YEREL HABERLER - 29 Aralık 2011 Perşembe 19:19

ÇORUM`DAKİ SANAYİ VE BORSA BAŞKANLARI BİR ARAYA GELDİ

A
A
A
ÇORUM`DAKİ SANAYİ VE BORSA BAŞKANLARI BİR ARAYA GELDİ

Çorum’daki Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Borsası başkanları istişare toplantısında bir araya geldi.
Çorum Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde yapılan toplantıya Vali Nurullah Çakır, TSO Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Başaranhıncal, Ticaret Borsası Başkanı Ömer Güney, Alaca, Sungurlu sanayi odası ve borsa başkanları katıldı.
Toplantıda bir açılış konuşması yapan Ticaret Borsası Başkanı Ömer Güney, yapılan analizler sonucu Çorum’da üretilen buğdayların kalitesiz olduğunun ortaya çıktığını açıkladı. Çorum’da 1 milyon ton hububat üretimi yapıldığının dile getirildiğini belirten Güney, yaptığı incelemede 2011 yılında 455 bin ton buğday, 37 bin ton arpa, 56 bin ton çeltik, 6 bin ton nohut üretildiğinin ortaya çıktığını belirtti. Üretimi yapılan hububat ürünlerinin gerçek değerinin ortaya çıkarılması gerektiğini dile getiren
Güney, "Bunun için oda ve borsalara görev düşüyor. Uydu görüntüleme sistemiyle ildeki arazilerde ekilen ürünlerin ne olduğu tespit edilmesi gerekir" diye konuştu.
AB mevzuatına göre ürün alım politikalarında değişiklikler yapıldığına dikkat çeken Güney, "TMO ilk kez bu yıl alım kriteri geliştirdi. Burada her yıl taban fiyatlar belirlenirken mahsulün fiziki görüntüsü ele anıyordu. Bu yıl 10,5 protein altındaki ürünler yemlik durumuna geçti. Ne yazıktır ki ilde ve bölgedeki ürünlerin yüzde 95’ninin üzeri standartların altında çıktı. Bunu düzeltmemiz gerekiyor. Bunun düzeltilmesi için hep birlikte sulu tarım arazileri, sertifikalı tohum ekimini artırmamız gerekiyor.
2006 yılından itibaren buğday ithalatı arttı. 4 milyon tonun üzerindeki ithal buğdayın Türkiye’ye girdiğini görüyoruz. Bu hem sanayici, hem tüccar hem de üreticilerin zararına. Uydu görüntüleme sisteminde çalışma yapılmalı" diye konuştu.
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Başaranhıncal ise, Çorum’un kalkınmada model olduğunu hatırlatarak, şehrin gelişimi, dünya pazarlarına açılması için üzerindeki ölü toprağını atarak, şirket evlilikleri büyümesi gerektiğini belirtti. Sanayide atılım yapıldığı dönemde çok ortaklı şirketlerin kurularak Türkiye’ye örnek bir yapının oluşturulduğunu dile getiren Başaranhıncal, "Bir tarafta Başkent Ankara, diğer tarafta sahil bandı bulunan Samsun atak yaparken biz oturup bunu seyredemeyiz. Biz de biran
önce gerekli tedbirlerimizi almalıyız" diye konuştu.
Organize Sanayi Bölgesi’nden (OSB) sonra önemli bir üretim merkezi olan Küçük Sanayi Sitesi’nin (KSS) hem işletme sayısı ile hem de sağlamış olduğu istihdam ile il ekonomisine önemli bir katkı sağladığını işaret eden Başaranhıncal, "KSS bulunduğu konum orta ve uzun vadede ihtiyaçları karşılamak için yeterli gözükmemektedir. Çorum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği tarafından gündeme getirilen Ahi Evran Sanayi Şehri projesi küçük işletmelerimiz, girişimcilerimiz için yeni bir soluk aldıracak
niteliktedir. Bu kapsamda yapılacak projeyi oda olarak çalışmaları destekleyeceğimizi paylaşmak istiyoruz" diye konuştu.
2011 yılında Eylül ayı itibariyle Çorum’dan 89 milyon 294 bin dolar ithalat, 105 milyon 842 bin dolar ihracat yapıldığını açıklayan Başaranhıncal, "Bu rakamların tamamı özel sektörümüzün çabaları ile gerçekleştiği ortadadır. Hem ihracat rakamlarında hem de ihracat eden firmalarımıza baktığımız zaman sayısal olarak sürekli bir artışın olduğu hiç şüphe götürmemektedir. 2023 hedefleri ile uyumlu olarak ilimizdeki ihracat rakamlarının uyumlu bir şekilde artacağı ve 2023 de ilimizin ihracat rakamının tahmini
olarak 700 milyon dolar olacağını tahmin etmekteyiz. Ancak, başta 2009 ve 2010 yılların da yaşanan finansal kriz ve Çin faktörü ile ihracat rakamlarında ve firma sayılarında düşüş olduğunu da göz ardı etmemek gerekir" diye konuştu.
İş dünyasının beklentileri hakkında açıklama da bulunan Başaranhıncal, "Sektörel ve bölgesel teşviklerin illerin sosyo ekonomik beklentileri dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek illere göre teşvik politikasının geliştirilmeli. Hızlı tren ve yük taşımacılığına uygun demiryolunun Ankara-Çorum ve Samsun güzergahını sağlayacak şekilde ve 2023 Türkiye vizyonuna uygun olacak şekilde çalışmalarının işlevsellik kazandırılması yatırım programına alınmalı. Demiryolu konusunda Çorum seferber oldu. Ama trene
