ÇEVRE - 20 Eylül 2025 Cumartesi 10:18

Elazığ’da üretilen milyonlarca fidan, ülkeye nefes oluyor

A
A
A
Elazığ’da üretilen milyonlarca fidan, ülkeye nefes oluyor

Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü tarafından üretilen 6 milyon fidan, Türkiye’nin 81 iline gönderilerek yeşillendirme çalışmalarına büyük katkı sağlıyor.


Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü; Malatya, Tunceli, Bingöl, Muş, Elazığ, Bitlis, Van ve Hakkari’de çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yangınla mücadelede büyük başarılar elde eden bölge müdürlüğü aynı zamanda yetiştirdiği milyonlarca fidan ile adeta ülkeye nefes oluyor. Elazığ’da bulunan Altınova, Hazar ve merkez fidanlıkları başta olmak üzere bölge genelindeki fidanlıklarda üretilen 127 türden 6 milyon fidan, yeşillendirme projesinde de büyük önem taşıyor. Dünya standartlarında profesyonelce yetiştirilen fidanlar, kamu kurumları ve özel sektör olmak üzere 81 ile gönderiliyor. Bu yıl içerisinde 6 milyon fidan üretimi gerçekleştirdiklerini belirten Elazığ Orman Bölge Müdürü Mustafa Arpacı, fidanların sahaya aktarılmaya hazır hale geldiğini söyledi.


Bölge müdürlüğünün ağaçlandırma yönünden oldukça yoğun faaliyetler gerçekleştirdiğini belirten Elazığ Orman Bölge Müdürü Mustafa Arpacı, "Yeni orman tesis edilmesi ve bölgenin ormanlaştırılmasına çok ciddi faaliyetlerimiz var. Bu kapsamda ağaçlandırma ve erozyon çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Yılda ortalama 10 bin hektarın üzerinde çalışma alanımız var. Bu çalışmaları yaparken, bizim için gerekli olan en önemli materyal, sağlıklı ve kaliteli fidan üretimidir. Bu fidanları da üretebilmek için bölge müdürlüğümüzde bir Fidanlık Müdürlüğü ve bunlara bağlı olarak da 8 adet fidanlık şefliğimiz var. Elazığ’da Altınova, Hazar ve merkez fidanlıklarımız var. Malatya’da Dilek ve Pütürge, Tunceli ve Bingöl’de ise bir fidanlığımız var. Muş’ta bu sene yeni kurduğumuz ve üretime başladığımız bir fidanlığımız ve Van ilinde fidanlığımız var. Bu fidanlıklarımızda bu yıl içerisinde 6 milyon fidan üretimi gerçekleştirmekti ve bunu da başardık. Şuan da fidanlarımız artık sahaya aktarılmaya hazır hale geldiler. Bu fidanların 4 milyonunu Orman Bölge Müdürlüğümüz içerisinde ağaçlandırma ve toprak muhafaza çalışmalarında kullanacağız. Yakın bölge müdürlüklerimizin de fidan ihtiyaçlarını buradan karşılıyoruz. Bunun dışında biz fidanlıklarımızda özellikle özel sektörün ve vatandaşlarımızın park, bahçe ve peyzaj düzenlemelerinde ihtiyacı olan fidanları da üretiyoruz" dedi.



"Ortalama her yıl 6-7 milyon arasında üretim gerçekleştiriyoruz"


Arpacı, "Ürettiğimiz 6 milyon fidanın 4 milyonunu biz kullanıyoruz ama 2 milyonunu da piyasanın ihtiyaçlarına yönelik meyve fidanı ve park ve bahçe bitkileri üretimi yapıyoruz. Türkiye’de Orman Fidanlıkları içerisinde iyi bir yerdeyiz. Fidanlarımız gayet modern ve günün şart ve tekniklerine uygun. Birçok konuda öncülük yaptığımız uygulamalarımız da var. Altınova Fidanlığında özellikle dünya standartlarında fidan üretimi gerçekleştiriyoruz. Şuan da 127 türe kadar ulaşmış durumdayız. Batıda ki birçok ildeki peyzaj firmalarına da buradan fidan tedariki yapıyoruz. Bizim fidanlık kapasitemiz yaklaşık 10 milyon adet, ortalama her yıl 6-7 milyon arasında üretim gerçekleştiriyoruz" diye konuştu.



"Tüm Türkiye’ye fidan gönderiyoruz"


Üretilen fidanların bir kısmını vatandaşlara bedelsiz olarak da dağıttıklarını dile getiren Arpacı, "Okullarımızın, ibadethanelerimizin, STK’larımızın ve tüm yerleşkelerin ağaçlandırılması konusunda destek sağlıyoruz. 11 Kasım ve 21 Mart Dünya Ormancılık Haftasında 23 bin adet fidan dağıtımını gerçekleştirdik. Tunceli’de, Malatya’da ve tüm il merkezlerimizde vatandaşlarımızla birlikte 11 Kasım’da ağaçlandırma etkinlikleri düzenledik. Bunun yanında bu sene milli eğitimle beraber genel müdürlüğümüzün protokolü kapsamında okul bahçelerine fidan dağıtacağız. Bölge müdürlüğümüz içerisinde 8 il, ama bunun yanında komşu bölge müdürlüklerimiz var. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Bölge Müdürlüklerimize de gidiyor. Toplamda 30’un üzerinde ilimize buradan fidan gönderiyoruz. Özel sektöre gönderdiğimizde ise tüm Türkiye’ye gönderiyoruz. 81 ilimizin çoğuna burada yetişen fidanlar gidiyor. Çünkü gerçekten peyzaj değeri yüksek, nadir bulunan türlerden üretimler var. Biz ürettiğimiz tür sayısını son 3 yılda 84 türden 127 türe çıkarttık. Bölgemizin iklim şartlarının ve fidanlık şartlarının uygun olduğu her türü önce deneme üretimleriyle başlıyoruz. Adaptasyonu gördükten sonra da kitlesel üretimine geçiyoruz. Fidanlıklarımızla gurur duyuyoruz. Bu sayıyı da her geçen gün arttırarak hem tür çeşitliliğini hem de üretilen fidanları arttırmak gibi bir hedefimiz var" cümlelerini kullandı.



