ASAYİŞ - 24 Şubat 2012 Cuma 23:36

(ÖZEL HABER) INTERPOL`ÜN ARADIĞI MÜCEVHERLERİNİ İSTANBUL`DA BULDU

A
A
A
(ÖZEL HABER) INTERPOL`ÜN ARADIĞI MÜCEVHERLERİNİ İSTANBUL`DA BULDU

İsviçre’de 3 yıl önce çalınan ve Interpol tarafından aranan 1 milyon Euro değerindeki özel yapım mücevherlerin bir kısmı cenaze törenine katılmak üzere Zürih’ten İstanbul’a gelen sahibi tarafından bulundu.
Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Galatasaray Kulübü’nün eksi yöneticilerinden Necdet Çobanlı’nın cenaze törenine katılmak üzere İsviçre’den Türkiye’ye gelen Doria Benşufi, yaşadıkları karşısında şaşkına döndü. Fransa vatandaşı İsviçre’nin Zürih kentinde yaşayan Benşufi, arkadaşı Fatoş Çobanlı Rosenberg babasının cenaze törenin ardından Sultanahmet’in ardından Kapalı Çarşı’da gezmeye başladı. Akşam saatlerinde tarihi Kapalı Çarşı’daki kuyumcuların vitrinlerine de bakan Benşufi, bir kuyumcunun
vitrindeki mücevheri görünce şok oldu. 3 yıl önce Zürih’teki evine giren hırsızlar tarafından çalınan 1 milyon Euro değerindeki mücevherlerden bazılarını görünce ne olduğunu anlayamadı. Çalınan özel yapım mücevherini tanıyan Benşufi, cep telefonuyla vitrindeki mücevherlerinin fotoğrafını çekerek daha önce kendisinde var olan fotoğraflarla karşılaştırdı. Interpol tarafından da aranan mücevherlerin kendisine ait olduğundan da emin olan Benşufi, İsviçre’ye dönmekten vazgeçerek durumu arkadaşı Fatoş Çobanlı
Rosenberg’e haber verdi. Sabahın erken saatlerinde buluşan Rosenberg ve Benşufi, avukatlarını alarak önce polise merkezine daha sonra savcılığa giderek suç duyurusunda bulundu. Ardından 1 milyon Euro değerindeki mücevherler için harekete geçen polis ekipleri, Kapalı Çarşı’daki kuyumcuya geldi. Vitrindeki mücevherlerin kendisine ait olanlarını tek tek teşhis eden Benşufi, durumu polis tekrar anlattı. Kuyumcuda inceleme yapan polis ekipleri, tutanak tutarak Benşufi’ye ait olduğu anlaşılan 17 parça 500 bin
Euro değerindeki mücevheri teslim aldı.
Yapılan araştırmada kuyumcunun 500 bin Euro değerindeki özel yapım mücevherleri başka bir kuyumcudan satın aldığı tespit edildi. Ardından polis ekipleri mücevherlerin satın alındığı diğer kuyumcuya gitti. Kuyumcuya giren polis ekipleri, Benşufi’nin kendisi ve çocuklarına ait takılarıyla kocasına ait saatleri vitrinde buldu. Burada yapılan incelemede ise 100 bin Euro değerindeki 13 parça mücevher bulundu. Polis ekipleri tarafından el koyulan mücevherler adli emanete alınırken, hırsızların Zürih’te çaldığı
mücevherleri polisin gittiği ikinci kuyumcuya sattığı tespit edildi. Kuyumcunun hırsızlardan aldığı mücevherlerin bir kısmını erittiği bir kısmını vitrinde sergilediği bir kısmını da yurt dışı ve yurt içine sattığı belirlendi.
İhlas Haber Ajansı muhabirinin sorularını yanıtlayan Benşufi, mücevherlerin bir kısmının bulunduğuna çok mutlu olduğunu belirterek, Türk polisi, avukat ve savcılarını çok teşekkür etti. Kuyumcu sahipleri ifadeleri alınmak üzere polis merkezine götürülürken, olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün savunma yaptı Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ifade verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 3. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada ara mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı 4 sanığın da tutukluluk halinin devamını talep etti. "Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, kimseye vermedim" Tutukluluğunun devamına yönelik ara mütalaaya karşı stratejist Necati Özkan, "Biz burada 2 nedenle bulunuyoruz. Ekrem Bey’in itibarını biraz daha zedelemek, 2019 seçimlerini kirletmek ve Sayın Merdan Yanardağ’ın televizyon kanalına el koyabilmek. Bu raporlarda ortaya konan çabanın bir casusluk davası meselesini çözmekle ilgili bir çaba olmadığını, tam tersine bu tutuklulukları uzatmakla ilgili bir çaba olduğunu görüyoruz. Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Savcının yorumları var o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey’i ve Merdan Bey’i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin" ifadelerini kullandı. "Sahte belgeler var" Gazeteci Merdan Yanardağ ise, "Dün de söyledim bu beşinci sınıf kumpasın iki hedefi var. Tele1’e el koymak beni ve arkadaşlarımızı susturmak ve esas olarak da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kuşatmak, 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek, paralize etmek. Ama yapamayacaklar. Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Cumhuriyet savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi? Mesela benim Hüseyin Gün’le bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi? Bu dosyada anlaşılan şu, bir, itirafçı olmaya zorlanıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor biliyor musunuz? ‘Televizyonun finansman kaynağı ne?’ Çünkü onlar bir gazetecilik başarısının nasıl böyle bir sonuç doğurabileceğine inanamadılar. Cezalarla geldiler, soruşturmalarla geldiler. RTÜK cezalarıyla vesaire mali ambargolar uyguladılar. Reklam veren firmalara müfettişler, vergi müfettişleri göndererek televizyon yayınlarını önlemeye çalıştık. Neden bir MİT değerlendirmesi yok bu casusluk davasında? Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum" dedi. "Kimseye casusluk iftirası atmadım, beyanlarım, ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi" Ardından söz verilen Hüseyin Gün, "Bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam. Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Ben casus değilim. 10 günlüğüne, rahmetli manevi annemin ricası üzerine İmamoğlu’nu çok sevdiği için ve 1. seçim iptal edildikten sonra sıradan bir sosyal medya analizi yaptırdığım için şimdi karşınızda ben casus oluyorum. Nasıl bir casusum ben? Kimin casusuyum? Kime çalışmışım ben? İddianamede yazıyor, yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD’mışım, hem CIA’ymişim. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ne iddianamede bu çözüldü ne de ben tecrit altında olmama rağmen çözebildim. Burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu’na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir" şeklinde konuştu. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.
Mersin Mersin’deki fabrika yangınına köpüklü müdahale Mersin’de 1 işçinin hayatını kaybettiği yağ üretim ve enerji depolama tesisindeki yangına köpüklü müdahale gerçekleştirildi. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu tanktaki alevlerin büyük bölümü kontrol altına alınırken, bölgede soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Edinilen bilgiye göre olay, merkez Akdeniz ilçesi Kazanlı Mahallesi’nde bulunan Aves Enerji Dolum Tesislerinde meydana geldi. Yakıt tankında henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama yaşandı. Patlama sırasında tank üzerinde bulunan Süleyman Güner (47), yaklaşık 20 metre yükseklikten beton zemine düştü. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı Toros Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Patlamanın ardından fabrikada çıkan yangına ilk olarak tesisin kendi ekipleri müdahale etti. Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine bölgeye Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, AFAD ve emniyete bağlı TOMA araçları sevk edildi. Yangının kontrol altına alınabilmesi için Adana ve Niğde’den de takviye itfaiye ekipleri gönderildi. Ayrıca Mersin’in çeşitli ilçelerinden destek ekipleri bölgeye yönlendirildi. Tanktaki benzin nedeniyle ekiplerin söndürme çalışmaları güçlükle yürütüldü. Akşam saatlerinde yangına köpükle müdahale edilirken, tanktaki alevlerin kısmen söndürüldüğü ve bölgede yoğun şekilde soğutma çalışmalarının devam ettiği belirtildi. Yangının tamamen kontrol altına alınması için ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğü, olayla ilgili inceleme başlatıldığı bildirildi.