binene kadar mücadelemiz sürecek. Göç veriyoruz. Kırsaldan merkez, merkezden büyük illere göç veriyoruz. Göçün başlıca nedenleri arasında sosyal yaşamın zayıf olması, ciddi kriter. Kendini yetiştiren beyinlerde en büyük neden bu. Bir AVM projesi. Bu tür projelerin sosyal hayatın artırılması, Hitit kültürünün ön plana çıkarılmasıyla göçü ortadan kaldırırız. Kırsal alanlarda ciddi teşvik politikaları ve birleşmeyi öğrenmemiz lazım. Küçük olsun benim olsun yerine söz sahibi olabileceğimiz hale gelmemiz için
birleşmemiz lazım" şeklinde konuştu.
Toplantının kapanış konuşmasını yapan Vali Nurullah Çakır ise, Çorum’un geleceğe hazırlanmasında birlikte hareket edilmesi ve değişime ayak uydurulması için çağrıda bulundu. Çorum’da kalkınma ve büyüme heyecanının varlığının kendilerini memnun ettiğini dile getiren Vali Çakır, "Çorum’da birliktelik var, bu birliktelik akademik bakış açısıyla şekillenmeli. Çorum, Çorum olmalı, kendi değerleriyle markalaşmalı. Ben Çorum’daki birlikteliğin Çorumluya yakıştığını düşünüyorum. Gelişim dediğimiz olaya bir bütün
olarak bakmalıyız. İlçelerimizle, beldelerimizle, köy ve kasabalarımızla sektörel birlikteliğimizi sağlayarak bulunduğumuz sektörde öncü olmaya önem vermeliyiz. Çorum sadece TSO olarak değil, Sungurlu, Osmancık, Alaca, İskilip ve diğer bütün ilçelerle birlikte gelişimde topyekun hareket etmeliyiz. Mevcut tecrübe ve deneyimizi bilerek yola çıkmalıyız. Örneğin, Sungurlu’yu Ankara’ya yakınlığının bilincinde olarak Sungurlu’yu, A sağladığını işaret eden Başaranhıncalnkara’ya nasıl entegre ederek edip ufkunu
nasıl başka yönlere çekebiliriz bunu düşünelim" ifadelerini kullandı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Zeyyat Kafkas: "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarının yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey olmadığını belirterek, "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiği maçın ardından Kulüp Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kafkas, yaptığı açıklamada, Öztürk’ün ifadelerinin gerçekleri çarpıttığını belirterek, "Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir" dedi. Trabzon’da misafirperverliğin her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Kafkas, "Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir. Bu bizim kültürümüzdür" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Galatasaray cephesini etik dışı davranmakla suçlayan Kafkas, şu ifadelere yer verdi: "Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez. Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür. Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır. Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır. Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır. Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır." Bir oyuncu transferi üzerinden de eleştirilerini sürdüren Kafkas, "Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır. Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir" dedi. Trabzonspor’un hiçbir kulübü düşman olarak görmediğini belirten Kafkas, "Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir. İhaneti ‘transfer politikası’, kurnazlığı ‘yöneticilik’, organize temasları da ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz" ifadelerini kullandı. Kafkas, açıklamasının sonunda, "Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır. Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.
Ankara DMM’den ABD’nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddialarına yalanma Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından ABD’nin F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu iddiaları yalanlandı. DMM’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Bazı sosyal medya hesapları ve dezenformasyon odaklı mecralarda yer alan, ’Türkiye’nin İran’a gelişmiş uçaksavar ve İHA füzeleri tedarik ettiği, düşürüldüğü iddia edilen ABD’ye ait F-15 savaş uçağının Türk yapımı omuzdan fırlatılan uçaksavar sistemiyle vurulduğu’ yönündeki paylaşımlar tamamen asılsızdır ve gerçeği yansıtmamaktadır. Nereden kaynaklandığı tahmin edilebilecek bu tür gerçek dışı iddialar, Türkiye’nin bölgesel krizlerde üstlendiği yapıcı rolü ile barış ve diplomasi odaklı gayretlerini zedelemeye yönelik kasıtlı birer psikolojik harp saldırısı ve kara propaganda girişimidir" denildi. Türkiye’nin bölgedeki huzur ve istikrarın korunması için bir duruş sergilediği söylenen açıklamada, "Türkiye, bölgedeki tüm süreçlerde huzur ve istikrarın korunmasını esas alan bir duruş sergilemektedir. Ülkemizin küresel ölçekte takdir gören diplomatik başarısını hedef alan bu algı operasyonları, uluslararası kamuoyunu yanıltma amacı taşımaktadır. Kamuoyunu manipüle etmeye ve bölgedeki hassas dengeleri hedef almaya yönelik bu tür kirli bilgi yayma faaliyetlerine itibar edilmemelidir. Resmi kaynaklar dışındaki spekülatif açıklamalara karşı dikkatli olunması büyük önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.