Amerikan doları ile yapmak istedi. Döviz karşılığında motosikleti satan Oral, doları bozdurmak için bir döviz bürosuna gitti. Burada dolarları veren esnaf farklı ilginç bir cevap aldı. Dolarların eski olduğunu söyleyen döviz bürosu çalışanı 44,5 TL yerine 40 TL’den bozdurdu. 11 bin 700 TL zararı olan esnaf durum karşısında şaşkınlık yaşadı. Eksik kalan parayı müşterinden talep eden ve durumu anlatan esnaf eksik kısmı tahsil etti. İlk defa böyle bir durumla karşılaşan esnaf şaşkınlık yaşadı. "44 lira 50 kuruş olan dolar kurunu 40 liradan bozdular" Konuyla alakalı konuşan Fevzi Oral, "Müşterimiz şehir merkezine uzak bir ilçeden gelip üç tekerlekli motosiklet almak istedi. Bize ’dolarla ödeme yapmak istiyorum’ dedi. Anlaşıp dolarları aldık. Tabii bunlar eski dolar, yeni dolar olduğu için biz bilmiyorduk. Döviz bürosuna gittik. Döviz bürosunda eski dolar olduğunu söylediler. Orada 44 lira 50 kuruş olan dolar kurunu 40 liradan bozdular. Yani o dolarlar 2 bin 600 dolarda 11 bin 700 TL zararım oldu. Biz tabii ki dövizciden yine dolarları geri aldık. Durumu anlatıp müşterimize parayı geri verdik. Müşterimiz normal hak ettiğimiz parayı verdi. Yani ben anlamlandıramıyorum. Şaşırdım kaldım yani böyle bir şey mağdur oldum yani müşteriye de mahçup olduk. Türk lirası ile çalışmak gerekiyor. Biz Türkiye’de yaşıyoruz. Başıma hiç böyle bir şey gelmedi bu yaşıma kadar. İlk defa böyle bir eski dolar muhabbeti oldu, zarar etme durumu oldu. Döviz yatırımcısı çok fazla olduğu için bence Türk parası daha önemli. Türk parasında eski yeni yok. Türk parasıyla alışveriş edilmesi daha iyi olur. Biz Amerika’da yaşamıyoruz, Türkiye’de yaşıyoruz. Türk parası bizim en büyük paramızdır, en iyi paramızdır" dedi.
21 Nisan 2026 Salı - 13:40
Fiba CP’ye Hermes Creative Awards’tan 4 platin ödül
İnegöl AVM, yerel kültürel mirası yaşatarak toplumsal etki oluşturan "Gelenekten Geleceğe" projesiyle Hermes Creative Awards’ta 4 ayrı kategoride Platin ödülün sahibi oldu. Fiba Commercial Properties’in yatırımcısı ve yöneticisi olduğu İnegöl AVM, "Gelenekten Geleceğe" projesiyle uluslararası iletişim ve pazarlama dünyasının en saygın ödül platformlarından Hermes Creative Awards’ta dört ayrı kategoride en yüksek seviye olan Platin ödül kazandı. AVM’nin kültürel mirası geleceğe taşıma vizyonuyla hayata geçirdiği proje; Kurumsal Sosyal Sorumluluk Programı, Özel Etkinlik İletişimi, İletişim Kampanyası ve Kültürel Sürdürülebilirlik/ Topluluk Katılımı kategorilerinde bu ödüle layık görüldü. Gelenekten Geleceğe projesi; yerel değerleri koruyan, toplumsal fayda yaratan ve kültürel sürdürülebilirliği destekleyen yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Proje kapsamında hayata geçirilen çalışmalar, yalnızca bir AVM iletişimi olmanın ötesine geçerek bölgesel kalkınmaya ve kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağlıyor. Hermes Creative Awards tarafından verilen bu dört ayrı ödül ile de İnegöl AVM’nin iletişimdeki bütüncül yaklaşımı ve uluslararası standartlardaki başarısı bir kez daha tescillemiş oldu. "Yerel kültüre saygı ve toplumsal sorumluluk vizyonumuzun uluslararası başarıyla taçlanmasından büyük gurur duyuyoruz" Fiba Commercial Properties CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman, ödülle ilgili yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu: "Bu başarıyı yalnızca tek bir projenin çıktısı olarak görmüyoruz; aynı zamanda yerel kültüre duyduğumuz saygının, topluma karşı sorumluluk anlayışımızın ve sürdürülebilirlik odaklı bakış açımızın güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. İnegöl AVM olarak, bulunduğumuz bölgeyle derin bir bağ kurmayı ve bir alışveriş merkezinin ötesinde, sosyal hayatın aktif bir parçası olmayı önemsiyoruz. ‘Gelenekten Geleceğe’ projesiyle amacımız; geçmişten gelen değerleri bugüne taşıyarak, yerel halkın katılımıyla kültürel mirası yaşatmak ve gelecek nesillere ilham verecek şekilde aktarmak. El sanatlarından atölye çalışmalarına, eğitimlerden etkileşimli etkinliklere uzanan bu bütüncül yaklaşımın Hermes Creative Awards’ta dört ayrı kategoride en üst seviye olan Platin ödülle taçlandırılması bizim için son derece kıymetli. Bu ödül, Fiba CP’nin vizyonunun, projeye katkı sunan tüm paydaşlarımızın, İnegöl halkının desteğinin ve özveriyle çalışan AVM ekibimizin ortak emeğinin bir sonucudur."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder