GENEL - 23 Şubat 2012 Perşembe 12:51

CHP`Lİ KADINLARDAN TELGRAF EYLEMİ

A
A
A
CHP`Lİ KADINLARDAN TELGRAF EYLEMİ

Mersin’de CHP’li kadınlar, hükümetin zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran ve 4 artı 4 artı 4 formülünü getiren yasa teklifini protesto ederek, TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Nabi Avcı’ya telgraf çekti.
CHP Mersin İl ve İlçe Kadın Kolları üyeleri, AK Parti Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli, Ahmet Aydın, Mahir Ünal, Mustafa Elitaş ve Ayşe Nur Bahçekapılı’nın TBMM Başkanlığı’na sunduğu ilköğretim ve eğitim kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını içeren yasa teklifinin zorunlu eğitimi 4 yıla indireceğini iddia ederek tepki gösterdiler. Bugün TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak olan yasa teklifinin geri çekilmesini isteyen CHP’li kadınlar, TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı
Nabi Avcı’ya da görüşmelerin durdurulması için telgraf çektiler.
Eylem için saat 11.00’te Merkez PTT önünde toplanan grup adına açıklama yapan CHP Mersin İl Kadın Kolları Başkanı Nevin Zaimoğlu, hükümeti yasa teklifi konusunda bir kez daha uyardıklarını söyledi. Zaimoğlu, AK Parti’nin 5 grup başkanvekili tarafından iki gün önce TBMM Başkanlığı’na verilen söz konusu teklifin jet hızıyla görüşme sırasına alındığını ve bugün Milli Eğitim Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacağını belirtti. Teklifi sunan 5 milletvekilinin de ilköğretim sisteminden sorumlu olmadıklarını,
ayrıca sistem hakkında herhangi bir birikimleri bulunmadığını ileri süren Zaimoğlu, "Milli Eğitim Bakanlığı eliyle değil, bir eğitim uzmanları grubu marifetiyle değil, yalnızca AKP’nin Meclis grubunu yönetme görevleri olan 5 AKP’li eliyle getirilen teklif, eğitim sistemini sarsıyor ve halkın eğitim hakkının kuşa çevrilmesini öngörüyor. Teklif, ilköğretim sistemini değiştiriyor. Şimdi kesintisiz 8 yıl ve zorunlu olan ilköğretimi kesintili yaparak iki parçaya bölüyor. Sözde iki kademe de zorunlu. Oysa öyle
değil, zar zor 5 yıldan 8 yıla çıkardığımız zorunlu eğitim süresi gerçekte 4 yıla düşürülüyor" dedi.
Teklifte çıraklık yaşının 14’ten 11’e indirilmesinin, zorunlu eğitimin 4 yıla indirilmek istenmesinin göstergesi olduğunu ifade eden Zaimoğlu, "İlköğretimde 4. sınıfı bitiren çocukların, ikinci 4 yılı Bakanlar Kurulu’nun belirleyeceği açık öğretim programlarında okuyarak bitirmiş sayılmaları da hem erkek hem de kız çocuklarının ama daha çok da kızların okul çatısının dışına itilmelerine yol açacaktır. Bu teklif, günümüzde yüzde 25’i hiç okula gitmemiş, yüzde 45’i beş yıllık ilkokul mezunu olan kadın
nüfus yapımızı, geleceğe doğru iyileştirme umutlarımızı tümüyle yok edecektir. Kız çocukları eve hapsedilecek, çocuk gelin utancı daha da büyüyecektir. Erkek çocuklarımız ise okul sırasına değil usta rahlesine oturtulacak, sınıflar yerine dükkanlarla tamirhanelere doluşturulacaktır" diye konuştu.
"Çocuklarımızı daha 11 yaşında çırak ve çocuk gelin olarak verme utancını yaşamaya evet demeyeceğiz" diyen Zaimoğlu, bu teklifin tam tersinin yapılması, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması, çocukların gençlik çağına kadar okulda olması gerektiğini kaydetti. Zaimoğlu, çağdışı olarak nitelediği yasa teklifinin derhal geri çekilmesini istedi.
Zaimoğlu’nun açıklamasının ardından postaneye giren CHP’li kadınlar, TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Nabi Avcı’ya, "Görüştüğünüz kanun teklifi kandırmacadır. Zorunlu eğitimi 4 yıla düşürüyorsunuz. Çocuklarımızı çıraklığa mahkum ediyorsunuz; kız çocuklarımızı Ortaçağ’daki gibi yine toplumun dışına itiyorsunuz. 222 sayılı yasayı değiştirme görüşmelerini durdurmanızı istiyoruz" yazan telgraflar gönderdiler.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün savunma yaptı Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ifade verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 3. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada ara mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı 4 sanığın da tutukluluk halinin devamını talep etti. "Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, kimseye vermedim" Tutukluluğunun devamına yönelik ara mütalaaya karşı stratejist Necati Özkan, "Biz burada 2 nedenle bulunuyoruz. Ekrem Bey’in itibarını biraz daha zedelemek, 2019 seçimlerini kirletmek ve Sayın Merdan Yanardağ’ın televizyon kanalına el koyabilmek. Bu raporlarda ortaya konan çabanın bir casusluk davası meselesini çözmekle ilgili bir çaba olmadığını, tam tersine bu tutuklulukları uzatmakla ilgili bir çaba olduğunu görüyoruz. Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Savcının yorumları var o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey’i ve Merdan Bey’i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin" ifadelerini kullandı. "Sahte belgeler var" Gazeteci Merdan Yanardağ ise, "Dün de söyledim bu beşinci sınıf kumpasın iki hedefi var. Tele1’e el koymak beni ve arkadaşlarımızı susturmak ve esas olarak da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kuşatmak, 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek, paralize etmek. Ama yapamayacaklar. Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Cumhuriyet savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi? Mesela benim Hüseyin Gün’le bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi? Bu dosyada anlaşılan şu, bir, itirafçı olmaya zorlanıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor biliyor musunuz? ‘Televizyonun finansman kaynağı ne?’ Çünkü onlar bir gazetecilik başarısının nasıl böyle bir sonuç doğurabileceğine inanamadılar. Cezalarla geldiler, soruşturmalarla geldiler. RTÜK cezalarıyla vesaire mali ambargolar uyguladılar. Reklam veren firmalara müfettişler, vergi müfettişleri göndererek televizyon yayınlarını önlemeye çalıştık. Neden bir MİT değerlendirmesi yok bu casusluk davasında? Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum" dedi. "Kimseye casusluk iftirası atmadım, beyanlarım, ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi" Ardından söz verilen Hüseyin Gün, "Bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam. Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Ben casus değilim. 10 günlüğüne, rahmetli manevi annemin ricası üzerine İmamoğlu’nu çok sevdiği için ve 1. seçim iptal edildikten sonra sıradan bir sosyal medya analizi yaptırdığım için şimdi karşınızda ben casus oluyorum. Nasıl bir casusum ben? Kimin casusuyum? Kime çalışmışım ben? İddianamede yazıyor, yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD’mışım, hem CIA’ymişim. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ne iddianamede bu çözüldü ne de ben tecrit altında olmama rağmen çözebildim. Burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu’na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir" şeklinde konuştu. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.
Mersin Mersin’deki fabrika yangınına köpüklü müdahale Mersin’de 1 işçinin hayatını kaybettiği yağ üretim ve enerji depolama tesisindeki yangına köpüklü müdahale gerçekleştirildi. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu tanktaki alevlerin büyük bölümü kontrol altına alınırken, bölgede soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Edinilen bilgiye göre olay, merkez Akdeniz ilçesi Kazanlı Mahallesi’nde bulunan Aves Enerji Dolum Tesislerinde meydana geldi. Yakıt tankında henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama yaşandı. Patlama sırasında tank üzerinde bulunan Süleyman Güner (47), yaklaşık 20 metre yükseklikten beton zemine düştü. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı Toros Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Patlamanın ardından fabrikada çıkan yangına ilk olarak tesisin kendi ekipleri müdahale etti. Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine bölgeye Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, AFAD ve emniyete bağlı TOMA araçları sevk edildi. Yangının kontrol altına alınabilmesi için Adana ve Niğde’den de takviye itfaiye ekipleri gönderildi. Ayrıca Mersin’in çeşitli ilçelerinden destek ekipleri bölgeye yönlendirildi. Tanktaki benzin nedeniyle ekiplerin söndürme çalışmaları güçlükle yürütüldü. Akşam saatlerinde yangına köpükle müdahale edilirken, tanktaki alevlerin kısmen söndürüldüğü ve bölgede yoğun şekilde soğutma çalışmalarının devam ettiği belirtildi. Yangının tamamen kontrol altına alınması için ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğü, olayla ilgili inceleme başlatıldığı bildirildi.