SAĞLIK - 18 Nisan 2020 Cumartesi 11:00

Uzun ve sağlıklı yaşamın sırları

A
A
A
Uzun ve sağlıklı yaşamın sırları

Op.

Op. Dr. Arif Eroğlu, kendine bakan, spor yapan, kaliteli uyku uyuyan, önemli gıda takviyeleri alan, hayata olumlu bakan kişilerin yüksek oranda sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdüğünün altını çizdi.


“İnsanlar alkol ve sigara kullanmalarına rağmen 100 yaşını görenlere özenmeyi tercih ederler ve bu işin en kolayıdır” diyen Op. Dr. Arif Eroğlu, “Genetik yatkınlık yadsınamaz bir gerçek ama her şeyi belirleyen ne yazık ki sadece genler değil. Çoğu durumda çevresel faktörlerin daha etkili olduğunu görüyoruz” dedi.


Op. Dr. Arif Eroğlu, “Aile hayatınız, iş hayatınız ve çevrenizdeki arkadaşlarınızla ilişkileriniz güzel olmadığı sürece uzun yaşama şansınız çok sınırlı. Hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin, kendinize hedefler belirleyin ve onları gerçekleştirmek için uğraşın. Hayatı sevin ve şükredin. Hayata nasıl bakarsak hayat bize onu verir. Negatifi görmek çok kolaydır, önemli olan olumsuzluklar içinde bile gülümseyecek ve gülümsetecek bir sebep bulabilmektir” diye konuştu.


Sağlıklı yaşamın ilk adımı olarak kalori miktarının azaltılmasını öneren ve günlük ortalama kalori tüketimini yüzde 25 azaltan kişilerin çok daha sağlıklı olduklarını; kalp hastalıkları, diyabet ve kansere yakalanma risklerinin belirgin olarak düştüğünün bilimsel olarak kanıtlandığını belirten Op. Dr. Arif Eroğlu, “Obez bir kişinin ne yazık ki uzun ve sağlıklı yaşaması mümkün değil. Yaşam süresinin ve kalitesinin sırrı en çok tüketilen gıdalarda saklı. Ekmek tüketiminin sınırlı tutulması gerekir ve buğdayın menşeine dikkat edilmesi önemlidir. Hayvansal süt ürünleri kanı asidik yapar ve böylelikle kemiklerden kalsiyum çözülmesine sebep olur; süt ürünleri kemikleri desteklemez aksine kemik erimesine sebep olur. Bu sebeple belli yaştan sonra tüketilmemelidir. Doğayı taklit etmek her zaman en doğrusudur. Yetişkin olup da süt tüketen bir hayvan modeli yoktur. Zencefil, zerdeçal, siyah zeytin, ev yapımı turşu, üzüm çekirdeği ekstresi, propolis, ruşeym, keçiboynuzu özütü gibi doğal destekleyicilerin bağışıklık sistemini güçlendirmede çok önemli yeri var. B12 vitamini için haftada 1 paça çorbası içmek çok yararlıdır. Lifli gıda tüketimi azlık bağırsaklarda toksin birikimine neden olduğundan sabah kahvaltıda yulaf kepeği tüketilmesi bağırsakları süpürür ve metabolizmayı temizler. Bağırsaklar beynimizdeki fonksiyonları bile kontrol eder. Gereksiz ilaç kullanımı barsak florasını bozar ve bağırsak epiteline zarar verdiği için kanser başta olmak üzere otoimmun hastalıklara (vücudun kendi kendine antikor üreterek adeta metabolizmanın kendi ile kavga etmesi gibi), idiyopatik hastalıklara (nedeni bilinmeyen, açıklanamayan), alerjik hastalıklara ve ruh sağlığı bozukluklarına zemin hazırlar. Ev yapımı elma sirkesini birkaç damla suya damlatarak güne başlayın, birçok hastalık için korunmuş olacaksınız” diye konuştu.