Elazığ’da üretilen milyonlarca fidan, ülkeye nefes oluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yapay zekada küresel yarış: Çin hızla yaklaşıyor Amazon’un Türk yöneticisi Dr. Ruhi Sarıkaya, Yıldız Teknik Üniveristesi’nde verdiği konferansta yapay zekanın geleceğine ilişkin açıklamalar yaptı. Çin’in bu alanda hızla ilerlediğini belirten Sarıkaya ABD’nin çip ambargosuna rağmen 10 yıl sonra dengelerin değişebileceğini vurguladı. Amazon Alexa Yapay Zeka Başkan Yardımcısı Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekada küresel rekabetin hızla derinleştiğini söyledi. Sarıkaya, ABD’nin çip ambargosu uyguladığı Çin’in yapay zekada çok hızlı ilerlediğini belirterek, "10 sene içinde ABD’yi yakalayacak çipler inşa edebilirler" dedi. YTÜ Davutpaşa Kampüsü Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Yapay Zekada Yeni Dönüşüm" başlıklı konferansı öğrencilerin ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Dr. Ruhi Sarıkaya’nın yapay zekanın geleceği, küresel teknoloji rekabeti ve girişimcilik ekosistemine dair değerlendirmeleri ilgi gördü. YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik’in de katıldığı programda Sarıkaya, öğrencilerin sorularını da cevapladı. "AI ABD için varoluşsal bir mesele" Alexa’da 700 kişilik yapay zeka ekibine liderlik yapan Dr. Ruhi Sarıkaya, yapay zekanın artık yalnızca bir teknoloji alanı değil, ülkeler arasında stratejik rekabetin merkezinde yer alan bir güç olduğunu söyledi. ABD’nin yapay zekayı "varoluşsal bir mesele" olarak gördüğünü belirten Sarıkaya, hükümetin bu alanda hızlı ilerlemeyi destekleyen bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Yapay Zeka kimin elindeyse dünyayı o yönetecek" Sarıkaya, şöyle konuştu: "Amerika’nın yaklaşımı, ‘mümkün olduğunca engelleri kaldırın ve olabildiğince hızlı ilerleyin.’ Çünkü yapay zekayı kim kazanırsa dünyayı o yönlendirecek düşüncesi var. Avrupa ise uzun süre bunun tam tersini yaptı. Hatta bu durumu anlatan bir ifade var: ‘Amerika yenilik üretir, Avrupa düzenleme yapar.’ Avrupa teknoloji henüz filizlenmeden düzenlemelere odaklandı. Bunun sonucu olarak Avrupa’da çok güçlü üniversiteler ve çok yetenekli insanlar olmasına rağmen, birçok girişimci şirketlerini Amerika’da kurmayı tercih etti. Çünkü yoğun düzenlemeler start-up’ların enerjisinin büyük bölümünü mevzuata uyum sağlamaya harcamasına yol açabiliyor." "Çin 10 sene içinde kendi çipini inşa edebilir" Çin’in de yapay zeka alanında hızla yükseldiğini vurgulayan Sarıkaya, akademik çalışmaların önemli bir bölümünün Çin’den geldiğini ifade ederek, "Çin’in geliştirdiği modeller, Amerika’nın yaklaşık 9 ay gerisinde. Çin bu alanda çok güçlü bir şekilde ilerliyor. Ancak Çin’in karşılaştığı en büyük darboğaz ileri çip teknolojisi. Nvidia’nın en yeni çiplerini kullanamıyorlar ve daha eski versiyonlarıyla çalışıyorlar. Huawei kendi çiplerini geliştirmeye çalışıyor ama çip teknolojisi derin mühendislik bilgisi gerektiren ve yıllar içinde oluşan bir birikim. Bu nedenle kısa vadede Nvidia seviyesine ulaşmaları zor görünüyor. Fakat 10 sene içinde bir önceki versiyonunu yakalayarak çipler inşa edebilirler" diye konuştu. Geleceğin sorusu: ABD’ye mi Çin’e mi bağımlısın Bugün ileri seviyedeki bir yapay zeka modelini eğitmenin maliyetinin 1 milyar doların üzerine çıktığını söyleyen Sarıkaya, "Türkiye gibi ülkelerde ise yapay zeka farkındalığı yeni yeni oluşuyor. Bu nedenle gelecekte şu soru önemli olacak: Kullandığımız yapay zekâ sistemleri ne kadar Amerika ve Çin’e bağımlı" diye konuştu. Yapay zekanın performansı birçok alanda insanı geçti Konuşmasında yapay zeka sistemlerinin bilişsel görevlerdeki performansına da değinen Sarıkaya, araştırmacıların insan zihninin yaptığı görevleri ölçmek için kullanılan benchmark veri setleri üzerinden karşılaştırmalar yaptığını belirtti. Sarıkaya, özellikle 2016 sonrası dönemde yapay zekanın bu testlerde insan seviyesini hızla aştığını söyledi: "Konuşma tanıma, dil anlama, kodlama, matematik ve soru yanıtlama gibi birçok alanda yapay zeka sistemlerinin performansı insan seviyesini geçti. Yeni bir benchmark tanımlandığında, yapay zeka çok kısa sürede bu seviyeyi aşabiliyor. Bu yüzden sürekli yeni testler geliştirmek gerekiyor." "Yapay zekanın insan zekasını geçtiği yeri göremiyoruz" Yapay zeka ile insan zekası arasındaki ilişkiyi değerlendiren Sarıkaya, yaygın ancak eksik bir yaklaşımın yapay zekayı insan zekasının içinde daha küçük bir alan olarak konumlandırdığını söyledi. Sarıkaya, daha doğru modelin iki zekanın kesişen ancak aynı zamanda birbirinden bağımsız alanlara sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: "Yapay zekayı insan zekasının içinde küçük bir elips gibi düşünmek yaygın ama doğru bir model değil. Daha doğru model, insan zekasıyla yapay zekanın bazı alanlarda kesiştiğini ancak yapay zekanın insanın kavrayamadığı alanlara da sahip olduğunu gösteriyor. Biz bu alanı gözlemleyemiyor olabiliriz ama bu onun var olmadığı anlamına gelmez." Genel Yapay Zeka tahminleri hızla öne çekildi Konuşmasında Genel Yapay Zeka (Artificial General Intelligence - AGI) kavramına da değinen Sarıkaya, AGI’nin tüm bilişsel görevleri insan seviyesinde gerçekleştirebilen sistemler anlamına geldiğini söyledi. Geçmişte bu hedefe ulaşmanın onlarca yıl uzakta görüldüğünü hatırlatan Sarıkaya, son gelişmelerin tahminleri dramatik biçimde değiştirdiğini belirterek, "Deep learning gelişmeden önce yapılan tahminlerde genel yapay zekaya ulaşmak için ortalama 80 yıl gibi süreler konuşuluyordu. GPT-3 ve benzeri büyük modellerin ortaya çıkmasıyla bu tahminler hızla aşağı indi. Bugün bazı analizler AGI’ye 2-5 yıl içinde ulaşılabileceğini söylüyor. Benim kişisel tahminim ise 2030 civarı" ifadelerini kullandı. Sarıkaya’ya göre artık tartışma "genel yapay zekaya ulaşılıp ulaşılamayacağı" değil, "ne zaman ulaşılacağı" üzerine yoğunlaşıyor.