Dr. Eroğlu, sporun yalnızca bedeni değil, ruh sağlığını da olumlu etkilediği kaydederek, “Endorfin, seratonin, adrenalin gibi vücudu hem zinde tutan hem de mutluluk veren hormonların salınımıyla daha olumlu ve enerjik bir karaktere dönüşüm sağlanabilir. Fiziksel faaliyetlerin hücresel mitokondri sayısını da arttırır. Mitokondriler hücrelerde enerji üreten organellerdir. Bazal metabolizması 1200 cal olan birinin bazal metabolizması 2500 cal’e çıktığında ‘Su içsem yarıyor!’ durumu ortadan kalkıyor ve kilo verme hızı süratle artıyor. ‘Spor yaparken yakılan kaloriden çok daha önemli olan düzenli sporun oluşturduğu mitokondri sayısındaki artıştır. Kalori yakımdan maksimal sonucu almak için vücudun şaşırtılması gerekir, bunu sağlamak içinse farklı saatlerde ve farklı tipte egzersizlerin yapılarak ters kas gruplarının, agonist ve antagonist, doğru ve sıralı bir biçimde uyarılması vücuda katkı sağlar. Tüm araştırmalar uzun yaşamın en büyük sırrının fiziksel aktivitede saklı olduğunu gösteriyor. Uykunun büyüme hormonunun üretimini artırdığı bilimsel olarak kanıtlandı. Düzenli olarak 7 saat ve üzeri uyku uyumayan kişilerin uzun yaşam şansı ne yazık ki düşük. Vücuda kendini onarma ve hücrelerini yenileyebilmesi için zaman vermek lazım. Duş sonrası nemlendirici yerine ciltlerine zeytinyağı sürmelerini tavsiye ediyorum. Zeytinyağı cildi beslemekle kalmıyor, aynı zaman da koruyucu bir katman işlevi görerek kırışıklıkların oluşumunu önlüyor. Gerçek yosun kullanılarak haftada bir tüm vücuda peeling yapılmasının da hücre yenilenmesini ve cilt kalitesini arttırıyor. Esansiyel yağların bakteri, mantar ve virüsler başta olmak üzere enfeksiyon hastalıklarını önler ve koruyucu hekimlikte üzerinde durulması gereken doğal bir koruyucu yöntemdir. Bulmaca çözmek, puzzle yapmak, satranç ya da briç oynamak gibi zihin egzersizleri çok önemli. Zihnini canlı tutmanın yanı sıra kişisel gelişimini arttırmak amacıyla düzenli kitap okunması da yararlı bir aktivite ve herkese tavsiye ediyorum” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Haliç’te alarm: Yağmur sularıyla taşınan kirlilik balık ölümlerine yol açabilir İstanbul’da etkili olan aralıksız yağışların ardından Haliç’te gözlenen renk değişiminin yaklaşık 10-15 gün içinde yeniden normale dönmesi bekleniyor. 48 saat süren yoğun yağış sonrası dereler ve kanalizasyon hatlarından taşınan suların Haliç’e karışmasıyla suyun rengi kahverengiye dönerken, Boğaz’ın turkuaz tonları ile Haliç’in kahverengi suları arasındaki belirgin fark dron görüntülerine yansıdı. Uzmanlar ise taşınan kirliliğin balık ölümlerine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Havadan görüntülenen Haliç’te, yağış sonrası oluşan yoğun bulanıklık ve kahverengi renk dikkat çekti. Derelerin büyük bölümünün yapılaşma nedeniyle kapanmasıyla birlikte yağmur sularının caddeler üzerinden taşınarak Haliç’e ulaştığı, bu süreçte çamur ve atıkların da suya karıştığı gözlemlendi. Yağmur suyu altyapısı yetersiz Çevre Konseyi Genel Sekreteri Zafer Murat Çetintaş, yağmur suyu toplama sistemlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, "Bütün belediyelerin başta yağmur sularını toplama kanallarını yeniden aktif hale getirmesi gerekiyor. Haliç çevresindeki kollektörlerde bu suların toplanıp kullanılabilmesi gerekirken bugüne kadar yüzde beşi bile gerçekleştirilemedi. Derelerin büyük kısmı yapılaşma nedeniyle kapatıldı. Bu nedenle yağmur suları artık caddelerden akarak Haliç’e ulaşıyor" dedi. Kirlilik balık ölümlerine yol açabilir Çetintaş, kirliliğin canlı yaşamını doğrudan tehdit ettiğini ifade ederek, "Caddelerden gelen çamur ve partiküller Haliç’e taşınıyor. Bu durum fauna ve florayı bozuyor. Suda yaşayan canlıların solungaçlarına partikül kaçması ölümcül sonuçlara yol açar. Bunun benzerini daha önce balık çiftliklerinde gördük. Aynı risk Haliç için de geçerli. Bu şekilde devam ederse hem balık ölümleri yaşanır hem de bölgede ağır koku oluşur" diye konuştu. Haliç 10-15 günde temizlenebilir Haliç’in hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten Çetintaş, çözüm önerisine de değinerek, "Haliç’in temiz kalabilmesi için Karadeniz’den temiz su basılması gerekiyor. Bu işlem devam ederse yaklaşık 10-15 gün içerisinde suyun yeniden eski haline dönmesi mümkün. Temiz su, kirli suyu iterek çökmesini sağlar" ifadelerini kullandı. Yetkililerin yağmur suyu ve kanalizasyon altyapısını ayrıştıracak çalışmalar yapması gerektiğini vurgulayan Çetintaş, mevcut durumun İstanbul için ciddi bir çevre riski oluşturduğunu sözlerine ekledi.